<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Kastamonu Gündem Gazetesi</title>
      <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Kastamonu haber ve bilgi kaynağınız Kastamonu Gündem, şehrimizden güncel haberleri ve son dakika Kastamonu gelişmelerini okurlarıyla paylaşıyor.</description>
      <category>Newspaper - Kültür</category>
      <lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2026 11:18:15 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/rss/haberler/kultur/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Başkent’te Kültürel Değerleri Tanıtılıyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/baskent-te-kulturel-degerleri-tanitiliyor/127175/</link>
            <description><![CDATA[Başkent'te düzenlenen 21. Kastamonu Günleri kapsamında, Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsü ve halk eğitimi merkezleri tarafından oluşturulan sergi ve stant alanları ziyaretçilerle buluştu.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/baskent-te-kulturel-degerleri-tanitiliyor/127175/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 13:48:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Başkent&#39;te düzenlenen 21. Kastamonu Günleri kapsamında, Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsü ve halk eğitimi merkezleri tarafından oluşturulan sergi ve stant alanları ziyaretçilerle buluştu.</p><p>Ziyarette Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsü ile halk eğitimi merkezleri tarafından hazırlanan çalışmalar incelendi. Geleneksel el sanatlarından yöresel kültüre uzanan eser ve ürünler hakkında bilgi verilirken, usta öğreticilerinin emekleriyle hazırlanan çalışmalar ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.</p><p>Kastamonu&#39;nun kültürel birikiminin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlayan sergi alanlarında kente özgü motifler, el emeği ürünler ve geleneksel sanatlardan örnekler yer aldı. Katılımcılar stantları ziyaret ederek sergilenen çalışmaları inceledi, emeği geçen yönetici, öğretmen ve usta öğreticilere teşekkür etti. <br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/baskent-te-kulturel-degerleri-_1790938088_jwo6vR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Başkent’te Kültürel Değerleri Tanıtılıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/baskent-te-kulturel-degerleri-_1790938088_jwo6vR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İnebolu’nun Aşı Boyalı Tarihi Evleri Neden Bu Renkte?]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/inebolu-nun-asi-boyali-tarihi-evleri-neden-bu-renkte/127140/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun İnebolu ilçesindeki tarihi evleri diğer yapılardan ayıran bordo-kırmızı renk, yalnızca estetik bir tercih değil. Ahşap cephelerde kullanılan geleneksel aşı boyası, geçmişte yapıların korunmasında da önemli bir rol üstleniyordu.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/inebolu-nun-asi-boyali-tarihi-evleri-neden-bu-renkte/127140/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:00:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun İnebolu ilçesinde yamaçlara sıralanan tarihi evler, ahşap mimarilerinin yanı sıra kendilerine özgü bordo-kırmızı renkleriyle de dikkat çekiyor. İlçeyle özdeşleşen bu rengin ardında ise geleneksel aşı boyası bulunuyor.</p><p>İnebolu&#39;nun tarihi evleri genellikle iki ve üç katlı, bahçeli ahşap yapılardan oluşuyor. Yapıların dış cephelerinde kırmızı, bordo, beyaz ve bazı örneklerde mavi tonları kullanılıyor. Özellikle kırmızı ve bordo tonları, ilçenin geleneksel mimarisine karakteristik görünüm kazandırıyor.</p><strong>İnebolu Evlerinin Bordo Rengi Nereden Geliyor?</strong><p>İnebolu&#39;daki tarihi evlerin bordo-kırmızı görünümünün temelinde aşı boyası bulunuyor. Geleneksel olarak ahşap yüzeylerde kullanılan bu boya, ilçedeki yapıların görünümünün belirginleşmesini sağlarken aynı zamanda ahşabın korunmasına da katkıda bulunuyor.</p><p>Aşı boyasının kırmızı renginin, kırmızı toprakla bağlantılı olduğu belirtiliyor. İnebolu Kaymakamlığı tarafından ilçenin tarihi evlerine ilişkin verilen bilgilerde, aşı boyasının Aşı Köyü&#39;nden çıkarılan toprakla hazırlandığı aktarılıyor. Ancak bu toprağın kaynağı konusunda kesinlik taşıyan farklı bir bilgi bulunuyor. İnebolu&#39;daki geleneksel yapılarda kullanılan malzemeleri inceleyen akademik çalışmalarda, kırmızı toprağın kaynağının kesin olarak bilinmediği, Küre ilçesindeki Aşı Köyü ve bölgedeki bakır madeniyle bağlantısının tahmin edildiği ifade ediliyor.</p><strong>Bu Boya Sadece Renk Vermiyordu</strong><p>İnebolu evlerinde aşı boyasının kullanılmasının dikkat çeken yönlerinden biri, yalnızca görsel bir amaç taşımaması.</p><p>Geleneksel aşı boyasının ahşap yapıların dış etkilere karşı korunmasına yardımcı olduğu belirtiliyor. Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından verilen bilgilere göre aşı boyası, ahşap evleri uzun süre koruyabiliyor. Geçmişte kullanılan geleneksel boya karışımında kırmızı toprağın yanı sıra bezir yağı ve ardıç katranından da yararlanıldığı aktarılıyor. Böylece boya, ahşap yüzey üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturuyordu.</p><p>Bu özellik, özellikle yağışın ve nemin yoğun olduğu Karadeniz ikliminde ahşap yapıların daha uzun süre kullanılabilmesi açısından önem taşıyordu.</p><strong>İnebolu&#39;nun İklimine Göre Şekillenen Evler</strong><p>İnebolu&#39;nun tarihi evlerinde kullanılan malzemeler ve yapı özellikleri de ilçenin doğal koşullarıyla yakından bağlantılı.</p><p>Geleneksel evlerin alt bölümlerinde taş, üst katlarında ise ahşap kullanılması dikkat çekiyor. Taş bodrum katların soğuk ve rutubete karşı koruma sağladığı, ahşap üst katların ise bölgenin iklimine uygun şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Evlerin yüksek tavanlı ve geniş pencereli olması da geleneksel mimarinin dikkat çeken özellikleri arasında yer alıyor.</p><p>İnebolu&#39;nun eğimli arazi yapısı da evlerin mimarisine yansıyor. Yamaçlara kurulan yapılarda ön ve arka cephelerin farklı yüksekliklerde olması, ilçenin geleneksel konutlarına özgü görüntüler ortaya çıkarıyor.</p><strong>Çatılarda Da İnebolu&#39;ya Özgü Malzeme Kullanıldı</strong><p>İnebolu&#39;nun tarihi evlerini farklılaştıran unsurlardan biri de çatılarında kullanılan malzeme.</p><p>Geleneksel yapılarda marla taşı olarak da bilinen arduvaz taşının kullanıldığı görülüyor. Dört yöne eğimli çatılarda kullanılan bu taşların, bölgenin yağışlı ve rüzgrlı iklim koşullarına uygun olması nedeniyle tercih edildiği belirtiliyor.</p><p>Böylece İnebolu evlerinin renklerinden yapı malzemelerine kadar pek çok özelliği, ilçenin doğal şartlarıyla birlikte şekillenmiş durumda.</p><strong>Bordo - Kırmızı Evler İnebolu&#39;nun Simgesi Oldu</strong><p>Bugün İnebolu sokaklarında görülen aşı boyalı evler, yalnızca geçmişten kalan geleneksel yapılar değil, ilçenin kültürel kimliğinin de önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.</p><p>Tescilli tarihi konakların restorasyonlarıyla birlikte bu yapıların korunmasına yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. İnebolu&#39;da geçmişten günümüze ulaşan tarihi konaklar, geleneksel mimarinin özelliklerini koruyarak ilçenin tarihi dokusunu yaşatıyor. İnebolu&#39;nun sokaklarını gezerken dikkat çeken bordo ve kırmızı cepheli evler, bu nedenle yalnızca ilçeye karakteristik bir görünüm kazandırmıyor. Bu renklerin arkasında, ahşap yapıların korunmasına yönelik geleneksel bir uygulama ve bölgenin iklim koşullarına göre şekillenen bir yapı kültürü bulunuyor.</p><p>Bugün İnebolu ile özdeşleşen aşı boyalı evler, geçmişte işlevsel bir ihtiyaçtan doğan bu geleneğin zaman içerisinde ilçenin simgelerinden birine dönüşmesinin de en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/inebolu-nun-asi-boyali-tarihi-_1790878251_zSsg6N.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İnebolu’nun Aşı Boyalı Tarihi Evleri Neden Bu Renkte? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/inebolu-nun-asi-boyali-tarihi-_1790878251_zSsg6N.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bakan Yumaklı Kastamonu Günleri’nde Konuştu]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/bakan-yumakli-kastamonu-gunleri-nde-konustu/127135/</link>
            <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen 21. Kastamonu Günleri programında Kastamonu’nun kültürü, doğası ve memleket bağlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/bakan-yumakli-kastamonu-gunleri-nde-konustu/127135/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Başkent Millet Bahçesi&#39;nde düzenlenen 21. Kastamonu Günleri programında Kastamonu&#39;nun kültürü, doğası ve memleket bağlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Kastamonu Dernekler Federasyonu tarafından düzenlenen programda konuşan Bakan Yumaklı, Kastamonu&#39;nun doğası, kültürü ve insanıyla Türkiye&#39;nin önemli şehirlerinden biri olduğunu belirtti. Kastamonu insanının gurbeti en iyi tarif eden kesimlerden biri olduğunu ifade eden Yumaklı, kentten büyükşehirlere yaşanan göçün geçmişten bugüne uzanan hikayesine değindi.</p><p>Bakan İbrahim Yumaklı, 'Çünkü ekecek, dikecek yeri yoktur. 3-5 kardeşten sonrası, hayatını idame ettirmek için büyükşehirlere göçmek zorunda kalmıştır. Hepimizin babası, dedesi mutlaka bu yoldan geçmiştir. Ama gönlümüzdeki memleket sevdası ilk günkü gibi kalmıştır' dedi.</p><p>Kültürlerin yaşatılmasının önemine de değinen Yumaklı, insanların kültüründe iyilik, merhamet ve kardeşlik gibi değerlerin önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.</p><strong>&#39;Üreticilerin Emeklerinin Gösterilmesi İçin Fırsat&#39;</strong><p>Kastamonu Günleri&#39;nin yalnızca kültürel değerlerin tanıtılması açısından değil, üreticilerin emeklerinin sergilenmesi bakımından da önemli bir fırsat olduğunu belirten Yumaklı, 'Bu günler, aynı zamanda üreticilerin emeklerinin de gösterilmesi için bir fırsat. Açıkçası biraz sahne oluyor. Burada tanıtımını yapan bütün illerin, kültürlerini ve değerlerini ortaya koyma fırsatları olacaktır. Güçlü Türkiye&#39;nin sadece büyüyen değil, tarımda, sanayide, sağlıkta, eğitimde, yani bütün fonksiyonlarda değerler oluşturan bir Türkiye olması esas. İşte bu değerler, bizleri birbirimize bağlayan çok önemli hususlar. Bu programların, gönül medeniyetini inşa etmek için bizlere imkan veren ortamlar olması son derece kıymetli' ifadelerini kullandı.</p><p>Bakan Yumaklı, konuşmasının ardından Kastamonu Günleri kapsamında kurulan stantları gezerek ürün ve çalışmalar hakkında bilgi aldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bakan-yumakli-kastamonu-gunler_1790881617_cvf50S.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bakan Yumaklı Kastamonu Günleri’nde Konuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bakan-yumakli-kastamonu-gunler_1790881617_cvf50S.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[5 Gün Süren Yangının İzleri Siliniyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/5-gun-suren-yanginin-izleri-siliniyor/127077/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Araç ilçesinde geçtiğimiz yıl meydana gelen ve 5 gün süren büyük orman yangınının ardından, zarar gören alanların yeniden yeşillendirilmesi için çalışmalar sürüyor.

]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/5-gun-suren-yanginin-izleri-siliniyor/127077/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Araç ilçesinde 5 gün süren yangın sebebiyle 2 bin 736 hektar alanın zarar gördüğü ormanlık alanın yeniden yeşermesi için ekiplerin temizlik çalışması devam ediyor. Yangında zarar gören ağaçlar ve kökleri enerjiye dönüştürülüyor.</p><p>31 Ağustos 2025 tarihinde Karabük&#39;ün Eflani ilçesi sınırında başlayan orman yangını, 1 Eylül günü Kastamonu&#39;nun Araç ilçesinde bulunan Akgeçit köyündeki ormanlık alana da sıçradı. Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangından Güzelce, Kızılören, Ahatlar, İhsanlı, Akgeçit, Şiringüney, Oycalı ve Karacalar köyleri etkilendi. Yangına 17 helikopter, 1 tanker uçak, 26 ilk müdahale aracı, 30 arazöz, 21 su tankeri, 8 TOMA, 28 hizmet aracı, 11 dozer, 6 treyler, 1 greyder, 4 öncü araç, 2 kamyon, 1 yakıt tankeri, 5 ambulans, 1 kurtarma aracı, 1 haberleşme aracı, 60 pickup, 2 motopomp ve 594 personel ile müdahale edildi. 5 günlük çalışmanın neticesinde söndürülebilen yangın sebebiyle Kastamonu sınırları içerisindeki 2 bin 78 hektar orman alan ile 658 hektar ziraat arazisi olmak üzere toplam 2 bin 736 hektarlık alan zarar gördü. Yangında 1 ev, 1 samanlık ve 1 ahır da kullanılamaz hale geldi.</p><p>Yangının ardından Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yanan ormanlık sahasının temizlenmesi için başlatılan çalışmalar devam ediyor. Yaklaşık bir yıldır sürdürülen çalışmalar neticesinde Türkiye&#39;nin farklı şehirlerinden gelen işçiler, çadırlarda konaklayıp, ormanda temizlik çalışmasını sürdürüyor. Yangında zarar gören ağaçlar, kesilip yol kenarında istifleniyor. Kesilen ağaçların kökleri de iş makineleri sayesinde topraktan çıkartılarak talaş haline getiriliyor. Uygun olmayan odun ve ağaç kökleri fabrikalarda enerjiye dönüştürülürken, gerekli kriter ve şartları taşıyan odun ve ağaç kökleri de talaş haline getirilerek suntaya dönüştürülüyor.</p><strong> 45 Bin Sterlik Odun Çıkartıldı</strong><p>Şu ana kadar yanan ormanlık sahasından 45 bin sterlik odun çıkartılırken, 7 bin metreküpün üzerinde ağaç da Orman Bölge Müdürlüğü&#39;ne ait depolara kaldırıldı. Yanan orman sahasında belirlenen 7 dikilinin 4&#39;ünde çalışmalar tamamlandı, 3 dikili sahada da temizlik çalışmaları devam ediyor. Temizlik çalışmalarının bu yıl içerisinde bitirilerek dikime hazırlanması hedefleniyor. Bu işlemlerin ardından yangından zarar gören alanlar uygun ormancılık tekniklerine göre yeniden ağaçlandırılacak. Bazı alanlar arazi yapısı ve hafif tahribat sebebiyle doğal haline bırakılacak.</p><p>Ormanlık alanda çalışan iş makinesi operatörü Muhammed Ali Sülek, 'Burada yaptığımız işlem, aslında geri dönüşüm. Bizler, yanan ormanlık sahasını temizliyoruz. Sahadan daha önce kesilen ağaçların köklerini söküp stok alanına götürüyoruz. Stoktan makinemiz ile kırım yapıyoruz. Yaptığımız kırımdan ürettiğimiz talaş, buradan Kastamonu&#39;daki fabrikalara gidiyor. Orada da hem üretim malzemesi hem de yakıt olarak kullanılıyor. Geri dönüşüm ile birlikte biyokütle enerjisi olarak bu talaşlar kullanılıyor. Genellikle sunta yapımı için de kullanılıyor. Biz, iki çeşit malzeme çıkartıyoruz. Birini yakıt olarak, diğerini de üretimlik olarak çıkartıyoruz. Üretimlik olan fabrikalarda sunta oluyor. Yakıt olan da biyokütle enerjiye dönüştürülüyor. Fabrikalarda yakılarak elde edilen enerjiden elektrik üretiliyor' dedi.</p><p>Amaçlarının sahayı temizlemek olduğunu dile getiren Muhammed Ali Sülek, 'Bu iş için Adana&#39;dan geldik. Yaklaşık 2,5-3 aydır buradayız ve bu devam edecek. Daha fazla sürebilir. Bir 4-5 ay kadar daha buradayız' diye konuştu.</p><p>'İş makineleri ile daha önceden sekilen ağaçların köklerinin sökümünü yapıyor, temizliyoruz'</p><p>Kepçe operatörü Mustafa Sülek ise 'Orman Bölge Müdürlüğü&#39;nün atık ihalesine girdik. Burada ağaç köklerini ve çalıları söküyoruz, temizliyoruz, kırımını yapıyoruz, sonrada fabrikaya gönderiyoruz. Enerji santraline gidiyor. Enerjiye dönüşüyor. Buralar yanık sahasıdır. Yanan ağaçlar daha öncesinden kesilmiştir. Biz de kesilen ağaçların köklerini söküyoruz, temizliğini yapıyoruz. Kökleri, çalıyı değerlendirip enerji santraline gönderiyoruz. Yakıt olarak kullanılıyor, enerjiden elektrik üretiliyor' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/5-gun-suren-yanginin-izleri-si_1790848879_iIXA8x.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 5 Gün Süren Yangının İzleri Siliniyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/5-gun-suren-yanginin-izleri-si_1790848879_iIXA8x.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kitabesi 600 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı!]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kitabesi-600-yillik-sirri-ortaya-cikardi/127061/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Hanönü ilçesindeki tarihi hanın geçmişine ışık tutan taş kitabe, yapının sanılandan farklı hikayesini ortaya çıkardı. 1437 yılına uzanan kitabe, hanın Candaroğulları döneminde Tatlu Hatun tarafından yaptırıldığını gözler önüne serdi.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kitabesi-600-yillik-sirri-ortaya-cikardi/127061/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:16:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Hanönü ilçesine adını veren tarihi hanın geçmişi, yıllar boyunca farklı yorumlarla anlatıldı. Yapının kilise mi yoksa kervansaray mı olduğu tartışılırken, 2011 yılında ortaya çıkarılan Arapça kitabe hanın tarihine önemli bir açıklık getirdi. Kitabenin okunmasıyla, Hanönü Tarihi Hanı&#39;nın Candaroğulları Beyliği döneminde, İsfendiyar Bey&#39;in eşi Tatlu Hatun tarafından 1437 yılında yaptırıldığı belirlendi.</p><p>Hanönü ilçesinin merkezinde bulunan tarihi han, geçmişte bölgeden geçen yolcuların konakladığı önemli yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Moloz taş ve harç kullanılarak inşa edilen hanın yuvarlak kemerli girişinin ardından dört paye bulunuyor. Yaklaşık 9 metre genişliğinde ve 13 metre uzunluğunda olan yapının duvarları yaklaşık 1 metre kalınlığında. Hanın tavanlarında ise tekne tonoz olarak tanımlanan örtü sistemi görülüyor.</p><strong>Hanın Geçmişi Yıllarca Farklı Anlatıldı</strong><p>Tarihi hanın geçmişiyle ilgili eski kaynaklarda farklı görüşlere rastlanıyor. 1810 yılında Sinop&#39;ta Fransız konsolosu olarak görev yapan Prof. Faircad, yapıyı üç hücreli bir kilise olarak değerlendirmiş ve yapının Justinianus döneminde inşa edildiğini, daha sonra Türkler tarafından kervansaray olarak kullanıldığını ileri sürmüştü. 1848 yılında bölgeyi ziyaret eden Chanykoff ise yapıyı eski bir kervansaray olarak tanımladı.</p><p>Bu farklı değerlendirmeler nedeniyle hanın yapım dönemi uzun süre kesin olarak ortaya konulamadı. Yapının gerçek geçmişine ilişkin en önemli gelişme ise 2011 yılında yaşandı.</p><strong>2011&#39;de Bulunan Taş, Hanın Tarihini Değiştirdi</strong><p>2011 yılında Hanönü&#39;nün Gökçeağaç Köyü Camii&#39;nde Arapça yazılı ve ortasından kırılmış bir taş bulundu. Köy muhtarlığı tarafından koruma altında tutulan taş üzerindeki yazı, Kastamonu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü akademisyenlerinden Cevdet Yakupoğlu tarafından Türkçeye çevrildi.</p><p>Kitabedeki bilgi, yapının Candaroğulları Beyliği dönemine ait olduğunu ortaya koydu. Kitabede hanın, gelen geçen yolcuların konaklaması amacıyla hayır eseri olarak, Candaroğlu beylerinden İsfendiyar Bey&#39;in hükümdarlığı sırasında eşi Tatlu Hatun tarafından 1437 yılında yaptırıldığı belirtiliyor.</p><p>Böylece Hanönü Tarihi Hanı&#39;nın, Osmanlıların Kastamonu&#39;yu ele geçirmesinden önce inşa edildiği anlaşılmış oldu. Akademik çalışmalarda hanın inşa tarihi daha ayrıntılı şekilde 5 Temmuz 1437 ile 23 Haziran 1438 arasındaki dönemle ilişkilendiriliyor.</p><strong>Hanı Yaptıran İsim: Tatlu Hatun</strong><p>Kitabenin ortaya çıkardığı en dikkat çekici bilgilerden biri de hanın banisinin bir kadın olması. Han, Candaroğulları Beyliği hükümdarı İsfendiyar Bey&#39;in eşi Tatlu Hatun tarafından yaptırıldı.</p><p>Kastamonu Üniversitesi&#39;nde yayımlanan akademik çalışmada Tatlu Hatun&#39;un İsfendiyar Bey&#39;in eşi ve Candaroğlu hükümdarı II. İbrahim Bey&#39;in annesi olduğu belirtiliyor. Aynı çalışmada Tatlu Hatun&#39;un Kastamonu ve çevresinde çeşitli vakıf ve hayır eserleriyle ilişkilendirildiği, 1445 yılında vefat ettiği ve Sinop&#39;taki İsfendiyaroğulları Türbesi&#39;ne defnedildiği aktarılıyor.</p><p>İsfendiyar Bey ise 1385-1440 yılları arasında yaşayan ve Candaroğulları Beyliği&#39;nin önemli hükümdarlarından biri olarak biliniyor. Türk Dünyası Ansiklopedisi&#39;nde yer alan Cevdet Yakupoğlu imzalı biyografide, İsfendiyar Bey döneminde Candaroğulları hakimiyetinin Kastamonu ve Sinop başta olmak üzere Batı Karadeniz&#39;de geniş bir alana yayıldığı aktarılıyor.</p><strong>Hanönü&#39;nün Adı Da Bu Yapıdan Geliyor</strong><p>Tarihi han, yalnızca bölgenin geçmişine ışık tutan bir yapı değil, ilçenin adının oluşumuyla da doğrudan bağlantılı. Resmî kaynaklarda yapının ilçeye adını verdiği belirtiliyor. Gökçeağaç adıyla bilinen yerleşim, tarihi han nedeniyle zaman içerisinde Hanönü adıyla anılmaya başladı.</p><p>Han aynı zamanda Taşköprü ile Boyabat arasındaki tarihi ulaşım güzerghında yer alıyor. Kültür Envanteri&#39;nde de Gökçeağaç Hanı olarak geçen yapı, Candaroğlu kültürüyle ilişkilendirilen 15. yüzyıl tarihli bir kervansaray olarak kaydediliyor. Envanter kaydında yapının planında üç sahınlı ana mekn, tonozlar ve sivri kemerlerle birbirine bağlanan ayaklar bulunduğu aktarılıyor.</p><strong>Yıllar Sonra Yeniden Ayağa Kaldırıldı</strong><p>Uzun süre bakımsız durumda kalan tarihi han, Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edildi. Restorasyonun ardından yapı Hanönü Belediyesi&#39;ne teslim edildi ve müze olarak kullanılmaya başlandı. Hanın restore edilerek yeniden değerlendirilmesiyle birlikte ilçenin tarihî kimliğinin önemli parçalarından biri de korunmuş oldu.</p><p>Bugün Hanönü&#39;nün merkezinde varlığını sürdüren yapı, yaklaşık altı asır önce bölgeden geçen yolcular için yapılan bir konaklama yapısının izlerini taşıyor. Ancak hanın geçmişini asıl değiştiren ayrıntı, yapının kendisinden çok yıllar sonra ortaya çıkarılan o taş oldu. Gökçeağaç Köyü Camii&#39;nde korunan kırık kitabenin okunmasıyla, Hanönü Tarihi Hanı&#39;nın hangi dönemde, kimin tarafından ve hangi amaçla yaptırıldığına ilişkin önemli bir tarihî kayıt gün yüzüne çıktı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kitabesi-600-yillik-sirri-orta_1790791359_Pv9kc1.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kitabesi 600 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kitabesi-600-yillik-sirri-orta_1790791359_Pv9kc1.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Başkentte Kastamonu Günleri Kapılarını Açıyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/baskentte-kastamonu-gunleri-kapilarini-aciyor/127032/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu Dernekler Federasyonu’nun organizasyonuyla bu yıl 21’ncisi düzenlenen "Başkentte Kastamonu Günleri" başlıyor. Başkentte Kastamonu Günleri 4 Ekim Pazar günü sona erecek.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/baskentte-kastamonu-gunleri-kapilarini-aciyor/127032/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 15:23:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu Dernekler Federasyonu&#39;nun organizasyonuyla bu yıl 21&#39;ncisi düzenlenen 'Başkentte Kastamonu Günleri' başlıyor. Başkentte Kastamonu Günleri 4 Ekim Pazar günü sona erecek. </p><p>Başkent Millet Bahçesi&#39;nde 1 Ekim Perşembe günü saat 15.30&#39;da resmi açılış töreni yapılacak olan etkinlik hakkında bilgi veren Kastamonu Valiliği; 'Şehrimizin kadim tarihini, kültürel mirasını, doğal güzelliklerini ve yöresel lezzetlerini Başkent&#39;e taşıyoruz. Kastamonu Dernekler Federasyonunun organizasyonuyla bu yıl 21&#39;ncisi düzenlenen &#39;Başkentte Kastamonu Günleri&#39; başlıyor. Tüm hemşehrilerimizi ve misafirlerimizi bekliyoruz' ifadelerini kullandı. <br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/baskentte-kastamonu-gunleri-ka_1790773991_hWiIUR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Başkentte Kastamonu Günleri Kapılarını Açıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/baskentte-kastamonu-gunleri-ka_1790773991_hWiIUR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ayılar Armut Ağacına Çıkarak Karınlarını Doyurdu]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/ayilar-armut-agacina-cikarak-karinlarini-doyurdu/126989/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu'nun Azdavay ilçesinde, tırmandıkları ağaçtan armut toplayarak karınlarını doyuran iki ayı fotokapana yansıdı.
]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/ayilar-armut-agacina-cikarak-karinlarini-doyurdu/126989/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Azdavay ilçesinde, tırmandıkları ağaçtan armut toplayarak karınlarını doyuran iki ayı fotokapana yansıdı.</p><p>Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Azdavay Orman İşletme Müdürlüğü tarafından kaçakçılığın önlenmesi ve ormanların korunması amacıyla ormanlık alanlardaki bazı noktalara fotokapan yerleştirildi. Ormana yerleştirilen fotokapanlar sayesinde yaban hayvanlarının doğal hayatları da kayıt altına alındı. Bölgede kayıt yapan fotokapana ağaçtan topladıkları armutları yiyen ayılar yansıdı. Görüntülerde ayılar, karınlarını doyurmak için armut ağacına çıktıkları ve ağacın altına dökülen armutları yedikleri görülüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ayilar-armut-agacina-cikarak-k_1790759440_sT80jM.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ayılar Armut Ağacına Çıkarak Karınlarını Doyurdu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ayilar-armut-agacina-cikarak-k_1790759440_sT80jM.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[335 Yıllık Minare Zamana Meydan Okuyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/335-yillik-minare-zamana-meydan-okuyor/126983/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Seydiler ilçesinde yüzyıllara meydan okuyan bir iz dikkat çekiyor. Seyyid-i Zülfikar Camii’nin yanında yükselen ve resmi kayıtlarda 1691 yılına tarihlenen tarihi minare, ilçenin Osmanlı dönemine uzanan geçmişinden bugüne ulaşan sessiz tanıklardan biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/335-yillik-minare-zamana-meydan-okuyor/126983/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:02:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Seydiler ilçesinde bulunan Seyyid-i Zülfikar Camii, ilçenin geçmişine ışık tutan tarihi yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Caminin yanında yükselen ve Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kayıtlarında Hicri 1112, Miladi 1691 yılına tarihlenen minare, Seydiler&#39;in yüzyıllara uzanan geçmişinden günümüze ulaşan önemli izlerden biri olarak gösteriliyor.</p><p>İlçenin Merkez Çayır Mahallesi&#39;nde bulunan Seyyid-i Zülfikar Camii&#39;nin yanındaki minarenin 1691 tarihli olduğunun tespit edilmesi, bölgenin tarihî geçmişine ilişkin önemli bir veri oluşturuyor. Resmi kayıtlarda da Seydiler&#39;in geçmişinin bu yapı üzerinden ele alındığı görülüyor.</p><strong>İpek Yolu Güzergahında Bir İbadet Ve Konaklama Noktası</strong><p>Seyyid-i Zülfikar Camii&#39;nin bulunduğu bölgenin geçmişte önemli bir yol güzergahı üzerinde yer aldığı aktarılıyor. Seydiler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün tarihçesinde, caminin çevresinde geçmişte kervansaray, han, hamam ve deve hanlarının bulunduğu belirtiliyor.</p><p>Zaman içerisinde ulaşım yollarının değişmesi ve İnebolu Limanı&#39;nın önemini kaybetmesiyle bölgedeki eski konaklama yapılarının da kullanılmadığı ve zamanla ortadan kalktığı ifade ediliyor. Bugün ise bu tarihi dokudan cami ve yanındaki minarenin izleri günümüze ulaşmış durumda. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde hazırlanan akademik bir çalışmada da Seyyid-i Zülfikar Camii çevresindeki eski yapılardan yalnızca cami ile minaresinin günümüze ulaştığı belirtiliyor.</p><strong>Seyyid Zülfikar&#39;ın Adıyla Yaşatılıyor</strong><p>Caminin adı, bölgede yaşamış Seyyid Zülfikar ile bağlantılı. Resmi kaynaklarda Seyyid Zülfikar ve oğlu Seyyid Kasım&#39;ın bölgede bir zaviye kurduğu aktarılıyor. Ancak zaviyenin ilk kuruluş tarihi konusunda kesin bir belge bulunmadığı da özellikle belirtiliyor.</p><p>Seyyid Zülfikar&#39;ın türbesine ait kitabede ise 1232 tarihi yer alıyor. Kitabede Seyyid Zülfikar&#39;ın adına ve türbeye ilişkin ifadeler bulunuyor. Seydiler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün tarihçesinde, türbenin bugün caminin haziresindeki mezarlarla ilişkilendirildiği aktarılıyor.</p><strong>1691 Tarihli Minare Geçmişten Bugüne Ulaştı</strong><p>Seyyid-i Zülfikar Camii&#39;nin en dikkat çekici tarihi unsurlarından biri olan minare, Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Seydiler tarihçesinde Hicri 1112, Miladi 1691 yılına tarihlendiriliyor. Bu bilgi, yapının Osmanlı döneminden günümüze ulaşan tarihi izlerinden birini oluşturuyor. Caminin geçmişiyle ilgili kaynaklarda farklı tarihlendirmeler de bulunuyor. Seydiler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün tarihçesinde minare kaidesindeki tarih 1113/1701 şeklinde aktarılıyor. Bu nedenle yapı hakkında kesin tarih verilirken resmî Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kaydındaki 1691 tarihi esas alınırken, diğer tarihlendirmenin de kaynaklarda yer aldığı göz önünde bulundurulmalı. Caminin kendisi de zaman içerisinde korunarak günümüze taşındı. Kastamonu Üniversitesi tarafından yayımlanan akademik çalışmada Seyyid-i Zülfikar Camii&#39;nin 2016 yılında restore edildiği belirtiliyor.</p><p>Seydiler&#39;in tarihini bugüne taşıyan Seyyid-i Zülfikar Camii ve yanındaki tarihi minare, ilçenin geçmişteki yerleşim ve ulaşım hayatına dair önemli izler barındırıyor. Yüzyıllar önce yolcuların uğradığı bir güzerghta bulunan yapı, bugün de Seydiler&#39;in tarihi kimliğinin en dikkat çekici unsurlarından biri olarak varlığını sürdürüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/335-yillik-minare-zamana-meyda_1790703420_F9AwIb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 335 Yıllık Minare Zamana Meydan Okuyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/335-yillik-minare-zamana-meyda_1790703420_F9AwIb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tarihi Şadırvandan Akan Suyun Hikayesi İlgi Çekiyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/tarihi-sadirvandan-akan-suyun-hikayesi-ilgi-cekiyor/126903/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun en önemli tarihi yapılarından Nasrullah Camii’nin avlusunda bulunan şadırvan, yalnızca mimarisiyle değil, yüzyıllardır kullanılan suyu ve etrafında oluşan anlatılarla da dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/tarihi-sadirvandan-akan-suyun-hikayesi-ilgi-cekiyor/126903/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 08:02:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun simge yapılarından Nasrullah Camii&#39;nin avlusunda bulunan tarihi şadırvan, yüzyıllardır şehrin merkezinde yer alıyor. Ancak şadırvanı ilgi çekici kılan yalnızca tarihi ve mimarisi değil. Buradan akan suyun geçmişte nereden getirildiği ve çevresinde oluşan inanışlar da yapının hikayesine ayrı bir anlam katıyor.</p><p>Kastamonu şehir merkezinde bulunan Nasrullah Camii ve Külliyesi, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan önemli eserlerden biri. Caminin kitabesinde yer alan bilgilere göre yapı, II. Bayezid döneminde Kastamonu kadısı Nasrullah bin Yakub tarafından 1506 yılında yaptırıldı.</p><p>Bugün caminin kuzeyinde görülen anıtsal şadırvan ise camiyle aynı tarihteki yapısıyla günümüze ulaşmadı. Şadırvanın bugünkü görünümünün temeli 18. yüzyıla uzanıyor.</p><strong>İlk Su Havuzları Camiyle Birlikte Yapıldı</strong><p>Nasrullah Camii&#39;nin yapıldığı 1506 yılında, bugünkü kubbeli şadırvan henüz bulunmuyordu. Caminin banisi Nasrullah Kadı tarafından camiyle birlikte su havuzlarının da yaptırıldığı aktarılıyor. Bugün görülen büyük şadırvan ise yaklaşık iki buçuk asır sonra inşa edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı&#39;nda yer alan bilgilere göre şadırvan, 1166/1752 yılında Bedii isimli bir hayır sahibi tarafından yaptırıldı. Yapı, sonraki dönemlerde çeşitli onarımlardan geçirildi.</p><p>TDV İslm Ansiklopedisi&#39;nde de Nasrullah Camii&#39;nin şadırvanı, Anadolu&#39;daki büyük tarihi şadırvan örnekleri arasında gösteriliyor. İki büyük kubbeyle örtülen yapı, 18 paye üzerine oturuyor.</p><strong>Şadırvana Su Olukbaşı&#39;ndan Geliyordu</strong><p>Şadırvanın geçmişine ilişkin en dikkat çekici bilgilerden biri ise suyun kaynağıyla ilgili. Yerel tarih araştırmalarında yer alan bilgilere göre Nasrullah Şadırvanı&#39;na geçmişte şehir şebekesinden değil, Olukbaşı mevkiindeki bir kaynaktan su getiriliyordu. Alîce Camisi&#39;nin güney tarafında bulunduğu aktarılan kaynaktan çıkan su, künklerle Nasrullah Şadırvanı&#39;na ulaştırılıyordu.</p><p>Aynı su hattının şadırvanın kuzeyinde bulunan tuvaletlere de su sağladığı belirtiliyor. Kaynak suyunun ise oldukça soğuk ve bol olduğu aktarılıyor. Şadırvanın su sistemi zaman içerisinde bakım ve onarımlardan da geçti. Tarihi kayıtlara göre su yollarının 1716-1717 yıllarında onarıldığına ilişkin bilgiler bulunuyor. Bu durum, şadırvanın su sisteminin Osmanlı döneminde de düzenli olarak kullanıldığını ve zaman zaman yenilenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.</p><strong>Eski Künkler Zamanla Devre Dışı Kaldı</strong><p>Olukbaşı&#39;ndaki kaynaktan şadırvana su taşıyan eski künk hattı ise günümüze kadar aynı şekilde kullanılmadı. Yerel tarih kaynaklarında, zaman içerisinde su hattında meydana gelen arızalar nedeniyle sistemin işlevini yitirdiği ve şadırvana şehir şebekesinden su verilmeye başlandığı aktarılıyor.</p><p>Bu nedenle bugün şadırvandan akan suyu, geçmişte Olukbaşı&#39;ndan gelen kaynak suyunun doğrudan devamı olarak değerlendirmek mümkün değil. Şadırvanın yüzyıllar önce kullanılan su sistemi ile günümüzdeki bağlantısı farklı dönemlere ait.</p><strong>Şadırvanın Suyu Bir İnanışa Da Konu Oldu</strong><p>Nasrullah Şadırvanı&#39;nın suyu, Kastamonu&#39;da yıllardır anlatılan bir şehir inanışının da merkezinde bulunuyor. Yaygın inanışa göre şadırvandan bir kez su içen kişi, ilerleyen yıllarda yeniden Kastamonu&#39;ya geliyor. Bazı anlatımlarda ise bu inanış, kişinin Kastamonu&#39;yu hayatı boyunca yedi kez ziyaret edeceği veya bir gün şehre yerleşeceği şeklinde ifade ediliyor.</p><p>Bu anlatının tarihî bir belgeye dayanan kesin bir bilgi değil, Kastamonu&#39;nun şehir kültürü içerisinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir inanış olduğu belirtiliyor. Akademik çalışmalarda da Nasrullah Şadırvanı&#39;ndan su içen kişinin Kastamonu&#39;yu yedi yıl içinde ya da hayatı boyunca yedi kez ziyaret edeceğine inanıldığı aktarılıyor.</p><strong>Şadırvan Yüzyıllardır Kastamonu&#39;nun Merkezinde</strong><p>Nasrullah Şadırvanı&#39;nın hikayesi yalnızca 18. yüzyılda inşa edilen yapıdan ibaret değil. Şadırvanın geçmişi, 1506 yılında Nasrullah Camii ile birlikte oluşturulan su havuzlarına kadar uzanıyor.</p><p>Yıllar içerisinde şadırvanın yapısı değişirken su sistemi de değişti. Kaynak suyunu taşıyan eski künklerin yerini zamanla şehir şebekesi aldı. Yapı ise farklı dönemlerde gördüğü onarımlarla bugüne kadar ulaştı. Türk Tarih Kurumu Arşivi&#39;nde Nasrullah Camii ve şadırvanına ilişkin fotoğraf kayıtlarının bulunması da yapının geçmişinin izlenmesine imkan sağlıyor.</p><p>Bugün Nasrullah Meydanı&#39;ndan geçenlerin belki de çoğu, şadırvandan akan suyun ardındaki bu uzun hikayeyi bilmiyor. Oysa burada yalnızca tarihi bir şadırvan değil, Kastamonu&#39;nun yüzyıllar boyunca değişen su kültürünün de bir parçası bulunuyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/tarihi-sadirvandan-akan-suyun-_1790620048_3mwx6O.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tarihi Şadırvandan Akan Suyun Hikayesi İlgi Çekiyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/tarihi-sadirvandan-akan-suyun-_1790620048_3mwx6O.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu Darülhadisi'nin Bilinmeyen Geçmişi]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-darulhadisi-nin-bilinmeyen-gecmisi/126824/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu'nun bugün izine rastlanmayan eğitim yapılarından biri olan Dârülhadis, yüzyıllar boyunca hadis ve kıraat eğitiminin verildiği önemli merkezlerden biri oldu.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-darulhadisi-nin-bilinmeyen-gecmisi/126824/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:00:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun bugün izine rastlanmayan eğitim yapılarından biri olan Drülhadis, yüzyıllar boyunca hadis ve kıraat eğitiminin verildiği önemli merkezlerden biri oldu. Ancak bu yapının geçmişine ilişkin bilgiler, farklı dönemlere ait arşiv ve kütüphane kayıtlarında dağınık halde bulunuyor.</p><p>Kastamonu&#39;da medrese geleneğinin geçmişi oldukça eskiye uzanırken, Drülhadis de şehrin ilim hayatındaki özel kurumlardan biri olarak öne çıktı. Drülhadisler, sıradan bir eğitim yapısından ziyade hadis ilmine yönelik ihtisas eğitiminin verildiği medreseler olarak biliniyordu.</p><strong>1541&#39;de 765 Kitaplık Kütüphane</strong><p>Kastamonu Drülhadisi&#39;nin geçmişine dair en dikkat çekici bilgilerden biri kütüphanesine ilişkin kayıtlarda ortaya çıkıyor. Osmanlı dönemine ait kütüphane kayıtlarında, 948 hicri yani 1541 yılında Kara Mustafa Paşa tarafından Kastamonu&#39;daki Drülhadis medresesi bünyesinde bir kütüphane kurulduğu ve burada 765 kitabın bulunduğu belirtiliyor.</p><p>Bu sayı, Drülhadisin yalnızca ders verilen bir yapı olmadığını, aynı zamanda dönemin ilim dünyasında kitapların toplandığı önemli bir merkez olduğunu gösteriyor. Kütüphanenin varlığı, Kastamonu&#39;da hadis eğitiminin kitap ve yazma eserlerle desteklenen köklü bir geleneğe sahip olduğuna da işaret ediyor.</p><p>Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta ise aynı isimde farklı dönemlerde yaşamış Kara Mustafa Paşaların bulunması. Bu nedenle yapının banisi ve sonraki dönemlerdeki gelişimi konusunda kaynaklar birlikte değerlendirilmeden tek bir kişiye kesin biçimde bağlanması doğru görünmüyor.</p><strong>Drülhadis Ve Dr-ı Kurra Birlikte Anıldı</strong><p>Kastamonu&#39;nun Osmanlı dönemindeki eğitim hayatına ilişkin akademik çalışmalarda yapı, sonraki dönemlerde Drülhadis ve Dr-ı Kurra şeklinde birlikte karşımıza çıkıyor.</p><p>Dr-ı Kurra, Kur&#39;an-ı Kerim&#39;in okunması, ezberlenmesi ve kıraat usullerinin öğretilmesiyle ilgili ihtisas kurumuydu. Drülhadis ise hadis eğitimine ayrılmıştı. Kastamonu&#39;daki kurumun iki alanla birlikte anılması, yapının şehrin dinî eğitim hayatında özel bir konuma sahip olduğunu gösteriyor.</p><p>Abdullah Bay&#39;ın Kastamonu medreseleri üzerine yaptığı ve Devlet Arşivleri belgelerinden de yararlanan çalışmada, 19. yüzyılın ilk yarısında Kastamonu&#39;da Drülhadis ve Dr-ı Kurra&#39;nın hadis ve kıraat ihtisas kurumu olarak faaliyet gösterdiği belirtiliyor. 1248/1832-1833 tarihli kayıtlarda da Dr-ı Kurra ve Dr-ı Hadis, şehirde faaliyet gösteren medreseler arasında yer alıyor.</p><strong>Yüzlerce Öğrencinin Eğitim Gördüğü Merkez</strong><p>Drülhadisin Kastamonu&#39;daki önemini gösteren bir başka ayrıntı ise öğrenci sayıları. Arşiv belgeleri ve maarif salnamelerinden oluşturulan verilere göre kurumda 1838 yılında 16, 1874 yılında 8 öğrenci bulunurken, 1899 yılında öğrenci sayısı 92&#39;ye yükseldi. 1901&#39;de 67, 1903&#39;te ise 70 öğrencinin Dr-ı Kurra ve Hadis&#39;te eğitim gördüğü kaydedildi.</p><p>Bu rakamlar, kurumun Osmanlı&#39;nın son dönemlerinde de eğitim faaliyetini sürdürdüğünü gösteren en somut veriler arasında yer alıyor.</p><strong>Sadece Medrese Değil, Aynı Zamanda Kütüphane</strong><p>Drülhadisin dikkat çeken yönlerinden biri de bünyesindeki kütüphaneydi. Kastamonu&#39;nun tarihî kütüphanelerini ele alan çalışmalarda Kara Mustafa Paşa Kütüphanesi&#39;nin Drülhadis medresesi içerisinde bulunduğu ve kuruluşunun 1541&#39;e kadar götürüldüğü belirtiliyor.</p><p>Daha sonraki dönemlerde Kastamonu&#39;daki medrese ve dergh kütüphanelerinde bulunan eserler de şehirdeki merkez kütüphaneye aktarılmıştı. Türk Maarif Ansiklopedisi&#39;nde aktarıldığı üzere, Tevhid-i Tedrisat sonrasında medrese ve derghlardan toplanan kitapların bir bölümü Drülkurra binasına getirildi; burada oluşturulan merkez kütüphane daha sonra memleket kütüphanesine dönüştürüldü.</p><strong>1920&#39;lerde Polis Müdürlüğü Olarak Kullanıldı</strong><p>Drülhadisin hikyesi eğitim faaliyetlerinin sona ermesiyle de bitmedi. İsmail Hakkı Uzunçarşılı&#39;nın 1921 tarihli Kastamonu kütüphanelerine ilişkin yazısına atıf yapan araştırmalarda, Drülkurra medrese ve kütüphane binalarının o yıllarda polis müdürlüğü olarak kullanıldığı belirtiliyor. Böylece bir dönem hadis ve kıraat eğitimi verilen yapı, Cumhuriyet&#39;in ilk yıllarına gelindiğinde farklı bir kamu işlevi üstlenmişti.</p><strong>Kastamonu&#39;nun Kaybolan Tarihi Yapılarından Biri Oldu</strong><p>Drülhadisin günümüzde ayakta olmamasının nedeni ise kaynaklarda oldukça net şekilde karşımıza çıkıyor. Kastamonu Müzesi&#39;nin bitişiğindeki bahçede bulunan Drülhadis ve Drülkurra yapısının 1950&#39;li yıllarda yıkıldığı aktarılıyor. Araştırmalara göre medresenin bulunduğu alana daha sonra açık hava sineması yapıldı. Bu yapı da 1970&#39;li yıllarda çıkan yangınla ortadan kalktı. Bugün ise bir dönem hadis ve kıraat eğitiminin yapıldığı medrese binasından geriye yapı olarak herhangi bir eser kalmadığı belirtiliyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun eğitim tarihine bakıldığında Drülhadis, yalnızca geçmişte kalmış bir medrese olarak değil; kitapların toplandığı, hadis ve kıraat eğitiminin sürdürüldüğü ve Osmanlı&#39;nın son dönemlerine kadar öğrencilerin yetiştiği bir ilim merkezi olarak öne çıkıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-darulhadisi-nin-bili_1790530914_Se2hd0.jfif" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu Darülhadisi'nin Bilinmeyen Geçmişi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-darulhadisi-nin-bili_1790530914_Se2hd0.jfif"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hüsamettin Çoban Bey Kimdi? Kastamonu’dan Kırım’a Uzanan Tarihi Sefer]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/husamettin-coban-bey-kimdi-kastamonu-dan-kirim-a-uzanan-tarihi-sefer/126823/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Selçuklu dönemindeki güçlü uç beylerinden Hüsamettin Çoban Bey, 1224’te Karadeniz’i aşarak Kırım’daki Suğdak’ı fethetti. Çobanoğulları’nın kurucusu kabul edilen Çoban Bey’in seferi, Kastamonu’nun tarihî etkisinin Karadeniz’in ötesine uzandığını ortaya koydu.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/husamettin-coban-bey-kimdi-kastamonu-dan-kirim-a-uzanan-tarihi-sefer/126823/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:00:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Orta Çağ tarihine damga vuran isimlerden biri olan Hüsamettin Çoban Bey, Anadolu Selçuklu Devleti&#39;nin kuzeybatı sınırındaki en önemli uç beylerinden biriydi. Çobanoğulları Beyliği&#39;nin kurucusu olarak bilinen Çoban Bey, Kastamonu ve çevresindeki askerî faaliyetlerinin yanı sıra Karadeniz&#39;i aşarak Kırım&#39;daki Suğdak&#39;a düzenlediği seferle de tarihe geçti.</p><p>Yaklaşık 800 yıl önce Kastamonu&#39;dan hareket eden Selçuklu kuvvetlerinin Kırım&#39;a ulaşması, dönemin Kastamonu&#39;sunun yalnızca Anadolu&#39;nun iç kesimlerinde kalan bir uç bölgesi olmadığını, Karadeniz üzerinden yürütülen siyasette de önemli bir konuma sahip olduğunu gösteriyor.</p><strong>Hüsamettin Çoban Bey Kimdi?</strong><p>Hüsamettin Çoban, Anadolu Selçukluları döneminde Kastamonu uç beyi olarak görev yapan ve Çobanoğulları Beyliği&#39;nin kurucusu kabul edilen bir devlet adamı ve komutandı. TDV İslm Ansiklopedisi&#39;nde yer alan bilgilere göre 1211-1212 yılında Kastamonu melikü&#39;l-ümersı olarak görev yapıyordu.</p><p>Çobanoğulları&#39;nın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmese de beyliğin varlığı 12. yüzyılın sonlarına kadar götürülebiliyor. Hüsamettin Çoban&#39;ın ise 1211-1212 yılında Kastamonu beyi olduğu kesin olarak belirtiliyor. 1219-1220 yıllarında I. Aleddin Keykubad&#39;ın tahta çıkması üzerine Konya&#39;ya giderek bağlılığını bildiren Çoban Bey, Kastamonu üzerindeki hkimiyetini gösteren menşuru da yeniletti.</p><p>Hüsamettin Çoban&#39;ın soyuyla ilgili ise farklı bilgiler bulunuyor. Yazıcızde Ali onu Kayı boyuna mensup gösterirken, bazı tarihçiler soyunu Anadolu fatihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah&#39;ın emirlerinden Kara Tegin&#39;e kadar götürüyor. Ancak TDV İslm Ansiklopedisi, bu soy bağlantısını kesin biçimde doğrulayacak bir delilin bulunmadığını belirtiyor. Bu nedenle Hüsamettin Çoban&#39;ın kökeni konusunda kesin bir soy bilgisi vermek doğru değil.</p><strong>Kastamonu&#39;da Nasıl Bir Güç Haline Geldi?</strong><p>Kastamonu, Anadolu Selçuklu Devleti&#39;nin Bizans sınırındaki uç bölgelerinden biriydi. Bu nedenle bölgedeki beylerin askerî faaliyetleri, Selçukluların kuzeybatı sınırlarının korunması açısından önemliydi.</p><p>Hüsamettin Çoban da I. İzzeddin Keykvus ve I. Aleddin Keykubad dönemlerinde Bizans&#39;a karşı düzenlenen gazlarda görev aldı. Bu mücadelelerden önemli miktarda ganimet elde ettiği ve bunların bir bölümünü Anadolu Selçuklu sultanına gönderdiği kaynaklarda aktarılıyor. Kastamonu&#39;nun Selçuklu dönemindeki konumu da zamanla güçlendi. Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü&#39;nün tarihçe bilgisinde, şehrin 1213 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Aleddin Keykubad&#39;ın emriyle Hüsamettin Çoban Bey tarafından zapt edildiği belirtiliyor.</p><p>Ancak burada tarih kaynakları arasındaki farklılıkları gözetmek gerekiyor. Hüsamettin Çoban&#39;ın Kastamonu&#39;daki faaliyetleri konusunda farklı eserlerde farklı tarihlendirmeler bulunabildiği için, haber metninde kesinliği daha yüksek olan 1211-1212&#39;de Kastamonu beyi olduğuna ilişkin kayıt temel alınabilir.</p><strong>Kastamonu&#39;dan Kırım&#39;a Neden Gitti?</strong><p>Hüsamettin Çoban&#39;ın tarihî önemini artıran en önemli gelişme, Kırım&#39;a yaptığı sefer oldu. 13. yüzyılın başlarında Moğolların Karadeniz&#39;in kuzeyine doğru ilerlemesi bölgedeki ticaret merkezlerini de etkiledi. Kırım&#39;ın Karadeniz kıyısındaki önemli limanlarından biri olan Suğdak, bu gelişmeler sırasında Moğol saldırılarıyla karşı karşıya kaldı.</p><p>TDV İslm Ansiklopedisi&#39;ndeki bilgilere göre Suğdak&#39;ın Moğol akınları sırasında Rumların eline geçmesi ve bölgedeki gelişmeler üzerine Anadolu Selçuklu Sultanı I. Aleddin Keykubad buraya bir sefer düzenlenmesine karar verdi. Bu görev Kastamonu Beyi Hüsamettin Çoban&#39;a verildi.</p><p>Böylece Kastamonu merkezli bir Selçuklu uç beyinin faaliyet alanı Karadeniz&#39;in karşı kıyısına kadar uzandı.</p><strong>1224&#39;te Kırım&#39;daki Suğdak Seferi</strong><p>Hüsamettin Çoban&#39;ın komutasındaki Selçuklu donanması Karadeniz&#39;i geçerek Kırım sahiline çıktı. Ardından Suğdak ele geçirildi. TDV İslm Ansiklopedisi, Suğdak&#39;ın 1224 yılında Hüsamettin Çoban tarafından fethedildiğini belirtiyor. Aynı bilgi, I. Aleddin Keykubad&#39;ın TDV&#39;deki biyografisinde de yer alıyor.</p><p>Sefer sadece Suğdak&#39;ın ele geçirilmesiyle sınırlı kalmadı. Kaynaklara göre Hüsamettin Çoban, bölgedeki Kıpçak hanının ve Rus knezlerinin itaatini de sağladı. Böylece Kastamonu&#39;dan yola çıkan Selçuklu kuvvetlerinin etkisi Kırım&#39;ın iç kesimlerine kadar ulaştı.</p><p>Bu sefer, Anadolu Selçuklularının Karadeniz&#39;deki askerî ve ticari politikaları açısından da dikkat çekiyor. TDV&#39;nin Selçuklular maddesinde Suğdak seferi, Selçukluların ticarete verdiği önemi gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.</p><strong>Suğdak&#39;ta Cami Ve İdari Düzen Kuruldu</strong><p>Hüsamettin Çoban&#39;ın Suğdak&#39;taki faaliyetleri yalnızca askerî başarıyla sınırlı kalmadı. Kaynaklara göre şehir ele geçirildikten sonra burada bir cami yaptırıldı. Ayrıca imam ve müezzinler görevlendirildi, şehre kadı tayin edildi. Böylece Selçuklu hkimiyetinin şehirde yalnızca askerî bir kontrol olarak kalmaması, idarî ve dinî yapının da oluşturulması amaçlandı.</p><p>Daha sonra Hüsamettin Çoban, Selçuklu sultanının emriyle Kastamonu&#39;ya döndü. Kaynaklarda dönüşünde beraberinde bol miktarda ganimet bulunduğu aktarılıyor.</p><strong>Hüsamettin Çoban&#39;ın Atabey Gazi İle Bağlantısı Kesin Mi?</strong><p>Kastamonu&#39;da Hüsamettin Çoban&#39;ın adı Atabey Gazi ile birlikte anılıyor. Ancak bu iki ismin kesin olarak aynı kişi olduğunu söylemek doğru değil.</p><p>Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Atabey Gazi Türbesi&#39;ndeki diğerlerinden daha büyük sandukanın Kastamonu Fatihi Atabey Gazi&#39;ye ait olduğunu belirtirken parantez içinde **'muhtemelen Hüsameddin Çoban Bey'** ifadesini kullanıyor. Bu nedenle resmî kaynak da burada kesin bir kimliklendirme yapmıyor.</p><p>Kastamonu Üniversitesi&#39;nde yayımlanan bir akademik çalışmada ise Atabey Gazi Camii&#39;nin 'Atabey' adının Çobanoğullarından Muzaffereddin Yavlak Arslan bin Alp Yürek ile bağlantılı olabileceği, buna karşılık halk arasında caminin Hüsamettin Çoban Bey tarafından yaptırıldığına inanıldığı aktarılıyor.</p><strong>Hüsamettin Çoban&#39;ın Son Yılları</strong><p>Hüsamettin Çoban&#39;ın Suğdak seferinden sonraki faaliyetleri hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmuyor. TDV İslm Ansiklopedisi&#39;ne göre bu seferden sonra adına dönemin kaynaklarında daha az rastlanıyor ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmiyor. Hüsamettin Çoban&#39;ın ardından Kastamonu&#39;daki beyliğin başına oğlu Alp Yürek geçti. Böylece Çobanoğulları&#39;nın Kastamonu&#39;daki hkimiyeti devam etti.</p><p>Çobanoğulları&#39;nın Kastamonu&#39;daki varlığı sonraki dönemlerde de şehrin siyasi ve kültürel tarihinde önemli bir iz bıraktı. Beyliğin hkimiyeti 14. yüzyılın başlarına kadar devam ederken, daha sonra bölgedeki güç dengeleri Candaroğulları lehine değişti.</p><strong>Kastamonu&#39;dan Kırım&#39;a Uzanan Bir Tarih</strong><p>Hüsamettin Çoban&#39;ın hikyesini dikkat çekici kılan nokta, Kastamonu merkezli bir uç beyinin faaliyetlerinin Karadeniz&#39;in karşı kıyısındaki Kırım&#39;a kadar ulaşması. 1211-1212 yılında Kastamonu&#39;da Selçuklu uç beyi olarak karşımıza çıkan Hüsamettin Çoban, sonraki yıllarda Bizans sınırındaki mücadelelerde görev aldı. 1224&#39;te ise Selçuklu donanmasının başında Karadeniz&#39;i aşarak Suğdak&#39;a ulaştı ve şehri Selçuklu hkimiyetine aldı.</p><p>Bu nedenle Hüsamettin Çoban&#39;ın hayatı, yalnızca Çobanoğulları&#39;nın kuruluşuyla sınırlı bir Kastamonu hikyesi değil; Anadolu Selçuklularının Karadeniz politikası, ticaret yolları ve Kırım&#39;a kadar uzanan askerî faaliyetleri açısından da önemli bir tarihî kesit oluşturuyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/husamettin-coban-bey-kimdi-kas_1790529055_2EMoxK.jfif" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hüsamettin Çoban Bey Kimdi? Kastamonu’dan Kırım’a Uzanan Tarihi Sefer ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/husamettin-coban-bey-kimdi-kas_1790529055_2EMoxK.jfif"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu'da Güney Kore rüzgarı esti]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-da-guney-kore-ruzgari-esti/126750/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu'da Güney Kore'nin geleneksel kıyafetlerinin tanıtıldığı Zamana Nakşedilen Hanbok defilesi düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-da-guney-kore-ruzgari-esti/126750/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;da Güney Kore&#39;nin geleneksel kıyafetlerinin tanıtıldığı 'Zamana Nakşedilen Hanbok' defilesi düzenlendi.</p><p>Kastamonu&#39;da Güney Kore Cumhuriyeti&#39;nin geleneksel kıyafetlerinin tanıtıldığı 'Hanbok' defilesi düzenlendi. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA), Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Türkiye Koreliler Derneği Kastamonu İl Temsilciliğinin destekleriyle gerçekleştirilen prograö, Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi&#39;nde gerçekleştirildi. Gecede, Güney Kore&#39;nin ulusal marka değeri olan geleneksel ve modern kıyafetlerinden oluşan 'Hanbok' defilesi izleyicilerle buluştu. Güney Kore&#39;nin geleneksel müziklerinin renk kattığı gecede, vatandaşlar Güney Kore&#39;nin köklü kültürünü tanıma imkanı buldu. Defile öncesinde davetlilere Güney Kore&#39;nin 500 yıllık geleneksel kıyafetleri hakkında detaylı bilgiler verildi.</p><p>Güney Kore vatandaşlarından oluşan koro hem Türkiye&#39;ye ait hem de Güney Kore&#39;ye ait şarkıları seslendirdi.</p><p>Etkinlikte konuşan Kastamonu Koreliler Derneği İl Başkanı Sang Won Kim, 'Kore kültürünü tanıtmaktan dolayı büyük bir mutluluk ve onur duyuyoruz. Özellikle bu etkinliğin hayata geçirilmesinde desteklerini esirgemeyen Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı, Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Muharip Gaziler Derneği Kastamonu Şubesine içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bugünkü gösterimizin Türkiye ve Güney Kore arasındaki kültürel bağlarını daha da güçlendirilmesini ve işbirliğimizin bir adım daha ileriye taşınmasını temenni ediyoruz. Hepinize iyi seyirler diliyorum' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-da-guney-kore-ruzgar_1790440741_k5KWIz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu'da Güney Kore rüzgarı esti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-da-guney-kore-ruzgar_1790440741_k5KWIz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bu Türbede Dilekler Mumla Değil Bayrakla Tutuluyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/bu-turbede-dilekler-mumla-degil-bayrakla-tutuluyor/126702/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu Kalesi’nin batı burçlarında yer alan Bayraklı Sultan Türbesi, kentte yüzyıllardır anlatılan bir fetih hikâyesine ev sahipliği yapıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/bu-turbede-dilekler-mumla-degil-bayrakla-tutuluyor/126702/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 08:08:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu Kalesi&#39;nin batı burçlarında yer alan Bayraklı Sultan Türbesi, kentte yüzyıllardır anlatılan bir fetih hikyesine ev sahipliği yapıyor. Halk arasında 'Bayraklı Sultan' olarak bilinen kişinin asıl adı ise Yûnus Mürebbî.</p><p>Anlatıya göre Kastamonu&#39;nun Selçuklular tarafından kuşatılması sırasında kale uzun süre ele geçirilemedi. Günler süren kuşatmanın ardından Selçuklu askerleri, kaleye yapılacak saldırıda sancağı burçlara ilk diken kişinin ödüllendirileceğine karar verdi.</p><p>1204 yılında Hüsmeddîn Çoban Bey komutasındaki Selçuklu ordusunun Kastamonu kuşatmasına katıldığı rivayet edilen Yûnus Mürebbî, savaş sırasında bayraktar olmak istedi. Yaşının küçük olması nedeniyle başlangıçta bu isteği kabul edilmeyen Yûnus Mürebbî&#39;nin, Peygamber Efendimizi rüyasında gördüğünü ve kendisine ertesi gün elinde bayrakla gelmesini söylediğini anlattığı aktarılır.</p><p>Savaşın başlamasıyla birlikte Yûnus Mürebbî, belindeki urganı kale burçlarına fırlatarak surlara tırmandı. Rivayete göre kızgın yağ ve alevli parçalara rağmen ilerleyen Yûnus Mürebbî, burca ulaşarak sancağı dikti. Ardından kılıcıyla kale kapısının halatlarını keserek kapının açılmasını sağladı.</p><p>Kapının açılmasıyla Selçuklu askerleri kaleye girerken, savaşın ardından Yûnus Mürebbî&#39;nin çok sayıda ok yarasına rağmen elindeki sancağı bırakmadığı görüldü. Hayatını kaybeden Yûnus Mürebbî&#39;nin Kastamonu Kalesi&#39;ne defnedildiği ve adına türbe yapıldığı anlatılıyor.</p><strong>Dilekler İçin Bayrak Adanıyor</strong><p>Yûnus Mürebbî&#39;nin ardından halk arasında 'Bayraklı Sultan' olarak anılan türbe, günümüzde de ziyaret edilen önemli meknlar arasında yer alıyor.</p><p>Kastamonuluların türbede mum yakmak yerine bayrak adadığı, dileklerinin gerçekleşmesi amacıyla buraya bayrak bıraktığı ifade ediliyor. Bu gelenek, Bayraklı Sultan anlatısının kent kültüründeki izlerinden biri olarak günümüzde de yaşatılıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bu-turbede-dilekler-mumla-degi_1790375355_JAZ1l4.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bu Türbede Dilekler Mumla Değil Bayrakla Tutuluyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bu-turbede-dilekler-mumla-degi_1790375355_JAZ1l4.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türk Kadınının Kahramanlık Timsali]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/turk-kadininin-kahramanlik-timsali/126625/</link>
            <description><![CDATA[Kurtuluş Savaşı'nda işgal görmemesine rağmen nüfusuna oranla en çok şehit veren Kastamonu, Milli Mücadele döneminde verdiği mücadeleyle tarihe geçti.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/turk-kadininin-kahramanlik-timsali/126625/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 09:14:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kurtuluş Savaşı&#39;nda işgal görmemesine rağmen nüfusuna oranla en çok şehit veren Kastamonu, Milli Mücadele döneminde verdiği mücadeleyle tarihe geçti. Stratejik konumu nedeniyle büyük önem taşıyan İnebolu ise Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün 'Gözüm Sakarya&#39;da, kulağım İnebolu&#39;da' sözlerine muhatap oldu.</p><p>Türk istiklalinin mihenk taşlarından biri olarak görülen İnebolu, Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu&#39;ya ulaştırılan silah ve cephanenin cephelere taşınmasında önemli bir rol üstlendi.</p><p>Bu mücadelede adı öne çıkan isimlerden biri de Şerife Bacı oldu. Ağır kış şartlarında cephane yüklü kağnısıyla İnebolu&#39;dan Kastamonu Kışlası&#39;na doğru yola çıkan Şerife Bacı, taşıdığı cephaneleri korumak ve kızı Elif&#39;i soğuktan kurtarmak için verdiği mücadeleyle tarihe geçti.</p><p>'Köyün sütannesi' olarak bilinen Şerife Bacı, top mermileri ve kızı Elif&#39;i korumak uğruna kendini feda ederek 21 yaşında donarak şehit oldu.</p><strong>İstiklal Yolu&#39;nda Büyük Mücadele</strong><p>Kastamonu, düşman işgaline uğramamasına rağmen Milli Mücadele döneminde eli silah tutan kadın, erkek ve hatta çocuk yaşta birçok kişi cepheye koştu. Cephe gerisinde kalanlar ise İstanbul&#39;dan İnebolu&#39;ya çıkarılan silah ve cephanenin Kastamonu üzerinden Ankara&#39;ya ulaştırılması için yollara çıktı.</p><p>İstanbul&#39;dan düşman işgalindeki depolardan kaçırılan silah ve cephane, geceleri kayıklar ve motorlarla İnebolu&#39;ya getiriliyordu. Ambarlara taşınan cephanelerin Kastamonu üzerinden Ankara&#39;ya sevk edilmesi gerekiyordu.</p><p>Ağırlaşan kış şartları, genişleyen cepheler ve artan mühimmat ihtiyacı nedeniyle taşıma işleri büyük güçlüklerle yürütülüyordu.</p><p>Bir akşam köyde tellal tarafından halka, her haneden bir kağnının Kastamonu&#39;ya yük taşımak üzere yola çıkacağı duyuruldu. Köy muhtarı da köy odasında yaptığı konuşmada, İnebolu&#39;ya getirilen cephane ve top mermilerinin cepheye taşınması için çevre köylere görev verildiğini açıkladı.</p><p>İnebolu&#39;dan 80 kağnı cephane yüklenerek Kastamonu&#39;ya doğru yola çıkacaktı. Muhtar, kağnı taşıyacakların listesini okudu. Şerife Bacı da yola çıkacak isimler arasında yer aldı.</p><strong>Şerife Bacı&#39;nın Son Yolculuğu</strong><p>Yolculuğun en zor bölümleri İnebolu&#39;nun İkiçay ve Çatalçeşme bölgeleri ile Topçuoğlu, Kayguncak ve Küre-Ecevit yokuşlarıydı. Çamur ve dik yokuşlar nedeniyle kağnılar büyük güçlüklerle ilerliyordu.</p><p>Tarih 1921 yılının Aralık ayını gösterirken aniden bastıran kar yolları kapladı. Köyde bakacak kimsesi bulunmadığı için bebeği Elif ile yola çıkan Şerife Bacı, top mermilerinin arasında kızına yer hazırladı. Sırtındaki yün yorganı hem cephaneyi hem de kızını koruyacak şekilde üzerlerine örttü.</p><p>Şerife Bacı&#39;nın aklında iki şey vardı: Cephaneyi sağlam şekilde kışlaya ulaştırmak ve kızı Elif&#39;i dondurucu soğuktan korumak.</p><p>Şerife Bacı, kağnının başına geçerek 'Bismillah' diyerek öküzleri çekmeye başladı. Ancak ilerleyen saatlerde soğuk giderek etkisini artırdı. Kağnıyı çeken öküzlerin birkaç kez kar ve tipi nedeniyle yere çökmesine rağmen Şerife Bacı yoluna devam etti.</p><p>Öndekiler uzaklaşırken arkadan gelenler de onu geçerek yollarına devam etti. Bir süre sonra kağnı yeniden durdu. Hava buz gibi olmuş, Şerife Bacı&#39;nın direnci giderek azalmıştı.</p><p>Ayağa kalkıp yoluna devam etmek isteyen Şerife Bacı&#39;nın artık takati kalmamıştı. Son bir hamleyle kazağını çıkararak cephanelerin üzerine örttü. Kızı Elif&#39;in donmaması için ona sıkıca sarıldı.</p><p>Taşıt kolu Kastamonu Kışlası&#39;nın önüne ulaştığında bir kağnının eksik olduğu fark edildi. Gece karanlığında yaklaşık 150-200 metre geride kalan kağnının ilerlemediği görüldü.</p><p>Kışladaki askerler kağnının yanına ulaştığında, cephane ve kızı uğruna kendini feda eden Şerife Bacı&#39;nın donarak şehit düştüğü anlaşıldı.</p><p>Şehit Şerife Bacı&#39;nın naaşı alaca önlüğü ve başındaki benli örtüsünden teşhis edildi. Seydiler köyünden hemşehrilerine gösterilen Şerife Bacı, köylüler tarafından köyüne götürüldü.</p><p>Mezarının yeri bilinmeyen Şerife Bacı için Seydiler Belediyesi tarafından ilçede bulunan Şehitler Anıtı&#39;nda gıyabi mezarlık yapıldı.</p><strong>İnebolu&#39;ya İstiklal Madalyası Verildi</strong><p>Anadolu&#39;nun lojistik merkezlerinden biri olan İnebolu Limanı&#39;na getirilen mühimmatın kağnı arabalarıyla İstiklal Yolu üzerinden cepheye ulaştırılmasında gösterilen üstün başarı nedeniyle İnebolu&#39;ya beyaz şeritli İstiklal Madalyası verildi.</p><p>Türk Kurtuluş Savaşı boyunca İnebolu&#39;ya deniz yoluyla gelen cephanenin kağnılarla cepheye ulaştırılmasında kullanılan 344 kilometrelik yola 'İstiklal Yolu' adı verildi.</p><strong>Şerife Bacı&#39;nın Anısı Yaşatılıyor</strong><p>Kurtuluş Savaşı&#39;ndaki mücadelesiyle sembol isimlerden biri haline gelen Şerife Bacı&#39;nın anısına Kastamonu Cumhuriyet Meydanı&#39;nda heykel yaptırıldı.</p><p>Cumhuriyetin 50. yılı nedeniyle 1973 yılında Seydiler Belediye binası önüne Şerife Bacı&#39;nın rölyefi yaptırıldı. Şerife Bacı&#39;nın anıtı ayrıca İnebolu sahilinde bulunan parka da yapıldı.</p><p>Tarihe adını yazdıran Şerife Bacı&#39;nın adı çeşitli kurumlara da verildi. Bunlar arasında Şehit Şerife Bacı İlköğretim Okulu, Şerife Bacı Öğretmen Evi, Kastamonu Şerife Bacı Devlet Hastanesi, Kastamonu Şerife Bacı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ile İstanbul Büyükşehir Şerife Bacı Lisesi yer alıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/turk-kadininin-kahramanlik-tim_1790281641_dCbfJz.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türk Kadınının Kahramanlık Timsali ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/turk-kadininin-kahramanlik-tim_1790281641_dCbfJz.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Şerife Bacı Müzesi Projesi Resmiyet Kazandı]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/serife-baci-muzesi-projesi-resmiyet-kazandi/126592/</link>
            <description><![CDATA[Şerife Bacı Vakfı ile Üsküdar Üniversitesi arasında toplumsal fayda odaklı çalışmaların hayata geçirilmesi amacıyla hazırlanan 'Sosyal İnovasyon Model Projeleri İş Birliği Protokolü', imzalandı.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/serife-baci-muzesi-projesi-resmiyet-kazandi/126592/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 14:01:13 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Şerife Bacı Vakfı ile Üsküdar Üniversitesi arasında toplumsal fayda odaklı çalışmaların hayata geçirilmesi amacıyla hazırlanan 'Sosyal İnovasyon Model Projeleri İş Birliği Protokolü', imzalandı. </p><p>Tören, Üsküdar Üniversitesi Senatoda gerçekleştirildi. Program, Şerife Bacı Müzesi adı altında hayata geçirilerek iki kurum arasındaki iş birliğinin somut adımı oldu. Protokol imza töreni Üsküdar Üniversitesi Öğretim üyesi Dr. Nebiye Yaşar moderatörlüğünde gerçekleştirildi.</p><p>İki kurum arasında hazırlanan protokol, toplumsal ihtiyaçlara yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştiren projelerin kurumsal bir zeminde uygulanmasını hedefliyor. İş birliği kapsamında hazırlanacak sosyal inovasyon model projelerinin toplumun geleceğine katkı sunması amaçlanıyor.</p><p>Törene, Şerife Bacı Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Fatma Kıranoğlu ile Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan katıldı. İmza töreniyle birlikte Şerife Bacı Müzesi projesi resmiyet kazandı.<br>Törene çok sayıda kamu görevlisi, iş insanı, sivil toplum temsilcisi ve uzman isim katıldı. Dr. Nebiye Yaşar moderatörlüğünde başlayan programdaki isimler arasında Ahde Vefa Platformu Başkanı Nuran Kırlak, Tarım Bakanlığı AB Uzmanlar Kurulu Başkanı Yakup Sağlam, Beykoz Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Hüsrev ve Sedat Altun, UCLG-MEWA Başkanı Dr. Mehmet Duman, Yedi Kule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiğit, Marmara Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğü İdari İşler ve Finansman Daire Başkanı Recep Albayrak, Trafik Vakfı Başkanı Sudi Topal, İlim ve Fazilet Vakfı Başkanı Mahmut Ekşi, İTO Meclis Üyesi İshak Koçoğlu, mimar Feza Ökten Koca, Vedat Tek Kültür Müzesi Müdürü İlknur Aynan ve Final Mezunlar Derneği Başkanı Mete Murat gibi isimler öne çıktı. Törende ayrıca Şerife Bacı Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Recep Çetinkaya, iş insanları ve kültür-sanat camiasından temsilciler de hazır bulundu.</p><p>Törende konuşan Şerife Bacı Vakfı Başkanı Fatma Kıranoglu konuşmasında; 'Şerife Bacı&#39;nın hikyesi, bizim için yalnızca geçmişte yaşanmış bir kahramanlık öyküsü değildir. O; Millî Mücadele döneminde vatanı, milleti ve bağımsızlığı uğruna büyük fedakrlıklar gösteren Anadolu kadınlarının azminin dayanışmasının ve sorumluluk bilincinin sembolüdür. Bizler de bu tarihî mirastan aldığımız ilhamla Şehit Şerife Bacı Vakfı&#39;nı kurduk. Kastamonu başta olmak üzere ülkemizin farklı bölgelerindeki sivil toplum gönüllülerini ortak bir vizyon etrafında buluşturmayı; eğitim, sağlık, kültür ve sosyal yardım alanlarında sürdürülebilir toplumsal fayda üretmeyi amaçladık.  Özellikle çocuklarımızın, kadınlarımızın ve dezavantajlı grupların eğitim ve sosyal imknlara erişimini desteklemeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak kabul ediyoruz. Bugün üzerinde özellikle durmak istediğim iki önemli projemiz bulunmaktadır. Bunlardan bir, Şehit Şerife Bacı ve Hafıza Müzesi projesidir.  Bu projenin; Millî Mücadele hafızasının korunacağı, Anadolu kadınının fedakrlığının gelecek kuşaklara aktarılacağı, gençlerimizin tarihî ve kültürel mirasımızla bağ kurabileceği bir eğitim, kültür, araştırma ve hafıza alanı olmasını hedefliyoruz. Bu yönüyle müzemizin yalnızca geçmişi anlatan değil, geçmişten hareketle geleceğe ışık tutan yaşayan bir kültür ve eğitim merkezi olmasını arzu ediyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz iş birliği de bu anlayışın önemli bir parçasıdır. Üsküdar Üniversitesi ile kurduğumuz iş birliğini; akademik bilgi ile sivil toplum deneyiminin, kamu desteği ile iş dünyasının girişimcilik kapasitesinin bir araya geldiği önemli bir sosyal İnovasyon modeli olarak görüyoruz.  Bilimsel bilgi, akademik deneyim ve sahadaki toplumsal ihtiyaçlar aynı zeminde buluştuğunda, daha nitelikli ve sürdürülebilir projeler ortaya koyabileceğimize inanıyoruz. İkinci önemli projemiz ise Kastamonu Orman Teknolojileri TEKMER projesidir. Bu projemizle Kastamonu&#39;muzun zengin orman varlığını koruyarak; AR-GE, tasarım, teknoloji, girişimcilik ve yenilikçi üretim alanlarıyla buluşturmayı amaçlıyoruz. Gençlerimizin, kadın girişimcilerimizin, üreticilerimizin ve iş insanlarımızın fikirlerini projelere, yenilikçi ürünlere ve ekonomik değere dönüştürebilecekleri bir girişimcilik ve İnovasyon ekosistemi oluşturmak istiyoruz. Buradaki temel yaklaşımımız; doğal kaynaklarımızı yalnızca tüketen değil, bilimsel bilgi ve teknolojiyle koruyan, geliştiren ve katma değere dönüştüren bir yerel kalkınma modeli ortaya koymaktır.  Her iki projemizin ortak paydasında ise gençlerimiz, eğitim, bilim, sosyal İnovasyon ve yerel kalkınma bulunmaktadır. Gençlerimize yalnızca iş arayan değil; bilgi üreten, girişim geliştiren, istihdam oluşturan ve toplumsal değer üreten bireyler olabilecekleri fırsatları sunmayı hedefliyoruz.  Kastamonu&#39;nun doğal ve kültürel potansiyelini yerel kalkınmaya kazandırırken; bunu koruma, sürdürülebilirlik, bilimsel yaklaşım ve toplumsal fayda ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirmek istiyoruz. Bu projelerin şekillenmesinde akademik vizyonu ve değerli katkılarıyla bizlere yol gösteren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. Nevzat Tarhan&#39;a huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Aynı zamanda, projemizin daha ilk aşamalarından itibaren bizlere destek veren, akademik birikimi ve yol göstericiliğiyle katkı sunan Dr. Nebiye Yaşar Hocamıza özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Bugün attığımız bu imza, aslında yalnızca bugünün değil, uzun soluklu bir çalışmanın başlangıcıdır. Bu yolculukta bizlerle birlikte yürüyen vakıf gönüllülerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, akademisyenlerimize, Kamu kurumlarımızın değerli yöneticilerine, kıymetli akademisyenlerimize, iş dünyamızın değerli temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarımıza ve bu projelerde katkı sunacak bütün paydaşlarımıza da şükranlarımı sunuyorum. Bizim hedefimiz; İstiklal &#39;den aldığımız emaneti, istikbale taşımaktır. Bu anlamlı iş birliğinin ülkemize, gençlerimize ve gelecek nesillerimize hayırlı olmasını diliyorum. İnanıyoruz ki Şerife Bacı&#39;nın taşıdığı emanet; bugün bilimle, eğitimle, kültürle ve sosyal İnovasyon geleceğe taşınacaktır. Ayrıca bugün bu anlamlı buluşmayı kamuoyuna taşıyacak olan değerli basın mensuplarımıza da teşekkür ediyor; çalışmalarımıza gösterecekleri ilgi ve katkının bizim için son derece kıymetli olduğunu ifade etmek istiyorum' dedi. <br>İmza törenin ardından hazırlanan pasta kesimi ile Şehit Şerife Bacı Vakfı Başkan Vekili Recep Çetinkaya tarafından hazırlan el emeği Şehit Şerife Bacı maketi günün anısına Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve yönetim üst kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan&#39;a günün anısına hediye edilmesinin ardından törene katılanlar misafirlerin günün anısına toplu fotoğraf çekimi ile tören sona erdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/serife-baci-muzesi-projesi-res_1790247672_jhTGRp.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Şerife Bacı Müzesi Projesi Resmiyet Kazandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/serife-baci-muzesi-projesi-res_1790247672_jhTGRp.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gemilerin Sığındığı Tarihi Koy]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/gemilerin-sigindigi-tarihi-koy/126543/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Cide ilçesinde bulunan Gideros Koyu, eşsiz doğal güzelliğinin yanı sıra binlerce yıllık tarihiyle de dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/gemilerin-sigindigi-tarihi-koy/126543/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 08:10:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Cide ilçesinde bulunan Gideros Koyu, eşsiz doğal güzelliğinin yanı sıra binlerce yıllık tarihiyle de dikkat çekiyor. Antik çağlardan günümüze kadar farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan koy; mağaraları, kalesi, camisi, plajı ve tarihî kalıntılarıyla Batı Karadeniz&#39;in önemli kültürel ve doğal mirasları arasında yer alıyor.</p><p>Cide ilçe merkezinin yaklaşık 11 kilometre batısında bulunan Gideros Koyu, Karadeniz&#39;in kıyısında doğal yapısını büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşan önemli turizm noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Denize açılan ağzı yaklaşık 130 metre, koyun çapı ise 514 metre olan Gideros, yılın farklı dönemlerinde çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor.</p><strong>Antik Çağlardan Günümüze Uzanan Tarih</strong><p>Gideros&#39;un tarihinin antik çağlara kadar uzandığı belirtiliyor. Koyun adının, antik kaynaklarda geçen Kytoros isminden geldiği düşünülüyor. Homeros&#39;un İlyada eserinde sözünü ettiği Paflagonya bölgesinin sınırları içerisinde Gideros ve Cide çevresinin de bulunduğu ifade ediliyor.</p><p>Antik dönemde Kytoros Limanı&#39;nın, Sinope (Sinop) ile Amastris (Amasra) arasında seyahat eden gemiler için önemli bir sığınma ve ikmal noktası olarak kullanıldığı değerlendiriliyor. Bölgenin özellikle Helenistik Dönem sonrasında Karadeniz ticaret sisteminde daha aktif bir konuma geldiği belirtiliyor.</p><p>Tarih boyunca doğal yapısı nedeniyle korunaklı bir liman özelliği taşıyan Gideros&#39;un, korsanlardan saklanmak ve gemilerin sığınması amacıyla da kullanıldığı aktarılıyor.</p><strong>Şimşir Ağaçlarıyla Ünlü</strong><p>Gideros&#39;un dikkat çeken özelliklerinden biri de zengin bitki örtüsü. Koyu çevreleyen dağlık alanlarda şimşir, kestane, kayın, meşe ve çam ağaçları yoğun olarak görülüyor.</p><p>Özellikle bölgedeki şimşir ağaçlarının antik çağlardan itibaren ekonomik ve kültürel açıdan önemli olduğu ifade ediliyor. Antik kaynaklarda Kytoros ve çevresinde yetişen kaliteli şimşirlerden tarak, kutu, tuzluk, lir, flüt, dokuma mekiği, peynir kalıbı ve çeşitli günlük kullanım eşyaları üretildiğine dair bilgiler yer alıyor.</p><p>Homeros yorumcularından Eustathius&#39;un Gideros ile ilgili aktardığı bir deyişin de bölgedeki şimşir ağaçlarının bolluğuna işaret ettiği belirtiliyor.</p><strong>Mağaralar Ve Tarihî Kalıntılar Dikkat Çekiyor</strong><p>Gideros&#39;ta gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında farklı dönemlere ait tarihî kalıntılara rastlandığı biliniyor. Çadır İni ve Ballıcı İni olarak adlandırılan mağaralarda Orta Kalkolitik Dönem&#39;e ait çanak çömlek parçalarının bulunduğu aktarılıyor.</p><p>Gideros Mağarası 1 olarak adlandırılan mağarada ise Bizans dönemine ait seramik parçaları ve mabet kalıntılarının bulunduğu belirtiliyor. Koy çevresinde Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen duvar kalıntıları da dikkat çekiyor.</p><p>Gideros&#39;ta üç mağaranın bulunduğu, bunlardan ikisinin yaklaşık 300 kişiyi barındırabilecek büyüklükte olduğu ve içlerinde sarkıt ve dikitlerin bulunduğu ifade ediliyor.</p><strong>Gideros Kalesi Tarihe Tanıklık Ediyor</strong><p>Koyun önemli tarihî yapılarından biri olan Gideros Kalesi, bölgenin stratejik önemini de ortaya koyuyor. Kale çevresinde sur ve yapı kalıntılarının günümüzde de görülebildiği belirtiliyor.</p><p>Tarihî kaynaklarda, Gideros Kalesi&#39;nin Çobanoğulları Uç Beyliği&#39;nin beyi Yavlak Arslan tarafından 16 gün süren savaşın ardından 3 Ekim 1284 tarihinde Bizans&#39;tan alındığı aktarılıyor.</p><p>Koy çevresindeki kayalıklarda Cenevizlilere ait olduğu değerlendirilen topların bulunduğu, kale ve çevresinde çeşitli tarihî kalıntıların günümüze ulaştığı ifade ediliyor.</p><strong>Camisi Ve Hamamıyla Geçmişten İzler Taşıyor</strong><p>Gideros&#39;un tarihî dokusunu oluşturan yapılar arasında Gideros Camii ve Gideros Hamamı da bulunuyor. Restore edilen Gideros Camii günümüzde ibadete açık şekilde kullanılıyor.</p><p>Osmanlı döneminden kaldığı değerlendirilen Gideros Hamamı ise koyun Karadeniz&#39;e bakan bölümünde, deniz içerisinde yer alıyor. Yapıya ulaşımın günümüzde deniz yoluyla sağlanabildiği belirtiliyor.</p><strong>Doğayla Tarihin Buluştuğu Nokta</strong><p>Gideros Koyu&#39;na Cide ve Bartın yönlerinden ulaşım sağlanabiliyor. Dağlık arazi içerisinde kıvrılarak sahile ulaşan yollar, ziyaretçilere Karadeniz&#39;in doğal güzelliklerini yakından görme imknı sunuyor.</p><p>Binlerce yıllık geçmişi boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan Gideros Koyu; doğal limanı, zengin orman dokusu, mağaraları, kalesi, tarihî yapıları ve berrak deniziyle Cide&#39;nin en önemli doğal ve kültürel değerlerinden biri olmayı sürdürüyor.</p><p>Doğal yapısını büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşan koy, bugün de yılın her döneminde ziyaretçilerini ağırlıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gemilerin-sigindigi-tarihi-koy_1790192714_6fhlLQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gemilerin Sığındığı Tarihi Koy ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gemilerin-sigindigi-tarihi-koy_1790192714_6fhlLQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Taşköprü’nün Tarihi Paleolitik Çağ’a Uzanıyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/taskopru-nun-tarihi-paleolitik-cag-a-uzaniyor/126455/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi, geçmişi Paleolitik Çağ’a kadar uzanan tarihi, antik kentleri, kaya mezarları, geleneksel mimarisi, yemek kültürü ve folklorik değerleriyle bölgenin önemli kültür merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/taskopru-nun-tarihi-paleolitik-cag-a-uzaniyor/126455/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 08:22:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Taşköprü ilçesi, geçmişi Paleolitik Çağ&#39;a kadar uzanan tarihi, antik kentleri, kaya mezarları, geleneksel mimarisi, yemek kültürü ve folklorik değerleriyle bölgenin önemli kültür merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><p>İlçedeki ilk insan izleri Kızılcaören köyü çevresinde görülürken, bölgede tespit edilen taş alet teknolojileri Taşköprü tarihinin Paleolitik Çağ&#39;a kadar uzandığını ortaya koyuyor. Bu dönemden itibaren Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Demir Çağları boyunca bölgede kesintisiz isknın sürdüğü belirtiliyor.</p><p>Tarih boyunca Hitit, Frig, Hellen, Pers ve Roma gibi farklı kültürlere ev sahipliği yapan Taşköprü&#39;de, Paphlagonia&#39;nın yerel krallıkları döneminden kalan eserler de dikkat çekiyor. MÖ 5. ve 4. yüzyıllara tarihlendirilen Donalar Kalekapı kaya mezarı, üzerindeki Hellenistik ve Pers etkili kabartmalarıyla bölgenin dikkat çeken arkeolojik kalıntıları arasında yer alıyor. Urgancı, Bademci, Aygır ve Direklikaya kaya mezarları da ilçedeki diğer önemli tarihi yapılar arasında bulunuyor.</p><strong>Taşköprü&#39;nün Antik Dönemdeki Merkezi: Pompeiopolis</strong><p>İlçenin tarihteki en önemli dönüm noktalarından biri ise Pompeiopolis Antik Kenti oldu. Günümüzde Zımbıllı Tepe olarak bilinen bölgede, MÖ 65-64 yıllarında kurulan kent, adını Roma&#39;nın ünlü generali Pompeius Magnus&#39;tan aldı.</p><p>Pompeius Magnus&#39;un Pontus Kralı Mithridates VI Eupator&#39;u mağlup etmesinin ardından Paphlagonia bölgesinde yaptığı düzenlemeler kapsamında kurulan kentlerden en büyüğü Pompeiopolis oldu. Amnias Nehri, bugünkü adıyla Gökırmak, üzerinde kurulan kent bir dönem Paphlagonia&#39;nın eyalet başkentliğini üstlendi. Kent, 'Metropolis Sebaste' adıyla bölgenin ana ve kutsal şehri olarak anıldı.</p><p>MS 4. yüzyılda Hristiyanlaşan Pompeiopolis, en geç MS 325 yılından itibaren piskoposluk merkezi olarak da önem kazandı. Ancak MS 6. yüzyıldan itibaren bölgeye düzenlenen Arap ve Sasani akınları nedeniyle kent eski görkemini kaybetti ve 7. yüzyıldan sonra tamamen terk edildi.</p><p>Yüzyıllar boyunca unutulan ve çeşitli dönemlerde tahribata uğrayan Pompeiopolis, 1800&#39;lerin başında Sinop&#39;taki Fransız Konsolosu Pascal Fourcade tarafından yeniden keşfedildi. Kentteki ilk bilimsel araştırmalar ise 2006 yılında başladı.</p><p>Kastamonu Müze Müdürlüğü başkanlığında çok uluslu bir uzman ekiple sürdürülen kazılarda bugüne kadar çok sayıda önemli kalıntıya ulaşıldı. Tamamen masif mermerden yapılmış tiyatronun yanı sıra mozaiklerle süslü geniş bir villa, odeon, forum, macellum, hamam, bazilika ve tapınak gibi yapılar ortaya çıkarıldı. Çeşitli seramik parçaları, sikkeler ve diğer küçük buluntular da antik kentin geçmişine ilişkin önemli bilgiler sunuyor.</p><p>Pompeiopolis&#39;te yürütülen örenyeri-müze projesinin de önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanıyor.</p><strong>İlçeye Adını Veren Tarihi Köprü</strong><p>Bugünkü Taşköprü yerleşiminin ise 13. yüzyılda Türkler tarafından Gökırmak&#39;ın karşı yakasında kurulduğu ve adını ilçenin simgesi haline gelen tarihi köprüden aldığı belirtiliyor.</p><p>Yaklaşık 68 metre uzunluğundaki tarihi köprü, Gökırmak&#39;ın iki yakasını birbirine bağlıyor. Yakın tarihe kadar yedi kemerli özgün yapısıyla bilinen köprünün kuzey yönündeki kemerlerinden biri bugün kapalı durumda.</p><p>Köprünün kesin yapım tarihi ise tartışma konusu. Yapının Beylikler Dönemi&#39;nde inşa edildiği yönündeki görüşlerin yanı sıra, Bizans İmparatoru II. Manuel Paleologos&#39;un 1391 tarihli mektuplarında Pompeiopolis yakınlarında bir Roma köprüsünden söz etmesi, yapının daha eski olabileceğine ilişkin değerlendirmelere de dayanak oluşturuyor. Büyük kemerlerden birinde kilit taşı olarak kullanılan haç motifli mermer blok da köprünün tarihinin daha erken dönemlere uzanabileceğine işaret ediyor.</p><strong>Beylikler Döneminde Eğitim Ve Bilim Merkezi</strong><p>Kastamonu ve çevresinin Türk hkimiyetine girmesinde Çobanoğulları Beyliği&#39;nin kurucusu ve Selçuklu Uç Beylerbeyi Hüsameddin Çoban Bey&#39;in önemli rol oynadığı belirtiliyor. Bölge daha sonra Candaroğulları ve Osmanlı egemenliğine girdi.</p><p>Taşköprü, özellikle Beylikler döneminde eğitim kurumları ve yetiştirdiği ilim insanlarıyla öne çıktı. Hüsameddin Çoban Bey&#39;in torunu Muzaffereddin Yavlak Arslan döneminde ilçede önemli imar faaliyetleri gerçekleştirildi.</p><p>Bu dönemde yaptırılan Muzaffereddin Gazi Medresesi ve Camii, çeşme, iki hamam, Tokaş köyündeki zaviye ve bunlara tahsis edilen vakıflar, ilçenin tarihsel gelişiminde önemli yer tuttu. 1280&#39;lerde yaptırıldığı düşünülen Muzaffereddin Gazi Medresesi, 1329 yılında Candaroğlu I. Süleyman Paşa tarafından onarıldı.</p><p>Taşköprülüzdeler ailesinin ilk ferdi kabul edilen Mevln Hayreddin Halil b. Kasım&#39;ın da Candaroğlu İsmail Bey tarafından bu medreseye müderris olarak atanması, Taşköprü&#39;nün eğitim tarihindeki önemini ortaya koyan gelişmelerden biri oldu.</p><p>Ancak ilçenin 1890 ve 1927 yıllarında geçirdiği büyük yangınlar nedeniyle medrese ve cami başta olmak üzere çok sayıda tarihi yapı günümüze ulaşamadı.</p><strong>Yangınlardan Günümüze Kalan Tarihi Yapılar</strong><p>Taşköprü kent merkezinde yangınlardan günümüze ulaşan en eski yapılardan biri, Beylikler döneminden kalan Şeyh Hüsameddin Tekke Camii olarak biliniyor. 13. yüzyılda Muzaffereddin Yavlak Arslan döneminde Seyyid Hüsameddin tarafından yaptırıldığı belirtilen caminin yanı sıra 19. yüzyılda inşa edilen Taş Camii ve Tabakhane Camii de ilçenin önemli tarihi yapıları arasında yer alıyor.</p><p>İlçenin kırsal kesimlerinde de 13. ve 15. yüzyıllar arasında cami, medrese, tekke ve hamam gibi yapıların inşa edildiği görülüyor. Tutaş, diğer adıyla Abdal Hasan köyündeki yaklaşık 700 yıllık cami, medrese, aşevi ve hamam ile Çaycevher, Kornapa ve Bey köylerindeki tarihi camiler bu mirasın örnekleri arasında bulunuyor.</p><strong>Geleneksel Mimari Ve Çok Kültürlü Geçmiş</strong><p>Taşköprü&#39;nün geleneksel mimarisi de ilçenin tarihsel dokusunun önemli unsurlarından biri. Geleneksel evlerde ahşap karkasların arasının kerpiçle doldurulduğu hımış tekniği kullanılırken, dağ köylerinde büyük ağaç gövdelerinin birbirine geçirilmesiyle, çivi kullanılmadan yapılan çantı veya kandil olarak adlandırılan evler dikkat çekiyor.</p><p>İlçenin geçmişinde Ermeni ve Rum nüfusun da bulunduğu, özellikle 1960-70&#39;li yıllara kadar bu toplulukların kent merkezi ve köylerde yaşamlarını sürdürdüğü aktarılıyor. Geleneksel yapılarda Ermeni ustaların işçiliğinin izlerinin görüldüğü belirtiliyor.</p><p>yüzyılın sonlarında inşa edilen Hükümet Konağı, Redif Taburu ve Cephanelik binaları ise ilçedeki kamu mimarisinin önemli örnekleri arasında yer alıyor. Osmanlı dönemi askeri mimarisinin örneklerinden olan Redif Taburu binası, bugün Taşköprü Kent Tarihi Müzesi olarak hizmet veriyor.</p><strong>Taşköprü&#39;de Dikkat Çeken Tarihi İlkler</strong><p>Taşköprü, yalnızca arkeolojik ve mimari mirasıyla değil, idari ve sosyal tarihindeki bazı gelişmelerle de dikkat çekiyor.</p><p>İlçede 1833 yılında Anadolu ve Rumeli&#39;deki ilk muhtarlık teşkilatlarından birinin kurulduğu ve buna bağlı olarak seçim yapıldığı belirtiliyor. 1869 yılında kurulan Taşköprü Belediyesi de ilçenin idari tarihindeki önemli kurumlardan biri oldu.</p><p>1927 yangınından bir yıl sonra hazırlanan kent planında ise dönemin daha çok büyük kentlerinde uygulanan, cadde ve sokakların birbirini dik açıyla kestiği ızgara sisteminin kullanıldığı görülüyor. Bu planın büyük ölçüde günümüze kadar korunduğu belirtiliyor.</p><p>Taşköprü ayrıca 1935 yılında hidroelektrik proje sayesinde kendi elektriğini üretip dağıtmaya başlayan yerleşimlerden biri olarak da tarihe geçti.</p><strong>Sarımsak Festivali, Zeybek Ve Geleneksel Kültür</strong><p>Taşköprü&#39;nün kültürel zenginliği yemeklerden giyime, doğum ve düğün geleneklerinden halk oyunlarına kadar geniş bir alana yayılıyor. Birbirine yakın köylerde dahi farklı giyim biçimleri, kelimeler ve yemek çeşitleriyle karşılaşılabiliyor.</p><p>İlçenin folklorik kültüründe zeybek önemli bir yere sahip. Sepetçioğlu ve Taşköprü zeybeği, geleneksel eğlencelerin başlıca unsurları arasında bulunuyor.</p><p>Taşköprü&#39;de bilinen en eski eğlence geleneklerinden biri ise panayır. Günümüzde Sarımsak Festivali olarak devam eden geleneksel şenliğin köklerinin eski dönemlerde düzenlenen panayırlara dayandığı belirtiliyor. 1980&#39;li yıllarda uluslararası ölçekte festival olarak kutlanmaya başlayan etkinliğin tarihsel geçmişinin ise Pompeiopolis dönemine kadar uzandığına ilişkin bulgular bulunuyor.</p><strong>Geleneksel Kıyafetler Ve Taşköprü Mutfağı</strong><p>Taşköprü&#39;nün geleneksel kıyafetleri de ilçenin kültürel mirasının bir parçasını oluşturuyor. Erkeklerde iç gömlek, yelek, vala pantul, kuşak, dolak ve çarık gibi parçalar kullanılırken, kadınların geleneksel kıyafetleri arasında fes, çökü, yazma, içlik, fistan, üç etek, salta, kuşak, paça, önlük ve çarık bulunuyor.</p><p>İlçenin mutfak kültüründe ise kuyu kebabı başı çekiyor. Mayıs ayından ekim ayına kadar devam eden kebap sezonunda özellikle süt kuzularının tercih edildiği belirtiliyor.</p><p>Etli ekmek, ter ekmek, saraylı, eli koynunda, keşkek, üçürdüm pilavı, badılı pilav, tirit, köy böreği, cevizli çörek, kete, cizleme, malak hamuru, kayduma, tatar, borana, mıhlama, banduma, tarhana, uğmaç, bulamaç, çükündürlü bakla, ekşi, pancar pekmezi, pelverde, cırık, baklava ve mantar salamurası da Taşköprü mutfağının öne çıkan lezzetleri arasında sayılıyor.</p><p>Paleolitik Çağ&#39;dan Roma dönemine, Beylikler&#39;den Osmanlı&#39;ya ve Cumhuriyet dönemine uzanan tarihiyle Taşköprü, arkeolojik alanları, tarihi yapıları, geleneksel mimarisi, folkloru ve mutfak kültürüyle Kastamonu&#39;nun çok katmanlı kültürel mirasını günümüze taşıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/taskopru-nun-tarihi-paleolitik_1790106031_KOrJd2.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Taşköprü’nün Tarihi Paleolitik Çağ’a Uzanıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/taskopru-nun-tarihi-paleolitik_1790106031_KOrJd2.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazma Eser Kütüphanesine 228 Kitap Bağışı Yapıldı]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/yazma-eser-kutuphanesine-228-kitap-bagisi-yapildi/126448/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesine 228 kitap bağışı yapıldı.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/yazma-eser-kutuphanesine-228-kitap-bagisi-yapildi/126448/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 23:44:53 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesine 228 kitap bağışı yapıldı.</p><p>Kastamonu Valisi Meftun Dallı, kütüphanede düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Abdullah Özengici ve Tuncay Sakallıoğlu&#39;na bağışlarından dolayı teşekkür etti.</p><p>Bu tür bağışların çok kıymetli olduğunu aktaran Dallı, '840&#39;lı yıllarda Karamanlılarla başlayan bir serüven. Koskocaman bir medeniyet inşa etmişiz. Daha sonra Müslüman Türk devletleri, Selçuklular, beylikler dönemi. Kastamonu&#39;da da Candaroğulları Beyliği döneminde çok ciddi kültür bilim faaliyeti olmuş. Daha sonra Osmanlı.' dedi.</p><p>Türkiye&#39;de 17 ilde yazma eser kütüphanesi bulunduğuna işaret eden Dallı, 'Bunların en kapasitelisi Kastamonu&#39;da. Burası kıymetli bir müessese, kuruluşundan bugüne kadar emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. İnşallah araştırmacılarımız bunlardan istifa eder.' diye konuştu.</p><p>Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi Müdürü Erdal Arslan ise çok anlamlı bir bağış yapıldığını dile getirdi.</p><p>İki bağışçının daha önce de kütüphaneye kitap bağışında bulunduğunu anlatan Arslan, şunları kaydetti:</p><p>'Abdullah Özengici&#39;nin önceden 182 eser bağışı var. Son olarak 215 matbu nadir eseri kütüphanemize bağışladı. Tuncay Sakallıoğlu hocamız da emekli öğretmen ancak araştırmacı yazar kişiliğiyle tanınıyor. Osmanlıcaya ilgisi ve yaptığı yerel araştırmalarla kütüphanemizin önemli katkı sağlayıcılarından. Hem akademik olarak teknik destek verirken aynı zamanda yapmış olduğu bağışlarla da kütüphane koleksiyonumuzu zenginleştiren değerli büyüklerimizden biri. Kendisinin kütüphanemize daha önce 12 yazma eser, 9 matbu eser, 3 levha ve hat bağışı olmuştu. Bu programda da 10 matbu eser ve 3 yazma eser bağışında bulunmaktadır.'</p><p>Vali Dallı, daha sonra Özengici ve Sakallıoğlu&#39;na katkılarından dolayı teşekkür belgesi verdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yazma-eser-kutuphanesine-228-k_1790109891_ZTKPlm.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazma Eser Kütüphanesine 228 Kitap Bağışı Yapıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yazma-eser-kutuphanesine-228-k_1790109891_ZTKPlm.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye'de Beyaz Perde Şöleni]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/turkiye-de-beyaz-perde-soleni/126361/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye Sinema Festivali, 26-27 Eylül tarihlerinde 75 ilde sinemaseverleri beyaz perde etrafında buluşturacak. Yaklaşık bin 500 salonda 17 yerli ve yabancı filmin gösterileceği festivalde iki gün boyunca tüm filmlerin biletleri 90 liradan satışa sunulacak.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/turkiye-de-beyaz-perde-soleni/126361/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 01:02:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye Sinema Festivali, 26-27 Eylül tarihlerinde 75 ilde sinemaseverleri beyaz perde etrafında buluşturacak. Yaklaşık bin 500 salonda 17 yerli ve yabancı filmin gösterileceği festivalde iki gün boyunca tüm filmlerin biletleri 90 liradan satışa sunulacak.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün destekleriyle düzenlenen Türkiye Sinema Festivali, sinema kültürünü güçlendirmek ve sinema salonlarını desteklemek amacıyla ikinci kez gerçekleştirilecek.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Sinema Festivali&#39;nin ikinci yılında daha geniş bir kapsamla sinemaseverlerle buluşacağını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.</p><p>'Sinemanın birleştirici gücünü Türkiye&#39;nin dört bir yanında yeniden hissedeceğiz' diyen Bakan Ersoy; 'Bakanlığımızın destekleriyle, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) tarafından GNÇ ana sponsorluğunda düzenlenen Türkiye Sinema Festivali, ikinci yılında daha geniş bir kapsamla sinemaseverlerle buluşacak. Geçen yıl ilk kez düzenlenen ve 780 binden fazla seyirciyi beyaz perde etrafında buluşturan festivali, bu yıl 26-27 Eylül tarihlerinde 75 ilimizde, yaklaşık bin 500 salonda gerçekleştireceğiz; 17 yerli ve yabancı filmi izleyiciyle buluşturacağız. İki gün boyunca tüm filmlerin biletleri 90 lira olacak; biletler bugünden itibaren satışa sunulacak. Başta gençlerimiz ve ailelerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızı sinema salonlarımızı doldurmaya, ortak seyir heyecanını paylaşmaya ve bu kültür şölenine ortak olmaya davet ediyorum' dedi.<br>Türkiye Sinema Festivali, ikinci yılında daha geniş bir erişim ve daha güçlü bir programla sinemaseverleri beyaz perde etrafında buluşturmayı hedefliyor.</p><strong>Aile Filmlerinden Büyük Bütçeli Yapımlara Geniş Seçki</strong><p>Festival programında yılın merakla beklenen yapımlarının yanı sıra farklı türlerden yerli ve yabancı filmler yer alacak. Katılımcılar; aile filmlerinden animasyonlara, macera yapımlarından büyük bütçeli gişe filmlerine kadar geniş bir seçkiyi avantajlı fiyatlarla izleme fırsatı bulacak.</p><p>Festival kapsamında gösterilecek filmler arasında Avengers: Endgame, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün, Odyssey ve Oyuncak Hikayesi 5 gibi yapımlar da bulunuyor. Biletler 21 Eylül&#39;den itibaren satışta olacak. <br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-de-beyaz-perde-soleni_1790004795_RDhk3C.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye'de Beyaz Perde Şöleni ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/turkiye-de-beyaz-perde-soleni_1790004795_RDhk3C.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fas Ve Tunus’tan Ağlı’ya Uzanan Tarihi Hikâye]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/fas-ve-tunus-tan-agli-ya-uzanan-tarihi-hikaye/126360/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun batısında yer alan Ağlı ilçesi, 1100 metre rakımı, ormanlarla çevrili yapısı ve geçmişi İlk Çağ’a kadar uzanan tarihiyle dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/fas-ve-tunus-tan-agli-ya-uzanan-tarihi-hikaye/126360/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 00:10:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun batısında yer alan Ağlı ilçesi, 1100 metre rakımı, ormanlarla çevrili yapısı ve geçmişi İlk Çağ&#39;a kadar uzanan tarihiyle dikkat çekiyor.</p><p>Kastamonu il merkezine 50 kilometre uzaklıkta bulunan Ağlı, dağlar arasında yer alan dar bir vadide kuruldu. İlçe, yüksek tepelerle çevrili engebeli arazi yapısının yanı sıra geniş ormanlık alanlarıyla da öne çıkıyor.</p><p>Ağlı; Azdavay, Pınarbaşı, Şenpazar ve Cide ilçelerine ulaşım sağlayan güzergh üzerinde bulunuyor. İlçenin doğusunda Seydiler, batısında Azdavay, kuzeyinde Küre, güneyinde ise Daday ilçeleri yer alıyor.</p>Tarihi İlk Çağ&#39;a Uzanıyor<p>Ağlı&#39;nın tarihinin İlk Çağ&#39;a kadar uzandığı değerlendiriliyor. Bölgede bulunan çeşitli tarihî kalıntılar, farklı uygarlıkların geçmiş dönemlerde bu topraklarda hüküm sürdüğüne işaret ediyor.</p><p>Kastamonu ve çevresinde milattan önce 1100-700 yılları arasında Paflagonyalıların hkimiyet kurduğu bilinirken, bölgenin ilerleyen dönemlerde Bizanslılar, Danişmentliler, Çobanoğulları ve Candaroğulları gibi farklı devlet ve beyliklerin yönetiminde kaldığı belirtiliyor.</p><p>İlçenin tarihinden günümüze ulaşan en önemli yapılardan biri ise Ağlı Kalesi olarak öne çıkıyor.</p><strong>Osmanlı Hkimiyetine Katıldı</strong><p>Uzun süre Bizans egemenliğinde kalan bölgenin 1106 yılında Danişmentlerin hkimiyetine geçtiği ifade ediliyor. Kastamonu ve çevresi daha sonraki dönemde Candaroğulları&#39;nın yönetimine girerken, İsmail Bey&#39;in Fatih Sultan Mehmet&#39;e karşı direnmeyerek egemenlik haklarından vazgeçmesiyle bölge Osmanlı topraklarına katıldı.</p><strong>İlçe Merkezi 1905 Yılında Taşındı</strong><p>Ağlı&#39;nın ilk yerleşim yerinin kale yakınlarında bulunan ve günümüzde 'Eski Pazar' olarak adlandırılan bölge olduğu belirtiliyor. İlçe merkezi ise 1905 yılında bugünkü yerine taşındı.</p><p>1918 yılında belediye teşkilatı kurulan Ağlı, 9 Mayıs 1990 tarihinde kabul edilen ve 20 Mayıs 1990&#39;da yürürlüğe giren 3644 sayılı Kanun ile ilçe statüsüne kavuştu.</p><p>İlçenin ilk kaymakamı ise 29 Temmuz 1991 tarihinde görevine başladı.</p><p>Bugün yaklaşık 1100 metre rakımda yer alan Ağlı, tarihi geçmişi, Ağlı Kalesi ve ormanlarla çevrili doğal yapısıyla Kastamonu&#39;nun dikkat çeken ilçeleri arasında yer alıyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun Ağlı ilçesinde bulunan tarihi Ağlı Kalesi, doğal yapısı, mağaraları ve su sarnıçlarıyla ilçenin önemli tarihi ve turistik noktaları arasında yer alıyor.</p><p>Ağlı ilçesinin batısında doğal bir dağın üzerine kurulan Ağlı Kalesi, çevresini saran sarp kayalıklar ve ormanlık alanlarla dikkat çekiyor. Kaleye, kuzey tarafında bulunan ve 'Kepez' olarak adlandırılan doğal kaya ile kale arasındaki boyun noktasından ulaşım sağlanıyor.</p><p>Kalenin savunmaya elverişli olmayan bu bölümüne, moloz taş ve harç kullanılarak surlar inşa edildiği belirtiliyor. Duvarların yaklaşık 1 metre kalınlığında, günümüzde ise yaklaşık 3 metre yüksekliğinde olduğu aktarılıyor.</p><strong>Mağaraları Ve Sarnıçlarıyla Dikkat Çekiyor</strong><p>Kalenin zirvesinde geniş bir düzlük bulunurken, ilçeye bakan bölümünde çeşitli mağaralar yer alıyor. Kalenin güneyinde, yaklaşık 10 metre aşağıda bulunan doğal mağaranın içerisinde dolambaçlı geçitler ve mezar odalarının bulunduğu ifade ediliyor.</p><p>Kalenin batı yüzünde yer alan başka bir mağaranın içerisinde ise yan yana iki su mahzeni bulunuyor. Kale üzerindeki düzlükte üç su sarnıcının bulunduğu, bunlardan ikisinin günümüze kadar ulaştığı, diğerinin ise yıkıldığı belirtiliyor.</p><p>Bu özellikleriyle Ağlı Kalesi, yalnızca doğal yapısıyla değil, geçmişten günümüze taşıdığı izlerle de ilçenin önemli tarihi değerleri arasında gösteriliyor.</p><strong>Kırım Savaşı&#39;na İlişkin Rivayet</strong><p>Ağlı Kalesi ve çevresinin tarihiyle ilgili çeşitli rivayetler de bulunuyor. Bunlardan birine göre, 1853-1856 yılları arasındaki Kırım Savaşı&#39;nın ardından Fas ve Tunus&#39;tan gelen bazı askerlerin bölgeye yerleştirildiği aktarılıyor.</p><p>Bu dönemde Osmanlı ordusunda görev yapan bazı paşa ve komutanların isimleri de bölgeyle ilgili anlatımlarda yer alıyor. Tunus Tepesi&#39;nde açık türbe şeklindeki mezarı bulunan Mehmet (Muhammed) Tunusi Efendi&#39;nin de bu askerlerden biri olduğu yönünde bir rivayet bulunuyor. Ancak Mehmet Tunusi Efendi ile söz konusu askerlerin aynı kişi olduğuna ilişkin kesin bir belge bulunmadığı ifade ediliyor.</p><strong>Hüsamettin Çoban Ve Kırım Bağlantısı</strong><p>Bölgenin Kırım ile bağlantısına ilişkin bir başka tarihî anlatı ise Çobanoğulları Beyliği&#39;nin ilk hükümdarı Hüsamettin Çoban&#39;a dayanıyor.</p><p>Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad döneminde, 1223 yılında Kırım seferinden Kastamonu&#39;ya döndüğü belirtilen Hüsamettin Çoban&#39;ın hayatının son dönemini Taşköprü&#39;de geçirdiği ve burada vefat ettiği aktarılıyor.</p><p>Mehmet (Muhammed) Tunusi Efendi&#39;nin de Hüsamettin Çoban&#39;ın Kırım seferine katılan Tunuslu bir komutan olabileceği ve seferin ardından bölgeye yerleşmiş olabileceği yönünde değerlendirmeler bulunuyor.</p><p>Ağlı ve çevresinde anlatılan bu tarihî rivayetlerin yanı sıra, bölgede Osmanlı döneminin son yıllarına ilişkin hatıraların da günümüze aktarıldığı belirtiliyor. Özellikle yaşlı yöre sakinlerinin geçmiş dönemlere ait askerlik ve savaş anılarını aktarmaları, ilçenin sözlü tarihinin korunması açısından önem taşıyor.</p><p>Tarihî yapısı, doğal kayalıkları, mağaraları ve sarnıçlarıyla Ağlı Kalesi, ilçenin geçmişine ışık tutan önemli kültürel miraslardan biri olmayı sürdürüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/fas-ve-tunus-tan-agli-ya-uzana_1790022367_6zEXKF.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fas Ve Tunus’tan Ağlı’ya Uzanan Tarihi Hikâye ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/fas-ve-tunus-tan-agli-ya-uzana_1790022367_6zEXKF.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Okçular Şelalesi Güzelliğiyle Mest Ediyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/okcular-selalesi-guzelligiyle-mest-ediyor/126315/</link>
            <description><![CDATA['Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı' ilan edilen Araç’taki Okçular Şelalesi, basamaklı yapısı ve doğal güzelliğiyle ziyaretçi çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/okcular-selalesi-guzelligiyle-mest-ediyor/126315/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:44:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>'Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı' ilan edilen Araç&#39;taki Okçular Şelalesi, basamaklı yapısı ve doğal güzelliğiyle ziyaretçi çekiyor.<br>İlçe merkezine 17 kilometre uzaklıktaki Okçular köyü sınırlarında bulunan şelale, ağaçların arasından yaklaşık 10 metre yükseklikten dökülerek basamaklı küçük çağlayanlar oluşturuyor. Yeşilin tonları arasındaki Okçular Şelalesi, özellikle yaz aylarında serinlemek isteyen ziyaretçileri ağırlıyor. Okçular köyü muhtarı Sabahattin Söyünmez, köylerinin doğal güzellikleriyle ön plana çıktığını söyledi.</p><p>Her yıl çok sayıda kişinin şelaleyi ziyaret ettiğini belirten Söyünmez, 'Kastamonu, Karabük ve çevredeki köylerden gelenler oluyor. Yaz döneminde özellikle gurbetten gelenleri ağırlıyoruz. Şelaleye yıllık yaklaşık 40 bin ziyaretçi gelmekte' dedi.<br>Şelalenin özel bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Söyünmez, 'Burası bu yıl doğal sit alanı ilan edildi. Şelalemiz yaklaşık 10 metre yüksekten akıyor. Dere yatağı boyunca da irili ufaklı birçok şelalemiz var. Bunun içerisinde 3-4 metre olanı, 2 metre yükseklikte olanı var. Su kademeli ilerlediği için küçük şelaleler oluşuyor' diye konuştu.</p><strong>&#39;Burası, Pamukkale&#39;yi Andırıyor&#39;</strong><p>Söyünmez, Okçular Şelalesi&#39;ni basamaklı yapısından dolayı Pamukkale travertenlerine benzettiklerini kaydederek, 'Burası, Pamukkale&#39;yi andırıyor. Suyumuzun hafif kireçli olması ve içerisindeki minerallerden dolayı toprak üzerinde tabaka oluşturmuş. Orası beyaz görünümlü, burası da kahverengi. Bu da suyun yapısından kaynaklanıyor' ifadesini kullandı.<br>Bölgenin bakım ve temizliğini köylüler olarak yaptıklarını dile getiren Söyünmez, ziyaretçilerden çöplerini çevreye atmamalarını istedi.</p><p>Köy sakinlerinden Sezai Klavuz da şelalenin köylerine değer kattığını belirterek, 'Şelaleyi görmek için her yerden gelenler oluyor. Onları ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Gelenler çok beğeniyor ve tekrar gelmek istiyorlar' dedi.<br>Ankara&#39;dan ailesiyle gelen Anıl Ortaşengün ise şelaleyi ilk kez gördüğünü dile getirerek, 'Çok güzel bir yer. Başta suya girmekte tereddüt ediyordum ama sonrasında alıştım. Su çok soğuk ama çok güzel bir yer burası. Etrafı yemyeşil ve çok güzel. Çevremdekilere burayı tavsiye edeceğim' diye konuştu.</p><p>Kastamonu&#39;dan ailesiyle gelen Abdurrahman Erdoğan da 'Çok güzel bir yer. Böyle doğal yerlerin olması Kastamonu için de güzel. Su biraz soğuk ama bu sıcaklarda rahatlatıyor. Herkese tavsiye ederim. Sıcaklarda suda yürürken serinliği rahatlatıyor' sözlerini sarf etti. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/okcular-selalesi-guzelligiyle-_1789983870_woxSd0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Okçular Şelalesi Güzelliğiyle Mest Ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/okcular-selalesi-guzelligiyle-_1789983870_woxSd0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kılıçlı Mağarası’nın Gizemli Hikayesi: İsmi Kılıç Tuzaklarından mı Geliyor?]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kilicli-magarasi-nin-gizemli-hikayesi-ismi-kilic-tuzaklarindan-mi-geliyor/126285/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Cide ilçesinde bulunan Kılıçlı Mağarası, doğal oluşumları, tarihi kalıntıları ve kendine özgü yapısıyla doğaseverlerin ilgisini çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kilicli-magarasi-nin-gizemli-hikayesi-ismi-kilic-tuzaklarindan-mi-geliyor/126285/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 00:04:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Cide ilçesinde bulunan Kılıçlı Mağarası, doğal oluşumları, tarihi kalıntıları ve kendine özgü yapısıyla doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Çamdibi köyünün Meydan Mahallesi sınırlarında, Evliyaharman Kayalığı mevkisinde yer alan mağara; sarkıt, dikit, sütun, traverten havuzları ve mağara gülleriyle dikkat çekiyor.</p><p>Cide ilçe merkezine yaklaşık 40 kilometre mesafede bulunan Kılıçlı Mağarası&#39;na ulaşımın bazı bölümleri toprak ve stabilize yollardan sağlanıyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 300 metre yüksekte bulunan mağara, çevresindeki vadiler ve kayalık alanlarla birlikte doğa yürüyüşleri açısından da ilgi gören bölgeler arasında yer alıyor.</p><strong>İçerisinde Farklı Doğal Oluşumlar Bulunuyor</strong><p>Yaklaşık 300 metre uzunluğunda olduğu belirtilen Kılıçlı Mağarası, birbirinden eğim kırıklıklarıyla ayrılan galerilerden oluşuyor. Mağaranın içerisinde sarkıt, dikit, sütun ve traverten havuzlarının yanı sıra nadir görülen mağara güllerine de rastlanıyor.</p><p>Mağaranın tabanında farklı büyüklüklerde su dolu havuzlar bulunuyor. Hidrolojik yapısı ve yeraltı suları nedeniyle mağaranın çevresinden farklı iklim özellikleri gösteren bir mikroklima alanı oluşturduğu belirtiliyor.</p><strong>İki Katlı yapısıyla Dikkat Çekiyor</strong><p>Kılıçlı Mağarası&#39;nın doğal özelliklerinin yanı sıra tarihi açıdan da önem taşıdığı ifade ediliyor. İki katlı yapıya sahip mağaranın alt bölümünde doğal mağara oluşumları bulunurken, üst bölümünde geçmiş dönemlerde insan yaşamına işaret eden çeşitli iz ve oyukların bulunduğu aktarılıyor.</p><p>Üst kata ulaşmak için mağara içerisinde tırmanış gerektiren bölümler bulunuyor. Üst katta ise traverten havuzlarının yer aldığı daha uzun bir bölüm devam ediyor.</p><strong>Binlerce Yıllık Yerleşim İzleri</strong><p>Kılıçlı Mağarası&#39;nın üst bölümünde gerçekleştirilen arkeolojik yüzey araştırmalarında farklı dönemlere ait buluntulara rastlandığı belirtiliyor.</p><p>'2010 Cide Arkeoloji Projesi' kapsamında gerçekleştirilen araştırmalarda Kalkolitik, İlk Tunç, Orta Tunç ve Bizans dönemlerine ait parçaların bulunduğu aktarılıyor. Söz konusu buluntuların, bölgede binlerce yıl öncesine uzanan yerleşim izlerinin bulunduğuna işaret ettiği ifade ediliyor.</p><strong>İsmiyle İlgili Dikkat Çeken Rivayet</strong><p>Kılıçlı Mağarası&#39;nın adının nereden geldiğine ilişkin yörede dikkat çeken bir rivayet anlatılıyor. Rivayete göre geçmiş dönemlerde mağaraya giriş bölümündeki oyuklara, bir insanın ağırlığını taşıyabilecek sağlamlıkta odunlar yerleştirilerek bir geçiş yolu oluşturuluyordu. Bu yolun altında ise sivri kılıçların bulunduğu bir tuzak yer alıyordu.</p><p>İstenmeyen kişilere karşı kullanıldığı anlatılan bu tuzaktaki dik kılıçların, mağaranın 'Kılıçlı' olarak adlandırılmasına neden olduğu söyleniyor. Mağaranın girişinde bulunan çok sayıdaki oyuk da yörede anlatılan bu rivayetle ilişkilendiriliyor. Ancak bu anlatımın tarihsel bir bilgi değil, yöresel bir rivayet olduğu belirtiliyor.</p><p>Mağara girişinde bulunan çok sayıdaki oyun ve yapısal izlerin de bu rivayetle ilişkilendirildiği belirtiliyor. </p><strong>Doğa Ve Tarih Bir Arada</strong><p>Doğal oluşumları, su havuzları, kayalık yapısı ve tarihi izleriyle Kılıçlı Mağarası, Cide&#39;nin dikkat çeken doğal ve kültürel değerleri arasında gösteriliyor. Dağcılar, mağaracılar ve doğaseverlerin ilgisini çeken bölge, çevresindeki vadiler ve yürüyüş güzergahlarıyla da doğa turizmi açısından önem taşıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kilicli-magarasi-nin-gizemli-h_1789934672_DQ9fCM.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kılıçlı Mağarası’nın Gizemli Hikayesi: İsmi Kılıç Tuzaklarından mı Geliyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kilicli-magarasi-nin-gizemli-h_1789934672_DQ9fCM.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu’daki Zımbıllı Tepe’nin Tarihi İzleri]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-daki-zimbilli-tepe-nin-tarihi-izleri/126242/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yükselen Zımbıllı Tepe, bugün yalnızca bir tepe görünümünde olsa da toprağın altında Paflagonya’dan Roma’ya, Geç Antik Çağ’dan Bizans dönemine uzanan çok katmanlı bir tarih taşıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-daki-zimbilli-tepe-nin-tarihi-izleri/126242/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 01:02:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Taşköprü ilçesinde yükselen Zımbıllı Tepe, bugün yalnızca bir tepe görünümünde olsa da toprağın altında Paflagonya&#39;dan Roma&#39;ya, Geç Antik Çağ&#39;dan Bizans dönemine uzanan çok katmanlı bir tarih taşıyor. Tepenin üzerinde ve çevresinde yürütülen arkeolojik çalışmalar, binlerce yıllık yerleşim geçmişine ilişkin yeni bulgular ortaya koyuyor.</p><p>Taşköprü ilçe merkezinin kuzeyinde bulunan Zımbıllı Tepe, antik kaynaklarda Pompeiopolis olarak bilinen kentin merkezini oluşturan iki yükseltiden daha büyük olanı. Akademik çalışmalarda yaklaşık 594 metre rakıma sahip olduğu belirtilen tepenin, antik kentin akropolü olarak kullanıldığı değerlendiriliyor. Pompeiopolis ise Roma döneminde Paflagonya&#39;nın önemli merkezlerinden biri haline geldi.</p><strong>Zımbıllı Tepe&#39;nin Tarihini Roma&#39;dan Başlatmak Doğru Değil</strong><p>Pompeiopolis&#39;in kuruluşu Roma Generali Pompeius Magnus&#39;un Anadolu&#39;daki faaliyetleriyle ilişkilendiriliyor. Antik kentin MÖ 65-64 yılları civarında kurulması, bilimsel yayınlarda genel kabul gören tarihsel çerçeveyi oluşturuyor.</p><p>Ancak Zımbıllı Tepe&#39;nin geçmişi yalnızca Roma döneminden ibaret değil. Akademik araştırmalarda tepede Roma öncesine ait yerleşim izlerinin bulunabileceğine ilişkin veriler de ele alınıyor. Özellikle bazı seramik buluntularının çevre bölgelerdeki örneklerle karşılaştırılması, yerleşimin Geç Kalkolitik ve Geç Tunç Çağı gibi daha erken dönemlere kadar uzanabileceğini düşündürüyor. Bununla birlikte bu erken tarihlendirmelerin bir bölümünün doğrudan yayımlanmış kazı tabakalarına değil, karşılaştırmalı değerlendirmelere dayanması nedeniyle kesin bir tarih olarak sunulmaması gerekiyor.</p><p>Bu nedenle Zımbıllı Tepe için en güvenli ifade, bölgenin Roma döneminden çok daha eski bir yerleşim geçmişine ilişkin arkeolojik izler taşıdığıdır.</p><strong>Antik Kentin Akropolü Zımbıllı Tepe&#39;deydi</strong><p>Zımbıllı Tepe, Pompeiopolis kentinin yalnızca çevresindeki herhangi bir yükselti değildi. Araştırmalarda tepenin akropol olarak kullanıldığı değerlendiriliyor. Tepenin çevresindeki daha düz alanlar ise antik kentin yerleşim dokusunun önemli bölümünü oluşturuyordu. Eski araştırmalarda kentin yaklaşık 3 bin dekarlık bir alana yayıldığı belirtilirken, Zımbıllı Tepe&#39;nin yaklaşık 160 metreye 60 metre ölçülerindeki yüksek bölümünün akropol işlevi gördüğü aktarılıyor.</p><p>Tepenin konumu da kentin gelişiminde önemli rol oynadı. Pompeiopolis, Gökırmak vadisindeki ulaşım güzerghları üzerinde bulunuyordu. Bu konum, kenti yalnızca bölgesel bir yerleşim olmaktan çıkararak Paflagonya içerisindeki önemli merkezlerden biri haline getiren unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p><strong>Zımbıllı Tepe Yıllarca Taş Ocağı Olarak Kullanıldı</strong><p>Bugün arkeolojik değeriyle öne çıkan Zımbıllı Tepe&#39;nin geçmişinde oldukça farklı bir dönem de bulunuyor. Akademik araştırmalara göre Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinde tepe, ruhsatlı taş ocağı faaliyetlerinin yürütüldüğü alanlardan biri olarak kullanıldı. Antik yapılara ait taşların sökülerek Taşköprü ve çevresindeki yapılarda devşirme malzeme olarak kullanıldığı belirtiliyor. Bu süreç, antik kentin günümüze ulaşan kalıntılarının önemli ölçüde zarar görmesine neden oldu. 1935 yılında yayımlanan değerlendirmelerde de Zımbıllı Tepe&#39;de geçmişte yapılan gelişigüzel kazıların tarihi eserleri tahrip ettiği ve tepede daha kapsamlı bilimsel kazılar yapılması gerektiği vurgulanmıştı.</p><p>Arkeolojik araştırmaların başlamasından önce yapılan bu müdahaleler nedeniyle bugün görülebilen kalıntılar, antik kentin geçmişteki büyüklüğünün yalnızca bir bölümünü yansıtıyor.</p><strong>İlk Kurtarma Kazıları Yıllar Önce Başladı</strong><p>Zımbıllı Tepe&#39;deki arkeolojik çalışmaların geçmişi günümüzdeki kazı sezonlarından çok daha eskiye uzanıyor. Kastamonu Müzesi tarafından 1984 ve 1993 yıllarında kurtarma kazıları gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sırasında Roma dönemine ait yapı kalıntıları ve mozaikler ortaya çıkarıldı. 1984 yılında yapılan çalışmalarda Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen bir villa yapısı tespit edildi. Yapının daha sonraki bir dönemde kiliseye dönüştürülmüş olabileceği değerlendirildi. Ancak erken dönem araştırmalarında da belirtildiği üzere, bu tür yapıların işlevleri ve tarihleri kapsamlı kazılarla daha kesin biçimde ortaya konulabiliyor.</p><p>1993 yılındaki kazılar ise Zımbıllı Tepe&#39;nin akropol olarak değerlendirilen bölümünde gerçekleştirildi. Burada kalın duvarlar, çatı kiremitleri, farklı dönemlere ait sikkeler, seramik ve cam parçaları bulundu. Bulgular, tepenin farklı dönemlerde yeniden kullanıldığını gösteren önemli veriler arasında yer aldı.</p><strong>Toprağın Altından Tiyatro, Villa Ve Roma Caddesi Çıktı</strong><p>Zımbıllı Tepe&#39;de sistematik araştırmaların yeni bir aşamaya geçmesiyle birlikte antik kentin yerleşim planı daha ayrıntılı biçimde anlaşılmaya başladı.</p><p>2006 yılında başlayan kazı ve araştırmalarda jeofizik çalışmalar da kullanıldı. Bu araştırmalar sayesinde toprağın altında bulunan yapıların izleri belirlenerek kazıların yönü ortaya konuldu. Kazılar sırasında Roma dönemine ait tiyatro, odeon, villa, caddeler ve çeşitli kamusal yapıların izleri ortaya çıkarıldı. Antik kentin yalnızca birkaç yapıdan oluşan küçük bir yerleşim olmadığı, gelişmiş bir şehir planına sahip olduğu anlaşıldı.</p><p>Zımbıllı Tepe&#39;nin kuzeydoğu eteklerinde ortaya çıkarılan büyük Roma villası ise kentin zengin konut mimarisine ilişkin önemli bilgiler verdi. Yapıda mozaik döşemeler, merkezi avlu düzeni ve ısıtma sistemleri gibi Roma dönemine ait mimari özellikler tespit edildi.</p><strong>Zımbıllı Tepe&#39;nin En Dikkat Çekici İzlerinden Biri Tiyatro</strong><p>Antik kentteki tiyatro kazıları 2012 yılında başladı ve sonraki yıllarda sürdürüldü. 2024 yılı çalışmalarında tiyatronun önemli bölümleri ortaya çıkarılırken, hemen yanında bulunan ve odeon olarak değerlendirilen yapıda da kazılar gerçekleştirildi.</p><p>Jeofizik araştırmalarda daha önce tespit edilen odeonun kazılarında yoğun kül tabakalarına rastlanması, yapının geçirdiği yıkım sürecine ilişkin önemli veriler sağladı.</p><p>Tiyatro ve odeon, Zımbıllı Tepe&#39;de yalnızca konutların değil, sosyal ve kültürel yaşamın da gelişmiş olduğunu gösteren yapılar arasında bulunuyor.</p><strong>Mozaikler Zımbıllı Tepe&#39;nin En Önemli İzleri Arasında</strong><p>Zımbıllı Tepe&#39;de yapılan eski ve yeni kazılarda çok sayıda mozaik ortaya çıkarıldı. Bunlar arasında geometrik kompozisyonların yanı sıra figürlü mozaikler de bulunuyor.</p><p>1971 yılında tepenin doğu eteklerinde ortaya çıkarılan mozaiklerden biri, deniz temalı figürlü kompozisyonuyla dikkat çekti. Daha sonraki süreçte koruma amacıyla bazı mozaikler yerlerinden kaldırılarak Kastamonu Müzesi&#39;ne taşındı.</p><p>Antik kentteki mozaikler, Pompeiopolis&#39;in yalnızca siyasi ve ticari açıdan değil, sanat ve günlük yaşam açısından da gelişmiş bir merkez olduğunu gösteren arkeolojik veriler arasında değerlendiriliyor.</p><strong>2026&#39;da Zımbıllı Tepe&#39;de Yeni Tarihi Buluntular Ortaya Çıktı</strong><p>Zımbıllı Tepe&#39;nin geçmişiyle ilgili araştırmalar bugün de devam ediyor. 2025 yılında kazılarına başlanan bazilikada 2026 sezonunda önemli buluntular ortaya çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre bazilikanın orta nefinde MS 4. yüzyıla tarihlenen, geometrik desenlerden oluşan yaklaşık 105 metrekarelik zemin mozaiği gün yüzüne çıkarıldı. Kazı alanında ayrıca MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir Eros başı bulundu. Bazilikanın ilk inşa evresi de mevcut mimari özellikler, stratigrafik veriler ve buluntular birlikte değerlendirilerek yaklaşık MS 150-160 yıllarına tarihlendiriliyor.</p><p>Yapının sonraki dönemlerde geçirdiği değişimler ise Pompeiopolis&#39;in Roma döneminden Geç Antik Çağ&#39;a uzanan dönüşümünü ortaya koyuyor.</p><strong>Zımbıllı Tepe&#39;de Roma&#39;dan Geç Antik Çağ&#39;a Uzanan İzler Bulunuyor</strong><p>Pompeiopolis&#39;in MS 5. yüzyılda piskoposluk merkezi niteliği kazanması, Zımbıllı Tepe&#39;deki tarihsel sürecin Roma döneminde sona ermediğini gösteriyor.</p><p>Bazilikadaki mimari değişiklikler, mozaikler ve diğer buluntular kentin zaman içerisinde Hristiyanlaşma sürecine girdiğine ve dini açıdan da önem kazandığına işaret ediyor. Böylece Zımbıllı Tepe&#39;deki arkeolojik izler, tek bir döneme ait olmaktan çıkıyor. Tepenin geçmişi; Roma öncesine ilişkin tartışmalı erken yerleşim verilerinden Roma İmparatorluk döneminin görkemli yapılarına, Geç Antik Çağ&#39;daki dini dönüşüme kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor.</p><p>Bugün Zımbıllı Tepe&#39;de toprağın üzerinde görülen kalıntılar, antik Pompeiopolis&#39;in yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor. Devam eden kazılar ise Taşköprü&#39;nün merkezindeki bu tepenin altında hangi yapıların ve hangi tarihsel katmanların bulunduğuna ilişkin yeni cevaplar ortaya çıkarmaya devam ediyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-daki-zimbilli-tepe-n_1789841688_tmQJqZ.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu’daki Zımbıllı Tepe’nin Tarihi İzleri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-daki-zimbilli-tepe-n_1789841688_tmQJqZ.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu’nun Sınırları Geçmişte Ne Kadar Farklıydı?]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-nun-sinirlari-gecmiste-ne-kadar-farkliydi/126241/</link>
            <description><![CDATA[Bugün tek bir ilin sınırları içinde gördüğümüz Kastamonu, geçmişte çok daha geniş bir coğrafyanın merkeziydi. Peki bir zamanlar Kastamonu’ya bağlı olan ve bugün ayrı birer il olan şehirler hangileriydi?]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-nun-sinirlari-gecmiste-ne-kadar-farkliydi/126241/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 00:14:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bugün yalnızca Kastamonu il sınırlarıyla ifade edilen şehir, Osmanlı döneminde çok daha geniş bir idari bölgenin merkeziydi. Öyle ki 19. yüzyılın sonlarında Kastamonu Vilayeti&#39;nin sınırları, günümüzdeki Kastamonu&#39;nun yanı sıra Bolu, Çankırı, Sinop, Düzce, Bartın, Karabük ve Zonguldak&#39;ın bulunduğu geniş bir coğrafyaya kadar uzanıyordu.</p><p>Kastamonu&#39;nun bugünkü sınırları ile geçmişteki idari sınırları arasındaki fark, özellikle Osmanlı Devleti&#39;nin 19. yüzyılda yaptığı idari düzenlemeler üzerinden daha net görülüyor.</p><strong>Kastamonu Sancağı Sinop&#39;a Kadar Uzanıyordu</strong><p>Kastamonu&#39;nun idari sınırlarının bugünkünden çok daha farklı olduğu dönemlerden biri Osmanlı&#39;nın klasik dönemiydi. TDV İslm Ansiklopedisi&#39;nde yer alan bilgilere göre 1487 tarihli tahrir defterinde Kastamonu Sancağı çeşitli nahiyelere ayrılmıştı. 1530 yılına gelindiğinde ise Kastamonu Sancağı içerisinde Kastamonu merkezinin yanı sıra Göl, Araç, Taşköprü, Küre, Ayandon, Hoşalay, Daday, Boyovası, Durağan ve Sinop kazaları bulunuyordu.</p><p>Kastamonu İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan 'Şehrimiz Kastamonu' çalışmasında da 1600&#39;lü yıllarda Kastamonu Sancağı&#39;nın Kastamonu Merkez, Araç, Daday, Devrekani, Küre, Göl, Hoşalay, Taşköprü, Boyabat, Durağan, Sinop ve Ayandon kazalarından oluştuğu belirtiliyor.</p><p>Bu durum, bugünkü Sinop&#39;un önemli bir bölümünün geçmişte Kastamonu merkezli idari yapı içerisinde bulunduğunu gösteriyor. Ancak sınırlar zaman içinde sabit kalmadı. 1836 yılında Sinop&#39;un Kastamonu Sancağı&#39;ndan ayrılarak müstakil sancak haline getirilmesiyle Kastamonu&#39;nun idari alanı daraldı.</p><strong>1846&#39;da Kastamonu Yeniden Büyüdü</strong><p>19. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı Devleti&#39;nde Tanzimat sonrasında kapsamlı idari düzenlemeler yapılmaya başlandı. Bu süreç Kastamonu&#39;nun sınırlarını da birkaç kez değiştirdi.</p><p>1846 yılında Kastamonu eyalet haline getirildi. TDV İslm Ansiklopedisi&#39;ne göre bu dönemde Kastamonu ile birlikte Kocaeli, Bolu, Viranşehir ve Sinop sancakları da eyalet yapısı içerisinde yer aldı.</p><p>Kastamonu İl Millî Eğitim Müdürlüğünün tarih çalışmasında ise 1850&#39;li yıllarda Kastamonu Eyaleti&#39;nin Kastamonu, Sinop, Bolu ve Viranşehir sancaklarından oluştuğu aktarılıyor. Aynı kaynak, Viranşehir Sancağı&#39;nın kapsadığı coğrafyanın bugünkü Karabük, Bartın, Zonguldak ve Düzce illerinin bulunduğu alanlarla bağlantısını kuruyor.</p><p>Yani bugünkü Batı Karadeniz&#39;in oldukça geniş bir bölümü bir dönem Kastamonu merkezli idari yapı içerisinde bulunuyordu.</p><strong>1867&#39;de Kastamonu Vilayeti Kuruldu</strong><p>Kastamonu&#39;nun geçmişteki geniş sınırlarının en belirgin dönemlerinden biri 19. yüzyılın ikinci yarısı oldu. 1864 Vilayet Nizamnamesi ile Osmanlı Devleti&#39;nde eyalet sisteminden vilayet sistemine geçiş başlatıldı. 1867&#39;de yapılan düzenlemelerin ardından Kastamonu Vilayeti oluşturuldu.</p><p>Akademik çalışmalarda, 1867 yılında Kastamonu Vilayeti&#39;ne bağlı sancakların Kastamonu, Bolu, Sinop ve Çankırı olduğu belirtiliyor. Bu yapı, Kastamonu&#39;nun yalnızca bugünkü il sınırlarından ibaret olmadığını açıkça ortaya koyuyor. 1876 yılı verilerine göre Kastamonu Vilayeti; Kastamonu, Bolu, Sinop ve Çankırı sancaklarından meydana geliyordu. Bu sancakların altında toplam 17 kaza bulunuyordu.</p><p>Kastamonu Sancağı içerisinde ise Safranbolu, İnebolu, Tosya, İskilib, Cebre, Taşköprü, Daday ve Araç gibi kazalar yer alıyordu. Bolu Sancağına Göynük, Gerede, Ereğli, Bartın ve Düzce; Sinop Sancağına Boyabat ve İstifan; Çankırı Sancağına ise Çerkeş ve Kalecik bağlıydı.</p><p>Bugünün haritasına göre düşünüldüğünde Kastamonu merkezli bu yapı, oldukça geniş bir Batı ve Orta Karadeniz coğrafyasını içine alıyordu.</p><strong>1897&#39;de Sekiz Bugünkü İlin Bulunduğu Büyük Vilayet</strong><p>Kastamonu Vilayeti&#39;nin ne kadar geniş olduğunu gösteren en dikkat çekici verilerden biri 1897 yılına ait. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi&#39;nde yayımlanan '19. Yüzyıl Sonlarında Kastamonu Vilayeti' başlıklı akademik çalışmaya göre 1897 tarihli Ali Tevfik Bey&#39;in Memalik-i Osmaniye Coğrafyası adlı eserindeki idari yapılanmada Kastamonu Vilayeti, bugünkü Kastamonu, Bolu, Çankırı, Sinop, Düzce, Bartın, Karabük ve Zonguldak illerinin bulunduğu coğrafyayı kapsıyordu.</p><p>Başka bir ifadeyle bugün ayrı ayrı iller olarak gördüğümüz bu şehirlerin tamamı ya da önemli bölümleri, 19. yüzyılın sonlarında Kastamonu Vilayeti&#39;nin idari sınırları içerisinde bulunuyordu.</p><p>Bu nedenle geçmişteki Kastamonu Vilayeti&#39;ni bugünkü Kastamonu iliyle birebir karşılaştırmak yanıltıcı oluyor. Buradaki 'Kastamonu' adı, günümüzdeki il sınırlarından çok daha geniş bir idari bölgeyi ifade ediyordu.</p><strong>1899&#39;da 4 Sancak, 21 Kaza Ve 4 Binin Üzerinde Köy</strong><p>Kastamonu Vilayeti&#39;nin büyüklüğü yalnızca bağlı sancaklardan değil, idari birimlerin sayısından da anlaşılabiliyor. 1899 yılına ait Kastamonu Vilayeti Salnamesi üzerine yapılan akademik çalışmada, vilayetin dört sancaktan oluştuğu belirtiliyor. Kastamonu Sancağı&#39;nda 8, Bolu Sancağı&#39;nda 8, Sinop Sancağı&#39;nda 3 ve Çankırı Sancağı&#39;nda 2 kaza bulunuyordu.</p><p>Böylece Kastamonu Vilayeti 1899 yılında 4 sancak, 21 kaza, 27 nahiye ve 4 bin 15 köyden oluşan geniş bir idari yapı durumundaydı. Aynı dönemde Kastamonu Sancağı tek başına 8 kaza, 9 nahiye ve 1430 köye sahipti. Sancağın yüzölçümünün ise 20 bin 300 kilometrekare olduğu kaydediliyor.</p><strong>Kastamonu&#39;nun Sınırları 20. Yüzyılda Küçülmeye Başladı</strong><p>Kastamonu Vilayeti&#39;nin geniş yapısı 20. yüzyılın başlarında değişmeye başladı. Bolu Sancağı 1908 yılında Kastamonu Vilayeti&#39;nden ayrılarak müstakil liva haline getirildi. Böylece Kastamonu Vilayeti&#39;nin batı yönündeki geniş coğrafyasının önemli bir bölümü ayrı bir idari yapıya dönüştü.</p><p>Kastamonu İl Millî Eğitim Müdürlüğünün çalışmasında 1908 yılında da Kastamonu Vilayeti&#39;nin Kastamonu, Bolu, Sinop ve Çankırı sancaklarından oluştuğu belirtilirken, sonraki yıllarda idari yapı yeniden değişti. 1914 yılına gelindiğinde Kastamonu Vilayeti artık Kastamonu, Çankırı ve Sinop sancaklarından oluşuyordu. Kastamonu Sancağı içerisinde Kastamonu merkez, Taşköprü, Safranbolu, Araç, Cide, Tosya, Daday ve İnebolu olmak üzere 8 kaza bulunuyordu.</p><p>1918 yılına gelindiğinde de Kastamonu Vilayeti merkez sancakla birlikte Sinop ve Çankırı livalarından oluşuyordu. Bolu ise artık müstakil liva statüsündeydi.</p><strong>Cumhuriyet Döneminde Kastamonu Bugünkü Yapısına Yaklaştı</strong><p>Millî Mücadele sonrasında Osmanlı&#39;dan devralınan mülki idare yapısı Cumhuriyet döneminde yeniden düzenlendi. 1924 Anayasası sonrasında vilayet esasına dayalı yeni idari yapılanmaya geçilirken Kastamonu da bu vilayetlerden biri oldu. 1926 tarihli 877 sayılı Teşkilt-ı Mülkiye Kanunu ile Kastamonu&#39;nun bazı kaza ve nahiye sınırlarında yeni düzenlemeler yapıldı. Kanunda Kastamonu için Göl, Akbaba ve Fakıpazarı gibi bazı nahiyelerin kaldırılması ve Küre&#39;nin yeniden kaza haline getirilmesi gibi değişiklikler yer aldı.</p><p>Böylece Osmanlı dönemindeki geniş Kastamonu Vilayeti giderek parçalanarak bugünkü illerin ortaya çıktığı idari yapıya dönüştü.</p><strong>Bugünkü Haritayla Bakıldığında Nasıl Bir Fark Vardı?</strong><p>Geçmişteki Kastamonu&#39;nun sınırlarını bugünkü haritaya uyarlayarak düşündüğümüzde ortaya oldukça farklı bir tablo çıkıyor. Özellikle 1897 civarındaki Kastamonu Vilayeti; bugünkü Kastamonu&#39;nun yanı sıra Bolu, Çankırı, Sinop, Düzce, Bartın, Karabük ve Zonguldak&#39;ın bulunduğu geniş bir coğrafyayı kapsıyordu. Üstelik bu durum Kastamonu&#39;nun tarihinin yalnızca 19. yüzyılındaki bir genişleme olarak da görülmemeli. Daha önceki yüzyıllarda Kastamonu Sancağı&#39;nın Sinop, Boyabat, Durağan, Ayandon ve Hoşalay gibi bugünkü farklı illerle ilişkilendirilen bölgeleri kapsadığı görülüyor.</p><p>Bugün ayrı şehirler olarak bildiğimiz yerlerin geçmişte aynı idari merkez altında bulunması, Kastamonu&#39;nun Osmanlı dönemindeki idari konumunun bugünkünden çok daha geniş olduğunu ortaya koyuyor.</p><p>Kısacası, bugünkü Kastamonu il sınırları ile geçmişteki Kastamonu Vilayeti aynı şey değildi. Özellikle 19. yüzyılın sonlarında Kastamonu, Batı ve Orta Karadeniz&#39;in geniş bir bölümünü içine alan büyük bir vilayetin merkeziydi. Zaman içerisinde yapılan idari düzenlemelerle Bolu, Sinop, Çankırı ve daha sonra Batı Karadeniz&#39;deki diğer bölgeler ayrı idari yapılara dönüşünce Kastamonu&#39;nun sınırları bugünkü haline doğru daraldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-nun-sinirlari-gecmis_1789842581_y0pICR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu’nun Sınırları Geçmişte Ne Kadar Farklıydı? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-nun-sinirlari-gecmis_1789842581_y0pICR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu Yılanlı Camii’nin Adı Nereden Geliyor?]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-yilanli-camii-nin-adi-nereden-geliyor/126171/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun en dikkat çekici tarihi yapılarından biri olan Yılanlı Camii, adını yalnızca bir halk hikayesinden değil, geçmişte burada bulunan şifahane ve yapının üzerindeki yılan figüründen alan farklı anlatımlarla günümüze ulaştı.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-yilanli-camii-nin-adi-nereden-geliyor/126171/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 00:08:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun en dikkat çekici tarihî yapılarından biri olan Yılanlı Camii, adını yalnızca bir halk hikayesinden değil, geçmişte burada bulunan şifahane ve yapının üzerindeki yılan figüründen alan farklı anlatımlarla günümüze ulaştı. Ancak yapının neden 'Yılanlı' olarak anıldığı konusunda kaynaklarda birden fazla görüş bulunuyor.</p><p>Kastamonu merkezde, Hepkebirler Mahallesi&#39;ndeki Yılanlı Cami Sokak&#39;ta bulunan yapı, aslında tek başına bir camiden çok daha büyük bir tarihî külliyenin günümüze ulaşan parçalarından biri. Yılanlı Külliyesi; cami, darüşşifa, türbe ve şadırvanlardan oluşan bir yapı topluluğu olarak biliniyor. Külliyenin geçmişi ise 13. yüzyıla kadar uzanıyor.</p><strong>Yılanlı Camii Neden Bu İsimle Anılıyor?</strong><p>Yapının ismiyle ilgili en dikkat çekici ayrıntılardan biri, eski darüşşifanın taç kapısında bulunan yılan figürü.</p><p>DergiPark&#39;ta yayımlanan 'Kastamonu Yılanlı Darüşşifa Taç Kapısının Korunma Sorunları ve Mevcut Durum Tespiti' başlıklı akademik çalışmada, taç kapının sağ destek duvarındaki mermer taş üzerinde yılan figürlerinin bulunduğu ve bu figürlerin külliyeye adını veren unsur olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Aynı çalışmada, geçmişte bu taşın kazınarak elde edilen tozunun suya karıştırılıp içilmesiyle hastalıklara şifa bulunacağına inanıldığı da aktarılıyor.</p><p>Türk Tıp Tarihi Kongresi bildirilerinde de benzer bir bilgi yer alıyor. Kastamonu&#39;daki yapı, 'Ali bin Süleyman Maristanı' adıyla 1272-1273 tarihli bir darüşşifa olarak ele alınıyor ve halk arasında, cephesindeki devşirme bir lahit parçası üzerindeki şeklin yılan olarak görülmesi nedeniyle 'Yılanlı Darüşşifa' adıyla tanındığı ifade ediliyor.</p><p>Yani yapının adına ilişkin en somut açıklamalardan biri, şifahanenin cephesindeki yılan şeklindeki figürle bağlantılı.</p><strong>Bir Başka İhtimal: &#39;Mar&#39; Kelimesi</strong><p>Yılanlı adının kökeni bununla da sınırlı değil. Kastamonu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü&#39;nde hazırlanan yüksek lisans tezinde, Yılanlı Külliyesi&#39;nin adıyla ilgili farklı görüşler bir arada ele alınıyor. Çalışmada, şifahanenin 'Bimristan' veya 'Mristan' olarak anılması ve eski dilde 'mr' kelimesinin yılan anlamına gelmesi nedeniyle 'Yılanlı' adının ortaya çıkmış olabileceği aktarılıyor.</p><p>Bu nedenle Yılanlı isminin, yapının sağlık işleviyle bağlantılı eski adlandırmalardan etkilenmiş olabileceği görüşü de bulunuyor.</p><strong>Yılanların Bulunduğu Yer Olduğuna Dair Bir Rivayet De Var</strong><p>Kastamonu&#39;da Yılanlı Camii&#39;nin adıyla ilgili anlatılan en bilinen hikyelerden biri ise Abdülfettah-ı Veli&#39;ye bağlanıyor. Rivayete göre Abdülfettah-ı Veli Kastamonu&#39;ya geldiğinde kendisine yerleşmesi için bataklık ve yılanların bulunduğu bir bölge gösteriliyor. Burada yaşamaya başlayan Abdülfettah-ı Veli&#39;nin yılanları topladığı ve onları başka bir bölgeye götürerek uzaklaştırdığı anlatılıyor. Bu olayın ardından bölgenin ve daha sonra burada kurulan külliyenin 'Yılanlı' adıyla anıldığı aktarılıyor.</p><p>Kastamonu Belediyesi de külliyenin tarihçesinde bu rivayete yer veriyor. Belediyenin aktardığı anlatıma göre yılanların götürüldüğü yer daha sonra 'Kayıplar Deresi' olarak anılırken, şeyhin bulunduğu ve cami, darüşşifa ile türbenin yer aldığı bölge Yılanlı olarak adlandırılıyor. Ancak bu anlatımın bir rivayet olduğu, tarihî bir belgeyle kesinleştirilmiş bilgi olmadığı göz önünde bulundurulmalı.</p><p>Kastamonu Üniversitesi&#39;nde hazırlanan başka bir akademik çalışmada da aynı anlatı 'halk ağzından günümüze ulaşan rivayet' olarak aktarılıyor. Çalışmada ayrıca Yılanlı adının 'Geylanlı' kelimesinin zaman içerisinde değişime uğramasıyla ortaya çıktığı yönündeki görüşe de yer veriliyor.</p><strong>Yılanlı Camii&#39;nin Geçmişi De Adından Daha Eski</strong><p>Yılanlı Camii&#39;nin bugün görülen hali, yapının ilk dönemindeki görünümünden farklı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı, caminin Abdülfettah-ı Veli tarafından 1271 yılında yaptırıldığını ve 1827 ile 1837 yıllarında onarımlar geçirdiğini belirtiyor. Kastamonu Belediyesi ise yapının 1272 civarında inşa edildiğini ve 19. yüzyıldaki yangının ardından yeniden yapıldığını aktarıyor.</p><p>Külliyenin en önemli bölümlerinden biri olan darüşşifa ise 1272-1273 yıllarında Pervaneoğulları döneminde inşa edildi. Günümüzde bu yapının tamamı ayakta değil; tarihî darüşşifadan günümüze özellikle görkemli giriş bölümü, yani taç kapı ulaştı. Kültür Portalı da yapının darüşşifa bölümünü ayrı bir kültür varlığı olarak kayıt altına alıyor.</p><p>Darüşşifanın geçmişte yalnızca hastaların tedavi edildiği bir yer olmadığı, tıp eğitimiyle de bağlantılı olduğu çeşitli kaynaklarda belirtiliyor. Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yayınında da külliyenin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde 'Darüşşifa' olarak kullanıldığı ve tıp eğitimiyle ilişkilendirildiği aktarılıyor.</p><strong>Peki Yılanlı Camii&#39;nin Adı Kesin Olarak Nereden Geliyor?</strong><p>Bir tarafta darüşşifanın taç kapısındaki yılan figürü, diğer tarafta şifahanenin Mristan/Bimristan olarak anılması, ayrıca Abdülfettah-ı Veli&#39;nin yılanları uzaklaştırdığına dair halk rivayeti ve 'Geylanlı' kelimesinin zamanla Yılanlı&#39;ya dönüşmüş olabileceği görüşü bulunuyor. Akademik çalışmalarda da bu açıklamalar birbirinden ayrılarak aktarılıyor.</p><p>Bu nedenle bugün için en temkinli ifadeyle, Yılanlı adının yapının tarihî şifahane kimliği ve yılan figürüyle güçlü bir bağlantısının bulunduğu; bunun yanında halk arasında farklı rivayetlerin de yüzyıllardır anlatıldığı söylenebilir.</p><p>Kastamonu&#39;nun merkezindeki bu yapı, böylece yalnızca ibadet edilen tarihî bir cami değil, aynı zamanda Anadolu&#39;nun Selçuklu döneminden kalan sağlık mirasının da önemli izlerini taşıyor. Yılanlı Camii&#39;nin hemen yanında bugün hl görülebilen darüşşifa taç kapısı ve Abdülfettah-ı Veli Türbesi, bu uzun geçmişin günümüze ulaşan en dikkat çekici parçaları arasında yer alıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-yilanli-camii-nin-ad_1789753156_jfi7Px.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu Yılanlı Camii’nin Adı Nereden Geliyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-yilanli-camii-nin-ad_1789753156_jfi7Px.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İstiklal Yolu Motosikletlerle Aşılacak!]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/istiklal-yolu-motosikletlerle-asilacak/126143/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun İnebolu ilçesinden Ankara’daki Anıtkabir’e uzanan anlamlı yolculuk için hazırlıklar tamamlandı. 37 Riders Kastamonu Motosiklet Kulübü Derneği tarafından düzenlenen 8. Geleneksel İstiklal Sürüşü, 25-27 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/istiklal-yolu-motosikletlerle-asilacak/126143/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 15:05:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun İnebolu ilçesinden Ankara&#39;daki Anıtkabir&#39;e uzanan anlamlı yolculuk için hazırlıklar tamamlandı. 37 Riders Kastamonu Motosiklet Kulübü Derneği tarafından düzenlenen 8. Geleneksel İstiklal Sürüşü, 25-27 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.</p><p>Kurtuluş Savaşı döneminde İnebolu Limanı&#39;na ulaştırılan silah ve cephanenin Anadolu&#39;ya taşındığı tarihi İstiklal Yolu, bu kez motosiklet tutkunlarının oluşturacağı konvoyla yeniden geçilecek. Türkiye&#39;nin farklı illerinden gelecek 200&#39;ün üzerinde motosiklet sürücüsünün katılması beklenen organizasyonda, Milli Mücadele&#39;nin izleri taşıyan önemli noktalar ziyaret edilecek.</p><p>Üç gün sürecek programın ilk adresi İnebolu olacak. 25 Eylül Cuma günü ilçede buluşacak katılımcılar, kayıt ve karşılama işlemlerinin ardından akşam yemeğinde bir araya gelecek. Gecenin devamında ise İnebolu&#39;nun Milli Mücadele yıllarındaki rolünü anlatan 'Heyamola' belgeseli izlenecek.</p><p>26 Eylül Cumartesi günü Abana&#39;ya geçecek motosiklet kafilesi, İskele Meydanı&#39;nda düzenlenecek kahvaltının ardından yeniden İnebolu&#39;ya dönecek. Program kapsamında Türk Ocağı, Kel Seymen Tepesi ve İnebolu Kent Müzesi ziyaret edilerek ilçenin geçmişine dair önemli noktalar katılımcılara tanıtılacak.</p><strong>Tarihi Güzergahta 120 Kilometrelik Etap</strong><p>İnebolu&#39;daki programın ardından saat 13.30&#39;da motosiklet konvoyu tarihi İstiklal Yolu&#39;nda sürüşe başlayacak. Yaklaşık 120 kilometrelik ilk etapta Küre Ecevit Hanı&#39;nda mola verilecek.</p><p>Sürücüler, güzergh üzerinde Seydiler&#39;de bulunan Şehit Şerife Bacı Anıtı ile Halime Çavuş Anıtını da ziyaret edecek. Kastamonu şehir merkezine ulaşılmasının ardından Cumhuriyet Meydanı&#39;nda protokolün de katılımıyla saygı duruşu ve İstiklal Marşı programı gerçekleştirilecek.</p><p>Günün son bölümünde ise Yolkonak Gençlik Kampı&#39;na geçilecek. Konaklama ve akşam yemeğinin ardından ETİSEM Drama Tiyatro Topluluğu tarafından Şehit Şerife Bacı&#39;nın hayatını konu alan 'Beyaz Şehadet' adlı oyun sahnelenecek. Program, plaket töreniyle tamamlanacak.</p><strong>Son Hedef Anıtkabir</strong><p>İstiklal Sürüşü&#39;nün ikinci etabı 27 Eylül Pazar günü başlayacak. Konvoyun ilk durağı Ilgaz Derbent Şehitliği olacak. Burada devir teslim töreni gerçekleştirilirken katılımcılara keşkek ikramında bulunulacak.</p><p>Ardından Çankırı Şehitliği ve İstiklal Yolu Parkı ziyaret edilecek. Motosiklet tutkunları güzergh üzerindeki Tuz Mağarası&#39;nda da mola verecek. Kalecik Kızılkaya Mevkii&#39;nde yapılacak son devir teslim töreninin ardından konvoy Ankara&#39;ya doğru yol alacak.</p><p>Yaklaşık 340 kilometrelik tarihi güzerghın tamamlanmasının ardından organizasyonun finali Anıtkabir&#39;de yapılacak. Motosiklet kafilesinin saat 16.00&#39;da Anıtkabir&#39;i ziyaret etmesiyle üç günlük İstiklal Sürüşü sona erecek.</p><strong>&#39;İstiklal Yolu&#39;nun Hatırasını Yaşatmak İstiyoruz&#39;</strong><p>37 Riders Kastamonu Motosiklet Kulübü Derneği Başkanı Fatih Peker, organizasyonun yalnızca bir motosiklet etkinliği olmadığını, İstiklal Yolu&#39;nun taşıdığı tarihi anlamı gelecek kuşaklara aktarmayı amaçladıklarını belirtti.</p><p>Peker, İstiklal Yolu&#39;nun unutulmaması ve farklı etkinliklerle daha geniş kitlelere tanıtılması için sürüşü sürdürdüklerini ifade etti. İnebolu&#39;nun yeniden İstiklal Madalyası ile buluşmasının kendileri açısından ayrı bir anlam taşıdığını belirten Peker, Milli Mücadele döneminde fedakrlık gösterenlere duydukları saygının bu organizasyonun temel motivasyonlarından biri olduğunu söyledi.</p><p>İnebolu&#39;dan başlayıp Kastamonu ve Çankırı üzerinden Ankara&#39;ya uzanacak 8. Geleneksel İstiklal Sürüşü, tarihi İstiklal Yolu&#39;nun motosiklet tutkunları tarafından yeniden kat edilmesiyle Milli Mücadele&#39;nin hafızasını yaşatacak.</p><p><strong>Kadir Yıldırım</strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/istiklal-yolu-motosikletlerle-_1789733276_1sP6KV.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İstiklal Yolu Motosikletlerle Aşılacak! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/istiklal-yolu-motosikletlerle-_1789733276_1sP6KV.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tiyatro Tutkunları Sahneye Çıkacak]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/tiyatro-tutkunlari-sahneye-cikacak/126135/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu Belediyesi, tiyatroya ilgi duyan vatandaşları sahneyle buluşturacak yeni bir atölye çalışması başlatıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/tiyatro-tutkunlari-sahneye-cikacak/126135/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:41:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu Belediyesi, tiyatroya ilgi duyan vatandaşları sahneyle buluşturacak yeni bir atölye çalışması başlatıyor. 18 yaş ve üzerindeki vatandaşların ücretsiz katılabileceği 3. Tiyatro Atölyesi için başvurular başladı.</p><p>Tiyatroya merak duyan ve sahne deneyimi yaşamak isteyen Kastamonuluların katılabileceği atölyede, katılımcıların tiyatronun temel dinamiklerini deneyimlemesi ve birlikte üretim yapması hedefleniyor.</p><strong>Son Başvuru Tarihi 2 Ekim</strong><p>Ücretsiz olarak düzenlenecek tiyatro atölyesine 18 yaş ve üzerindeki vatandaşlar başvurabilecek. Programa katılmak isteyenlerin başvurularını 2 Ekim 2026 tarihine kadar tamamlaması gerekiyor.</p><p>Atölye hakkında başvuru ve detaylı bilgiye Kastamonu Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü üzerinden ulaşılabilecek.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/tiyatro-tutkunlari-sahneye-cik_1789728080_E2QCxu.jfif" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tiyatro Tutkunları Sahneye Çıkacak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/tiyatro-tutkunlari-sahneye-cik_1789728080_E2QCxu.jfif"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu’daki 120 Yıllık Piyano Geçmişe Işık Tutuyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-daki-120-yillik-piyano-gecmise-isik-tutuyor/126093/</link>
            <description><![CDATA[1904’te Kastamonulu bir usta tarafından yapılan 120 yıllık piyanonun hikâyesi, bugün müzede merak uyandırıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-daki-120-yillik-piyano-gecmise-isik-tutuyor/126093/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 00:06:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu Kent Tarihi Müzesi&#39;nde sergilenen yaklaşık 120 yıllık piyano, görenlerin dikkatini çeken tarihi eserler arasında yer alıyor. 1904 yılında Taşköprülü Mehmet Usta tarafından yapılan piyano, yalnızca eski bir müzik aleti değil, Kastamonu&#39;da başlayan sıra dışı bir hikyenin de izlerini taşıyor.</p><p>Kastamonu Hükümet Konağı&#39;nın zemin katında bulunan Kent Tarihi Müzesi, kentin geçmişine ışık tutan çok sayıda esere ev sahipliği yapıyor. Bu eserler arasında en dikkat çekicilerden biri ise 1904 yılına ait el yapımı konsol piyano.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı&#39;nda da müzenin önemli eserleri arasında 1904 yılında yapılan Anadolu&#39;nun ilk el yapımı konsol piyanosunun bulunduğu belirtiliyor.</p><strong>Piyanoyu Kastamonulu Bir Usta Yaptı</strong><p>Piyanonun hikyesi 1900&#39;lü yılların başında Kastamonu&#39;da yaşayan Taşköprülü Mehmet Usta ile başlıyor. Mehmet Usta, o dönem mobilyacılık ve marangozluk yapan bir ustaydı. Kastamonu&#39;da yol yapım çalışmalarında görev alan İtalyan mühendis Carlo&#39;nun evine bir konsol yapmak için gittiğinde hayatının en ilginç işlerinden biriyle karşılaştı.</p><p>Evde bulunan piyano Mehmet Usta&#39;nın dikkatini çekti. Daha önce görmediği bu çalgıyı inceleyen usta, piyanonun ölçülerini aldı ve Carlo&#39;dan piyanoya ilişkin krokiyi istedi. Sonrasında kendi atölyesinde çalışmaya başlayan Mehmet Usta, sahip olduğu imknlarla piyanonun benzerini yapmayı başardı. Ortaya çıkan ilk piyano 1904 yılında tamamlandı.</p><strong>Beş Piyano Yaptı</strong><p>Mehmet Usta&#39;nın bu çalışması tek bir piyano ile sınırlı kalmadı. Kaynaklarda Mehmet Usta&#39;nın toplam beş piyano yaptığı bilgisi yer alıyor. Bu piyanolardan üçünün günümüzde nerede olduğu biliniyor. Bunlardan biri Kastamonu Kent Tarihi Müzesi&#39;nde, biri Kastamonu Mimar Vedat Tek Kültür Merkezi&#39;nde, bir diğeri ise Yıldız Sarayı&#39;nda bulunuyor.</p><p>İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzik Teknolojisi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Tunç Buyruklar da 2024 yılında yaptığı açıklamada, Mehmet Usta&#39;nın beş piyano yaptığını ve bunlardan üçünün yerinin bilindiğini, diğer ikisinin ise akıbetinin bilinmediğini söyledi.</p><strong>İlk Piyano Padişaha Gönderildi</strong><p>Mehmet Usta&#39;nın yaptığı ilk piyanolardan biri dönemin Kastamonu Valisi Enis Paşa&#39;nın dikkatini çekti. Akademik çalışmalarda yer alan bilgilere göre Enis Paşa, piyanolardan birini satın alarak Sultan II. Abdülhamid&#39;e gönderdi. Böylece Kastamonu&#39;da bir marangoz ustasının kendi imknlarıyla yaptığı piyano İstanbul&#39;a kadar ulaştı.</p><p>Mehmet Usta&#39;nın daha sonra İstanbul&#39;a çağrıldığı ve burada da piyano yapımını sürdürdüğü aktarılıyor.</p><strong>Peki Kent Tarihi Müzesi&#39;ndeki Piyano Nereden Geldi?</strong><p>Piyanonun yapılış hikyesi oldukça net olsa da, Kent Tarihi Müzesi&#39;nde sergilenen eserin müzeye tam olarak hangi tarihte ve kim tarafından getirildiği konusunda internette açık ve ayrıntılı bir kayıt bulunmuyor.</p><p>Bu nedenle piyanonun kesin olarak belirli bir kişiden bağışlandığını ya da doğrudan başka bir binadan müzeye getirildiğini söylemek mümkün değil. Bilinen şu: Kent Tarihi Müzesi&#39;ndeki eser, Mehmet Usta&#39;nın 1904 yılında yaptığı beş piyanodan biri ve günümüze ulaşan üç piyano arasında yer alıyor. Eser, uzun yıllardır müzenin dikkat çeken parçalarından biri olarak sergileniyor.</p><p>Bu noktada başka bir ayrıntı ise dikkat çekiyor. Mehmet Usta&#39;nın yaptığı piyanolardan Mimar Vedat Tek Kültür Merkezi&#39;nde bulunan eserin Esen ailesi tarafından bağışlandığı açıkça belirtiliyor. Ancak aynı şekilde Kent Tarihi Müzesi&#39;ndeki piyano için kamuya açık kaynaklarda ayrıntılı bir bağış hikyesi yer almıyor.</p><strong>120 Yıllık Piyano Yeniden Bakımdan Geçirildi</strong><p>Kastamonu Kent Tarihi Müzesi&#39;ndeki piyano 2024 yılında yeniden gündeme geldi. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzik Teknolojisi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Tunç Buyruklar, Kastamonu&#39;ya gelerek tarihi piyanonun bakımını gerçekleştirdi.</p><p>Yaklaşık 120 yıllık piyanonun oldukça yorgun durumda olduğunu belirten Buyruklar, özellikle klavye ayarını yaptı. Çalışmanın amacı piyanoyu yeniden aktif olarak kullanılabilecek hale getirmekten çok, tarihi eserin hatırasını korumak ve daha düzgün şekilde sergilenmesini sağlamaktı.</p><strong>Kastamonu&#39;nun Sessiz Tanığı</strong><p>Bugün Kent Tarihi Müzesi&#39;nde sessizce sergilenen piyano, bundan 120 yılı aşkın süre önce Kastamonu&#39;da bir ustanın merakıyla ortaya çıktı. Avrupa menşeli bir çalgıyı ilk kez bir mühendis evinde gören Taşköprülü Mehmet Usta, piyanonun ölçülerini alarak kendi imknlarıyla benzerini üretmeyi başardı. Üstelik ortaya çıkan çalışma yalnızca bir deneme olarak kalmadı; Mehmet Usta toplam beş piyano yaptı.</p><p>Bu piyanolardan biri bugün Kastamonu Kent Tarihi Müzesi&#39;nde ziyaretçilerini karşılıyor. Piyanonun müzeye geliş hikyesinin ayrıntıları ise hl Kastamonu&#39;nun geçmişindeki cevaplanmayı bekleyen sorulardan biri olarak duruyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-daki-120-yillik-piya_1789666249_2uk8z0.jfif" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu’daki 120 Yıllık Piyano Geçmişe Işık Tutuyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-daki-120-yillik-piya_1789666249_2uk8z0.jfif"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu'da 11 Saatlik Su Kesintisi]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-da-11-saatlik-su-kesintisi/126037/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Araç ilçesinde altyapı çalışması nedeniyle 11 saatlik su kesintisi uygulanacak.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-da-11-saatlik-su-kesintisi/126037/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Araç Belediyesi tarafından yapılan duyuruya göre, Bağlarçayı Dere Islahı çalışmaları kapsamında ilçeyi besleyen ana içme suyu hatlarının daha güvenli ve uygun derinliğe alınması amacıyla planlı altyapı çalışması gerçekleştirilecek.</p><p>Çalışma nedeniyle 18 Eylül Cuma günü saat 11.00 ile 22.00 arasında Araç genelinde su kesintisi yapılacak.</p><p>Belediye, su kesintisi nedeniyle vatandaşların mağduriyet yaşamamaları için ihtiyaçları kadar suyu önceden temin etmelerini ve gerekli tedbirleri almalarını istedi. Açıklamada, çalışmanın daha güvenli ve uzun ömürlü bir altyapı oluşturulması amacıyla gerçekleştirildiği belirtilerek, vatandaşların göstereceği anlayış için teşekkür edildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-da-11-saatlik-su-kes_1789632899_INygvj.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu'da 11 Saatlik Su Kesintisi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-da-11-saatlik-su-kes_1789632899_INygvj.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu Kurşunlu Han Neden Bu İsimle Anılıyor?]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-kursunlu-han-neden-bu-isimle-aniliyor/126011/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun kalbinde yüzyıllardır ayakta duran bu tarihi han, adını düşündüğünüz yerden almıyor. Peki 'Kurşunlu Han' denmesinin ardında hangi mimari detay var?]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-kursunlu-han-neden-bu-isimle-aniliyor/126011/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 00:06:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun yüzyıllardır ticaret hayatının önemli noktalarından biri olan Kurşunlu Han, bugün taşıdığı isimle geçmişteki mimari özelliğini de yaşatıyor. Şehir merkezindeki tarihi hanın 'Kurşunlu' olarak anılmasının nedeni ise yapının üst örtüsünde kullanılan kurşun kaplamaya dayanıyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun tarihi çarşı dokusu içerisinde yer alan Kurşunlu Han, aynı zamanda İsmail Bey Hanı adıyla da biliniyor. Candaroğulları Beyliği&#39;nin hükümdarı Kemaleddin İsmail Bey tarafından yaptırılan han, 15&#39;inci yüzyıldan bu yana kentin ticari hayatının önemli yapılarından biri olarak varlığını sürdürüyor.</p><strong>Kurşunlu Han&#39;ın Adı Nereden Geliyor?</strong><p>Kastamonu&#39;daki tarihi yapı hakkında hazırlanan akademik çalışmalarda, hanın 'Kurşunlu Han' olarak adlandırılmasının nedeni açıkça belirtiliyor. Hanı örten tonozların üst bölümünün geçmişte kurşunla kaplanması, yapının zaman içerisinde Kurşunlu Han adıyla anılmasına neden oldu. Yani bugün kullanılan isim, hanın banisinin adından ya da bulunduğu bölgeden değil, doğrudan yapının mimari özelliğinden geliyor.</p><p>Kastamonu Üniversitesi bünyesinde hazırlanan çalışmalarda da hanın üst bölümünün kurşunla kaplı olduğu ve ismini buradan aldığı belirtiliyor. Akademik araştırmalarda ayrıca zaman içerisinde kurşun kaplamaların söküldüğü ve farklı dönemlerde yapılan onarımlarla yapının üst örtüsünde değişiklikler gerçekleştirildiği aktarılıyor.</p><strong>Asıl adı İsmail Bey Hanı</strong><p>Kurşunlu Han&#39;ın bir diğer adı ise İsmail Bey Hanı. Vakıflar Genel Müdürlüğü&#39;nün Kastamonu&#39;daki vakıf eserlerine ilişkin yayınında tarihi hanın, Candaroğulları Beyliği&#39;nin son hükümdarı Kemalettin İsmail Bey tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. Yapının tarihinin 15&#39;inci yüzyıla uzandığı ve Kastamonu&#39;nun ticari hayatında önemli bir yere sahip olduğu aktarılıyor.</p><p>İsmail Bey&#39;e ait 865 Hicri, 1460 Miladi tarihli vakfiyede de Kastamonu&#39;daki hanlara ilişkin kayıtların bulunması, yapının İsmail Bey dönemindeki vakıf ve ticaret düzeni içerisindeki yerini ortaya koyuyor.</p><strong>Yüzyıllar Boyunca Ticaretin Merkezlerinden Biri Oldu</strong><p>Kurşunlu Han yalnızca konaklama amacıyla kullanılan bir yapı değildi. Han, Kastamonu&#39;nun ticari hareketliliğinin yoğun olduğu çarşı bölgesinde yer alması nedeniyle yüzyıllar boyunca tüccarların ve ticaret hayatının önemli duraklarından biri oldu. Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında, Kurşunlu Han&#39;ın 16&#39;ncı yüzyılda yüksek kira geliri sağlayan ticaret merkezlerinden biri olduğu, ilerleyen dönemlerde de ekonomik önemini koruduğu belirtiliyor.</p><p>Han, iki katlı ve avlulu yapısıyla geleneksel şehir içi hanlarının özelliklerini taşıyor. Yapının etrafında sıralanan meknlar ve ortadaki avlu, dönemin ticaret ve konaklama düzeninin izlerini günümüze taşıyor.</p><strong>Kurşun Kaplamalar Zamanla Değişti</strong><p>Kurşunlu Han&#39;ın bugün en çok merak edilen özelliklerinden biri olan kurşun kaplamalar da zaman içerisinde çeşitli değişiklikler geçirdi.</p><p>Akademik çalışmalarda, hanın tonozlarının üzerindeki kurşunların zaman içerisinde söküldüğü ve yerlerine sac kaplama yapıldığı belirtiliyor. 1943 yılında meydana gelen deprem sonrasında da yapı çeşitli hasarlar gördü. 1946 yılında gerçekleştirilen onarımda ise hanın bazı kemerleri ile üst katındaki kurşun bölümlerin yenilendiği kayıtlara geçti. Böylece bugün 'Kurşunlu Han' adıyla tanınan yapı, ismini yüzyıllar önceki mimari özelliğinden alırken kendisi de farklı dönemlerde yapılan onarımlarla günümüze ulaştı. Kastamonu&#39;nun tarihi çarşı dokusu içerisinde yer alan han, bu yönüyle yalnızca eski bir ticaret yapısı değil, kentin yüzyıllar önceki ticari yaşamından bugüne ulaşan önemli yapılardan biri olarak dikkat çekiyor.</p><p>Kısacası Kurşunlu Han&#39;ın adı, yapının üstünü örten tonozların geçmişte kurşunla kaplı olmasından geliyor. 'İsmail Bey Hanı' adı ise yapının banisi Candaroğlu İsmail Bey&#39;den geliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-kursunlu-han-neden-b_1789584563_7rYZdi.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu Kurşunlu Han Neden Bu İsimle Anılıyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-kursunlu-han-neden-b_1789584563_7rYZdi.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[39. Ahilik Haftası Kutlandı]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/39-ahilik-haftasi-kutlandi/126001/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu'da 39. Ahilik Haftası, Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen programla kutlandı. Hafta kapsamında esnaf ve kurum ziyaretleri gerçekleştirilirken, çırak, kalfa ve ustalara belgeleri, mesleğinde yılını dolduran esnaf ve sanatkârlara ise plaketleri takdim edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/39-ahilik-haftasi-kutlandi/126001/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 17:01:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;da 39. Ahilik Haftası, Halk Eğitim Merkezi&#39;nde düzenlenen programla kutlandı. Hafta kapsamında esnaf ve kurum ziyaretleri gerçekleştirilirken, çırak, kalfa ve ustalara belgeleri, mesleğinde yılını dolduran esnaf ve sanatkrlara ise plaketleri takdim edildi.  </p><p>Ahilik Haftası kapsamında düzenlenen programlar gerçekleştirildi. Etkinlikler çerçevesinde esnaf ziyaretleri gerçekleştirilirken, Kastamonu Belediye Başkanlığı ve Kastamonu Valiliği ziyaret edildi. Daha sonra ise Ahilik geleneğinin önemli sembollerinden biri olan Ahi Resul (Ahi Şorba) da ziyaret edilerek vatandaşlara çorba, tavuk-pilav ve tatlı ikramında bulunuldu.</p><p>Programın devamında, hava koşulları nedeniyle etkinlikler Halk Eğitim Merkezi&#39;nde gerçekleştirildi. Ahilik kültürünü anlatan tiyatral gösterinin ardından protokol konuşmaları gerçekleştirildi.  </p><strong>&#39;Ahilik Bir Meslek Değil, Bir Hayat Felsefesidir&#39;</strong><p>Açıklamalarda bulunan KESOB Başkanı Yücel Gedik, 'Ahilik; dürüstlüğün, kardeşliğin, paylaşmanın ve dayanışmanın adıdır. 13. yüzyılda Ahi Evran tarafından temelleri atılan bu anlayış, Anadolu&#39;da hem ticaretin hem de toplumsal hayatın temel taşı olmuştur. Ahi Evran, &#39;Elini açık, sofranı açık, kapını açık; gözünü, belini ve dilini bağlı tut&#39; der. Bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Bu anlayış hem hayatımızda hem de sosyal ilişkilerimizde bizlere dürüstlük, merhamet ve adalet yolunu göstermektedir. Bizler esnaflar olarak bu köklü mirası yaşatmakla yükümlüyüz. İşimizde dürüst, müşterimize karşı adaletli, komşumuzla dayanışma içinde oldukça Ahiliğin ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki Ahilik sadece geçmişin hatırası değil, geleceğin de teminatı olacaktır. Bugün burada Ahilik yolunu yaşatmaya çalışan tüm esnaflarımıza, emeğiyle, alın teriyle helal kazancın peşinde koşan kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Unutmayalım ki Ahilik bir meslek değil, bir hayat felsefesidir. Ahilik Haftası&#39;nın birlik, beraberlik ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Ahilik Haftası kutlamalarının esnafımıza, Kastamonu&#39;muza hayırlar getirmesini diliyorum' dedi. </p><strong>&#39;Şehirlerimiz Gelişimiyle Ahilik Kültürü, Tarih Boyunca Birlikte Rol Oynamıştır&#39;</strong><p>Ahilik kültürünün önemine değinen AK Parti Kastamonu Milletvekili Fatma Serap Ekmekci, 'Meslek erbabının işinde ehil olmasını, bunun yanında güçlü bir ahlak ve sorumluluk anlayışıyla yetişmesini esas alan Ahilik kültürümüz, toplumsal hayatımızın da en önemli yapı taşlarından bir tanesi. Bu köklü mirası vefayla anmak, temel değerlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğu. Pir-i Ahi Evran-ı Veli öncülüğünde 13. yüzyılda şekillenen Ahilik teşkilatı, meslek hayatının çok ötesinde Anadolu&#39;nun sosyal yapısında çok önemli bir yer edinmiştir. Anadolu&#39;nun vatanlaşmasında, Türk ve İslam kültürünün bu topraklarda kökleşmesinde, huzurlu ve sürdürülebilir bir toplumsal düzenin oluşmasında Ahilik kültürünün önemi çok büyüktür. Ahilik mesleğinin inceliklerini öğrenerek ustalığa ulaşmak kadar doğruluk, dayanışma, kardeşlik ve yardımseverlik gibi değerlerle yetişmek de esastır. Meslek ahlakıyla güzel ahlakı bir araya getiren bu anlayış, yüzyılları aşan güçlü bir sosyal ve ekonomik model ortaya koymuştur. Şehirlerimizin gelişimiyle Ahilik kültürü tarih boyunca birlikte rol oynamıştır. Esnafımız şehir hayatının merkezinde yer almış, esnafın güçlenmesi şehrin de güçlenmesini sağlamıştır. Kastamonu&#39;muzunsa beylikler döneminden itibaren Anadolu&#39;nun önemli esnaf merkezlerinden ve müreffeh şehirlerinden biri hline gelmesinde Ahilik kültürünün önemi çok büyüktür. Bugün Kastamonu&#39;nun şehir kültüründe, kimliğinde ve korumakla sorumlu olduğumuz tarihî mirasında esnaflarımızın, ustalarımızın ve ahilerimizin emeklerini görmek mümkündür. Kastamonu&#39;nun ekonomik kalkınması ve sosyal gelişmesinde esnafımızın ve bugünün ifadesiyle KOBİ&#39;lerimizin taşıdığı önemin bilincindeyiz. Esnaf dükknından sokağa yayılan üretim, emek ve gayret, şehrimizin ekonomik canlılığını ve sosyal hayatını besleyen en önemli güçlerden bir tanesi. Bugünün ahileri olan esnaflarımızın meselelerine çözüm üretmek, üretimden ticarete uzanan zincirin her halkasını korumak, esnafımızla beraber yol yürümek ve birlikte başarmak bizim görev ve sorumluluğumuz. Bu vesileyle ebediyete irtihal eden bütün esnaf ahilerimizi, esnaflarımızı ve esnaf kuruluşlarımızın kıymetli temsilcilerini rahmetle anıyorum. Ahilerimizin, esnaflarımızın ve üreticilerimizin işleri rast gelsin, emekleri daim, eserleri baki olsun diyorum' diye konuştu.</p><strong>&#39;Ahilik Bir Ekoldür&#39;</strong><p>AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay ise yaptığı açıklamada, 'Ahilik gibi Anadolu&#39;nun köklü ekollerinden birini yd etmek üzere buradayız. Bir ekol diyoruz çünkü dünyada çeşitli ekoller vardır, bölgelerde çeşitli ekoller vardır. Okullar da diyebiliriz biz bunlara. Anadolu&#39;nun dünyaya mal olmuş, yani dünyaya örnek olmaya aday ekollerinden birisi Ahilik ekolü. Gerçekten Ahilik sadece bugünün şartlarında, az önce çocuklarımızın tiyatrosunda da izlediğimiz el yapımı imalatlardan ibaret değil. Bugün onların yerlerini büyük, devasa fabrikalar; ticaretteki Ahilerin birebir ticaretlerinin yerini internet ticaretleri, varıncaya kadar QR kodlarla ödemeler aldı, çok değişti. Bize düşen, Ahilik kültürünü, ahlakını ya da Ahilik ekolünün bize sunduğu öğretileri bugünün teknolojisine uygulayıp hayatımızı bundan sonra devam ettirebilmemiz lazım. Bizi bu topraklarda kadim kılan kültürlerin başında, ekollerin başında Ahilik gelmektedir. Bundan sonra da bu topraklarda iddialı olmaya devam edeceksek buna benzer Ahilik kültürünü ve daha gelişmiş ekolleri ortaya koymamız lazım. &#39;Bir kişi ne yapabilir?&#39; demeyelim. Bunun en güzel örneğini burada yaşıyoruz. Ahi Evran da bir kişiymiş ama yüzyıllar boyunca devam eden bir ekolü var ve onun ekolünün yolundan gidiyoruz. Biz de her birimiz, her bir esnafımız ya da ne iş yapıyorsak Ahi Evran gibi dünyaya bakıp, &#39;Bir kişiden ne olur?&#39; demeyerek, kendi ilkelerimiz doğrultusunda hareket edersek inşallah dünyaya Anadolu&#39;dan yeni Ahi Evranlar, yeni Ahilik kültürleri ihraç ederiz diye düşünüyorum. Dünyanın bizim de hayran kaldığımız birçok ekolünde, buradan yola çıkarsak en son geldiğimiz nokta aslında bizim kültürümüzdür. Dünyanın tüm ortak aklının birleştiği yer, akıl sahiplerinin birleştiği yer bizim kültürümüzdür. Dolayısıyla biz kültürümüze, geleneklerimize sahip çıkarak dünyada tekrar söz sahibi olmaya devam ederiz diyorum' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;Kastamonulu Esnaf, Bütün Türkiye&#39;de Öncü Bir İldir&#39;</strong><p>Kastamonu&#39;nun tarihteki öneminden bahseden Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, 'Biz Kastamonu Valiliği olarak şunu görüyoruz: Biz bir kere öyle bir ildeyiz ki Osmanlı&#39;nın ve daha öncesinin, hatta ve hatta Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin şu anda en önemli illerinden bir tanesindeyiz. Biz tarihi, yüzyıllara varan bir vilayetiz. Köklü bir il, tarihi bir il ve esnaf dokusuyla tarihe damgasını vurmuş bir il. Kitaplara konu olmuş, gezginlerin gözlemlerinde, eserlerinde iz bırakmış bir ildir Kastamonu ve Kastamonu esnafı. Neyi ile? Dürüstlüğüyle, ahlakıyla, dayanışmasıyla, kardeşliğiyle, vatanseverliğiyle Kastamonulu ve Kastamonulu esnaf bütün Türkiye&#39;de öncü bir ildir. Biz Kastamonu Valiliği olarak son 3 yılda baktığımız zaman şöyle çalışmalar yaptık. Öncelikle ihtiyaç analizi yaptık. Bütün esnafımızı tek tek ziyaret ettik, isteklerini belirledik. Sonra bu ihtiyaç analizine göre bütün esnaflarımıza eğitim çalışmaları düzenledik. Kooperatifleşme, pazarlama, yeni birtakım kredi imknlarından yararlanma, teşkilatlanma, hukuki konular olsun, alınacak krediler olsun; esnaflarımıza tek tek, hemen hemen 15 günde bir eğitim çalışmaları yaptık' diye konuştu.</p><strong>Kastamonu Esnafına Milyonlarca Liralık Destek</strong><p>İlimizde esnaf ve sanatkrlara yönelik hayata geçirilen destekler ile gelecek dönemde planlanan projelerden bahseden Kubalı, 'Elbette mali konulara girdik. Bir kere ekonomi konusu çok odaklı. Yani sadece bir merkezden yönetilen bir olgu değil. Elbette Kastamonu Valiliğinin koordinasyonunda bütün kurumlarımızla, odalarımızla birlikte başaracağımız bir süreç. Sadece 2024&#39;ten bir tanesini anlatayım. Esnaf ve Sanatkrlar Kooperatifi aracılığıyla 1.756 vatandaşımıza, esnafımıza 742 milyon TL&#39;lik hibe desteği sağladık, kredi de sağladık aynı zamanda. Aynı şekilde 2025 yılında KOSGEB aracılığıyla 109 işletmeye 242 milyon TL bedelli yine kredi sağladık. 2026&#39;nın henüz programları bitmedi, başvurular sürüyor. Nedir onlar? Bir tanesi KUZKA. KUZKA&#39;nın yatırım programları ilanda, askıda. Bu programlardan yararlanmak isteyen bütün esnafımızın proje yazımı sürecinde biz yanında olacağız, yanındayız. Aynı şekilde KOSGEB&#39;den iki değerli yatırım ve kredi imknı sunuldu. Bir tanesi kadın ve genç girişimcilere yönelik, 2 milyon TL&#39;ye kadar varan hibe söz konusu. Bütün kadınlarımıza, bütün gençlerimize burada ilan ediyorum: Eğer böyle bir projeden, krediden yararlanmak istiyorlarsa, destekten yararlanmak istiyorlarsa, valilik olarak onlara her türlü teknik desteği sağlayacağız. Aynı şekilde Girişimci Destek Programı var KOSGEB&#39;in. O da sürüyor, başvuru süreci. 50 milyon TL&#39;ye kadar destek söz konusu. Sadece bir şart var: Esnafın istihdamı koruması, istihdamı sağlamaya yönelik bir program. O noktada da biz esnafımızın yanındayız. Bizim görevimiz esnafımızın işini kolaylaştırmak, hayatını kolaylaştırmak. Kastamonu&#39;da esnafımız sabah erkenden dükknını açabilir, gece yarısına, hatta sabaha kadar… Biz güvencesiyiz. Devlet olarak Kastamonu&#39;da dükknın önünü, dükknın kapısını açık bıraksın; sabaha hiçbir şey olmadan esnafımız o dükkna gelir. Aynı şekilde esnafımızın altyapısını da iyileştirmek için birtakım düşüncelerimiz, projelerimiz var. Kastamonu&#39;nun tarihi kentlerini inşallah 2027 yılında canlandırıcı çalışmalar yapmayı düşünüyoruz. Birtakım projeleri, çalışmaları tarihi çarşılarımızda yaptık. Bunları sürdüreceğiz. Ve Kastamonu, tarihi çarşılarıyla bütün dünyada ve Türkiye&#39;de bilinen bir il olmayı sürdürecek. Kastamonu&#39;nun markaları var. Kastamonu sadece bir tarım kenti değildir. Kastamonu aynı zamanda bir esnaf ve sanatkr kentidir. Buranın bakır kalaylarından tutunuz, burada üretilen her türlü ürünün markalaşması için gereken desteği sağlayacağız ve bu alanda liderlik edeceğiz. Yapıyoruz da. Birtakım markalaşma çalışmalarımız var. Sonuçta aldık. İşte siyez buğdayını biliyorsunuz. Bu alanda markalaştırdık. Bunun dışında esnafımıza sağlayacağımız destekler elbette bunlarla sınırlı kalmayacaktır. Kooperatifleşme alanında her türlü destekte biz varız. 3 kooperatifin desteğini 2026 senesinde onayladık. İnşallah bu destekler gelecek. Kadın kooperatiflerimiz başta olmak üzere kooperatiflere desteğimiz sürecektir. Bunun dışında da, proje yapmak isteyen, çalışmak isteyen gelsin. Biz bir bütünüz. Biz burada uyum, ahenk, barış ve birlikteliğin çalışmalısının örneğini veriyoruz arkadaşlar. Hepimizin görevi Kastamonu&#39;yu daha iyi bir noktaya taşımak, esnafımızın ekmeğinin daha da artması, daha çok katma değer sağlaması, daha mutlu olması. Aynı şekilde esnafımız mutlu oldukça bütün vatandaşlarımızın geçim standartları açısından hep birlikte yükseliriz. Toplumlar bir bütündür. Biz birlikteliğimizi, bütünlüğümüzü hiçbir zaman bozmayacağız. Gücümüzü birlikteliğimizden alıyoruz. Kastamonu esnafı da her türlü güzel sözü hak eden bir esnaftır' diyerek sözlerini tamamladı.  </p><p>Etkinlikte ayrıca çıraklık, kalfalık ve ustalık belgesi almaya hak kazananlara belgeleri verildi. İlin Ahisi, İlin Kalfası ve İlin Çırağı seçilen esnaflar ile esnaflıkta 50. yılını dolduran esnaf ve sanatkrlara plaketleri takdim edildi. Program, katılımcılara Ahilik Pilavı ikram edilmesiyle sona erdi. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/39-ahilik-haftasi-kutlandi_1789567272_OEbB5H.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 39. Ahilik Haftası Kutlandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/39-ahilik-haftasi-kutlandi_1789567272_OEbB5H.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ahi Şorba Geleneği Yaşatıldı]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/ahi-sorba-gelenegi-yasatildi/125974/</link>
            <description><![CDATA[Ahilik kültürünün yaşatılması amacıyla Ahi Şorba (Ahi Resul) ziyareti ve çorba dağıtımı gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/ahi-sorba-gelenegi-yasatildi/125974/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:19:40 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ahilik kültürünün yaşatılması amacıyla Ahi Şorba (Ahi Resul) ziyareti ve çorba dağıtımı gerçekleştirildi.</p><p>Program kapsamında Ahi Resul ziyaret edilirken, ardından vatandaşlara çorba, tavuk-pilav ve tatlı ikramında bulunuldu. Programa Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı, AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu, muhtarlar, STK&#39;lar ve dernek temsilcileri katıldı.</p><p>Ahilik kültürünün dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma anlayışının yaşatılmasına yönelik gerçekleştirilen etkinlikte, birlik ve beraberlik mesajları verildi.</p><strong>&#39;Kastamonu Türkiye&#39;de Ahiliğin Merkezidir&#39;</strong><p>Günün anlam ve önemine dair açıklamalarda bulunan Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, 'Bir şehrin sermayesi sadece hukuki sermaye değildir. Sadece akçalı, parasal sermaye değildir. Bir şehrin sermayesi aynı zamanda sosyal sermayesidir, tarihi sermayesidir, hayatı anlamlı kılan değerleridir. Kastamonu Türkiye&#39;de ahiliğin merkezidir. Kastamonu, tarihiyle, sosyal yapısıyla Türkiye&#39;de ahilik geleneğinin lideriydi. Türkiye&#39;de güvenilir esnafın merkezi Kastamonu&#39;dur. Bir esnafın en önemli özelliği güvenilir olmasıdır. Bir kuruş paranız yoksa markette bir ürünü alamazsınız. Ama bizim bağrımızdan çıkan geleneksel esnafınız sadece size kredi açan, deftere yazan bir işletme, bir güven kaynağı değildir. Aynı zamanda bulunduğu meknda sosyal dayanışmayı, sosyal yardımlaşmayı, tarihi, güveni, birlik ve beraberliği bayrağını elinde tutan liderdir esnaf. Kastamonu esnafı tarihe adını yazdırmıştır. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi&#39;nde Kastamonu esnafının güvenilirliğini, ehliyetini, yardımlaşmasını ve misafirperverliğini iki buçuk sayfada anlatıyor. Anlata anlata bitiremiyor. Tarih boyunca Kastamonu&#39;ya gelen yabancılar, Kastamonu&#39;dan gördükleri muameleyi, esnafının yardımlaşmasını anlata anlata bitiremiyorlar. Değerli Kastamonulular, tarihinizle övünün. Burada küçük bir mekndayız. Tarihi bir mekndayız. Ahi şorba, işte bu geleneği temsil ediyor. Biz, büyük önder Atatürk&#39;ün önderliğinde çağdaş uygarlık düzeyine erişmeyi ulusal hedef hline getirmiş bir devletiz, toplumuz, ülkeyiz. Ama aynı zamanda bu vizyona, geçmişin, tarihin zenginliğiyle, geleneklerimizin zenginliğiyle; bunları koruyarak, güçlendirerek erişeceğiz bu uygarlığa. İşte Ahi Şorba geleneğini yaşatacağız. Esnafımızın itibarını daha da güzel tanıtacağız ve Kastamonu&#39;yu layık olduğu yerlere inşallah</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ahi-sorba-gelenegi-yasatildi_1789553977_KInGbL.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ahi Şorba Geleneği Yaşatıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ahi-sorba-gelenegi-yasatildi_1789553977_KInGbL.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu’nun Unutulan Okulu: Numune Mektebi’nden Günümüze Ne Kaldı?]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-nun-unutulan-okulu-numune-mektebi-nden-gunumuze-ne-kaldi/125936/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun eğitim tarihinde iz bırakan Numune Mektebi’nin geçmişi, eski salname kayıtları ve okul tarihçeleriyle gün yüzüne çıkıyor. Bir dönem öğrencilerle dolu olan tarihi okulun hikâyesi, bugün İsfendiyarbey İlkokulu ve Taşköprü’deki Muzafferettin Gazi İlkokulu üzerinden yaşamaya devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-nun-unutulan-okulu-numune-mektebi-nden-gunumuze-ne-kaldi/125936/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 00:06:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun eğitim tarihinde bugün adı pek bilinmeyen bir okul, aradan geçen yüzyılı aşkın zamana rağmen eski kayıtlarla yaşamaya devam ediyor. Osmanlı döneminde şehirde faaliyet gösteren Numune Mektebi, Kastamonu&#39;nun modern eğitim anlayışına geçiş döneminin dikkat çeken kurumları arasında yer aldı.</p><p>Kastamonu&#39;da eğitim hayatının geçmişine bakıldığında, bugünkü okulların ardında çok daha eski bir eğitim geleneğinin bulunduğu görülüyor. Bu hikyenin dikkat çeken duraklarından biri de Numune adıyla kayıtlara geçen okullar oldu.</p><p>1903 yılına ait Kastamonu Vilayet Salnamesi&#39;nde Kastamonu merkezindeki iptidai mektepler arasında Numune Mektebi de yer alıyordu. Kayda göre okulda 101 öğrenci eğitim görürken, öğretmenleri Hafız Sabri Efendi ve Hafız Remzi Efendi olarak belirtiliyordu.</p><strong>Kastamonu&#39;da &#39;Numune&#39; Adı Neden Kullanılıyordu?</strong><p>Osmanlı&#39;nın son döneminde eğitim sisteminde önemli bir değişim yaşanıyordu. Geleneksel sıbyan mekteplerinin yanında yeni usulle eğitim veren iptidai mektepler yaygınlaşırken, Kastamonu da bu değişimin yaşandığı şehirlerden biri oldu.</p><p>Numune Mektebi de bu dönemin eğitim kurumlarından biriydi. 1903 yılına ait kayıtlar, okulun Kastamonu merkezindeki eğitim hayatında belirli bir öğrenci kitlesine sahip olduğunu gösteriyor. Ancak Numune Mektebi&#39;nin hikyesi burada bitmiyor.</p><strong>1907&#39;de Kastamonu&#39;da yeni bir Numune Mektebi</strong><p>Bugünkü İsfendiyarbey İlkokulu&#39;nun resmi tarihçesi, okulun geçmişini 1907 yılında kurulan Numune İlk Mektebi&#39;ne dayandırıyor.</p><p>Okulun resmi belgesinde, Numune İlk Mektebi&#39;nin Rumi 1322, yani Miladi 1907 yılında Kadı Aşir Molla&#39;nın arsasına, devlet tarafından ve halkın bağışlarıyla inşa edildiği belirtiliyor. Yapının bulunduğu yer ise bugün İl Halk Kütüphanesi&#39;nin bulunduğu alan olarak aktarılıyor. Eski okulun açılışının 1907 yılının ilkbaharında yapılacağına dair eski harfli bir belgeye de rastlandığı belirtiliyor. Ancak okulun hangi gün açıldığı kesin olarak bilinmiyor.</p><p>Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 1903 yılında kayıtlarda bulunan Numune Mektebi ile 1907&#39;de kurulan Numune İlk Mektebi&#39;nin aynı okul olduğunu gösteren kesin bir belge bulunmuyor. Bu nedenle iki kaydı birbirinin devamı olarak göstermek yerine ayrı tarihsel kayıtlar olarak değerlendirmek gerekiyor.</p><strong>Okul Savaş Yıllarında Hastaneye Dönüştü</strong><p>1907&#39;de kurulan Numune İlk Mektebi&#39;nin binası, Kastamonu&#39;nun yakın tarihindeki önemli dönemlerden birine de tanıklık etti.</p><p>Birinci Dünya Savaşı sırasında okul binası bir süre askeri hastane olarak kullanıldı. Savaşın ardından yapı yeniden okul olarak kullanılmaya başlandı. Resmi okul tarihçesine göre bina, 1922 yılına kadar Erkek Muallim Mektebi&#39;nin tatbikat yeri olarak da hizmet verdi.</p><p>Böylece yapı, yalnızca öğrencilerin eğitim gördüğü bir okul olmaktan çıkıp dönemin farklı ihtiyaçlarına da hizmet eden önemli yapılardan biri haline geldi.</p><strong>1929&#39;da Okulun Adı Değişti</strong><p>Numune İlk Mektebi&#39;nin adı Cumhuriyet döneminde değişti. Okulun resmi tarihçesine göre 1929 yılında, Vali Murat Germen döneminde kurumun adı İsfendiyarbey İlkokulu olarak değiştirildi. Böylece 1907 yılında Numune İlk Mektebi adıyla başlayan okulun eğitim geçmişi, İsfendiyarbey adıyla devam etti.</p><p>Bugün Kastamonu&#39;da eğitim hayatını sürdüren İsfendiyarbey İlkokulu da kendisini bu tarihi geçmişin devamı olarak tanımlıyor.</p><strong>Yüzyılı Aşkın Okulun İlk Binası Artık Yok</strong><p>Numune İlk Mektebi&#39;nin ilk binası ise günümüze ulaşmadı. İsfendiyarbey İlkokulu&#39;nun resmi tarihçesinde, okulun 1967-1968 eğitim öğretim yılında bugün bulunduğu alana taşındığı belirtiliyor.</p><p>Daha sonraki yıllarda kullanılan bina da 2008-2009 eğitim öğretim yılı sonunda yıkıldı. İl Özel İdaresi tarafından yeni bir okul binası yapıldı ve öğrenciler 22 Kasım 2010&#39;da yeni binada eğitim görmeye başladı.</p><p>Bu nedenle bugün İsfendiyarbey İlkokulu&#39;na bakıldığında görülen bina, 1907 yılında Numune İlk Mektebi olarak kullanılan yapı değil. Ancak okulun resmi tarihçesi, kurumun geçmişini o eski Numune Mektebi&#39;ne kadar götürüyor.</p><strong>Taşköprü&#39;de De &#39;Numune&#39; Adıyla Bir Okul Vardı</strong><p>Kastamonu&#39;da Numune adı yalnızca merkezde karşımıza çıkmıyor. Taşköprü&#39;de bugün Muzafferettin Gazi İlkokulu olarak eğitim veren okulun geçmişinde de Numune adı bulunuyor.</p><p>Millî Eğitim Bakanlığı&#39;nın Türk Maarif Arşivi&#39;ndeki bilgilere göre okul binası 1916 yılında 'Numune Reşadiye Mektebi İptidaisi' adıyla yapılmaya başlandı ve 1918 yılında faaliyete geçti.</p><p>Okulun geçmişi de Kastamonu&#39;nun eğitim tarihindeki değişimin izlerini taşıyor. Cumhuriyet&#39;in ilanından sonra 1924 yılında ilkokulların beş sınıfa çıkarılmasıyla eğitimine bu sistem içerisinde devam eden okul, uzun yıllar Taşköprü&#39;de öğrenciler yetiştirdi.</p><strong>1943 Depremi Tarihi Binayı Değiştirdi</strong><p>Taşköprü&#39;deki Numune Reşadiye Mektebi de yıllar içinde büyük bir değişim geçirdi. 1943 yılında meydana gelen büyük deprem, okul binasına zarar verdi.</p><p>Bunun ardından binanın üst katı kaldırıldı ve yapı tek katlı olarak kullanılmaya devam etti. Eski okul binası 1966 yılına kadar kullanıldı. Daha sonra yıkılarak bugünkü okul binası inşa edildi. Böylece Taşköprü&#39;deki Numune Reşadiye Mektebi&#39;nin de ilk binası günümüze ulaşmadı.</p><strong>Kastamonu&#39;nun Eğitim Tarihinden Geriye Ne Kaldı?</strong><p>Kastamonu&#39;nun Numune Mektebi hikyesine bakıldığında karşımıza tek bir binadan çok, farklı dönemlere yayılan bir eğitim geçmişi çıkıyor.</p><p>1903 yılında Kastamonu merkezinde 101 öğrencisiyle kayıtlara geçen Numune Mektebi, şehrin Osmanlı dönemindeki eğitim hayatının bir parçasıydı. 1907 yılında kurulan Numune İlk Mektebi ise kurum tarihçesi üzerinden bugünkü İsfendiyarbey İlkokulu&#39;na kadar uzanan bir geçmiş bırakırken, Taşköprü&#39;deki Numune Reşadiye Mektebi&#39;nin eğitim geleneği de Muzafferettin Gazi İlkokulu ile devam etti. Bugün bu okulların ilk binaları ayakta değil. Ancak eski salnamelerde yer alan öğrenci ve öğretmen kayıtları, okul tarihçeleri ve Millî Eğitim Bakanlığı arşivleri sayesinde Kastamonu&#39;nun eğitim geçmişindeki bu izler hl takip edilebiliyor.</p><p>Bir zamanlar yeni eğitim anlayışının örnekleri arasında yer alan bu okullardan geriye bugün büyük ölçüde isimler, kayıtlar ve kurumların devam eden hikyeleri kaldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-nun-unutulan-okulu-n_1789499857_dIXe74.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu’nun Unutulan Okulu: Numune Mektebi’nden Günümüze Ne Kaldı? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-nun-unutulan-okulu-n_1789499857_dIXe74.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu’daki Tarihi Kervansarayların Bilinmeyen Hikayesi]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-daki-tarihi-kervansaraylarin-bilinmeyen-hikayesi/125863/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun bugün sokaklarında sessizce duran bazı hanları, yüzyıllar önce kente ulaşan kervanların en önemli durakları arasında yer alıyordu.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-daki-tarihi-kervansaraylarin-bilinmeyen-hikayesi/125863/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 00:10:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun bugün sokaklarında sessizce duran bazı hanları, yüzyıllar önce kente ulaşan kervanların en önemli durakları arasında yer alıyordu. Kimi uzak şehirlerden gelen tüccarları ağırladı, kimi hayvanların konaklaması için kullanıldı, kimi ise çevresindeki cami, medrese ve imaretlerin giderlerini karşılayan bir vakıf yapısı olarak şehrin ekonomik hayatında önemli rol üstlendi.</p><p>Kastamonu&#39;da günümüze ulaşan tarihî hanlar arasında özellikle Deve Hanı ve İsmail Bey Hanı (Kurşunlu Han), kervan yolları ve şehir ticareti açısından öne çıkıyor. Bunun yanında Hanönü&#39;ndeki Gökçeağaç Hanı ile bugün büyük ölçüde ortadan kalkmış Seydiler&#39;deki han ve kervansaraylar, Kastamonu&#39;nun geçmişteki yol ağı hakkında dikkat çekici ipuçları veriyor.</p><strong>Kastamonu&#39;nun Kervanlara Açılan Kapısı</strong><p>Kastamonu&#39;nun tarihî öneminin yalnızca şehir merkezindeki cami, medrese ve konaklardan ibaret olmadığı görülüyor. Şehir, Anadolu&#39;nun farklı bölgeleriyle Karadeniz kıyıları arasındaki ulaşım güzerghları üzerinde bulunması nedeniyle ticaret hareketliliğinin yaşandığı merkezlerden biriydi.</p><p>Bu hareketliliğin en önemli izlerinden biri hanlardı. Bugün 'otel' kelimesinin karşıladığı konaklama ihtiyacının geçmişteki karşılığı olan hanlar, yalnızca yolcuların geceyi geçirdiği yerler değildi. Tüccarlar burada mallarını indiriyor, hayvanlarını barındırıyor, ihtiyaçlarını karşılıyor ve yolculuklarına devam ediyordu.</p><p>Kastamonu şehir merkezindeki tarihî hanların bir bölümünün aynı zamanda vakıflara gelir sağlayan yapılar olması, bu binaların şehrin ekonomik ve sosyal düzenindeki yerini de ortaya koyuyor.</p><strong>Deve Hanı&#39;nın Asıl Hikayesi</strong><p>Kastamonu&#39;daki en dikkat çekici yapılardan biri, İsmail Bey Külliyesi&#39;nin kuzeyinde bulunan Deve Hanı. Yapının kitabesi bulunmuyor. Ancak 1457 tarihli İsmail Bey vakfiyesi, hanın tarihinin belirlenmesinde önemli bir belge niteliği taşıyor. Vakfiyede handan söz edilmesi nedeniyle yapının 1454-1457 yılları arasında inşa edildiği kabul ediliyor.</p><p>Han, Candaroğulları Beyliği&#39;nin son hükümdarı İsmail Bey&#39;in yaptırdığı külliyenin parçalarından biriydi. Külliye; cami, medrese, türbe, hamam, misafirhane ve han gibi farklı yapılardan oluşuyordu. Hanın da bu vakıf sistemi içerisinde külliyeye gelir sağlayan yapılardan biri olduğu belirtiliyor. Asıl dikkat çekici nokta ise yapının doğrudan bir 'şehir oteli' gibi değil, kervanların ihtiyaçlarına göre tasarlanmış bir yol hanı karakteri taşıması. Kesme taş, moloz taş ve tuğla kullanılarak yapılan Deve Hanı yaklaşık 13,75 metreye 20,95 metre ölçülerinde. Yapının iki bölümü bulunuyor. Yolcular için ayrılan bölümlerin yanında hayvanların barınmasına yönelik alanlar da yer alıyor.</p><p>Yani bugün küçük görünen bu yapı, geçmişte Kastamonu&#39;ya ulaşan bir kervanın yalnızca insanların değil, hayvanların da konaklama ihtiyacını karşılayan bir merkezdi. Hanın 'Deve Hanı' olarak anılmasının sebebi de Kastamonu Belediyesi kaynaklarında, uzak bölgelerden gelen deve kervanlarının burada konaklamasıyla ilişkilendiriliyor. Buhara, Semerkant, Bağdat ve Tahran gibi uzak merkezlerden gelen kervanlardan söz ediliyor.</p><p>Yapıyla ilgili halk arasında anlatılan bir başka hikye ise daha da dikkat çekici. Rivayete göre ticaret malı yüklü develerin dış kapıdan yükleriyle birlikte girmesi halinde, hayvana fazla yük yüklendiği gerekçesiyle sahibine ceza uygulanıyordu. Ancak bu ayrıntının tarihî bir belgeyle kesin olarak doğrulanmış bir uygulama değil, rivayet olduğu özellikle belirtilmeli.</p><strong>Kurşunlu Han: Şehrin Ticaret Hayatının Merkezlerinden Biri</strong><p>Kastamonu&#39;nun tarihî hanları arasında bir diğer önemli yapı ise İsmail Bey Hanı, diğer adıyla Kurşunlu Han. Han, şehir merkezindeki Aktarlar Çarşısı çevresinde bulunuyor. Candaroğlu İsmail Bey tarafından yaptırılan yapının varlığı, İsmail Bey&#39;in 1460-1461 tarihli vakfiyesi üzerinden de takip edilebiliyor. Akademik çalışmalarda yapı, şehir içinde bulunmasına rağmen kervanların konaklamasına hizmet eden bir han olarak değerlendiriliyor.</p><p>Kurşunlu Han&#39;ın yalnızca yolcuların kaldığı bir yapı olmadığı, aynı zamanda Kastamonu&#39;nun ticari hayatının önemli noktalarından biri olduğu vakıf kayıtlarından da anlaşılıyor.</p><p>17. ve 18. yüzyıllara ait kayıtlarda hanın içerisinde bir mescitten söz ediliyor. Ayrıca han içerisinde dört çeşmenin bulunduğu ve bu çeşmelere ulaşan su hatlarının bakımının yapıldığına ilişkin vakıf kayıtları bulunuyor. Bu ayrıntı, hanın uzun yıllar boyunca kendi içerisinde günlük yaşamın sürdüğü kapsamlı bir yapı olduğunu gösteriyor. Akademik kaynaklarda hanın iki katlı olduğu ve alt katının hayvanların barınmasına ayrıldığı, üst katta ise odaların bulunduğu aktarılıyor. Bazı çalışmalarda üst katta 29 oda bulunduğu bilgisi yer alıyor. Başka kaynaklarda ise yapının toplam oda sayısı konusunda farklı rakamlar veriliyor. Bu nedenle oda sayısında kesinlik iddiasında bulunmak yerine, hanın çok odalı ve kervan konaklamasına uygun büyük bir yapı olduğu ifade etmek daha doğru.</p><p>Kurşunlu Han&#39;ın tarihî serüveni bununla da sınırlı değil. Yapı günümüzde de Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında vakıf taşınmazı olarak yer alıyor. 2026 yılında Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından hanın kiralanmasına yönelik ihale ilanı yayımlanmış olması, yapının tarihî işlevinden günümüzdeki kullanım sürecine kadar uzanan hikyesinin hl devam ettiğini gösteriyor.</p><strong>Hanönü&#39;ndeki Taş, Yıllardır Bilinen Hikyeyi Değiştirdi</strong><p>Kastamonu&#39;daki kervansaray geçmişinin en ilginç örneklerinden biri ise Hanönü ilçesindeki Gökçeağaç Hanı. Bu yapı uzun yıllar boyunca farklı iddialarla anlatıldı. 1810 yılında Sinop&#39;taki Fransız konsolosu Prof. Faircad, yapının üç hücreli bir kilise olduğunu ve daha sonra Türkler tarafından kervansaray olarak kullanıldığını ileri sürmüştü. 1848 yılında bölgeyi ziyaret eden Chanykoff ise burayı eski bir kervansaray olarak tanımladı.</p><p>Ancak hikyenin yönünü değiştiren önemli gelişme 2011 yılında yaşandı. Gökçeağaç Köyü camisinde korunan, ortasından kırılmış Arapça yazılı bir taş üzerinde yapılan incelemede, yapının Candaroğulları dönemine ait olduğuna ilişkin bilgi ortaya çıktı.</p><p>Kastamonu Üniversitesi tarihçilerinden Yard. Doç. Dr. Cevdet Yakupoğlu tarafından çevrilen kitabede, yapının İsfendiyar Bey&#39;in hükümdarlığı sırasında eşi Tatlu Hatun tarafından 1437 yılında yolcuların konaklaması amacıyla hayır eseri olarak yaptırıldığı aktarılıyor. Bu bilgi, Hanönü&#39;ndeki yapının tarihini Kastamonu&#39;nun Osmanlı öncesi dönemine kadar götürüyor.</p><p>Üstelik yapı günümüzde de ayakta. Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilen tarihî han, müze olarak değerlendiriliyor.</p><strong>Seydiler&#39;de Kervanların İzleri Kaldı</strong><p>Kastamonu&#39;nun kervansaray geçmişi yalnızca bugün ayakta kalan yapılardan okunmuyor. Seydiler de geçmişte önemli bir güzergh üzerinde bulunuyordu. Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, bölgenin Cumhuriyet öncesinde 'İpek Yolu' olarak ifade edilen güzergh üzerinde bulunduğunu ve burada kervansaraylar, deve hanları ve hamamların inşa edildiğini belirtiyor.</p><p>Ancak ulaşım sistemlerinin değişmesiyle birlikte İnebolu Limanı&#39;nın eski önemini kaybetmesi ve karayolu taşımacılığının gelişmesi, bu yapılara duyulan ihtiyacı da azalttı.</p><p>Zaman içerisinde Seydiler&#39;deki han, hamam ve kervansarayların önemli bölümü yıpranarak ortadan kalktı. Böylece bugün ortada olmayan yapılar, Kastamonu&#39;nun eski ulaşım ağına ilişkin tarihî kayıtların bir parçası haline geldi.</p><strong>Kastamonu&#39;da Han Demek Sadece Konaklama Demek Değildi</strong><p>Kastamonu&#39;nun tarihî hanlarına bakıldığında ortaya yalnızca eski konaklama yapılarından oluşan bir tablo çıkmıyor. Hanlar; tüccarın malını koruduğu, hayvanlarını barındırdığı, yolcunun dinlendiği, alışverişin yapıldığı ve vakıflara gelir sağlandığı çok işlevli yapılardı.</p><p>Şehir merkezindeki hanların çarşılarla iç içe bulunması da tesadüf değildi. Kurşunlu Han&#39;ın Aktarlar Çarşısı çevresindeki konumu, han ile ticaret arasındaki doğrudan ilişkiyi gösterirken, Aşirefendi Hanı gibi daha sonraki dönem yapıları da Kastamonu&#39;nun ticari hayatının yüzyıllar boyunca devam ettiğini ortaya koyuyor. Örneğin Kültür Portalı kayıtlarına göre Aşirefendi Hanı 1748 yılında Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi tarafından ticaret hanı olarak yaptırıldı. Yapı, ortasında havuz bulunan avlunun çevresindeki revaklardan ve bunların arkasına sıralanan 29 odadan oluşuyor.</p><p>Dolayısıyla Kastamonu&#39;nun hanları tek bir döneme ait değil. Candaroğulları döneminden Osmanlı dönemine kadar uzanan uzun bir ticaret ve konaklama kültürünün izlerini taşıyorlar.</p><strong>Bugün Ayakta Kalan Yapılar, Eski Kastamonu&#39;nun Ticaret Haritasını Gösteriyor</strong><p>Kastamonu&#39;daki tarihî hanların en dikkat çekici yönlerinden biri de şehrin geçmişteki ekonomik yapısını bugün hl okuyabilmeye imkn vermeleri.</p><p>Bir tarafta İsmail Bey Külliyesi&#39;nin parçası olarak inşa edilen ve kervanlara hizmet veren Deve Hanı, diğer tarafta şehir merkezindeki ticaret hayatının önemli noktalarından Kurşunlu Han bulunuyor. Hanönü&#39;ndeki Gökçeağaç Hanı ise daha eski bir Candaroğulları dönemine uzanan geçmişiyle dikkat çekiyor. Seydiler&#39;de artık büyük bölümü ayakta olmayan han ve kervansaraylar ise bu ağın yalnızca şehir merkezinden ibaret olmadığını gösteriyor. Bugün Kastamonu sokaklarında yürürken sıradan bir tarihî yapı gibi görünen bu hanlar, aslında yüzyıllar önce kervanların gelişini, tüccarların hareketliliğini, hayvanların konaklamasını ve şehrin ticaret hayatını taşıyan yapıların günümüze ulaşan son izleri arasında bulunuyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun tarihî hanlarının hikyesi bu nedenle yalnızca taş duvarlardan ibaret değil. Bu yapılar, şehrin geçmişte Anadolu ile Karadeniz arasındaki ticaret yollarında nasıl bir konuma sahip olduğunu anlatan sessiz belgeler olarak bugün hl varlığını sürdürüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-daki-tarihi-kervansa_1789409402_0WzHnG.jfif" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu’daki Tarihi Kervansarayların Bilinmeyen Hikayesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-daki-tarihi-kervansa_1789409402_0WzHnG.jfif"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu’dan Yetişen Ve Ülke Tarihine Damga Vuran İsimler]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-dan-yetisen-ve-ulke-tarihine-damga-vuran-isimler/125783/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu, yalnızca tarihi yapıları, doğal güzellikleri ve köklü geçmişiyle değil, yetiştirdiği önemli isimlerle de Türkiye’nin hafızasında iz bırakan şehirlerden biri.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-dan-yetisen-ve-ulke-tarihine-damga-vuran-isimler/125783/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 00:12:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu, yalnızca tarihi yapıları, doğal güzellikleri ve köklü geçmişiyle değil, yetiştirdiği önemli isimlerle de Türkiye&#39;nin hafızasında iz bırakan şehirlerden biri. Edebiyattan Millî Mücadele&#39;ye, tasavvuftan askerî tarihe kadar farklı alanlarda öne çıkan Kastamonulular, eserleri ve mücadeleleriyle ülke tarihine damga vurdu.</p><p>Kastamonu&#39;nun yetiştirdiği isimler arasında Türk edebiyatının unutulmaz kalemlerinden Rıfat Ilgaz ve Oğuz Atay&#39;ın yanı sıra Orhan Şaik Gökyay ve İhsan Ozanoğlu gibi şair ve yazarlar da bulunuyor. Daha eski dönemlere gidildiğinde ise Osmanlı edebiyatının önemli tezkirecilerinden Latîfî, Kastamonu&#39;nun manevi tarihinde önemli yere sahip Şeyh Şaban-ı Veli ve Candaroğulları Beyliği&#39;nin son hükümdarı İsmail Bey öne çıkıyor.</p><strong>Kastamonu&#39;dan Türk Edebiyatına Uzanan Güçlü İz</strong><p>Kastamonu denildiğinde akla gelen isimlerin başında Rıfat Ilgaz geliyor. 1911 yılında Cide&#39;de dünyaya gelen Ilgaz, Türk edebiyatının en önemli şair, yazar ve mizahçılarından biri olarak kabul ediliyor. Özellikle 'Hababam Sınıfı' ile geniş kitleler tarafından tanınan Ilgaz, şiirden romana, öyküden çocuk kitaplarına kadar pek çok türde eser verdi. Cide&#39;de doğduğu ev bugün Rıfat Ilgaz&#39;ın hatırasını yaşatan önemli kültür noktalarından biri olarak varlığını sürdürüyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun edebiyat tarihindeki bir diğer büyük ismi ise Oğuz Atay. 1934 yılında İnebolu&#39;da doğan Atay, Türk romanında yeni bir anlatım anlayışının öncülerinden biri oldu. 'Tutunamayanlar' başta olmak üzere 'Tehlikeli Oyunlar' ve 'Korkuyu Beklerken' gibi eserleriyle Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinen Atay, bugün de eserleri en fazla tartışılan ve okunan yazarlardan biri olmayı sürdürüyor.</p><p>Orhan Şaik Gökyay da Kastamonu&#39;nun edebiyat dünyasına kazandırdığı önemli isimlerden. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Kastamonu&#39;da geçiren Gökyay&#39;ın edebiyatla bağının güçlenmesinde şehrin önemli bir payı bulunuyor. İlk şiirleri Kastamonu&#39;da yayımlanan Gökyay, daha sonraki yıllarda şair, araştırmacı ve edebiyat tarihçisi kimliğiyle Türk kültürüne önemli katkılar sundu. Özellikle 'Bu Vatan Kimin' şiiriyle geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı.</p><p>Kastamonu&#39;nun yetiştirdiği önemli kültür insanlarından İhsan Ozanoğlu ise halk edebiyatı ve müzik alanında öne çıktı. 1907 yılında Kastamonu&#39;da doğan Ozanoğlu, şair ve halk ozanı kimliğinin yanı sıra Kastamonu&#39;nun halk kültürünün kayıt altına alınması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında da önemli çalışmalar yaptı. 'Çanakkale Türküsü' başta olmak üzere pek çok eserin TRT repertuvarına kazandırılmasında rol oynadı.</p><p>Kastamonu Üniversitesi ve Kastamonu Valiliği tarafından düzenlenen Kastamonu Şair ve Yazarları Sempozyumu da şehrin edebiyat birikiminin ne kadar geniş olduğunu ortaya koydu. Sempozyumda Rıfat Ilgaz, Oğuz Atay, Orhan Şaik Gökyay ve İhsan Ozanoğlu&#39;nun yanı sıra Tahir Karaoğuz, şık Yorgansız Hakkı Çavuş, şık Kemali, şık Mümin Meydani, Fazıl Berki, Ahmed Mahir Efendi, Ömer Zeki Altıkulaçzade, İbrahim Ethem Pertev Paşa, Hüsnü Açıksöz ve Talat Mümtaz Yaman gibi isimler de ele alındı.</p><strong>Osmanlı Döneminden Cumhuriyet&#39;e Uzanan İsimler</strong><p>Kastamonu&#39;nun tarihî şahsiyetleri yalnızca Cumhuriyet dönemiyle sınırlı değil. 1491 yılında Kastamonu&#39;da doğan Latîfî, Osmanlı edebiyatının önemli tezkirecilerinden biri olarak tarihe geçti. Asıl adı Abdüllatif olan Latîfî, özellikle şairlerin hayatlarını ve eserlerini anlattığı 'Tezkiretü&#39;ş-Şuara' adlı eseriyle tanınıyor. Bu yönüyle Kastamonu&#39;nun Osmanlı edebiyatındaki en dikkat çekici isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun manevi tarihinde ise Şeyh Şaban-ı Veli önemli bir yere sahip. Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kaynaklarında, Şeyh Şaban-ı Veli&#39;nin bugünkü Hanönü sınırlarında kalan Çakırçayı bölgesinde dünyaya geldiği belirtiliyor. İlk eğitimini Taşköprü&#39;de alan Şeyh Şaban-ı Veli, daha sonra Kastamonu ve İstanbul&#39;da eğitim gördü. Kastamonu&#39;ya dönmesinin ardından burada ilim ve irşat faaliyetlerini sürdürdü. Günümüzde adı Kastamonu&#39;nun en önemli inanç ve kültür değerleri arasında yaşatılıyor.</p><p>Candaroğulları Beyliği&#39;nin son hükümdarı İsmail Bey de Kastamonu tarihinin en önemli şahsiyetleri arasında bulunuyor. Kastamonu&#39;nun Osmanlı öncesi dönemindeki siyasi ve kültürel gelişiminde önemli rol oynayan İsmail Bey, yalnızca hükümdarlığıyla değil, yaptırdığı eserler ve ilme verdiği destekle de öne çıktı. Kastamonu&#39;nun önemli tarihî yapılarından İsmail Bey Külliyesi de onun bıraktığı mirasın en önemli örneklerinden biri.</p><strong>Millî Mücadele&#39;de Kastamonu&#39;nun Kahramanları</strong><p>Kastamonu&#39;nun ülke tarihindeki yeri yalnızca edebiyat ve kültürle sınırlı kalmadı. Millî Mücadele yıllarında Kastamonu ve çevresinden çok sayıda kadın ve erkek, bağımsızlık mücadelesine destek verdi.</p><p>Bu isimlerin en bilinenlerinden biri Şerife Bacı oldu. İnebolu&#39;dan Kastamonu&#39;ya uzanan İstiklal Yolu üzerinden cepheye mühimmat taşınırken hayatını kaybeden Şerife Bacı, Millî Mücadele&#39;nin sembol isimlerinden biri haline geldi. Kastamonu Valiliği de Şerife Bacı&#39;yı, İstiklal Yolu ve Kastamonulu kadınların Millî Mücadele&#39;deki fedakrlıklarıyla birlikte anıyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun kadın kahramanları arasında Halime Çavuş da bulunuyor. Millî Mücadele dönemindeki fedakrlıklarıyla tanınan Halime Çavuş, Kastamonu&#39;nun kadınların bağımsızlık mücadelesindeki rolünü gösteren sembol isimlerden biri olarak kabul ediliyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun Millî Mücadele tarihindeki etkisi, tek tek kahramanların hikyelerinin de ötesine geçiyor. 10 Aralık 1919&#39;da Kastamonu&#39;da düzenlenen kadın mitingi, Anadolu&#39;daki Millî Mücadele sürecinin önemli toplumsal hareketlerinden biri olarak tarihe geçti. Binlerce kadının katıldığı miting, işgallere karşı Kastamonu halkının tepkisini ortaya koydu.</p><strong>Dadaylı Halit&#39;in Tarihe Geçen Mücadelesi</strong><p>Kastamonu&#39;dan yetişen askerî şahsiyetler arasında Dadaylı Halit Akmansü ayrı bir yere sahip. 1884 yılında Kastamonu&#39;nun Daday ilçesine bağlı Kelebek köyünde doğan Akmansü, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde askerlik yaptı.</p><p>Millî Mücadele&#39;nin en önemli safhalarından Büyük Taarruz sırasında 5. Kafkas Tümeni Komutanı olarak görev yapan Halit Akmansü&#39;nün adı, Yunan ordusu komutanı General Nikolaos Trikupis&#39;in esir alınmasıyla da anılıyor. Atatürk Ansiklopedisi&#39;nde yer alan bilgilere göre Trikupis&#39;in esir alınmasında Akmansü&#39;nün komutasındaki birliklerin rolü bulunuyordu. Bu başarısının ardından Mustafa Kemal Paşa tarafından kutlanan Akmansü, Büyük Millet Meclisi kararıyla miralaylığa terfi ettirildi.</p><strong>Kastamonu&#39;nun Hafızasında Daha Pek Çok İsim Var</strong><p>Kastamonu&#39;nun tarihine bakıldığında şehirden çıkan önemli isimlerin yalnızca birkaç kişiyle sınırlı olmadığı görülüyor. Osmanlı döneminden Cumhuriyet&#39;e uzanan süreçte şairler, yazarlar, din limleri, askerler, gazeteciler ve kültür insanları Kastamonu&#39;nun sosyal ve kültürel hayatına yön verdi.</p><p>Kastamonu&#39;nun bu zengin birikimi, şehrin yalnızca tarihî yapılarıyla değil, yetiştirdiği insanlarla da Türkiye&#39;nin kültür ve tarih hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Rıfat Ilgaz&#39;dan Oğuz Atay&#39;a, Orhan Şaik Gökyay&#39;dan İhsan Ozanoğlu&#39;na, Latîfî&#39;den Şeyh Şaban-ı Veli&#39;ye, İsmail Bey&#39;den Dadaylı Halit Akmansü&#39;ye kadar uzanan bu isimler, farklı dönemlerde farklı alanlarda iz bırakarak Kastamonu&#39;nun adını ülke tarihine taşıdı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-dan-yetisen-ve-ulke-_1789322596_ikzdjb.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu’dan Yetişen Ve Ülke Tarihine Damga Vuran İsimler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-dan-yetisen-ve-ulke-_1789322596_ikzdjb.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Taşköprü’nün Hikayesi Finalde]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/taskopru-nun-hikayesi-finalde/125745/</link>
            <description><![CDATA[Taşköprü Belediyesi'nin tamamen yapay zeka desteğiyle hazırlattığı '7 Kemerli Bir Zaman Geçidi: Taşköprü' isimli kısa filmi, Adana'da düzenlenen Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde finale kaldı.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/taskopru-nun-hikayesi-finalde/125745/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 12:02:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Taşköprü Belediyesi tarafından hazırlatılan '7 Kemerli Bir Zaman Geçidi: Taşköprü' kısa filmi, ulusal ve uluslararası alanda büyük bir başarıya imza atmaya devam ediyor. İlçenin tarihini, kültürel hafızasını ve medeniyetler boyunca taşıdığı izleri yapay zeka destekli sinema diliyle anlatan film, Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 26 Eylül-4 Ekim 2026 tarihlerinde düzenlenecek 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali&#39;nin Ulusal Yapay Zeka Film Yarışması&#39;nda finale kalan 10 film arasında yer aldı.</p><p>Yaklaşık 14 dakika uzunluğundaki kısa film, sadece bir tanıtım çalışması olmanın ötesine geçerek ilçenin tarihi birikimini çağın yeni anlatım araçlarıyla buluşturan özel bir proje olarak dikkat çekti. Film, daha öncesinden de 'Official Nomınee-Korea AI Contents Film Festival, 'Honour Award-AI Film Awards in Cannes' ve 'Official Finalist-AI London Film Festival' de uluslararası başarıya imza atarak ödüller almıştı.</p><p>Festival kapsamında verilen ödüller, Taşköprü&#39;nün yerel bir hikayeyi dijital sanatın gücüyle dünyaya taşıma yolundaki iddiasını uluslararası arenada görünür hale getirdi.</p><p>Filmle ilgili bilgi veren Yapımcı Zeynep Kahreman, '7 Kemerli Bir Zaman Geçidi, çok yerel bir hikayeden doğdu, Taşköprü&#39;nün tarihini ve kültürel hafızasını anlatıyor. Buna rağmen festival süreci bize yerel bir anlatının doğru sinema diliyle ulusal ve uluslararası alanda güçlü bir karşılık bulabileceğini gösteriyor. Çünkü festivaller, hikayenin geldiği yerden çok anlatının özgünlüğüne ve etkisine bakar. Özellikle yüzlerce filmin başvurduğu festivallerde yalnızca yaklaşık 10 filmin seçildiğini düşündüğümüzde, aslında en zor eşiklerden birinin bu aşama olduğunu söyleyebiliriz. Festival seçkisine girmek, filmin belirli bir sanatsal ve anlatısal değere sahip görüldüğünü gösterir. Bundan sonraki süreç ise filmin jüri ve izleyici üzerinde ne kadar güçlü bir etki bıraktığıyla ilgilidir. Bu nedenle cevap net: Evet. Eğer bir film festivalde gösterilmeye değer bulunuyorsa, kendi hikayesiyle bir karşılık üretmiş demektir. 7 Kemerli Bir Zaman Geçidi de yerel bir hafıza anlatısının sınırlarını aşabileceğini somut olarak göstermiş oldu' dedi.</p><p>Filmin diğer filmlerden ayıran özelliklerinden de bahseden Kahreman, 'Film, Taşköprü&#39;nün yalnızca fiziksel mirasını anlatmıyor. Antik Pompeipolis&#39;ten günümüze uzanan çok katmanlı hafızayı, arşiv araştırmaları, tarih verileri ve yapay zeka destekli görsel rekonstrüksiyon teknikleriyle yeniden görünür kılıyor. Ancak burada teknoloji bir gösteri unsuru olarak değil, kaybolmuş zamanları sinemasal bir hafıza alanına dönüştüren anlatı aracı olarak kullanılıyor. Projeyi farklılaştıran bir diğer unsur ise tamamen yerel bir hikayeden yola çıkıp evrensel bir meseleye temas etmesi. Anadolu&#39;nun birçok kadim yerleşimi gibi Taşköprü de zaman içinde görünürlüğünü kaybetmiş tarihi katmanlara sahip. Film, bu görünmeyen hafızayı ortaya çıkarırken izleyiciye şu soruyu yöneltiyor: Bir şehir geçmişini ne kadar hatırlarsa geleceğini de o kadar güçlü kurabilir mi? Ayrıca proje, klasik belgesel formatının dışına çıkarak röportaj merkezli düz anlatım yerine sinematografik atmosferi güçlü, deneyim odaklı bir yapı kuruyor. Arşiv görüntüleri, tarihi belgeler, sahaya dayalı araştırmalar ve yüksek gerçeklik hissi taşıyan görsel tasarımlar birleşerek izleyiciyi yalnızca bilgi alan değil, tarihin içinde dolaşan bir tanığa dönüştürüyor. Kısacası 7 Kemerli Bir Zaman Geçidi, yerel hafızayı yenilikçi sinema teknikleriyle buluşturan; geçmişi anlatmak yerine yeniden hissettirmeyi amaçlayan özgün bir belgesel deneyimidir' diye konuştu.</p><p>Taşköprü&#39;den çıkan projenin festival dünyasında karşılık bulduğunu söyleyen Kahreman, 'Türkiye&#39;de ve dünyada festival ekosistemi çoğu zaman büyük şehir merkezli üretimlerle anılıyor. Oysa 7 Kemerli Bir Zaman Geçidi, güçlü hikayelerin yalnızca büyük prodüksiyon merkezlerinden çıkmadığını somut biçimde ortaya koyuyor. Taşköprü gibi tarihi derinliği yüksek fakat sinema üretim haritasında yeterince görünür olmayan bir ilçeden yola çıkarak uluslararası ölçekte ilgi görebilecek bir iş üretilebildiğini gösterdi. Bu süreçte belirleyici olan şey coğrafi merkez değil; hikayenin özgünlüğü, araştırma disiplini ve anlatım biçimindeki yenilikti. Biz yerel bir hafızayı evrensel bir sinema diliyle anlatmaya çalıştık. Antik kent mirası, kültürel hafıza ve zaman kavramı gibi evrensel temaları Taşköprü&#39;nün kendi hikayesi üzerinden kurduk. Bu da festival dünyasının dikkat ettiği en önemli alanlardan biri. Çünkü festivaller artık yalnızca teknik imkanlara değil, özgün bakış açılarına ve daha önce görünmemiş anlatılara değer veriyor. Ayrıca bu süreç, Anadolu&#39;nun farklı şehir ve ilçelerinde benzer potansiyeller taşıyan birçok hikaye olduğunu da hatırlatıyor' şeklinde konuştu.</p><p>Yapay zeka destekli yerel tarih anlatımının yeni bir sinema dilini oluşturabileceğini belirten Kahreman, 'Ancak burada belirleyici olan şey yapay zeknın kendisi değil; onu nasıl ve neden kullandığımızdır. Yapay zek, özellikle yerel tarih anlatılarında büyük bir potansiyel taşıyor. Çünkü birçok kentin, ilçenin ya da kültürel hafıza alanının yeterli görsel arşivi bulunmuyor. Bazı dönemlere ait kayıtlar hiç yok ya da çok sınırlı. Bu noktada yapay zek destekli üretim araçları, kaybolmuş mekanları, dönem atmosferlerini ve tarihi katmanları yeniden görselleştirme konusunda yeni imknlar sunuyor. Bu da yerel tarih anlatımını daha erişilebilir ve daha etkileyici hale getirebilir. Ancak bunun yeni bir sinema dili oluşturabilmesi için teknoloji merkezli değil, hikaye merkezli bir yaklaşım gerekiyor. Eğer yapay zek yalnızca görsel bir gösteri unsuru olarak kullanılırsa kısa vadeli bir etki oluşturur. Fakat güçlü araştırma süreçleri, tarihi doğruluk, etik hassasiyet ve sinematografik anlatıyla birleştiğinde gerçekten yeni bir anlatı biçimine dönüşebilir. 7 Kemerli Bir Zaman Geçidinde bizim yaklaşımımız tam olarak buydu. Yapay zekyı tarihin yerine koymadık; tarihi boşlukları görünür kılmak ve izleyicinin o dönemleri daha derinden hissedebilmesini sağlamak için kullandık. Amaç geçmişi yeniden yazmak değil, geçmişe dair kaybolmuş görsel hafızayı sinemasal olarak yeniden kurmaktı. Önümüzdeki dönemde özellikle yerel tarih, kültürel miras, arkeoloji ve sözlü tarih alanlarında bu yöntemin daha fazla kullanılacağını düşünüyorum. Doğru kullanıldığında bu yaklaşım, klasik belgesel formuyla yenilikçi teknolojileri buluşturan yeni ve hibrit bir sinema dili oluşturabilir' dedi.</p><p>Filmin, festivallerde ödül almasının ilçenin tanıtımına olan katkısından da bahseden yapımcı Kahreman, 'Filmin festival seçkilerine girmesi, Taşköprü&#39;nün yalnızca bir ilçe olarak değil, güçlü tarihi mirasa sahip bir kültür destinasyonu olarak daha geniş kitleler tarafından fark edilmesine önemli katkı sağlayabilir. Festivaller sadece film gösterim alanları değil, aynı zamanda şehirlerin ve kültürel hikayelerin uluslararası görünürlük kazandığı platformlardır. 7 Kemerli Bir Zaman Geçidi festival seçkilerinde yer aldığında, Taşköprü&#39;nün antik Pompeiopolis Antik Kenti mirası, tarihi Taşköprü Taş Köprü ve çok katmanlı kültürel geçmişi farklı ülkelerden izleyicilere, sektör profesyonellerine ve medya temsilcilerine ulaşma fırsatı buluyor. Bu görünürlük, klasik tanıtım kampanyalarının çoğu zaman ulaşamadığı daha nitelikli bir kültürel ilgi oluşturabilir. Özellikle kültür turistleri artık yalnızca bir yere gitmek değil, o yerin hikayesini deneyimlemek istiyor. Film, Taşköprü&#39;yü sadece tarihi eserleri olan bir yer olarak değil, anlatılacak güçlü hikayeleri bulunan yaşayan bir hafıza mekanı olarak konumlandırıyor. Bu durum gelecekte belgesel turizmi, kültürel rotalar, tematik festivaller ve tarih odaklı etkinlikler için yeni fırsatlar doğurabilir. Ayrıca bu görünürlük yerel kurumlar açısından da yeni iş birliklerinin önünü açabilir. Belediyeler, kültür kurumları, turizm aktörleri ve yapım şirketleri arasında yeni projeler gelişebilir' şeklinde konuştu.</p><p>Kahreman, sözlerini şu şekilde sürdürdü:</p><p>'Bu film aslında en çok Taşköprü&#39;nün hikayesi için üretildi. Bazen insanlar yaşadıkları yerin tarihi değerini, o mirasla her gün karşılaştıkları için fark etmeyebiliyor. Oysa Pompeiopolis Antik Kenti gibi çok önemli bir antik mirasa ve Taşköprü Taş Köprü gibi yüzyıllardır ayakta duran sembolik bir yapıya sahip olmak çok kıymetli. Bu coğrafya yalnızca geçmişin kalıntılarından ibaret değil; güçlü bir hafızanın yaşayan taşıyıcısı. Bu süreç bize şunu gösterdi: Bazen dışarıdan gelen bir göz, sizin her gün gördüğünüz değerleri yeniden görünür hale getirebilir. Ama bu mirasın gerçek sahipleri o topraklarda yaşayan insanlar. Eğer siz bu hikayeye sahip çıkarsanız, bu kültürel değerler gelecek kuşaklara çok daha güçlü aktarılabilir. Filmin festival yolculuğu ya da aldığı ilgi kadar önemli olan başka bir şey var; Taşköprü&#39;de yaşayan gençlerin şunu görmesi Büyük işler üretmek için mutlaka büyük şehirlerde olmak gerekmiyor. Kendi yaşadığınız coğrafyanın hikayesi bazen dünyaya anlatılabilecek en özgün hikaye olabilir. Umarım bu film Taşköprülüler için geçmişe farklı gözle bakma fırsatı oluşturur ve özellikle gençler için kültür, sanat, sinema ve tarih alanlarında yeni ilhamların başlangıcı olur. Çünkü bazen en güçlü hikayeler, tam da yaşadığımız toprakların içinde saklıdır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/taskopru-nun-hikayesi-finalde_1789290502_muYQaW.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Taşköprü’nün Hikayesi Finalde ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/taskopru-nun-hikayesi-finalde_1789290502_muYQaW.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İnebolu’da Yeni Doğan Ziyareti]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/inebolu-da-yeni-dogan-ziyareti/125722/</link>
            <description><![CDATA[İnebolu Kaymakamı Necdet Uçar’ın eşi Ayşe Tuba Uçar, kurum temsilcileriyle birlikte Cünürye Mahallesi’nde yeni doğan ziyaretinde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/inebolu-da-yeni-dogan-ziyareti/125722/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 03:02:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İnebolu Kaymakamı Necdet Uçar&#39;ın eşi Ayşe Tuba Uçar, kurum temsilcileriyle birlikte Cünürye Mahallesi&#39;nde yeni doğan ziyaretinde bulundu.</p><p>'Bir Gönül Kapısı' projesi kapsamında gerçekleştirilen ziyarette, Kaymakamlığın sevilen isimlerinden Salih Soytürk ve Asiye Soytürk çiftinin dünyaya gelen bebeği Ecrin Duru ve ailesi ziyaret edildi.</p><p>Aileyle yakından ilgilenen Ayşe Tuba Uçar, Ecrin Duru bebeğe sağlıklı ve uzun bir ömür dilerken, ailenin mutluluğunu paylaştı. Uçar ayrıca bebeğin vatana ve millete hayırlı bir evlat olarak yetişmesi temennisinde bulundu.</p><p>Ziyaret kapsamında aileye çeşitli hediyeler takdim edilirken, Uçar aileye sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir yaşam dileklerini iletti.</p><p>Soytürk ailesi ise gerçekleştirilen nazik ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek Ayşe Tuba Uçar&#39;a teşekkür etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/inebolu-da-yeni-dogan-ziyareti_1789154302_SnBrh0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İnebolu’da Yeni Doğan Ziyareti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/inebolu-da-yeni-dogan-ziyareti_1789154302_SnBrh0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu’da “Yürüyen Camii” Efsanesi: 7 Kez Yerine Geri Döndü]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-da-yuruyen-camii-efsanesi-7-kez-yerine-geri-dondu/125718/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde, kayalıkların eteğinde ve iki tarafı uçurumlarla çevrili düzlükte bulunan Asar Camii, konumu ve hakkında anlatılan hikâyeyle dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-da-yuruyen-camii-efsanesi-7-kez-yerine-geri-dondu/125718/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 00:06:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Pınarbaşı ilçesinde, kayalıkların eteğinde ve iki tarafı uçurumlarla çevrili düzlükte bulunan Asar Camii, konumu ve hakkında anlatılan hikyeyle dikkat çekiyor.</p><p>Demirtaş, Hocalar, Şirinler ve Uzla köylerinin ortasında, adeta bir 'kartal yuvasını' andıran kayalıkların eteklerinde yer alan caminin kesin inşa tarihi bilinmiyor. Günümüzde yerleşim yerlerinden uzakta ve sarp bir arazide bulunan tarihi yapının, Ali Danişmend Zaviyesi&#39;nin kurulduğu dönemlerde inşa edilmiş olabileceği tahmin ediliyor.</p><p>Mimari açıdan da dikkat çeken Asar Camii, ahşap çatma tekniğiyle inşa edilmiş olmasıyla öne çıkıyor. Sarp arazideki konumu, camiyi bölgedeki diğer yapılardan farklı kılıyor.</p><strong>Halk Arasında 'Yürüyen Camii' Olarak Biliniyor</strong><p>Asar Camii&#39;ni ilginç kılan unsurlardan biri ise yöre halkı arasında nesilden nesile aktarılan 'Yürüyen Camii' hikyesi.</p><p>İnanılışa göre köylüler camiyi geçmişte daha düz ve köye yakın bir alana taşımak istedi. Ancak caminin ertesi gün kendiliğinden eski yerine döndüğü görüldü.</p><p>Anlatılanlara göre bu olay tam yedi kez tekrarlandı. Bunun üzerine köylüler caminin yerini değiştirmekten vazgeçti. Yaşanan bu olay nedeniyle tarihi yapı, yörede 'Yürüyen Camii' adıyla anılmaya başladı.</p><strong>Sarp Arazide Tarihi Bir Miras</strong><p>Günümüzde ulaşılması güç bir noktada varlığını sürdüren Asar Camii, ahşap mimarisi, dikkat çekici konumu ve hakkında anlatılan hikyeyle bölgenin kültürel mirasları arasında yer alıyor.</p><p>Kayalıkların arasında adeta doğayla bütünleşen tarihi cami, hem mimari özellikleri hem de 'Yürüyen Camii' olarak bilinen hikyesiyle geçmişten günümüze uzanan dikkat çekici bir değer olarak öne çıkıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-da-yuruyen-camii-efs_1789239931_jgWwBm.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu’da “Yürüyen Camii” Efsanesi: 7 Kez Yerine Geri Döndü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-da-yuruyen-camii-efs_1789239931_jgWwBm.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Üreticilere Yüzde 50 Hibe Destekli Sera Naylonu]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/ureticilere-yuzde-50-hibe-destekli-sera-naylonu/125708/</link>
            <description><![CDATA[Seydiler’de üreticilere yüzde 50 hibe destekli sera naylonu teslim edildi.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/ureticilere-yuzde-50-hibe-destekli-sera-naylonu/125708/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 19:32:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Seydiler&#39;de üreticilere yüzde 50 hibe destekli sera naylonu teslim edildi.</p><p>İlçemiz Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen 'Alternatif Üretim Yöntemlerinin Geliştirilmesi Projesi' kapsamında, ilçede faaliyet gösteren üreticilere yüzde 50 hibe destekli sera naylonu teslim edildi.</p><p>Proje ile; alternatif üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılması, örtü altı üretimin geliştirilmesi, üreticilerin girdi maliyetlerinin azaltılması, tarımsal üretimde verimlilik ve sürdürülebilirliğin artırılması amaçlanıyor. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ureticilere-yuzde-50-hibe-dest_1789161945_fyqe4h.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Üreticilere Yüzde 50 Hibe Destekli Sera Naylonu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ureticilere-yuzde-50-hibe-dest_1789161945_fyqe4h.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bu Kaşık Bakteriye Geçit Vermiyor]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/bu-kasik-bakteriye-gecit-vermiyor/125658/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’da yüzyıllardır sürdürülen şimşir kaşıkçılığı, tamamen el işçiliğine dayalı üretim geleneğiyle geçmişten günümüze taşınıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/bu-kasik-bakteriye-gecit-vermiyor/125658/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 00:07:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;da yüzyıllardır sürdürülen şimşir kaşıkçılığı, tamamen el işçiliğine dayalı üretim geleneğiyle geçmişten günümüze taşınıyor. Başta Şenpazar olmak üzere kentin farklı ilçelerinde sürdürülen bu zanaat, yalnızca bir mutfak gereci üretmenin ötesinde, Kastamonu&#39;nun kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturuyor.</p><p>Şimşir kaşık yapımında kullanılan ağacın sert ve sık dokulu yapısı, ürünlerin uzun yıllar kullanılabilmesini sağlıyor. Suya karşı dayanıklılığı ve kolay aşınmaması nedeniyle şimşir ağacı, geleneksel kaşık yapımında tercih edilen en önemli malzemeler arasında yer alıyor. Öte yandan Şimşir ağacının yoğun ve sıkı dokusunun yanı sıra içerdiği doğal bileşenlerin de antibakteriyel özellik göstermesi, bu ağacın kaşık yapımında tercih edilmesinin nedenleri arasında gösteriliyor. Bu özellik, şimşirden üretilen kaşıkların yüzeyinde bazı bakterilerin tutunmasını ve çoğalmasını engelliyor. Bu yönüyle şimşir kaşık, geleneksel kullanımının yanı sıra doğal yapısıyla da dikkat çekiyor</p><strong>Bir Kaşığın Yapımında Büyük Emek Var</strong><p>Şimşir kaşığın ortaya çıkması, ustalık ve sabır gerektiren uzun bir üretim sürecinden geçiyor. Kastamonu ormanlarından kurallara uygun şekilde temin edilen şimşir dalları önce tomruk haline getiriliyor. Ağaç henüz yaşken kaşık ölçülerine göre kesilen parçalar, daha sonra keser yardımıyla kabaca şekillendiriliyor.</p><p>Kaşığın asıl karakteri ise oyma aşamasında ortaya çıkıyor. Ustalar, 'eğmeç' adı verilen özel eğri bıçaklarla kaşığın iç kısmını büyük bir titizlikle oyuyor. Ardından kurutulan ürünler zımparalanarak pürüzsüz hale getiriliyor ve son aşamada zeytinyağıyla yağlanarak kullanıma hazırlanıyor.</p><p>Her kaşığın el işçiliğiyle şekillenmesi, ortaya çıkan ürünlerin birbirinden küçük farklılıklar taşımasına neden oluyor. Bu durum, şimşir kaşıkları seri üretim ürünlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri olarak öne çıkıyor.</p><strong>Sağlamlığı Kadar Kullanışlılığıyla Da Öne Çıkıyor</strong><p>Şimşir kaşıkların tercih edilmesinde yalnızca geleneksel olması değil, kullanım özellikleri de etkili oluyor. Şimşirin yoğun ve sıkı dokusu, kaşığın dayanıklı olmasına katkı sağlarken ahşap yapısı sıcak yemeklerde metal kaşıklara kıyasla farklı bir kullanım deneyimi sunuyor.</p><p>Geleneksel kullanımda özellikle yemek hazırlarken tercih edilen şimşir kaşıkların, uygun şekilde üretildiğinde ve bakımı yapıldığında uzun süre kullanılabildiği belirtiliyor. Ayrıca ahşap yapısı nedeniyle yapışmaz yüzeyli tencere ve tavaların çizilmesine neden olmaması da önemli bir avantaj olarak görülüyor.</p><strong>Köylerden Atölyelere Uzanan Gelenek</strong><p>Şimşir kaşıkçılığı Kastamonu&#39;nun farklı bölgelerinde kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Şenpazar&#39;ın yanı sıra Cide ve Pınarbaşı&#39;nın bazı köylerinde de geleneksel üretimin sürdürüldüğü biliniyor. Bazı ustalar, yıllardır devam eden bu mesleği ailelerinden öğrenerek yaşatıyor.</p><p>Geçmişte Kastamonu&#39;nun Osmanlı döneminde önemli kaşık üretim merkezlerinden biri olduğu, şimşir kaşığın da bölgenin ekonomik ve kültürel yaşamında önemli bir yer tuttuğu aktarılıyor. Günümüzde ise geleneksel üretimin devam ettirilmesi, bu tarihi zanaatın unutulmaması açısından önem taşıyor.</p><strong>Geçmişten Geleceğe El Emeği</strong><p>Günümüzde fabrikasyon mutfak ürünlerinin yaygınlaşmasına rağmen Kastamonu&#39;da şimşir kaşığa olan ilgi sürüyor. El emeğiyle üretilen kaşıklar hem günlük kullanımda hem de yöresel kültürü yansıtan hediyelik ürünler arasında değerlendiriliyor.</p><p>Kastamonu&#39;nun ormanlarından çıkan bir şimşir parçasının usta ellerde kaşığa dönüşmesi, aslında yüzyıllardır devam eden bir hikyenin devamı niteliğinde. Her kesiminde ustasının emeğini taşıyan şimşir kaşıklar, Kastamonu&#39;nun geleneksel el sanatlarının yaşatılmasında önemli bir rol üstleniyor.</p><p>Bir mutfak eşyasından çok daha fazlası olan şimşir kaşık, Kastamonu&#39;da ağacın, emeğin ve kültürel mirasın buluştuğu geleneksel bir sanat olarak yaşamaya devam ediyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bu-kasik-bakteriye-gecit-vermi_1789160845_tGz4RB.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bu Kaşık Bakteriye Geçit Vermiyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bu-kasik-bakteriye-gecit-vermi_1789160845_tGz4RB.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Zeytin Sebze Mi, Meyve Mi?]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/zeytin-sebze-mi-meyve-mi/125578/</link>
            <description><![CDATA[Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerinden zeytin, günlük hayatta sebze olarak bilinse de botanik açıdan meyve kabul ediliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/zeytin-sebze-mi-meyve-mi/125578/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 00:08:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerinden zeytin, günlük hayatta sebze olarak bilinse de botanik açıdan meyve kabul ediliyor.</p><p>Binlerce yıldır Akdeniz coğrafyasında yetiştirilen zeytin, kültürel öneminin yanı sıra beslenmedeki yeriyle de dikkat çekiyor. Peki zeytin gerçekten sebze mi, meyve mi? Fazla tuzlu zeytinin tuzu nasıl alınır?</p><p>Antik Yunan&#39;dan Osmanlı&#39;ya kadar pek çok medeniyetin kültüründe önemli bir yere sahip olan zeytin, günümüzde de sofraların temel ürünleri arasında yer alıyor. Barışın simgesi olarak kabul edilen zeytin dalı, aynı zamanda İncil, Tevrat ve Kur&#39;an gibi kutsal metinlerde de geçiyor.</p><p>Özellikle Akdeniz iklimine sahip bölgelerde binlerce yıldır yetiştirilen zeytin; beslenme, ticaret ve kültürel anlamlarıyla öne çıkıyor.</p><strong>Zeytin Sebze Değil, Meyve</strong><p>Bilimsel adı Olea europaea olan zeytin, Zeytingiller (Oleaceae) familyasına mensup bir bitki türü. Mutfakta sebze gibi tüketilmesine rağmen zeytin, botanik açıdan meyve sınıfında bulunuyor.</p><p>Zeytin, çekirdekli meyveler arasında değerlendiriliyor. Kayısı, şeftali ve kiraz da aynı grupta yer alan meyveler arasında bulunuyor.</p><p>Zeytinler olgunluk durumuna göre yeşil ve siyah olarak sofralara geliyor. Yeşil zeytinler olgunlaşmadan toplanırken, siyah zeytinler daha olgun halde hasat ediliyor. Gemlik, Domat, Memecik ve Uslu ise Türkiye&#39;de bilinen zeytin çeşitleri arasında yer alıyor.</p><strong>Dalından Koparıldığında Acı Oluyor</strong><p>Zeytin, doğal olarak içerdiği acı bileşikler nedeniyle dalından koparıldığı haliyle doğrudan tüketilemiyor. Bu nedenle hasat sonrasında çeşitli işlemlerden geçirilerek sofralık hale getiriliyor.</p><p>Suda bekletme, salamura, kırma ve çizme gibi yöntemlerle işlenen zeytinler, uygulanacak işleme göre farklı tat ve dokular kazanıyor.</p><p>Zeytin aynı zamanda zeytinyağı üretiminin de temel hammaddesi olarak kullanılıyor. İçerdiği yağ nedeniyle özellikle tekli doymamış yağ asitleri açısından önemli bir besin kaynağı olarak değerlendiriliyor.</p><strong>Fazla Tuzlu Zeytinin Tuzu Nasıl Alınır?</strong><p>Sofralık zeytinlerin hazırlanmasında kullanılan salamura nedeniyle bazı zeytinler oldukça tuzlu olabiliyor. Fazla tuzlu zeytinleri tüketmeden önce tuz oranını azaltmak isteyenler ise bazı pratik yöntemler uygulayabiliyor.</p><strong>En Yaygın Yöntem Suda Bekletmek</strong><p>Fazla tuzlu zeytinlerin tuzunu azaltmak için en sık kullanılan yöntemlerden biri suda bekletme.</p><p>Zeytinler geniş bir kaba alındıktan sonra üzerini geçecek kadar soğuk veya ılık su ekleniyor. Bir süre bekletildikten sonra suyu dökülerek yeniden temiz su ekleniyor.</p><p>Bu işlem, zeytinlerin tadı kontrol edilerek istenilen tuz seviyesine ulaşıncaya kadar tekrarlanabiliyor. Suyun düzenli aralıklarla değiştirilmesi, tuzun zeytinden uzaklaşmasına yardımcı oluyor.</p><p>Kaynar su kullanılması ise zeytinlerin yapısının ve dokusunun bozulmasına neden olabileceğinden önerilmiyor.</p><strong>Çizik Atmak Tuzun Çıkışını Kolaylaştırıyor</strong><p>Zeytinleri bekletmeden önce üzerlerine birkaç çizik atılması da tuzun daha hızlı uzaklaşmasına yardımcı olabilir. Çizikler sayesinde suyun zeytinin iç kısımlarına ulaşması kolaylaşıyor.</p><p>Özellikle sert kabuklu zeytinlerde bu yöntem, tuzun suya geçişini hızlandırabilir.</p><strong>Sirke Kullanımına Dikkat</strong><p>Bazı yöntemlerde zeytinlerin tuzunu azaltmak amacıyla suya sirke eklenmesi öneriliyor. Ancak sirke, zeytinin yalnızca tuz oranını değil, lezzetini ve dokusunu da değiştirebilir.</p><p>Bu nedenle fazla tuzlu zeytinlerin tuzunu azaltmak isteyenlerin öncelikle sade suyla bekletme yöntemini tercih etmesi daha uygun olabilir.</p><strong>Tuz Oranı Damak Tadına Göre Ayarlanabiliyor</strong><p>Zeytinlerin tuzunu azaltma işleminde belirli bir süre vermek yerine zeytinin tadını belirli aralıklarla kontrol etmek daha doğru bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Zeytin istenilen tuz seviyesine ulaştığında sudan çıkarılarak uygun koşullarda muhafaza edilebiliyor.</p><p>Böylece kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerinden olan zeytin, fazla tuzundan arındırılarak damak tadına daha uygun hale getirilebiliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/zeytin-sebze-mi-meyve-mi_1789072586_ptzvJ7.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Zeytin Sebze Mi, Meyve Mi? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/zeytin-sebze-mi-meyve-mi_1789072586_ptzvJ7.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Cumhuriyetin Tozlu Rafları Konuşuldu]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/cumhuriyetin-tozlu-raflari-konusuldu/125572/</link>
            <description><![CDATA[Atatürkçü Düşünce Derneği Kastamonu Şubesi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Cumhuriyet Kültür Buluşmaları, edebiyat araştırmacısı, şair ve yazar Mertcan Karacan’ın katılımıyla gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/cumhuriyetin-tozlu-raflari-konusuldu/125572/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 19:57:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Atatürkçü Düşünce Derneği Kastamonu Şubesi tarafından bu yıl 5&#39;incisi düzenlenen Cumhuriyet Kültür Buluşmaları, edebiyat araştırmacısı, şair ve yazar Mertcan Karacan&#39;ın katılımıyla gerçekleştirildi.</p><p>Kastamonu Ticaret Odası Konferans Salonu&#39;nda düzenlenen programda Karacan, 'Cumhuriyetin Tozlu Rafları' başlıklı söyleşiyle Cumhuriyet tarihinin zaman içerisinde unutulmaya yüz tutmuş hikyelerini katılımcılarla paylaştı. Programda, Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün manevi mirası ve Cumhuriyet tarihine ilişkin farklı anlatılar da ele alındı.</p><p>Açılış konuşmalarını yapan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı Serkan Karayılan, 'Biz Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Cumhuriyet&#39;i geçmişten bize kalan bir hatıra olarak görmüyoruz. Cumhuriyet aklın, bilimin, özgür düşüncenin, eşit yurttaşlığın ve millet egemenliğinin üzerinde yükselen bir yaşam biçimidir. Atatürkçülük de bizim için ezberlenen sözlerden ibaret değildir. Çağı anlamak, sorgulamak, üretmek ve millet egemenliğinin üzerinde yükselen bir yaşam biçimidir. Bu nedenle Cumhuriyet Kültür Buluşmalarını önemsiyoruz. Çünkü bir toplum tarihini bildiği kadar güçlü, kültürünü yaşattığı kadar geleceğe güvenle bakabilir. Bu akşam da Cumhuriyet&#39;in tozlu raflarında kalan hikyelerine, insanlarına ve hatıralarına birlikte dokunacağız' ifadelerini kullandı.</p><p>Siyasi partilerin il başkanları ve yöneticileri ile sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcilerinin de katıldığı söyleşinin ardından Mertcan Karacan, kitaplarını imzalayarak okuyucularıyla bir araya geldi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cumhuriyetin-tozlu-raflari-kon_1789059428_rBbqfT.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Cumhuriyetin Tozlu Rafları Konuşuldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cumhuriyetin-tozlu-raflari-kon_1789059428_rBbqfT.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gezen Sinema 81 İlinin Tamamına Ulaştı]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/gezen-sinema-81-ilinin-tamamina-ulasti/125507/</link>
            <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2018 yılında hayata geçirilen Çocuklar İçin Gezen Sinema projesinin Türkiye’nin 81 ilinin tamamına ulaştığını açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/gezen-sinema-81-ilinin-tamamina-ulasti/125507/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 05:02:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2018 yılında hayata geçirilen Çocuklar İçin Gezen Sinema projesinin Türkiye&#39;nin 81 ilinin tamamına ulaştığını açıkladı. </p><p>Sekiz yılda 681 ilçeyi ziyaret eden proje kapsamında bir buçuk milyondan fazla çocuğun sinemayla buluştuğunu belirten Ersoy, 'Kültür ve sanatı çocuklarımızın ayağına götürmeye, Türkiye&#39;nin dört bir yanında yeni hayallere perde açmaya devam edeceğiz' dedi.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından beyaz perdeye erişim imknı bulamayan çocukları sinemayla tanıştırmak amacıyla 2018 yılında başlatılan Çocuklar İçin Gezen Sinema, sekiz yıllık yolculuğunda önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Şehir şehir, ilçe ilçe Türkiye&#39;yi dolaşan proje, 81 ilin tamamına ulaşırken bugüne kadar 681 ilçede bir buçuk milyondan fazla çocuğu sinemanın heyecanıyla buluşturdu. Sanat İçin Yola Çık Kültür ve Sanat Derneği ile Türk Telekom iş birliğinde yürütülen proje kapsamında özel olarak tasarlanan sinema tırları, özellikle sinema salonu bulunmayan ilçe, belde ve köylere ulaşıyor. Çocuklara ücretsiz film gösterimlerinin gerçekleştirildiği proje, kültür ve sanata erişim imknlarının yaygınlaştırılmasına katkı sağlıyor.</p><strong>&#39;Artık Türkiye&#39;nin 81 İlinin Tamamındayız&#39;</strong><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da projenin ulaştığı noktayı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Ersoy, 'Çocuklarımızın sinemayla tanışması için 2018 yılında başlattığımız Çocuklar İçin Gezen Sinema ile artık Türkiye&#39;nin 81 ilinin tamamındayız. Sekiz yılda 681 ilçeye ulaştık, bir buçuk milyondan fazla çocuğumuzu beyaz perdenin heyecanıyla buluşturduk' ifadelerini kullandı.</p><p>Sinema salonu bulunmayan ilçe, belde ve köylere kadar uzanan yolculuğun önemine dikkati çeken Bakan Ersoy, çocukların kimi zaman ilk kez bir filmi beyaz perdede izlemelerine ve sinemanın dünyasıyla tanışmalarına vesile olduklarını belirtti.</p><p>Projeye gösterilen yoğun ilginin ardından Gezen Sinema&#39;nın erişim kapasitesi 2025 yılında artırıldı. Türk Telekom&#39;un desteğiyle sinema tırı sayısı ikiye çıkarılırken gösterim takvimi de genişletildi. Böylece daha fazla ilçe ve beldeye ulaşılması sağlandı. Bakan Ersoy, projenin büyüyerek devam edeceğini vurgulayarak, 'Kültür ve sanatı çocuklarımızın ayağına götürmeye, Türkiye&#39;nin dört bir yanında yeni hayallere perde açmaya devam edeceğiz' dedi.</p><p>Ersoy, projeye katkı sunan Sinema Genel Müdürlüğüne, Sanat İçin Yola Çık Kültür ve Sanat Derneğine ve Türk Telekom&#39;a da teşekkür etti.</p><strong>Gezen Sinema Her Yaştan İzleyiciye Ulaşıyor</strong><p>Çocuklara yönelik gösterimlerin yanı sıra Gezen Sinema, özellikle yaz aylarında ilçe ve köy meydanlarında düzenlenen açık hava gösterimleriyle her yaştan sinemaseveri bir araya getiriyor.</p><p>Projenin sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında ceza infaz kurumları, hastaneler ve yaşlılara hizmet veren sosyal hizmet kuruluşlarında da film gösterimleri gerçekleştiriliyor. Bazı gösterimlerde sanatçılar da izleyicilerle buluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Gezen Sinema ile çocukların nitelikli kültür ve sanat etkinliklerine erişimini artırmayı, sinema kültürünü yaygınlaştırmayı ve Türkiye&#39;nin her köşesinde yeni izleyici kuşaklarının yetişmesine katkı sağlamayı sürdürüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gezen-sinema-81-ilinin-tamamin_1788968091_eLrSuB.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gezen Sinema 81 İlinin Tamamına Ulaştı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gezen-sinema-81-ilinin-tamamin_1788968091_eLrSuB.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Haraçoğlu Türbesi’nde Yüzyıllardır Süren Gelenek]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haracoglu-turbesi-nde-yuzyillardir-suren-gelenek/125498/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun İhsangazi ilçesine bağlı İsalar Mahallesi’nde bulunan Haraçoğlu Türbesi, Osmanlı dönemine uzanan geçmişi ve yörede günümüzde de sürdürülen gelenekleriyle dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haracoglu-turbesi-nde-yuzyillardir-suren-gelenek/125498/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 00:08:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun İhsangazi ilçesine bağlı İsalar Mahallesi&#39;nde bulunan Haraçoğlu Türbesi, Osmanlı dönemine uzanan geçmişi ve yörede günümüzde de sürdürülen gelenekleriyle dikkat çekiyor.</p><p>İhsangazi ilçesine bağlı İsalar Mahallesi&#39;nde bulunan Haraçoğlu Türbesi&#39;nin geçmişi Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Osmanlı dönemi nüfus kayıtlarında türbenin bulunduğu bölgenin 'Türbe Karyesi', yani 'Türbe Köyü' olarak geçtiği belirtilirken, yöre halkı tarafından ise bölge 'Tekke' olarak adlandırılıyor.</p><p>yüzyılda Kastamonu&#39;ya gelen Horasan erenlerinden Mevlana Sa&#39;deddin tarafından Nakşibendi Derghı olarak kurulduğu aktarılan yapının, Nakşibendi Derghı olduğu 1869, 1872, 1874 ve 1875 yıllarına ait Osmanlı dönemi Kastamonu Vilayeti Salnamelerinde de yer alıyor.</p><p>Osmanlı dönemi belgelerinde derghın 'E&#39;izze-yi Kiramdan Mevlana Sa&#39;deddin ve Heraczade Derghı' olarak adlandırılması, derghın kurucusunun Mevlana Sa&#39;deddin olduğunu ortaya koyuyor. Mezar kitabelerinde ise tekke şeyhlerinin isimlerinin bulunduğu ifade ediliyor.</p><p>Son dönemlerde Haraçoğlu&#39;nda yaşayan aile büyüklerinin tekkeyle ilgilendiği ve bu kişilere 'Tekke Şeyhi' denildiği belirtiliyor. Bu geleneğin günümüzde de devam ettiği aktarılırken, köyün en yaşlı kişisinin gönüllü olarak türbenin bekçiliğini yaptığı ifade ediliyor.</p><p>Mevlana Sa&#39;deddin Türbesi, halkın yanı sıra Kastamonu&#39;daki velilerin de ziyaret ettiği önemli ziyaretghlardan biri olarak biliniyor. Türbede bulunan 1874 tarihli çeşme kitabesinde evliyaya hizmetten söz edilmesi, bölgede evliyanın bulunduğuna ve evliyaya hizmet geleneğinin geçmişten bu yana sürdüğüne işaret ediyor.</p><strong>'Asa Suyu' Şifa Amacıyla Kullanılıyor</strong><p>Yöre halkı tarafından 'Asa Suyu' olarak adlandırılan kaynak suyunun şifalı olduğuna inanılıyor. Haraçoğlu Türbesi&#39;ni ziyaret eden adak sahiplerinin, burada dua ettikleri ve şifa niyetiyle Asa Suyu ile yıkandıkları belirtiliyor.</p><p>Türbede kesilen adak kurbanlarının ise çevrede yaşayan ihtiyaç sahiplerine dağıtıldığı aktarılıyor.</p><strong>Çocuk Sahibi Olmak İsteyenler Adak Adıyor</strong><p>Türbeyle ilgili yörede yaşatılan inanışlar arasında çocuk sahibi olamayan ailelerin gerçekleştirdiği ritüeller de bulunuyor. Çocuğu olmayan veya çocuklarını kaybeden kişilerin türbeye gelerek şeyhe 'satıldığı' yönünde bir inanışın bulunduğu aktarılıyor.</p><p>Bu inanışa göre kadının beline bir bağ geçirilerek Haraçoğlu&#39;nun sandukası etrafında üç kez dolaştırılıyor. Ardından 'Çocuğum olursa kurban keseceğim' şeklinde adak adanıyor. Çocuk dünyaya geldiğinde ise yörede 'Satı' veya 'Satılmış' isimlerinin verildiği belirtiliyor.</p><strong>Tesbih Ve Toprakla İlgili İnanışlar</strong><p>Türbede bulunan zikir tesbihinin içinden üç kez geçen kişilerin şifa bulacağına inanılıyor. Ayrıca türbe çevresinden şifa niyetiyle toprak alındığı ve bu toprağın hastalığı bulunan kişilerin banyo suyuna karıştırılarak kullanıldığı ifade ediliyor.</p><p>Yöredeki inanışa göre alınan toprağın daha sonra yeniden yerine bırakılması gerekiyor. Aksi halde toprağı alan kişinin cin veya peri gibi varlıklar tarafından rahatsız edileceğine inanılıyor.</p><p>Tarihî geçmişi, Osmanlı dönemine uzanan kayıtları ve yöre halkı tarafından günümüzde de sürdürülen gelenekleriyle Haraçoğlu Türbesi, İhsangazi&#39;nin kültürel mirası içerisinde önemli bir yere sahip bulunuyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/haracoglu-turbesi-nde-yuzyilla_1788984617_DnaHq2.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Haraçoğlu Türbesi’nde Yüzyıllardır Süren Gelenek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/haracoglu-turbesi-nde-yuzyilla_1788984617_DnaHq2.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yüzyıllardır Ayakta: Tek Kubbeli Camilerin İlk Örneklerinden]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/yuzyillardir-ayakta-tek-kubbeli-camilerin-ilk-orneklerinden/125427/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun İbn-i Neccar Mahallesi’nde, Kastamonu Kalesi’nin hemen altında yer alan İbn-i Neccar Camii, kentin yüzyıllara uzanan tarihi ve mimari mirasının önemli eserleri arasında bulunuyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/yuzyillardir-ayakta-tek-kubbeli-camilerin-ilk-orneklerinden/125427/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 00:06:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun İbn-i Neccar Mahallesi&#39;nde, Kastamonu Kalesi&#39;nin hemen altında yer alan İbn-i Neccar Camii, kentin yüzyıllara uzanan tarihi ve mimari mirasının önemli eserleri arasında bulunuyor.</p><p>Hisarardı Mahallesi yolu üzerinde bulunan caminin, Candaroğlu Adil Bey tarafından 1353 yılında yaptırıldığı belirtiliyor. Giriş bölümünün sol tarafında yer alan üç satırlık Selçuklu nesihi kitabede, caminin banisi olarak İbn Neccar Hacı Nusret Bin Murat&#39;ın adı geçiyor. Ancak bu kişinin kimliği hakkında tarihi kaynaklarda yeterli bilgi bulunmuyor.</p><strong>Tek Kubbesiyle Dikkat Çekiyor</strong><p>Beylikler dönemi ve erken Osmanlı camilerinin mimari özelliklerini taşıyan yapı, sade görünümüyle öne çıkıyor. Tamamen kesme taştan inşa edilen caminin dış duvarlarında dikkatli ve özenli bir taş işçiliği görülüyor.</p><p>Kare planlı olarak tasarlanan caminin ölçüleri 9,50 x 9,50 metre. Sekizgen kasnak üzerine oturan kubbesi 5,50 metre çapında ve 9,50 metre yüksekliğinde. Kubbeye geçiş ise sade tromplarla sağlanıyor.</p><p>Yüksek kubbesi ve orantılı iç hacmiyle İbn-i Neccar Camii, Anadolu mimari tarihinde tek kubbeli camilerin erken örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p><p>Caminin ahşap minberi ve alçı mihrabı oldukça sade bir tasarıma sahip. Kubbe eteğinde ve pencere kenarlarında yenilenmiş kalem işi süslemeler bulunurken, kubbenin merkezindeki madalyonda İhls Suresi yer alıyor.</p><strong>Ahşap Kapısı Bir Sanat Eseri</strong><p>Caminin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise ahşap kapı kanatları. Yaklaşık 2,10 metre uzunluğunda ve 0,70 metre genişliğindeki kapı kanatları, ağaç oyma sanatının önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor.</p><p>Hint meşesinden yapıldığı tahmin edilen ve zaman içerisinde koyulaşan kapı, rûmî motifli bordürlerle panolara ayrılmış durumda. Panoların ortasında ise Beylikler ve erken Osmanlı sanatında sıkça görülen şemse motifleri bulunuyor.</p><p>Kapı üzerindeki kitabelerde Cin Suresi&#39;nin 18. ayetine yer veriliyor. Kapının, Kastamonu Kasaba Köyü&#39;ndeki Mahmud Bey Camii&#39;nin kapısıyla büyük benzerlik taşıdığı ve Ankaralı Nakkaş Mahmud oğlu Abdullah tarafından yapıldığı belirtiliyor.</p><p>Kapının yapımının, caminin inşasından dört yıl sonra, 9 Zilhicce 758 (23 Kasım 1357) tarihinde tamamlandığı ifade ediliyor.</p><p><strong>Deprem Sonrası Yenilendi</strong></p><p>İbn-i Neccar Camii, 1943 yılında meydana gelen depremde son cemaat yeri ve minaresinin yıkılması nedeniyle zarar gördü. Yapı, 1968 yılında gerçekleştirilen onarımla yeniden eski görünümüne kavuşturuldu.</p><p>Caminin kuzeyinde duvarları yenilenmiş bir avlu bulunuyor. Avlunun kuzeybatı köşesinde ise Osmanlı döneminde yapıldığı belirtilen çift cepheli bir çeşme yer alıyor.</p><p>Günümüzde İbn-i Neccar Camii, Kastamonu&#39;nun tarihi dokusu içerisinde geçmişten günümüze ulaşan önemli dini ve mimari yapılardan biri olarak varlığını sürdürüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yuzyillardir-ayakta-tek-kubbel_1788899054_Q8Gxfd.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yüzyıllardır Ayakta: Tek Kubbeli Camilerin İlk Örneklerinden ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yuzyillardir-ayakta-tek-kubbel_1788899054_Q8Gxfd.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Müze Ziyaretçi Sayısı Belli Oldu]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/muze-ziyaretci-sayisi-belli-oldu/125340/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı tarafından 2025 yılı Kültürel Miras İstatistiklerini açıklandı. TÜİK Başkanlığı tarafından verilen bilgiye göre; Kastamonu’da toplam müze ziyaretçi sayısı 183 bin 750 oldu.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/muze-ziyaretci-sayisi-belli-oldu/125340/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 01:02:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı tarafından 2025 yılı Kültürel Miras İstatistiklerini açıklandı. TÜİK Başkanlığı tarafından verilen bilgiye göre; Kastamonu&#39;da toplam müze ziyaretçi sayısı 183 bin 750 oldu.</p><p>Kastamonu&#39;da 2 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı&#39;na bağlı, 4 tanesi de özel olmak üzere toplam 6 adet müze bulunuyor. 2025 yılı verilerine göre Kastamonu&#39;daki müzeler toplam 183 bin 750 ziyaretçi çekerken bu ziyaretçilerden 39 bin 889 kişi Kültür ve Turizm Bakanlığı&#39;na bağlı müzelere, 152 bin 286 kişi ise özel müzelere gitmiştir. Kastamonu&#39;daki müzelerde toplam 43 bin 101 adet eser bulunmakta iken, bu eserlerin yüzde 92,5&#39;i Kültür ve Turizm Bakanlığı&#39;na bağlı müzelerde bulunmaktadır.</p><p>Kastamonu&#39;da Kültür ve Turizm Bakanlığı&#39;na bağlı müzelerde bulunan eserler sınıflandırıldığında toplam 39 bin 889 eserin yüzde 80,1&#39;inin sikke, yüzde 15,2&#39;sinin etnografik materyal ve yüzde 4,7&#39;sinin arkeolojik materyal olduğu görülmektedir. Kastamonu&#39;da 2 bin 113 adet taşınmaz kültür varlığı bulunmaktadır. Bu taşınmaz kültür varlıklarının bin 482 adedini sivil mimarlık örnekleri oluştururken, 197 adedi ise dinsel yapılardan oluşmaktadır. Bunun yanı sıra 221 adet sit alanı mevcut olup bunlardan 212 tanesi arkeolojik alandır. </p><strong>Türkiye&#39;de Müze Sayısı 2025 Yılında Yüzde 4,4 Arttı</strong><p>Müze sayısı 2025 yılında önceki yıla göre yüzde 4,4 artarak 664 oldu. Müzelerin 220 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 426 tanesi özel müze kategorisinde yer alırken Milli Saraylar Başkanlığına bağlı 18 müze faaliyet gösterdi. Ören yeri sayısı 148 oldu. </p><p>Müzelerdeki eser sayısı önceki yıla göre yüzde 0,4 artarak 4 milyon 12 bin 294 oldu. Bakanlığa bağlı müzelerdeki eser sayısı önceki yıla göre yüzde 0,5 artarak 3 milyon 388 bin 462 olurken özel müzelerdeki eser sayısı yüzde 0,4 artarak 292 bin 271, Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müzelerdeki eser sayısı yüzde 0,5 azalarak 331 bin 561 oldu. Bakanlığa bağlı müzelerdeki eserlerin yüzde 60,4&#39;ü sikke, yüzde 27,8&#39;i arkeolojik materyal, yüzde 6,7&#39;si etnografik materyal, yüzde 3,5&#39;i tablet oldu.</p><strong>Müze Ve Ören Yeri Ziyaretçi Sayısı Yüzde 6,8 Arttı</strong><p>Müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı, 2025 yılında yüzde 6,8 artarak 65 milyon 862 bin 639 oldu. Ziyaretçilerin yüzde 52,9&#39;u Bakanlığa bağlı müze ve ören yerlerini ziyaret etti. Bakanlığa bağlı ücretli müze ve ören yerlerini ziyaret edenlerin sayısı 20 milyon 888 bin 733 ve toplam ziyaretçiler içindeki payı yüzde 31,7 oldu. Özel müze ziyaretçi sayısı yüzde 10,8 artarak 21 milyon 905 bin 335 olurken Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze ziyaretçi sayısı yüzde 8,8 azalarak 9 milyon 122 bin 685 oldu. Bakanlık tarafından satılan müze kartı sayısı 6 milyon 804 bin 917 oldu. </p><p>En yüksek müze ziyaretçi sayıları; 18 milyon 307 bin 485 ile İstanbul, 4 milyon 646 bin 357 ile İzmir ve 4 milyon 642 bin 683 ile Ankara illerinde gerçekleşti. Taşınmaz kültür varlıklarının sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2,6 artarak 130 bin 632 oldu. Taşınmaz kültür varlıklarının en çok bulunduğu il 34 bin 558 ile İstanbul olurken, 8 bin 120 ile İzmir ve 5 bin 332 ile Muğla takip eden iller oldu. Toplam sit alanı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 6,0 artarak 27 bin 703 oldu. Sit alanlarının yüzde 97,1&#39;ini arkeolojik sit alanları oluşturdu. Milli parkların sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,0 artarak 50 oldu, milli park alanı yüzde 3,2 artarak 942 bin 286 hektar oldu. Tabiat parkı sayısı yüzde 2,2 artarak 274&#39;e yükselirken, tabiat parkı alanı yüzde 0,2 artarak 94 bin 294 hektar oldu. Tabiatı koruma alanı sayısı önceki yıla göre değişmeyerek 32 olurken, tabiat anıtı sayısı önceki yıla göre değişmeyerek 111 oldu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/muze-ziyaretci-sayisi-belli-ol_1788794316_fz8M3U.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Müze Ziyaretçi Sayısı Belli Oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/muze-ziyaretci-sayisi-belli-ol_1788794316_fz8M3U.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir Çobanın Fikriyle Fethedildi]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/bir-cobanin-fikriyle-fethedildi/125339/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu’nun Cide ilçesinde, geçmişten günümüze ulaşan tarihi yapılardan biri olan Çoban Kalesi, doğal güzelliği ve hakkında anlatılan ilginç hikâyeyle dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/bir-cobanin-fikriyle-fethedildi/125339/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 00:10:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun Cide ilçesinde, geçmişten günümüze ulaşan tarihi yapılardan biri olan Çoban Kalesi, doğal güzelliği ve hakkında anlatılan ilginç hikyeyle dikkat çekiyor.</p><p>Çayyaka ve Akbayır arasında bulunan kale, deniz seviyesinden yaklaşık 60 metre yükseklikte, doğal kayalıkların üzerine inşa edildi. Çoban Kalesi&#39;nin geçmişine ilişkin farklı görüşler bulunurken, bazı kaynaklarda kalenin Cenevizliler, bazı kaynaklarda ise Romalılar döneminde deniz güvenliğini sağlamak amacıyla kullanıldığı belirtiliyor.</p><strong>Kaleye İlişkin Dikkat Çeken Fetih Hikyesi</strong><p>Çoban Kalesi hakkında bölgede anlatılagelen bir rivayet ise kalenin Türkler tarafından ele geçirilmesine dayanıyor.</p><p>Rivayete göre Türkler, kaleyi ele geçirmek için uzun süre mücadele etmesine rağmen başarılı olamadı. Bu sırada bölgede yaşayan bir çoban, komutana bir fikir sundu.</p><p>Çoban, sürülerinin boynuzlarına kandiller bağlanmasını önerdi. Plan uygulanarak gece vakti askerlerle birlikte kaleye doğru hareket edildi. Kayalıkların üzerinde ilerleyen kandilleri gören kalenin savunucuları, karşılarında çok kalabalık bir ordu bulunduğunu düşünerek korkuya kapıldı.</p><p>Rivayete göre Cenevizliler&#39;in kaleyi terk ederek bölgeden ayrıldığı ve bu olayın ardından kalenin adının 'Çoban Kalesi' olarak anılmaya başlandığı anlatılmaya devam ediyor. </p><strong>Tarih Ve Doğanın Buluştuğu Nokta</strong><p>Tarihsel geçmişinin yanı sıra deniz manzarası ve doğal konumuyla da dikkat çeken Çoban Kalesi, Cide&#39;nin keşfedilmeye değer noktaları arasında gösteriliyor.</p><p>Kalenin geçmişine ilişkin anlatılan fetih hikyesinin tarihsel bir belgeye mi yoksa bölge halkının kuşaktan kuşağa aktardığı bir rivayete mi dayandığı kesin olarak bilinmezken, Çoban Kalesi günümüzde Cide&#39;nin tarihi ve kültürel mirasının önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bir-cobanin-fikriyle-fethedild_1788812112_Ilpmx6.jfif" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir Çobanın Fikriyle Fethedildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bir-cobanin-fikriyle-fethedild_1788812112_Ilpmx6.jfif"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[105 Metrekarelik Mozaik Ortaya Çıkarıldı]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/105-metrekarelik-mozaik-ortaya-cikarildi/125290/</link>
            <description><![CDATA[Pompeıopolıs'te binlerce yıllık miras gün ışığına kavuştu: 105 metrekarelik mozaik ortaya çıkarıldı.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/105-metrekarelik-mozaik-ortaya-cikarildi/125290/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kastamonu&#39;da bulunan Pompeiopolis Antik Kenti&#39;nde yürütülen kazılarda 105 metrekarelik mozaiğin ortaya çıkarıldığını duyurdu.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kastamonu&#39;nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti&#39;nde yürütülen kazılarda M.S. 4. yüzyıla tarihlenen, geometrik kompozisyonlardan oluşan ve oldukça iyi korunmuş yaklaşık 105 metrekarelik zemin mozaiğinin açığa çıkarıldığını açıkladı. Orta nefteki mozaik döşemesinin tamamının henüz ortaya çıkarılmadığını belirten Ersoy, 2026 yılı çalışmalarında M.S. 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir Eros başının da bulunduğunu bildirdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/105-metrekarelik-mozaik-ortaya_1788769559_t2unWJ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 105 Metrekarelik Mozaik Ortaya Çıkarıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/105-metrekarelik-mozaik-ortaya_1788769559_t2unWJ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Oğuz Atay Öykü Ödülü’nün Sahibi Belli Oldu]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/oguz-atay-oyku-odulu-nun-sahibi-belli-oldu/125284/</link>
            <description><![CDATA[İnebolu Kültür ve Sanat Derneği tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen Oğuz Atay Öykü Ödülü sonuçlandı.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/oguz-atay-oyku-odulu-nun-sahibi-belli-oldu/125284/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:32:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İnebolu Kültür ve Sanat Derneği tarafından bu yıl 6&#39;ncısı düzenlenen Oğuz Atay Öykü Ödülü sonuçlandı. Yarışmada ödülün sahibi 'Uzun Metraj' adlı öyküsüyle İnal İnal oldu.</p><p>Türk edebiyatının önemli isimlerinden Oğuz Atay&#39;ın anısını yaşatmak amacıyla İnebolu Kültür ve Sanat Derneği tarafından düzenlenen öykü yarışmasında değerlendirme süreci tamamlandı. Altay Ömer Erdoğan, Ercan Y. Yılmaz, Hülya Soyşekerci, Hüseyin Peker ve Muzaffer Kale&#39;den oluşan seçici kurul, yarışmaya gönderilen eserleri titizlikle değerlendirdi.</p><p>Yapılan değerlendirme sonucunda İnal İnal&#39;ın 'Uzun Metraj' adlı öyküsü, oy çokluğuyla 6. Oğuz Atay Öykü Ödülü&#39;ne layık görüldü.</p><strong>Ödülü Getiren Öykünün Konusu Dikkat Çekti</strong><p>Seçici kurul, İnal İnal&#39;ın eserini değerlendirirken öykünün alışılmış insan merkezli anlatının dışına çıkarak bir otomobile duygu, hafıza ve karakter kazandırmasına dikkat çekti.</p><p>'Uzun Metraj'da, 1990&#39;lı yıllardan günümüze Türkiye&#39;de yaşanan sosyal, ekonomik ve kültürel değişimler bir otomobilin farklı kişilerin hayatındaki yolculuğu üzerinden anlatılıyor. Öyküde bireysel yaşamların ekonomik kriz, deprem ve göç gibi toplumsal kırılmalarla iç içe geçirilmesi de jüri tarafından eserin öne çıkan yönlerinden biri olarak değerlendirildi.</p><p>Eserdeki sinematografik anlatımın hikyenin derinliğiyle örtüşmesi, sıcak ve samimi dilin yanı sıra mizah ve ironinin kullanımı da ödül kararında etkili oldu.</p><strong>10 Eser Seçkide Yer Aldı</strong><p>Yarışmada ödül alan eserin yanı sıra 10 farklı çalışma da 2026 Oğuz Atay Öykü Ödülleri anısına hazırlanacak seçkide yer almaya hak kazandı.</p><p>Seçkide yer alan eserler ve yazarları şöyle:</p><p>- Apartman 12 – Damla Hazer<br>- Cebimdeki Manto – Fırat Kahveci<br>- Göle Gideceğiz – Ali Osman Taşlı<br>- Çarşamba – Öykü Çelik<br>- Mühr-ü Sükût – Serkan Uslu<br>- Son Don Kişot – Alp Arslan Akman<br>- Sarsılan – Eyüp Erhun Köse<br>- Monşer – Hande Sarı<br>- Bay Gözcü – Sara Bozdoğan Emre<br>- Fedai – Engin Nida Aybar</p><p>İnebolu Kültür ve Sanat Derneği, yarışmaya eserleriyle katılan tüm yazarlara teşekkür ederek dereceye giren ve seçkiye kalan isimleri kutladı. Dernek ayrıca yarışmanın değerlendirme sürecinde görev alan seçici kurul üyelerine de teşekkürlerini iletti.</p><strong>Ödül Töreni Ekim Ayında</strong><p>6. Oğuz Atay Öykü Ödülü için düzenlenecek ödül töreninin ekim ayında İnebolu&#39;da gerçekleştirileceği bildirildi.</p><p>Törenin, Oğuz Atay&#39;ın doğum günü anısına düzenleneceği belirtildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/oguz-atay-oyku-odulu-nun-sahib_1788766373_TYL7CF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Oğuz Atay Öykü Ödülü’nün Sahibi Belli Oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/oguz-atay-oyku-odulu-nun-sahib_1788766373_TYL7CF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kastamonu En Çok Şehit Veren Kaçıncı İl Olmuştur?]]></title>
            <link>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-en-cok-sehit-veren-kacinci-il-olmustur/125267/</link>
            <description><![CDATA[Kastamonu'nun bilinen tarihi, Hitit İmparatorluğu ile başladı. Hititlerden sonra Frigya ve Lidya Krallıklarının egemen olduğu bu topraklar M.Ö. 4.yy'da Perslerin eline geçti.]]></description>
            <guid>https://www.kastamonugundemgazetesi.com/kastamonu-en-cok-sehit-veren-kacinci-il-olmustur/125267/</guid>
            <category domain="https://www.kastamonugundemgazetesi.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 00:06:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kastamonu&#39;nun bilinen tarihi, Hitit İmparatorluğu ile başladı. Hititlerden sonra Frigya ve Lidya Krallıklarının egemen olduğu bu topraklar M.Ö. 4.yy&#39;da Perslerin eline geçti. M.Ö.4. yy&#39;da Büyük İskender Anadolu ile birlikte Kastamonu topraklarını da Makedonya&#39;ya kattı. İskender&#39;den sonra yöreyi ele geçiren Pontus Krallığı M.Ö. 1. yy&#39;da Romalılar tarafından ortadan kaldırıldı. Uzun yıllar Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan Kastamonu M.S. 395 yılında İmparatorluğun bölünmesiyle bütün Anadolu gibi Bizans İmparatorluğuna katıldı.</p><p>Gaslar, (Gaşka Türkleri)Prehistorik çağlardan sonra havalinin (Paflagonya&#39;nın) Sümerlerin en eski bir kolu olarak biliniyor. M.Ö. 2000-1300 yılları arasında hüküm süren Gaslar (Gaşkalar) devamlı olarak Mısırlılar, Suriyeliler ve Kaldelilerle siyasi, ticari ve kültürel münasebetlerde bulundu,</p><p>'Timonion' veya 'Tumanna' , bugün Kastamonu ve çevresindeki illeri de içine alan ve Romalılar devrinde adına Paflagonya (Paphlagonia) denilen Gasların kurduğu şehirler arasında yer alıyor. Bazı yazarlar Kastamonu adının kökeni konusunda; bu kelimenin 'Gas' kelimesi ile 'Timoni' veya 'Tumanna' kelimesinin (Gas ülkesi anlamında) birleşmesinden meydana geldiği görüşünü ileri sürdüler .</p><p>Kastamonu&#39;nun ilk defa Türklerin eline geçmesi Danişmentliler zamanında Ahmet Gazi&#39;nin Oğlu Gümüş Tekin devrinde 1105 yılında gerçekleşti. Yüz yıla yakın bir zaman Danişment idaresinde kalan şehir ve çevresi 15 yıl süre ile tekrar Bizanslılara geçti, 1213 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat&#39;ın emriyle Selçuklu Kumandanı Hüsamettin Çobanbey tarafından zaptedildi.</p><p>Moğollar tarafından bölgenin ikinci kez zaptına memur edilen Şemsettin Yaman Candar kumandasındaki ordu 1292 yılında Kastamonu&#39;ya giderek Muzaffereddin Yavlak Arslan birliğini bozguna uğrattı, kendisi de öldürüldü. Muzaffereddin Yavlak Arslanın oğlu Mahmutbey, babasının intikamını almak için mücadeleye girerek  Şemsettin Yaman Candar&#39;ı buradan batıya sürmeyi başardı. Şemsettin Yaman Candar&#39;ın ölümünden sonra Süleyman Paşa tarafından 1309 yılında Kastamonu yeniden zaptedildi ve Kastamonu&#39;nun toprakları genişletilerek 'Candaroğulları Beyliği kuruldu, Çobanlar hakimiyetine son verildi.</p><p>İsfendiyarbey&#39;den sonra 'İsfendiyaroğulları' adını da alan Kastamonu Beyliği, 1460 yılında Osmanlı idaresine girinceye kadar önemli bir ilim ve kültür merkezi olarak, bir çok ilim adamı yetiştirdi. Öte yandan Osmanlılar zamanında da bu özelliğini devam ettirdi.</p><strong>Fatih Sultan Mehmet, 1460 Yılında Kastamonu&#39;yu Aldı</strong><p>Fatih Sultan Mehmet, 1460 yılında Sinop&#39;la birlikte Kastamonu&#39;yu alarak Candaroğulları beyliğini Osmanlı Devletine kattı. Kastamonu, Milli Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olması nedeniyle büyük yarar sağladı. Özellikle İnebolu-Kastamonu yoluyla Ankara&#39;ya yiyecek, giyecek, para, cephane ve silah nakli yapıldı.</p><p>Anadolu&#39;ya Türklerin gelmeye başlamasından sonra Danişmentlilere, Anadolu Selçuklularına, Çobanoğullarına, Candaroğullarına (İsfendiyaroğullarına), Osmanlı İmparatorluğuna kapılarını açan Kastamonu bu dönemlerin yönetim ve kültür merkezlerinden biri haline geldi. Fatih Sultan Mehmet zamanında 1460&#39;dan itibaren kesintisiz olarak Osmanlı Devletine bağlanan Kastamonu ve çevresi bu dönemde herhangi bir istilaya ya da çatışmaya maruz kalmadı.</p><strong>Kastamonu En Çok Şehit Veren Üçüncü İl Oldu</strong><p>Kastamonu, Kurtuluş Savaşında da işgal görmemekle birlikte başta Konya ve Ankara&#39; dan sonra en çok şehit veren üçüncü il oldu. Kurtuluş savaşında en fazla şehit veren üçüncü il olan Kastamonu &#39;nun Araç ilçesi ise nüfus bazında yurdun en çok şehit veren tek ilçesi olarak tarihin altın sayfalarında yerini aldı. Yöre halkı düşmanın yurdu işgaline karşı büyük tepki göstererek bir çok protesto mitingi düzenledi. Bunların içerisinde en dikkate değer olanlardan biriside 10 Aralık 1919&#39;da kadınların bir araya gelerek gerçekleştirdikleri İlk Türk Kadın Mitingi oldu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kastamonu-en-cok-sehit-veren-k_1788727522_AZ8i90.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kastamonu En Çok Şehit Veren Kaçıncı İl Olmuştur? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kastamonugundemgazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kastamonu-en-cok-sehit-veren-k_1788727522_AZ8i90.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kastamonu Gündem ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kastamonu Gündem</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>