AGD'den Gazze İçin Birlik Çağrısı
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) tarafından Gazze'nin 3 yıldır İsrail tarafından bombalandığı vurgulanarak açıklama yapıldı.
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) tarafından Gazze’nin 3 yıldır İsrail tarafından bombalandığı vurgulanarak açıklama yapıldı.
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) tarafından yapılan açıklamada; “7 Ekim 2023’ten bu yana üç yıl geçti. Üç yıldır Gazze bombalanıyor. Üç yıldır çocuklar öldürülüyor. Üç yıldır anneler evlatlarını kefenlere sarıyor. Üç yıldır hastaneler, okullar, kamplar ve evler yıkılıyor. Ve üç yıldır dünya aynı soruyla karşı karşıya, bir halkın gözlerimizin önünde yok edilmesine daha ne kadar seyirci kalacaksınız? Gazze bugün yalnızca bir coğrafyanın adı değildir. Gazze, dünyanın vicdanının ölçüldüğü yerdir. Gazze, uluslararası hukukun enkaz altında kaldığı yerdir. Gazze, ‘insan hakları’ nutuklarının maskesinin düştüğü yerdir. Ve Gazze, bütün kuşatmalara rağmen teslim olmayan bir halkın adıdır. Gazze’de bugün yaşananları anlayabilmek için hafızamızı yalnızca son üç yılla sınırlandıramayız. Çünkü Filistin meselesi 7 Ekim sabahı başlamadı. Filistin meselesi; işgalin, sürgünün, yerleşimlerin, ablukanın ve nesiller boyunca devam eden zulmün meselesidir. Bu sebeple tarihi 7 Ekim’den başlatan her anlatı eksiktir. Ve hangi tarihten başlatılırsa başlatılsın değişmeyecek temel bir hakikat vardır, insan hayatının değeri coğrafyaya göre değişmez! Bir çocuğun hayatı Londra’da ne kadar kıymetliyse Gazze’de de o kadar kıymetlidir. Bir annenin gözyaşı New York’ta ne kadar gerçekse Han Yunus’ta da o kadar gerçektir. Çocukların hayatı değerlidir. Gazzelilerin de! Bugün Gazze’nin mahalleleri haritadan silindi. Evler yıkıldı, sokaklar enkaza döndü, aileler parçalandı. Fakat bütün bu yıkımın ortasında bir gerçek değişmedi. Gazze hâlâ ayakta! Çünkü şehirleri yıkabilirsiniz; bir halkın hafızasını bombalayamazsınız. Evlerini ellerinden alabilirsiniz; vatanlarına olan aidiyetlerini söküp atamazsınız. Bir şehri işgal edebilirsiniz; fakat teslim olmayan bir iradeyi işgal edemezsiniz. İşte bugün bu iradeyi kıramayanlar karşımıza yeni kavramlarla çıkıyorlar. Bize ‘ateşkes’ diyorlar. Soruyoruz, hangi ateşkes? Gazze’ye bombalar düşmeye devam ediyorsa, çocuklar ölüyor, insanlar yerinden ediliyor ve insani yardım engelleniyorsa bunun adını ateşkes koyamazsınız. Adını ateşkes koymanız, akan kanı görünmez kılmaz! Ateşkes ilan etmek yetmez; ateşi gerçekten kesin! Gazze’nin ihtiyacı ateşkes görüntüsü değil; saldırıların gerçekten durması, insani yardımın kesintisiz ulaşması, sivillerin korunması ve Filistinlilerin güvenli ve onurlu biçimde yaşayabilmesidir. Ancak bugün önümüze getirilen tartışma bununla da sınırlı değildir. Bir taraftan ‘ateşkes’ denilirken diğer taraftan Gazze’nin geleceği Filistinli grupların silahsızlandırılması üzerinden tartışılıyor. Biz de soruyoruz, Gazze’yi enkaza çeviren askerî güç ne olacak? İşgal ne olacak? Abluka ne olacak? Yerleşimler ne olacak? Öldürülen binlerce insanın hesabını kim verecek? Buradan açıkça söylüyoruz, Filistin direnişini değil, İsrail’in saldırılarını durdurun! Filistinlilerin nasıl direnmeyeceğini değil, neden direnmek zorunda kalmayacakları adil bir düzenin nasıl kurulacağını konuşun! Silahları konuşmadan önce o silahları doğuran şartları ortadan kaldırın. Üstelik mesele yalnızca Filistin halkının nasıl direneceğine müdahale etmekle de kalmıyor. Şimdi birileri Filistin halkına Gazze’yi kimin yöneteceğini de söylemek istiyor. Gazze’ye ‘barış’ getireceklerini söyleyerek Donald Trump’ın başkanlığında kurulan yapıları önümüze koyuyorlar. Buradan soruyoruz, Gazze’nin geleceğine kim karar verecek? Gazze’nin çocukları mı? Filistin halkı mı? Yoksa Washington’da kurulan masalar mı?” denildi.
‘Mesele Gazze’dir Ama Yalnızca Gazze Değildir’
Açıklamanın devamında; “Filistin, üzerinde proje hazırlanacak sahipsiz bir arazi değildir. Gazze, yönetimi başkalarına devredilecek bir şirket değildir! Filistin halkının siyasi iradesini dışlayan hiçbir mekanizma kalıcı çözüm üretemez. Buradan açıkça ilan ediyoruz, Filistin halkının iradesinin üzerinde bir vesayet düzeni istemiyoruz. Gazze’nin geleceği Washington’da değil, Filistin halkının özgür iradesiyle belirlenmelidir. Çünkü adında ‘barış’ yazması bir planı adil yapmaz. Adalet; işgali yönetenlerin değişmesiyle değil, işgalin sona ermesiyle mümkündür. Gerçek adalet, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgaline son vermesiyle mümkündür. Aziz milletimiz; mesele Kudüs’tür. Mesele Mescid-i Aksa’dır. Mesele Batı Şeria’dır. Mesele evinden çıkarılan Filistinli ailedir. Mesele hapishanedeki esirdir. Mesele hayatı elinden alınan çocuktur. Ve mesele, işgalin nerede duracağı meselesidir. Çünkü bugün Gazze’de yaşananları Siyonist ideolojinin tarihsel hedeflerinden, işgal ve yerleşim politikalarından bağımsız değerlendiremeyiz. Yıllardır Filistin toprakları adım adım parçalanıyor. Yerleşimler genişletiliyor. Filistinliler evlerinden çıkarılıyor. Kudüs’ün demografik ve siyasi yapısı değiştirilmeye çalışılıyor. Mescid-i Aksa’nın statüsü sürekli baskı altında tutuluyor. Bugün ‘Arz-ı Mev’ud’ hedefi gerçeğe dönüştürülmeye çalışılıyor. Gazze’ye baktığımızda yalnızca bugünkü yıkımı değil, Filistin halkını topraksızlaştıran daha geniş bir süreci görüyoruz. Batı Şeria’ya baktığımızda yalnızca birkaç yerleşim değil, Filistin coğrafyasını birbirinden koparan sistematik bir genişlemeyi görüyoruz. Kudüs’e baktığımızda yalnızca bir şehir değil, kimliği ve statüsü üzerinde yürütülen büyük bir mücadeleyi görüyoruz. İşte bunun için diyoruz ki, Gazze düşerse mesele Gazze ile bitmez. İşgal yok edilmezse genişler. Hukuksuzluk durdurulmazsa yeni hukuksuzluklar üretir. Yayılmacılık karşısında sessiz kalınırsa, bugün Filistin’in meselesi olan tehdit yarın bütün bölgenin meselesi hâline gelir. Bu nedenle bölge ülkelerinin güvenliği ile Filistin’in özgürlüğü birbirinden bağımsız değildir. Filistin meselesini yalnızca insani yardım meselesine indirgemek de büyük bir yanılgıdır. Elbette Gazze’ye ekmek ulaşmalıdır. İlaç ulaşmalıdır. Su ulaşmalıdır. Ama Filistin halkının ihtiyacı yalnızca hayatta kalmak değildir. Filistin halkının ihtiyacı özgür yaşamaktır! Biz Gazze’nin sürekli bombalanıp ardından yardım kamyonlarının sayısının tartışıldığı bir düzen istemiyoruz. Biz işgalin sona ermesini istiyoruz. Biz Filistinlilerin kendi topraklarında özgürce yaşamasını istiyoruz. Biz Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın kutsiyetinin korunmasını istiyoruz” ifadelerine yer verildi.
‘İslam Ülkelerinin Yöneticilerine Sesleniyoruz’
İslam ülkelerine seslenen Anadolu Gençlik Derneği; “Tam da bu nedenle bugün yalnızca İsrail’e ve onu destekleyen güçlere değil, bu zulmü durdurabilecek imkânlara sahip olduğu hâlde yeterli iradeyi ortaya koymayanlara da söyleyecek sözümüz vardır. Buradan İslam ülkelerinin yöneticilerine sesleniyoruz. Gazze’nin artık yeni kınama cümlelerine değil, sonuç üreten kararlara ihtiyacı vardır. Yıllardır bildiriler yayımlandı. Zirveler toplandı. ‘Endişeliyiz’ denildi. ‘Kınıyoruz’ denildi. Peki sonuç? Gazze hâlâ enkaz altında! O hâlde artık şu gerçeği görmek zorundayız. İsrail sadece güçten anlar! İslam ülkeleri siyasi, diplomatik ve ekonomik imkânlarını birlikte kullanmalıdır. Gazze’de çocuklar ölürken normalleşme normal değildir! Ticaretin, diplomasinin ve stratejik ilişkilerin maliyeti İsrail’e açık biçimde hissettirilmelidir. Çünkü mesele imkânsızlık değildir. Mesele güçsüzlük değildir. Mesele ortak irade eksikliğidir! Bu nedenle çağrımız açıktır. Kınamayın, yaptırım uygulayın! Seyretmeyin, diplomatik ağırlığınızı kullanın! Dağılmayın, ortak hareket edin! Gazze’nin ihtiyacı yeni bir bildiri değil, caydırıcı bir iradedir. Bugün tarih İslam dünyasına soruyor. Bu kadar imkâna sahipsiniz; Gazze için hangi somut gücü ortaya koydunuz? Fakat bu soruyu yalnızca devletlere ve yöneticilere yöneltmek yetmez. Aynı soruyu kendimize de sormak zorundayız. Biz bu mücadelenin neresindeyiz? Gazze’yi yalnızca ekranlarımızdan mı seyredeceğiz? Bir görüntüyü paylaşıp diğerine mi geçeceğiz? Birkaç gün öfkelenip sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza mı devam edeceğiz? Hayır! Filistin bizim için dönemsel bir sosyal medya gündemi değildir. Bir haftalık etkinlik değildir. Bir slogan değildir. Filistin bizim için bir adalet meselesidir. Bu sebeple meydanlarda olacağız. Konuşacağız. Yazacağız. Anlatacağız. İnsani yardımı büyüteceğiz. Hukukun işletilmesini talep edeceğiz. Çünkü bazıları Gazze’nin yorulmasını bekledi. Bazıları dünyanın Gazze’yi unutmasını bekledi. Bazıları zaman geçtikçe insanların alışacağını düşündü. Ama buradan ilan ediyoruz, biz alışmayacağız! Biz unutmayacağız! Biz unutturmayacağız! Ve şimdi buradan, bütün siyasi tartışmaların ve diplomatik hesapların ötesinde, doğrudan Gazze’nin çocuklarına seslenmek istiyoruz, ey Gazze’nin çocukları! Sizi yalnızca rakamlardan ibaret görmeyen insanlar var. Adınızı bilmesek de acınızı unutmayanlar var. Sizin de bütün çocuklar gibi güven içinde yaşama, oyun oynama, okula gitme ve geleceğe hazırlanma hakkınız olduğunu haykıranlar var. Aynı dünyanın çocukları arasında mezar ile gelecek kadar büyük bir uçurum olmamalıdır. Biz çocukların bombaların sesini değil, kahkahalarını duyduğu bir dünya istiyoruz. Biz hiçbir annenin çocuğunu kefene sarmadığı bir dünya istiyoruz. Biz Filistinlilerin özgür, güvenli ve onurlu yaşayabildiği bir gelecek istiyoruz. İşte bu yüzden bugün nerede durduğumuzu bir kez daha açıkça ilan ediyoruz. Bizler; işgalin karşısında, adaletin yanındayız. Soykırımın karşısındayız. Çocukların aç bırakılmasının karşısındayız. Zorla yerinden edilmenin karşısındayız. Mescid-i Aksa’nın statüsünü ve kutsiyetini hedef alan girişimlerin karşısındayız. Filistin halkının özgürlük, güvenlik ve kendi geleceğini belirleme hakkının yanındayız. Ve bir kez daha ilan ediyoruz, Filistin sahipsiz değildir! Kudüs sahipsiz değildir! Mescid-i Aksa sahipsiz değildir! Siyonist yayılmacılığın karşısında durmak yalnızca Filistin halkının değil; adaletten, hukuktan ve bölgesel barıştan yana olan herkesin sorumluluğudur. Çünkü mesele nihayetinde şudur: Güçlü olanın haritaları değiştirebildiği, sınırları zor kullanarak genişletebildiği ve başka halkları topraklarından sürebildiği bir dünya düzenini kabul edecek miyiz? Biz kabul etmiyoruz! Çünkü Gazze bir istatistik değildir. Her rakamın bir adı vardır. Her sayının bir annesi vardır. Her enkazın altında yarım kalmış bir hayat vardır. Ve biliyoruz ki Gazze’nin enkazından yalnızca yıkılmış binaların değil, bugünkü dünya düzeninin ahlaki iflasının görüntüsü yükselmektedir. Tarih bugün herkesi kaydediyor. Bombayı atanları da… Bombayı sağlayanları da… Yaşananları görüp susanları da… Mazlumların yanında duranları da… Ve bir gün çocuklarımız bize soracak: ‘Gazze gözlerinizin önünde yıkılırken siz ne yaptınız?’ Biz o gün başımızı öne eğmek istemiyoruz. İşte onun için bugün buradayız. Onun için sesimizi yükseltiyoruz. Onun için Gazze’yi unutmuyoruz. Onun için Kudüs’ü gündemimizden düşürmüyoruz. Ve onun için buradan bütün dünyaya sesleniyoruz. Gazze susmayacak! Filistin unutulmayacak! Çocukların kanı normalleştirilmeyecek! Zulüm sonsuza kadar sürmeyecek! Özgür Kudüs, özgür Filistin ve adaletin hâkim olduğu bir dünya için mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü biz, güçlü olanın haklı sayıldığı değil; haklı olanın güçlü olduğu bir dünya istiyoruz. İşgalin değil özgürlüğün, zulmün değil adaletin, savaşın değil barışın hâkim olduğu bir dünya istiyoruz. Ve inanıyoruz, özgür bir Kudüs mümkündür. Özgür bir Filistin mümkündür. Adil bir dünya mümkündür. Yeter ki susmayalım. Yeter ki unutmayalım. Yeter ki birlikte mücadele edelim” ifadelerini kullandı.