Akran Zorbalığına Karşı Uluslararası İş Birliği

Kastamonu Üniversitesi'nde, akran zorbalığının önlenmesi ve şiddetsiz iletişim becerilerinin geliştirilmesi amacıyla uluslararası bir eğitim ve değerlendirme programı gerçekleştirildi.

Kastamonu Üniversitesi'nde, akran zorbalığının önlenmesi ve şiddetsiz iletişim becerilerinin geliştirilmesi amacıyla uluslararası bir eğitim ve değerlendirme programı gerçekleştirildi. 5 ülkeden proje ortaklarının katıldığı programda, oyunlaştırma temelli öğrenme yöntemleri, dijital eğitim uygulamaları ve çocukların çatışmaları yapıcı yollarla çözmelerine yönelik çalışmalar ele alındı.

Programın ilk bölümünde proje ortakları, kurumlarını tanıtarak proje kapsamında yürüttükleri çalışmaları ve geliştirdikleri eğitim materyallerini katılımcılarla paylaştı.

İtalya'dan Arte e Cultura Sociale temsilcisi Dalia, kuruluşun farklı yaş gruplarına yönelik çok kültürlü sosyal faaliyetleri, Erasmus+ gençlik akreditasyonu ve Avrupa Dayanışma Programı kapsamındaki çalışmaları hakkında bilgi verdi. Projede ihtiyaçlara odaklanan dördüncü modülün geliştirilmesinden sorumlu olduklarını belirten Dalia, ortaklarla yürütülen çalışmaların önemine değinerek iş birliğinin devam etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Portekiz'deki João de Deus kurumunun temsilcisi, kurumun eğitim alanındaki tarihçesi, öğretmen yetiştirme faaliyetleri ve çocuklara yönelik eğitim uygulamalarını anlattı. Proje kapsamında öğretmenlerden alınan görüşler doğrultusunda geliştirilen eğitim modelini tanıtan temsilci; gözlem ile yargıyı ayırt etme, yargı içeren ifadeleri yeniden düzenleme, duyguları tanıma ve çatışmaları değerlendirme konularında hazırlanan etkinlikleri aktardı. Okullarda uygulanmaya başlanan bu etkinliklerle çocukların iletişim ve değerlendirme becerilerinin geliştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Projenin dijital eğitim uygulamalarına ilişkin sunumunda ise çocukların oyunlaştırma yoluyla akran zorbalığıyla baş etme becerilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Web tabanlı eğitim platformu ve dijital oyunlar üzerinden yürütülen çalışmaların, proje çıktılarının daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Programda konuşan Proje Koordinatörü Selman Tunay Kamer, dijitalleşme ve yapay zekyla birlikte değişen toplumsal ilişkilerin akran zorbalığı ve siber zorbalık gibi sorunları da beraberinde getirdiğini belirtti. Beş ülkeden ortaklarla yürütülen projenin oyunlaştırma yoluyla daha barışçıl bir toplum oluşturmayı hedeflediğini ifade eden Kamer, akran zorbalığının önlenmesine yönelik somut ve uygulanabilir yöntemler geliştirdiklerini kaydetti.

Kamer, proje kapsamında eğitsel ve dijital oyunlar, farkındalık kampanyaları ve rehber materyaller hazırlandığını belirtti. 1 yıllık çalışma sürecinin tamamlandığını ve ortaklarla düzenli toplantılar yapıldığını aktaran Kamer, projenin hazırlanmasına ve yürütülmesine katkı sunan akademisyenlere, çalışma arkadaşlarına ve paydaşlara teşekkür etti.

Kamer, proje fikrinin geliştirilmesi sürecinde Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal'ın desteğine ve İl Millî Eğitim Müdürlüğünün katkılarına değindi. Önümüzdeki dönemde yeni eğitimlerin düzenleneceğini belirten Kamer, proje çıktılarının uluslararası düzeyde yaygınlaştırılarak akran zorbalığının azaltılmasına katkı sunmasının hedeflendiğini ifade etti.

'Bu Nesli Yetiştirmek Hepimizin Sorumluluğudur'

Açıklamalarda bulunan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, 'Üniversitemizde yürütülen projelerimizin Kastamonu'muza ve ülkemize güzel sonuçlar ortaya çıkarmasını temenni ediyorum. Öncelikle bu projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm paydaşlarımızı ve tüm katılımcılarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Şöyle bir dijital dünyada, dijital bir çağda yaşıyoruz. Dijital çağda çok hızlı bir şekilde değişimler oluyor. Bu çağ tabii ki birçok kolaylık sağlıyor ancak aynı zamanda birtakım risklerle de karşı karşıyayız. Kolaylaştırıcı yönüne baktığımız zaman işlerimizi daha kolay bir şekilde yapabiliyoruz. Dijital platformlar üzerinden birçok şeyi daha hızlı bir şekilde halledebiliyoruz. Ancak bunun yanı sıra gençlerimiz bu platformlarda geçirdikleri süreye dikkat etmedikleri zaman, farklı ve güvenilir olmayan platformlarda birtakım tehlikelerle de karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu durumun genel etkisiyle davranış biçimlerimizde de birtakım değişiklikler ortaya çıkıyor. Tabii ki tasvip etmediğimiz davranışlar da ortaya çıkabiliyor. Bunların öncelikle farkına varılması gerekiyor. Bu farkındalık yalnızca öğrencilerimiz tarafından değil, ailelerimiz tarafından da oluşturulmalı. Bununla etkin bir şekilde ve proaktif bir yaklaşımla mücadele edilmesi gerekiyor. Bu projenin mutlaka bir farkındalık oluşturacağını, aynı zamanda alternatif ve uygulamaya yönelik çözüm önerileri sunacağını düşünüyorum. Böylece hem çocuklarımızın bu platformların zararlı etkilerinden korunmasına hem de velilerimizin daha duyarlı ve bilinçli hle gelerek çocuklarını bu tür zararlı platformlardan korumalarına yardımcı olacağına inanıyorum. Tabii bizim amacımız, akran nezaketi dediğimiz; birbirlerine saygı duyan, sevgiyle bakan, nazik davranışlarıyla herkese örnek olan, toplumsal değerlere uygun davranan ve ülkesinin hedefleri için gecesini gündüzüne katan, üreten, sorgulayan ve araştıran bir nesil yetiştirmektir. Bu nesli yetiştirmek hepimizin sorumluluğudur. Bu sorumluluktan da öte bir zorunluluktur. Bunu yaparken tabii ki dünyanın gidişatından bağımsız bir yöntem izleyemeyiz. Dünyadaki gelişmelere de ayak uydurmamız gerekiyor. Ancak kendi kadim medeniyet değerlerimiz doğrultusunda çocuklarımızın aynı zamanda bu değerlerle donatılması ve zararlı etkenlerden korunması gerekiyor. Bu bütüncül anlayışla bunu hep beraber gerçekleştireceğimize inanıyorum. Her zaman yanımızda olan kıymetli rektörümüze, üniversitedeki hocalarımıza, kendi öğretmenlerimize, geleceğin öğretmenlerine ve üniversitemizde eğitim alacak kıymetli gençlerimize çok teşekkür ediyorum. Yine yabancı ortaklarımıza da ülkemize ve Kastamonu'muza hoş geldiniz diyorum.' diyerek sözlerini tamamladı.

'Bunlar Üniversitemize Değer Katan Unsurlar'

Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı ise yaptığı açıklamada, 'Tabii üniversite büyük bir camia, millî eğitim de büyük bir camia. Kardeş okul anlayışı içerisinde aynı uyuma bakmak suretiyle bazı çalışmalar yapıyoruz, yürütüyoruz ve yürütmeye de devam edeceğiz. Burada iş birliği ve uyum bizim açımızdan önemli. Hem uyumu sağlamak hem de geleceği planlamak adına kardeşlerin bir araya gelmesi, projelerin üretilmesi bizi hem büyük mutluluk duyduğumuz bir noktaya taşıyor hem de geleceği birlikte inşa etme konusunda Millî Eğitim Müdürlüğüyle birlikte yol yürümekten onur ve gurur duyuyoruz. Öncelikle konuşmama başlamadan evvel rektörümüz sizlere bol bol selamlarını iletti. Kendisi yolculuğu olduğu için katılamadı. Dolayısıyla bu görev bize tevdi edildi. Bu vesileyle aranızda bulunmaktan ben de mutluyum. Tabii üniversitemiz hakkında yeri gelmişken bilgi vermekte fayda var. 26 bin öğrencisi, 15 fakültesi ve 13 meslek yüksekokuluyla ülkemize değer katma gayreti içerisinde olan bir kurum. Bunu 2 bine yakın personelimizle birlikte gerçekleştirme gayreti içerisindeyiz. Burada uluslararasılaşma bizim için büyük önem arz ediyor. Dış İlişkiler Koordinatörlüğümüzün bu yıl bünyesindeki çalışmaların neticesini almanın haklı gururu içerisindeyiz. Bu vesileyle Dış İlişkiler Koordinatörlüğümüzün başındaki koordinatörümüz olmak üzere emek veren tüm arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Günümüze baktığımızda mevcut verilere göre yaklaşık bin 640 uluslararası öğrencimiz var. Dünyanın muhtelif yerlerinden gelen bu öğrencilerimize eğitim vermeye gayret ediyoruz. Keza Erasmus, Orhun gibi değişim programları ve ikili anlaşmalar çerçevesinde yapmış olduğumuz faaliyetlerin üniversitemizin hem tanınırlığına hem de geleceğe önemli adımlar atmasına büyük katkı sağladığını söyleyebiliriz. Yine Ulusal Ajans üzerinden aldığımız projelerin katkıları da büyük önem arz ediyor. 2026 yılı itibarıyla Erasmus KA171 kapsamında 125 kişilik hareketlilikle yurt dışına öğrenci ve personel gönderme hakkını üniversitemiz aldı. Yaklaşık 400 bin avroluk bir bütçeyi bu manada arkadaşlarımız verimli bir şekilde kullanacaklar. Yine ESC kapsamında yapılan faaliyetler var. Buradan alınan destekler de önemli. Bunların hepsi hem üniversitemize hem şehrimize hem öğrencilerimize hem de personelimize değer katan unsurlar. Proje kapsamında gördüğümüz diğer bir unsur da dijitalleşme. Biz bazen Türkiye'nin eğitim tarihine çok vakıf değiliz, bilmiyorum. Her şeyi dışarıdan aldığımızı düşünüyoruz. Her şeyi dışarıdan öğrendiğimizi düşünüyoruz. Ancak eğitim tarihinin köklerine gittiğimizde esas cevherin geçmişimizde saklı olduğuna da şahit oluyoruz. İmam Gazali diyor ki çocukların zihni beyaz bir defter gibidir. Ne yazarsanız onu okursunuz. Takip eden süreç içerisinde eğitimle ilgili birkaç farklı örnek verip toparlayacağım. Fatih Sultan Mehmet döneminde bir gün veziri Mahmut Paşa'yla birlikte gezmeye çıkmış. Tabii medreselere de gidiyorlar. Medresenin önünden geçerken bakıyorlar ki talebeler oyun oynuyor. Tabii hükümdar birden celalleniyor. Diyor ki: 'Ey vezir, biz burayı bunlar oyun oynasın diye mi yaptık? Bunlar büyüdüğünde meşgul olmaları gerekmiyor muydu? Niye böyle bir şeyin içerisine girdiler?' Bunun üzerine vezir Mahmut Paşa diyor ki: 'Efendim, dinlenme zamanlarındadırlar. İsterseniz biraz vakit verelim, ondan sonra tekrar gelelim. Bir daha kontrol edelim.' Aradan biraz vakit geçiyor. Tekrar geliyorlar. Bu sefer hiç kimse yok. Kapıları çalıyorlar, hiç kimseden ses gelmiyor. En son odalardan birinin önüne geliyorlar ve Fatih Sultan Mehmet orada duruyor. O dönemde biliyorsunuz, Ayasofya'nın başmüderrisi olan bir isim var. Bu, bugünkü anlamda rektör gibi düşünülebilir. Kapıyı bir defa çalıyorlar, ses yok. İkinci defa çalıyorlar, yine ses yok. Üçüncü defa çaldıklarında içeriden bir ses geliyor: 'Hey kişi, kim olduğunu bilmiyorum ama Sultan Fatih dahi olsa şu an sana kapıyı açamam. Zira ilimle meşgulüm.' Baktığınızda yöntem, uygulama ve benzeri noktalarda çok farklı unsurların geçmişte de hayata geçirilebildiğini görüyoruz. Ben 1999-2003 yıllarında okudum. Hayatımdaki dönüm noktalarından bir tanesi Bahri Atay Hoca'yla birlikte çalışmak oldu. O zamana kadar buluş yoluyla öğretim stratejisini Avrupa'dan aldığımızı düşünüyoruz. Sonra baktık ki Osmanlı'da Satı Bey diye biri varmış. Bu kişi, tarih derslerinde buluş yoluyla öğretim stratejisini uyguluyormuş. Tarih gibi zor derslerde bile bu yöntemi kullanıyormuş. Yine aynı zamanda Darülmuallimin'de, yani bugünkü anlamda eğitim fakültesi olarak düşünebileceğimiz kurumda, öğrencileri ziyaret ediyor ve öğrencilerinden veri toplamak suretiyle programını geliştiriyormuş. Bunlar, geçmişte de yapılan uygulamalar. Merhum Baltacıoğlu, öğrenmeyle ilgili farklı görüşler ortaya koymuş. Kimisi görerek öğrenir, kimisi duyarak öğrenir demiş. 1932 yılında da bu konuda çalışmalar yapılmış. Ancak biz bunları daha sonra öğrenmişiz. Kendi hayatımızda da yaşıyoruz bunu arkadaşlar. Ben Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde tarih programının içerisinde yer alıyorum. Farklı bir iş yapmak istiyorsunuz. Dijital dünya diyor ki yeni yöntemler geliştirin. Projemiz dijitalleşme üzerine. Ne yapabiliriz diye oturup düşündüğünüzde farklılaşma adına, 'Acaba sanal gerçeklik uygulamasını hayata geçirebilir miyiz?' diye düşündüm. Genel müdür beyle birlikte toplantı yaptığımızda ortaöğretimle ilgili olarak, 'Efendim, bizim sizden bir ricamız olacak.' dedim. 'Buyurun hocam.' dedi. 'Biz kitaba sanal gerçeklik koymak istiyoruz.' dedim. 'Niye hocam?' dedi. 'Bilgi diyorsunuz, beceri diyorsunuz, değer diyorsunuz. Bunu dijitalle yapmayacağız da nasıl yapacağız?' dedim. Öyle deyince, 'Tamam hocam.' dedi. Tabii büyük bir bürokrasinin dönüşümünden ve değişiminden bahsediyoruz. Tunay Hocam da, İl Millî Eğitim Müdürümüz de değişim ve dönüşümden bahsettiler. Kolay olmuyor. Aradan biraz vakit geçti. Bir meslektaşımız aradı beni. Burada o işi yapan arkadaşlar da var, yanlış bir şey söylersem bağışlasınlar. 'Hocam, siz sanal gerçekliğin ne olduğunu biliyor musunuz?' dedi telefonda. 'Ben bilmiyorum, sizler kadar bilemeyiz. Sizler bu işin limi ve uleması sayılırsınız.' dedim. 'Biz az çok tarihin nasıl öğretileceğiyle uğraşıyoruz.' Arkasından şöyle dedi: 'Ya hocam, bunun ne kadar maliyetli olduğunun farkında mısınız? Her biri için ayrı bir gözlük gerekiyor aslında. Bunun geliştirme sürecinin ne kadar zaman alacağını biliyor musunuz?' Baktım, mesele giderek büyüyor. Ben de dedim ki: 'Yıllardır bakanlıkla çalışıyoruz. Size sadece şunu demek istiyorum: Diyelim ki 100 öğrencimiz var. Bu 100 öğrencinin 1 tanesinde gözlük var, 99'unda yok. Şimdi bu bir çocuğun suçu nedir?' Biz genellikle maliyet üzerinden, olumsuzluklar üzerinden bir politika üretmeye doğru gidiyoruz. Bu bir çocuğun suçu ne? Bu çocuğu niye dışarıda bırakıyoruz. Artırılmış gerçekliğe geldik. Tarih 5 ve Tarih 9 kitaplarında, 2022 yılında artırılmış gerçekliği Çatalhöyük üzerinden vermeye çalıştık. Orada projenin bir parçası olarak değer eğitimini de aile değerleri üzerinden yürütmeye çalışıyorsunuz. Dolayısıyla uğraştığınızda oluyor. Ancak zaman içerisinde değişim ve dönüşüm kendiliğinden meydana gelmiyor. Dolayısıyla bu manada projemiz çok önemli. Sizlerin de projeden faydalanmanızı diliyorum. Bugünkü Erasmus Günleri de, bu program kapsamına denk gelmesi güzel oldu.' dedi.

Programda, uluslararası proje ortaklarının deneyim paylaşımı ve geliştirilen eğitim materyallerinin değerlendirilmesiyle akran zorbalığının önlenmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Proje kapsamında yürütülen faaliyetlerin, çocukların şiddetsiz iletişim becerilerinin geliştirilmesine ve daha barışçıl öğrenme ortamlarının oluşturulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Programın sonunda Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, konuşmacı Orhan Toker'e hediye takdim etti. Hediye takdiminin ardından program sona erdi.

Özel Haber

Bakmadan Geçme