Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Zeki İşcan: 'Hayrın Anahtarı, Şerrin Kilidi Olmak İstiyoruz'

Anahtar Parti Toplumsal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeki İşcan, Kastamonu'da basın toplantısı gerçekleştirdi.

Anahtar Parti Toplumsal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeki İşcan, Kastamonu'da basın toplantısı gerçekleştirdi. Anahtar Parti İl Başkanlığı binasında düzenlenen toplantıda İşcan, ülke ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Açıklamalarda bulunan İşcan, 'Siyaset, son dönemlerde kendi içine kapalı bir sektör hline geldi. Eskiden siyaset dediğimizde toplumsal sorunlara çözüm üreten mekanizmayı anlardık. Şimdi siyaset çözüm üretmiyor, maalesef güç üretiyor, kuvvet üretiyor. Bu nedenle güç ve kuvvet üzerine kurulu bir siyasi düzenle karşı karşıyayız. Bu da tabii demokrasilerde istenmeyen sonuçlardan bir tanesidir. Eğer bir yerde demokrasi varsa o yerde güçsüzlerin iktidarı vardır. Ne demek güçsüzlerin iktidarı? Güç bölünür. Bir elde toplanmaz. Dolayısıyla karşılıklı diyaloglar, karşılıklı etkileşimler demokrasiyi doğurur. Ama bir yerde güç dağılmamışsa, bir yerde toplanmışsa orada artık demokrasiden bahsetmenin de çok fazla imknı olmayacaktır. Siyaset böyle bir kargaşanın içerisine girmiştir. Umarım Türkiye'nin demokrasi tecrübesi böyle bir dönemi geçici bir dönem olarak görür ve su akar, yatağını bulur. Siyaset böyle bir çıkmazın içerisinde. Anahtar Parti olarak tabii böyle bir dönemde siyaset yapmak da bizim hissemize düştü. Zor bir dönemde siyaset yapıyoruz. Biz siyaseti, tabiri caizse, ahlaki bir uğraş olarak görüyoruz. Çünkü toplumsal sorunların çözümüne yönelik eğer bir idealiniz varsa bu ahlaki bir tutumdur. Ama son zamanda siyasetin girdiği çıkmazlardan bir tanesi de ahlaki backgroundunu ihmal etmiş olmasıdır. Ahlak derken sorumluluk, üzerine düşen vazifeleri yerine getirme, ideal sahibi olmak; bunları kastediyorum. Bu nedenle biz, Anahtar Parti olarak, siyasete yeni bir nefes olmak istiyoruz. Yeni bir ışık olmak istiyoruz. Tabir caizse hayrın anahtarı, şerrin kilidi olmak istiyoruz. Ama tabii kontrolden çıkmış bir dünyada bunları yapmak zor. Adeta Türkiye'de de bu kendisini gösteriyor. Kontrolden çıkmış bir siyasi mekanizma var. Bu mekanizma, bu sistem nedeniyle zaten halkımızın, milletimizin son dönemdeki birtakım yoksullukları, çaresizlikleri, devamlı olarak ekonominin kötü gidişi hep genelde bu sistemin eksilerinden kaynaklanıyor. Yani dolayısıyla bir kişiye karşı olmak değil, bir partiye karşı olmak değil. Bir açıdan sistemi reforme etme anlayışına sahip bir parti Anahtar Parti'dir. Siyasi açıdan şunu söyleyebiliriz, halkın siyasetten çok fazla ümidinin olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Yani bugün esnafımızla gezdik. 'Ne yapsam olmuyor' şeklindeki bir anlayış maalesef toplumumuza hkim. Siyasetten bu kadar ümidinin kesilmiş olduğu yerde siyaset yapmak da zordur. Ama siyasete yeniden bir ruh vermek, yeniden bir dinamizm kazandırmak Anahtar Parti'nin temel referanslarından biri olacaktır. Bu nedenle biz, yola çıkarken bir siyasi parti olmaktan daha çok millete hizmet eden idealist bir ekip olmayı düşündük. Particilik yapacaksak eğer bu işi en iyi şu andaki iktidarda olan parti yaptı. Bundan daha iyisini yapamayız yani. Ama particilik Türkiye'nin problemlerine çare olmadı. Dolayısıyla particilik dışında bir siyasi referansla hareket etmenin gereği açıktır. Tabii en önemli çıkmazlarımızdan bir tanesi de siyasetin son dönemde liderler etrafında şekil almasıdır. Eskiden bir banka reklamı vardı. İşte 'Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz falan bankayız' şeklinde. Şimdi partiler öyle bir hle geldi ki 'Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz falan adamın partisiyiz'. Biz bunun da yanlış olduğunu söylüyoruz. Elbette lider önemli. Bizim de liderimizin, Sayın Yavuz Ağıralioğlu'nun hiçbir yükü yoktur. İdealist bir siyasetçidir, siyasetçi olduğu kadar bence daha önemlisi bir fikir adamıdır. Ama sadece liderle olmuyor bu işler. Bir kadro da lazım. Bir kadro hareketi de gerekmektedir. İdealist bir kadrosu var Sayın Genel Başkanımızın. 'Liyakatli şöhretsizler' şeklindeki şey zaten böyle ortaya çıktı. Fakat artık toplum lider, kadro, kadroyla da yetinmiyor. Yeni bir hikye istiyor efendim. Yeni bir kurtuluş reçetesi istiyor efendim. Toplumun sorunları, siyasetin sorunları bu kadar acil bir hle geldi. Anahtar Parti olarak liderimiz var, kadromuz var ve bizim yeni bir hikyemiz de var. Bu yeni hikye etrafında projeler üretiyoruz. Ve bu yeni hikyede biz diğer partileri düşmanlar olarak görmüyoruz. Yok edilmesi gereken yerler olarak görmüyoruz. Veya dışlanması gereken yerler olarak görmüyoruz. Biz kimliklerimizi yarıştırmıyoruz. Dini kimliklerimizi yarıştırmıyoruz, etnik kimliklerimizi yarıştırmıyoruz, mezhebi kimliklerimizi yarıştırmıyoruz. Mezhebi kimlikler, dini kimlikler, etnik kimlikler bizim sosyal kimliklerimizdir, sosyal zenginliğimizdir ve bunları korumamız elbette lazımdır, değerlidir ve kutsaldır. Ama sosyal kimliklerin siyasallaşması, siyasette etkin bir hle gelmesi cennet vatanımızı cinnet vatanı hline getirecektir. Siyaset kimlik yarışı içerisine girmiş. Hayır efendim. Biz siyaseti bir kimlik yarışı olarak değil, proje yarışı olarak görmekteyiz. Biz siyasi arenada kimliklerimizi değil, projelerimizi yarıştıralım diye düşünüyoruz. Projelerimiz tartışılsın. Onlar üzerine kafa yorulsun. Kimlikler üzerine konuşmak kolay. Şey de yapıyor, yani böyle bir ruhani hava da veriyor. Duygusal hava da veriyor. Ama zor olan projeler üzerinde düşünmek. Çünkü Türkiye'nin geleceği projedir. Türkiye'nin geleceği dinamik bir faaliyet içerisinde olup projeler üzerinde çalışmaktır. Biz diğer partileri düşman partiler olarak değil, projelerimizi birbirimizle yarıştırdığımız rakip partiler olarak görmekteyiz. Ve temel amacımız, Anahtar Parti'nin temel amacı, kimliklerimizi sosyal zenginliğimiz olarak korumak ama bunların üzerinde daha çok üretim, daha çok gelişim, kalkınma, ekonomi, uluslararası ticaretin yaygınlaştırılması, bu gibi konuları daha üst düzeyde görüyoruz ve Türkiye'nin meselelerinin bu olduğunu düşünüyoruz. Bizi bir üretim partisi olarak görebilirsiniz. Bir faaliyet, bir hizmet partisi olarak görebilirsiniz' diye konuştu.

'Biz Enflasyonun Yeni Bir Adını Koyuyoruz: Kamuflasyon'

Anahtar Parti olarak sahada çalışmalarına devam edeceklerini belirten İşcan, 'Bugün mesela Taşköprü'deydik. Orada sarımsak pazarına gittik. Hemen anlıyorsunuz sorunun ne olduğunu. Sorun, geçen sene esnafımız, çiftçimiz, sarımsaktan elde ettiği geliri bu sene elde edemiyor. Bunun nedenlerini sorduğunuz zaman söylüyor. Çok akıllı bizim milletimiz. Maliyetler yüksektir. 'Petrole şu kadar para verirsek, mazota şu kadar para verirsek bizim krımız elbette azalacaktır' diyor. Dolayısıyla öyle sahada olmadan konuşmanın siyasi partiler için bir lüks, bir heves olduğunu düşünüyorum. Sahada olarak, veriye dayalı olarak konuşacaksınız. Örneğin ben gittiğim yerlerde, bundan Ağustos ayından evvel de başka illerde görevliydim. Mesela Güneydoğu'da da görevliydim. Bu çözüm süreci meselesi şey görülüyordu. Türkiye'nin en büyük meselesi o sorun olarak görüldü. Ben hiç öyle bir şey görmedim. Şu anda Türkiye'nin gündemi ekonomi olması lazım. Ekonomik kriz yaşamıyoruz, gördüğümüz bu. Çünkü kriz yaşadığınızda birkaç sene içinde düzelmeniz mümkündür. Biz kaç senedir düzelemiyoruz. Bir çöküş yaşıyoruz, bir çürüme yaşıyoruz. Bu çürüme yaşandığı için de Türkiye'nin geleceğine dair milletin bir umudu yok. Bunu görüyorum. Bu nedenle artık bizim kaynak problemimiz yok. Ben öyle düşünüyorum. Türkiye'nin kaynak problemi yok. Kaynakları kullanmama, gelişigüzel harcama yanlışı var. Enflasyonun en önemli sebebi kamu harcamalarıdır. Bu nedenle biz enflasyonun yeni bir adını koyuyoruz: Kamuflasyon aslında. Yani kamu harcamalarının bu kadar fazla olmasının en önemli sebebi enflasyon olarak karşılığına çıkıyor. Önce kamuya bir düzen vermek lazım. Kamuya düzen verdiğin zaman halk da artık şeye güvenecek, devletine güvenecek. Devletine güvendiği andan itibaren bizim milletimizi tutmanız mümkün değildir efendim. Mutlaka bir gelişme, bir kalkınma yaşayacaktır diye düşünüyorum' şeklinde konuştu.

'Bir Bolşevik Fikriyle Demokrasinin Bir Arada Uzlaşması Mümkün Değildir'

Son olarak Çerçeve Yasa hakkında değerlendirmelerde bulunan İşcan, 'Elbette ki terörsüz Türkiye hepimizin amacıdır. Bizim terörsüz Türkiye konusunda hiçbir endişemiz olmaz. Fakat hükümetimizin, iktidarımızın bu konuda tuttuğu yol konusunda bazı çekincelerimiz söz konusudur. Bazı kaygılarımız söz konusudur. Örneğin, terör örgütü silah bırakmıştır. Ama henüz bunun kesin olarak tespiti mümkün olmamıştır. Elbette bu çıkan çerçeve yasada bu konudaki kurullar kesin olarak bıraktığına dair bir izlenim sahibi olmadıkça çerçeve yasa işlemeyecektir. Bu, çerçeve yasa içerisinde görülen en önemli hususlardan bir tanesidir. Bunu ben destekliyorum. İkincisi de hoşuma giden şeylerden bir tanesi, Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi, kendileri için de bir kayıt koymuşlar oraya ki yani bu çerçeve yasadan dolayı hiçbir sorumluluk taşımayacaktır milletvekilleri. Yani hukuka yine de güvenmiyor adam, bir geleceğe dair kaygısı var adamın hukuktan dolayı. Fakat beni endişelendiren şeylerden bir tanesi şu: KCK Sözleşmesi. O hl yürürlüktedir. Baktığınız zaman o sözleşmeye komünlerin birliğiyle alakalı bir referansı var. Bir Komünist Manifesto gibi bir şeydir. PKK güya silahları bıraktı diyelim. Bir Bolşevik fikri söz konusudur. Bir Bolşevik fikriyle demokrasinin bir arada uzlaşması mümkün değildir. Mesela İran'la anlaştı, Birleşik Krallık, İran'la anlaştı, silah bırakma konusunda ama İran'ın demokrasinin işlemesi konusunda herhangi bir şeyi yoktur. Büyük Britanya ne düşünüyorsa, Birleşik Krallık ne düşünüyorsa Irak onu düşünüyordu. Komünist bir çizgiyi takip ediyor. Ve bir komün birliğini, Kürdist bir ideolojiden geliyor. Böyle ideolojik yapıların demokrasiyle uzlaşması çok fazla mümkün olmamıştır. Bu konuda kaygılarımız var. İkinci kaygımız şudur: Bir terör örgütünün bu derece muhatap alınması bir kere bizim Kürt vatandaşlarımıza da bir hakaret niteliğindedir. Bu derece efendim muhatap alınması şu demektir: 'Ey Kürt vatandaşlarımız, bundan sonra sizin tek siyasi temsilciniz olarak biz PKK'yı görüyoruz' demektir. Bu Türkiye için büyük bir tehlikedir. Çünkü Kürt vatandaşlarımız şimdiye kadar PKK'ya teslim olmamıştır. Biz de Kürt vatandaşlarımızı PKK'ya teslim etmemek için şehitler verdik. Bir kere PKK sadece şehitlerimizden sorumlu değildir. 60 bin, Milli Güvenlik Kurulu'nun rakamlarıdır hatırladığım kadarıyla, öldürülen 60 bin Kürt çocuğundan da sorumludur. PKK'nın ondan da sorumlu olması gerekirken bir kurucu önder şeklindeki tanımlamaları biz hem Kürt vatandaşlarımıza hem milletimize büyük bir hakaret olarak görüyoruz. Terörsüz Türkiye'nin daha objektif yolları vardır. Bunların takip edilmediğini ve daha başka bir yola gidildiğini görmek de bizi üzüyor. Bu herhalde uluslararası işlerle alakalı bir tutumdur. Bizim devletimiz hl da bir devlettir. Yüce bir devlettir. Umarım bu çıkmazı halledecek ve girdiği bu yanlışlıklardan elbette çıkacaktır' diyerek sözlerini tamamladı.

'İstanbul'daki İnsan Gücümüzü Sermayemizi Kastamonu'ya Aktarmalıyız'

İlimizin sorunlarına değinen Anahtar Parti İl Başkanı Onur Göksu ise yaptığı açıklamada, 'Kastamonu İl Yönetimi olarak özellikle şu anda inşaat çalışmaları başlamış olan Maslak Yapı Kooperatifi'nin Kastamonu'nun gelişimi açısından çok önem arz ettiğini düşünüyoruz. Bu konuyla alakalı zaten daha önce bir yönetim olarak direkt yerinde birtakım çalışmalarımız olmuştu. Kooperatif Başkanı Ergün Can Bey'le de temaslarımız olmuştu. Bu temaslarımızın da itici gücünün etkisi olduğunu düşünüyoruz. Şu anda yapı kooperatifinin inşaatı da başladı. Bu konunun Kastamonu'nun sanayisinin gelişimi, şehir planının gelişimi açısından çok büyük önem arz ettiğini düşünüyoruz parti olarak. Kastamonu'nun temel sorunlarından bir tanesidir bu diye düşünüyoruz. Çünkü eski ve yeni sanayi diye tabir ettiğimiz yerlerin yeni yapılacak olan Maslak Yapı Kooperatifi'nin olduğu yerlere aktarılması durumunda hem şehir planımızın daha makul, daha şehirciliğe uygun bir hle geleceğine inanıyoruz. Hem de sanayi esnafımızın çok daha rahat ticaret yapabilme hakkına ve imknına kavuşacağına inanıyoruz. Dolayısıyla Kastamonu yerelinde Maslak Yapı Kooperatifi'nin takipçisi olacağımızı sizlerin vasıtasıyla Kastamonu kamuoyuna ilan etmek istiyoruz. Ayrıca yine bizim kendi kurullarımızla yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde, yaptığımız istişareler neticesinde Kastamonu'nun en kısa yoldan gelişimi için Kastamonu sınırları içerisinde yaşayan Kastamonu'dan daha fazla nüfusa sahip olduğumuz İstanbul'daki Kastamonulularla ilimiz arasında bir köprü kurulması gerekliliğine inanıyoruz. Bu hususun Kastamonu'yu en hızlı şekilde geliştirecek yollardan biri olduğunu düşünüyoruz. İstanbul'daki Kastamonulular, ki Türkiye'nin en büyük 100 firmasının, bakın, 26'sı Kastamonulu insanların idare ettiği firmalar olarak bir istatistik yayınlanmıştı. O firmaların neredeyse zektı dahi bizim ilimizi kalkındırıp güçlendirecek miktarda bir güce sahiptir. Dolayısıyla oradaki insan gücümüzü, vizyonumuzu, sermayemizi bir şekilde Kastamonu'ya aktarmak gerektiğini düşünüyoruz. Biz parti olarak Kastamonu halkımız bize yetki verecek olursa en büyük vaatlerimizden bir tanesi budur. Biz İstanbul'daki ve diğer büyük şehirlerdeki gücümüzü en hızlı şekilde Kastamonu'ya aktarmaktan yanayız. Bunu belediye imknlarıyla da veya daha işte vekillik imknlarıyla da başarabileceğimizi düşünüyoruz. Bundan ayrı olarak Kastamonu şehir merkezindeki otopark sorunu, trafik sorunu gibi sorunların çözümünün yegne yolunun çayın üstünün ıslah edilmesinden ve bir şekilde trafiğe kazandırılmasından geçtiğini düşünüyoruz. Bununla alakalı biliyorsunuz güvenlikle alakalı bazı çekinceler öne sürenler oluyor. İşte havaların çok yağışlı olduğu dönemlerde biliyorsunuz 90'lı yıllarda sel felaketleri yaşanmış ama bunun Avrupa'da da çok örnekleri var. Bu, birtakım teknik altyapılarla bertaraf edilebilen bir konu. Bu konuyu bertaraf edip çayın üstünü gerek trafiğe, gerek otoparka, gerek halkın kullanımına açarak biz Kastamonu'daki otopark ve trafik sorununu çözebileceğimize inanan bir ekibiz. İnşallah dediğimiz gibi halkımız bize yetki verirse bunları da gerçekleştirebileceğimizi düşünüyoruz. Son olarak da inanç turizmi anlamında da bizim ciddi avantajları olan bir il olduğumuzu düşünüyoruz. Anadolu'nun 4 büyük direğinden biri olan Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri ilimizde meftun. Bizim için çok büyük bir manevi büyüktür, değerdir. Ama biz onun manevi büyüklüğünü şehrimizin ekonomisine, inanç turizmine dahi yeterince dahil edemediğimizi düşünüyoruz. Bakın muadilleri, Eyüp Sultan Hazretleri İstanbul'da, Konya'da Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri, Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin türbelerindeki yapılaşmaya, oranın turizme kazandırılmasına bir bakın. Bir de bizim Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri'nin durumuna bakın. Neredeyse kabristanların başından araç geçiyor şeklinde bir yapılaşma şekli var. Aslında oranın o şelale gibi yapılmış olan su yerlerinin oradan itibaren trafiğe kapatılıp oranın çok daha böyle maneviyatı yüksek bir yer hline getirilip buranın inanç turizmine kazandırılması gerektiğini düşünüyoruz biz. Yine aynı şekilde buraya dışarıdan gelecek olan birtakım insanların sosyal medyanın da bir etkisinin hepimiz farkındayız. Onlara bir enstantane vermek gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda bundan önceki tüm siyasi hesaplaşmaları bir kenara bırakıp teleferik projelerinin, biz zaten belli aşamaya getirilmiş, belli seviyeye ulaştırılmış teleferik projelerinin tamamlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu hususların Kastamonu'yu kalkındırma anlamında büyük etkilerinin olacağına inanıyoruz. Yine hocam da ifade etti, biraz evvel Taşköprü ilçesindeydik. Taşköprü'deki sarımsak üreticimiz bir sene zarar etmeden bir ticaret yapabilme hakkına sahipken bir dahaki sene ne olacağını hiçbir şekilde öngörmeden ekim dikim, rençberlik işlerini yürütmek zorundalar. Ne yazık ki orada bu işleri organize edecek bir kooperatifleşme, etkin bir kooperatifleşme imknımız olamadı. Oradaki üreticilerimiz son derece mağdurlar. Sahada yaptığımız temaslarda hlinden memnun bir tane bile üretici görmüyoruz. İlçeler anlamında da böyle çalışmaların yapılması gerektiğinin elzem olduğunu düşünüyoruz. Parti olarak bunların hepsinin üzerinde hassasiyetle çalışıyoruz. Yönetimlerimizde değerlendiriyoruz, istişare ediyoruz. Başkanlarımız da sağ olsun çalışıyorlar. Yine ilçe başkanlarımız kendi ilçeleriyle alakalı gerekli raporlamaları yapıyorlar. İnşallah biz Anahtar Parti olarak gerek Türkiye'nin gerek Kastamonu'nun sıkışmış siyasetini çözecek bir kadro, bir ekip olarak memleketin dertlerine anahtar olmaya talibiz' diyerek sözlerini tamamladı.

Özel Haber

Bakmadan Geçme