'Bazıları gibi sonradan 'evet' olmadık'

MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI MEVLÜT KARAKAYA 16 Nisan'da gerçekleştirilecek olan Anayasa değişikliği hakkında bilgi vermek için ilimize gelen MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya parti binasında yaptığı basın açıklamasında: 'Bizim tavrımız nettir. Bazıları gibi sonradan 'evet' olmadık, çalışmaların her zaman içerisindeydik' dedi. Basın toplantısına MHP Merkez Yönetim Kurul Üyesi Kadir Şekerci, MHP Aydın...

MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI MEVLÜT KARAKAYA; 16 Nisan'da gerçekleştirilecek olan Anayasa değişikliği hakkında bilgi vermek için ilimize gelen MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya parti binasında yaptığı basın açıklamasında: 'Bizim tavrımız nettir. Bazıları gibi sonradan 'evet' olmadık, çalışmaların her zaman içerisindeydik' dedi. Basın toplantısına MHP Merkez Yönetim Kurul Üyesi Kadir Şekerci, MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, MHP İl Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan MHP İl Başkanı İbrahim Maşalacı; 'Bugün burada beraber olmamızın sebebi Anayasa Referandum süreci ve siyasi gelişmeler hakkında bilgi vermek amacıyla Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi tarafından Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Mevlüt Karakaya, Merkez Yönetim Kurul Üyesi Kadir Şekerci,  Aydın Milletvekilimiz Deniz Depboylu'nun katılımıyla il binamızda bir arada bulunuyoruz' dedi. 'AKSAKLIKLARI DAHA ÖNCEDEN GÖRMÜŞTÜK' Anayasa değişikliği konusunda Milliyetçi Hareket Partisi'nin görüş ve düşüncelerini paylaşmak için ilimize geldiklerini dile getirerek sözlerine başlayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya; 'Böyle bir anayasa değişikliği sürecin başlamasına geri dönecek olursak 11 Ekim 2016 tarihinde grup toplantısında Sayın Genel Başkanımız Türkiye'deki mevcut hükümet etme sisteminin eksiklik ve aksaklıklarını gündeme getirmiştir. Özellikle 15 Temmuz'un yaşanması ile birlikte ortaya çıkan devlet ve millet bekası sorununu da hatırlatarak, sistemindeki eksiklik ve aksaklıkların giderilmesi konusundaki zarurete işaret etmiştir. Bu konuda hükümeti uyarmıştır. Kaos ortamı oluşmaması için, devlet millet bekasını göz önüne alarak çalışmalar yapılmasını ve yapılan bu çalışmalarda Milliyetçi Hareket Partisi'nin hassasiyetlerine dikkat edilmesi halinde ve getirilecek değişiklik konusundaki maddelerde anlaşılması, uzlaşılması halinde ve bu değişikliği destekleyeceğimizi ifade ettik. Bu şekilde başlayan süreç devamında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin konu ile ilgili Anayasa Değişikliği çalışmaları yapması ve maddeler konuşanda Milliyetçi Hareket Partisi'nin görüş, düşünce itirazlarını alması ve sonuç itibariyle iki partinin uzlaşması şeklinde ortaya çıkan değişiklik maddeleri TBMM'e gelmiştir. TBMM'de ortalama 340 milletvekilin oyu ile referanduma götürülmesi söz konusu olmuştur' diye konuştu. 'TAVRIMIZ NET' Milliyetçi Hareket Partisi olarak tavırlarının net olduğunun altını çizen Karakaya; 'Bazılarının dediği gibi Milliyetçi Hareket Partisi sonradan 'evet' dedi diye bir şey yok. Milliyetçi Hareket Partisi böyle bir değişikliğinin zaruri olduğunu hükümete ilk defa söyleyen hatta millet bekası adına uyaran siyasi harekettir. Bu çalışmalarda biz o günlerde teşkilatlarımızı bilgilendirmeye başladık ama araya meclis çalışmalarının yoğunluğu girince bir müddet ara verildi. Şu anda altmışın üzerindeki ilde bu günde Kastamonu'da yapacağımız bu bilgilendirme toplantılarıyla bilgilendirmeler tamamlanmış olacak. Bunun yanında bir de olağan kongre sürecimiz devam ediyor. Genel Başkanımızın mitingleri ve teşkilatımızın etkinlikleri ile yoğun bir biçimde devam ediyor' ifadelerini kullandı. 'HAYIR'DA HAYIR YOK BU SEFER' Sürecin ilk başlangıcında yanlış algılar oluşturulduğunu söyleyen Karakaya; 'Özellikle bu anayasa değişikliğinin ülkenin geleceği açısından bazı sorunlara neden olabileceği, haksız bir takım algılarla konu anlatılmaya ya da yönetilmeye çalışıldı. Tabi ki biz bunların böyle olmadığını böyle bir anayasa değişikliğinin devlet ve millet bekası için gerekli olduğunu kamuoyu ile paylaşıyoruz. Son zamanlarda bu konu ile ilgili hem algılar biraz daha düzelmeye başladı hem de insanlara anayasa değişikliğinin içeriğini anlamaya başlayınca aleyhinde söylenen birçok şeyin asılsız olduğunu anlamaya başlayınca bu tarafa doğru bir meyil, bir yönelme başladı.  Evet çıkacak önemli bir farkla da evet çıkacak. Ancak önemli olan buradaki değişikliği ve bu konular üzerinde yapılan tezlerin ne olduğu konusunda, öncelikli bizim teşkilatlarımızın daha bilinçli olması, nasıl oyuna düşürülmeye çalışıldığı konusunda farkındalıklarının olması sağlanmalıdır. Hayırcıların terörist ya da başka bir kalıba sokulması yanlış bir değerlendirme. Ben Cumhurbaşkanı'nın tam ne dediğini bilmiyorum ancak Sayın Genel Başkanımızın ne dediğini biliyorum. Sayın Genel Başkanımız; 'Bu anayasa değişikliğinde evet diyenlerde hayır diyenlerde bizim insanımızdır. Hepsi de değerlidir. Bu bir tercihtir. Biz bu sefer evet'in hayırlı olduğunu bu sefer hayırın da hayırlı olmadığını düşünüyoruz. Bunu anlatıyoruz' dedi. Dolayısıyla bizim görüş ve düşüncelerimiz bu şekildedir'  şeklinde konuştu. 'BİZİM DEMOKRASİMİZ AVRUPA'YA GÖRE ÇOK ÇOK YUKARILARDA' Hayır kampanyasında yanlışlıklar olduğunu vurgulayan Karakaya; 'Hayır kampanyasında yürütülen o kadar yanlışlar var ki. Bakın bir tanesini örnek vereyim; Barolar Birliği Başkanı bunu sürekli söylüyor. En son bir televizyon kanalında 3-4 gün önce sabah programında söyledi. Ben ona bir şey demiyorum. Genel Başkanımızın bir ifadesi ile bu tarz insanlara şunu der; 'Bunlar keçeyi suya atmış çıkacağı yeri taşlıyor' der. O da keçeyi suya atmış çıkacağı yeri taşlıyor. Tek ufku CHP'ye Genel Başkan olmak. Git olacaksan ol ama ağzından çıkan söze, savunduğun teze dikkat edeceksin. Haddini bileceksin. Diyor ki; 'Bir ülkede demokrasi dip yaptıysa, demokrasi alt seviyelerdeyse.' Bizim demokrasimiz Avrupa'ya göre çok çok yukarılarda gördük. Bir propagandaya bile tahammül edemediler. O ülkede kalkışmada bulunan grupların uluslararası hukuka göre tanınması meşrudur. Kime söylüyorsun, kime ne yol gösteriyorsun? Şimdi 16 Nisan'da evet çıktığında hayır bile çıktığında aynı şeyle karşılaşacağız' ifadelerini kullandı. YAZIKLAR OLSUN Barolar Birliği Başkanı'na yüklenmeye devam eden Karakaya; 'Yarın senin bu söylediklerini bir dosya yapıp, gerekçe oluşturup, 'PKK'yı terör örgütü olmaktan çıkarıyoruz' derlerse sen hukukçuların, sivil toplum kuruluşlarının en tepesindeki adam olarak bu ülkenin menfaatini nasıl savunacaksın? Bu memleketin menfaatini nasıl savunacaksınız? Bir tavsiyem var; 16 Nisan'da evet çıktığı gün ayrılsın oradan. Herkes haddini bilecek. Bu sözünle sen ne yapmaya çalışıyorsun? Sen bu milletin üzerinden böyle tehlikeli bir sözü, bir tezi nasıl savunursun? Alkışlayanlara soruyorum. Yazıklar olsun. Hayır kampanyası yürüt o başka bir şey. İkincisi Cumhurbaşkanı bir sabah üç beş ili bir araya getirip eyalet yaparmış. Kararname çıkarabilirmiş. Yok öyle bir şey. Kararname çıkartma yetkisi yok. Kanunla olabilir 3-5 il bir araya getirilip bölge oluşturabilir. Kanunla da bölemez, Anayasa ile de bölemez. Anayasanın ilk 4 maddesi orada durduğu sürece anayasanın tamamı değişse orada eyalet de yazsa ülke bölünmez. O 4 madde üniter ve milli yapıyı koruyan maddelerdir. Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek dil burada zırh altına alınmıştır. Bunlar değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Milli ve üniter yapı burada koruma altına alınmışken ve bu maddeler de değiştirilmesi teklif dahi edilemezken siz neyin değişiminden bahsediyorsunuz?' dedi. 'TÜRK MİLLETİ'NİN ÖLÜSÜNÜ ÇİĞNEYİP GEÇECEKSİN' Anayasa değişikliğinden sonra eyalet kurulacağı yönündeki söylevlere değinen Karakaya; 'Hayır kardeşim 367'inde olsa 550'nin tamamını da alsan, yeni sistemde 600 vekilin tamamını da alsan, bu anayasanın ilk 3 maddeyi 4'üncü maddenin o korumasını değiştirmeyi teklif dahi edemezsin. Öyleyse burada bu zırh varken neye alıştırmaya çalıştırıyorsunuz? Anayasanın diğer maddeleri ile ilk 4 madde algısının olmadığını mı anlatmaya çalışıyorsun? CHP ve bunu savunanlar bunu ilk 4 maddeyi değiştirmenin tek bir yolu var sürekli söylüyorum. Türk Milleti'nin ölüsünü çiğneyip geçeceksin. FETÖ 15 Temmuz'da bunu denedi ama orada da kaldı. Onun için bu anayasa bu ülkeyi bölermiş, efendim tek adam olurmuş, bunların hepsini madde madde konuşacağız. Biz bir adım sonrasını düşünürüz. CHP bir adım sonrasını düşünseydi 2007 yılında bir uzlaşma ile Cumhurbaşkanı seçimine katkı verirdi. 'Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanı seçtirmedim' diye sevinirken öbür tarafta referandum ile Cumhurbaşkanlığı seçimi değişti haberi yok. Bugün bizim bu yaşadıklarımız, fiili durum, Cumhurbaşkanının 'Ben meşruiyetimi halktan aldım, dolayısıyla icranın içerisine girerim' sözünü söylemesinin, kendisini haklı görmesinin tek sebebi vardır o da CHP'dir' şeklinde konuştu. 'HAYIR ÇIKARSA SİSTEM BOZUKLUĞU DEVAM EDECEK' Cumhurbaşkanı'nı icranın başı haline getirdiklerini vurgulayan Karakaya; '2007 yılında cumhurbaşkanı seçme yetkisinin parlamentodan alınıp, halka verildiği halk oylamasının ardından sistemde aksaklıklar meydana geldi. Bu halk oylamasından 'hayır' çıkarsa sistem bozukluğunun devam edecek. Öyle ya da böyle 2007'de Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasi miyopluğu, öngörüsüzlüğü, AK Parti'nin uzlaşmazlığı, iki partinin o dönemde cumhurbaşkanlığı seçiminde meclisi tıkamaları, 367 şartı, bir referandumla anayasa değişikliğine neden oldu. 2007'de yapılan referandumla meclisin cumhurbaşkanı seçme şekli elinden alınmış, halk tarafından seçilmesine dönüşmüştür. Burada bir sistem sorunu ortaya çıkıyor. 2014'e kadar arabayı götürdük, garaja koyduk. Kimse bu aksaklığı fark etmedi. 20014'te cumhurbaşkanlığı seçimine gittiğimizde bu durum fark edildi. Bugün en çok bağıran, en çok zıplayan CHP, sistemimizin bozulmasına, bu hale gelmesine neden oldu. 2014'te siyasi partiler aday gösterdi, kampanyaları siyasi partiler yürüttü. Her partinin adayı ya da iki partinin bir adayı oldu. Cumhurbaşkanı adayları meydanlara indi, miting alanlarına gitti, 'Bana oy verin' dedi. Oy isterken siyasi partilerin yaptığı vaatlerde bulundu. Sistem cumhurbaşkanlığı adaylarını partileştirdi, siyasileştirdi. İcraatın içine alarak vatandaşla iç içe getirdi. İki başlı bir yürütme oluşturduk. Cumhurbaşkanının yeni durumda hükümetle ilişkilerinin ne olacağını konuştuk mu? Hayır. Bu şekilde devam ederse sistemde yeni aksamalar ortaya çıkacak. Çok kısa süre içinde hükümet AK Parti'den, Cumhurbaşkanı AK Parti'nin desteklediği güçlü bir isim olmasına rağmen bu sistem bir gecede bir Başbakan yedi. Peki bu hükümet AK Partili olmasaydı, MHP ya da CHP olsaydı kaç ay giderdi? Birkaç ay bile gitmezdi. Davutoğlu, Cumhurbaşkanı 'Ayrılacaksın' dediğinde 'Hayır, ayrılmıyorum' deseydi, yürütme tıkanacaktı' diye konuştu.

Bakmadan Geçme