Belediye Meclisi'nde Tartışmalar Sürdü
Kastamonu Belediye Meclisi, yılın ilk toplantısını (Ocak ayı olağan meclis toplantısı) Belediye Başkanı Hasan Baltacı başkanlığında gerçekleştirildi.
Kastamonu Belediye Meclisi, yılın ilk toplantısını (Ocak ayı olağan meclis toplantısı) Belediye Başkanı Hasan Baltacı başkanlığında gerçekleştirildi.
Toplantının gündem dışı konuşmalar bölümünde, kentte yaşanan su krizi ve Karaçomak Barajı'ndaki doluluk oranlarının kritik seviyeye inmesi meclisin ana gündemi oldu.
CHP Grupbaşkanvekili Serkan Mütevelli, 2025 yılının son meclis oturumunda konuşan AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay'ın CHP'ye yönelik ifadelerine de yanıt vererek; 'Malum hava koşulları nedeniyle kar ve buzlanma mücadelesinde gece gündüz Kastamonu sokaklarında gezdiğinizde görüyorsunuz; geçinmek artık bir lüks değil, bir mucize hline geldi. Emeklimiz pazarın sonunu bekliyor, esnafımız siftah yapmadan dükkn kapatıyor. Ne alan memnun ne de satan. Buradan AK Parti İl Başkanı Sayın Ahmet Sevgilioğlu'na seslenmek istiyorum: Caddeye indiğinizde sadece ağaç köklerine değil; insanların yaşadığı sıkıntıların köklerine, yaşanılan adaletsizliklerin köklerine, insanların yüzündeki umutsuzluğun köklerine bakın. Kendi belediyeniz döneminde ve genel siyasetteki ortağınızın yönettiği dönemde hiçbir işlem yapılmayan bu ağaçlar bugün mü ayaklarınıza takılıyor? Çabanızı takdir ediyorum; en azından ofislerinizden çıkıp halkın arasına inmeye çalışıyorsunuz. Paylaşımlarımızı eleştiriyorsunuz. Biz o paylaşımları yaparken hem ilgili bölgelerde yaşayanların hem de tüm hemşehrilerimizin bilgisi olsun diye yapıyoruz. Bizi hem sosyal medyadan hem de caddeden takip etmenizden memnuniyet duyuyoruz. 26 Aralık 2025 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu'nun Ilgaz 15 Temmuz Tüneli ile ilgili paylaşımını gördük. Dokuz yıl önce açılan bir tünelin hala çalışıyor olması zaten olması gereken bir durumdur. Bunu neden paylaşma gereği duyduğunuzu sormak gerekir. Paylaşılan temizlik görüntüleri günlük rutin temizlik değil; ekiplerin dipten girerek yaptığı kapsamlı temizliktir. Sekiz-on yıldır girilmeyen, ot kaplamış, bakımsızlıktan harap olmuş sokakların temizlenmiş görüntüleridir. Asıl iş bilmezlik; Kastamonu'nun kaynaklarını yıllarca heba etmek, belediyeyi borçla tanıştırıp sürüklemek ve şimdi de yapılan hizmetlerin önüne takoz koymaya çalışmaktır. 2026 yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi görüşülürken, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Cumhuriyet Halk Partisi'ni yapılan işlere karşı çıkmakla eleştirdiniz. O halde 2026 bütçe görüşmelerinde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen, AK Parti ve MHP tarafından reddedilen bazı önergeleri hatırlayalım: Emeklilere asgari ücret tutarında bayram ikramiyesi verilmesi reddedildi. Emekli maaşlarının asgari ücrete çekilmesi reddedildi. Okula aç giden çocuklara ücretsiz öğle yemeği verilmesi reddedildi. Üniversite öğrencilerinin burslarının bir kat artırılması reddedildi. Çiftçilere ÖTV'siz ve KDV'siz mazot verilmesi reddedildi. Çiftçilerin 600 bin liraya kadar olan borçlarının silinmesi reddedildi. Tarımda kadın ve genç çiftçilerin sigorta primlerinin devlet tarafından ödenmesi reddedildi. Deprem sonrası zor şartlarda yaşayan ve konteynerde kalan ailelere elektrik desteği verilmesi reddedildi. KOBİ'lere, esnaf ve zanaatkarlara 10 milyar lira ilave destek verilmesi reddedildi. Boşanmış ve çocuklu kadınlara bütçeden yardım ödenmesi reddedildi. İhtiyaç sahibi hanelere ücretsiz internet sağlanması reddedildi. Kadın kooperatifleri ve kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla 100 bin kadına 2 milyon lira hibe verilmesi reddedildi. Ev emekçisi kadınların sigortalanması ve emeklilik hakkına kavuşması için 120 milyar TL ödenek ayrılması reddedildi. Siz halkı, vatandaşı ve onun iradesiyle seçilmiş halkçı belediyeleri küçümsemeye devam edebilirsiniz; ancak biz doğru bildiğimiz hiçbir şeyden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Biz hem dağıtılan sütlerin hem de eğitim gören öğrencilerin sorumluluğunu üstleniyoruz ve bunu gururla her yerde anlatıyoruz. Ancak sizler, orman köylülerinin vebalini üstlenebilecek misiniz? 'Zarar ediyoruz' diyerek Orman Genel Müdürlüğü tarafından üretim ve kesim işlerinde alt birim fiyatlarda yüzde 40 indirime gittiğiniz orman köylüsünün vebalini taşıyabilecek misiniz? Türkiye'de en fazla orman köylüsünün Kastamonu'da yaşadığını Sayın Bakan'a hatırlatabilecek misiniz? Kastamonu Belediyesi olarak Mayıs ayından bu yana Karaçomak Barajı'ndaki su seviyesinin kritik noktalara düşeceğini öngördük. Şu anda barajdaki aktif doluluk oranının yüzde 8'e kadar düştüğü bilinmektedir. Bu nedenle yıl içerisinde Devlet Su İşleri ile acil çözüm başlıkları altında çok sayıda toplantı gerçekleştirdik. Bu kapsamda Devlet Su İşleri'ndeki ilgili birimler tarafından 250 milyon lira bütçeli bir acil eylem planı hazırlandı. Karasu Deresi'ni kapsayan bu çalışmaları için kendilerine teşekkür ediyoruz. DSİ Genel Müdürlüğü bu planı acil eylem programına aldı; ancak ne bakanlık tarafından bütçe ayrıldı ne de başka bir çalışma yapıldı. 2023 yılında deprem gerekçesiyle DSİ binaları, lojmanları ve sosyal tesisleri için 547 milyon lira ayıranlar, Kastamonu'nun içme suyu için hayati öneme sahip olan bu acil eylem planına kaynak ayırmamıştır.Yerinde incelemeler yapıldı; ancak süreç 'Ankara'dan ekip gelecek' denilerek uzatıldı ve sonunda bu çalışmanın uygun bulunmadığı ifade edildi. Yani projesini hazırladığımız, tüm masraflarını karşılamaya hazır olduğumuz bir projeye dahi izin verilmedi. Bu durumu Kastamonulu hemşehrilerimizin vicdanına emanet ediyorum' dedi.
'Kastamonu'nun Su Sorununu Nasıl Çözeriz Diye Kafa Yormamıştır'
CHP'li Serkan Mütevelli kürsüde yaptığı konuşmada Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya da eleştirilerde bulunarak; 'Kastamonulu olmakla övündüğümüz bir Tarım ve Orman Bakanımız var. Sayın Bakan bugüne kadar Kastamonu'ya tam 13 kez gelmiş; açılışlara katılmış, il danışma kurullarına katılmış, kongrelere katılmış, festivallere ve bayramlaşmalara gelmiş, 'Hasan Başkan'ı seçmeyin' demeye gelmiş; ancak bir kez olsun kendi sorumluluğunda olan Karaçomak Barajı'na dönüp bakmamış, Kastamonu'nun su sorununu nasıl çözeriz diye kafa yormamıştır. Böyle bir memleket anlayışı da, böyle bir bakanlık anlayışı da kabul edilemez. Sudan sorumlu bakanın memleketinde baraj kurumuş, kılını kıpırdatan yok. Soruyorum size: Kendi memleketinin su sorununu çözmek için irade gösteremeyen bir bakanın ülkeye ne faydası olur, Kastamonu'ya ne faydası olur? Memleketin işi için iletişim kurmaya çalışıyoruz, ona bile tenezzül edilmiyor. 'CHP belediyesi kazandı, su bile vermeyiz' anlayışıyla Kastamonu cezalandırılıyor. AK Partili meclis üyeleri bize sürekli 'Kastamonu Belediyesi doğru işler yaparsa destek oluruz' diyorsunuz. Bizim yanlış yaptığımız tek bir iş dahi yoktur. Destek olmayacaksanız bari engel olmayın. Su seviyesi yüzde 8'e düşmüş, bu durum Mayıs ayından bu yana öngörülmüş, ancak iktidar hiçbir tedbir almamıştır. Görevinizi yerine getiremiyorsanız. Yolu bahane edip on yıldır Kırık Barajı'nı dahi bitiremediniz. Bu yeni bir konu değil; barajın projesi yapılırken yolun önce tamamlanması gerektiği belliydi. Mayıs ayından bu yana sizi uyarıyoruz; bu barajın suyunun içme ve sulama ihtiyacını karşılamayacağını söylüyoruz. Tarım Bakanlığı ve devlet kurumları babamızın cebinden harcama yapmıyor. Kastamonu'da ve bu ülkede toplanan vergilerle hizmet ediyorsunuz. Bu şehre hizmet etmek zorundasınız. Eğer 'yapamıyoruz' diyorsanız, yapmak isteyene engel olmayacaksınız. Herkes bilsin ki Kastamonu için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bakanlık destek verse de vermese de bu sorunun peşini bırakmayacağız' ifadelerine yer verdi.
'Belediyecilik Hizmettir, Mazeret Üretme Yeri Değildi'
Mütevelli'nin ardından söz alan AK Parti Belediye Meclis Üyesi Mehmet Naci Terzi, su krizi ve baraj doluluk oranlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak; 'Sayın Cumhurbaşkanımız 1994 yılında belediye başkanıyken muhalifti. İktidarın belediye başkanı değildi. Melen'den kuş uçuşu 170 kilometre mesafeden su getirdi. Sudaki bahanelerin arkasına sığınmadı. Bunun neticesinde belediyede dört yıl kaldı; beş yılı tamamlayamadı. Hatta yargısal sebeplerle içeriye girdi ve bugün Cumhurbaşkanlığı makamına yükseldi. Belediyecilik hizmettir, mazeret üretme yeri değildir. Elbette ki bu belediye başkanlığı seçilirken, Kastamonu Belediyesi'ne otururken 'trilyon dolarlık bütçeniz var, alın harcayın' denilmedi. Buraya seçilen her belediye başkanı bunun böyle olmadığını bilir. Önemli olan bu kaynağı üretmek, bu kaynağı yaratmaktır. Ben de diyorum ki 'param olsa şuraya bir bina dikerdim' demek kolay; önemli olan o sermayeyi bulup o binayı dikmektir. Karaçomak Barajı 1976 yılında yapılmış. Zamanında yaptıranlara teşekkür ederiz. Şu an doluluk oranı yüzde 15,4. Aktif doluluk oranı yüzde 8. Geçen sene aynı tarihte yüzde 26 idi. Yaklaşık 50 günlük su bulunmakta. İçme ve kullanma suyunu tedarik etmek normalde belediyenin asli görevidir; ilgili hizmet kanununun 15. maddesine göre. 14 Mayıs 2025 tarihinde Karaçomak Barajı'nın yetersiz kalacağı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belediyeye bildiriliyor. Bu doğrultuda da belediye ile DSİ arasında bir protokol imzalanıp sondaj çalışmaları yapılıyor. DSİ de destek veriyor' dedi.
'Hepsine Tek Tek Cevap Verebiliriz'
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Namlı ise 'Bazıları, bizim zaten yaptığımız işler için 'Boşanmış ve çocuklu kadınlara yardım veriyoruz, şu anda destek sağlıyoruz; o hlde neden bunları tekrar teklif ediyorsunuz?' diyor. Açıkçası bunu anlamadım. Detaylarını tam olarak bilmiyorum. Bu konularla ilgili notların tamamını alamadım ama hepsine tek tek cevap verebiliriz. Ancak bu tekliflerin neden reddedildiğini de açıklamak gerekir. Bazı teklifler ise iktidara gelince bile uygulanamayacak nitelikte, adeta bol keseden sunulmuş gibi duruyor. Bana öyle geliyor. Bu toplantının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Serkan Başkan'ın bahsettiği konuyu ben 2015 yılında yazmıştım. Aynı durumu 2017-2020 yılları arasında da gördük ve tekrar yayımladık. Yine aynı şekilde, haklının güçlü olduğu bir Kastamonu'da buluşmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum' ifadelerine yer verdi.
'Sosyal Bir Belediyecilik Anlayışını Ortaya Koyan Bir Yönetimiz'
Sosyal Belediyecilik anlayışına yönelik konuşan, CHP Belediye Meclis Üyesi Alican Yılmaz; 'Başkanım, teşekkür ediyorum. Kürsü konuşmalarıyla burada yapılan konuşmalar bazen farklılık gösterebiliyor. Kürsü, insana daha fazla heyecan veriyor. Sanırım Naci Bey de bu heyecanla kürsüde bahanelere sığınıldığını söylüyor. Ekonominin şu sebepten ya da bu sebepten dolayı kötü olduğunu ifade ederek gerekçeler sıralıyor. Naci Bey konuya şu açıdan yaklaşıyor: Biz bir liste ya da gerekçe sunduğumuzda, bunu 'bahanelere sığınmak' olarak eleştiriyor. Ancak kendisiyle ya da kendi yönetimiyle ilgili bir eleştiri geldiğinde, bu kez 'şöyle oldu, böyle oldu, yan yattı, çamura battı' şeklinde bahaneler sıralanıyor. Açıkçası bunu oldukça çelişkili buluyorum. 'Hem su sorununu çözemez, hem park yapamazsınız' denildi. Oysa KASKİ Müdürlüğümüz sahaya indi ve saniyede 50 litre su kaynağı buldu. İhale ilanı yayımlandı, Ocak ayında ihalesi yapılacak ve bu çalışma su sorununa önemli bir katkı sağlayacak. Park ve Bahçeler Müdürlüğümüz Saçaklar Parkı'nı yaptı. Temizlik İşleri Müdürlüğümüz çöplüğü topluyor, temizliğini gerçekleştiriyor. Fen İşleri Müdürlüğümüz yolları yapıyor, asfalt çalışmalarını sürdürüyor. Belediye Başkanımız, tüm bu sorunlara rağmen sarı otobüs sözünü tuttu ve otobüsleri bu kente kazandırdı. Yani biz bahanelere sığınan bir yönetim değiliz. Aksine, her türlü zorluk ve sıkıntıya rağmen çözüm üreten, üretken ve sosyal bir belediyecilik anlayışını ortaya koyan bir yönetimiz. Su konusunda da durum böyledir. Grup Başkanvekilimizin sözünü tekrarlamakta fayda görüyorum. Bugün su sorununu fiilen çözen yalnızca biziz. Devlet Su İşleri'nin bu konuda şu ana kadar somut bir adım attığını görmedik. Ancak bizim de bu sorunu tek başımıza çözme yetkimiz yok. İstediğimiz her yerde sondaj yapamıyor, kuyu açamıyoruz; bunun belirli prosedürleri var. 'Gölge etmeyin, başka ihsan istemez' sözü de buradan kaynaklanıyor. Kardeşim, önümüze engel olmayın; zaten destek de beklemiyoruz. Yeter ki engel olmayın. Biz bu memleketin su sorununu da, ekonomi sorununu da çözeriz. Belediyeler üzerindeki sorunları da çözeriz. İlk genel seçimlerde iktidar olduğumuzda bu sorunları çok daha rahat çözeceğiz. Müsterih olun. Teşekkür ederim' diye konuştu.
'Bir Türlü Karaçomak Barajı'na Gelemediniz'
Tartışmaların ardından Belediye Başkanı Hasan Baltacı söz alarak; 'Biz Karaçomak Deresi'nden, Karaçomak Barajı'ndan bahsediyoruz. Siz Filistin'e gittiniz, İsrail'e gittiniz, Akdeniz'e gittiniz, Polonya'ya gittiniz, Çin'e gittiniz, Rusya'ya gittiniz ama bir türlü Karaçomak Barajı'na gelemediniz. Babamızın işi için, çoluğumuzun çocuğumuzun işi için kimseyi aramıyoruz. Bu şehir için arıyoruz ama telefonlarımıza cevap verilmiyor. Mayıs ayında uyardık. 'Su krizi geliyor' dedik. O gün barajın doluluk oranı yüzde 44'tü. '130 günlük suyumuz var' dediler. Biz de herkes üzerine düşen görevi yapsın dedik. Üç ayrı noktada sondaj yaptık, saniyede 50 litre su elde ettik. Gürleyik isale hattına vereceğiz. Ama bu su Kastamonu'nun ihtiyacını karşılamıyor. Bizim günlük ihtiyacımız saniyede yaklaşık 350 litre.Barajın doluluk oranı yüzde 15. Aktif, içilebilir su oranı ise sadece yüzde 8' ifadelerini kullandı
'DSİ Başka Bir Ülkenin Kurumu Değil'
DSİ'ye yönelik eleştirilerini sürdüren Baltacı, kurumun sorumluluğunu hatırlatarak; 'DSİ başka bir ülkenin kurumu değil. Orada bizim vergilerimizle oturuyorsunuz. O barajın suyunu dolduracaksınız; görev bu. O baraj sadece içme suyu değil, tarımı da besliyor. Yaz geldiğinde köylüyle karşı karşıya mı geleceğiz? Su mu içeceğiz, tarla mı sulayacağız? Bu kabul edilebilir bir durum değil.Terzi Köyü'nden Karaçomak Barajı'na su aktaralım dedik. 'Siz yapın, parasını biz ödeyelim' dedik. 'Birlikte yapalım' dedik. Ama cevap bile alamadık.Kastamonu'dan bahsediyoruz, konuyu alıp Çin'e götürüyorsunuz. Bizim anlatmak istediğimiz tek şey var: Karaçomak Deresi ve Karaçomak Barajı. O barajı doldurmak Tarım Bakanı'nın görevidir. Ben, Sayın Cumhurbaşkanının yerinde olsam, kendi memleketindeki barajı kurutan bakanı beş dakika orada tutmam. Eskiden olsa affetmezdi. Kendi memleketinde insanlar içme suyuna hasret kalacak, siz orada bakanlık yapacaksınız. Herkes görevini yapsın. Sayın bakan bugüne kadar Kastamonu'yu 13 kez ziyaret etmiş ancak bir kere dahi Karaçomak Barajı'na gitmemiş. Eğer kendisi, 14'üncü seyrü seferini Karaçomak Barajı'na yaparsa çok memnun oluruz' dedi.
'Devlet Su İşleri'ne Bildirim Yapmanız Gerekiyor'
AK Parti Belediye Meclis Üyesi Mahmure Nükhet Akkaya, konuşmasında resmi yazışmaların önemine dikkat çekerek; 'Başkanım, burada resmi kurumlarla ilgili bir konuya değinmek istiyorum. Resmi kurumlarda herhangi bir talebiniz olduğunda mutlaka resmi bir yazı yazmak zorundasınız. Şifahen yapılan hiçbir iş ve hiçbir görevlendirme, yöneltilen kişiyi sorumlu kılmaz. Burada sorumlu olan, bu işi yapmakla yükümlü olan kişidir. Az önce konuşmalarımız sırasında 'içme suyunu temin etmek zorundayız' dediniz. Eğer içme suyunu temin etmekle yükümlüyseniz, burada yazının geç yazıldığını söyleyip konuyu saptırmanın anlamı yok. Kimse 'baraj yapmak sizin göreviniz' demiyor. Ancak içme suyunu temin etmek sizin sorumluluğunuzdaysa, yaz ayları gelmeden önce DSİ ile ortaklaşa ya da belediyemizin birimlerini, fen işlerini görevlendirerek barajdaki su seviyesini kontrol etmeniz ve buna göre önlem almanız gerekir. Bu önlemleri alırken misafir evinin önündeki kameralara güvenmek yerine, resmi yazıyla Devlet Su İşleri'ne bildirim yapmanız gerekiyor. Ben de resmi kurumdan gelmiş biriyim. Bize yarım saatlik bir görevlendirme dahi yapılsa, mutlaka resmi yazıyla bildirilirdi. Herhangi bir iş yapılacaksa, hiyerarşik düzen içerisinde üst ya da alt birimlerle resmi yazı yoluyla yapılırdı.Şimdi burada resmi yazıyı bu kadar küçümsüyor musunuz? Yapacağınız işi baştan sağlam alsaydınız, güvenlik kameralarına güvenmek zorunda kalmazdınız. Mayıs ayında bu tespiti yapabilir, yaz gelmeden önce bu işlerle ilgili adımları atabilirdiniz.Evet, Devlet Su İşleri'nin görevini belediye yapmak zorunda değil. Ancak belediyenin içme sularıyla ilgili sorumlu birimleri var ve bu birimler bu işleri yürütmekle görevlidir. Az önce Nihat Kendir arkadaşımız 'açsak yazı mı yazalım' dedi. Anladığım kadarıyla kendisi bürokrasiye ya da resmi kurumların işleyişine çok hkim değil. Evet, gerekiyorsa zamanında yazınızı yazarsınız, gelen cevabı değerlendirirsiniz. O zaman da sorumluluğun kimde olduğu netleşir: Devlet Su İşleri mi sorumluluğunu yerine getirmedi, yoksa belediye mi?Bu ayrım burada çok net bir şekilde ortaya konuldu. Teşekkür ederim' şeklinde konuştu.
'Bu Ülkenin Ormanlarının Gerçek Koruyucusudur'
Orman Köylüsü hakkında konuşan, CHP Belediye Meclis Üyesi, Mahmure Yavuz; 'Orman Genel Müdürlüğü tarafından, orman köylülerimizin örgütlü gücü olan kooperatifler eliyle yürütülen orman üretim ve kesim işlerine ait birim fiyatlar yaklaşık yüzde 40 oranında düşürülmüştür. Bu karar, Kastamonu'da binlerce orman köylüsünü ve kooperatifi ağır bir ekonomik ve sosyal mağduriyetle karşı karşıya bırakmıştır. Bu, basit bir idari düzenleme değil; orman köylüsünü yoksulluğa, göçe ve çaresizliğe mahkûm eden bilinçli bir tercihtir. Türkiye'de en fazla orman köyünün bulunduğu il Kastamonu'dur. Türkiye'de orman üretiminin bel kemiği Kastamonu'dur. Karda, yağmurda, sıcakta, soğukta; Dağda, yamaçta, canı pahasına çalışan orman köylüsü yalnızca bir üretici değildir. Orman köylüsü, bu ülkenin ormanlarının gerçek koruyucusudur. Ancak bugün gelinen noktada; aynı işi, aynı zorluklar ve hatta daha ağır koşullar altında yapan orman köylüsünün emeği, hiçbir makul gerekçe gösterilmeden adeta yarı yarıya değersizleştirilmektedir. Buradan açıkça söylüyorum: Orman Genel Müdürlüğü, orman köylüsünün emeğine el koymuştur. Bunun adı tasarruf değildir; alın terinin gaspıdır. Bugün geldiğimiz noktada akaryakıt fiyatları, işçilik maliyetleri, makine, bakım ve yedek parça giderleri, geçim şartları geçtiğimiz yıl göre daha da ağırlaşmıştır. Yani üretim şartları zorlaşmış, maliyetler artmıştır. Bu tabloda, üretim birim fiyatlarının düşürülmesini gerektirecek tek bir olumlu ekonomik gelişme yoktur. Orman Genel Müdürlüğü bu fiyat düşüşünü 'zarar' gerekçesiyle savunmaktadır. Ancak yapılan değerlendirmeler açıkça göstermektedir ki; ortada üretimden kaynaklanan bir zarar yoktur. Zararın temel nedeni, artan idari ve bürokratik giderlerdir. İdari tercihlerden kaynaklanan maliyetlerin bedelini; dağda çalışan, üreten, risk alan orman köylüsüne ödetmek ne adildir ne de vicdanidir. Kooperatifleri ve orman köylüsünü ekonomik olarak zayıflatmak, uzun vadede ormanların korunmasını, üretimin sürdürülebilirliğini ve kırsalda yaşamın devamını doğrudan tehlikeye atmak demektir. Aslen Kastamonulu olan Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı'ya buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Kastamonu'nun dağında çalışan, köyünü terk etmemek için direnen orman köylüsünün alın terinden elinizi çekin. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; orman köylüsünün, kooperatiflerin ve emeğin yanında olmaya, bu adaletsizliğin karşısında kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. Bu karardan derhal vazgeçilmelidir. Çünkü orman köylüsü ayakta kalmazsa; ne orman kalır, ne kırsal yaşam' ifadelerine yer verdi.
'Kastamonu, Türkiye'nin En Fakir Üç İlinden Biridir'
CHP Belediye Meclis Üyesi Ali Yılmaz ise; 'Kastamonu PTT Başmüdürlüğü'nün kapatılarak Ankara 4. Bölge Müdürlüğü'ne bağlandı. Bu karar Kastamonu'nun yıllardır maruz kaldığı ihmal ve geri plana itme politikasının yeni bir halkasıdır. TÜİK verileri açıkça göstermektedir ki Kastamonu, Türkiye'nin en fakir üç ilinden biridir. Gelir seviyesi düşük, genç nüfus göç etmek zorunda bırakılmış, istihdam olanakları sınırlı bir kentten söz ediyoruz. Böyle bir tabloda yapılması gereken; kamu kurumlarını güçlendirmek, hizmetleri yerinde ve etkin sunmak, devletin vatandaşla temas ettiği noktaları artırmaktır. Ancak iktidarın tercihi bunun tam tersi yönde olmuştur. Zaten yoksullukla, işsizlikle ve göçle mücadele eden bir ilin elindeki kamu imknlarının da çekilmesi, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır. PTT Başmüdürlüğü'nün kapatılmasıyla birlikte Kastamonu; bir kamu kurumu yönetim merkezini, nitelikli kamu istihdamını, kurumsal ağırlığını ve karar alma süreçlerindeki temsil gücünü kaybetmiştir. Kastamonu'nun sorunu merkezileştirme değil, yerinden yönetimdir. Kapatma değil, güçlendirmedir. Kastamonu, TÜİK tablolarında yoksulluğun adresi olarak anılmayı değil; üretimin, istihdamın ve kamusal hizmetlerin merkezi olmayı hak etmektedir. Bu karar, 'tasarruf' adı altında alınmış olsa da bedelini yine Kastamonulu ödemektedir. Ne yazık ki bu süreçte AK Parti'nin Kastamonu'daki temsilcileri şehrin haklarını savunmak yerine olan biteni izlemekle yetinmiştir. Yıllardır olduğu Ankara'da alınan bu karar karşısında tek bir itiraz yükselmemiş, tek bir sorumluluk üstlenilmemiştir. Bugün yaşanan bu tablo, Kastamonu'nun değil; kentine sahip çıkmayan, yetkisini ve görevini yerine getirmeyen siyasi anlayışın eseridir. Hepinizi saygıyla selamlıyorum' diye konuştu.
'Kızılay'a Bedelsiz Arsa Vermemiz Doğru Bir Yaklaşım Değildir'
Görüşmeler sırasında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Hasan Baltacı, arsanın bedelsiz devrine karşı olduklarını vurgularak; 'Bu iktidar bize bedava su dahi vermezken, bizim Kızılay'a bedelsiz arsa vermemiz doğru bir yaklaşım değildir. Böyle bir şey olmaz. Milli Emlak, belediyelere ait arsalar söz konusu olduğunda oldukça düşük bedellerle değerleme yapıyor. Ancak kendilerine ait, köyde ya da dağın başında bulunan bir arazi olduğunda neredeyse altın değerinde fiyatlandırmalar yapılıyor. Bu nedenle fiyatın yeniden değerlendirilmesi konusunda uyuşmazlık yaşandı ve yeniden değerleme talebinde bulunduk. Güvenliğimizi sağlayacak, görevimizi sağlıklı şekilde yerine getirmemize imkn tanıyacak, tamamen ihtiyaca yönelik bir araç olacaktır. Böyle bir alım yapılması hlinde, süreci sizlerle ve kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşacağız' dedi.
Öte yandan damperli kamyon ihtiyacının büyük bölümünün Fen İşleri Müdürlüğü ile KASKİ Müdürlüğü için olduğu belirtildi. Açıklamada, mevcut kamyonların çoğunun ekonomik ömrünü doldurduğu, sık bakım ve tamirat gerektirdiği ve bunun belediyeye iş gücü ve maliyet yükü oluşturduğu kaydedildi.
Kastamonu Belediye Meclisi'nde, Candaroğulları Mahallesi'nde belediyeye ait bir arsanın Kızılay'a devri konusu görüşüldü. Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün yazısı doğrultusunda ele alınan gündem maddesi, oy birliğiyle kabul edildi.
Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün ilgili yazısı kapsamında; şehir imar planında resmî kurum alanında kalan, mülkiyeti Kastamonu Belediyesi'ne ait Candaroğulları Mahallesi 3168 ada 31 nolu parsel, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un geçici 8. maddesi çerçevesinde değerlendirildi.
Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün ilgili yazısı kapsamında; şehir imar planında resmî kurum alanında kalan, mülkiyeti Kastamonu Belediyesi'ne ait Candaroğulları Mahallesi 3168 ada 31 nolu parsel, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un geçici 8. maddesi çerçevesinde değerlendirildi.