Bir Sözle Başladı, Bir Yıllık Emekle Hayata Geçti: 'Unutma Beni'
Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Elif Doğan, Alzheimer hastalarına yönelik Türkiye'de nadir örneklerinden biri olan özel bir etkinlik kitabı hazırladı.
Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Elif Doğan, Alzheimer hastalarına yönelik Türkiye'de nadir örneklerinden biri olan özel bir etkinlik kitabı hazırladı.
'Unutma Beni' adlı kitapla hem hastaların hafızasını desteklemeyi hem de hasta yakınlarının yalnız olmadığını hissettirmeyi amaçladığını belirten Doğan, çalışmanın çıkış noktasının bir hasta yakınının 'Annem çocuk değil, Alzheimer hastaları için özel bir kitap yok' sözleri olduğunu söyledi.
Yaklaşık bir yıl süren titiz bir hazırlık sürecinin ardından ortaya çıkan kitap, geçmiş anıları canlandıracak çizimler ve refakatçilere yönelik sohbet notlarıyla dikkat çekiyor.
Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Elif Doğan, Alzheimer hastalarına yönelik özel bir etkinlik kitabı yazdığını belirterek; 'Neyno Kültür Yayın Evi yazarlarından biriyim ve orada kitaplar yazıyorum. En son çıkan kitabımızın ismi Unutma Beni. Unutma Beni, Alzheimer hastaları için hazırlanmış özel bir kitap, bir etkinlik kitabıdır. Benim doktora danışman hocamın eşi Biray abla sağ olsun, annesi Alzheimer hastası. Bir gün telefonda konuşurken bana şunu söyledi: 'Alzheimer hastaları için hazırlanmış özel bir kitap olmadığı için çocuklar için hazırlanan etkinlik kitaplarını kullanıyoruz. Ama bu kitaplar çocuk kitabı, benim annem çocuk değil. Keşke Alzheimer hastaları için de özel hazırlanmış bir etkinlik kitabı olsa.' Bu fikir bana çok anlamlı geldi. Ben de ona 'Tamam Biray abla, bu iş bizde' dedim. Sonrasında yayın evi sahibimizle görüştüm. Böyle bir etkinlik kitabı hazırlayabilir miyiz diye sordum. O da bana 'Tabii ki yaparız' dedi ve sağ olsun tam destek verdi. Böylece ben çalışmaya başladım. Şimdi tabii ki bu kitabın hazırlanması için kişisel olarak bana ait yaşanmış bir hikye yok. Ancak Biray abla gibi çok sevdiğim insanların çevresinde annesi, babası Alzheimer hastası olan kişiler var. Dolayısıyla onların hikyesi de benim hikyem olmuş oluyor. Çünkü Alzheimer hastaları, sevdiğimiz insanların sevdikleri. Özel bir yaşanmışlığım yok ama şimdilik yok. Yarın öbür gün başımıza neler geleceğini bilemiyoruz. Belki de Allah ömür versin, yaşlandığımızda biz de Alzheimer hastası olabiliriz. Dolayısıyla hepimiz bir potansiyeliz. Aslında bu hastalığı kişisel algılamak gerekiyor' dedi.
'Bu Süreç Bir Yıl Sürdü'
Prof. Dr. Elif Doğan, Alzheimer hastalarına yönelik hazırladığı Unutma Beni kitabının yapım sürecinin yaklaşık bir yıl sürdüğünü belirterek; 'Kitabı hazırlama süreci yaklaşık bir yıl kadar sürdü. Çünkü kitabımızda noktalardan oluşan resimler var. Yani birden başlıyor, kişi iki, üç, dört rakamları sırasıyla tamamlayarak bir resim ortaya çıkarıyor. Bu, daha önce çocuklar için hazırlanmış kitaplarda olan bir resim çizme materyali aslında. Ben bunu yaşlılar için, Alzheimer hastaları için hazırladım. Etkinlik kitabında gördüğünüz her noktayı tek tek koydum, her çizgiyi tek tek oluşturdum. Bunu bir Word dosyasında, herhangi bir program kullanmaksızın tamamen manuel yaptım. Çok özendim. Dolayısıyla bu süreç bir yıl sürdü. Tabii ki bir yılın öncesinde de bu kitapta hangi resimleri kullanabilirim diye düşündüm. Resimler özel olarak seçildi. Hatta resimlerin üzerinde, sayfanın içerisinde refakatçiye notlarımız var. Bu refakatçi notlarını ne şekilde düzenlememiz gerektiğini düşündüm ki Alzheimer hastasına bakan kişi bir sohbet konusu açabilsin ve onunla sohbet edebilsin. Alzheimer hastaları daha çok neyi ve nasıl hatırlayacaklar, bunun çalışmasını yaptım. Bunun araştırmasını yaptım. Çok ciddi bir araştırma süreci oldu. Hangi resimleri ne şekilde sunmam lazım ki sadece resim çizmek olmasın, kişiler aynı zamanda geçmişe yönelik bazı hatıraları da hatırlayabilsin. Refakatçi de, yani yanında bulunan kişi, bu notlar sayesinde onunla sohbet edebilme imkanına ulaşabilsin istedim. Hazırlık süreci böyle ilerledi. Sonrasında kitabın hazırlanmasını tamamladık ve bir yılı doldurduk. Zor bir süreçti ama ilmek ilmek işledim, tek tek yaptım. Buna değdi çünkü sonunda çok güzel bir ürün ortaya çıktı. Bu kitabın hazırlanmasında beni en çok zorlayan nokta, hazırlık sürecinde neyi ne şekilde yapmak gerektiğini belirlemek oldu. Çünkü her resmi özellikle seçtim. Yani oradaki her resmin mutlaka bir manası var. Çizgiler birleştiği zaman ortaya çıkan bir çiçek resmi var, bir uçak resmi var, bir ev resmi var. Bunların hepsi kişinin geçmişine dair yaşadıklarını hatırlatabilmek adına özellikle seçildi. Örneğin kitapta sofralar var. 'En mutlu sofraları kimlerle kurdunuz?' diye düşündürsün istedim. Doğum günü pastaları var. 'Kaç tane çocuğunuz var? Çocuklarınızın doğum günlerini hatırlıyor musunuz?' gibi sorularla hafızayı desteklemeyi amaçladım. Kendi ailesiyle ilgili her şeyi unuttukları için, ailesine dair anıları yeniden canlandırabilmek adına bu resimler özenle seçildi' ifadelerine yer verdi.
'Her Gün Bir Nokta, Bir Çizgi, Bir Rakam Yerleştirdim Sayfalara'
Prof. Dr. Elif Doğan, kitabı hazırlarken en çok zorlandığı noktanın neyi nasıl sunacağını belirlemek olduğunu aktararak; 'Beni en çok zorlayan nokta da bu oldu. Yoksa manuel olarak yapmak elbette zor bir süreçti ama ne yapacağım belliydi. Her gün bir nokta, bir çizgi, bir rakam yerleştirdim sayfalara. Kolay değildi ama en azından yapmam gereken belliydi. Dolayısıyla beni en çok zorlayan şey, ne yapmam gerektiğini bulmak oldu. Alzheimer konusu zor ve duygusal bir konu. Kendimi motive ederken hep şunu düşündüm: 'Ben yaşlandığımda ben de bu halde olabilirim.' Yani onlar için bir şey yapmak istedim. Zaten çok uzun zamandır çocuklar için, yaşlılar için ve hayvanlar için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Yaşlılar için çok fazla bir şey yapamamıştım ama bu çalışma bana kısmet oldu, çok şükür. Zaten yapmak istediğim bir şeydi. Beni en fazla motive eden şey kendi geleceğim oldu. Ben de aynı duruma düşebilirim ve aynı şekilde ben de bir kitaba, bir kişiye ihtiyaç duyabilirim. Bunları düşünerek motive ettim kendimi. Alzheimer hastaları için ülkemizde maalesef çok fazla etkinlik kitabı hazırlanmış değil. Yazılmış kitaplar mutlaka vardır, ciddi çalışmalar da var. Ancak Alzheimer hastalarımız hl çocuk kitaplarını kullanıyorlar. Bu anlamda Alzheimer hastalarına yönelik hazırlanmış ilk etkinlik kitabı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Ben de buna imza atabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Ben bir kadınım, kadın bir yazarım. Dolayısıyla bu alanda üretim yapmak herkes için zor olabilir. Kadın olmanın zorluklarını da yaşadığımız çevrede biliyoruz. Ancak kitap yazma ya da kitap hazırlama konusunda kadın olmanın özel bir zorluğunu yaşamadım. Çünkü bu konuda kime danıştıysam herkes bana çok yardımcı oldu' değerlendirmesinde bulundu.
'Hastalık Söz Konusu Olunca Hiç Kimse Buna Hazırlıklı Olamaz'
Yayıncılık sürecinde kadın yazarların desteklendiğini ifade eden Prof. Dr. Elif Doğan ; 'Zaten yayın evimizde birçok kadın yazarımız var ve asla erkek yazarlardan ya da yayın evi sahibinden herhangi bir zorluk görmüyoruz. Her şey bizim için çok kolay ilerliyor. Her şeyden önce yayın evi sahibimiz hep arkamızda, hep destekçimiz. Bu yüzden sadece kadın olduğum için özel bir zorluk yaşamadım ve bu anlamda çok mutluyum. Kadınlar bu kadar zorluk yaşarken bu alanda hiç zorluk yaşamamak, hatta kapıların nezaketen açılması kendimi ayrıcalıklı hissettirdi. Bu konuda herkese teşekkür ediyorum. Tabii ki hastalık söz konusu olunca hiç kimse buna hazırlıklı olamaz. Ama ne kadar çok üretime geçersek, ne kadar çok şey yaparsak hazırlanma sürecimiz o kadar daha fazla olur. Ben Alzheimer hastaları için araştırma yaparken birçok şey öğrendim. Teorik olarak evet, artık daha fazla biliyorum. Ama hazır mıyım? Psikolojik olarak hiçbir zaman hazır olmayacağız. Kimse de hazırlanamaz. Ancak en azından ne olduğunu bilelim, bizim başımıza gelebileceğini bilelim ve buna karşı bir farkındalık oluşturabilelim. Bu bile hazırlık süreci için yeterlidir diye düşünüyorum. Çok fazla konuşulan bir konu değil. Eğer ben Alzheimer'la ilgili böyle bir etkinlik yapmasaydım, ben de bu konuya farkındalıksız bir şekilde yakalanmış olacaktım. Daha fazla konuşulabilir, daha fazla gündeme gelebilir' diye konuştu.
'Her Hasta Birbirinden Farklıdır, Her Hastalık Birbirinden Farklıdır'
Alzheimer'ın yalnızca hastayı değil tüm aileyi etkileyen zorlu bir süreç olduğunu ifade eden, Prof. Dr. Elif Doğan; 'Alzheimer hastalarına ve hasta yakınlarına yönelik en büyük eksiklik, onları çok iyi anlayamamamızdır. Çünkü her hasta birbirinden farklıdır, her hastalık birbirinden farklıdır. Her kişinin yaşadığı zorluk da oldukça farklıdır. Dolayısıyla biz hasta yakınlarına yönelik bu tür etkinlik kitapları hazırlayarak onları biraz daha rahatlatmaya çalışıyoruz. Tabii ki Alzheimer sadece bir hastalık olarak kalmıyor. Çok ciddi ve önemli bir süreç haline geliyor. Sadece kişiyi değil, yakınlarını ve ailesini de çok önemli bir şekilde etkiliyor. Hastalık olmaktan çıkıyor ve hayat şartlarını, hayat standartlarını değiştiren bir konu haline geliyor maalesef. Hasta yakınlarının zorlandığı anlar elbette farklı olabilir. Ancak birçok şeyi unutuyorlar, birçok şeyi kendi başlarına yapamıyorlar. Dolayısıyla hasta yakınları da bu anlamda çok büyük zorluklar çekmiş oluyor. Hepsi birbirinden farklı tabii ki. Yaşanan zorluklar kişiden kişiye değişiyor. Ancak bizler de bir şekilde destek olarak en azından sevgilerimizi göndermek durumundayız. Kitaba bakan, kitapla ilgilenen hasta yakınları sayfaları kapattığında ne hissedecek? Şunu hissetsinler istiyorum: 'Yalnız değiliz.' Evet, biz yakınımıza, annemize, babamıza destek oluyoruz, onlara bakıyoruz. Ama bizi de düşünen insanlar var. Biz bu mücadeleyi tek başımıza vermiyoruz' dedi.
'Çizimlerde Yaşanmışlıklar Var'
Kitabın Alzheimer hastalarının geçmiş anılarını canlandırmayı amaçladığını belirterek, çizimlerin her birinin yaşanmış hikyelere dayandığını söyleyen, Prof. Dr. Elif Doğan; 'Toplum duygusuz değil. Toplum katkısız değil. Elimizden geldiğince destek oluyoruz. Her ne kadar biz yaşamıyor olsak da yaşayan insanları anlayabilme halimiz var. O yüzden onların her zaman yanındayız. Kitapta gerçekten yaşanan hikyeler var. Yazı olarak değil ama çizimlerde yaşanmışlıklar var. Örneğin doğum günü resmi ortaya çıkacak. Alzheimer hastası kişi diyecek ki: 'Ben çocuğumun doğum gününü kutlamıştım.' Çünkü eskiyi daha net hatırlıyorlar. Yakın geçmişi daha zor hatırlıyorlar. Belki de şu an 40-50 yaşında olan çocuğunun ilk doğum günlerini hatırlayacak o yaşlılarımız. Dolayısıyla daha eskiye dönük hatıraları canlandırmasını istedim. Yakın zamana dair hatırlayabilmesi için de birçok resim koydum. Bu resimlerin hepsi ayrı ayrı bir hikye olacak. Ben Kastamonulu değilim. Ben aslında Çanakkaleliyim. Yedi yıldır Kastamonu'da yaşıyorum. Ancak Kastamonu'yu çok sevdim. Dolayısıyla kendimi Kastamonulu sayabilirim. Hatta birçok Kastamonuludan daha fazla savunabilirim bu şehri. Çünkü bu şehir bana çok güzel imknlar verdi. Çok güzel dostluklar verdi. Sevgi verdi. Ben burada huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşıyorum. İyi ki geldim. Geldiğim her gün şükrettim. Kastamonu'yu özellikle seviyorum. Bu imknı Kastamonu'da bulduğum için daha da mutluyum. Öncelikle hedefimiz yakın çevremiz. Yakın çevremizde Alzheimer hastası olan aileler varsa ilk amacımız onlara ulaşmak. Önce bizim çevremizdeki Alzheimer hastalarına destek olmak istiyoruz. Sonrasında kitabın büyümesini isterim. Çünkü Türkiye'de çok fazla örneğini bulamayacağımız çalışmalar bunlar. Çok emek isteyen işler. Bu ilk etkinlik kitabı. Bunu yapmış olmaktan gurur duyuyorum. Kastamonu'daki ailelerden sonra ülkemizdeki ailelere ulaşmasını çok isterim. Çocuk bakmak, bir kişiye refakat etmek çoğu zaman kadınların üzerine yüklenmiş bir görev gibi görülüyor. Ama erkeklerimiz de var. Az sayıda olsa da annesine babasına bakan, onlar için mücadele eden erkekler de var. Hepsine katkı sunmasını isterim. Kadınların tek görevi bir insana bakmak değil. Aynı zamanda ev işleri var, aileyi doyurmak var, çekidüzen vermek var. En azından onların bu zorlu sürecinde bu etkinlik kitabıyla bir destek sunabilmek istedik. Kadınlarımızın yükünü biraz hafifletmek istiyoruz ama erkekleri de unutmayalım. Çünkü çok ciddi fedakrlık gösteren insanlar var. Biz dışarıdan baktığımızda her şeyi olmuş bitmiş gibi görüyoruz. Ama o ailenin içinde neler yaşandığını bilemeyiz. Görünmeyen emekler çok fazla. Anlamamız lazım. Bu zorlu süreci yaşayan insanlara elimizden geldiğince destek olmalıyız' bilgisini paylaştı.
'Biz Onları Unutmadık'
Alzheimer hastalarına bakan ailelerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Doğan; 'Kitabı tek cümleyle özetlemek gerekirse aslında şunu söylüyoruz: Alzheimer hastalarımız unuttular. Birçok şeyi unutuyorlar. Ama biz onları unutmadık. Kitabın ismi de bu yüzden Unutma Beni. Onlar bizi unutma deseler de biz onları unutmuyoruz, unutmayacağız. Hep aklımızın bir köşesindeler. Kitap tek cümleyle böyle özetlenebilir: Unutulmadılar. Bunları bilmeleri gerekiyor. Alzheimer hastasıyla yaşayan kişilere ve ailelere vermek istediğim en önemli mesaj şudur: Bu çok zorlu bir süreç. Allah yardımcıları olsun. Hiç kolay değil. Maalesef gittikçe ağırlaşan bir sürecin içinde yaşıyorlar. İşleri gerçekten kolay değil. Onlar bütün emeklerini sarf ediyorlar. Ama ben ailelerden ziyade çevrelerine mesaj vermek istiyorum: Lütfen bu ailelere destek olun. Çünkü hiç kolay bir şey yaşamıyorlar. Alzheimer hastasıyla ilgilenen kişiye elinizden geldiği kadar destek olun ve onları anlayın. Bu süreç psikolojik olarak yıpratan bir süreçtir. Maddi ve manevi olarak her şekilde yıpratıcıdır. Herkes elinden ne geliyorsa mutlaka yapmalıdır. Çünkü insanız ve insanlar birbirlerini unutmamalıdır. Her zaman destek olmalıyız. Bu fırsatı verdiğiniz için de teşekkür ederim. Alzheimer benzeri toplumsal sağlık konularımız elbette çok fazla. Biz Alzheimer ile başladık. İlerleyen dönemlerde diğer ağır geçen süreçler için de mutlaka bir şeyler yapmak isterim. Elimden geldiğince, bilgimin yettiğince, fırsatım oldukça her şeyi yapmak isterim. Bu etkinlik kitabının devam ettirilmesi, set haline getirilmesi ya da yeni çalışmalar eklenmesi gibi güzel planlarımız var. Sadece Alzheimer için değil, başka konularda da bir şeyler yapabilmeyi çok isterim. Umarım Allah bana güzel bir ömür verir. Böylece ben de onlar için daha fazla şey yapabilirim. Şöyle ki, bu sadece çocuklar için hazırlanan kitaplardaki resimler gibi değil' dedi.
'Burada Bilimsel Bir Altyapı Var'
Prof. Dr. Elif Doğan, içerikte yer alan her görselin Alzheimer hastalarının hafızasını desteklemek amacıyla bilimsel bir temele dayandığını söyleyerek; 'Burada bilimsel bir altyapı var. Bu resmi neden çiziyorsunuz? Bunun cevabı var. Orada neden bir uçak resmi var? Çünkü yaptığı seyahatleri hatırlatabilsin diye. Orada neden bir çiçek resmi var? Orada neden bir yemek resmi, bir tencere resmi var? Neden sebzelerin resimleri var? Neden büyüklü küçüklü karşılaştırmalar var? Bunların hepsinin bir sebebi var. Bu basit bir kitap değil. Alzheimer hastalarına destek sağlayacak özel bir kitap. O yüzden bakış açılarını buna yönelterek değerlendirmelerini isterim. Etkinlik kitabımızın kapak resmi de çok özel oldu. Bir kitap hazırlandığında kapakta da bir görsel kullanıyorsunuz. Birçok fikir düşündük. Sonra dedik ki neden başka yerlerde arıyoruz? Biray ablanın annesi Alzheimer hastası. Zaten kitabın çıkış noktası da bu. Dolayısıyla kitabı daha özel hale getirebiliriz diye düşündük. Biray Hanım'a ulaştık. Annesinin fotoğrafları vardı bende. Bu fotoğrafları kullanmak için izin istedik. Hem kendisi hem kardeşleri izin verdiler sağ olsunlar. Dolayısıyla ön kapakta gördüğünüz o güzel kadın Biray Hanım'ın annesi. Kitap bittikten hemen sonra kendisine gönderdik. O da çalışmalarına başladı. Bu şekilde kitap daha da duygusal bir anlam kazandı. Arka kapakta da bir görselimiz var. Bu, Biray Hanım'ın eşi yani benim doktora danışman hocam Zafer Okumuş'un fotoğrafı. Karartılmış bir figür şeklinde yer alıyor. Ama bu bir veda değil. Bu, yeni yolculuklara çıkıldığının bir işareti olsun diye kullanıldı. Ön kapakta el ele tutuşan bir resim var. Bu da şu mesajı veriyor: 'Biz elimizi sizin üzerinizden çekmeyiz. Sizi unutmayız. Her zaman yanınızdayız.' Saat detayı da zamanla ilgili bir anlam taşıyor. Zaman ne olursa olsun, biz her zaman yanınızdayız demek istedik. Bu görsellerin hazırlanmasında yayın evi sahibimiz Çetin Demirci'ye özellikle teşekkür ediyorum. Yapmak istediğimiz her şeyi yaptık. İçimizde hiçbir şey kalmadı. Çok büyük desteği oldu. Biz ne istiyorsak yapabilmek için uğraştı. Tek tek uğraştı. Her şeyde çok emeği var. Daha önce yazılmış kitaplarım da var. Psikolojik polisiye kitaplarım var. Kitap kapaklarında ya kendi çizimlerimi kullanıyorum ya da özel fotoğraflar kullanıyorum. Örneğin Eylül'de Kaybolanlar kitabında Hatay'da çekilmiş bir fotoğraf vardı. Depremde o binalar maalesef yok oldu. O fotoğraf benim için çok özeldi. Ölümün Gizli Elleri kitabında bir tünel fotoğrafı var. O da öğrencimin fotoğrafıydı. Yani kullandığım her görselin mutlaka bir manası var. Hiçbir şeyi boşu boşuna eklemedim. Yazılan her cümlenin, konulan her fotoğrafın mutlaka bir hikyesi var. Bu yüzden yaptığım işler, yazdığım kitaplar bizim için çok özel hale geliyor. Neyno Kültür Yayın Evi yazarlarından biri olduktan sonra hayallerimi gerçekleştirme fırsatı buldum. Çoğu hayalimi gerçekleştirdim ve kendi potansiyelimi fark ettim. Yapabildiğim birçok şey varmış ama farkında değilmişim. Bu konuda çok mutluyum. Neyno Kültür Evi'ne girdim ve hayatım değişti' şeklinde konuştu.