CHP PM Üyesi Berhan Şimşek: 'İsteseydik Kurultayı İptal Ettirebilirdik'

CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek, yaptığı basın açıklamasında kurultay süreci ve 'mutlak butlan' tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek, yaptığı basın açıklamasında kurultay süreci ve 'mutlak butlan' tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şimşek, CHP yönetimine yönelik eleştirilerinin yanı sıra ekonomi, tarım, dış politika ve siyasi etik konularına değinerek partide arınma ve şeffaflık çağrısı yaptı.

'Mutlak Butlan Veya Tedbir Kararının Sebebi Biz Değiliz'

CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek, kurultay süreci ve 'mutlak butlan' tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, 'Yaşananları biliyorsunuz. Ben o tarafı bir kez daha anlatmayacağım. Ancak kısaca değinmekte de fayda var. Biz, yaşananlardan sonra Türkiye genelinde 2-3 aylık bir zaman dilimi içerisinde hiç de kolay olmayan bir işi başardık. 81 il başkanımızı görevlendirdik. 81 ilin 77'sinde kadın kolları başkanlarımızı ve gençlik kolları başkanlarımızı görevlendirdik. Fakat çok kötü bir tablo devraldık. Birincisi, sosyal, psikolojik ve fiziki olarak ilçeler bitirilmiş, iller bitirilmişti. Hiçbir şekilde bilgisayar, televizyon, koltuk kalmamıştı. Hatta üç kuruş, beş kuruş paralarına da el konulmuştu. Yani yeniden bir parti kuruyor olsanız, bu durum daha dinamik olabilir. Bu koşullar içerisinde, başta Sayın Genel Başkanım olmak üzere, bütün örgütün, Sayın İl Başkanımın, Genel Başkanımın ve arkadaşlarımın bilgisi dhilinde en önemli anlayışımız şuydu: Arınmak, ahlaki ve vicdani bir yolculuğa çıkmak. Türkiye'de siyaset, maalesef özellikle 12 Eylül sürecinden sonra çok kirlendi. Fakat bu kirlenme son yıllarda daha da arttı. Ahlaksızlığın kurumsallaştığı bir döneme gelindi. Bütün renkler kirlenince önceliği beyaz alır. Maalesef biz de bunu yaşadık. Cumhuriyet Halk Partisi'nin var olduğu süreçte, bir kurultayda para-pul işlerinin döndüğü görülmemişti. Bunu bir iki cümleyle arz etmek istiyorum. Şimdi bize, 'Mutlak butlan veya tedbir kararının sebebi sizsiniz.' diyorlar. Biz değiliz. Eğer isteseydik, kurultayın yapıldığı 4-5 Kasım akşamı kurultayı iptal ettirebilirdik. Bunu bizim gücümüzle değil, seçim kanununun ve kongreler yönetmeliğinin amir hükümleriyle yapabilirdik. Kongreler ve kurultaylarla ilgili hükme göre divan başkanı seçilen kişi, seçim bitene kadar divanı terk edemez. Ekrem Bey divan başkanıydı. Divanı terk etmeyi bırakın, Ankara'nın Çankaya'sına gitmek yerine İstanbul'da maraton koşmaya gitti. İkinci olarak, seçim birinci turda sonuçlanmazsa üç saat arayla ikinci tura geçilmesi gerekirken 45 dakika arayla geçildi. O 45 dakika içerisinde de manipülasyon yaptılar. Sayın Kılıçdaroğlu'nun ayrılacağını, istifa ettiğini söylediler. Biz bu iki konuyu seçim kuruluna götürseydik kurultay iptal edilirdi. Ben o akşam Sayın Genel Başkan'la beraber evimdeydim. Kendisine durumu anlattım. 'İstersek bu kurultayı iptal ettirebiliriz. Bu bizim yasal hakkımız.' dedim. 'Hayır, böyle bir şey olamaz. Cumhuriyet Halk Partisi'ne böyle bir leke getiremeyiz.' dedi. Hepinizin de bilgisi dhilinde, 2 gün sonra Sayın Özgür Özel'e genel merkezde makamı teslim etti. Makamı teslim ederken de 3 belediye başkanının ismini verdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı da bunlardan biriydi. Sayın Genel Başkan, geçen gün televizyonda da anlattı. Beşli çeteyle ilişkileri, yolsuzluk ve hırsızlık iddiaları bulunan bu kişilerin parti yönetiminde olmaması gerektiğini ifade etti. Birincisi bu. Yani kurultayın iptali ve mahkeme meselesinde bizim bir dahlimiz yoktur. Kendi aralarında, tırnak içinde kendilerini 'değişimci' olarak ifade edenler, birbirlerine düştüler. Kavga neydi? Sen beş koyun almışsın, ben bir koyun almışım. Yani malı götürme meselesi. Birbirlerine tweet attılar, birbirlerine hakaret davaları açtılar. Bursa'da dava açıldı. Savcı ve başsavcı, olayın geçtiği yerin Bursa değil Ankara olduğunu söyledi. Ankara'da dava açıldı ve süreç devam etti. Bizim bu süreçte hiçbir dahlimiz yok. Daha sonra davacı olanların hepsi, kurultayda avantayı alıp Özgür Bey'e oy veren kişilerdi. Davacılardan bahsediyorum. 152 kurultay delegesinin iradesinin sakatlandığı iddia edildi. 36. Hukuk Dairesi, istinafın gerekçeli kararında, bu sakatlık nedeniyle 38. kurultayın kadük, yani yok hükmünde sayılabileceğini belirtti. Bizim burada, inanın, ne Kemal Bey'in ne benim ne de diğer arkadaşlarımızın bir dahli var. Biz davacı bile değiliz, şahit bile değiliz. Gerekçeli kararda bunlar yazıyor' dedi.

CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek, tedbir kararı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında yapılması önerilen görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulunarak, Kılıçdaroğlu'nun öneriyi kabul ettiğini ancak Özel'in kabul etmediğini öne sürdü.

Açıklamalarına devam eden Şimşek, 'Kurultaya gitmek mümkün değildir. 38. kurultay delegelerinin durumu, biraz önce de ifade ettiğim gibi, mahkemenin gerekçeli kararıyla tartışmalı hle gelmiştir. Aynı delegelerle yeniden kurultaya gitmiş olsak ne olacaktı? Bir parti üyesi savcılığa suç duyurusunda bulunsa, daha önce 36. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu karar nedeniyle yine iptal edilmesi gündeme gelecekti. Bu da geçerli bir sebep değildi. 'Parti kurultaya gitmezse kapanır.' diyorlar. Böyle bir şey yok. İnsanları bu şekilde manipüle ettiler. Çünkü hukukta mücbir sebepler vardır. Mücbir sebepten dolayı süre durur ve burada da sürenin durduğu değerlendirilmektedir. Yargıtay kararından sonra kurultaya gitmezsek sıkıntıya düşebiliriz. Ancak bu da tek başına geçerli bir sebep değildir. Sonra Sayın Özgür Özel, 'Gelin, 2 milyon üyemizle ön seçim yapalım.' dedi. 2 milyon, düzeltiyorum, örgüt üyemiz var. Üyelerle beraber ön seçim yapalım. Peki, acele ne? Kemal Bey'in döneminden sonra 600 bin üye olmuş. Bu 600 bin üyeyi senin döneminde kazanmışız. Sokak, cadde, halk seni destekliyorsa beklersin. 3 ay sonra, 4 ay sonra, kurultayı yapacağız. Gelirsin, kantara çıkarsın. 'Nasıl olsa bu işi yaparım' diyorsan o zaman seçilirdin. Bunu da kabul et. Bana göre bu, içi boş bir söylemdi. Sadece hamaset yapmak, 2 medya kanalı üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü ve seçmenini manipüle etmek, konsolide etmek amacı taşıyordu' diye konuştu.

'Bu Arkadaşlara Parti Kurdurdular!'

Kurultay sürecine ilişkin 'meşruiyet' tartışmalarına değinen Şimşek, 'Bize 'siz mutlak butlancısınız' diyorlar. Butlan, yok hükmünde demektir. 38. kurultay hakkında tedbir kararı vererek onu yok hükmünde sayan 36. Hukuk Dairesi, beni de Kemal Bey'i de atamadı. 38. kurultay yok hükmünde olduğu için ben, örgütün ve genel başkanın seçmiş olduğu 37. kurultayın delegeleri tarafından seçilmiş bir Parti Meclisi üyesiyim. Sayın Genel Başkan da 38. kurultay yok sayılınca 37. kurultaydan gelen Parti Meclisi üyeleri ve genel başkanlık görevi üzerinden değerlendirilmektedir. Şimdi bize, 'Meşru değilsiniz.' diyorlar. Peki, ben meşru değilsem Özgür Bey'e şunu soruyorum: Özgür Bey, siz bugün Manisa milletvekilisiniz. Manisa milletvekili olmanız için Yüksek Seçim Kuruluna hangi dönemin Parti Meclisi üyelerinin imzalarıyla başvurdunuz? Bizim imzamız, 37. kurultay delegelerinin seçmiş olduğu Parti Meclisi üyelerinin imzasıdır. Eğer ben yok hükmündeysem, meşru değilsem sen de değilsin. İşleri büyük bir manipülasyonla buraya getirdiler. Oturup doğruyu konuşmak güzel şeydir. Ben doğru oturuyorum, doğruyu söyleyeceğim. Bu arkadaşlar parti kurmadılar; bu arkadaşlara parti kurdurdular. Çünkü bu arkadaşları 2022'den beri görevlendirdiler. Amaç, Cumhuriyet Halk Partisi'ni siyaseten etkisiz hle getirmek, siyasetin içinden soyutlamak ve meydanı boşaltmaktı. Kim söylüyor bunu? FETÖ'nün çocukları söylüyor. Emre Uslu söylüyor. Lütfen YouTube kanallarını izleyin. 3 hafta önceki yayınında 'Partiyi biz mi öldürdük?' dedi. Basit bir şey söyleyeyim: Lütfen internete girip bakın. New York'ta ve Washington'da 20 araç 'Free İmamoğlu' yazısıyla dolaşıyor. Bu araçlar giydirilmiş. Ben televizyon programında söyledim. Eğer Ekrem Bey'i çok seven, ona saygı duyan biri bu araçları giydirdiyse Amerika'da bir alışveriş yapsanız bile fatura alırsınız. Bunu kim yaptıysa faturasını bize göndersin. Sorun şu: Bu fatura ortada yok. Peki, yoksa Amerika'da 20 aracı dolar ödeyerek giydirip dolaştıranlar kim? Kim olabilir? Bu arkadaşların niyeti Cumhuriyet Halk Partisi'ni aşağı çekmek. İki kanal üzerinden de manipülasyon yaptılar' ifadelerini kullandı.

CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek, örgüt çalışmalarını 2 buçuk ay içerisinde büyük ölçüde tamamladıklarını belirterek, mahalle seçimlerinin ardından ilçe ve il kongreleri ile kurultayın gerçekleştirileceğini söyledi. Şimşek, çalışmaların ardından seçmene ve sokağa yönelik faaliyetlere ağırlık vereceklerini ifade etti.

Şimşek'ten Yeni 'Ahbap' Partisi Vurgusu

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, 'NATO'yla ilgili konuyu biliyorsunuz. Çerçeve kanunla ilgili, Terörsüz Türkiye'yle ilgili meseleyi biliyorsunuz. Bununla ilgili bir örnek vereyim. Terörsüz Türkiye çerçeve kanunu gündeme gelmeden bir hafta önce Sayın Genel Başkan basın toplantısı yaptı ve 'Biz destek veriyoruz, tereddütsüz. Ancak 2 şartımız var. Birincisi, PKK'nın silah bıraktığı devlet yetkilileri tarafından teyit edilecek ve imzalanacak. İkincisi, üniter yapı korunacak. Vatanın bölünmez bütünlüğü ve üniter devlet yapısı güvence altına alınacak. Bunlar olacaksa evet diyeceğiz.' dedi. Genel Başkan'ın yaklaşık 12 maddeyle açıkladığı hususlar, daha sonra 14 maddelik düzenlemeyle karşılaştırıldığında Kemal Bey'in söylediklerinden alıntılar yapıldığı görüldü. Kemal Bey bunları söylerken Özgür Bey ne dedi biliyor musunuz? Onlara Yeni Ahbap Partisi'nin yöneticileri diyeceğiz herhalde, 'Diğer milletvekilleri istediklerini söylesinler.' dedi. Çünkü ikisi de aynı sosyal tabana oturan bir anlayışla geliyor. Peki, hani sen kitle partisiydin? Türkiye bölgeli bir devlete ayrıldığında bizim haberimiz mi olmayacak? Yani diyor ki Sezgin Tanrıkulu gidecek Diyarbakır'da 'Kürtlere özgürlük' diyecek; Tekirdağ ve Edirne milletvekilleri de gidip 'Türklere özgürlük' diyecek. Böyle bir şey olabilir mi? Ben 91 milletvekiliyle ikinci ana muhalefet partisiyim. Ana muhalefet partileri kitle partisi olur; illerin veya bölgelerin partisi olmaz. Bu anlayış içerisinde bir yapı var karşımızda. 775 milyonluk malum güdümlü medyaya para dağıttılar. 740 milyon, bize küfür etsinler diye 34 bin tek hesaba para dağıttılar. Bunların faturaları bizde var. Sırf bize küfür etsinler diye. Geldiğimiz nokta bu. Bu durum tabii ki iktidarın işine geliyor. İktidar 2 yıldır… Sabah kalkıyoruz, Ekrem; akşam yatıyoruz, Özgür. Akşam yatıyoruz, tedbir; gündüz kalkıyoruz, butlan. Türkiye yangın yerinde. Ben, il başkanlarımızı görevlendirdikten sonra bugün 15'inci ya da 16'ncı il ziyaretimdeyim. Halkla beraberiz, sorunları görüyoruz. İşçinin durumu böyle, çiftçinin durumu böyle, esnafın durumu böyle, sanayicinin durumu böyle, öğrencinin durumu böyle, emeklinin durumu böyle. Türkiye yangın yerinde. Büyük bir ekonomik buhran yaşıyoruz; yalnızca ekonomik kriz değil. Anadolu'nun bu güzel kentlerinde yaşayanlar, hiç değilse eş dost dayanışmasıyla hayatlarını idame ettiriyorlar. Büyük şehirler yangın yerinde. İşte yaşadıklarımızı görüyorsunuz. Bir ton kriz ortaya çıktı. Neyi konuşalım? Bir denetim mi var? En masum kurum olarak görülen Futbol Federasyonu bile iflas etmiş vaziyette. Denetim yok. SPK nerede? BDDK nerede? Borsa İstanbul, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası nerede? 180 yatıracaksın, 130 yatıracaksın, 2 milyar 200 milyon para… Patlamasa bu. Ellerinde sürekli duaya açık… Ben iman etmiş, inanan bir insanım. Bizim bakışımız şu: Yunus'un deyişiyle, 'Cennette değil, üç beş köşk; isteyene ver onu, bana seni gerek seni!' İmanımızla, dinimizle, yerliliğimizle, milliliğimizle bizi kandıracaksınız; bir avuç azınlık, iktidar ve bürokrat oligarşisiyle beraber Türkiye'yi soyacaksınız. İsimleri açıklayamıyorlar, çünkü kendilerine değecek. En yakınları, nefes kadar yakınları işin içinde. Kara paranın, kayıt dışı paranın olduğu yerde üç şey vardır: siyaset, yargı ve emniyet. Bu işte de yine üç şey var: bürokrat, siyaset ve finans yapısı. Yazık, günah değil mi? Borsa yüz milyarlarca dolar değer kaybetti. Yüz milyar dolar! Peki, soyulanlar kim? Fakir fukara. Hani Tayyip Bey 'fakir fukara, garip gureba' diyordu? Hani nerede fakir fukara? Beşli çetelerle kol kola geziyorsunuz. Halk size oy verdi, siz başkalarını zengin ettiniz, mutlu bir azınlık yarattınız. Bu işlerin düzelebilmesi için, değerli basın mensubu arkadaşlarım, 2 şey çok kıymetli. Birincisi, 4734 sayılı İhale Kanunu'nun değişmesi lazım. Bu kanun 209 kez değiştirildi. Ama neye göre? Yapacağı ihaleye göre değiştirildi. Ahmet mi Kuşadası Limanı'nı alacak? Ona göre. Pendik Limanı'nı o mu alacak? Ona göre. Gerçekten Avrupa'nın ve gelişmiş demokrasilerin standartlarında bir ihale kanunu çıkarılması lazım. 21 ve 21/F'ye göre davetiye usulü ihale yapılmaması lazım. Bu ihale kanunu bu şekilde kaldığı sürece her belediye başkanı potansiyel rüşvet alan, her iş yapan adam da potansiyel rüşvet veren olarak görülür. İkincisi, benim arkadaşlarıma da takdim ettiğim siyasi etik ve ahlak yasasıdır. Arkadaşlarımın da benim çalışmamla beraber Meclise sunduğu bir yasa teklifi var. Biz milletvekili olduk arkadaşlar. Bize bir zarf verdiler, 'Mal varlığınızı yazın.' dediler. Yazdık. Aradan dört yıl sekiz ay geçti, milletvekilliğimiz bitti. Bana kimse 'Bu mal varlığını yazdın da şimdi neyin var?' diye sormadı. Çünkü baştakiler çok şey götürdüğü için bana da soramıyorlar. Siyasi ahlak ve etik yasası çıkmadan Türkiye'de siyaset düzelmez. Bu nasıl olacak? Milletvekilleri, il başkanları ve meclis üyeleri birinci ve ikinci derecedeki mal varlıklarını açıklayacaklar. Göreve geldiklerinde beyan edecekler, ayrılırken de neyin var neyin yok yeniden beyan edecekler. Biz bu yasayı daha önce teklif ettik' diye konuştu.

CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek, konuşmasında Mekke Antlaşması ve Türkiye'nin dış politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Antlaşmanın TBMM'ye getirilmeden imzalandığını öne süren Şimşek, Türkiye'nin olası bölgesel çatışmalardaki rolüne dikkat çekerek, 'İran'la Suudi Arabistan arasında bir savaş çıktığında biz de o işe girersek ne olur?' diye sordu.

İslam dünyasındaki mezhepsel ayrışmalara da değinen Şimşek, bu durumun bölge ülkeleri arasındaki birlikteliğe zarar verebileceğini savundu. Söz konusu anlaşmaların Meclis'te yeterince tartışılmadığını ileri süren Şimşek, dış politika kararlarının kamuoyu ve TBMM önünde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

'Yeni Ahbap Partisiyle Mi Uğraşalım, İktidarla Mı Uğraşalım?'

Hayat pahalılığına dikkat çekerek iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Şimşek, 'İlleri geziyorum. Sındırgı'da çiftçi abime, Balıkesir'de soruyorum: 'Domates kaç para?' Tarlada 3 lira. Hanımefendilere sordum, Kastamonu'da 60-70 lira. E savaş var. 25 yıldır mı savaş var? 2002'de iktidara geldiğinizde enflasyon yüzde 27,7'ydi. Geldiğinizden beri satmadığınız yer kalmadı. Satmadığınız son yer karayolları kaldı; oraları da satacağız. Şimdi buradan bakınca arkadaş, biz Özgür'le mi uğraşalım, Yeni Ahbap Partisi'yle mi uğraşalım, iktidarla mı uğraşalım, siyaset mi üretelim? Bunlar son konuşmalarımız. Biz siyaset üreteceğiz; ülkenin eğitimiyle, sağlığıyla ilgili çalışmalar yapacağız. Bakın, Kemal Bey'in 2026 Ekim'inde belediye başkanlarına söyledikleri var. Zamanınızı almayayım. 'Bir belediye başkanı nasıl olmalı?' diye anlatıyor. 'Bunu asın duvarınıza, 10 günde bir okuyun.' diyor. Dürüst olacak, parti gözetmeyecek, ihalelerini şeffaf yapacak, Sayıştay denetimine ve müfettişlere açık olacak. İhaleleri şeffaf biçimde yapacak, vatandaş da izleyebilecek. Şunu ifade edeyim: Kemal Bey 13 yılda Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yönelik açılan dava sayısının 5 olduğunu söylüyoruz. Aziz Başkan döndü, Yılmaz Büyükerşen döndü, diğerleri döndü. Yeniden seçildiler. Gezi sürecinde de bir kişi yeniden belediye başkanı seçildi. 3 yılda, 42 dava açılmış, operasyon yapılmış. 38 veya 36 belediye de AK Parti'ye geçmiş. Herhlde bunu Kemal Kılıçdaroğlu yapmadı. Bu belediye başkanlarını kim seçti? Bu meclis üyelerini kim seçti? Adalar'da 10 belediye meclis üyemiz, 2 AK Parti üyesi var. Meclis seçiminde AK Parti orayı aldı. Ataşehir'de de… Ama biliyor musunuz, meclis üyelerinin hiçbiri Cumhuriyet Halk Partili değil. Ataşehir'de istifa edip AK Parti'ye geçen altı kişi var. Bunlardan biri CHP'den geldi. Sayın Ekrem İmamoğlu'nun bürokratlarının yüzde 95'i Cumhuriyet Halk Partisi'yle alakası olmayan bir kadrodan oluşuyor' dedi.

CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek, konuşmasında siyasi ahlak ve şeffaflığın önemine dikkat çekerek, partinin arınma ve temizlenme sürecinden geçmesi gerektiğini söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik övgü dolu ifadeler kullanan Şimşek, siyasi etik yasasının önemini vurgulayarak Siyasi Partiler Kanunu, Milletvekili Seçimi Kanunu ve İhale Kanunu'nda değişiklik yapılması gerektiğini ifade etti.

CHP'nin yalnızca parti örgütünün ve seçmenlerinin değil, 86 milyonun partisi olduğunu belirten Şimşek, 'Ben Türkiye'yim. Mustafa Kemal Atatürk'üm ben.' sözleriyle birlik ve beraberlik mesajı verdi. Şimşek, mahalle ve ilçe seçimlerinin ardından kurultaya gideceklerini belirterek, 'Bagajı boş, pırıl pırıl bir kadroyla yolumuza devam edeceğiz' dedi.

'Türkiye'nin Yüzü Üretime Dönük Olmalı'

CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek, Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, planlama eksikliğinin özellikle Batı Karadeniz'deki potansiyelin yeterince değerlendirilememesine neden olduğunu söyledi. Türkiye'nin sanayi ve eğitim yatırımlarının ağırlıklı olarak Marmara Bölgesi'nde yoğunlaştığını belirten Şimşek, tarım, hayvancılık ve istihdam alanlarında bölgesel ihtiyaçlara uygun politikalar geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bodrum gibi yaz aylarında nüfusu önemli ölçüde artan yerleşimlerin mevcut nüfus üzerinden ödenek almasını eleştiren Şimşek, belediyelerin hizmet planlamasında mevsimsel nüfus hareketlerinin de dikkate alınması gerektiğini dile getirdi. Çankırı ve Batı Karadeniz'in tarım ve hayvancılık potansiyeline dikkat çeken Şimşek, üreticilerin veteriner hekimler, ziraat mühendisleri ve tarımsal girdiler konusunda desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

'Kastamonu'da Genç Nüfus Göç Ediyor'

Kastamonu'da genç nüfusun göç ettiğini ve tarımla uğraşanların yaş ortalamasının yükseldiğini belirten Şimşek, üretimde sürdürülebilirliğin tehlikeye girdiğini savundu. Sındırgı'da tarlada 3 liraya satıldığını söylediği domatesin Kastamonu'da 60 liraya ulaştığını örnek gösteren Şimşek, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekti. Türkiye'nin üretime yönelmesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, Çin'in yüksek teknoloji alanındaki gelişimini örnek göstererek Türkiye'nin çip, robot ve otomobil gibi alanlarda daha fazla üretim yapması gerektiğini ifade etti.

'Mesleki Eğitim De En Az Üniversite Kadar Önemli'

Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, üniversite mezunu sayısının artmasının tek başına yeterli olmadığını belirtti. Mesleki eğitimin önemini vurgulayan Şimşek; elektrikçilik, marangozluk, tornacılık ve süt ürünleri üretimi gibi alanlarda nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Mesleki eğitim alan kişilerin yurt dışında da istihdam imknı bulabileceğini ifade eden Şimşek, eğitim politikalarının üretim ve istihdam ihtiyaçlarıyla uyumlu olması gerektiğini kaydetti.

Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesine de değinen Şimşek, çiftçilere millî gelirin yüzde 1'i oranında destek verilmesini öngören düzenlemenin uygulanmasına ilişkin eleştirilerde bulundu. Bu yıl çiftçilere ödenmesi gereken tutarın yaklaşık 700 milyar lira olduğunu düşündüğünü belirten Şimşek, ödenen desteğin ise 168 milyar lira seviyesinde kaldığını öne sürdü. Şimşek, çiftçilere verilen desteklerin yetersiz olduğunu savunarak tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için üreticilerin hak ettikleri destekleri alması gerektiğini dile getirdi.

'Gençler, Bu Ülkeye Sahip Çıkın'

Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Şimşek, ülkenin geleceğinde gençlerin önemli sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini söyledi. Gençlere siyasi görüş ayrılıklarının ötesinde özgürlük, insan ve vicdan odaklı hareket etme çağrısında bulunan Şimşek, 'Bu koltuklara siz gelin, siz yönetin. Solcu, sağcı, futbolcu demeyin. Özgürlüğün peşinden koşun. İnsanın peşinden koşun. Vicdanın peşinden koşun.' ifadelerini kullandı.

Siyasi partilerin toplumda husumet ve kutuplaşma oluşturduğunu savunan Şimşek, farklı siyasi görüşlere sahip insanların bir arada yaşayabildiğini belirterek, siyasi tartışmaların düşmanlık üzerinden yürütülmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Özel Haber

Bakmadan Geçme