Kültürün İzlerini Taşıyan Mest

Klas Ayakkabı İş Yeri Sahibi ve Tamircisi Mehmet Tunca, Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan mestin tarihini ve yaşatılma çabalarını anlattı.

Klas Ayakkabı İş Yeri Sahibi ve Tamircisi Mehmet Tunca, Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan mestin tarihini ve yaşatılma çabalarını anlattı.

1999'dan bu yana mesleğini sürdüren Tunca, mestin hem günlük kullanım hem de kültürel miras açısından önemine dikkat çekti. Ancak ustanın en büyük kaygısı, genç neslin bu geleneksel zanaata ilgisinin az olması ve mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması.

Mest hakkında konuşan, Klas Ayakkabı İş Yeri Sahibi ve Tamircisi Mehmet Tunca; 'Mest bizim kültürümüzde gerçekten çok önemli bir şey. Ben 1999'dan beri bu işle uğraşıyorum. Yani neredeyse çeyrek asır oldu. O zamanlar daha çok gelenek vardı, mest giyen insanlar fazlaydı, ama şimdi ne yazık ki sayıları azaldı. Mest genellikle deriden yapılıyor. Hafif oluyor, ayağı güzel sarıyor, dayanıklı ve rahat. Yumuşak ve esnek olduğu için ayağınıza tam oturuyor. Bizim kültürümüzde özellikle geleneksel kıyafetlerle çok uyumlu oluyor. Düğünlerde, özel günlerde, bazı dini uygulamalarda insanlar hl mest giyiyorlar. Mest aslında ayakları ve bilekleri kapatan bir giysi. Bizim yaptığımız deri mestler, ayağı bileklere kadar sarıyor ve çoğu zaman su geçirmez oluyor. Deri veya keçe gibi malzemelerden yapıyoruz. Hem soğuktan koruyor, hem de ayağı dış etkenlerden. Mesela kışın kar ve soğukta yürürken ayağınız nemlenmiyor, ayağınız rahat ediyor. Abdest alırken de çok kolaylık sağlıyor. Özellikle yaşlı insanlar buna çok değer veriyor. Bazen dükkna gelen büyükler, 'Senin mestlerin olmasa abdest almak çok zor olurdu' diyorlar. Bu da insanı mutlu ediyor, yaptığın işin ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Benim işim sadece yeni mest yapmak değil, eski mestleri tamir etmek ve yenilemek de var. İnsanlar bazen yıllardır kullandıkları mestleri getiriyor, biz onlara özenle bakıyoruz, eski haline getiriyoruz. Hatta bazı müşteriler, 'Bu mest bana dedemden kaldı, atamam ama eskidi' diyor. İşte biz de tamir edip yeniliyoruz, böylece hem kültür yaşatılıyor hem de insanlar memnun kalıyor. Uzun yıllardır dükknımda hem üretimini yapıyorum, hem alımını, hem de satışını gerçekleştiriyorum' dedi.

'Maalesef Bu İşi Sürdürecek Eleman Yok'

Eleman eksikliğinden bahseden Tunca; 'Ama maalesef bu işi sürdürecek eleman yok. Gençler bu işe pek ilgi göstermiyor. Eskiden çocuklar babalarına yardım ederdi, mest dikmeyi öğrenirlerdi. Şimdi ne yazık ki o ilgi yok. Yetişecek eleman olmadığı için bu meslek neredeyse bitme noktasına geldi diyebilirim. Bizim gibi işletmeler sadece para kazanmak için değil, aynı zamanda kültürel bir değeri yaşatmak için var. Mest bir gelenek, bir kültür. Biz bunu yaşatmaya çalışıyoruz, ama zor. Ben gençlere de hep söylüyorum, 'Bu işi öğrenin, el sanatlarını öğrenin, kültürünüzü yaşatın' diye. Çünkü bu sadece bir ayakkabı işi değil, bu geçmişle gelecek arasında bir köprü. Eğer biz bu işleri kaybedersek, gençlerimiz atalarından kalan kültürü de kaybeder. Örneğin, bazı yerlerde artık mest bulamıyorsunuz. İnsanlar bilmiyor, gençler hiç tanımıyor. Halbuki mestin tarihine bakarsanız, Türk kültüründe ayak sağlığından tutun, dini uygulamalara kadar çok yönlü bir işlevi var. Ayrıca işimizin ticari boyutu da var, tabii ki para kazanmak gerekiyor. Ama esas değer, kültürel bir mirası yaşatmak. Benim dükknıma gelen insanlar bunu anlıyor ve çoğu zaman sadece alışveriş yapmıyor, sohbet ediyor, eski günleri hatırlıyorlar. Bu yüzden bu işi yaparken kendimi hem ustalık hem kültür taşıyıcısı gibi hissediyorum. Gençlerin ilgisi artarsa, biz de yeni teknikler öğretebilir, işimizi sürdürebiliriz. Ama ilgi olmazsa, bu meslek maalesef yok olmaya doğru gidiyor. Ben yıllardır bu işi yapıyorum, gördüğüm en büyük tehlike bu. O yüzden elimden geldiğince mesleği anlatmaya çalışıyorum, gençleri teşvik ediyorum. Mest sadece bir ayakkabı değil, bir kültür, bir gelenek, bir tarih. Ve ben bunu yaşatmaya devam edeceğim, elimden geleni yapacağım' şeklinde konuştu.

Özel Haber

Bakmadan Geçme