Saadet Partisi Fındık Üreticilerinin Sorunlarına Dikkat Çekti
Saadet Partisi Bozkurt İlçe Başkanlığı, fındık üreticilerinin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.
Kastamonu'nun köylülerine ve fındık üreticilerine yönelik gerçekleştirilen buluşmada, üreticilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekildi.
Bozkurt Meydanı'nda gerçekleştirilen programda konuşan yetkililer, yalnızca fındık fiyatını konuşmak için değil, üreticilerin alın terinin karşılığını alması ve yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla bir araya geldiklerini ifade etti.
Konuşmada, merhum Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın yıllar önce fındıkla ilgili yaptığı değerlendirmeye de yer verildi.
Erbakan'ın, 'Türkiye'nin elindeki fındık İsrail'in elinde olsaydı, eczanelerde taneyle ilaç olarak satılırdı' sözleri hatırlatıldı.
Açıklamada; 'Bu söz, kuru bir cümle değildir. Bu söz; stratejik bir tarım ürününün nasıl değersizleştirildiğinin, bu ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin nasıl küresel odaklara peşkeş çekildiğinin acı ama net bir ifşasıdır. Bugün Karadeniz'in yeşil altını olan fındık, ne yazık ki uluslararası kartellerin ve tescilli küresel devlerin ellerinde oyuncak edilmiş; milyarlarca dolarlık bu devasa sektör, onu üreten köylünün, sırtından doyan hortumcuların vicdanına terk edilmiştir. Kıymetli hemşehrilerim,
Dünya fındık üretim ve ihracatının merkezi kimdir? Bütün dünya bilir ki Türkiye'dir. Türkiye, küresel fındık üretiminin yaklaşık %69'unu tek başına sırtlamaktadır. 2025-2026 sezonu verilerine baktığımızda, Türkiye genelinde yaklaşık 738 bin hektar alanda fındık üretimi yapılmakta, yıllık üretim rekoltesi ortalama 715 bin ton ile 726 bin ton arasında değişmektedir. Peki, bu kadar büyük bir güce sahip olan Türkiye, bu işten ne kazanıyor? Bakın, 2025-2026 sezonunun ilk 11 aylık döneminde (1 Eylül - 31 Temmuz tarihleri arasında) ülkemiz, yurt dışına 186 bin 400 ton fındık satmış ve karşılığında 2 milyar 400 milyon dolar döviz girdisi elde etmiştir. Bir önceki sezonda ise 295 bin ton fındık ihracatından yine yaklaşık 2 milyar 433 milyon dolar kazanılmıştı.
Buradaki matematiksel çelişkiyi, buradaki büyük soygunu görüyor musunuz? Miktar düşüyor ama elde edilen toplam döviz geliri neredeyse aynı kalıyor. Neden? Çünkü fındığı ham madde olarak ucuza elinden çıkan Türkiye, işlenmiş, kavrulmuş, çikolataya ve ilaca dönüştürülmüş olarak bu ürünleri katbekat pahalıya geri alıyor. Ham maddeyi verip katma değeri dışarıya kaptırıyoruz. İşte Erbakan hocamızın yıllar önce işaret ettiği nokta tam da budur: Biz kendi evladımızın rızkını, kendi toprağımızın eczanesini ham haliyle ucuza elden çıkarıyor, Batılı baronların laboratuvarlarında bu ürünlerin milyar dolarlık servetlere dönüşmesini seyrediyoruz.' denildi.
Üreticimiz, Tarlasına Değil, Kara Karasulara Bakar Hale Gelmiştir'
Açıklamada; Fındık bahçelerine girenler bilir; bu iş öyle masa başından kararlaştırıldığı gibi kolay değildir. O yeşil örtünün arkasında ayların gözyaşı, sırtımızın hamalı, dizin dermanı vardır. Ancak bugün üreticimiz, tarlasına değil, kara karasulara bakar hale gelmiştir. 2026 yılına geldiğimizde girdi maliyetleri tavan yapmıştır. Gübre fiyatları, tarım ilaçları, çuval masrafları, nakliye ve en önemlisi hasat işçiliği yevmiyeleri astronomik rakamlara ulaşmıştır. Yapılan güncellemesi maliyet hesaplamalarına göre, 2026 sezonunda 1 kilogram kabuklu fındığın üretim maliyeti 243 Türk Lirası'na dayanmıştır. Böyle bir tabloda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ne açıkladı?
TMO, 2026/2027 sezonu kabuklu fındık alım fiyatlarını %50 sağlam iç fındık esasına göre; Giresun kalite için: 255,00 TL/Kg, Levant kalite için: 250,00 TL/Kg, Sivri kalite için ise: 245,00 TL/Kg olarak duyurdu. Maliyet 243 TL, TMO'nun açıkladığı taban fiyat 245 - 255 TL! Ey iktidar sahipleri, vicdanınız nerede? Üreticiye bu marjı, bu 'sıfıra sıfır, elde var sıfır' düzenini mi reva görüyorsunuz? Üreticinin ve ziraat odalarının haklı beklentisi en az 300 Türk Lirası iken, maliyetin hemen birkaç lira üstüne sıkıştırılan bu rakam, üreticiye 'üretme, köyünü terk et, toprağını sat' demektir. Çiftçi bu fiyatla borcunu ödeyemez, kışı çıkaramaz, çocuğunu okutamaz! Kıymetli Bozkurtlular, değerli dava ve çalışma arkadaşlarım, Biz bu sıkıntıları sadece televizyon ekranlarından izlemiyoruz. Kastamonu'nun Azdavay'ında, Başören köyünde yaşayan bir kardeşiniz, bu toprakların bir evladı olarak bu acıyı her gün yüreğimizde hissediyoruz. Bozkurt'un, İnebolu'nun, Doğanyurt'un dağlarında, vadilerinde fındıkla bağını koparmayan, ekmeğini taştan çıkaran hemşehrilerim, bugün pazar önünde dert yanıyorsa bizim susma lüksümüz yoktur. Bozkurt'da fındık toplarken, Azdavay'da salep üretirken, Devrekani'de tarım ve hayvancılık yapmaya çalışırken gördüğümüz tek bir gerçek var: Anadolu'da üretici yalnız bırakılmıştır. Köylümüz üretiyor ama karşılığını alamıyor. Mazot fiyatları, elektrik faturaları çiftçinin belini büküyor. Fındık üreticisi, eylül ayında ürünü patoza verirken mahsulünün tüccarın elinde ezilmesini, hak ettiği değerin çok altında kapatılmasını istemiyor. Üreticimiz sadaka değil, emeğinin karşılığını, alın terinin hakkını istiyor!' ifadelerine yer verildi.
Bu Rant Ekonomisi Mutlaka Değişecektir'
Açıklamalarına devam eden Saadet Partisi Bozkurt İlçe Başkanlığı; 'Bu zulüm düzeni, bu rant ekonomisi mutlaka değişecektir. Saadet Partisi olarak bizler, tarımda ve fındık politikasında izlenmesi gereken milli ve adil yolu her zaman haykırdık, yine haykırıyoruz: Maliyet Bazlı Taban Fiyat Garantisi: TMO alım fiyatları masa başında rastgele belirlenmemelidir. Fiyatlar açıklanırken gübre, ilaç, işçilik ve enflasyon verileriyle birlikte üreticinin insanca yaşayabileceği bir 'refah payı' mutlaka eklenmeli; taban fiyat en baştan maliyetin en az %50 üzerinde tesis edilmelidir.
Lisanslı Depoculuk ve Üretici Finansmanı: Üretici, ürünü tarladan toplar toplamaz tüccarın insafına terk edilmemelidir. Lisanslı depoculuk altyapısı genişletilmeli, üreticiye ürünü karşılığında düşük faizli veya sıfır faizli avans destekleri sağlanarak mahsulünü hak ettiği zamanda satabilmesinin önü açılmalıdır.
Ham Madde Değil, Katma Değer (Sanayileşme): Fındığı çuvalarla ham madde olarak ihraç etme devrini kapatmalıyız. Bölgesel entegre işleme tesisleri kurarak, fındığı çikolata, ezme, yağ ve medikal/farmasötik (ilaç ve kozmetik) hammaddesi olarak işleyip dünyaya katma değerli satmalıyız. Erbakan hocamızın dediği gibi, ilacın hammaddesini kendi top.raklarımızda işleyip kendi insanımızın refahına sunmalıyız.
Tarım Sigortaları ve Doğal Afet Kalkanı: Karadeniz ikliminin getirdiği heyelan, kuraklık ve don gibi risklere karşı TARSİM süreçleri üretici lehine sadeleştirilmeli, çiftçinin primi devlet tarafından desteklenmelidir. Kardeşlerim, kıymetli hemşehrilerim,
Bugün Bozkurt Meydanı'ndan, Kapalı Halk Pazarı'nın önünden bir kez daha sesleniyoruz: Fındık üreticisi yalnız değildir! Karadeniz köylüsü sahipsiz değildir!
Bizler Hakk'ın ve hakikatin yanında durmaya, emeğin ve alın terinin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Üretenin baş tacı edildiği, köylünün milletin efendisi olduğu günler çok uzakta değildir. Bu adaletsiz düzeni birlikte değiştireceğiz. Katılımınız, desteğiniz ve azminiz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.' şeklinde konuştu.