Şehrin Bekleyen Sorunları Gündeme Taşındı
Belediye Meclisi Mayıs ayı ilk oturumu Belediye Başkanı Hasan Baltacı başkanlığında gerçekleştirildi
Belediye Meclisi Mayıs ayı ilk oturumu Belediye Başkanı Hasan Baltacı başkanlığında gerçekleştirildi
Toplantıda gündem dışı söz alan Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Serkan Mütevelli; 'Geçtiğimiz hafta 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü kutladık. Meydanlarda alın terinin, hakkın ve adaletin sesi yükseldi. Tüm dünyada olduğu gibi Kastamonu Cumhuriyet Meydanı'na işçilerimiz, emekçilerimiz, sendikalarımız ve vatandaşlarımız bir araya geldi. Taleplerini dile getirdi. Dayanışmalarını büyüttü. O meydanda belediye başkanımız Sayın Hasan Baltacı da bir konuşma yaptı. Emeğin yalnız olmadığını, mücadelenin ancak birlikte verildiğinde anlam kazandığını ifade etti. 'Kimseyi geride bırakmayacağız. Omuz omuza olacağız' diyerek emek mücadelesinin birlikte büyüyeceğini vurguladı ve en önemlisi emek mücadelesi ile adalet mücadelesinin ayrılmaz bir bütün olduğunu açık ve net bir şekilde ortaya koydu. Buradan bir kez daha başta belediyemizde çalışan işçi kardeşlerimiz olmak üzere tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutluyorum. Sayın başkanım, değerli meclis üyeleri. Eğitim Bir-Sen Kastamonu Şube Başkanı Belediye Başkanımız Sayın Hasan Baltacı'nın bu kapsayıcı ve birleştirici konuşmasını eleştirmiş, meydanda verilen birlik ve dayanışma mesajını hedef almıştır. 1 Mayıs emeğin, alın terinin ve dayanışmanın günüdür. Bugünün gerçek sahibi meydanları dolduran, hakkını arayan emekçilerdir. Emeği savunmak sadece söz söylemekle olmaz. Emeği savunmak duruşla, hayatla temsil edilen anlayışla ölçülür. Bugün emek adına söz söyleyenlerin temsil ettikleri yapının uygulamalarına da bakmak gerekir. Bir sendika genel başkanının üyelerine sosyal konut vaadi ile TOKİ'den Kuş Adasında aldığı arazi üzerine bin 300 adet lüks villa yaptırdığı iddiası hala kamuoyunun gündemindedir. Şimdi sormak istiyorum. Emeği savunmak, emekçinin hayalini ayrıcalıklı projelere dönüştürmek midir? Bu çelişki ortadayken 1 Mayıs meydanında verilen birlik ve dayanışma mesajını hedef almak en hafif tabiriyle samimiyet sorgulamasını da beraberinde getirir. Bugün yapılan bu tür açıklamalar ne emeğe katkı sunar ne de adaleti büyütür. Aksine emekçinin birliğini zayıflatır. Ortak mücadeleyi parçalamaya hizmet eder. Şunu herkes çok iyi bilmelidir. Emek mücadelesi ile adalet mücadelesi birbirinden ayrılamaz. Biri olmadan diğeri eksiktir. Adalet yoksa emek sömürülür. Emek yoksa adalet anlamını yitirir. Bu gerçeği görmezden gelenler emekçinin yanında değil karşısında durmaktadır. Hep söylediğimiz gibi siyaset öncelik belirleme işidir. Taraf olma işidir. Bizim tarafımız meydanlardır, emekçilerdir. Haktır, hukuktur, adalettir. Biz emeği de, adaleti de birlikte savunmaya devam edeceğiz. Bu mücadeleyi bölmeye çalışanlara rağmen birlikte omuz omuza kazanacağız' dedi.
'Bizim En Önemli Bütçemizdeki En Önemli Kaynağımız Aslında Personelimiz'
1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarına değinen Belediye Başkanı Hasan Baltacı; '1 Mayıs'ta biz işçi sınıfının, emekçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününe kendimizi bildik bileli her seferinde katılırız. Orada da ifade ettim. Siyasi mücadelemizin esasında emeğin ve adaletin mücadelesi. Bu iki mücadeleyi biz birbirinden ayrı görmeyiz ve uzunca süredir de yürüdüğümüz yollar, yaptığımız işlerin tamamı emeğin hak ettiği değeri bulması ve bu ülkenin adaletli bir şekilde yönetilmesi mücadelesinden başka bir şey değildir. Az önce Sayın Grup Başkan Vekili Ahmet Namlı keşke şunları söyleseydiniz. Keşke bunları söylemeseydiniz gibi bir şey ifade etti. Şimdi bu ülkede sendikacılık üzerinden anlatayım size. İki tip sendika vardır. Birisine iktidar sınırlarını çizer. Der ki bunları söyleyeceksin, bunları söylemeyeceksin. Der birisine de işçiler yol gösterir. Benim taleplerimi söyleyeceksin diye. Şimdi bir sendika başkanının ya da bir başkasının bize neyi söyleyip söylemeyeceği haddi değildir arkadaşlar. Bu ülkede adalet mücadelesi her şeyden önce adı adalet ve kalkınma olan bir parti tarafından savunulması gerekirken 24 yılın sonunda bu ülke her alanda adalet arar duruma geldi. Dolayısıyla biz kürsüye çıktığımızda neyi söyleyip söylemeyeceğimizi bu ülkenin ihtiyaçları belirler arkadaşlar. Bize hiç kimse dayatamaz. Sendikacılık adına emekçilerin, iktidarın, emekçilerin başına diktiği gardiyanlık görevini yapanlar bize işçilerin ve emekçilerin mücadelesini öğretemezler. İktidarın arka bahçesi durumuna gelmekten çıkıp bir an önce o işçilerle, emekçilerle kol kola girmelerini kendilerine tavsiye ederim. Çünkü bugünler de gelip geçecek. Esasında sendikal mücadele her zaman iktidara karşı yapılmıştır. Bir diğer mesele Kastamonu Belediyesi'nde işçilerin haklarını veriyor muyuz? Vermediğimizi ispat ediyorsanız burada mutlaka konuşmanız lazım arkadaşlar. Mobbing ya da başka baskı unsurları varsa isim vererek konuşursanız biz de isim vererek burada mutlaka cevap veririz. Biz Kastamonu Belediyesi de görevi devral aldığımızda iki şeyi üstüne basa basa söylemiştir. Bir burada mali disiplini sağlayacağız. İki organizasyonu ve kurumsallaşmayı sağlayacağız dedik. Bizden önceki dönemlerde bizden önceki dönemlerde yapılamayan kurumsal kapasiteyi artıracağımızı söylemiştik ve geldiğimiz noktada artırdığımızı görüyoruz. Bundan rahatsız olan varsa özellikle çalışanların içerisinde bundan rahatsız olan varsa lütfen isim isim verirseniz çok memnun olurum. Bu belediye eş dost arkadaşın referansla işe girip birilerinin oturup birilerinin çalıştığı bir belediye olmaktan çıkmıştır arkadaşlar. Burası bin 200 personelin 8 saat boyunca bütün kapasitesiyle çalışacağı bir yerdir. Çünkü bizim en önemli bütçemizdeki en önemli kaynağımız aslında personelimiz. Personelin alın teriyle burası ayakta duruyor. Onların alın teriyle biz Kastamonu'ya yuvamız Kastamonu'ya hizmet ediyoruz. Şikayetçi olan varsa burada ismiyle birlikte de anlatırsanız çok mutlu olurum. Ama şunu söyleyeyim bu işe memnun olan yüzlerce çalışanımız var. Daha önceki dönemlerde birilerinin eşi dostu diye göz yumulanların herkes çalışıyor arkadaşlar bu belediyede. Bu belediyede herkes çalışacak. İşçilerin haklarını vermeye gelince bu konuda iktidarınızın pek iyi bir karnesi olmadığını sizlere hatırlatmak isterim. Bu ülkede emekli maaşları 20 bin TL, asgari ücret 28 bin TL. TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamı yüzde 4 oldu. Asgari ücretin 5 bin lirası gitti. 23 bin liraya düştü. Ama biz bütçemiz yettiği ölçüde bunu özellikle belediyemizin çalışanlarıyla paylaşmaya gayret ediyoruz. Ama yasada şöyle bir sınır var arkadaşlar. Belediyenin bütçesinin yüzde 40'ından daha fazlası personel gideri olarak ayrılamaz diyor. Yani bizim bir sınırımız var. Yüzde 40'ı geçemeyiz sınır var. Yüzde 40'a kadar bu belediyenin çalışanlarına feda olsun. Arkadaşlar ben buradan bin 200 çalışanımızın hepsine emekleri ve gayretleri için teşekkür ediyorum' ifadelerini kullandı.
'Kendi Sütümüzü Kendimiz Üretecek Hale Geleceğiz'
Toplantının gündeminde yer alan Süt Kuzusu Projesi maddesi üzerine söz alan CHP Belediye Meclis Üyesi Alican Yılmaz; 'Belediyemiz modern bir süt işletme tesisi ve peynir üretim tesisi kuracaktır. Yerel üreticilerimizden süt toplayan Köy KOOP. ile görüşülmüş olup, kendileriyle günlük 5 bin 5 ton süt alımı protokolü de yapılmıştır. Temin edilen sütler, hijyenik koşullarda işlenerek; beyaz peynir, kaşar peynir, tereyağı ve pastörize süt gibi ürünlere dönüştürülecektir. Bu projemiz KUZKA destekli bir projedir ve hibe oranları yüzde 60 ile yüzde 90 arasında seyretmektedir. Kültür Müdürlüğü'müz tarafından yapılan süte ulaşamayan çocuklarımıza, süt ulaştıran ve çok kıymetli bulduğumuz 'Süt Kuzusu' projemiz de bu iki projemiz birbirine entegre bir şekilde çalışacaktır. Buradan da uzun süredir emek veren Ar-Ge müdürümüze ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Biz bu projeyi, bu mecliste çok konuştuk. Çok değer verdiğimizi söyledik. Eda başkanımız ve Kültür Müdürü'müz bu projede öncülük ettiler, hayata geçirdiler. Bu projemiz de hayata geçtiğinde, diğer projemizi daha da büyütecek ve kendi sütümüzü kendimiz üretecek hale geleceğiz. Sizlere de, bizlere bu konuda verdiğiniz desteklerden dolayı, Kastamonu'daki çocuklarımız adına da teşekkür etmek istiyorum' şeklinde konuştu.
'Kilit Parke Tesisini Son Aşamaya Getirmiş Bulunuyoruz'
Konu hakkında açıklamada bulunan Başkan Hasan Baltacı; 'Özellikle seçimden önce ve sonrasında burada defalarca dile getirdik. Sosyal demokrat ve halkçı bir belediyeyi hayata geçireceğimizi söylemiştik. Bunlardan bir tanesi kilit parke tesisini de son aşamaya getirmiş bulunuyoruz. Onun açılışına da sizleri davet edeceğiz. Kastamonu Belediyesi kendi ihtiyaç duyduğu yollarda, kaldırımlarda kilit parke taşı üretimine bu ayın sonu itibariyle başlamış olacak. Bizim çok önem verdiğimiz diğer proje de, özellikle bu kadar ekonomik krizin derinleştiği bir ortamda çocukların anne sütünden sonra ihtiyaç duyduğu süte ulaşabilmeleri için bir Süt Kuzusu projesi yapmıştık. Yaklaşık 500'e yakın çocuğumuz yararlanıyor. Aylık 8 litre onlara süt ulaştırıyoruz. Ama seçim broşürümüzde de yazmış olduğumuz bir madde vardı. Yerel üreticilerden temin ettiğimiz sütü çocuklara ulaştırmayı arzu etmiştik. Şimdi Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı KUZKA'nın desteklediği bir programa Kastamonu Belediyesi Ar-Ge Müdürlüğü'müzdeki arkadaşların yapmış olduğu çalışmayla birlikte bir başvuru gerçekleştiriyor. Bu başvurunun sonunda biz işte Köy KOOP. ile de görüştük. Bir protokol imzaladılar. Yerel üreticilerine aldığımız sütü bir taraftan pastörize sütü içilebilir bir sütü, diğer taraftan peynir, tereyağı ve kaşar peyniri üretecek bir tesis kurmayı planlıyoruz. Bu da bunun ilk adımı. Bunu da başarabilirsek Kastamonu'da üretilen bir değeri yine Kastamonuluların hizmetine sunmuş olacağız. Bu konuda görev alan, emek veren bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Buradan KUZKA'daki arkadaşlara da destekler için teşekkür ediyorum. Yeri ise henüz netleşmedi, onun için paylaşmadım ama şöyle bir ön fikir vereyim. Bizden önceki dönemde Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Tosya yolu civarına bir kapalı pazar yeri yapılmıştı. Bu kapalı pazar yeri atıl duruyor. Bir tekstil fabrikasına vermiştik ama kiralamıştık ama orada onlar da işleri kötü gitti herhalde. Şu anda bizim ihtiyacımız dolayısıyla bizde duruyor, depo olarak kullanılıyor. Burası tabanı bin 400 metrekare, iki katlı toplam 2 bin 800 metrekare. Bizden önceki dönemde buraya da emek harcayan arkadaşlara teşekkür ediyorum. Pazar yeri olarak kullanılmıyor. Çünkü pazarcı esnafı oraya gitmek istemedi. Hem küçük olması bakımından hem de vatandaşı uzak olması bakımından. Bizim aklımızdaki yer orası. Hazır yapılmış bir bina varken hem o binayı da Kastamonu'ya kazandırmak açısından orada olabilir diye bir ön fikrimiz var. Bu proje kapsamında yapılacak başvurularda orası olur mu? Uygun mu, değil mi ona bakacağız. Eğer uygun görürlerse oraya yapacağız. Uygun görmedilerse başka bir yer arayışımız olacak ama yine Kastamonu'daki 20 mahalle sınırının içerisinde bir yerde bu tesisi kurmayı düşünüyoruz' diye konuştu.
'Süt Ulaştırılmak Devrimci Bir Tavırdır'
Süt Kuzusu Projesi ile ilgili söz alan Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Namlı, söz konusu projenin maddi ölçekte çok büyük bir proje olmadığını söylerken, CHP Belediye Meclis Üyesi Eda Büyükdemirci Livan söz konusu projenin maddi değerinden daha manevi değeri olduğunu belirtti. Başkan Baltacı ise; 'Rakamlarla özellikle parasal değerlerle ölçmenin ben de yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu şehirde süte ulaşamayan bir tane çocuk varsa bunun vebali hepimizdedir. Dolayısıyla bir kişi bile olsa bir çocuk bile olmuş olsa bir haneye bile ulaştırılmış olsa o süt çok değerlidir. Süt ulaştırılmak devrimci bir tavırdır. Anlamamış olmanızı ben anlıyorum. Ayrıca şunu da anlıyorum. Özelleştirmelerle bu ülkenin varını yoğunu satmış süt fabrikalarına, et balık kurumuna, ona bunu satmış bir iktidarın temsilcilerinin üreten bir belediyeciliğin bir tesis kurması karşısında söyleyecek bir sözünün olmamış olmasını da anlayışta karşılıyorum. Bunlar yeni yeni değerler. Bu Kastamonu'ya kazandığımız yeni kazandıracağımız yeni değerler. İnşallah bu bizle birlikte ve bizden sonraki yöneticilerle birlikte ileriye doğru taşınarak gitmesini arzu ediyoruz' şeklinde konuştu.
'Bu Tutumu Kınıyorum'
Ahmet Namlı'nın toplantıdaki tavrına değinerek söz alan CHP Belediye Meclis Üyesi Eda Büyükdemirci Livan; 'Şu an çok rahatsız olduğum bir şey söylemek istiyorum. Biz burada bu açıklamayı yaparken Ahmet Bey yan taraftan böyle kıkır kıkır gülüyordu. Yirmi yıllık iktidarlarında bugün 455 çocuk belki çok daha fazla ben süte ulaşamıyorum diyorsa bence utanç içinde olmaları gerekiyor. Ama onlar bu tabloyu gülerek karşılıyorlar. Ben de buradan bu tutumu ki burası saygın bir meclis aynı zamanda. Sözlerimizi böyle birbirimizi gülerek, kıkırdayarak, dalga geçerek ifade etmemize gerek yok. Anladığım kadarıyla bu proje kendisi için bir dalga ve alay konusu. Bu tutumu da kınıyorum. Kendisi bir grup başkan vekili meclisin saygınlığına uygun hareket etmesine davet ediyorum' dedi.
'Henüz Hiçbir Kredi Kullanmadık'
Toplantıda Belediye Başkanı Hasan Baltacı'ya kredi kullanımı için yetki verilmesi ile ilgili gündem maddesi hakkında söz alan Ahmet Namlı; 'Para çok krediyi ne yapacaksınız? Krediyi nerede kullanacaksınız? Kaçıncı kredi desteği bu? Bunların içinde kullandığınız var mı? Ne kadar kullandığınızı o konuda bir bilgi verebilir misiniz?' şeklinde konuştu.
Ahmet Namlı'nın sorularına cevap verirken Başkan Baltacı, 'Her krediyle ilgili yetki istediğimizde aynı şey konuşuluyor. Ben bir kez daha ifade edeyim. Bir belediye bütçesini oluşturup kesinleştirdikten sonra bankalardan kredi kullanma kapasitesiyle ilgili başvurularda bulunur. Sonra da Belediye Meclisi'nden yetki ister. Bir proje ya da yapacağımız bir harcama üzerinden bir kredi talebinde bulunsaydık bunu size açıkça ifade ederdik. Çünkü biz geldiğimiz günden beri yaptığımız bütün çalışmaları hem sizlerle hem Kastamonulularla açık bir şekilde şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Bugüne kadar birkaç kez kredi kullanma yetkisi aldık ama henüz hiçbir kredi kullanmadık. Sürekli yaptığımız işlerin fiyatı artıyor. Eğer bu yetkiyle kullandığımız bir kuruşluk bir kredi olursa bunu da burada açıklıkla, şeffaflıkla sizlerle paylaşacağız. Ne için kullandığımızı, nereye kullandığımızı. Bir örnek vereyim size. Ocak ayı Belediye Meclis toplantısında özellikle belediye başkan yardımcısı arkadaşlarımız kürsüden önümüzdeki yani bu dönemde yapım yapacağımız yatırım planlarıyla ilgili sizlere bilgi vermişlerdi. Park yapacağız, bahçe yapacağız, halı saha yapacağız, voleybol sahası yapacağız, yol yapacağız, kaldırım yapacağız, köprü yapacağız gibi sizleri bilgilendirmişlerdi. Sadece İran Savaşı'nın Türkiye'ye etkisi dolayısıyla asfaltın ham maddesi olan bitüm iki katına çıktı. Yani biz bütçemizi oluşturduktan sonra buraya bir kaynak ayırdıktan sonra ve ihalemizi yaptıktan sonra bitümün şey asfaltın ham maddesi bitüm iki katına çıktı. Dolayısıyla şimdi bir taraftan yatırım programına almış olduğumuz ve söz verdiğimiz bazı işler var. Yapmamız gereken işler de var. Şehrinin ihtiyacı olanlar var. Burada bir nakitte sıkışmamak anlamında kredi yetkisini şimdiden alıyoruz. Eğer kullanırsak burada hangi ihtiyaca karşılık kullandığımızda sizlerle paylaşırız. Bugüne kadar da kendi öz kaynaklarımızla geldik. Herhangi bir yerden hibe ya da kredi desteği almadık' ifadelerini kullandı.
'Bizim Cebimizden Ödenmiş'
Toplantının gündemde yer alan Kastamonu Belediyesi 2025 Yılı Mali Yılı Kesin Hesabı ile ilgili söz alana Ahmet Namlı; belediyenin çalışmalarına değinerek; 'Siz cebinizden yapmamışsınız, vatandaşın cebinden yapmışsınız. Kastamonuların cebinden. Ben size onları rakamlarla ortaya koyacağım. Şimdi gelirlerimize şöyle bir bakalım. Her zaman eleştirdiğiniz bir nokta vardı. AK Parti, belediyenin gelirini kesiyor. Hayır, kesmiyor. Rakamlar öyle değil. 2023, 514 milyon lira, 2024, 923 milyon lira. 2025 bir milyar 369 milyon lira. Yani 2025 bütçesinin yüzde 65'i devletten gelen paradan oluşuyor. Devletten gelen derken bu da bizim hakkımız. Kastamonu'nun hakkı yani. Yani o para da geliyor. Onda sıkıntı yok. İkincisi arsa satışları 2023 52 bin liraymış, 2024 ilk Ocak ayında var galiba çok küçük bir satış. 293 milyona çıkmış birden fırlamış. 2025'te yüz milyon liralık arsa satılmış. Burada yalnız ben onu hala çözemedim. Bu sigortaya verdiğiniz arsalar bu arsa satışları var mı yok mu onu bilmiyorum. İdari para cezaları çok ilginç. 2023'te 405 bin lira idari para cezası kesilmiş. 2024'te 2 milyon 691 bin lira kesilmiş. Bakın dikkat edin. Kulaklarınızı açın. 30 milyon 800 bin lira. 2025'te vatandaşa kesmişsiniz siz bu idari para cezası. Gecikme zamları 2023'te, 3 milyon 773 bin. 2024'te 15 milyon 890 bin, 2025'te 33 milyon 670 bin. İnşaat ruhsatları bunları bir kere daha dile getirmiştik. 42 bin 83 lira 2023'te. 2024'te 57 milyon lira. 2025'te bakın 164 milyon lira. Vatandaşın cebinden aldık bu paraları. Faiz gelirleri 2023'te 2 milyon 654 bin lira. 2024'te 9 milyon lira. 2025'te 56ı milyon lira faiz geliri var. Bağışlar 1 milyon 388 bin lira 2023'te, 10 milyon 691 bin lira iki 2024'te. 8,5 milyonda 2025'te bağış yapılmış. iş yeri açma izin ruhsatları 2023'te 78 bin 700 lira. 2024'te 161 bin lira, 2025'te 2 milyon 250 bin lira. Ya çok iş yeri açılmış ya da siz faiz tam yapmasınız yine bunlara. Çevre vergisi 7 milyon liraymış iki 2023'te, 2024'te 9 milyon sekiz yüz bin lira, 2025'te 32 milyon lira. Şimdi burada evlendirme ücretleri bak bu da çok ilginç. 508 bin liraymış 2023'te, 2024'te 881 bin liraymış. 2 milyona çıkmış birden ya. Buradan anlaşılıyor ki bu 600 milyon borç ve sigorta paraları nasıl ödenmiş? Bizim cebimizden ödenmiş' şeklinde konuştu.
'Faiz Geliri Var Diye Belediye Eleştiriyorsunuz'
Ahmet Namlı'nın açıklamalarına cevap veren Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Serkan Mütevelli; 'Yani faiz geliri var diye belediye eleştiriyorsunuz. Yani şu anki faizlerin durumu ortada. Hükümetin faiz geliri ortadayken bunu nasıl tutup da bize bu şekilde bir eleştiride bulunuyorsunuz anlamış değilim. Yani belediyenin tahsil kabiliyeti artmış diye bakmıyorsunuz da yani cezalar artmış diye bakıyorsunuz. Ya bu cezayı hakkaniyetle tahsil etmek de aslında adalettir. Yani bu tabii siz bu adalet mefhumu sizde olmadığı için bunlar size garip geliyor. Yani gecikme zammı artmış diye eleştirildik. Almayalım mı arkadaşlar? O zaman gecikme zammını almayalım. Hiç kimse borcunu ödemesin. Böylelikle belediyemiz bu geliri vatandaşımızın sırtına sizin tabirinizle yıkmış olmasın. Peki zamanda tahsil eden vatandaşlarımızın günahı ne? Bunun vebalini kim verecek? Yani bu ruhsat konusuna zaten artık girmiyorum. Hani defalarca girdik. Hani bu ruhsatlara zammını biz yapmadığımızı bu komisyon bunun kararının sonrasında arsa değerlerinin artışından kaynaklı bir artış olduğunu artık bir kere daha söylemeyeceğim. Ama dediğim gibi yani adalet mefhumunu o kadar kaybetmişsiniz ki yani gecikme zammı artmış diye belediyenin eleştirilmesi açıkçası bize övgü yazar çünkü dediğim gibi yani tahsil kabiliyetimiz artmış. Belediyemiz gelir elde etmiş. Yani bundan neden gocundunuz ve bunu burada ifade etmek zorunda kaldınız anlamıyorum gerçekten' dedi.
'Bir Disiplini Oluşturmuşuz Demektir'
Belediye Başkanı Hasan Baltacı ise; 'Aslında bizim yapmamız gereken bir şeyi Ahmet Bey yapmış oldu. Biz faaliyet raporunu oluşturduktan sonra gelirlerimiz hangi kalemlerde artmış olduğunu daha iyi açıklamamız gerekirken Ahmet Bey sağ olsun bu konuda bize bir imkan sunmuş oldu. Şimdi Ahmet Bey bazı yılları ve bazı rakamları kıyasladın. Ben size şöyle bir örnek vereyim. 2023'te dolar 19 lira 97 kuruşmuş. Bugün 2026'da 42 lira gibi bir şey. Yani sadece baskı altında tutulan dolar bu ülkenin Merkez Bankası'nın rezervlerinden eritilerek baskı altında kalması sağlanan dolar neredeyse 3 katı artmış. Yani dolayısıyla belediyenin bazı gelirlerinin hiçbir şey yapmasak üç katı artmış olması kıymetli bir şey. Belediyelerin bütçesi de devletin bütçesi de halkın cebinden oluşturulur. Burada bir sorun yok. Mesele bu bütçeyi nasıl harcayacaksınız? Tercihte bir sorun var. Tercih siz bunu yandaşlarınıza ihale yoluyla mı aktaracaksınız ya da memleketin ihtiyaçlarını mı karşılayacaksınız? İşte biz otobüs almışız, parke tesisi kurmuşuz, yol yapmışız, yeşil alan yapmışız. İçme suyuna kaynak aktarmışız. Mesele burada bu zaten. Bütün devletlerin gelirleri halkın cebinden oluşturulur. Ya bizim gelirimizde borç ödemişler. Nereden ödeyeceğiz? Mesele elbette ki halkın cebinden yaptık. Sorun şu. Biz burada ilk görevi aldığımızda sizin döneminizde bu şehrin kaynaklarının nereye aktarıldığını dosya dosya sorduk. İçişleri Bakanlığı'na da gönderdik. Bir taneniz çıkıp da ya şu memleketin parası nereye harcanmış? Bizim dönemimizde bile olsa karşı çıkalım demediniz. Devletin vergilerinden hakkımızı almak zorundayız. Hatta bence az bile geliyor. Yerel yönetimler yasası değişmeli ve Türkiye'de yerel yönetimlere aktarılan kaynak arttırılmalı. Şehirler gün geçtikçe gelişiyor, kırsal alanı azalıyor. Şehirler gittikçe büyüyor. Dolayısıyla şehirdeki ihtiyaçları karşılayabilmek için belediyelerin merkezi bütçeden daha fazla pay alması gerekiyor. Mesela idari para cezaları ve gecikme zamlarıyla ilgili grup başkan vekilimiz konuştu. Aslında bu şunu gösteriyor. Belediye yaptığı iş ve işlemlerde disiplinli gidiyor. Keyfi gitmiyor demektir. Herkese adil ve hakkaniyetli davranıyoruz demektir. Bir disiplini oluşturmuşuz demektir. Mesela bizden önce faiz giderleri vardı. Bizden bizimle birlikte faiz gelirleri olmuş. Bundan mutlu olması lazım. Yani Türkiye'nin kaynakları eskiden yüzde birle IMF'den çekilen kredilere giderdi. Şimdi yüzde 10 ile işte tefecilerden çekilen kredilere gidiyor. Bağışlar konusunda bu belediyeye bir güven olduğu için bağışlarda bir artış oldu. Ama kastettiğiniz başka bir şeyse bugün AK Parti'nin yönettiği Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin yüzde 20 gelirinin yüzde 20'si bağışlardan geliyor. Bakın arkadaşlar ben burada defalarca ifade ettim. Bizim dönemimizle birlikte bizim dönemimizle birlikte ruhsat almak için belediye başkanını görme devri bitti. Bakın bizim imar müdürlüğümüzde kim ruhsat başvurusuna geldi? Kime ruhsat verildi ben bilmiyorum. Bilmemekten de mutluyum. Birisi bir müteahhit bir vatandaş herhangi birisi ruhsat almak için belediye başkanının kapısına beklemiyor. Eğer kastettiğiniz şey birilerini bağış yapmaya zorlamaksa Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin kaynaklarının yüzde 20'si bağışlardan oluşuyor. Bu evlendirme vergisi tabii güncellendiği için bir miktar arttı. Az önce dolar bazından örnek verdim. Altın bazından da örnek verdim. Ama sizin dert etmeniz gereken şey başka. Ya bugün iki kişi evlenmeye kalksa bir düğün salonu tutsa 150-200 bin liradan aşağı masrafı yok arkadaşlar. Sadece düğün günü harcayacağı para 300-500 bin lira. Bir ev kurmak bir milyon lira olmuş. Sizin belki dert etmeniz gereken şey ya 24 yıldır bu ülkeyi biz yönetiyoruz. Çocukların bile evlenmesinin önünde engel teşkil ediyoruz. Onların bir yuva kurmasına zemin hazırlayamamıştır. Belki bunu dert etmeniz gerekiyor. Düğüne giden insan artık eskiden küçük altın takıyordu. Kimse küçük altın takamaz oldu. Belki bunları dert etmeniz gerekiyor. Siz bunları dert edin. Biz o evlilik cüzdanını fiyatını daha aşağıya çekeriz. Hiç sorun değil. Yeter ki aileler kurulsun, gençler mutlu olsun. Belki bunları dert edersek ülkemize ve milletimize daha faydalı işler yapmış oluruz' şeklinde konuştu.
'Dünyanın Hiçbir Yerinde Böyle Bir Şey Yok'
Toplantıda sanayi amaçlı ilave imar planları ile ilgili söz alan AK Parti Belediye Meclis Üyesi Necati Atak; 'Mevcut haliyle her geçen gün, her dönemde, sizden önceki dönemde de, daha önceki dönemlerde büyüye büyüye büyümeye devam etti. Fakat şöyle bir sıkıntı var. Hepimiz biliyoruz burayı. O tarafta oturan veya bu tarafta oturan ve ne tarafta oturan veya bu tarafta oturan önemli değil. Burada yerleşim alanıyla iç içe bir sanayi. Yani bunun daha fazla büyümeden sanayi bölgeleri yeni yeni bir sürü sanayi bölgesi var. Oralara gidebilir. Ve yani şehirle bitişik bir sanayi olması bir defa geçmiş dönemde alınan yapılan bir işlem yani bunun daha da fazla büyütülmemesi büyümeden en azından daha fazla büyütülmemesi gerekir. Yani orada insanlar bunun dumanından, arabaların, kamyonların girişinden çıkışından yerleşim alanı orası. Çok rahatsızlar. Yani toplumun oradaki tepkileri var. Yaşayan insanlardaki tepkileri var. Yaşayan insanların sıkıntıları var. Emekçi kardeşlerimize sözümüz yok. Ama her yerde yapılan bir iş var. Organize sanayi bölgelerinde kuruluyor fabrikalar. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Ama gelişmemiş bizim gibi geri kalmış ülkelerde adam istediği yere fabrikasını kurmuş ama buranın büyütülmesi bence doğru bir şey değil' diye konuştu.
'Budamış'ta Bizim Bir Altyapı Çalışmamız Başladı'
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Başkan Hasan Baltacı; 'Sanırım bu sanayi alanı odun depolamak için yapılan bir yer. İlave bir tesis başvurusu henüz gündemde yok. Ama şeye katılıyorum yani sanayi alanlarıyla konut alanları, yerleşim alanlarının bu kadar iç içe yapılmış olması doğru değil. Ama orada yapılan büyük bir yatırım var. Bugünden yarına kaldırmak da herhalde çok da zor, çok da maliyetli bir şey. Organize sanayi bölgelerinde bu tip tesislerin yapılması en doğrusu konut alanlarında vereceği zarar işte çevresel etkileri falan tabii ki daha aza indirilmesi gerekiyor. Bu konuyu da esasında bundan sonrası için gündeme almak gerekiyor. Yeni organize sanayi bölgelerine ihtiyaç var. Yatırımcıyı teşvik edecek ve aynı zamanda konut alanlarıyla sanayi alanlarını birbirinden ayıracak yeni bölgelere ihtiyaç var. Yani o araç arasındaki organize sanayi bölgesi için imzalar atıldı diye biliyorum ama ne zamana yapılır, ne zamana biter onu bilmiyorum. Yapılaşma için ayrılmış bölgeler var. Özellikle Budamış'ta bizim şimdi bir altyapı çalışmamız başladı. Bir lansman yapmıştık. Bir ilk gösterim yapmıştık. Budamış mevkiinde de imara açılmış. Parselasyonu bitmiş, inşaat yapmaya müsait birçok arsa var. Bu yaz altyapı çalışmalarını bitireceğiz. Bizden önce bir kısmının kanalizasyon hattı yapılmış. Şimdi biz yağmur suyu kanalizasyon ve içme suyu hatlarını çekip yolları da açacağız. Böyle olunca biraz daha oraya ilgi artacak. Tabii ki orada fabrikaların olmuş olması yapılaşma için bugün için en azından bir engel gibi görünüyor. Ama biz yollarını ve altyapısını bitirdikten sonra bir bakacağız. Kastamonu'nun yeni açılacak yerlere konut anlamında konutlaşması için yeni açılacak yerlere ihtiyacı var. Israrla söylüyoruz. Bir kere daha ifade edeyim. Örencik'teki imar planıyla ilgili Tarım Bakanlığından bir onay gelmemiş durumda. Gelmiş olsa orayı da yapılaşmaya açtığımızda altyapısını ve üst yapısını tamamladığımızda daha geniş bir alana yayılmış olacak. Şehirdeki sıkışıklığı gidermiş olacağız ve zamanında yapılan bir çevre düzeni planı var. Bu çevre düzeni planında yenilenmesi gerekiyor. Yenilenirse şehirde biraz rahatlar. Ayrıca bir şey daha ilave edeyim. 2015 yılında sanayi alanı olarak ilan edilen Çerçi Köyü'ndeki bir mevkii vardı. O mevkii atıl durumda kalmıştı. Biz şimdi imar planını çalışmalarına başladık. Gerekli yazışmaları yapıyoruz, süreci takip ediyoruz. Eğer orada da sanayi imar planını hayata geçirebilirsek bu tür sanayi tesislerinin kurulabileceği geniş bir alan tesis etmiş olacağız. Altyapısıyla birlikte yapabilirsek bu dönem içerisinde o izinler gerekli izinler alındığında yatırımcıya da yeni alanlar göstermiş olacağız. Yani yatırımcının da beklentisi var. Kastamonu'ya yatırım yapacak. Ama yatırım yapabileceği bir sanayi alanı yok. 2015'ten sonra süreç aksamamış olsaydı, devam etmiş olsaydı Çerçi Köyü'ndeki sanayi alanı imar planını tamamlanmış olsaydı bugün yatırım yapacak olanlar ya da fabrikasını büyütmek isteyen, tesisini büyütmek isteyen işte deposunu ilave yerleri büyütmek isteyenler için bir yer göstermek gösterebilecek bir alanımız olacaktı. Maalesef yok ama çalışmalara başladık. Çalışmaları neticelendirdiğimiz de şehrin biraz dışında konut alanlarında mesafesi olan bir yerde sanayi alanını tesis etmiş olacağız. Sanayi alanları yerleşim alanlarından daha uzağa yapılsın ama bu alanların yapılabilmesi için de gerekli izinlerin alınması gerekiyor. Yani ben yaptım oldu diyecek bir imar planı değil. O zaman bize düşen görevi biz yerine getiriyorsak iktidarımız da bu görevi yerine getirilmeli. Bizim kanuna, usule, yönetmeliğe uygun olarak gönderdiğimiz bütün dosyaların orada beklemesine gerek yok. Bir an önce hayata geçerse hiç olmazsa 2015'ten beri bekleyen o sanayi alanını bizim zamanımızda imara açılıp yatırım yapmak isteyen yatırımcıya da bir yer gösterebileceğimiz bir imkan olur. Aynı şekilde yapılaşma için de eğer öğrenci köyündeki sıkıntı giderilirse biz hemen imar planını tamamlayacağız, askıya asacağız ve yatırım yapmak isteyenler varsa oraya da yatırım yapabilecekler. Kiminle görüşüyorsunuz bilmiyorum. Ama bu da sizin boynunuzun borcu' şeklinde konuştu.
'100 Milyon Liralık Bir Maliyetten Bahsediyoruz'
Toplantı sonunda AK Parti Belediye Meclisi Necati Atak söz alarak, Millet Bahçesi ile ilgili çalışmaların yapılmasını talep etti. Konu ile ilgili söz alan Eda Büyükdemirci Livan; 'Bu millet bahçesi hikayesinde ortaklaştığımız yerler var ama bir türlü anlaşılamadığımız bir yer de var. Tabii ki orada onca dönüm yerin şu an kullanılamıyor olmasından biz mutluluk duymuyoruz. Şimdi biz göreve geldiğimizde demişler ki bize bir yazı göndermişler. Millet bahçesi hazır. Burayı teslim alabilirsiniz. Biz de hemen bir heyet kurup yazmışız. Demişiz ki ya bak buranın böyle böyle eksikleri var. Senin müteahhidinin bunu tamamlaması gerekiyordu. O gün çıkarttığımız maliyet 100 milyon liralık bir maliyetten bahsediyoruz. Bunun suyu nereden gelecek diye sorduğumuzda bize verilen bir cevap da yok. Belediye bulsun. Belediye nereden bulsun? Belediye projeler çizmiş. Gelin bakın bu projeleri yapalım. En azından buradaki sistemi buraya su kaynağı sağlayalım demişiz. Buralardan da bir cevap alamamışız. Biz demişiz ki biz bu halile teslim almıyoruz. Müteahhidinize eksiklerini tamamlatın. Siz almıyorsanız biz Özel İdaresine devrederiz denmiş. Özel idarede kabul etmemiş haliyle. Çünkü orası bizim mülkümüz ve onlar da görüyorlar oradaki onca eksikliği, onca harcamayı. Günün en sonunda biz bir iletişim kurmaya çalışıyoruz. Eksikleri yazıyoruz. Bakın burayı tamamlatın diyoruz. Tamamlatamıyorsanız da bize bir bütçe verin. Eksikler bunlar. Biz size bunları çıkartıyoruz. Maliyeti çıkartıyoruz. Siz bir maliyet hesaplayın. Gelin burayı hep beraber Kastamonu'ya kazandıralım diyoruz. Ama ben şunu da vicdanen kabul edemiyorum. Bir müteahhittin işini doğru yapmadığı ya da eksik yaptığı için oluşacak 100 milyon liralık açığı Kastamonu Belediyesi bütçesinden, Kastamonu halkının bütçesinden karşılanmasını ben doğru bulmuyorum, kabul etmiyorum. Devlet bir inisiyatif almış. Kendisi genel bütçesinden bütün şehirlere millet bahçeleri yapacağını beyan etmiş. O zaman bu bütçe genel bütçeden karşılansın. Yerel bütçeden 100 milyon liralık bir park yapım maliyeti çok ciddi bir bütçe. Bence hikayeyi birazcık buradan tartışalım. Dediğim gibi doğru yerden tartışmamız gerekiyor. Biz de tabii ki Millet Bahçesi'nin hayata geçmesini istiyoruz ama söylediğimiz, gösterdiğimiz eksiklerin de tamamlanmasını istiyoruz' ifadelerini kullandı.
'Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı Bize Bir Randevu Verip Üç Meseleyi Çözmemiz Lazım'
Konu hakkında konuşan Başkan Baltacı ise; '2025 yılının Aralık ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde plan bütçe görü e plan bütçe görüşmeleri devam ederken, bütçe görüşmeleri devam ederken ben mecliste Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum'u ziyaret ettim. Ziyaretimiz sırasında çok kısa bir ziyaret oldu. Orada Millet Bahçesi de gündeme geldi. Sayın Bakan Millet Bahçesi'ni alın dedi. Tamam dedik. Sayın bakanım biz millet bahçesini devre alalım ama bunun bazı eksiklikleri var. Bunları biz bir rapor haline getirelim. Hatta bizim Çevre ve Şehircilik Bakanlığından bazı taleplerimiz olacak Millet Bahçesi için. Bunu da projelendirip sizlere sunalım dedik. Tamam denildi. Sonra biz daha önceden hazırlamış olduğumuz projeler vardı. O projelere yine farklı bir gözle bakarak millet bahçesi ile ilgili birkaç tane proje hazırladık arkadaşlar. İki tane sulama projesi hazırladık. Şimdi arkadaşlar 240 bin m²'lik bir alan, yeşil alansa eğer bunanın sulaması öyle hani ya bir hortumla, bir bahçe hortumuyla yapılabilecek bir mesele değil. Memlekette su krizi var. Tabii biz Ilgaz'dan gelen suyu artırdık. 50 litre daha artıracağız. Böylelikle barajdan daha az su kullanarak baraj seviyesinin artmasına da katkıda bulunacak. Şimdi bu millet bahçesinin sulama sistemi şebekeye bağlanmış. Yani içme suyu şebekesinden 240 bin metrekarelik bir alanı sulamayı planlamışlar. Günlük 800 ton suya ihtiyacı var yaz aylarında. Bu konularda 2 tane sulama projesi hazırladık. Millet bahçesiyle, TOKİ ile ve Akademi Kastamonu ile ilgili acil tane sorun var. 10 dakikada çözülebilecek acil 3 tane sorun var. Projelerimizi hazırladık. Sayın Bakan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde nöbetçi olduğu günlerde gittim kendisi gelmemiş. Yerine bakan yardımcısını göndermiş. Projelerimizi bakan yardımcısına teslim ettik. Özel kalem müdürlüğüne gönderdik. Hepsini yaptık. Hala haftada üç defa randevu almak için özel kalem müdürlüğünü arıyoruz. Hala bir geri dönüş yok arkadaşlar. Bu proje yapılacak mı yapılmayacak mı? Karar verilecek. Sadece sulama projesine 100 milyon gidiyor. Sadece peyzajı için 60-70 milyon bütçe ayırmanız gerekiyor. Bunu Çevre Şehircilik Bakanlığı TOKİ eliyle yaparsa mutlu oluruz. Bize bu alanda kaynak aktarırsa yine mutlu oluruz. Eğer bir katkı sunmak isteniyorsa Çevre Şehircilik Bakanı acilen bu üç konuda Kastamonu Belediyesi'ne randevu vermek zorunda arkadaşlar. Bir karar verilirse biz o bahçeyi almak istiyoruz. Yani o haliyle de bırakmayacağız. Biz de geliştireceğiz. Ama bir an önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuda bize bir randevu verip bu üç meseleyi acilen çözmemiz lazım. Hepsi de Kastamonu'yu ilgilendiren meseleler. Yanına Örencik TOKİ'yi de eklersek 4 tane mesele var. Mesele şu Çevre Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum bize bir randevu verecek. Biz projelerimizi kendisine sunacağız. İster arzu ederlerse kendileri yapabilirler. Bu iki projeyi hızlıca hayata geçirebiliriz. Bize kaynak aktarılabilir. Hayır arkadaş biz bunu kendimiz yapacağız, bitireceğiz. Siz bize yerini gösterin derlerse biz o konuda da seve seve yardımcı oluruz. Ama bir an önce bu, dört konunun gündeme alınıp Kastamonu'nun önünden bu 4 konunun çekilmesi lazım. Bir 5 dakika zaman ayırmak çok mu zor bir şey? Belki bir il müdürünün çözebileceği bir iş ta oralara kadar gidiyor' şeklinde konuştu.
'Ürettiğimizi Kastamonu İle Paylaşırız'
Teleferik ile ilgili sorulara cevap veren Başkan Baltacı; 'Dava süreci devam ettiği için teleferikle ilgili herhangi bir adım atmak mümkün değil. Diyelim ki açık yüreklikle söyleyeyim samimiyetle. Diyelim ki teleferiğin dava süreci devam etmiyor. Yani ben kendi fikrimi söylemek isterim. Yani bu şehrin kadim bir şehir arkadaşlar. O teleferiğin geçtiği alan kentsel sit alanı yani korunması gereken kentsel sit alanı. 613 tane tarihi tescilli yapı var. Bunlardan bir tanesi yani hepimizin gururla bahsettiği geçmişi 500 yıla dayanan bir Nasrullah Cami var. Onun üzerinden bir teleferik geçmek doğru mu yanlış mı? Bunu da oturup konuşmamız gerekiyor. Yani bu teleferiğin herhangi bir ile turizm anlamında ya da kalkınma anlamında bir şey katıp katmadığını bilmiyorum. Bizim elimizde teleferiği yapacak bütçe olmuş olsa biz gider süt fabrikası kurarız. Bizim elimizde böyle bir bütçe olmuş olsa biz gider bir tesis kurarız. Orada istihdam sağlarız. Orada üretiriz. Ürettiğimizi Kastamonu ile paylaşırız' dedi.