Su Havzaları Masaya Yatırıldı
Kastamonu Valiliği, Kastamonu Belediyesi, Kastamonu Üniversitesi, Jeomorfoloji Derneği ile Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen Akarsu Havzası Yönetim çalıştayında, akarsu havza yönetimi ve jeomorfoloji alanındaki güncel çalışmalar ele alındı.
Kastamonu Valiliği, Kastamonu Belediyesi, Kastamonu Üniversitesi, Jeomorfoloji Derneği ile Doğa Koruma ve Milli Parklar 10. Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen Akarsu Havzası Yönetim çalıştayında, akarsu havza yönetimi ve jeomorfoloji alanındaki güncel çalışmalar ele alındı.
18 farklı üniversiteden genç araştırmacıların ve akademisyenlerin geldiğini belirten Kastamonu Üniversitesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ekrem Mutlu, katılımcıların çalıştaya değer kattıklarını söyledi. Mutlu, 'Akarsu havzaları bildiğiniz gibi sürekli değişen insan yaşamını doğrudan etkileyen dinamik sistemlerdir. Taşkınlar, kütle hareketleri ve morfol dinamik süreçler yalnızca doğal çevreye değil aynı zamanda yerleşim planlamayla şekillendirmektedir. Bu nedenle havza ölçeğinde üçüncül ve bilimsel temelli yaklaşımı artık bir tercih değil zorunluluktur. Yani biz bunu artık bir tercihinde değil zorunluluk olarak yapıyoruz. İlimizde bu konuda zaten bazı istenmeyen felaketler yaşadı. Biz bu yüzden artık bunu bir zorunluluk olarak görüyoruz' ifadelerini kullandı.
Desteklerini sunan kurum ve kuruluşlara teşekkürlerini ileten Mutlu, üniversitenin 20. Yılı etkinlikleri kapsamında çok mutlu olduğunu belirtti. Mutlu, 'İklim değişikliği ve insan etkisinin arttığı günümüzde jeomorfoloji temelli çözümler, risklerin azaltılması ve sürdürülebilir yönetimi için kritik ve bu çalıştayı bilimsel bilgi uygulamaları buluşturarak somut ve uygulamalı çıktı üretmesini bütün içtenliklerimle diliyorum. Bize katkı sunan başta Kastamonu vali ondan sonra Kastamonu Belediye Başkanı'mıza özellikle teşekkür ediyoruz' diye konuştu.
'Tarihte De Bütün Medeniyetler Hep Akarsu Havzalarındadır'
Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplumsal Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Pattabanoğlu da bu çalıştayla çok önemli konuların ele alınacağını söyledi. Akarsu havzalarının doğru planlanmasının farklı yöntemlerle tartışılacağını belirten Pattabanoğlu, doğal kayakların sürdürülebilir kullanımını ve insanlığın geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini ifade etti. Pattabanoğlu,'Burada asıl önemli olan akarsuyun, suyun medeniyet tarihi için ne kadar önemli olduğunun bence o bilinçle bu meselelerin el alınması. Çünkü tarihte de bütün medeniyetler hep akarsu havzalarındadır. Mesela şimdi Nil Nehri ne olmuştur? Mısır'a hayat olmuştur. Ya da diğer bütün her yerde sunun olduğu yerlerde medeniyet, şehirleşme, kültür, sosyalleşme insanın gelecek nesillere taşıyabileceği bütün etkinlikler suyun olduğu yerde gerçekleşmiştir. Bu sebeple bu çalıştığın çok önemli olduğunu ve burada konuşulacak bildirilerin tartışılacak çözüm önerilerinin akarsu havzaları bağlamımda ve günümüzdeki bu gerek iklim değişikliği, gerek insan sayısının artması, nüfusun artması, bununla birlikte şehirleşme, bozuk şehirleşme, kentleşme gibi pek çok problemlerin politik olmakla birlikte bütün insanlık adına da ve diğer bütün disiplinler arası problemler içerisinde tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Biliyorsunuz çok yakın zamanda Bozkurt'ta da bir olay yaşandı. Çok elim bir olay, vahim bir olaydı. O yüzden bugün burada bence bu çözüm önerileri çok önemli şekilde tartışılacaktır diye düşünüyorum' diye konuştu.
'İklim Sabit Değildir'
Jeomorfoloji Derneği Başkanı Hüseyin Toroğlu Akarsu havzaları, bünyelerinde canlı sistemler barındıran yeryüzü parçaları olduğunu belirterek, 'Biz fark etsek de, fark etmesek de bu canlı sistemler birbirleriyle etkileşim halindedirler ve sürekli bir değişim yaşarlar. Bu değişimi yaşarken de sahip oldukları doğal kaynak özellikleriyle bunlarla ilişkili olarak sürekli bir yenilenme, bir değişim içerisindedir ve bunun değişimini yönlendiren temel unsurlardan bir tanesi de iklimdir. İklim sabit değildir ve sürekli değişim halindedir. Günbegün yenilenen iklim elemanları özellikleri, bu canlı sistemin çalışmasında yönlendirici, belirleyici hatta şekillendirici rol oynar. İşte akarsu havzalarının canlılar için çok önemli olan bu doğal kaynak, hatta miras niteliğindeki özelliklerinin sürdürülebilir kullanımı için öncelikle bu canlı sistemin nasıl çalıştığını ve nelerden etkilendiğini iyi biliyor olmamız lazım. Bunun için de bu sistemin karşılıklı etkileşimi hakkında bilgi sahibi olmamız lazım. Olaylar sadece doğal kaynaklardan faydalanılmasıyla ilişkili değil, bunlarla ilişkili ortaya çıkan tehlikelere karşı dirençli olmak ve dayanıklılığı artırmakla da alakalıdır. Bu stratejilerin bütüncül olması gerekir; çünkü bir tek bilim dalının tekelinde olan bir şey değildir. Bu multidisipliner yaklaşımın unsurlarından ve bileşenlerinden birisi de jeomorfolojidir. Çünkü sözünü ettiğim çeşitliliğin temelinde hep jeomorfoloji unsurlarının yattığını görürüz. Bu çalıştayın amacı, işte bu yaklaşımı sizlerle paylaşmaktır; bu yaklaşım çerçevesindeki sorunları, problemleri ve yaşananları konuşmaktır. Bu konuyla ilişkili kurum ve kuruluşların temsilcileriyle bunları paylaşmak, onların düşünceleriyle bu konuları konuşmak, geçmişte yaşanmış örnekleri ve tehlikeleri burada tartışmak bu çalışmanın çıktıları olacaktır. Jeomorfoloji Derneği bilimsel anlamda destek vermiştir. Ama bunun yanında ev sahipliği yapan ve organizasyonu gerçekleştiren çok güçlü bir destek gördük. Bu konuda Kastamonu Valiliğine, Kastamonu Belediye Başkanlığına, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğüne ve çalışmanın gerçekleşmesinde katkı veren diğer kurum ve kuruluşlara hepsine ayrı ayrı yönetim kurulum adına teşekkür ediyorum. Çalıştayın başarılı geçmesini diliyorum' ifadelerini kullandı.
'Zaman Zaman Su İhtiyaçlarında Zorlanıyoruz'
Programın devamında söz alan İl Genel Meclis Başkanı Doğan Ünlü ise, 'Bu işin en temelinde iklimsel değişikliğin olduğunu hepimiz biliyoruz. Yağış rejimlerinin farklı seyrettiği, kimi zaman çok yoğun yağış olduğu yerlerde kimi zaman da uzun süreli yağışların olmadığı dönemler yaşıyoruz. Tabii bu da tüm dünyayı etkiliyor. Dolayısıyla Türkiye'yi de etkileyen bir durum var. Ama Türkiye'de de işte her tarafımız denizlerle çevrili olduğunu gördüğümüzde sanki su zengini bir ülke gibi görülüyoruz ama maalesef günden güne de su fakiri ülkeleri arasına doğru adım adım gidiyoruz. Üzülerek tabii bunu ifade ediyorum. Şimdi bizim alanımız il özel idaresi olarak köyler; bin 54 köyde 3 bin 700 noktada köylülerimizin ihtiyaçlarını karşılama noktasında da zaman zaman su ihtiyaçlarında zorlanıyoruz. Tabii bu da bize bir zorluk ve külfet getiriyor. Suyu bulmakta zorlanıyoruz. Su kaynaklarının temiz olmadığı noktalar var. Bulduğumuz zaman suyu tabii insanlarımıza sağlıklı bir şekilde ulaştırmak gerekiyor. Bununla da ilgili büyük bir enerji ve çaba sarf ediyoruz. Sizlerin daha iyi bildiği gibi havza yönetiminde atık suları da son derece ileri teknoloji atık sistemlerimizin olması gerekiyor ki suyu koruyalım. Bir taraftan önemli olan bir konu bence tasarruf; yani suyun tasarruflu kullanılması. Diğer bir taraftan önemli olan bir konu da sularımızın maalesef çoğunda kayıp kaçak oranımız da fazla. Yani özellikle açık kanal sulama sistemlerinde bu kayıp kaçak yüzde 50'ye varan ölçülerde; yerel yönetimler bazında baktığımız zaman yine kayıp kaçakların yüzde 30'u aşan seviyelere geldiğini görüyoruz ki bu son derece yüksek bir oran. Diğer bir taraftan önümüzdeki dönemde belki de yağmur sularını bile depolayacağımız farklı sistemlere evrilmemiz gerektiği bir süreci de yaşayacağız. Tabii diğer taraftan temennimiz de odur ki yağış rejiminin, iklimsel değişimin hayırlara vesile olarak bereketli bir şekilde tüm dünyada, ülkemizde ve ilimizde düzenli bir yağış rejimi alarak bu sorunların bugün için olmamasını temenni ediyoruz. Ama elimizdekileri de en iyi şekilde değerlendirmenin ben kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu programı düzenleyen derneğimize, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İnşallah suyla ilgili, su kaynakları ile ilgili bir sıkıntının olmadığı bir süreci yaşamayı temenni ediyorum' diyerek sözlerini tamamladı.
'Sadece Günü Kurtaran Çözümler Yeterli Olmuyor'
Çalıştayda Kastamonu Belediyesi olarak paydaş olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Belediye Başkanı Hasan Baltacı, 'Bu çalıştayın sonuçları yalnızca akademik açıdan değil; sürdürülebilir kentleşme, doğal kaynakların korunması ve yerel yönetim politikalarının geliştirilmesi açısından da son derece önemlidir. Yerel yönetimlerin, havza yönetiminde önemli bir payı var. Bizler de ortaya çıkacak sonuçları takip edecek ve üzerimize düşen görevleri yerine getireceğiz. Bugün artık iklim değişikliğiyle birlikte su yönetimi, afet yönetimi ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı çok daha kritik hle geldi. Yakın zamanda yaşadığımız sel felaketleri ve su sorunları bize önemli dersler verdi. Bu vesileyle sel afetinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı ve değerli hocalarımızı rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. Yaşadığımız süreçte şunu çok net gördük. Sadece günü kurtaran çözümler yeterli olmuyor. Güçlü bir altyapı, sürdürülebilir bir kaynak yönetimi ve planlı bir sistem kurulması gerekiyor. Özellikle su yönetimi konusunda, kaynaktan musluğa kadar bütün süreci kapsayan yeni bir anlayışın ne kadar gerekli olduğunu hep birlikte tecrübe ettik' diye konuştu.
'Modern Sistemlerin Kurulması İçin Çalışmalarımızı Sürdürüyoruz'
Yaşanan arızalar ve kesintiler sırasında bazı bölgelerde suyun tekrar sisteme verilmesi saatler, hatta günler aldığını belirten Baltacı, 'Bu süreç bize şunu gösterdi: Şebeke yönetim sistemlerinin, bakım süreçlerinin, depo ve kaynak yönetiminin daha güçlü bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Bunun üzerine bizler de kapsamlı bir çalışma başlattık. Kaynaktan musluğa kadar tüm altyapının daha sağlıklı yönetilmesi, bakım-onarım süreçlerinin geliştirilmesi ve modern sistemlerin kurulması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Belki yaşanan bu süreçler olmasaydı bazı eksiklikleri bu kadar açık şekilde göremeyecektik. Ancak bugün, karşılaştığımız sorunlardan ders çıkararak geleceği daha sağlam inşa etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu noktada kamu kurumlarımızla, uzmanlarımızla ve akademisyenlerimizle birlikte çalışmayı çok önemsiyoruz' diye konuştu.
'Su Medeniyettir, Uygarlıktır, Emektir Ve Ekonomidir'
Çalıştayda açıklamalarda bulunan Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, tarihi bir toplantı gerçekleştirildiğini belirtti. Türkiye'nin sorunlarında bilimsel toplantılar ve çalıştaylarla öncülük ettiğini görmekten mutluluk duyduğunu söyleyen Kubalı, 'Akarsu Havza Yönetimi konulu bu çalıştayda, Kastamonu'nun ormanları, dağları ve nehirleriyle stratejik olarak temel bir il ve adeta bir laboratuvar olduğunu hatırlamalıyız. 5 yıl önce yaşanan taşkın felaketi bu konunun önemini bizlere öğretmiştir. Kastamonu, afet sonrası yapılan çalışmalar ve kurumların tarihi birikimiyle önemli bir veri, yönetim deneyimi ve teknik analiz gücüne sahiptir. Devletimiz, tüm kurumları, kuralları ve yasalarıyla akarsu havzası yönetimi konusunda iş birliği içinde çalışmaktadır. Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü'nün yatırımlarını yerinde inceliyor ve tarım müdürlüklerimiz aracılığıyla sulama konusunda çiftçimizin yanında yer alıyoruz. Bu konu hepimizin sorunu olmasının yanı sıra ulusal bir güvenlik ve hayatiyet meselesidir; çünkü su medeniyettir, uygarlıktır, emektir ve ekonomidir. İdari sistemimiz mülki sınırlar üzerine kurulu olsa da, akarsuların birçok ilden geçerek tüm ülkeye hayat vermesi nedeniyle artık havza yönetimi anlayışı şekillenmiştir. Sorunlarımızı ve idari yapımızı bu havza yönetimi çerçevesinde değerlendirmeyi son derece önemsiyorum. Bu anlayış, sadece taşkın yatırımları veya nehir akışıyla sınırlı kalmayıp; orman, iklim değişikliği, ziraat ve yeryüzü şekilleri gibi tüm unsurları kapsayan bir zihin değişimi ve kurumlar arası iş birliği gerektirmektedir. Su, Türk Medeni Kanunu'nda da tanımlandığı üzere devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, kamu yararı ilkesinin ve üstünlüğünün geçerli olduğu kamusal bir konudur. Anayasamız uyarınca nehirler, göller ve tüm akarsu kaynakları toplumun ortak varlığıdır. Bütünleşik su yönetiminin sadece kurumlarla değil, tüm toplumun ve Türk milletinin sahiplenmesiyle başarıya ulaşacağı unutulmamalıdır. Suyun kullanımından tasarrufuna ve paylaşımına kadar her aşamada toplumsal bir bilinç gereklidir; nitekim kültürümüzdeki sebil anlayışı suyun paylaşılması ve topluma ait olması demektir' diye konuştu.