Uzun Yastık Yerini Küstüm Yastığa Bıraktı
Aslıcan Ticaret İş Yeri Sahibi Yorgancı Şakir Kaba, yıllarca çeyizlerin vazgeçilmez parçası olan, evliliğin simgesi sayılan uzun 'bir yastıkta kocayın' yastıklarının artık neredeyse tamamen ortadan kalktığını söyledi.
Aslıcan Ticaret İş Yeri Sahibi Yorgancı Şakir Kaba, yıllarca çeyizlerin vazgeçilmez parçası olan, evliliğin simgesi sayılan uzun 'bir yastıkta kocayın' yastıklarının artık neredeyse tamamen ortadan kalktığını söyledi.
Geleneklerin zamanla kaybolduğunu söyleyen, Aslıcan Ticaret İş Yeri Sahibi Yorgancı Şakir Kaba; 'Eskiden bu uzun yastıklar çeyizin baş tacıydı. Anadolu'nun her yerinde vardı. Nerede olursan ol, köyde de şehirde de mutlaka çeyizde bulunurdu. Çift kişilikti, uzundu ve evliliğin, birlikteliğin, sadakatin simgesiydi. Biz karyolanın genişliğine göre ölçüsünü alırdık. İçine elyafını doldururduk, kabartırdık, diker, öyle teslim ederdik. Üzerine de mutlaka dantel işlenirdi. O danteller öyle hazır şeyler değildi, el emeğiydi. Her yastığın üzerindeki işlemeye göre bir adı olurdu. Yastık verileceği zaman da öyle sessiz sedasız verilmezdi. Konu komşu toplanırdı. Kızın eline yastık verilirken 'İnşallah Allah seni bir yastıkta kocatsın' denirdi. Bu bir temenniydi, bir duaydı. Büyükler bunu özellikle söylerdi. O sözle birlikte yastık anlam kazanırdı. Buna çift kişilik çeyiz yastığı denirdi. Aslında özel bir ismi yoktu ama herkes ne olduğunu bilirdi. Genç kızların çeyizinde mutlaka olurdu, olmazsa eksik sayılırdı' dedi.
'Çeyiz Anlayışı Da Tamamen Değişti'
Günümüzdeki çeyiz anlayışına değinen, Aslıcan Ticaret İş Yeri Sahibi Yorgancı Şakir Kaba; 'Şimdi maalesef bunların hiçbiri kalmadı. Biz yine dükknda bulunduruyoruz ama çok nadir soruluyor. Genelde benim yaşımdakiler ya da benden daha büyük olanlar özellikle istiyor. 'Eskiden vardı, bize de yap' diyorlar. Onlar için yapıyoruz ama gençlerden neredeyse hiç talep yok. Hatta bırak yastığı, çeyiz yorganına bile artık bakan yok. Eskiden bir evlilikte yorganı, yastığı, döşeği önemliydi. Şimdi her şey hazır alınıyor, çeyiz anlayışı da tamamen değişti. 'Bir yastıkta kocasınlar' sözü boşuna söylenmiş bir söz değil. Aynı yastıkta yatmak demek, hayatı birlikte paylaşmak demek. Eskiden insanlar birbirine daha anlayışlıydı. 'İnsandır, hata yapar' diye bakılırdı. Küçük şeylerden yuvalar yıkılmazdı. Aile büyükleri araya girerdi, barıştırırdı. Sabır vardı, hoşgörü vardı. Gençler birbirine küstüğünde hemen kopma olmazdı. Çünkü ortada tek bir uzun yastık vardı. Kimse yastığını alıp başka yere gidemezdi. Mecburen aynı yerde kalınırdı. Aynı odada, aynı yatakta olmak insanı yumuşatırdı. Konuşa konuşa, zamanla barışılırdı. O yastık bir nevi arabulucu gibiydi' ifadelerine yer verdi.
'O Zamanlar Tek Kişilik, Yanak Yastığı Diye Bir Şey Yoktu'
Küstüm yastığı hakkında konuşan Kaba; 'Şimdi bakıyorsun, yastık ikiye bölünmüş. Herkesin kendi yastığı var. Önce yastıklar ayrıldı, sonra hayatlar ayrıldı. Küslük olunca biri yastığını alıyor, öbür tarafa geçiyor. Zaten adına da 'küstüm yastığı' demişler. Adı üstünde, küstüm demek. Yani 'sana küstüm, yanına gelmiyorum' demek. Bu bile her şeyi anlatıyor. Ben bu mesleğe 1968 yılında İnebolu'da, ağabeyimin yanında başladım. O zamanlar tek kişilik, yanak yastığı diye bir şey yoktu. Böyle küçük yastıklar bilinmezdi. Hep uzun, çift kişilik yastıklar vardı. Evlenen herkes ondan alırdı. Sonradan birileri bu tek kişilik yastıkları çıkardı, adını da 'küstüm yastığı' koydu. Kim koydu bilmiyorum ama adıyla bile insanı düşündürüyor. Zamanla bu uzun yastıklar azaldı, şimdi ise neredeyse tamamen ortadan kalktı. Gençler artık böyle yastıklar kullanmıyor. Eskiden uzun yastıkla çiftler yatakta bile ayrı olmasın istenirdi. Aynı yastıkta uyusunlar, birbirlerinden kopmasınlar diye düşünülürdü. Şimdi ise yastıklar bile ayrıldı. Herkesin yeri ayrı, anlayışı ayrı. O eski 'bir yastıkta kocama' duası da yavaş yavaş unutuldu' şeklinde konuştu.