• Haberler
  • Siyaset
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Fırsatçılık peşinde koşanlara nefes aldırmayacağız'

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Fırsatçılık peşinde koşanlara nefes aldırmayacağız'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konut ve kira sektöründe piyasanın dengesini bozan, fahiş fiyat artışlarına yol açan kişi ve kurumlara yönelik ağır yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Fırsatçılık peşinde koşanlara nefes aldırmayacağız'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Orta Vadeli Program’da (OVP) olduğu gibi ekonomiyle ilgili hazırladığımız yol haritalarında da önceliği daima bölgenin ayağa kaldırılmasına veriyoruz. Meclisi’mize sunduğumuz ek bütçede bölgeye 762 milyar lira ayırmıştık. 2024 yılında deprem bölgesi için 1 trilyon lira için kaynak tahsis edeceğiz. Önümüzdeki üç yıl boyunca depremzede şehirlerimizin ihyası için toplam 3 trilyon lira tutarında bir kaynak kullanacağız. Deprem konutlarımızın inşası hızla sürüyor. Depremde yıkılan iş yerlerimizi ve ticarethanelerimizi yeniden yapıyoruz. Konutlar haricinde deprem bölgesinde ticari alan vasfına sahip 170 bin bağımsız bölüm inşa edeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da depremzedelerimizi sırf siyasi tercihlerinden dolayı onlara hakaret eden insanların insafına bırakmayacağız. Devlet ve millet dayanışması ile inşallah bu zor günlerin üstesinden alnımızın akıyla hep beraber geleceğiz” diye konuştu.

“VATANDAŞIN MALINA, RIZKINA, LOKMASINA KAST EDEN AÇGÖZLÜLERLE KARŞILAŞTIK”

Erdoğan, korona virüs salgını ile küresel ekonominin alışık olmadığı bir girdaba sürüklendiğini ifade ederek, “Hemen her alanda üretim aksadı. Tedarik zincirlerinde kırılmalar oldu. Küresel ticaret aylar boyunca durma noktasına geldi. Türkiye, salgın krizini istihdam, ticaret, üretim, turizm dahil tüm boyutları ile en başarılı şekilde yöneten ülkelerden biri olmuştur. Bu kritik süreçte muhalefetin tüm baskısına rağmen ekonomide vahim sonuçları olabilecek fevri adımlardan uzak durduk. Geniş bir yelpazede verdiğimiz destek ve teşviklerle çarkların kesintisiz dönmesini sağladık. Aynı tavrı, Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği küresel ekonomik krizde de gösterdik. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla ülkemizi büyütmeye dayalı bir ekonomi modeli uyguladık. Elbette tüm dünyada son 60-70 yılın en yüksek rakamlarına ulaşan enflasyon oranları bizleri de olumsuz etkiledi. Halen de etkiliyor. Avrupa’dan Amerika’sına kadar herkes, istihdam kaybına yol açmadan enflasyonu dizginlemeye yönelik politikalar uyguluyor. Biz bu muhataralı süreci son dönemde biraz daha ağır yaşadık. Küresel sıkıntılara tamamen tamahkarlıktan ve fırsatçılıktan kaynaklı fiyatlama davranışları eklenince bizim yükümüz daha da arttı. Ortada ekonomik hiçbir gerekçeyle açıklanamayacak afaki rakamlar gördük. Farklı bahanelerin arkasına gizlenerek vatandaşın malına, rızkına, lokmasına kast eden açgözlülerle karşılaştık” dedi.

“FIRSATÇILIK PEŞİNDE KOŞANLARA KESİNLİKLE NEFES ALDIRMAYACAĞIZ”

Erdoğan, seçimlerden sonra yeni kabinenin en öncelikli konularından birinin belirli sektörlerde oluşan balonu söndürmek olduğunu kaydederek, “Attığımız kararlı adımlarla otomobil fiyatlarından başlayarak birçok alanda ciddi mesafe aldık. Alınan tedbirler, kesilen cezalar ve diğer engellemeler sayesinde otomotiv piyasasında yaşanan spekülatif fiyat artışları ortadan kalkmaya başladı. Daha bir ay öncesine kadar güya araç kıtlığından dolayı fiyatlar sürekli artarken, bugün artık indirimleri, hatta kampanyaları konuşuyoruz. Benzer bir tablonun konut ve kira fiyatlarında yaşanacağına inanıyoruz. Konut ve kira sektöründe piyasanın dengesini bozan, fahiş fiyat artışlarına yol açan kişi ve kurumlara yönelik ağır yaptırımlar uygulayacağız. Adil, dürüst, özenli ve makul şekilde hareket etmeyerek fırsatçılık peşinde koşanlara kesinlikle nefes aldırmayacağız. Aynı şekilde çimento ve hazır beton sektöründeki dengesiz fiyat artışlarını da yakın takibimize aldık. Devletimiz, Asrın Felaketi’nin yaralarını sarmaya, bir an önce vatandaşlarını güvenli yuvalarına kavuşturmaya çalışırken birilerinin aşırı kar hırsıyla farklı işlere tevessül etmesine asla tahammülümüz yoktur. Denetimler sonucunda şayet burada da bir sorun, sıkıntı, fırsatçılık tespit edersek gereği neyse onu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Milletimizi haksız fiyat artışlarından, stokçuluktan, güvensiz ürünlerden ve aldatıcı ticari uygulamalardan korumaya kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye Yüzyılı hedeflerine ilerlerken bilinçli tüketicilerin sağlıklı bir ekonominin temeli olduğu düsturu ile hareket ettiklerine dikkati çeken Erdoğan, “Ticaret Bakanlığımızın görevleri arasında tüketicilerimizin ekonomik çıkarları ile sağlık ve güvenliklerinin korunması da vardır. Esasen batılı ülkeler tüketici haklarının önemini 1960’lı yıllarda kavrayıp evrensel tüketici haklarını ilan etse de bizim kültürümüzde Ahilik Teşkilatı aracılığı ile yüzyıllar önce tüketicilerin hakları korunmaktaydı. Ahilik sisteminde Tüketiciyi aldatan, yanıltan ve onların haklarını gözetmeyenler papucunun dama atılması suretiyle yaptırıma tabi tutulur ve Ahilik Teşkilatı’ndan dışlanırdı. Çünkü bizim nazarımızda tüketici hakkı aynı zamanda bir kul hakkı ve en temel insan hakkıdır. Bizi aldatan bizden değildir. Bu hadis-i şerif ile esnaf, tüccar ve üreticinin uyması gereken ilkeler yüzyıllar önce belirlenmiştir. Tüketicinin korunması ile ilgili tüm taraflara önemli görevler düşüyor. Esnafımızın müşteri memnuniyetini ön planda tutması, rekabet ortamını koruması, tüketiciye kaliteli mal ve hizmet sunması gerekiyor” değerlendirmesini yaptı.

“MÜŞTERİSİNİN HAKKINI GÖZETEN TÜM İŞLETMELERİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Tüketicilerin bilinçli alışveriş yapmasının, haklarını bilmesinin, gerektiğinde ise söz konusu haklarını kullanmasının önem arz ettiğini söyleyen Erdoğan, “Satın aldığı mal ve hizmetle ilgili tüketiciye ‘git nereye şikayet edersen et’ diyen bir anlayışın ticari hayatta kalıcı olması mümkün değildir. Bir dönem yaygın olan, ‘satılan mal geri alınmaz’ tabelalarının birçok yerde kaldırıldığını, kanunda tanınan hakların tüketicilere verildiğini görüyoruz. Müşterisinin hakkını gözeten tüm işletmelerimize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Tüketici hakkının bir kul hakkı olduğu düsturundan hareketle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde Zabıta Tüketici Hakları Amirliği’ni ilk defa biz kurduk ve çok güzel çalışmalar yaptık. İstanbul’da başlayan bu uygulama bugün birçok belediyemizde Zabıta Tüketici Hakları Birim Amirliği kurulmasına vesile oldu. Bu tavrımızı, hükumete geldiğimizde de devam ettirdik” dedi.

“PİYASADA TEKELLEŞMELERİN ORTAYA ÇIKMASINA GÖZ YUMACAĞIZ”

Erdoğan, 85 milyon vatandaşı sağlıksız ve güvensiz ürünlerden, satıcı ve sağlayıcıların haksız uygulamalarından, aldatıcı vaat ve reklamlarından korumak maksadıyla birçok adım attıklarının altını çizerek, “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’u güncel bir bakış açısıyla 2014 yılında tümüyle yenileyerek geliştirdik. Vatandaşlarımızdan gelen şikayetler ve talepler doğrultusunda bu hukuki çerçeveyi idari düzenlemeler ile sürekli güçlendiriyoruz. Bu süreçte teftiş ve kontrol faaliyetlerimizi de artırarak sürdürüyoruz. Bu denetimler içinde yıllık hacmi 800 milyar liraya ulaşan ve genel ticarete oranı yüzde 17,7’ye yükselen elektronik ticaret alanında faaliyet gösteren firmalar da yer alıyor. Burada ne serbest piyasa ekonomisi kurallarından taviz verecek ne de piyasada tekelleşmelerin ortaya çıkmasına göz yumacağız. Özellikle sayı itibarıyla ticaret hayatımızın çoğunluğunu temsil eden esnaf, tüccar, KOBİ’lerimizi agresif ticaret hamleleri karşısında koruyacağız. Reklam Kurulumuz vasıtasıyla ticari reklam ve haksız ticari uygulamaları denetliyor, gerekli idari yaptırımları uyguluyoruz. Türkiye genelinde 211 noktada bulunan tüketici hakem heyetlerimiz ile vatandaşlarımızın yaşadığı tüketici sorunlarının çözümü noktasında önemli roller üstleniyor. Sadece 2022 yılında 600 bin tüketicimizin satıcılarla yaşadığı sorunlar, tüketici hakem heyetleri vasıtasıyla kolayca çözüme bağlandı. Böylece yargımızın iş yükü de hafifletilmiş oldu” diye konuştu.

“TİCARETİMİZİ GÜÇLENDİRMEKTEN BAŞKA BİR ÇIKIŞ YOLUMUZ GÖRÜNMÜYOR”

Erdoğan, yerli üretimin korunmasının ve israfın önlenmesinin üzerinde durulması gereken bir başka konu olduğunu belirterek; “Türkiye’de üretilen malların ve hizmetlerin kullanımı ülke ekonomisine ciddi katkı sağlarken istihdamımızı artırıyor, en can sıkıcı meselemiz olan dışa bağımlılığı azaltıyor. Yerli üretimin önemi, hamdolsun milletimiz tarafından günden güne çok daha iyi anlaşılıyor. Yurt içinde üretilen ürünleri tercih ettiğini belirten tüketicilerin oranı bir yıl içinde yaklaşık 7 puan artarak yüzde 69,2’ye yükseldi. Temennimiz, milletimizin yurt içi üretime yönelik teveccühünün daha iyi bir noktaya gelmesidir. Hükumetimizin israfın önlenmesine, sıfır artık politikasına ve yurt içi üretimin teşvik edilmesine yönelik hamlelerine hem özel sektörün hem de vatandaşlarımızın dahil olmasını bekliyoruz. Türkiye olarak üretmekten, ihraç etmekten, katma değeri yüksek ürünlerle ticaretimizi güçlendirmekten başka bir çıkış yolumuz görünmüyor. Önümüzdeki 3 yıl içinde ihracatımızı 300 milyar dolara, turizm gelirlerimizi 70 milyar doların üzerine, ekonomik büyüklüğümüzü 1,3 trilyon dolara, fert başına milli geliri 15 bin dolara çıkarmayı istiyorsak, 85 milyon hep birlikte daha çok çalışacak, daha çok tasarruf edecek, özellikle israfı asgari seviyeye düşüreceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun” dedi. 
 

İhlas Haber Ajansı

Bakmadan Geçme