Cumhuriyet Kültür Buluşmaları'nda 'Köy Enstitüleri' Konuşuldu
Atatürkçü Düşünce Derneği Kastamonu Şubesi tarafından düzenlenen 'Cumhuriyet Kültür Buluşmaları 4' söyleşi ve imza günü, yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Atatürkçü Düşünce Derneği Kastamonu Şubesi tarafından düzenlenen “Cumhuriyet Kültür Buluşmaları 4” söyleşi ve imza günü, yoğun katılımla gerçekleştirildi. “Köy Enstitüleri ve Aydınlanma Yolculuğu” başlığıyla düzenlenen söyleşide, Köy Enstitülerinin kuruluş süreci, Cumhuriyet’in eğitim anlayışı ve günümüze yansımaları ele alındı.
Programda konuşan Atatürkçü Düşünce Derneği Kastamonu Şube Başkanı Serkan Karayılan, Cumhuriyet’in eğitim anlayışına vurgu yaparak: “Bugün burada sadece bir eğitim modelini değil, bir milletin karanlıktan aydınlığa yürüyüşünü konuşmak için bir aradayız. Cumhuriyet; aklın, bilimin ve eşitliğin en ücra köylere kadar ulaşması demektir. Köy enstitüleri ise bu idealin en somut adımlarından biridir ve bu hikayede Gölköy’ün yeri ayrıdır. 1938’de mütevazı bir kurs olarak başlayan bu yolculuk, 1940’ta köy enstitüsü kimliğine kavuşmuştur. Ama Gölköy’ü özel kılan şudur: O ilk bebektir. Çünkü hazır binalarda değil, yoklukla doğmuştur. Ne duvar vardı ne çatı; sadece inanç vardı. İsmail Hakkı Tonguç ve arkadaşları karşılarında bir harabe buldular ama vazgeçmediler. Çadırları sınıf yaptılar, yokluğu imkana dönüştürdüler ve en önemlisi kendi tuğlasını kendisi yapan bir irade ortaya koydular. İşte Cumhuriyet budur. Kendi kaderini kendi elleriyle yazan bir halktır. Bugün Gölköy’den geriye kalanlar sadece binalar değil, bir milletin hafızasıdır. Bu mirası korumak ve yeniden yaşatmak hepimizin sorumluluğudur. Çünkü Cumhuriyet ancak yaşatılırsa var olur. Gölköy bize şunu öğretmiştir: Yeter ki inanç, emek ve cumhuriyet iradesi olsun” diye konuştu.
Programın konuşmacısı Eğitim-Sen Kurucu Genel Başkanı ve 27. Dönem Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya: “Yıllar sonra yeniden Kastamonu’da olmak benim için büyük bir onur. Bugün aramızda dekanımız, milli eğitim müdürümüz, sendika başkanlarımız, aydınlanmanın gerçek yüzü olan eğitimcilerimiz var. Onlar yarınları bize armağan eden değerlerdir” dedi.
‘Cehaletle Mücadelenin Komutanları Öğretmenlerdir’
Konuşmasında eğitim sistemine yönelik eleştirilerde bulunan Kaya: “Bugün sizlerle köy enstitülerini konuşacağız. Ama geçmeden önce Kahramanmaraş’ta ve Ankara’da katledilen öğretmenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Eskiden okullar öğrencilerin koşarak gittiği, tatilde ağladığı yerlerdi. Şimdi ise çocuklar gitmemek için bahaneler üretiyor. Eğitim yaşamın en diri noktası olmaktan ne yazık ki çıkarıldı. 'Maarif Modeli' diye bir şey getiriliyor; oysa maarif, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkçeye geçilmeden önceki tabirdi. Mustafa Kemal Atatürk eğitimi neden bu kadar önemsedi? Bunu en iyi Kastamonulular bilir. Kurtuluş Savaşı döneminde Kastamonu ile Ankara arasında bir köprü vardı ve bu diyaloğu sağlayan ilk Milli Eğitim Bakanımız Mustafa Necati’ydi. Köy enstitülerinin fikri temelini atan odur. 1921 yılında Sakarya Meydan Muharebesi hazırlıkları sürerken Eğitim Şurası toplandı. Toplanan Şura’da 243 öğretmen vardır, 7’si kadın öğretmendir. Kadın öğretmenleri en ön sıraya oturtur ve ‘Bu savaşı kazanacağız ama cehaletle savaşı kazanmak için eğitim ordusuna ihtiyacımız var, bu ordunun komutanları öğretmenlerdir’ der” ifadelerini kullandı.
‘Cumhuriyet’in Eğitim Devrimlerinin Temeli’
Köy enstitülerinin kuruluş sürecine ilişkin örnekler veren Kaya: “Mustafa Kemal, Kırşehir’de bir lise müdürüyle yaptığı görüşmede köylere eğitimi nasıl ulaştırabileceklerini sorar. Okuma yazma bilen askerlerin eğitmen olarak değerlendirilmesi fikri ortaya çıkar. Bu düşünce daha sonra eğitmen kurslarının açılmasına ve köy enstitülerinin kurulmasına zemin hazırlar. Eskişehir Çifteler, Kastamonu Gölköy, Trabzon Beşikdüzü, Erzurum Pulur, Diyarbakır Ergani, Konya İvriz, Kars Cılavuz ve daha birçok noktada köy enstitüleri açılmıştır. Bu okulların her biri bulunduğu bölgenin öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuştur” diye konuştu.
Köy enstitülerinin temel amacının öğretmen yetiştirmek olduğunu vurgulayan Kaya: “O dönem nüfusun yüzde 80’i köylerde yaşıyordu. Bu nedenle köylerden zeki çocuklar seçilerek sınavla alınır ve öğretmen olarak yetiştirilirdi. Hasan Oğlan Yüksek Köy Enstitüsü ise öğretmenin öğretmenini yetiştiren bir merkezdi. Bize ‘Köy enstitülerini yeniden mi getireceksiniz?’ diye soruyorlar. Biz köy enstitülerini birebir yeniden kurmayı savunmuyoruz. Ancak köy enstitüsü fikriyatının, Cumhuriyet’in eğitim devrimlerinin temeli olduğunu biliyoruz ve bu anlayışa uygun bir yapılanmayı savunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Program, söyleşinin ardından katılımcılarla gerçekleştirilen imza günüyle sona erdi.
Bakmadan Geçme

