Kastamonu'da Türbenin Ardındaki Sultan
Kastamonu'nun Kırkçeşme Mahallesi'nde bulunan Hatun Sultan Türbesi, 15. yüzyıldan günümüze ulaşan önemli tarihi yapılardan biri. 1436 yılında inşa edilen türbe, yalnızca mimarisiyle değil, içerisinde bulunan sekiz mermer lahitle de Candaroğulları ve Osmanlı hanedanları arasındaki akrabalık bağlarına ışık tutuyor.
Kastamonu’nun Kırkçeşme Mahallesi’nde bulunan Hatun Sultan Türbesi, 15. yüzyıldan günümüze ulaşan önemli tarihi yapılardan biri. 1436 yılında inşa edilen türbe, yalnızca mimarisiyle değil, içerisinde bulunan sekiz mermer lahitle de Candaroğulları ve Osmanlı hanedanları arasındaki akrabalık bağlarına ışık tutuyor.
Selçuk Sokak’ta, Selçuk Camii önündeki meydanın köşesinde yer alan türbe, günümüzde Hatun Sultan Türbesi adıyla biliniyor. Ancak yapının ardındaki isim, Osmanlı padişahı Çelebi Mehmed’in kızı ve Candaroğlu İbrahim Bey’in eşi Selçuk Hatun.
Türbenin Adı Neden Hatun Sultan?
Hatun Sultan Türbesi’nin kitabesinde yapının, “Sultan Mehmet”in kızı Hatun Sultan tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. Akademik araştırmalarda ise bu kişinin Selçuk Hatun olduğu ortaya konuluyor. Selçuk Hatun, hükümdar ailesinden geldiği için kitabede “Sultan Hatun” unvanıyla anılıyor.
Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün verilerine göre türbe 840 hicri, yani 1436 yılında yaptırıldı. Yapının bulunduğu Kırkçeşme Mahallesi de Kastamonu’nun tarihî dokusunu günümüze taşıyan bölgeler arasında yer alıyor.
Selçuk Hatun Kimdi?
Selçuk Hatun, Osmanlı padişahı Çelebi Mehmed’in kızlarından biriydi. Candaroğlu hükümdarı İsfendiyar Bey’in oğlu İbrahim Bey ile evlenerek Kastamonu’ya geldi.
Akademik araştırmalara göre Selçuk Hatun, İbrahim Bey ile yaklaşık 18 yıl evli kaldı. Bu evlilikten Yusuf Çelebi, İshak Bâlî, Hafsa ve Hatice isimlerinde çocukları oldu. Yusuf ve Hafsa’nın Kastamonu’da hayatını kaybetmesinin ardından Selçuk Hatun tarafından yaptırılan türbeye defnedildikleri belirtiliyor.
İbrahim Bey’in 1443 yılında ölümünden sonra ise Selçuk Hatun Kastamonu’dan ayrılarak Bursa’ya yerleşti. Hayatının ilerleyen dönemlerinde Bursa, Edirne ve İstanbul gibi Osmanlı şehirlerinde vakıf eserleri ve hayır faaliyetleriyle öne çıktı. 1485 yılında Bursa’da hayatını kaybetti ve Yeşil Türbe’ye defnedildi.
Türbenin İçinde Kimler Bulunuyor?
Hatun Sultan Türbesi’nin içerisinde sekiz mermer lahit bulunuyor. Resmî kaynaklarda bu lahitlerin bir kısmının Candaroğlu İbrahim Bey’in çocuklarına ait olduğu belirtiliyor.
Akademik kaynaklarda ise türbede Selçuk Hatun’un çocukları Orhan Bey, Emir Yusuf, Hafsa Hatun ve Paşa Melek Hatun ile birlikte başka kişilere ait kabirlerin bulunduğu aktarılıyor. Bunlar arasında Candaroğlu ailesinden olduğu değerlendirilen Sitti Nefise Hatun ile dönemin ilim adamlarından Lütfullah oğlu Mehmed de yer alıyor. Ayrıca kimliği kesin olarak belirlenemeyen bir kabir de bulunuyor.
Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kayıtlarında ise sekiz lahit için Paşa Melek Hanım, Orhan Bey, Emir Yusuf Bey, Hafese Hatun, Sitti Nefise Hanım, kimliği bilinmeyen bir kişi ve Lütfullah oğlu Mehmed isimleri veriliyor. İlk iki lahit ise Paşa Melek Hanım’a atfediliyor.
Bu nedenle türbe, tek bir kişinin mezarının bulunduğu sıradan bir yapıdan ziyade, Candaroğlu ailesinin Kastamonu’daki izlerini taşıyan bir aile türbesi niteliği taşıyor.
1436’dan Günümüze Ulaşan Kitabe
Türbenin en önemli tarihî unsurlarından biri de kapısının üzerindeki kitabesi. Akademik araştırmalarda kitabedeki tarih Hicri 840, Miladi 1436-1437 olarak veriliyor. Kitabenin yapının ilk döneminden günümüze ulaştığı belirtiliyor.
Yapı kare planlı ve moloz taşından harçla inşa edilmiş. Üzeri basık bir kubbeyle örtülen türbenin üç penceresi ve bir kapısı bulunuyor. Zaman içerisinde bazı bölümleri onarım görse de kapı ve kitabesinin özgünlüğünü koruduğu akademik çalışmalarda aktarılıyor.
Selçuk Hatun’un Türbeye Bıraktığı Vakıf
Hatun Sultan Türbesi’nin geçmişine ilişkin en dikkat çekici bilgilerden biri de Osmanlı arşivlerindeki vakıf kayıtlarında ortaya çıkıyor.
Araştırmalarda, Selçuk Hatun’un türbenin giderleri için Kastamonu’ya bağlı Alpagut köyünde bulunan bir değirmenin gelirini vakfettiği belirtiliyor. Gelirin bir bölümünün oğlu Yusuf Çelebi’nin ruhu için Kur’an’dan cüz okunmasına, kalan kısmının ise türbenin bakım ve onarımına ayrıldığı tahrir kayıtlarından anlaşılıyor. Söz konusu bilgiler Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki 438 numaralı tahrir defterine dayandırılıyor.
Bu kayıt, Hatun Sultan Türbesi’nin yalnızca bir mezar yapısı olmadığını, kuruluşundan itibaren belirli gelirlerle yaşatılması planlanan bir vakıf yapısı olduğunu da gösteriyor.
1997 Yılında Restore Edildi
Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kayıtlarına göre Hatun Sultan Türbesi, 1997 yılında Kültür Müdürlüğü tarafından restore edildi. Akademik çalışmalarda da yapının zaman içerisinde zarar gören bölümlerinin Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildiği ve kitabesinin günümüze kadar korunduğu belirtiliyor.
Bugün Kırkçeşme Mahallesi'nde bulunan türbe, Kastamonu’nun Osmanlı ve Candaroğlu dönemlerine uzanan tarihî mirasının sessiz tanıklarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Yapının içerisindeki lahitler ise yaklaşık altı asır önce Kastamonu’da yaşayan hanedan üyelerinin ve dönemin önemli isimlerinin hikâyesini günümüze taşıyor.