Komiser Mehmet Nurettin Üstün Emekliye Ayrıldı
Uzun yıllar emniyet teşkilatında görev yapan Komiser Mehmet Nurettin Üstün, meslek hayatını noktalayarak emekliye ayrıldı.
Emniyet teşkilatında uzun yıllar görev yapan Komiser Mehmet Nurettin Üstün, memuriyet hayatını tamamlayarak emekliye ayrıldığını duyurdu.
Görev süresi boyunca mesleğini büyük bir özveriyle sürdürdüğünü ifade eden Üstün, yaptığı açıklamada, teşkilat mensubu olmaktan her zaman onur ve gurur duyduğunu belirtti. Meslek hayatı boyunca çoğunlukla sahada görev yaptığını vurgulayan Üstün, suç ve suçlularla mücadelede aktif rol aldığını, bu süreçte çeşitli zorluklar yaşadığını ve zaman zaman yaralandığını dile getirdi.
Emniyet teşkilatında uzun yıllar görev yapan Komiser Mehmet Nurettin Üstün, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Memuriyet hayatım artık sonlandı. Mensubu olmaktan büyük bir şeref ve onur duyduğum neredeyse her gününe, her gecesine büyük bir sevinçle gittiğim, severek yaptığım mesleğimden, Komiser rütbesinden emekli oldum. Beni Hizmet Onur Belgesi vererek uğurlayan başta: Sayın Genel Müdürümüz, Sayın İl Emniyet Müdürüm, Amirlerim, aynı rütbede olduğum Komiser arkadaşlarım ve değerli mesai arkadaşlarım olmak üzere: Plaket ve saat hediye ederek, veda yemeğimizde konuşma yapan, Asayiş Şube Müdürüme, tüm arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ederim. Meslek hayatım boyunca hiç bir zaman bir büro ya da masa başında görev yapmadım. Elbette büroda görev yapan arkadaşlarımızda çok önemli hizmetler yapıyorlar, ancak ben: Gece gündüz cadde ve sokaklarda suç ve suçlularla bir mücadele içinde oldum.. Ölümden defalarca, bazen saniyelerle kurtuldum. Bir kaç kez yaralandım. İstirahatli pek çok günüm mahkemelerde ifadeyle geçti. Görev yaptığım cennet vatanımın her bölgesinde halkımızın can ve mal güvenliği için büyük bir çaba verdim. Allah biliyor kimseye zûlmetmedim. Bilerek haksızlık yapmadım. Bilmeden yaptıysam onu da Rabbim affetsin ve hayat arkadaşım işte böyle. Sen de biliyorsun uzun ve çileli bir yaşamdı bu. Hanımefendiliğinle her zaman benim için bir yıldız gibiydin. Sen hakkını helal etmezsen, biliyorum sonum bir felaket olacak. Hani hatırlıyor musun, doğuda evimizin önüne düşen roketi. Ben uzun namlulu silahla pencere önüne geçerken belimden çıkarıp sana uzattığım silahı titreyen elinle alırken o yüzüme sır dolu bakışını hiç unutmadım. Sana bunları yaşattığım için affet beni… Çocuklar büyürken yanında olamadım. İyi yetiştirdin onları. Oğlum zeki... Çok çalışmayı sevmiyor. Ancak merhametli, saygılı ve çok dürüst, asla yalanı sevmez.. Bana hiç sıkıntı çıkarmadı. İyi bir üniversite kazandı. Kızım karakter olarak biraz bana benziyor. Ancak kibar ve zarifliği senden. Çok gayretli, çok çalışkan ve anacığım, ahhh! Anacığım.. Bilmiyorum sana layık olabildim mi. Beni askere gönderirken o vakur, o yiğitçe duruşunu nasıl unuturum. Git oğul! Demiştin bana git. Kaçarsan düşmandan ak sütüm helal olmaz sana git demiştin. Rahmetli babamda böyle görmek isterdi beni. Emek ve alınteriyle büyüttü bizi. Kul hakkı yememeyi, devlete sadakati, hizmeti öğretti bana. İşte böyle... Üstadın dediği gibi " Bir ömür böyle geçti. İyi işler yaptığıma inanıyorum. İnşallah Rabbim ömür verirse emeklide olsam Teşkilatımın ve arkadaşlarımın yanında olacağım. Son nefesime kadar: Allah'a ve Vatana sâdık kalacağım. Öyle ya ne demiş alimler" Ömür dediğin bir gündür, o da bu gündür. “ Şu kısacık ömürde çalışmaya, gayret etmeye devam.”