KÜ, Korunan Alanları Ele Aldı
Kastamonu Üniversitesi (KÜ) tarafından hazırlanan 'Kastamonu Raporları' dizisi, Kastamonu'nun doğal, çevresel ve sosyo-ekonomik yapısını bilimsel veriler ışığında ele alan çalışmalarla sürdürülüyor.
Kastamonu Üniversitesi (KÜ) tarafından hazırlanan "Kastamonu Raporları" dizisi, Kastamonu’nun doğal, çevresel ve sosyo-ekonomik yapısını bilimsel veriler ışığında ele alan çalışmalarla sürdürülüyor. Bu kapsamda hazırlanan “Kastamonu İli Korunan Alanları: Envanter, Sorun Analizi ve Gelecek Perspektifi” başlıklı rapor yayımlandı.
Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Gökhan Şen ve Prof. Dr. Nurcan Yiğit tarafından hazırlanan raporda; Kastamonu il sınırları içerisinde yer alan millî parklar, tabiat parkları, sulak alanlar, yaban hayatı geliştirme sahaları ile tabiat varlıkları kapsamlı bir envanter çalışmasıyla ele alındı.
Yüzölçümünün yaklaşık yüzde 67’si ormanlarla kaplı olan ilimizin, bu doğal alanlarıyla Türkiye’nin önde gelen doğa alanlarından biri olduğu vurgulanırken; ilin yalnızca ulusal ölçekte değil, küresel ölçekte de biyoçeşitlilik açısından dikkat çeken bir konumda bulunduğu ifade edildi. Çalışmada ayrıca söz konusu alanların mevcut durumu, hukuki ve kurumsal yapısı ile karşılaşılan temel sorunlar analiz edilerek gelecek döneme ilişkin değerlendirmelere yer verildi. Raporda, Kastamonu’nun floristik ve faunistik çeşitliliğinin hâlen araştırılmaya açık önemli bir potansiyel barındırdığına dikkat çekildi. Dünya literatürüne kazandırılan Küçük Asya Kanyon Eğreltisi gibi endemik türlerin varlığı, ilin bilimsel açıdan önemini ortaya koyarken; Küre Dağları ve Ilgaz Dağı gibi sembol alanların yanı sıra, 2025 yılında tescil edilen Olukbaşı Tabiat Parkı ve Gizemli Mağara gibi yeni alanlarla korunan alan ağının genişlediği belirtildi.
Çalışmada, korunan alanların karşı karşıya olduğu riskler de ayrıntılı biçimde ele alındı. Madencilik faaliyetleri, taş ocakları, enerji iletim hatları ve plansız turizm uygulamalarının hassas ekosistemler üzerinde arazi kullanım baskısı oluşturduğu ifade edilirken; iklim değişikliğine bağlı sel, taşkın ve heyelan gibi afetlerin de doğal alanların bütünlüğünü tehdit ettiği vurgulandı. Artan ziyaretçi yoğunluğunun yaban hayatı üzerindeki etkileri raporun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Raporda, korunan alanların yönetimine yönelik olarak teknoloji destekli yaklaşımlar önerildi. Fotokapanlar, uzaktan algılama sistemleri ve sürekli izleme mekanizmalarıyla alanların daha etkin biçimde takip edilmesi gerektiği belirtilirken; Küre Dağları ile Ilgaz Dağı arasında oluşturulması planlanan ekolojik koridorlar sayesinde habitat bütünlüğünün korunması ve türlerin iklim değişikliğine uyumunun desteklenmesi hedeflendi.
Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu’nun doğal alanlarının bilimsel verilerle ele alınmasının taşıdığı değere dikkat çekerek; “Üniversitemiz, bulunduğu ilin doğal, ekolojik ve toplum odaklı özelliklerini esas alan bilimsel çalışmaları öncelikli bir sorumluluk olarak görüyor. Kastamonu Raporları dizisi kapsamında hazırlanan bu çalışma, korunan alanların mevcut durumunu ortaya koymasının yanı sıra, gelecek dönem planlamalarına yönelik bir akademik zemin sunuyor. Doğal mirasın korunmasına yönelik bu tür çalışmaların, ilgili kurumlar ve paydaşlar açısından yol gösterici olacağına inanıyorum” dedi.
Rektör Topal ayrıca, raporun hazırlanmasında emeği geçen akademisyenlere teşekkür ederek, Kastamonu Raporları dizisinin farklı tematik başlıklarla devam edeceğini belirtti.