Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük: 'Ormanlar İnsan Sağlığı Üzerinde Olumlu Rol Oynar'

Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı, İlim Hikmet Sofrası Cumartesi Sohbetleri'nin 7'nci Dönem Şubat Ayı 167'nci hafta konuğu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük programda sunum ve konuşmasını gerçekleştirdi.

Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı, İlim Hikmet Sofrası Cumartesi Sohbetleri’nin 7’nci Dönem Şubat Ayı 167’nci hafta konuğu “Tabiatın dilinden; Orman Ekosistemleri” konusuyla Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük olup programda sunum ve konuşmasını gerçekleştirdi.

Cumartesi Sohbeti Programına Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Belediye Başkan Adayı Tahsin Babaş, Belediye Meclisi Üyeleri Zeki Kebeci ve Necati Atak, Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı Başkanı Mehmet Çiftçi, Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Süleyman Yücel, Belediye Meclisi Adayı Mehmet Ataç başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı.

Cumartesi Sohbetinde açılış konuşması yapan Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı Başkanı Mehmet Çiftçi katılımcılara teşekkürlerini sundu. 

‘Ülkemiz Flora Bakımından Oldukça Zengindir’

“Tabiatın Dilinden; Orman Ekosistemleri” konusu hakkında açıklama ve sunumunu yapan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, “Ülkemiz flora bakımından oldukça zengindir. Ülkemizde 10 binin üzerinde bitki türü mevcut olup bunlardan 3 bin civarındaki endemiktir. Ülkemiz tek başına Avrupa’daki toplam endemik bitki türüne sahiptir. Ülkemiz orman varlığı 23 milyon hektar civarında olup ülke yüzölçümünün yaklaşık yüzde 29,4’ünü kaplamaktadır. FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) tarafından 5 yılda bir hazırlanan Küresel Orman Kaynakları Değerlendirmesi (FRA) raporuna göre 2015 yılında ülkemiz, orman varlığını artıran ülkeler sıralamasında dünyada 46’ncı sırada iken 2020 yılındaki raporda 27’nci sıraya yükseldi. Aynı zamanda orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında Avrupa’da 1’inci dünyada 6’ncı sırada. Ormanlar havayı temizler iklimi dengeler. Yeşil örtünün en önemli kısmını oluşturan ormanlar oksijen fabrikasıdır, oksijen deposudur. Bitkiler fotosentez yolu ile havadan karbondioksiti alır; havaya oksijen verir. Havada yüzde 21 oranında oksijen bulunmaktadır. Havadaki oksijen miktarının yüzde 56’sının ormanlar tarafından üretildiği ifade edilmektedir. Küresel iklim değişikliğinin önemli sigortası, Dünyanın akciğerleri ormanlar 100 yaşındaki bir kayın ağacı saatte 1,7 kg Oksijen üretir, 30-40 kişinin bir saatte ortalama çıkardığı karbondioksidi yok eder. 1 Hektar çam ormanı havadaki 30-40 ton, ladin 32 ton, kayın 68 ton tozu emer. 1 Hektar ibreli orman yılda 30 ton oksijen üretir. 1 Hektar yapraklı orman yılda 16 ton oksijen üretir. Ormanlar erozyonu önler. Erozyon; toprağın, bulunduğu yerden; yağışlar, sel suları, çığ, rüzgar gibi etkenlerle aşınması ve taşınmasıdır. 1 cm kalınlığında bir toprağın oluşması için 400 yıl gerekli olduğunu unutmayalım. Bugün ülke topraklarımızın yüzde 80’inde erozyon devam etmektedir. Tarım alanların önemli kısmı erozyon tehditi altındadır. Orman alanlarında yağışın yüzde18’i, mera alanlarında yüzde36’sı, açık alanlarda yüzde56’sı yüzeysel akışa geçer. Ormandaki ölü örtü tabakasındaki organik madde kendi ağırlığının 6-5 katı kadar su tutabilmektedir. İhtiyacımız olan odun hammaddesinin ana kaynağı ormandır. Ormanlarda her yıl belli bir miktarda büyüyerek artım oluştururlar. Silvikültürel planlar ve amenajman planları dahilinde bakım ve üretim çalışmaları yapılır. İşletme ormanları hiçbir müdahale yapılmadan bırakılması halinde nitelik ve nicelik açısından vasıfları bozulmaktadır, sürdürülebilirliği sağlıklı bir şekilde gerçekleşemeyecektir Özellikle biyotik ve abiyotik faktörlere (kar, fırtına, rüzgar, böcek ve yangın) karşı daha dayanıksız hale gelebileceklerdir. Günlük hayatımızı idame ettirdiğimiz odun ve oduna dayalı kullandığımız tüm materyaller ormanlarımızdan elde edilirler” dedi.

‘İnsanların Beden Ve Ruh Sağlığı Üzerinde Olumlu Rol Oynar’

Ormanların insan sağlığındaki etkisine de değinen Küçük; “Ormanlar havası, suyu, doğal görünümleri ve sakin ortamı ile özellikle şehirlerde yaşayan insanları kendisine çeker. Bu yönü ile insanların beden ve ruh sağlığı üzerinde olumlu rol oynar. Yerleşim alanları çevresindeki hava kirliliğini ve gürültüyü önlemesi insan sağlığı bakımından büyük önem taşır. Pandemide bunu çok yakından gördük. Ormanların insan sağlığı üzerindeki bütün bu olumlu yararları nedeni ile büyük kentlerin çevresinde ormanlar yetiştirilmekte (yeşil kuşak ağaçlandırmaları), kent ormanları, mesire yerleri tesis edilmektedir. 250 m. genişliğinde orman parçası gürültüyü yüzde 50 oranında azaltmaktadır. Ormanlardan elde edilen ürün ve hizmet çeşitleri çok fazla sayıdadır. Ormanlardan elde edilen asli ve tali ürünler; odun, yaprak, çiçek, orman meyveleri, tohum, reçine, kabuk, mantar, kozalak, madenler, tıbbi aromatik bitkiler gibi çok sayıda ve değişik nitelikte hammaddelerdir. Asıl orman ürünleri arasında, tomruk, tel direği, maden direği, sanayi odunu, kağıtlık odun, lif yonga odunu, sırık çubuk, yakacak odun yer almaktadır. Tali orman ürünleri arasında da, reçine, sığla yağı, defne, şimşir, kekik, ada çayı, nane, kantaron, ekinezya gibi tıbbi bitkiler, her çeşit bitki soğanı, çam fıstığı, mantarlar bulunmaktadır”  ifadelerini kullandı. 

‘Bitkiler Aleminin Devamlılığı Tohumlarındaki Genetik Şifrelerde Saklıdır’

Ömer Küçük son olarak; “Ekosistemdeki intizam, bitkiler aleminin devamlılığı tohumlarındaki genetik şifrelerde saklıdır. İnsandaki hardal tanesi büyüklüğündeki hafızasında bütün hayat hikâyesi yer aldığı gibi küçücük bir taşınabilir bellek içinde bir bilgisayarın içindeki bütün bilgilerin saklanabildiği gibi küçücük bir tohum içinde de koca bir ağacın bütün bilgileri, şifreleri ve hayat evreleri saklıdır. Hangi bitki ne zaman açacak, nasıl bir meyve verecek, kaç tane dalı olacak, yaprakları nasıl olacak, tohum tutmaya ne zaman başlayacak vs. gibidir. Tohumların bahar mevsiminde canlanması, suyu bünyelerine alması, yaprakların ve meyvelerin oluşması, uyuyan tabiatın canlanması. Aynı topraktan aynı sudan beslenen binlerce çeşitlilikte, farklı tür ve cinste, farklı renk ve kokularda ve farklı tatlarda bitkiler. Hiçbir zaman işlerini karıştırmıyorlar, şaşırmıyorlar ve zamanı gelince gerekeni yapılıyor. Mesela; Kış mevsiminde hayatta kalma mekanizmalarını devreye alması; yapraklarını dökmesi, bünyelerindeki suyu azaltmaları , (aşırı soğukta suyun donması ile bitkilerdeki iletim sistemine zarar vermesinin önüne geçmek bitkinin sağlığını olumsuz etkilemesini engellemek için su kullanımı durur. Bitkiler için su hayattır. Suyu en verimli kullanabilecekleri mekanizmalara sahiptirler. Suyun bitki köklerinden itme çekme kuvveti ile metrelerce yükseklikteki ağacın tepesine taşınması (Tıpkı su şebeke sistemi) gibi). Ormanların Yangınlara Karşı Korunması coğrafi konumu itibariyle Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkemizde ormanlarımızın büyük bir bölümü yangın tehdidi altında bulunmakta olup, toplam ormanlık alanın yüzde 60’ını birinci ve ikinci derece yangına hassas alanlar oluşturmaktadır. Diğer bir ifade ile 12 milyon hektar orman alanımız yangınlara karşı hassastır. (kızılçam, karaçam ve maki yangına en hassastır). Yangınların görüldüğü alanlar sadece Akdeniz ve Ege Bölgesi ile sınırlı kalmayıp diğer bölgelerimizde ciddi derecede görülmektedir. Nitekim 2020 yılında Özellikle Batı Karadeniz Bölgesinde büyük yangınlar (Kastamonu/Taşköprü, Sinop/Boyabat, Samsun/Vezirköprü) yaşanmıştır. Bu tür yangınlar bu bölgede yangın gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermiş 2021 yılı orman yangınları açısından ülke tarihinin en büyük yangınlarının yaşandığı yıl olmuştur. Sadece 28 Temmuz-12 Ağustos arası farklı yerlerde 16 büyük yangın meydana gelmiş olup bu yangınlarda 150 bin hektar alan zarar görmüştür. Kızılçam ile yangın adaptasyon mekanizması ağaçlarının kozalaklarının 6-7 yaşında olgunlaşır. Yangın açısından potansiyel hale gelmeleri 15-20 yaşlarında. Kozalakları tohumu saklayabilecek ve yüksek sıcaklık derecelerine dayanabilecek özellikte. Adeta küllerinden doğuyor” şeklinde konuştu.  

‘Çevreye Ve Ormanlarımıza Zarar Verilmesini İstemiyoruz’

Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Süleyman Yücel, “Bizler ormanlık bölgede yaşıyoruz. Ben de Ilgaz’da yaşıyorum. Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı da Kastamonulu hemşehrimiz olması hasebiyle buradan çok önem arz eden bir konuyu da açıklamak istiyorum. Geçmişte insanlar kesim yaptıkları zaman yapılan kesimi kağnı arabalarıyla getiriyorlardı. Böylece depolama da yapılıyordu. Daha sonradan bu kesin kağnılarla yapılıyor. Daha sonra traktörlerle yapılmaya başlandı. Bugün nasıl? Bugün ben bunu anlatmakta çok zorlandım. Tambur diye bir makine var. Tamburu traktörün arkasına bağlıyorsun. Şimdi bizim vatandaşımız 100 m yukarıda ağacı kesiyor, traktör yolda, traktör arkasındaki tambur denilen şey dönmeye başlıyor ve 100 m yukarıdaki ağırlıkla önünde ne kadar fidan var ise ne kadar bu yolda bir şeyler varsa onların hepsini kopara kopara geliyor. Biz bunu bir kısım yetkililere aktarmaya çalıştık. En son yetkili bana dedi ki, bugünkü şekliyle Orman Genel Müdürümüz ‘Süleyman hoca sen bunu bakana ille ve aktar’ dedi. Ben bir vatandaş olarak bu yapılan uygulama için içim yanıyor. Bunun düzeltilmesini Sayın bakanımızdan istiyoruz. Çevreye ve ormanlarımıza zarar verilmesini istemiyoruz” dedi. 

'Vakfımızın Her Zaman Yanındayız' 

Belediye Başkanı Tahsin Babaş, “Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfımızın her zaman yanındayız. Elimizden geldiğince katkı ve desteklerimizi önceden olduğu gibi bundan sonra da devem ettireceğiz. Bugün de ilimizi yakından ilgilendiren Tabiatın dilinden; Orman Ekosistemleri konusunda hocamız Rektör Yardımcımız Ömer Küçük güzel bir konuşma ve sunumunu gerçekleştirdi. Kendisini ve bu etkinlikleri düzenleyenler, katılanları, emeği ve katkısı geçenleri kutluyor ve teşekkür ediyorum” dedi.  
 

Bakmadan Geçme