Sanatı Günlük Yaşamın İçine Taşıyor

Kastamonu'da resim öğretmenliğinden sanat atölyesi işletmeciliğine uzanan yolculuğunu sürdüren Tuğçe Köse, düzenlediği workshoplarla sanatı günlük yaşamın içine taşıyor.

Kastamonu’da resim öğretmenliğinden sanat atölyesi işletmeciliğine uzanan yolculuğunu sürdüren Tuğçe Köse, düzenlediği workshoplarla sanatı günlük yaşamın içine taşıyor. 

Kafelerde oluşturduğu samimi atölye ortamlarında katılımcıları üretimle buluşturan Köse, sanatın yalnızca estetik bir uğraş değil; aynı zamanda huzur veren, özgüveni güçlendiren ve insanları bir araya getiren güçlü bir ifade alanı olduğunu vurguluyor.

Sanat Atölyesi İşletmecisi Tuğçe Köse, resim öğretmenliğinden başlayan yolculuğu hakkında; “2020 yılında Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden mezun olmuş bir resim öğretmeniyim. Sanatın ifade gücüne ve eğitici yönüne yürekten inanan bir eğitimci olarak, öğrencilerime yaratıcılıklarını keşfetmeleri için ilham vermeyi amaçlıyorum. İzmirliyim ve üniversite yıllarımı bu şehirde geçirdim. 2017 yılından bu yana Kastamonu’da yaşamaktayım. Mesleki kariyerim boyunca Kastamonu İsfendiyarbey İlkokulu’nda 3 yıl resim öğretmeni olarak görev yaptım. Ayrıca Kastamonu Halk Eğitim Merkezi’nde de çalışmalar yürütme fırsatı buldum. 28 yaşındayım ve aynı zamanda bir anneyim. Hem aile hayatımda hem de mesleki yolculuğumda sanatı yaşamın doğal bir parçası haline getirmeye özen gösteriyorum. Eşim Kastamonulu ve bu yola çıktığım ilk günden beri en büyük destekçim oldu. Onun desteği sayesinde hem öğretmenlikte hem de sanat atölyelerimde daha güçlü adımlar atabildim. Sanatın paylaşım, üretim ve duygusal ifade için güçlü bir araç olduğuna inanıyorum. Her yaştan insanın kendi iç dünyasını renkler ve çizgilerle anlatabileceği sıcak ve özgür ortamlar oluşturmayı hedefliyorum” bilgisini paylaştı.

Sanatı Günlük Yaşamın İçine Taşıyor

‘Sanatla İnsanları Buluşturabileceğim Bir Alan Kurmak İstedim’

Sanattan uzak kalmanın kendisine iyi gelmediğini ve annelik sürecinin ardından daha esnek bir yol bularak workshop çalışmalarını başlattığını söyleyen resim öğretmeni Tuğçe Köse; “Bu workshop fikri, annelikle birlikte değişen hayatıma sanatı yeniden dahil etme isteğimden doğdu. Resim öğretmeni olarak üretmekten hiç kopmak istemedim ama klasik çalışma düzeni artık bana uygun değildi. Bu yüzden hem kendi zamanımı özgürce planlayabileceğim hem de sanatla insanları buluşturabileceğim bir alan kurmak istedim. Sanatı bir meslekten öte, paylaşım ve nefes alma biçimi olarak görüyorum. Bu atölyeler, hem anneliği hem öğretmenliği hem de üretmeyi bir arada yaşadığım, bana özgü bir denge alanına dönüştü. Bir dönem kendi atölyemi işletiyordum ancak bebeğimin doğumuyla birlikte tam zamanlı çalışmaya devam edemedim. Kısa bir ara verdim ama sanattan uzak kalmak bana iyi gelmedi. Bu yüzden, hem anneliğe hem sanata yer açan daha esnek bir yol aradım. Böylece atölye çalışmalarını yeniden başlattım. Aslında bu, iki yıl önce de yaptığım bir işti; şimdi ise daha samimi, paylaşım dolu ve herkesin kendine yer bulabildiği bir hale dönüştü. Her atölyede farklı konseptler tasarlayarak katılımcıların kendilerini özel hissetmelerini istiyorum. Onlara küçük sürprizler, el yazısı notlar ve içten bir ‘iyi ki geldin’ mesajı hazırlıyorum. Çünkü benim için her katılımcı, bu yolculuğun anlamlı bir parçası. Her birine teşekkür etmek, onların atölyeden sadece bir ürünle değil, güzel bir anı ve sıcak bir hisle ayrılmalarını sağlamak benim için en kıymetli kısım” dedi.

Sanatı Günlük Yaşamın İçine Taşıyor

‘Rahatlamanın Ve İç Dünyasıyla Bağ Kurmanın Bir Yolu’

Sanatı hem rahatlatan bir terapi hem de üretmenin en doğal hali olarak tanımlayan Tuğçe Köse; “Bu workshoplarda insanlara, üretmenin verdiği huzuru ve kendine zaman ayırmanın değerini yeniden hatırlatmak istiyorum. Günlük koşuşturma içinde çoğu zaman durmayı, nefes almayı ve sadece kendimiz için bir şey yapmayı unuturuz. Bu atölyeler, tam da bunu hatırlatmak için var. Sanatın yalnızca yetenek değil, aynı zamanda cesaret ve içsel keşif olduğunu göstermek istiyorum. Katılımcılar kendi elleriyle bir şey ortaya çıkardıkça hem özgüvenleri güçleniyor hem de içlerindeki yaratıcılığı fark ediyorlar. En güzeli de, bu sürecin sonunda herkesin yüzünde bir tebessüm, kalbinde ise güzel bir anı kalıyor. Benim için sanat, bu üçünün de bir araya geldiği bir alan. Kimi zaman bir hobi gibi keyif verir, kimi zaman bir terapi gibi içimizi sakinleştirir, kimi zaman da üretmenin en güçlü yolu olur. Atölyelerde de bu dengeyi yaşatmak istiyorum. Katılımcılar için sanat, sadece bir şey üretmekten ibaret değil; aynı zamanda kendini ifade etmenin, rahatlamanın ve iç dünyasıyla bağ kurmanın bir yolu. Yani burada sanat, hem ruhu besleyen bir terapi, hem keyifli bir hobi, hem de üretmenin en doğal hali” ifadelerine yer verdi.

Sanatı Günlük Yaşamın İçine Taşıyor

‘İnsanlar Burada Sadece Sanatla Değil, Birbirleriyle De Bağ Kuruyor’

Workshoplarını kafelerde düzenlemeyi tercih eden resim öğretmeni Tuğçe Köse; “Kafelerde atölye düzenlemeyi seçmemin en önemli nedeni, sıcak ve samimi bir ortam yaratmak istemem. Kafeler, insanların kendini rahat hissettiği, sohbetin ve paylaşımın doğal olarak geliştiği mekanlar. Bu atmosfer, sanatla buluşmayı daha keyifli ve ulaşılabilir hale getiriyor. Ayrıca herkesin kolayca gelebileceği, günlük hayatın içinde yer alan bir alan olması da benim için önemli. Katılımcıların kendilerini bir sınıfta değil, dostça bir ortamda hissetmelerini istiyorum. Böylece sanat, sadece bir etkinlik değil; kahve kokusuyla, sohbetle ve güzel anlarla iç içe geçen bir deneyime dönüşüyor. Atölyelere en çok, günlük hayatın temposundan biraz uzaklaşıp kendine zaman ayırmak isteyen kadınlar katılıyor. Bunun yanında sanatla ilgilenen öğrenciler, yeni bir hobi arayan yetişkinler ve bazen de anne–çocuk ikilileri de yer alıyor. Katılımcı profili oldukça çeşitli ama hepsinin ortak noktası, üretmekten keyif almak ve güzel bir atmosferde yeni bir deneyim yaşamak istemeleri. Herkesin kendi hikayesini kattığı, samimi ve paylaşım dolu bir topluluk oluşuyor. Katılımcıların en büyük motivasyonu, kendilerine ait bir zaman yaratmak ve üretmenin huzurunu hissetmek oluyor. Günlük sorumluluklardan uzaklaşıp sadece kendilerine odaklanmak, onlara iyi geliyor. Ayrıca atölyelerde onlara birebir destek olmam, sürecin en keyifli kısmı. Herkesle tek tek ilgileniyorum; bu da katılımcılara ‘yapabilirim’ hissi veriyor. Küçük bir yönlendirme ya da cesaretlendirme bile özgüvenlerini artırıyor. Bir diğer güçlü motivasyon ise paylaşım. İnsanlar burada sadece sanatla değil, birbirleriyle de bağ kuruyor. Sohbet, kahkaha ve üretim bir araya geldiğinde, herkes kendini hem rahatlamış hem de yenilenmiş hissediyor” bilgisini paylaştı.

‘Katılımcılar Kendi Zevklerini Yansıtan Özel Parçalar Üretiyor’

Tuğçe Köse, atölye çalışmalarında katılımcıların bez çanta, mum, ayna ve fincan tasarımı gibi farklı alanlarda tamamen kişisel ürünler hazırladığını belirterek; “Workshoplarda her biri farklı teknik ve malzemelerle hazırlanan birçok özgün çalışma ortaya çıkıyor. Tuval boyama, ışıklı cam şişe tasarımı, bez çanta boyama, obje boyama, mum boyama, ayna boyama ve fincan tasarımı gibi farklı atölyelerde katılımcılar kendi zevklerini yansıtan özel parçalar üretiyor. Her çalışma, kişinin yaratıcılığını ve ruh halini yansıtan benzersiz bir eser haline geliyor. Böylece her workshop, hem keyifli bir deneyim hem de kişisel bir sanat yolculuğuna dönüşüyor. Atölyelerde yapılan çalışmalar tamamen kişisel oluyor. Katılımcılar, kendi emekleriyle ortaya çıkardıkları ürünleri atölye sonunda yanlarında götürüyorlar. Satış yapılmıyor; çünkü amaç ticari bir üretim değil, keyifli bir deneyim yaşamak ve kendi emeğinin sonucunu görmek. Herkes, o günün anısını ve yaratıcılığını yansıtan eserini evine götürerek saklıyor. Şişeleri dönüştürme fikrinin temelinde çevresel bir amaç değil, estetik ve yaratıcılık bulunuyor. Atölyelerde kullanılan şişeler özel olarak satın alınıyor ve tamamen sanatsal bir bakışla yeniden tasarlanıyor. Amaç, sıradan bir objeyi renkle, ışıkla ve hayal gücüyle bambaşka bir forma dönüştürmek. Böylece her şişe, katılımcının tarzını ve ruhunu yansıtan dekoratif bir sanat eserine dönüşüyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘Atölyelerin Güçlü Bir Sosyal Etkisi Var’

Sanat ve geri dönüşümün yaratıcı bir buluşma noktası olduğunu ifade eden Tuğçe Köse; “Sanat ve geri dönüşüm, yaratıcılığın sürdürülebilirlikle buluştuğu noktada birleşiyor. Geri dönüşüm, atıl ya da kullanılmayan malzemelere yeni bir anlam kazandırırken; sanat, bu dönüşümü estetik bir ifadeye dönüştürüyor. Bir sanatçı ya da katılımcı, sıradan bir objeye farklı bir gözle baktığında, o nesne artık sadece ‘eski’ değil, potansiyel bir sanat malzemesi haline geliyor. Böylece hem çevreye duyarlı bir yaklaşım sergileniyor hem de özgün, hikâyesi olan eserler ortaya çıkıyor. Atölyelerin güçlü bir sosyal etkisi var. İnsanlar burada sadece sanat üretmiyor, aynı zamanda bir araya gelip paylaşımda bulunuyor. Farklı yaşlardan ve yaşam tarzlarından katılımcılar, ortak bir yaratım sürecinde buluşarak samimi bağlar kuruyor. Bu ortam, yeni dostlukların doğduğu, insanların kendini ifade edebildiği ve birlikte üretmenin keyfini yaşadığı bir alan yaratıyor. Sanat, bu sayede sadece bireysel bir deneyim olmaktan çıkıp topluluk duygusunu güçlendiren bir paylaşıma dönüşüyor” dedi.

‘Bu Tür Yaratıcı Çalışmalar Zamanla Gelir Sağlayan Bir Üretime Dönüşebilir’

Atölye çalışmalarının zamanla ekonomik bir fırsata dönüşebileceğini belirten Tuğçe Köse; “Bu tür yaratıcı çalışmalar zamanla gelir sağlayan bir üretime dönüşebilir. Katılımcılar, atölyelerde edindikleri becerilerle kendi tasarımlarını geliştirip satışa sunabilirler. El emeğiyle üretilen özgün parçalar, kişisel markalaşma ya da küçük ölçekli girişimler için bir başlangıç noktası olabilir. Böylece sanat, hem keyifli bir hobi hem de ekonomik bir fırsata dönüşme potansiyeli taşır. katılımcıların amacı bu çalışmaları bir mesleğe dönüştürmek değil. Atölyelere daha çok keyif almak, kendine zaman ayırmak ve üretmenin huzurunu yaşamak için katılıyorlar. Bu süreç onlar için bir iş değil, tamamen kişisel bir deneyim ve rahatlama alanı. Herkes kendi temposunda, baskısız bir ortamda yaratıcılığını keşfetmenin tadını çıkarıyor” ifadelerine yer verdi.

‘Günlük Hayatın Stresinden Uzaklaşıyorlar’

Tuğçe Köse, boyalar ve dokularla çalışmanın zihni sakinleştirdiğini, sanatın kaygıyı azaltan sözcüksüz bir ifade alanı sunduğunu vurgulayarak; “Atölyelerde insanların ruh hali genellikle huzurlu, rahatlamış ve keyifli oluyor. Katılımcılar boyalarla, renklerle ve dokularla uğraşırken günlük hayatın stresinden uzaklaşıyorlar. Zamanla yüz ifadeleri yumuşuyor, sohbetler samimileşiyor ve ortamda sıcak bir enerji oluşuyor. Birçok kişi başlangıçta biraz çekingen olsa da, üretim sürecine daldıkça özgüveni artıyor. Renklerin ve yaratıcılığın etkisiyle herkes kendi iç dünyasına dönüyor, sessiz bir odaklanma ve içsel dinginlik ortaya çıkıyor. Atölye sonunda ise genellikle yüzlerde memnuniyet ve huzur dolu bir gülümseme kalıyor. Sanatın stres azaltıcı etkisi oldukça güçlüdür. Renklerle, dokularla ve yaratıcı süreçlerle uğraşmak zihni sakinleştirir, dikkati ana odaklar ve kaygıyı azaltır. Sanat yaparken kişi, düşüncelerini ifade etmenin sözcüksüz bir yolunu bulur. Bu da duygusal bir rahatlama sağlar. Özellikle boyama, seramik, kolaj gibi el emeği gerektiren çalışmalar, bedensel gevşemeyi ve zihinsel dinginliği destekler. Sonuçta sanat, sadece estetik bir uğraş değil; aynı zamanda ruhsal dengeyi güçlendiren, iç huzuru besleyen bir terapi alanıdır” şeklinde konuştu.
 

 

Özel Haber

Bakmadan Geçme