Siyez Buğdayı TRT 1 Ekranlarında İzleyiciyle Buluştu
Kastamonu'nun İhsangazi ilçesinde bereketli topraklarla buluşan ve 'buğdayın atası' olarak da bilinen coğrafi işaretli siyez buğdayının tüm yönleri TRT 1 ekranlarında 'Alişan İle Hayata Gülümse' programında Türkiye'ye tanıtıldı.
Kastamonu'nun İhsangazi ilçesinde bereketli topraklarla buluşan ve 'buğdayın atası' olarak da bilinen coğrafi işaretli siyez buğdayının tüm yönleri TRT 1 ekranlarında 'Alişan İle Hayata Gülümse' programında Türkiye'ye tanıtıldı.
Ünlü sunucu Alişan'ın sunduğu 'Alişan İle Hayata Gülümse' programında Kastamonulu genç çiftçi Yasin Ciğerci, 12 bin yıllık Ata tohumu siyez buğdayının tarladan sofralara uzanan yolculuğunu tüm yönleriyle anlattı.
Gündüz kuşağının sevilen programlarından Alişan ile Hayata Gülümse programında bu kez İhsangazi’nin bereketli topraklarında yetişen 12 bin yıllık atalık tohum siyez buğdayı konuşuldu.
Programda geleneksel yöntemlerle yapılan siyez buğdayının tüm yönlerini anlatan Ciğerci; 12 bin yıllık ata tohumunu bugün toprakla buluşturduklarını dile getirerek siyez buğdayının hasadının yaptıktan sonra da taş değirmende işleyip katma değer ürünler haline getirerek Türkiye'nin ekonomisine katkı sağlayacaklarına dikkat çekti.
Uzun yıllardır siyez buğdayı ektiklerini söyleyen Ciğerci bu işe Babasının emekliğinin ardından başladıklarını belirtti. Babasıyla birlikte ata tohumuna gönül veren Ciğerci, İhsangazi'de önemli bir işe imza attıklarını ve Türkiye'nin dört bir yanına da siyez buğdayını tanıtmaya çalıştıklarını söyledi.
‘Geleneksel Yöntemlerle Siyez Bulguru Yapıyoruz’
Siyezi geleneksel yöntemlerle ata tohumuna eken Ciğerci; "Bugün 12 bin yıllık siyez buğdayımızdan geleneksel yöntemlerle siyez bulguru yapıyoruz. Siyez bulguru çok önemli bir ürün. Çünkü genetiği değişmeyen tek buğdaydan yapılıyor. Ve siyez buğdayımızı krom kazanlarda 3-4 saat kaynatıyoruz. İyice pişmesi gerekiyor. Piştikten sonra da güneşte kurutmaya bırakıyoruz. Güneşte kuruturken tamamıyla doğal ortamlarda kuruyor. Kesinlikle hızlı bir şekilde değil yavaş bir şekilde kurumuş oluyor. Güneş ortamında kurumuş oluyor. Daha sonra kuruduktan sonra biz bunu taş değirmenine alıp taş değirmende siyez bulgur olma yolculuğu başlamış oluyor. Yani siyez buğdayının kabukları soyulup yarma işlemi yapılmış oluyor siyez bulguru olarak. Daha sonra da siyez bulguruna dönüştükten sonra da biz onu güneşe serip güneşte güzelce kurutuyoruz. Atalarımız nasıl devam ettirdiyse biz de aynı şekilde geleneksel yöntemlerle siyez bulguru olarak devam ettiriyoruz. Atalarımız bize güzel bir emanet bırakmış. Bizler de sahip çıkıyoruz. Bu şekilde de hem sofralara kadar ulaştırıp herkesin bilmesini, tatmasını istiyoruz. Taş değirmemize taze taze siyez unu öğütüyoruz. Özellikle selektör makinemizde siyez buğdayımızı güzelce temizliyoruz. Temizledikten sonra da taş değirmenimizle siyez unumuzu taze taze öğütme işlemi yapıyoruz. Öğütme sırasında ise ruşeyim içinde kepeği içinde olarak öğütüyoruz. Özellikle de şeker hastaları, diyabet hastaları için vazgeçilmez bir lezzet. Şu anda taş değirmenimize de siyez unumuzu taze taze çekip Türkiye'nin her yerine gönderiyoruz." dedi.