Tevfik Bal: 'Bu Düzenin Sorumlularına 'İstifa' Diyoruz!'
Kastamonu'da çocukların güvenliği ve korunmasına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.
Kastamonu’da çocukların güvenliği ve korunmasına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla basın açıklaması gerçekleştirildi. Eğitim-İş Kastamonu Şubesi tarafından çocukların güvenliğine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen basın açıklaması, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde, eğitim emekçileri ve vatandaşların katılımıyla gerçekleşti.
Basın açıklamasında, çocukların güvenliğinin ertelenemeyeceği vurgulanırken, çocukların korunmasına yönelik sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, “Çocuklarımızı koruyamayan düzenin sorumluları istifa!” mesajı öne çıktı. Çocukların güvenli ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunmasının önemine dikkat çekilen açıklamada, yetkililere ve kamuoyuna sorumluluk çağrısında bulunuldu.
‘Tüm Bakanlıklar Ve Siyasi İktidar Topyekûn Sorumludur’
Açıklamalarda bulunan Eğitim-İş Kastamonu Şube Başkanı Ahmet Tevfik Bal, “Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrencimiz yaralandı. Evlerinden eğitim görmek için çıkan çocuklarımız, daha okul sıralarına ulaşamadan silahlı saldırının ortasında kaldı. Yaşananları daha da vahim hale getiren ise bu okulun güvenlik açısından 1. derece riskli okul olarak değerlendirilmiş olmasıdır. Okulların çocuklarımız açısından ‘riskli alanlar’ olarak sınıflandırılmak zorunda kalması başlı başına ciddi bir sorundur. Ancak madem bu okul 1. derece riskli olarak tespit edilmişti, bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını sormak zorundayız. Daha okulun girişinde dahi çocuklarımızın güvenliğinin sağlanamamış olması İçişleri Bakanlığının ciddi bir zafiyetidir. Üstelik bu olay, geçmişinde hiçbir uyarı bulunmayan bir tablonun sonucu değildir. Geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında okullarda yaşanan saldırıların ardından önümüzde 2 aylık yaz tatili vardı. Bu süre, eksikliklerin tespit edilmesi, riskli okulların belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin eğitim-öğretim yılı başlamadan hayata geçirilmesi için kullanılabilirdi. Buna rağmen okullar açıldıktan bir hafta sonra 7 bakanlık kameraların karşısına geçerek güvenlik değerlendirmelerinin yapıldığını, risklerin tespit edildiğini ve gerekli önlemlerin alındığını açıkladı ve bir protokol imzaladı. Bu açıklamaların üzerinden 15 saat geçtikten sonra 11 öğrencimizin yaralandığı silahlı bir saldırının yaşanması tam bir ciddiyetsizlik ve sorumsuzluktur. 7 Bakanlık bir protokolün altında yan yana gelebiliyorsa, çocuklarımız vurulduğunda sorumluluğun da arkasında yan yana duracak mıdır? Artık ne yazık ki eğitimin bir parçası haline getirilen şiddetten başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm bakanlıklar ve siyasi iktidar topyekûn sorumludur” dedi.
‘Eğitimden Uzaklaşan Çocuğu Yeniden Kazanmak Da Kamunun Sorumluluğudur’
Açıklamalarına devam eden Bal, “Saldırıyı gerçekleştiren çocuğun eğitim süreci de ciddi sorular doğuruyor. Açık liseye geçerek örgün eğitimden kopan bu çocuk yeniden okula kayıt yaptırıyor; ancak bir hafta boyunca okula gelmiyor. Millî Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocuklar okuldan koparken neredeydiniz? Bir çocuk okulun kendisine bir gelecek vadetmediğini düşünüyor, okulda kendisini değerli ve ait hissetmiyor, eğitimle daha iyi bir yaşam arasında bağ kuramıyorsa, sistem o çocukla bağını kaybetmiş demektir. Çocuklar şiddeti icat etmez, toplumdan öğrenir. Mesele bir çocuğun şiddetin faili hâline nasıl geldiğidir. Mesele, bir çocuğun eline silah geçene kadar devletin hangi mekanizmalarının devrede olduğudur. Eğitimden uzaklaşan çocuğu kimin takip ettiği, sosyal ve psikolojik açıdan risk altındaysa ona kimin ulaştığı, ailesi desteğe ihtiyaç duyuyorsa hangi kurumun o kapıyı çaldığıdır. Şiddet riski ortaya çıktığında okulun, ailenin, sosyal hizmetlerin, sağlık sisteminin ve güvenlik birimlerinin birbirinden haberdar olup olmadığıdır. Protokolün altına imza atan Milli Eğitim Bakanlığına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ve İçişleri Bakanlıklarına soruyoruz:
Okullarımızda neden yeterli sayıda rehberlik öğretmeni yok? Devamsızlığı artan, okuluyla bağı zayıflayan, eğitimden uzaklaşan veya davranışlarında ciddi değişiklikler gözlenen çocuklar için neden etkili mekanizmalar işletilmiyor? Eğitimden uzaklaşan çocuğu yeniden kazanmak da kamunun sorumluluğudur” diye konuştu.
Risk altındaki çocuklarımızı olay yaşanmadan önce tespit edebilecek güçlü bir çocuk koruma sistemi gerektiğini belirten Bal, “Eğitimden uzaklaşan, aile içinde ciddi sorunlar yaşayan, sosyal çevresinden kopan, şiddete maruz kalan ya da şiddete yönelme riski bulunan çocuklar takip edilmelidir. Okullar ile sosyal hizmet birimleri arasında gerçek anlamda çalışan bir erken uyarı mekanizması kurulmalıdır. Türkiye’de bireysel silahlanmanın yarattığı tehlikeyi görmezden gelemeyiz. Ancak mesele yalnızca bireysel silahlanma değildir. Temel soru şudur: Bir çocuğun eline silah geçmesine ve bu silahın başka çocuklara yönelmesine kadar uzanan süreçte önleyici mekanizmalar neden sonuç vermedi? Protokol imzalamak sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmez. Bu olayda 11 çocuğumuz yaralandı. Onların ve ailelerinin yaşadığı korkunun, travmanın ve acının takipçisi olmak hepimizin görevidir. Biz, çocuklarımızın ne şiddetin mağduru ne de şiddetin faili olmasını istiyoruz. Bunun yolu, çocukları yalnızca sorun ortaya çıktığında hatırlayan değil, hayatlarının her aşamasında gören güçlü bir kamu sisteminden geçmektedir. Bu nedenle okul güvenliğini yalnızca polisiye tedbirlerle açıklayan anlayışı doğru bulmuyoruz. Okullarımızda yeterli sayıda Psikolojik Danışman ve Rehberlik uzmanı istihdam edilmeli; çocuk ve ergen psikologları, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanlarıyla güçlü bir mekanizma kurulmalı; okul ve derslik sayısı artırılmalı, sınıf mevcutları azaltılmalı ve ikili eğitim sonlandırılmalı; öğrencilerin ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine erişimi sağlanmalı; zorbalık ve sosyal dışlanmayla mücadele programları yaygınlaştırılmalı; öğrencilerin okula aidiyetini güçlendirecek politikalar uygulanmalı ve eğitim gelecek vadetmelidir. Güvenli okul yalnızca kapısında güvenlik görevlisi bulunan okul değildir. Çocuğun kendisini ait hissettiği ve geleceğine umutla bakabildiği; öğretmenin saygınlığının ve mesleki güvencesinin korunduğu; zorbalığın ve dışlanmanın görmezden gelinmediği; yardım isteyenin sesinin duyulduğu okuldur. Kısacası çözüm, çocuğu yalnızca öğrenci olarak değil, bir bütün olarak gören kamusal politikalardadır. Protokole imza atan Bakanlıklara çağrımız açıktır: Sorumluluğu birbirinizin üzerine bırakmayın, müfettiş görevlendirmekle yetinmeyin. Çocuklarımız yaşamını kaybettikten sonra müdahale eden değil, yaralanmadan ve ölmeden önce riski gören; çocuk eğitimden uzaklaştığında dosyasını kapatan değil kapısını çalan; aile sorun yaşadığında yalnız bırakan değil destekleyen; şiddet riski ortaya çıktığında kurumların birlikte harekete geçtiği bir kamu düzeni istiyoruz. Manisa’da yaralanan 11 evladımıza bir kez daha acil şifalar diliyor; ailelerinin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Siyah Giyiniyoruz!’
Güvenli okul, sağlıklı eğitim taleplerini dile getiren Bal, “Eğitim-İş olarak eğitimde şiddetin normalleştirilmesine ve okullarımızın şiddetin, korkunun ve suçun adresi hâline getirilmesine karşı ülkenin dört bir yanında alanlardayız. Çocuklarımızın güvenle eğitim gördüğü, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı taşımadan görev yaptığı okullar istiyoruz. Bunun için ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim’ talebimizi yükseltiyor, okullarımızda siyah giyiniyor, 3 gün boyunca yakalarımıza kokartlarımızı takıyoruz. Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin güvenliği sağlanana kadar bu meseleyi gündemde tutmaya, sorumlulara sorumluluklarını hatırlatmaya devam edeceğiz. Hiçbir anne baba çocuğunu okula gönderirken onun silah seslerinin ortasında kalıp kalmayacağını düşünmek zorunda değildir. Hiçbir çocuk okul yolunda kurşunlarla karşılaşmamalıdır. Sorularımızın cevabını, eksikliklerin giderilmesini ve çocuklarımızı gerçekten koruyacak politikaların hayata geçirilmesini istiyoruz. Ve bunun takipçisi olacağız. En büyük erdem sorumluluktur. Çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi koruyamayan bu düzenin sorumlularına ‘istifa’ diyoruz!” diyerek sözlerini tamamladı.
Eğitim-İş Kastamonu Şube Başkanı Ahmet Tevfik Bal, açıklamalarının ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlere beyaz önlük giydireceğini belirtmesi üzerine, “Sorunların üstünü örtemezsiniz” diyerek Milli Eğitim Müdürlüğü’nün önüne beyaz önlük bıraktı.