Düşüncelerimizin Şekillenmesi
Misafir
Bugün görüşlerimizin, düşüncelerimizin nasıl şekillendiğini ve hangi faktörlerden etkilendiğini inceleyeceğim. Hepimiz gün içerisinde onlarca şey düşünüyoruz. Anlık eylemlerden önce de, uzun vadeli kararlar ve olaylar eşiğinde de bu böyle. Gün içerisinde oluşturduğumuz düşünceler hafta ve aylara vurulduğunda inanılmaz sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Yalnız sadece düşünmekle kalmıyor, bir de görüş bildiriyoruz.
Aslında görüş bildirmek için de düşünmek gerekiyor. Bu düşünme, her görüş bildirmemizde olmak zorunda değil. Bir kere düşünüp kanaat getirdiğimiz konularda görüş bildirmemiz daha kolay. Görüş bildirme dediğimiz şeyi biraz daha açayım. Başkaları ile ilgili her konuda fikrimizi beyan etmek, o kişiyle bir görüşü paylaşmamıza olanak sağlar. Bu, birine, bir olaya veya hayata dair bir mottoya ait olabilir. Benim fark ettiğim kadarıyla insanların her konuda bir fikri, bir görüş bildirme çabası var. "Bilmiyorum" diyen kişi sayısı günden güne azaldı. Peki, bu gerçekten öğrenmekten, düşünmekten ve fikir sahibi olmaktan mı yoksa bilmiyormuş gibi gözükmemek için çabalamaktan mı kaynaklanıyor? Belki de her ikisinin de etkisi vardır ama ikincisinin daha yaygın olduğu sanısındayım. Görüş bildirmek moda oldu. Burada kastettiğim, bilgi eksikliği olan veya hiç bilmediğimiz konularda görüş bildirmek. Hâlbuki gerçekten bir fikrimiz olduğunda bunu söylemek, görüşlerimizi aktarmak asıl olması gereken. Çünkü insanın en değerli özelliklerinden birisi de bu. Ancak gerektiği vakit konuşmamak, bilinçsiz ve şuursuzca konuşmaktan çok daha iyidir. Yani her konuya eğer hâkim değilsek olduğu gibi girmemeliyiz.
Peki, biraz da olan görüşlerimizden, düşüncelerimizden bahsedeyim. Bunlar neye göre değişim gösterir? Neyden etkilenir? Onlarca sebep sayılabilir. Ben yalnızca en akla gelenlere atıfta bulunayım. Mesela diğer insanların görüşü fikirlerimizi harikulade etkileyebilir. Nötr olduğumuz bir durumda başkalarının fikirleri çok daha değerli ve etkili bir konuma yükselir. Pozitif ve negatif yöndeki düşüncelerimiz ise aynı düşüncedeki kişilerin fikirleriyle daha da kabarır, keskinleşir. Yani insanların düşüncelerinden etkilendiğimiz çok açık. Bunu yapmamayı başarabilen çok az sayıda insan vardır ve onlar gerçekten potansiyeli yüksek bireylerdir. Bu bireylerin bazıları düşüncelerini paylaştıklarında alabilecekleri tepkiden korkmadan paylaşabilirler. İşte bir diğer durum da burada kendini gösteriyor: Diğer insanların bize vereceği tepki. Çok belirleyici bir unsurdur ve insanı bazen tutar, alıkoyar. "Her doğru her yerde söylenmez" sözü belki bu durumla da ilişkilendirilebilir. Bizim için doğru olsa da bir de bunu dışarıda paylaşmak derdi vardır. İnsanlar görüşlere saygı tavrını takınmazlarsa, kişilerin istemeyeceği boşa kargaşa ve kaoslar çıkar. Böyle olayların yaşanmaması için de insanlar bazen görüşlerini paylaşmaktan çekinebilir veya onları bir kenara bırakıp kendilerine ait olmayan görüşleri benimsemeye çalışabilir. Çalışabilir diyorum çünkü ne derece başarılı olur, o ayrı bir yazının konusu olacak kadar büyük bir sorunsal.
Etkilerden son olarak değineceğim ise maruz kaldıklarımız ve doğrunun ne olduğunu bilmiyor oluşumuz. Bunun içine birçok başlık dahil edilir: Ailemizden gördüklerimiz, çevremizden duyduklarımız, sosyal medyada önümüze düşürülenler. Hepsi birer etken. Bunların tamamına maruz kalıyoruz. Hatta doğduğumuz andan itibaren seçemediğimiz bir çevre yapısıyla hayata ve başka insanların görüş, düşüncelerine maruz kalmaya başlıyoruz. İşte bu noktada en yakın çevremizde bize doğru olan olarak aktarılanın doğru olup olmadığını sorgulayacak seviyeye gelmedikçe bilemiyoruz. Yanlışları doğru kabul edebiliyor, bize ait olmayan düşünceleri istemsiz bizimmiş gibi kurgulayabiliyoruz. Fakat neticede doğruları kabul etmek isteyen ve kendini bulmaya hazır olan her bir birey bu zorlu ve karmaşık süreci geride bırakabilir.
Kendi düşüncelerinizden, fikirlerinizden ve görüşlerinizden korkmayın. Onlar sizdenler, kabul edin ve arkalarında durun. Tabii kırmadan ve kırılmadan. Esen kalın.
FURKAN KAVUŞ
GÖL ANADOLU LİSESİ