Gidenin Ardından Bakmak
Misafir
Gidenin ardından bakmak tek bir anlama sığmaz. Bir yanıyla gidenin dönüşünü beklemektir. Göz hala yoldadır; içinde bir sönmemiş bir umutla geleceği, gelecek olana aydınlatırsın. “Belki döner" hissi, bakışına tutulur. Diğer yanıyla ise sessiz bir kabulleniştir. Yaşananlar yaşanmıştır; tamamlanmamış ya da yarım kalmış olsun, bir daha telafisi olmayan bir hale bürünmüştür. Bu, sesi çıkmayan bir çığlıktır. Peşinden koşmazsın, çağırmazsın; karşına alıp özür bekleyemezsin hatta bekleyemeyeceğini bilirsin ve sonunda " elimden bir şey gelmiyor” deyip kenara çekilmeyi seçersin.
Ve artık zamanla yüzleşmenin vakti gelir. Saatler geçer; saatlerin yerini günler, günlerin yerini aylar hatta ayların yerini yıllar bile alır. Ama asıl fark edilen şey zaman geçtikçe yolların hep aynı kalıp kişinin değişmesidir. En sonunda giden merkezden çekilir, kişi öne çıkar. Ve hâliyle sorularda değişir. Artık asıl soru; onun dönüp dönmeyeceği değil, benim bu bakıştan ne zaman vazgeçeceğim olur. Bu vazgeçme sürecinde kişi gidene değil kendine sözler söylemeye başlar. İyileşme sürecinde kendime şunları söyleyebilirdim.
Artık beklemeyi erdem sanmıyorum. Gitmeyen yolları aydınlatmak için kendimi tüketmeyeceğim. Bazı vedalar cevap istemez, bazı suskunluklar tamamlanmıştır. Elimden geleni yaptığımı biliyorum; fazlası, kendime haksızlık olurdu. Bugün vazgeçiyorum çünkü sevmek, yok sayılmaya razı olmak değildir. Yoluma bakıyorum; bu kez gidenin ardından değil, kendime doğru. Tam vazgeçmişken, tam iyileşmişken ‘ya geri dönerse ihtimali, kişinin zihninde bir umut olarak değil, kapanmamış bir alışkanlık olarak yer edinmişti. Vazgeçtiğini sandığı anlarda bile bu düşünce sessizce varlığını sürdürüyordu. Ancak zamanla anlaşıldı ki bazı ihtimaller gerçekleşmek için değil, insanın vedaya alışma sürecini yavaşlatmak için vardır. Geri dönse bile, bıraktığı yerde aynı kişiyi bulamayacaktı; çünkü kişi ihtimali taşırken bile kendine doğru değişmeye başlamıştı. Zaman geçtikçe bu ihtimal hafifler, ya da kalpte olan ağrıdan başka bir şeye dönüşmez. Çünkü beklemek, sanıldığı gibi sabırlı bir erdem değil; bazen insanın kendini askıda bırakmasıydı. Kişi, geri dönüş fikrinin kendi içinde yarattığı boşluğu fark ettiğinde, aslında neyi beklediğini de anlamıştı: bir başkasını değil, bir açıklamayı. Ama bazı açıklamalar gelmez; insan onları kendi içinde tamamlar. Ve o tamamlanma anı, metnin asıl vedası olur.
Her şey bitmiş sayılmazdı; ama artık her şey eskisi gibi de olmayacaktı. Kişi, hayatın bazen kapıları tamamen kapatmadığını, sadece araya mesafe koyduğunu fark etmişti. Bu mesafe bir kaçış değil, bir korunmaydı. Belki bir gün yollar yeniden kesişirdi, belki de kesişmezdi. Ama hangi ihtimal gerçekleşirse gerçekleşsin, artık beklemek zorunda değildi. Umut vardı; ama artık bekleyerek değil, yoluna devam ederek var oluyordu. Yoluna devam ederken her şeyin kolay olacağını sanmadı kişi. Karşısına yeni insanlar çıktı; bazıları geçiciydi, bazıları iz bıraktı. Bazen eski bir anı, hiç beklemediği bir anda önüne düştü; durup bakmak zorunda kaldı ama geri dönmedi. Öğrendiği en önemli şey, yolun onu hep mutlu etmeyeceği fakat güçlendireceğiydi.
Kaybetmenin yanında kazanmayı, eksilmenin içinde çoğalmayı fark etti. Ve yol, artık bir kaçış değil; kendini yeniden kurduğu bir yer hâline geldi. Yeni bir ben olduktan sonra hayatına birinin girmesi ihtimali vardı. Bu ihtimal, kişide bir başlangıç heyecanından çok temkinli bir duraksama yaratabilirdi. Geçmişte kapandığı sanılan anılar yeniden canlanabilir, eski duygular sessizce ortaya çıkabilirdi. Kişi, yeni bir yola çıkmanın eski yaraları tekrar açmasından korkabilirdi. Ama belki de bu korku, kaçmak için değil; daha dikkatli, daha yavaş ve kendini koruyarak ilerlemek için vardı. Artık her şeye yeniden başlamak için bir sebep vardı. Bu sebep bir kişi ya da bir ihtimal değil; kişinin kendisiydi. Geçmiş, geride bırakılamasa bile taşınmayı öğrenilmişti. Ve yol, bu kez korkuyla değil; bilinçle, sabırla ve inançla yürünmeye değerdi.
Ve kişi, yoluna artık kendisiyle devam ediyordu. Çünkü Bazı vedalar bir son değil, insanın kendisiyle yeniden başladığı yerdir.
EZGİ UYSAL
GÖL ANADOLU LİSESİ