Pontusçuluk, İnebolu Ve Batı Karadeniz
Misafir
Millî Mücadele’nin Sessiz Kalesinde Verilen Görünmez Savaş
Pontusçuluk, Osmanlı Devleti’nin son döneminde Karadeniz hattında yürütülen en kapsamlı ve en tehlikeli ayrılıkçı hareketlerden biridir. Amaç; Samsun’dan Trabzon’a, Giresun’dan Sinop’a uzanan sahil şeridinde, tarihsel ve etnik iddialar üzerinden bir “Pontus Rum Devleti” kurmaktı. Bu proje, I. Dünya Savaşı sonrasında Yunanistan başta olmak üzere bazı Batılı devletlerin açık ve örtülü desteğiyle sistemli biçimde yürütülmüştür. Bu girişimin en kritik düğüm noktalarından biri ise İnebolu idi.
I. Karadeniz’de Kurulan Gizli Cephe: Pontus Projesi
II. İnebolu: Anadolu’nun Kalbi, Mücadelenin Anahtarı
İnebolu, Millî Mücadele yıllarında Anadolu’nun dünyaya açılan en hayati kapısıydı. İstanbul’dan ve Karadeniz üzerinden gelen silah, cephane ve lojistik yardımın büyük bölümü İnebolu Limanı üzerinden Ankara’ya taşınıyordu. Bu nedenle İnebolu yalnızca bir liman değil, Kurtuluş Savaşı’nın lojistik kalbiydi. Pontusçu yapılanma da bu gerçeği çok iyi biliyordu.
III. Batı Karadeniz’de Gölgede Yürüyen Silahlı Yapılanma
1919–1921 yılları arasında İnebolu, Küre, Abana, Cide, Daday, Taşköprü ve Araç çevresinde faaliyet gösteren Pontusçu silahlı gruplar; Türk köylerine baskınlar düzenlemiş, köy muhtarlarını ve yerel yöneticileri hedef almış, silah ve cephane taşıyan kafilelere saldırılar gerçekleştirmiş, direnişe katılan sivilleri öldürmüş veya kaçırmıştır. Bu saldırıların temel amacı İnebolu–Kastamonu–Ankara ikmal hattını felce uğratmaktı.
IV. Korku, Tehdit ve Zorunlu Göç Politikası
Pontusçu gruplar, bölgede yaşayan Türk ahaliyi göçe zorlamak ve direnişi kırmak için sistemli bir yıldırma stratejisi uygulamıştır. Tehdit mektupları, gece baskınları, yol kesmeler ve hedefli cinayetler bu politikanın temel araçlarıydı. Amaç, bölgede sürekli bir korku iklimi oluşturarak Millî Mücadele’nin toplumsal direncini kırmaktı.
V. Kiliseden Cepheye: Gizli Örgütlenmenin Mekânları
Batı Karadeniz’deki bazı kiliseler, Pontusçu yapılanmanın lojistik ve örgütsel merkezleri hâline getirilmiştir. Dönemin askerî ve istihbarat raporlarına göre; kiliselerde gizli toplantılar düzenlenmiş, Rum gençleri silahlı mücadeleye hazırlanmış, Yunanistan ve İstanbul’daki Rum komiteleriyle haberleşme sağlanmış, silah ve mühimmat için saklama ağları kurulmuştur. Bu yapılanmanın önemli bölümü İnebolu ve çevresindeki Rum cemaatleri üzerinden yürütülmüştür.
VI. İnebolu Hattı: Hedefteki Lojistik Omurga
İnebolu Limanı, Millî Mücadele’nin ana lojistik kapısı olduğu için Pontusçuların birinci hedefi hâline gelmiştir. Bu nedenle; limana çıkan cephane kafilelerine saldırı planları hazırlanmış, kağnı kervanlarına pusu kurulmuş, sevkiyat yollarındaki köprü ve geçitler tahrip edilmeye çalışılmıştır. Ancak İnebolu halkının topyekûn direnişi ve Kastamonu Müdafaa-i Hukuk teşkilatının kararlı mücadelesi bu girişimleri sonuçsuz bırakmıştır.
VII. Tasfiye: Görünmez Cephenin Çöküşü
1921 yılına gelindiğinde, düzenli birliklerin müdahalesi ve yerel direnişin kararlılığı sayesinde İnebolu ve Batı Karadeniz’deki Pontus yapılanması büyük ölçüde tasfiye edilmiştir. TBMM zabıtları ve dönemin askerî raporları, İnebolu hattının güvenliğinin kesin biçimde sağlandığını açık biçimde kayda geçirmiştir.
VIII. Sonuç: Sessiz Bir Kentin Büyük Zaferi
Bugün İnebolu çoğu zaman küçük bir sahil kasabası olarak anılır. Oysa Millî Mücadele’nin kaderini belirleyen en kritik unsurlardan biri, bu küçük liman kentinin gösterdiği büyük direniştir. İnebolu, bu yönüyle yalnızca Kastamonu’nun değil, bütün Türkiye’nin sessiz kalesidir. Ve o kale; yıkılmaz, yıkılamaz.
Orhan Sancaktaroğlu