Toplumsal Bozulmalar Üzerine
Misafir
Bu yazıda çok da keyifli olmayan bir konu olan toplumda işlenen cinayetleri, yaralamaları veya insanların birbirlerine verdikleri zararları ve toplumsal bozulmaları konuşacağız. İçinizdeki merhamet, vicdan ve acıma gibi duygularınızı aktif ettiyseniz yazıyı okumaya başlayabilirsiniz.
Bildiğiniz üzere son yıllarda sokaklarda yaşanan zarar verici olaylar günden güne artmakta. Bunların içinde onlarca farklı suç var. En ufağından en büyüğüne onlarcası. Gasp, kapkaç, tırnakçılık mal güvenliğimizi tehdit eden suçlarken, kesici delici aletlerle veya ateşli silahlarla yaralama, fiziksel şiddete maruz kalma ise can güvenliğimizi tehdit etmekte. Üstelik durum bunlarla sınırlı kalmayıp canımızdan olmamıza bile sebep olabiliyor. Evet, sokağın ortasında bazen hiç tanımadığımız insanlar tarafından bazen ise bir türlü kendimizi koruyamadığımız, bize zararı olan kişiler tarafından öldürülebiliyoruz. Bir de bu işin ne yazık ki çocuk cinayetleri bölümü var. Bir insanı hayasızca katletmenin akla sığar bir yanı zaten yok. Ancak karşıdaki daha hayatının başında masum bir can olduğunda olay çok daha yıpratıcı bir tesirde oluyor. Bu çocukları öldürenlerin akranları olmaya başlaması ise zaten halihazırda bambaşka bir mesele. Üstüne onlarca araştırma yapılabilecek, yüzlerce makale yazılabilecek bir durum. Ve maalesef esef duyarak belirtiyorum ki bu toplumda yer edinmeye başlamış ve görmezden gelinemeyecek, istisna denilemeyecek boyuta ulaşmış bir durum. Zaten yetişkinler arasında durum yeterince zorlayıcıyken bir de bunun üstüne çocuklar arasında da bu durumun artmış olduğunu görmek daha da korkutucu ve dehşete düşürücü. Bir insanın, hele ki günahsız bir çocuğun canına nasıl kıyılabilir? Bir çocuk nasıl olur da bir insanın canını alabilir? Ama alıyor. Olan maalesef ki ölen canlarımıza oluyor. Geride kalanlarının yaşadıkları da cabası tabii ki. Bir yakınının hiç uğruna senden koparılması tarifi zor bir acı olsa gerek. Olayın doğrudan içinde olmayışıma rağmen kendi canımın nasıl acıdığını düşündüğümde onları bir nebze olsun daha iyi anlayabiliyorum. Neticede tüm boyutlarıyla can acıtıcı bir durum. Katilin çevresi için de, katledilen kişinin çevresi için de çok yorucu ve yıpratıcı bir süreç. Bu süreçte katili pohpohlayan bireylerin de olduğunu görüyorum. Fakat ciddiye alınası bir kalabalık olmadıkları kanaatindeyim. Toplumun içinde taşkınlık çıkaran azınlıklar her daim bulunabilir. Önemli olan toplumun genelidir. İşte bu genel durum mevzu olduğunda Türk toplumu tarih sahnesi boyunca başarılı bir performans göstermiştir. Bu başarıyı zedeleyecek gidişatı değiştirmeli ve düzeltmeliyiz. Çünkü bunu yapması gerekenler, toplumumuzu geleceğe taşıyacak kimselerden başkaları değildir. Bu yüzden bizler, bu toplumsal bozulmaları boyutu daha da hasar verici olmadan önlemeliyiz.
Muasır medeniyetlerin ilerisinde bir toplum yapısı yaşatmak istiyorsak bu zaruri bir hadisedir. Gelişmiş hiçbir toplum sokağının ortasında evlatlarını katletmez. Gerekirse eğitim ile gerekirse ceza ile bu durumu düzeltmemiz için kimin ne yapması gerekiyorsa elimizi taşın altına sokmaktan çekinmemeliyiz. Kendi düşüncemi merak ederseniz, en temelde bu durum aileden ve çevreden görülen, öğretilen ve işitilen ile başlar; kişinin karakteriyle harmanlanır ve şartlar uygunlaştığında kendini belli eder. Unutmayalım ki içimizdeki her bir katil zanlısı bu toplumun içerikleriyle yetişiyor.
FURKAN KAVUŞ