Hayra Da Şerre De Meyyal
Serap Oruç
Ziya Paşa’nın bir beyti var; beni her okuduğumda, koşuyorsam yavaşlatan, yürüyorsam durduran ve düşündüren.
Aklımı susturup kalbimi konuşturan:
“Bin yıl yaşasan yine cihan bu
Gerdiş bu, zemin bu, âsuman bu.”
Bu beyit, insanın ruhunun çöktüğünü hissettiği zamanlarda daralan kalbini bir anlığına bile olsa genişletiyor, omzundaki dünya yükünü hafifletiyor.
İnsanoğlu, yaşadığı tarih boyunca her dönemde kendini özel sanmıştır. Kendi dönemini benzersiz, kendi acısını daha derin, kendi sorunlarını daha karmaşık görmüştür. Kendi döneminin kötü malzemelerine ve mevzularına daha fazla odaklanıp, mahrumiyet ve nasipsizlik duygularına kapılarak hüzünlenmiştir.
Ziya Paşa, beytinde "Bin yıl yaşasan da dünya aynı dünyadır. Dönüş aynı, yeryüzü aynı, gökyüzü aynıdır" der.
Dünya bir çark misali döner de döner. Bu çarkın adı “gerdiş”tir. Bağrında güzellik de, çirkinlik de vardır; iyilik de, kötülük de vardır. Nice savaşlar, nice yoksulluklar, nice hayal kırıklıkları gördü burası. Bir yanında saraylar yükselirken, bir yanında mezarlar kazıldı.
İsimler değişti, yüzler değişti. Kendi varlığındaki cevheri, iç âlemindeki zenginlikleri fark edemeyenler, kendine uzaktan bakmayı öğrenemeyenler, daima “eksiğim” diye diye gezindi bir süre yeryüzünde; zamanları dolunca da çekip gitti.
Şimdilerde bize sürekli “ilerliyoruz” deniliyor. Teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor, kelimeler çoğalıyor. Ancak insanın vicdanı bu hızla birlikte ilerlemiyor. İnsanın bilgisinin artması, hikmetini artırmıyor. Kalabalıklar çoğalıyor; ancak yalnızlık, kalabalıklardan daha çok büyüyor. Kalbimiz istila ediliyor.
Bu beyit aslında insana şunu söylüyor: Dünyadan sana özel bir mucize bekleme. Düzeninin de değişmesini umma. Ancak kendi durduğun yeri daima sorgula. Çünkü âsuman aynı kalsa da, insanın başını kaldırıp kaldırmaması kendi tercihidir, unutma. Zemin aynı olsa da, insanın bastığı yerin sağlam mı sallantılı mı olduğunu ancak kendisi hissedebilir daima.
“Ben bu dünyada neredeyim, neresinde gerekliyim, niçin böyle istiyorum, bunu isteyerek doğru mu yapıyorum, yanlış mı yapıyorum?” diye kendisine sık sık sorular soran insan, dünyada daima hayra da şerre de meyyal olduğunu ve ötekilerin de meyyal olacağını idrak edebilir. Telaşa kapıldığı dünyaya sahip olma arzusundan sıyrılarak, dünyada olmaktan yana olan hakkını kullanabilir ve hayatı bitince “eyvallah” deyip hayattan alacaklı olmadığını bilerek, can sahibine rahatlıkla teslim olabilir. İnsanın burada yaşadığı süreyi de anlamlı kılan, güzel kılan sanırım bu hâlidir.
Saygılar.