Serap Oruç

Hoş Gelsin On Bir Ayın Sultânı Ramazan

Serap Oruç

Bakara suresinin 185. ayeti bizlere şöyle sesleniyor. "O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği Ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin…”

Hz. Ömer (R.A) atfedilen "Ramazan geliyor diye sevinmek imamdandır" sözü ise bu ay gelirken anlam kazanıyor.

Ramazan... İnsanın muhasebe yapma zamanıdır. “Sayılı günler” diye geçer Kur’an’da; bu sayılı günler bizim için sayısız yanlışlarımızla yüzleşme, niyetlerimizi tazeleme, hasarlı yanlarımızı onarma zamanıdır.

Bu ay, aile hayatımızı yeniden düşünme, aynı evde yaşayıp birbirine yabancılaşan kalplerimizin aynı sofrada buluşmasıdır. Birbirini dinlemeden hüküm veren anne-babaların, evlatların, akrabaların, komşuların, dost ve arkadaşların birbirini dinleyip birbirinde dinlendiği aydır. Sofralarda sadece sıcak pide, sıcak çorba değil, şefkat ve samimiyette paylaşılır. İftar sadece mideyi değil, kırılmış kalpleri de doyurmalı ve onarmalı, güzel davranışlarımızı da paylaşmalıyız.

Bu ay, iş hayatında “ne kadar kazandım”  değil, “bunu nasıl kazandım” sorusunu kendimize sık sık sormanın kendimizi sorgulayıp gözden geçirmenin zamanıdır. Haksız kazançla tutulan oruç, aç bırakılmış bir bedenle akşama kadar gezip akşam da iftar etmektir. Faizle, rüşvetle, kul hakkıyla torpille çalışılıp kazanılan paranın bereketi olmayacak ve er geç kazananı kayba uğratacaktır. Ramazan bize bu hallerin de yanlış olduğunun yeniden hatırlatmasıdır çünkü bize sadece açlığa sabrı değil, helali de öğretir, öğrenmeye talip olmalıyız.

Bu ay insanlara bakışımız ve niyetimiz gözden geçirilmelidir. Alay, dedikodu, gıybet, iftira ve suizan… Bunlar yaparken dilimizdeki küçük günahlar gibi görünür, ancak birikip büyüyen kocaman günahlarımızdır. Bir insanın yüzüne söyleyemeyeceğimiz sözleri konuşan dilimiz, oruç ibadeti ile arınmaz. Ramazan, dilimize de haddini öğretir. İşimize ve içimize en iyi bakma zamanıdır.

Bu ay, sokaktaki bir kedinin, köpeğin açlığını görüp de görmezden gelen bir insanın kendi açlığını kutsallaştırma hakkı yoktur. Çünkü bu insanın orucu, sadece kendisini aç bırakmaktan ibarettir. Düşüncelerimiz, konuşma şeklimiz, yürüyüşümüz, sofradaki hâlimiz yeniden şekillenmelidir. Aceleyle, yalanla, hırsla, kibirle, öfkeyle, üstünlük duygusuyla, benlikle tüketerek yaşadığımız hayatımıza Ramazan bir dur işareti koyar ve "yavaşla, düşün, şükret, paylaş, onar" der. Bizlere kalbimizi ve zihnimizi arındıracağımız yolu gösterir. O yolu görüp, girip o yolda kalıcı olmaya talip olmalıyız.

Bu ay hızla geçer, biz ise ömrümüz varsa kalırız; ancak kalbimiz, düşüncelerimiz ve niyetlerimiz aynı kalmamalıdır. Dilerim bu ayı, bu aya inananlar olarak doğru idrak edelim, kulluğumuzun zirvesine çıkalım. Arınmış olarak bitirelim. Bağışlanmışlardandır, temizlenmişlerdendir belgesini alalım. Kazandıklarımızın izini bir ömür üzerimizde taşıyalım. Başkalarının ibadetiyle değil kendimizle meşgul olalım. İnsanların iyiliğini isteyip, iyiliği çoğaltalım. Bizde olanın cömerdi, olmayanın dilsizi olalım. Dert yüzü görmeyelim, lütuflarla karşılaşalım. Afiyetle kalalım. Hoş gelsin on bir ayın sultânı Ramazan, gönüllerimizde ve hanelerimizde neyin bereketine muhtaçsak onu getirsin geri götürmemek üzere. Saygılar.

Yazarın Diğer Yazıları