40 Yıllık Bakkal Muzaffer Şahin: 'Poşetler Marketten, Veresiye Bakkaldan'
Sarıkaya mevkiinde 40 yıldır aynı mahallede bakkallık yapan 77 yaşındaki Muzaffer Şahin, küçük esnafın geçmişten bugüne yaşadığı değişimi ve bugün karşı karşıya kaldığı zorlukları anlattı.
Sarıkaya mevkiinde 40 yıldır aynı mahallede bakkallık yapan 77 yaşındaki Muzaffer Şahin, küçük esnafın geçmişten bugüne yaşadığı değişimi ve bugün karşı karşıya kaldığı zorlukları anlattı. 1986 yılında açtığı dükkanını hala ayakta tutmaya çalışan Şahin, hem ekonomik şartların hem de mahalle kültürünün büyük ölçüde değiştiğini vurguladı.
Mesleğe başlamadan önce farklı işlerde çalıştığını belirten Şahin: “Ben burada bakkal olmadan önce çarşıda şeker helva imalatında çalıştım. Patronla anlaşamayınca işi bıraktım, sonra inşaatlarda çalıştım. Rahmetli teyze oğlum vardı, benim bu şartlarda çalışmama razı olmadı. Sermayem yoktu, o bana destek oldu. 1986 senesinde bu dükkânı açtım. Hastalık ya da şehir dışı dışında dükkanı hiç kapatmadım. Dini ziyaretler için Mekke’ye gittiğimde bir iki ay kapattım. Onun haricinde hep açıktım. Ama bugün aynı şartlar olsa bu işi yapmam” dedi.
Bakkallığın eskiye göre tamamen değiştiğini vurgulayan Muzaffer Şahin: “Bakkallık bitti. Şu an emekliliğim ve evim olmasa bu işi yapmam. Oturuyoruz, satış yok denecek kadar az. Veresiye verirsen satış oluyor, vermezsen dükkân boş kalıyor” diye konuştu.
‘Şimdi Veresiye Veriyoruz Ama Kimse Parayı Getirmiyor’
Veresiye alışverişin küçük esnafı zor durumda bıraktığını ifade eden Şahin, geçmişle bugünü şu sözlerle karşılaştırarak; “Eskiden borcunu ödemeyen insan kapının önünden geçemezdi. Ay başı gelir borcunu kapatırdı. Kimse kimseye kuruş bırakmazdı. Şimdi veresiye veriyoruz ama kimse parayı getirmiyor. Evine gidiyorsun, ‘vereceğim’ diyor ama yine getirmiyor. Borcu olan bir daha dükkana uğramıyor. Eskiden müşteriler bambaşkaydı. İnsanlık da değişti, müşteri de değişti. Sadakat vardı, güven vardı. Şimdi o bağ kalmadı” ifadelerini kullandı.
‘Alışverişini Başka Yerden Yapıyorsun, Gelip Bakkaldan Borç İstiyorsun’
Zincir marketlerin yaygınlaşmasının küçük esnaf üzerindeki etkisine de değinen Şahin, fiyat rekabetinin kendilerini zorladığını dile getirerek; “Açık konuşuyorum, ürün fiyatları bizde de aynı, markette de aynı. Ama müşteri alışverişini oradan yapıyor, elinde poşetle geliyor, bizden para istiyor. Bu yakışmaz. Sen alışverişini başka yerden yapıyorsun, gelip bakkaldan borç istiyorsun. Sattığın malın parasını zamanında alamamak en büyük sıkıntı. Bir de ürün satılmazsa tarihi geçiyor, zarar ediyorsun. Zor şartlar altında bu işi yürütmeye çalışıyoruz. Bugün bir bakkal açmak için en az 100-200 bin lira lazım. Dükkânın içine mal koymadan bu para gidiyor. Belediye, ruhsat, esnaf kefalet derken masraf çok. Satış yapamazsan o parayı çıkaramazsın. Kimse bu işe girmez” dedi.
Emekli olmasına rağmen dükkanını kapatmadığını belirten Şahin, bakkallığın kendisi için sadece bir geçim kaynağı olmadığını vurgulayarak, “Çocuklarım ‘kapat, dinlen’ diyor ama ben burada vakit geçiriyorum. Evde durursam sıkılırım. Burada eşi dostu görüyorum, sohbet ediyorum. Küçük yaşta soğuklardan dolayı kulaklarımdan rahatsızlık geçirdim. Ankara Gazi Hastanesi’nde ameliyat oldum. İki yıl dükkâna gelemedim. Ama yine de kapatmayı düşünmedim. İyileşince devam ettim” ifadelerini kullandı.
Şahin, son olarak; “Eskiden kazanca göre vergi alınırdı. Çok satanla az satan bir tutuluyor. Bu adil değil. Bu meslek bana hayatımı kurma imkanı verdi. Eskiden işler çok iyiydi ama son 15 yıldır her geçen gün geriye gidiyor. Zincir marketler çoğaldıkça küçük esnaf da bitiyor” diye konuştu.