Kevser Ofluoğlu Gündemi Değerlendirdi
İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu Kastamonu'daki programları kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi.
İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu Kastamonu'daki programları kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi.
İlk olarak Şehit Ve Aileleri Derneği ile Şehitler ve Gaziler Derneği'ni ziyaret eden Ofluoğlu, şehit yakınları ve gaziler ile görüşerek talep ve beklentilerini dinledi. Daha sonra esnaf ziyareti gerçekleştiren Ofluoğlu, Nasrullah Meydanı'nda faaliyet gösteren iş yerlerini gezerek esnaf ile sohbet etti. Programın devamında parti il binasında kadın üyeler ile bir araya geldi. Programların ardından İYİ Parti il binasında basın toplantısı gerçekleştirildi.
Basın toplantısında konuşan İyi Parti İl Başkanı Metin Yazkan: '23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladık. Yüce Meclisimizin 106 yılını da kutladık. Bu kutlamalarda ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsedildi. Gurur duyduğumuz ecdadımızdan bahsedildi. Hatırla, unutma denildi. Milletimizin geçmişten bugüne vermiş olduğu istiklal mücadelesi anlatıldı. Ama ne yazık ki vatanı korumak, çocuklarımızı korumakla başlar denmedi. Arap şeyhleri için, tarihimizde bizlere ihanet etmiş insanlar için milli yas ilan eden iktidar, ne yazık ki geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş'ta yaşamış olduğumuz, hepimizin canını yakan, üzen okul saldırısı için herhangi bir milli yas ilan etmedi. Buradan da o saldırıda çocuklarını kaybeden ailelere önce başsağlığı diliyorum. Öğrencilerin önüne siper olan öğretmenimiz için ailesine başsağlığı diliyorum. Ve kendilerine Allah'tan rahmet diliyorum. Evet, İstiklal Madalyası'nı gururla taşıyan ilimiz, bugün artık İYİ Parti'yle beraber daha milli, daha gayretli bir duruş sergileyecek. Sağ olsun ki buradan çok uzak değil, yaklaşık 300 kilometre ötede genel başkanımız, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz her gün bizim göğsümüzü biraz daha kabartıyor. Ne yazık ki biz burada, İstiklal Harbi'nde bu ülkenin kurulmasında mücadele eden atalarımızın, istiklal yolunda İnebolu'dan Ankara'ya cephane taşırken şehit olmuş, şehitler vermiş, zorluklar çekmiş bir vatanın, milletin evlatlarıyız. Ne büyük gururdur ki Kastamonu'da yaşayan her ailede bu vatan için can vermiş insanları kesinlikle buluyoruz. Nüfus bazında en çok şehit veren, Kurtuluş Savaşı'nda en çok şehit veren ilimiz de bizim ilimizdir. Bunun ayrı gururunu yaşıyoruz ama biz bunları yaparken, biz bu gururu yaşarken ne yazık ki Ankara'da terörist başını, bebek katilini, o haini Meclis kürsüsüne çıkarmak isteyenler, bulunduğu hücreden çıkarıp vatandaşın önüne atmak isteyenler var. Az önce dediğim gibi İYİ Parti olarak biz buna karşıyız. Sonuna kadar da karşı duracağız. Bu memleketin her santimetrekaresinde bizim şehitlerimizin kanı var. Biz bu kanı yerde bırakmayacağız. İYİ Parti olarak Türkiye'nin 81 ilinde biz teröre ve teröriste karşı dimdik ayakta duracağız. Sizleri de bu kutlu yolda dimdik ayakta durmaya davet ediyorum' diye konuştu.
'Atatürk Geleceğimizi Gençlere Emanet Etmiştir'
Toplantının devamında söz alan İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu: 'Hep kahraman Türk kadınlarından bahsedilir. Kurtuluş Savaşı'nda işte Şerife Bacı'dan bahsedilir, Halime Çavuş'tan bahsedilir. Ben de bir emekli albayım. Halime Çavuş'un üzerinden çıkarmadığı o üniforma, erkek kılığına girerek milli mücadelede yer alma azim ve kararlılığı, sonunda da o üniformayı çıkarmadan Mustafa Kemal Atatürk'e ulaşarak Ankara'ya davet edilmesi, 'Ankara'da bizimle kal, bizim kızımız ol' ifadesi; 'Ben anama babama bağlayayım, memleketime bağlayayım, memlekete döneceğim ve orada kalacağım' ifadesi beni çok etkilemiştir. Şerife Bacı'nın çocuğunu değil, kendini değil, bu vatanı kurtaracak bir mermi uğruna hem evladını hem kendini feda etme inancıdır, ruhudur. Beni Kastamonu'da en çok etkileyen ve o inanç ruhun İYİ Parti'nin ilk çıkış cesur hareketi ve inancıyla vücut bulacağına, yeniden bu ülkeye umut olacağına inanıyorum. Şunun için umut olacak: Bu ülke artık yönetilemiyor. Biz hakikaten sabah gazi, şehit dul ve yetimleri ve gazileri ziyaret ettik. Onların söylediklerini bütün Türkiye'nin duyması gerekir. Bir şehit anasının, bir şehit evladının, eşinin ya da bir gazinin yerine o şehitlerin katili müsebbibine umut hakkını kimse vaat edemez. Kimse böyle bir hadsizlikte bulunamaz. Türkiye Cumhuriyeti'nin 86 milyonu, bir kısım bölücüyü ayırıyorum, her biri şehit yakınıdır, her biri gazi yakınıdır. Bunu da böyle bilmesi gerekir. Ülkeyi yönettiğini sanan iktidar ülkeyi gerçekten yönetemiyorlar, ekonomi ortada. Soruyoruz emekliyle, ne diyor emekli? 'Geçinemiyorum' diyor. 20 bin lira maaş alıyorum diyor. Ev kirası olmuş 15 bin lira, 17 bin lira. Geriye kalıyor 3 bin lira. Vatandaşına, emeklisine, çiftçisine, işçisine değer vermeyen bir iktidar, açlıkla, sefaletle, sadaka kültürüyle insanları perişan eden bir iktidarın bir an evvel gönderilmesi gerekir. İşte o nedenle İYİ Parti Türkiye'nin her yerinde, caddesinde, sokağında, evlerinde Türk milletiyle derdiyle hem dert haliyle hemhal olmak için çalışıyor. Bizim bir tek tasamız vardır, o da Türk milletidir. İstikametimiz Türkiye Cumhuriyeti'dir bizim. İsteriz ki Türk milleti huzura ersin, refaha ersin ve hak ettiği şekilde yönetilsin. Çıkış maksadımız da budur. Hiçbir sebep bizi Türk milletinin menfaatleri doğrultusunda siyaset yapmaktan alıkoyamaz. İYİ Parti'yi diğer partilerden ayıran da budur. Terörist elebaşının teşekkür etmediği tek parti de İYİ Parti'dir. Bunu da gururla söylüyorum. Ne komisyonculardanız ne de kurucu önderi APO olanlardanız. İstikameti de belli olan, kılavuzu da Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olan bir partiyiz. Bu hepsinden ve her şeyden değerli. Ekonomi Türk milletinin en çok şikayet ettiği durum: geçinememe. 5,5 milyon ev genci var Türkiye'de. Ne iş arıyor ne de bir yerde okuyor. Atatürk geleceğimizi gençlere emanet etmiştir. Yarısı gençlerin motokurye, yarısı da üç harflilerde kasiyer. Geleceğimizi böyle mahvediyorlar. Geri kalanı 1 milyon 300 bin devlet verilerine göre 15 ile 24 yaş arası uyuşturucu bağımlısı genç var Türkiye'de. Asıl beka meselesi budur. Dışarıdaki ülkelerin savaşlarının bizi sürüklediği ekonomik çıkmaz değildir. Türkiye'de gencin gelecek görememesidir. Kendi şehrinde, Kastamonu'da dahil, bir hayat öngörememesidir. Konsoloslukların önünde iş kuyruğunda, vize kuyruğunda beklemesidir beka sorunu. En az terörist kadar, terör eylemleri kadar beka meselesidir. İşte bu yüzden bu ülkeyi yönetemeyen iktidarı el birliğiyle göndermek zorundayız. Biz onun için bu şehirlerdeyiz. Onun için karış karış geziyoruz. İktidar onlarınsa, yerel onlarınsa; gireceğimiz sokaklar, esnaflar, caddeler, evlerine gideceğimiz kadınlarla, yüreklerine dokunacağımız ev kadınları, gelecek planlayacakları, umut vereceğimiz gençler bizim. Televizyonumuz yok, bir gücümüz yok ama iman dolu serhaddimiz var. Biz bu yola baş koymuş, inanmış insanlarız. Bir beklentimiz yok memleketin iyiliği dışında' dedi.
'Suriye'de Bir Terör Devleti Oluşumuna Ön Ayak Oldular'
Dış politikaya da değinen Ofluoğlu; 'Dış politika deseniz, o da aynı durumda. İzledikleri ideolojileri ekonominin zafiyeti nedeniyle, dışa bağlılıkları nedeniyle yıllardır Türkiye'nin çıkarları dahilinde ulusal çıkarımıza yönelik hür bir karar, bağımsız bir karar alamıyor bu AKP iktidarı. Meşruiyetini ABD'nin hadsiz büyükelçisi Tom Barrack'tan alıyorlar. Çıkmış ne dedi Antalya'da? 'Türkiye Cumhuriyeti devletine merhametli monarşi yakışır' dedi. Derhal, zaman kaybetmeden istenmeyen adam ilan edilmeli ve bu ülkenin sınırlarının dışına def edilmelidir! Kendini en büyük emperyalist ülkenin büyükelçisi zanneden, kendini bilmez Epsteinci. Bunları görmeli ve kendi bağımsızlığımıza, egemenliğimize dil uzatılmasına, dil uzatılmasına sessiz kalınmasına Dış İşleri Bakanlığı'nın görevi nedir ki, bunlara gereken cevabı vermekten ziyade? Bu ülkeyi yönetenlerin görevi nedir ki, ülkenin itibarını, egemenliğini, bağımsızlığını korumaktan başka? Bunlar şunu söylüyor bize, biz 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasından cumhuriyetin ilanına kadar ki süreçte, Kurtuluş Savaşı'nı niye verdik? Monarşiyi yıkmak, cumhuriyeti ilan etmek, yeniden egemenliği Türk milletine vermek için verdik biz bu mücadeleyi. Bize diyor ki 'size bu yakışmaz.' Sen kimsin? İsrail, İran'ı yakıyor. ABD, Irak'ı yaktı, Suriye'yi yaktı. İçerde ülkeyi yönettiğini zannedenler de terörsüz Türkiye dedikleri ikinci ihanet süreciyle Suriye'de bir terör devleti oluşumuna ön ayak oldular, bilerek veya bilmeyerek. Terörist elebaşına teslim oldular' ifadelerini kullandı.
'Türk Milleti, Umutvar Olmak Zorundadır'
Ekonomi hakkında da konuşan Ofluoğlu; 'İsraf deseniz almış başını gitmiş. Ne diyordu günümüzün Maliye Bakanı Mehmet Şimşek? Ne olacak bu makam araçları denildiğinde, bir önceki bakanlığında çerez parası demişti. İsraf, devletin malına çökme her türlü şey var. Halbuki bu ülkenin geliri bize yeter. 16 trilyon lira gelirimiz var bizim. Devlet, saatte 2 milyar lira vergi topluyor. Biz kimseye muhtaç değiliz. Yeter ki, verimli, israftan uzak, kamuda tasarruf eden, bu devleti yiyen üç beş çeteyi faiz lobisinin kafasını koparsak bu para bize yetecek zaten. Adaleti tesis etsek, hukukun üstünlüğünü tesis etsek, gençlere sahip çıksak, kendi varlığımızla üretsek, çiftçiye sahip çıksak, Kastamonu gibi şehirleri kendi içinde yıldız şehirler yapsak, devlet desteği sunsak biz bize yeteriz zaten geçmişte olduğu gibi. Narenciye satarak, pamuk satarak kurduğumuz fabrikaları bu iktidar sattı. Yetmedi yolları satıyor, yetmedi köprüleri satıyor. Kamu özel işbirliği denen bir olay var. Kur korumalı mevduat sistemi var. Ülkenin hazinesini çökerttiler. Parası olanın dolar üzerinden bir daha para verdiler. Kamu özel işbirliği dedikleri bu hastaneler, köprüler, havalimanları Bin yolcu inmeyen havalimanlarına 100 bin yolcu garantili para ödediler. Biz bu paraları geri alacağız. Uluslararası tahkime götüreceğiz. Devletin bir kuruşunu, bu haramzadelere yedirmeyeceğiz. Yediklerini zannettikleri o paraları da onlardan alıp, 86 milyona dağıtacağız. Bu para bizim, bu devlet bizim. Üretmezsek yok oluruz. Savaş halindeki Ukrayna'dan buğday alıyoruz. Bizim 26 milyon ton buğdaya ihtiyacımız var ekmek ve genel gider için Türkiye'de. Ürettiğimiz 21 ton. 5-6 milyon dışa bağımlıyız. Tarım ülkesi Türkiye'yi ne hale getirmişler? Çiftçinin alması gereken resmi devlet yardımını yüzde bir oranında veriyorlar. Sen çiftçiyi destekleme, sanayiciyi destekleme, küçük işletmeyi destekleme, çocuklara iş imkanını sunma ama hepiniz yandaşlarınızla beraber pınarın gözünden su için. Çıkın bakalım pazara, domatesin kilosu kaç paraymış? Portakalın kilosu kaç paraymış kış günü baksınlar. Bu ülke kimsenin babasının çiftliği değil. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip 86 milyonun. Onun için Türk milleti, umutvar olmak zorundadır. Atatürk'ün dediği gibi cumhuriyetin kurucusu 'umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiçbir zaman kaybetmedim' diyor' diye konuştu.
'Niye Bizim Çocuklarımız Heba Oluyor?'
Ofluoğlu son olarak; 'Türkiye Cumhuriyeti'nde her bir vatandaşın umudu İYİ Parti'dir. Bu inanmışlıkla çalışıyoruz. Bu inanmışlıkla iktidara geleceğiz. Bu ülke nasıl yönetilir; adaletle, liyakatle herkese göstereceğiz. Bu ülkede liyakati bitirdikleri için bu durumdayız. Çocuklarımız öldü okullarda. Öldüren bir öğrenci, ölenler öğrenciler ve öğretmenler. Allah ailelerine sabır versin. Bir tane istifa eden var mı? İstifa tek taraflı bir karardır ama onurlu bir karardır. Niye istifa etsin Milli Eğitim Bakanı diyorlar. Ben de Milli Eğitim Bakanı'na soruyorum, çocuğunu neden bir devlet okuluna değil de özel okula verdin. Yaptığı binaya deprem korkusuyla çürük diye oturmayan müteahhide benziyor Milli Eğitim Bakanı. Sabun koyamadığı okula, kendi çocuğunu vermemiş. Özel okullar yüzde birden, yüzde dokuza çıkarılmış. Milli Eğitim Bakanı 13 yıldır Milli Eğitim'in içinde bir adam. Hep de üst düzey görevler yapmış. Hop diye rektör olmuş biri, kendisine özel kanunlar çıkmış biri. Niye bizim çocuklarımız heba oluyor? Niye devlet okullarını, kendi çocuğunun okuduğu özel okullar statüsüne getirmiyorsun? Bir Milli Eğitim Bakanı çocuğunu özel okula veremez, kim ne derse desin bana! Ben bunu kabul etmem, siz de etmeyin. Kendi sorumluluğundaki okula nasıl vermez çocuğunu? İşte bütün ülke böyle. Turizm Bakanı'mız, turizm şirketi olan bir adam. Sağlık Bakanı'mız, özel hastaneleri olan adamdı, Milli Eğitim Bakanı'mız özel okulları olan adamdı geçmiş dönemde. Türkiye Cumhuriyeti bir işletme değil, bir şirket değil. Bedeli yüzbinlerce kan dökülerek, şehit verilerek, gazi verilerek ödenmiş bir topraktır. Bir karışında gözü olanın gözünü oyarız. Böyle biz kafamıza göre bu ülkeyi yönetiriz diyenlere de, ben inanıyorum, Türk milleti sandıkta gereğini yapacak ve genciyle yaşlısıyla hak ettiği şekilde bu ülkenin yönetilmesini sağlayacak oyu kullanacaktır. Umutsuz olmayın. 19 Mayıs 1919'da, Atatürk 18 kişiyle çıkmış Samsun'a. 2 ay sonra hakkına fetva verilmiş. Yunan uçaklarıyla, İngiliz uçaklarıyla, dönemin şeyhülislamı Dürizade, katli vaciptir diye fetvalar yayınlamış. Ama yedi düvele meydan okumuş o ve ona inananlar. Oradan daha kötü durumda değiliz. Yetişmiş insanlarımız var, inanmış yüreklerimiz var ve biz bu ülkeyi, bu haramilerden ülkenin üstüne 24 yıldır karabasan gibi çökmüş bu yalan, dolan, talan zihniyetinden kurtaracağız' ifadelerini kullandı.
Kevser Ofluoğlu'nun programı teşkilat toplantısı ile sonlandı.