Yol-İş Sendikası 1 No'lu Şube 13. Olağan Genel Kurulu Yapıldı
Türkiye Yol-İş Sendikası 1 No'lu Şube'nin 13. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi.
Türkiye Yol-İş Sendikası 1 No'lu Şube'nin 13. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü Eğitim ve Konferans Salonu'nda düzenlenen genel kurula, Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, Yol-İş Sendikası Genel Sekreteri Gökhan Gedikli katıldı. Genel kurulda delegelerin oylarına sunulacak seçimde Satı Mehmet Ateş ve Ünsal Gürsu başkanlık için yarışıyor.
Yol-İş Sendikası Kastamonu 1 No'lu Şube Başkanı Mehmet Çelik, genel kurulun sendika teşkilatı ve üyeler açısından hayırlı olması temennisinde bulundu. Çelik, '35 yıllık bir sendikacı kardeşiniz, başkanınız, şube başkanınız ve işçi arkadaşınız olarak bu kongre benim de son kongremdir. Şubemizin 13. Olağan Genel Kurulu'na bir kez daha hoş geldiniz diyor; şahsım ve Türkiye Yol-İş Sendikası Kastamonu 1 No'lu Şubesi adına hepinize saygılar sunuyorum. Bu kongre seviyeli bir kongre olacaktır ve öyle de olmalıdır. Genel kurullar, 4 yıllık çalışma döneminin olumlu ve olumsuz tüm yönleriyle değerlendirildiği, eleştiri ve önerilerin özgürce ortaya konulduğu, sendikal demokrasinin derinlik kazandığı kurullardır. Genel kurulumuz da bu anlayış içerisinde gerçekleşecektir. Özellikle belirtmek isterim ki Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Başkanımız başta olmak üzere tüm yöneticilerimize, şubemize vermiş oldukları uzun yıllara dayanan desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Dünya, önemli siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmelerin yaşandığı tarihî bir dönemden geçmektedir. Küresel ölçekte yaşanan bölgesel savaşlar, iklim değişiklikleri, Covid-19 salgını, ekonomik krizler ve doğal afetler bu gelişmeler arasında sayılabilir. Orta Doğu'da yaşanan İsrail-Filistin çatışmaları, İran ile ilgili gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı ve Doğu Akdeniz ile Kıbrıs'ta yaşanan gerginlikler, küresel ölçekte yeni kriz ve çatışma risklerini artırmaktadır. Çalışma hayatının sorunlarına baktığımızda ise en önemli yaralarımızdan biri iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle kaybettiğimiz emekçilerimizdir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünya genelinde her yıl yaklaşık 337 milyon iş kazası meydana gelmektedir. Bu kazalar ve meslek hastalıkları nedeniyle yaklaşık 2,3 milyon insan hayatını kaybetmektedir. Başka bir ifadeyle, dünya üzerinde her gün binlerce kişi iş kazaları veya meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Ülkemizde de iş kazaları ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. İş kazalarında hayatını kaybeden işçilerin önemli bir bölümü inşaat iş kolunda çalışmaktadır. Bu durum, iş sağlığı ve güvenliği konusunda daha fazla tedbir alınmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ülkemizde her gün ortalama çok sayıda işçi iş kazaları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu vesileyle sendikamızın değerli üyesi, canımız, kardeşimiz, arkadaşımız ve yol arkadaşımız Sedat Kütük Küçükekenci'yi de rahmetle anmak istiyorum. Kardeşimiz, 11 Temmuz 2020 tarihinde asfalt şantiyesinde meydana gelen elim bir iş kazasında hayatını kaybetmiştir. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Ayrıca aramızdan ayrılan tüm karayolcu arkadaşlarımızı da rahmetle anıyor, meknlarının cennet olmasını temenni ediyorum. Meslek hastalıkları nedeniyle meydana gelen ölümler, iş kazaları sonucu meydana gelen ölümlerden yaklaşık yedi kat daha fazladır. Türkiye, ölümlü iş kazalarında Avrupa'da ilk sıralarda, dünya genelinde ise üst sıralarda yer almaktadır. İnşaat sektöründe çalışan işçiler, diğer sektörlerde çalışanlara göre çok daha yüksek ölüm ve yaralanma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bilinmesi gereken bir başka husus da inşaatlarda meydana gelen göçükler ve iş kazalarında hayatını kaybeden işçilerin önemli bir bölümünün taşeron işçisi olmasıdır. Bu durum, taşeron işçilerinin iş sağlığı ve güvenliği şemsiyesi altına alınabilmeleri açısından bir an önce sendikalı olmalarının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle inşaat sektöründe faaliyet gösteren taşeron firmalara yönelik iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Kamu kurumlarının güçlendirilmesinin önemi ortadadır. Kamudaki istihdam azalmasının olumsuz etkileri dikkate alınarak başta taşeronlaşmaya son verilmeli, kamunun istihdam alanları artırılmalıdır. Çalışma barışının sağlanması için kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik gerekli adımların atılması elzemdir. Türkiye Yol-İş Sendikası olarak üyelerimizin hak ve menfaatlerini koruma ve geliştirme kararlılığı içerisinde, taşeronlaşmaya karşı yürüttüğümüz örgütlenme ve hukuk mücadelesini başarıyla sürdürdük. Bu mücadele sonucunda karayollarında yaklaşık 10 bin taşeron işçisinin kadroya geçmesi sağlanmıştır. Diyebilirim ki kamuda taşeron işçilerine kadro yolunu açan en önemli mücadelelerden biri Türkiye Yol-İş Sendikası ve Sayın Genel Başkanımızın öncülüğünde verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan taşeron işçilerinin, yaptıkları işe uygun iş kolunda Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının yapılması ve sendikal haklardan eksiksiz yararlanmaları sağlanmalıdır. Bu kapsamda, bağımsız işyeri dosyası açtırılmasına ilişkin uygulamaların gözden geçirilmesi ve işçilerin çalıştıkları kurumun asıl iş koluna uygun şekilde tescil edilmeleri gerekmektedir. Kayıt dışı çalışmanın önündeki en önemli engellerden biri, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerdir. Bu nedenle örgütlenme önündeki engellerin en kısa sürede kaldırılmasını talep ediyoruz. Türkiye Yol-İş Sendikamızın taşeronlaşmaya karşı yürüttüğü mücadele her türlü takdire şayandır. Bu mücadelede emeği geçen başta Türk-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay olmak üzere, Sendikamız Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Sayın Ramazan Ağar'a, genel merkez yöneticilerimize, şube başkanlarımıza, yöneticilerimize ve mücadeleye destek veren tüm üyelerimize teşekkür ediyorum. Değerli karayolcular, değerli arkadaşlarım; Teşkilatımıza sanat sınıfı personel alımının yapılması büyük önem taşımaktadır. Taşeron eliyle yapılan işler her zaman istenilen kaliteye ulaşamamaktadır. Karayolcunun emeğinin ve tecrübesinin bulunmadığı işlerden beklenen verim alınamamaktadır. Allah bir daha göstermesin; 11 Ağustos 2021 tarihinde yaşadığımız sel felaketinde Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde, Sinop'un Ayancık ilçesinde ve Bartın'da çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu felaket sırasında görev yapan karayolu çalışanlarımız geceyi gündüze katarak büyük bir özveriyle çalışmışlardır. Bu süreçte üstün gayret gösteren tüm üyelerimize ve Bölge Müdürlüğü yetkililerine şükranlarımı sunuyorum. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza da Allah'tan rahmet diliyorum. Değerli arkadaşlar, Çalışma hayatımızın en önemli sorunlarından biri de kıdem tazminatıdır. Kıdem tazminatının fon sistemine dönüştürülmesi veya mevcut hakları azaltacak düzenlemelerin gündeme gelmesi çalışanlarımız arasında haklı endişelere neden olmaktadır. Kıdem tazminatının fon sistemine geçirilmesi ve bireysel emeklilik sistemi ile ilişkilendirilmesine yönelik girişimler, çalışanlarımızı huzursuz etmeye devam etmektedir. Teşkilatımızın ve ülkemizin gündemindeki diğer önemli konular ise Sayın Genel Başkanımız tarafından açılış konuşmalarında ayrıntılı şekilde değerlendirilecektir. Değerli delegeler; Yol-İş ve Türk-İş teşkilatı olarak, gerek Türk-İş'ten gerekse Genel Merkezimizden gelen yazılı ve sözlü kararları eksiksiz yerine getirdik. Dönemimiz içerisinde siyasi partiler ve ilgili kurumlarla görüşerek üyelerimizin sorunlarını ve taleplerini ilettik, çözüm yolları aradık. Üyelerimizin bulunduğu 5 ilde ve 53 iş yerinde gece gündüz demeden hizmet vermeye çalıştık. Bu hizmetleri kutsal bir görev olarak gördük' dedi.
'20 Yıllık Çalışma Hayatında Edindiğim İş Tecrübelerime Güvenerek Çıktım Karşınıza'
Açıklamalarda bulunan Şube Başkan Adayı Satı Mehmet Ateş, '20 yıllık karayolculuk hayatımda; bayrakçılıktan kürekçiliğe, traktörle yol süpürmekten silindirle yol sıkıştırmaya, distribütör operatörlüğünden karla mücadeleye kadar devlet bana ne iş verdiyse görevimi en iyi şekilde yapmaya gayret ettim. 20 yıllık çalışma hayatımda bu işin her aşamasını, bölgemizin her noktasını görmüşümdür. Her ne kadar destek hizmetlerinde ambar görevlisi olarak çalışsam da ilk göz ağrım olan asfalt şantiyesini, çeşitli nedenlerle görev yaptığım şube şefliklerini ve iş yerlerini asla unutamam. Hl burnumda asfaltın kokusunu, yüreğimde geçici görevin hasretini, bedenimde karla mücadelenin ayazını hissederim. Gururla söyleyebilirim ki kışın buzunu, tuzunu; yazın sıcağını, tozunu; yolun çamurunu ve karayolculuğun hamurunu çok iyi bilirim. Hafif şaside Sezer Usta'nın, kaportada Ferhat Usta'nın, ağır şaside Sinan Usta'nın, motorcu Caner Usta'nın, elektrikçi Halil Usta'nın elinin yağını; tornacı Furkan Usta ile kaynakçı Vahit Usta'nın gözündeki çapağı; boyacı Uğur Usta'nın tinerle olan imtihanını, marangoz Ziya Usta'nın bitmeyen iş yoğunluğunu ve bütün iş yerlerimizde arkadaşlarımızın çektiği zorlukları gayet iyi bilirim. Bugün burada şube başkanı adayı olarak karşınızdayım. Hepinizin desteğine talibim. 20 yıllık çalışma hayatında edindiğim iş tecrübelerime güvenerek çıktım karşınıza. Zira sendikacılık tecrübesinin temeli, işçi olmayı tecrübe etmekten geçer. Karayolculuğun her aşamasını görmeden işçiliğin tecrübesi tamamlanmış olamaz. İşçiliğin tecrübesi tamamlanmadan da sendikal tecrübe eksik kalır. İşte o zaman sendikacı, işçinin hlinden tam olarak anlayamaz. Biz, 4 yıllık süreçte her fırsatta tüm iş yerlerini ziyaret ederek arkadaşlarımıza ulaşmaya çalıştık. Her bir arkadaşımıza ayrı ayrı dokunarak hemhl olduk, derdiyle dertlendik. 920 arkadaşımızla tanış olmaktan mutlu olduk. Onları dinledik, düşüncelerimizi paylaştık. Böylece kendimize bir vizyon oluşturduk. Bu vizyonun adına da 'Herkes İçin Sendika' dedik. Sendikacılığı daha akılcı, daha bilimsel, daha şeffaf, daha adil ve daha paylaşımcı hle getirelim istiyoruz. Haklarımızı her koşulda daha aktif ve daha etkin şekilde arayabilelim istiyoruz. Geçmiş dönem sendika yöneticilerimiz yanlış anlamasın. Onlar da bu işi en iyi şekilde yapmaya çalıştılar elbet. Ancak biz daha fazlasını yapmak istiyoruz. Allah'ın izniyle devralacağımız bayrağı daha da yükseğe taşımak istiyoruz. Biz kendimizde bunu başaracak azmi ve kararlılığı görüyoruz. Yapılan delege seçimlerinin sonucu da işçi arkadaşlarımızın bizdeki bu azmi ve kararlılığı gördüğünü, bize inanıp güvendiğini göstermektedir. Delege seçimleri sonucunda kullanılan 822 oyun 465'ini değişimden yana kullanan işçi arkadaşlarımız, bu durumu sayısal olarak da teyit etmişlerdir. Her ne kadar 100 delegenin 59'unu biz kazanmış olsak da bu seçimin sosyolojik ve psikolojik sonuçlarına göre işçi arkadaşlarımızın tamamının oyunu almış olarak kabul ediyoruz. Seçimin sayısal sonucu sadece bugün burada geçerli olacak. Sonrasında sayılar tamamen zihnimizden silinecek ve kimin nasıl oy verdiğini asla merak etmeyeceğiz. Seçim nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, birlikte çalışmaya devam edeceğimiz bilinciyle ayrıştırmadan, ötekileştirmeden 'Herkes İçin Sendika' diyeceğiz. Dün akşamki yemek organizasyonunda sergilediğimiz tavır nedeniyle muhtemelen kafasında soru işareti oluşanlar olmuştur. Bunun ayrıştırıcı bir tavır olduğunu düşünenler olmuştur. Ancak bir seçim sürecindeyiz ve bu organizasyon, kaynaşma yemeğinin ötesinde adeta bir seçim yemeğine dönüşmüştür. Dün akşamki tavrımız, tamamen seçim sürecinde karşılaştığımız durumlar gereği uyguladığımız bir seçim stratejisidir. Bunun işçi arkadaşlarımıza veya sendika yöneticilerimize karşı yapılmış bir saygısızlık olarak kabul edilmesini asla istemeyiz. Bu bağlamda hiçbir işçi arkadaşımızın ve sendika yöneticimizin gönlünün kırılmasını istemeyiz. Zorunluluklar nedeniyle zerre kadar da olsa üzdüğümüz arkadaşlarımız ve yöneticilerimiz olduysa herkesten özür diliyor, haklarını helal etmelerini istiyoruz. Malum, bu bir seçim süreci ve herkesin kendine göre bir politika belirlemesi gerekmektedir. Ben, geçmiş dönemlerde görev yapan ve artık emekliye ayrılan Mehmet Çelik Başkanımıza ve Orhan Öcal Başkanımıza, bizlere sağladıkları katkılardan dolayı teşekkür ediyor; emeklilik hayatlarında sağlık ve huzur dolu uzun bir ömür diliyorum. Yine geçmiş dönemde sendika yönetiminde görev alan Kamil Eski, Ünsal Gürsu ve Mustafa Dumanoğlu başkanlarıma da yapmış oldukları çalışmalar ve sağladıkları katkılardan dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Seçim sürecinde bizleri iş yerlerinde en samimi şekilde ağırlayıp en iyi şekilde uğurlayan, bize oy veren ya da vermeyen her bir işçi arkadaşımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Allah bizleri bu yolda sizlere karşı mahcup edecek her türlü hl ve davranıştan uzak eylesin' diye konuştu.
'Sendika Mücadelemiz Boyunca Hiçbir Zaman Boş Vaatlerde Bulunmadık'
Seçim öncesi genel kurula hitabeden Şube Başkan Adayı Ünsal Gürsu, 'Bizler, bu ülkenin yollarını açan, köprülerini kuran, gece gündüz demeden canını dişine takarak memleketin dört bir yanına hizmet götüren büyük bir ailenin fertleriyiz. Yol-İş sadece bir sendika değil, emeğin örgütlü gücüdür. Değerli arkadaşlarım, bugün burada sadece bir seçim yapmıyoruz. Bugün burada her bir işçi kardeşimizin hakkını, hukukunu, geleceğini ve çocuklarının yarınlarını daha güçlü savunmak için yeni bir dönemin kapısını aralıyoruz. Bugünkü genel kurulumuzu ayrıcalıklı kılan önemli bir husus da, yıllarını ve hayatını karayolları ve Yol-İş camiasına adamış, sendikacılığı bir yaşam biçimi haline getirmiş şube başkanımız Sayın Mehmet Çelik ile yol arkadaşımız, şube genel sekreterimiz Sayın Orhan Öcal'ın bu genel kurulda yeniden aday olmayarak emekli olacak olmalarıdır. Kendilerine şahsım, çalışma arkadaşlarım ve tüm üyelerimiz adına, teşkilatımıza yaptıkları katkı ve hizmetlerden dolayı şükranlarımızı sunuyorum. Bundan sonraki yaşamlarında aileleriyle birlikte sağlık, huzur ve esenlik diliyorum. Bizim mücadelemiz; insanca yaşam, adil ücret ve güvenceli iş mücadelesidir. Taşeronlaşmaya karşı, güvenceli istihdam mücadelesidir. Alın terinin hakkını hem masada hem sahada sonuna kadar savunma mücadelesidir. Ben bu mücadelenin içinden geldim. 1999 yılından itibaren uzun yıllar boyunca işçi hakları için sahada, şantiyede ve teşkilatımızın her kademesinde görev yaptım. İşçi arkadaşlarımızın sorunlarıyla birebir ilgilendim, gece gündüz demeden emek verdim. 2006 ve 2011 yıllarındaki süreçler, taşeron işçilerin kadroya geçiş sürecinde yürütülen çalışmalar ve 2015–2016 yıllarında mahkeme kararlarıyla kadroya geçen işçilerimizin göreve başlama süreçleri, bu mücadelenin en önemli dönüm noktaları olmuştur. 576 işçi kardeşimizin kadroya geçiş sürecinde yaşadığı tüm aşamaları yakından takip ettik. 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçen emekçi arkadaşlarımızın süreçlerinde de aynı şekilde yanlarında olduk. Bugün burada, bu mücadelede emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyor, haklarını helal etmelerini diliyorum. Ayrıca tüm toplu iş sözleşmesi süreçlerini, disiplin kurullarını, sınav ve değerlendirme süreçlerini birebir takip ettim. Emek veren herkesin yanında olmaya gayret gösterdim. Ben, 28 yıllık kamu görevim boyunca işçi arkadaşlarımızın yanında oldum. Onların hakkını, hukukunu ve emeğini korumayı kendime görev bildim. Taşeronlaşmaya karşı verilen mücadele, sendikamızın en önemli kazanımlarından biri olmuştur. Bu süreçte emeği geçen başta Türk-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay ve Genel Başkanımız Sayın Ramazan Ağar olmak üzere tüm yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Sel felaketlerinde, deprem ve afetlerde gece gündüz çalışan karayolu emekçilerimizin fedakrlığı her türlü takdirin üzerindedir. Bizler bu süreçlerde sadece görev yapmadık; aynı zamanda dayanışmayı, emeği ve birlik ruhunu büyüttük. Sendika mücadelemiz boyunca hiçbir zaman boş vaatlerde bulunmadık. Yapamayacağımız hiçbir sözü vermedik. Bizim anlayışımız; gerçekçilik, emek ve dürüstlük üzerine kuruludur. Bugün de aynı anlayışla, daha güçlü, daha şeffaf ve daha katılımcı bir sendikal yapı için adayız. Bu kutlu göreve talip olurken sözümüz nettir: Kapısı her üyeye açık, işçinin yanında olan, sahadan kopmayan bir yönetim anlayışı kuracağız. Biz 'ben' değil, 'biz' olacağız. Bu sendika hepimizin evidir. Bu çatı altında ayrışmaya değil, birleşmeye ihtiyacımız vardır. Sandıklar açılır kapanır, seçimler biter; ama ertesi gün hepimiz aynı iş yerinde, aynı sofrada, aynı ekmeği paylaşmaya devam ederiz. O yüzden kimsenin birbirine kırgın, öfkeli veya uzak kalmasını istemiyoruz. Bu seçimin sonunda kazanan; bir kişi ya da bir liste değil, Yol-İş'in birliği ve dayanışması olacaktır' ifadelerini kullandı.
Genel kurula katılan eski Bakan Murat Başesgioğlu ise katılım yüksek olduğuna değindi. Başesgioğlu, 'Güzel bir genel kurul gerçekleştiriliyor. İnşallah genel kurul sonuçları çalışma hayatımıza, çalışan kardeşlerimize ve emeğin korunmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Ben Yol-İş'i, bakanlığım döneminde de çok yakından takip ediyordum. Birlikte çok çalıştık. Çok önemli projeleri ve yapısal konuları hayata geçirme noktasında Türk-İş ve Yol-İş her zaman yanımızda oldu. Emeğin gelişmesi ve sosyal barışın sağlanması için önemli faaliyetler yürüttüler. Bu vesileyle bir kez daha huzurunuzda Türk-İş'e ve Yol-İş'e teşekkür ediyorum. Özellikle taşeron işçiliği konusunda gerçekten büyük bir mücadele verdiler ve önemli ölçüde bu meseleyi çözüme kavuşturdular. Sendikal hareket, demokrasinin vazgeçilmez bir unsurudur. Hak arama mücadelesinde emekçilerin en güvenli limanıdır. Bu nedenle sendikalarınıza sahip çıkın. Sendikalar ne kadar güçlü olursa, anayasal hakların korunması da o kadar güçlü olur. Burada demokratik bir yarış var. Hayırlı olsun. Ancak aranızdaki muhabbeti ve sendikal birikimi hiçbir zaman zedelememek gerekir. Bunu söylemek bana düşmez, genel başkanımız da burada ama her şey geçicidir; en sonunda hak, hukuk ve emek mücadelesi kalıcıdır. Siz ne kadar güçlü olursanız, bu mücadelenin sesi de o kadar gür çıkar' dedi.
'Sendikanın Olmadığı Yerde İşçinin Söz Hakkı Da Olmaz'
Son olarak açıklamalarda bulunan Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, 'Aslında çalışma hayatında konuşmamız gereken çok önemli konular var. Bunları tek tek gündeme getirirsek burada akşama kadar konuşmamız bitmez. Kimseyi sıkmamak için kısa tutmaya çalışacağım; ancak maalesef dert söyletir, aşkı ağlatır diye bir söz vardır. Dertlerimiz fazla olduğu için bunları bazen kısmen dile getirmek zorunda kalıyoruz. İşin neresinden başlasak diyecek olursak; salona girdiğinizde burada bir silahşör gösterisi vardı. Bu gösteri bir film setinde çekilen kurgu bir sahne değil, bizatihi yaşanmışlıkların ifadesidir. 5 yıl boyunca verilen mücadelenin sonucunda, Sayın Bakanımızın da ifade ettiği gibi, Yol-İş Sendikası taşeron konusunda uluslararası bir başarı göstermiştir. Hatta bu başarının dünyada ikinci bir örneği yoktur. Şimdi Kastamonu'daki bu seçim sürecine baktığımızda iki grup görüyoruz. Elbette olacak; demokrasi bunun gereğidir. Hiçbirimiz birbirimize düşman değiliz. Biz siyasi bir parti seçimi yapmıyoruz. Biz emeği savunan bir sendikayız. Aile ortamı içerisinde hizmet yarışı yapacağız. Ancak aile içinde kutuplaşma olursa, bundan teşkilata fayda gelmez. Yol-İş camiasına da bu yakışmaz. Yol-İş, Türkiye'de gerçekten parmakla gösterilen bir teşkilattır. Geçmişinden bugüne önemli hizmetler yapmış köklü bir yapıdır. Bu teşkilata kimse kolay kolay söz edemez. Ankara'da ve Türkiye genelinde gururla bahsedilen bir sendikadır. Şunu da açıkça ifade etmek gerekir: Bu teşkilat olmasaydı bugün burada bulunan birçok arkadaşımız birbirini tanımıyor olacaktı. Çünkü karayollarında taşeron işçiliği meselesi bu noktaya gelmemiş olacaktı. Karayollarında taşeron işçiliği konusunda defalarca ifade ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Çünkü bunun dünyada ikinci bir örneği yoktur. Biten bir kamu yapısını biz yeniden ayağa kaldırdık. 2018 yılında kamu toplu iş sözleşmelerini yürütürken yaklaşık 180 bin çalışan vardı. Bunun içinde mahkeme kararıyla kadroya geçen 10 bin arkadaşımız da bulunuyordu. O dönemde bazı öneriler vardı. Kıdem tazminatları ve ihbar tazminatları verilerek işçilerin kadroya alınmaması yönünde yaklaşımlar ortaya konulmuştu. Ancak biz buna karşı çıktık. Çünkü karayolları işçisinin yaptığı işi dışarıdan bir sistemle yürütmek mümkün değildi. Uzatmayalım; sonuçta bu süreçte taşeron çalışanlarımızın kadroya geçişi sağlandı. Aksi durumda bu mümkün olmayacaktı. Bugün geriye dönüp baktığımızda Yol-İş Sendikası'nın başaramadığı bir kazanım yoktur. Birileri çıkıp 'şunu yapamadınız' diyebilir ama biz emek mücadelesinin her alanında var olduk. 2006 yılında yapılan düzenlemeler, ikinci skala sistemi ve daha sonraki kadro süreçleri hep bu mücadelenin sonucudur. O günlerde ikinci skalayı kabul etmeseydik, birçok arkadaşımız bugün burada olmayacaktı. Yıllar süren mücadelelerle ikinci skaladaki arkadaşlarımızı birinci skalaya geçirme imknı sağladık. Bunların hepsi ciddi emek ve mücadele sonucudur. Şunu özellikle vurgulamak isterim: O dönemlerde verilen mücadelelerle kamuya çok büyük bir dönüşüm sağlanmıştır. Eğer bu süreçler olmasaydı bugün kamu yapısında çok daha küçük bir istihdam yapısı olurdu. Bu süreçte Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan görüşmelerde tüm taşeron çalışanların kadroya alınması yönünde önemli adımlar atılmıştır. Sonuçta yüz binlerce emekçi kadroya geçirilmiştir. Bu başarılar masa başında değil, gece gündüz süren yoğun mücadelelerle elde edilmiştir. Emek verilmeden hiçbir kazanım elde edilmez. Bizim yaptığımız toplu iş sözleşmelerinde de önemli kazanımlar sağlanmıştır. En düşük ücretlere ciddi oranlarda zamlar alınmıştır. Ayrıca sosyal haklarda da önemli iyileştirmeler yapılmıştır. Bazı dönemlerde müzakerelerin uzun sürmesi nedeniyle zorluklar yaşansa da, sonuçta emekçinin lehine önemli kazanımlar elde edilmiştir. Bugün geriye dönüp baktığımızda, yapılan her toplu sözleşmenin ve her mücadelenin arkasında büyük bir emek vardır. Son olarak şunu ifade etmek isterim: Biz bir aileyiz. Bu seçimler gelip geçicidir. Önemli olan birlik ve beraberliğimizi korumaktır. Ayrışma değil, birleşme zamanıdır. Yol-İş camiası ancak bu şekilde güçlü kalabilir. Dedik ki kalsın, bu Aralık'ın 15'inde işverenlere yazı yazılır ve uygulaması yapılır. Elimizde belge var. Şimdi önemli bir şey daha yaptık geçmiş toplu seçimde. Sınava girmeden, olumlu değerlendirilen çalışanlara pozisyon değişikliği yaptık. Karayolları tarihinde bu daha önce görülmemiştir. Skala değiştirirken özellikle 2006'lı arkadaşlarımızın mağduriyetleri var mı? Evet, var. Çünkü bazı şeylerden ödün vermezseniz hiçbir şey olmuyor. Derece ve kademelerle ilgili olarak, ikinci sıradan birinci sıraya geçerken iki derece, dört kademe ile geçiş yaptık. Hatta Mart ayında da derece terfisi yaptılar. Tahmin ediyorum 4 ila 6 kademe daha aldılar. Bu yeterli mi? Değil. Eksikliklerimizi zaman zaman elbette gidereceğiz. Sıkıntılarımız var. Çalışma hayatı olduğu sürece sıkıntılar da olacaktır. Önemli olan bu sıkıntıları en aza indirmektir. Biz bir şey daha yaptık. Örneğin Silifke'de, geçmişte Bayındırlıktan kiraladığımız ve 2009 yılında devraldığımız 600 yataklı sosyal tesislerimiz var. Orada eğitimler yapıyoruz. Üyelerimiz, emekli olan ve olmayanlar aileleriyle birlikte 7–8 gün tatil yapabiliyor. Yemek hizmeti de sunuyoruz. Diğer bölgelerde de sosyal tesislerimiz var. Gelen gelir, gelmeyen de olabilir; kimseyi zorlamıyoruz. Ancak Kastamonu gibi bazı yerlerden 'bizim ülke dışında ne işimiz var' denilebilir. Ama gelen arkadaşlarımız var mı? Var. Gelmesi de gerekiyor. Bu tesisin süresi 2027 Mayıs ayında bitiyordu. Ancak gelen bilgiler üzerine oturup Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla görüştük. Protokolü yaptık, beş aylık yazışma süreci oldu ve süreyi 2056'ya kadar, yani 30 yıl uzattık. Teşkilatımıza hayırlı olsun. Şimdi konuları uzatmak istemiyorum, Bakanımızı da fazla bekletmek istemem. Geçmişte tüm arkadaşlarımız taşeron olarak çalıştı. Sendika yoktu. Sendikanın olmadığı yerde işçinin söz hakkı olur mu? Olmaz. Şimdi var mı? Var. Müzakere ve mücadele hakkımız var ve bunu kullanıyoruz. Emekli olan arkadaşlarımız için 'eskidi, gitsin' deniliyor. Ama o insanlar 35 yıl hizmet etti. Saygı duymak gerekir. Hepimiz bir gün aynı konuma geleceğiz. Şube başkanlarının görevi, iş yerlerindeki sorunları çözmek, çözülemeyenleri genel merkeze taşımaktır. Şantiyeler gezilmeli, çalışanların halini hatırını sormak gerekir. Aidatlara gelince; bugün elde edilen başarıların arkasında üyelerimizin ödediği aidatlar vardır. Geçmişte sadece mahkeme masraflarına 10 milyon lira harcadık. Toplamda 5 yıllık mücadelede bugünkü değeriyle yaklaşık 500 milyon lira harcama yapıldı. Eğer bunu yapmasaydık bugün burada olmazdık. Promosyon konusu da gündemde. Ancak sendikalar için promosyon uygulamaları mevzuata göre yasaktır. Bu konuda açık hükümler vardır. Bu nedenle dikkatli olunmalıdır. Biz sendikanın parasını yemedik, yemeyiz. Kimseye de eyvallahımız yoktur. Mücadelemiz açıktır. Türkiye'de zor şartlarda önemli kazanımlar elde ettik. Eksiklerimiz elbette var ama bunları gidermeye devam ediyoruz. Vergi adaletsizliği önemli bir sorundur. Birinci vergi dilimi asgari ücretin 22 katından 33 katına çıkarılmıştır. Bu adil değildir. Biz, birinci vergi diliminin asgari ücretin 12 katı olmasını önerdik. Son olarak Kantarlar'daki 12 saat meselesi var. Karayolları Genel Müdürlüğü ile yapılan çalışmalar sonucunda bir düzenleme hazırlandı ancak mahkeme kararı nedeniyle süreç aksadı. Konu Meclis'te torba yasaya girdi ve takip ediyoruz. En kısa sürede sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu düzenleme sadece işçiler için değil, işverenler için de faydalıdır. Fazla mesai gibi birçok konuda düzenleme sağlayacaktır' diyerek sözlerini tamamladı.