Eserleriyle Yolculuğa Çıkarıyor
Kastamonu'nun usta naht sanatçısı Nahant Çetin Küçük, 20 yıldır uğraştığı ahşap oyma sanatını 'meslek değil, bir yol, bir ibadet ve yaşam biçimi' olarak tanımlıyor.
Kastamonu’nun usta naht sanatçısı Nahant Çetin Küçük, 20 yıldır uğraştığı ahşap oyma sanatını ‘meslek değil, bir yol, bir ibadet ve yaşam biçimi’ olarak tanımlıyor.
Çetin Küçük, Bursa Ulucami’de işlediği dört ‘waw’ harfiyle dikkat çeken son çalışmasında hem estetik hem de manevi derinliği bir araya getiriyor. Usta, ‘Bu eserler ticari değil, sanat işi. Her yonga, her oyma hem emeğin hem de ruhun izini taşır’ diyerek, yaptığı işin manevi boyutunu vurguluyor.
Nahant Çetin Küçük; “20 yıldır nahantım, yani ahşap oyma sanatıyla uğraşıyorum. Bu sanatın adı Naht. Bu Nahtıgahta oyarak yapıyorum. Bu iş benim için sadece bir meslek değil; bir yol, bir ibadet, bir yaşam biçimi. Ahşapla baş başa kaldığımda zamanın nasıl geçtiğini anlamam. Her yonga, her oyma hem emeğin hem de ruhun izini taşır. Benim işim ticari değil, sanat işi. Çok ünlü hatatların yazılarını alır, onları ahşabın ruhuna işlerim. Kur’an Mekke’de indirildi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı derler. Ben derim ki, ahşap Kastamonu’da kazındı; burada mananın ve emeğin izi kalır. Her eser, hem görselliği hem de ruhaniyetiyle bir iz bırakır. Şu an üzerinde çalıştığım eser, Bursa Ulucami’deki dört ‘waw’ harfiyle ilgili bir hat yazısı. Bu dört ‘waw’ sadece estetik değil, derin anlamlar taşır. Dikkat edilmezse ters çevrildiğinde bir şeytan figürü ortaya çıkar. Bu nedenle devlet erkanının, yetkililerin bu kurallara hassasiyetle yaklaşması gerekir. İşte sanat ve kutsalın birleştiği yer burasıdır: incelik, hassasiyet ve sorumlulukla yapılan bir iş. Bizim işimiz toz ve talaşla doludur. Oyma sırasında ahşaptan kopan yongalar birikir. Bu yongalar sadece atık değildir; sanatçının ruhundan kalan birer parçadır. Ölümümden sonra bile bu yongalar kaynatılır, temizlenir ve hatırası korunur. Her yonga, bir hikâye, bir dua, bir sabır ve emek parçasıdır. Bu yüzden oyma yapmak sabır ve konsantrasyon ister; her harf, her çizgi bir anlam taşır. Tasavvufla bakarsak, her oyma bir yolculuktur. Her eserimin yanında ‘hiç’ yazılır. Bu ‘hiç’, hem son noktayı hem de rıza makamına ulaşmayı ifade eder. Hiçlik, varılan son noktadır; işte burada insan hem kendi benliğiyle hem de Yaradan’la buluşur. Oyma sadece gözle görülen bir iş değildir; kalp ve ruhla okunur. Her eser bir yolculuktur, her harf bir derstir. Benim dünyam, ahşap, toz, talaş ve oyma ile şekillenir. Ama asıl değer, işin içindeki sabır, teslimiyet ve maneviyattır. Bir eser tamamlandığında sadece bir tablo ortaya çıkmaz; içinde emeğin, sabrın, duanın ve hikmetin izi kalır. Her oyma bir hatıradır, bir yolculuktur, bir yaşam biçimidir. İşte bu yüzden, ben bu sanatı yaşatmak için çalışıyorum; her yonga, her harf, her eser benim ve sanatın ölümsüzlüğünü taşıyan bir izdir” dedi.








