Hizmet İş'te Çağlı Güven Tazeledi

Hizmet-İş Sendikası Batı Karadeniz Şube Başkanlığı'nın 2. Olağan Genel Kurulu, Kastamonu'da gerçekleştirildi. Genel kurulda faaliyet raporu görüşülürken, şube yönetim organları için seçimler yapıldı.

Hizmet-İş Sendikası Batı Karadeniz Şube Başkanlığı’nın 2. Olağan Genel Kurulu, Kastamonu’da gerçekleştirildi. Genel kurulda faaliyet raporu görüşülürken, şube yönetim organları için seçimler yapıldı.

Hizmet-İş Sendikası Batı Karadeniz Şube Başkanlığı’nın 2. Olağan Genel Kurulu, Şerife Bacı Öğretmenevi’nde gerçekleştirildi. Genel kurulda şubenin faaliyet raporu müzakere edilerek ibra edilirken, ardından seçimlere geçildi. Seçimlerde şube başkanı, yönetim kurulu, denetim kurulu ve disiplin kurulu üyeleri ile üst kurul delegeleri belirlendi.

Gerçekleştirilen seçim sonucunda HAK-İŞ Konfederasyonu Hizmet-İş Sendikası Batı Karadeniz Şube Başkanı Mustafa Çağlı, yeniden başkanlığa seçilerek güven tazeledi.

‘Genel Başkanımızın Diktiği Bir Fidan, Şimdi Koca Bir Çınar Oldu’

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Halil Özdemir yaptığı açıklamada, “HİZMET-İŞ Sendikasının olduğu yerde birlik, beraberlik ve kardeşlik var. HİZMET-İŞ’in olduğu yerde mücadele var. Bizim sendikamız kurulduğu günden beri özellikle birliği, beraberliği ve kardeşliği savunan bir sendika. Bundan dolayı inşallah bundan sonraki genel kurullarımız da birlik, beraberlik içerisinde geçer. Dün HAK-İŞ’in toplantısı vardı. Genel Başkanımız özellikle Kastamonu’ya selam söyledi. Kastamonu’yu çok seviyor; sizleri, işçileri çok seviyor. Gelmek istiyordu ama önceden belirlenmiş acil bir programı çıkınca gelemedi. ‘Özellikle arkadaşlara selam söyle’ dedi. Türkiye’nin en büyük işçi sendikasıyız yine. Türkiye’de geçen döneme göre 17 milyon 600 bin Sosyal Güvenlik Kurumuna kayıtlı çalışan işçi var. Sendikalı işçi sayısı da 2 milyon 400 bin. Aslında sendikalı olma oranı düşmüş. Yani Türkiye’deki işverenlerin veyahut da siyasilerin sendikaya bakış açısını göstermek açısından söylüyorum; maalesef Türkiye’de bizim işverenlerimiz sendikaya hep şaşı bakıyor. Sendika deyince, ‘Benden uzak olsun, sendikalı işçi olmasın, kimse işçiler için mücadele etmesin’ diye bir anlayış var. Onun için 17 milyon 600 bin çalışan var, 2 milyon 400 bin sendikalı var. Bunların içerisinde de Türkiye’de sendikal hareket içerisinde üyesini büyüten, üye sayısını yükselten ve Türkiye’nin birincisi olan sendika HİZMET-İŞ. Bu kadar zorluğa rağmen herkes sendikalara karşı, işverenler karşı, hükümetler karşı ve buna rağmen HİZMET-İŞ Sendikası üye sayısını 276 binden 286 bine çıkararak Türkiye’deki birinciliğini hem iş kolunda hem de Türkiye’deki bütün sendikalar içerisinde devam ettirdi. Sizlerin emeği çok. Bu güzel şehrin emeği çok. Kastamonu güzel şehir. Çalışanlarımız birlik ve beraberlik içerisinde HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ Sendikası çatısı altında yıllarca duruyor. Birlik ve beraberlik içerisinde, HAK-İŞ’e ve HİZMET-İŞ Sendikasına yakışır bir şekilde duruyor. Tabii çok uğraştık Mustafa Abi ile, Kastamonu merkezi alamadık ama alacağız. Mustafa Başkanımızın liderliğinde gerçekten ilçelerde verdikleri mücadeleden, sizler için verdikleri mücadeleden dolayı HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ Sendikası adına kendisine ve ekibine teşekkür ediyorum. Daha iyi hizmetler yapmayı Cenab-ı Allah nasip eylesin. Türkiye’de ücret sendikacılığı yapmayan, işçinin emeğini sömürmeyen tek sendika HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ. Bunu her yerde iddia ediyorum. Kurucu Başkanımız bir fidan dikmiş. O zaman, 1979 yılında, kendisi de söyler, terörün hızlı zamanı. Türkiye’de kardeş kardeşi vuruyor. Amca çocuğu birbirini vuruyor. Sağ-sol dönemleri… Her babayiğidin harcı değil; çıkacaksın, Manisa’dan gideceksin, Adıyaman’da bir sendika kuracaksın. Niye? Çünkü gerçekten HAK-İŞ’e ve HİZMET-İŞ Sendikasına bu ülkenin ihtiyacı olduğu için. Allah razı olsun. O zaman diktiği bir fidan, şimdi koca bir çınar oldu. Türkiye’nin en büyük işçi sendikası oldu ve binlerce işçi, emekçi onun gölgesinde serinliyor. Çünkü kurarken ‘Önce insan, önce emek’ demiş. Önce insan; yaratılanların en şereflisi. Emek de kutsal. Boşu boşuna söylememiş: ‘Önce insan, önce emek’ ve kurulduğu günden beri sadece insanlık için mücadele etmiş, işçileri için değil, vatanı için de mücadele etmiş bir teşkilatız. HİZMET-İŞ Sendikasını ve HAK-İŞ’i sadece sıradan bir sendika olarak görürseniz yazık edersiniz. Biz sıradan sendikaları biliyoruz. Sendikayı kurmuş, darbelerde tutuklanmış, en ufacık muhtıralarda sendikalar kapatılmış. Niye başka sendikalar kapatılmamış da HİZMET-İŞ Sendikası kapatılmış? Neden Türk-İş’in o zamanki Genel Sekreteri Çalışma Bakanı olmuş da benim başkanım hapishaneye atılmış? Bunu düşünmemiz gerekiyor. Türk-İş’in Genel Sekreteri darbe döneminde Çalışma Bakanı oluyor. Yaptığı iş ne, biliyor musunuz? İlk gelir gelmez bizim kıdem tazminatımıza tavan sınırı getirdiler. Önceden bizim kıdem tazminatımızda tavan sınırı yoktu. Kaç lira hak ediyorsan onu alıyordun. Gelir gelmez işçilerin yıllarca çalışarak, 20 yıl, 30 yıl çalışarak hak ettiği kıdem tazminatına tavan sınırı getirerek hakkımızı aldılar. Bunlar böyle bir sendikacı. Bizim Genel Başkanımız ne yapıyordu? İçeride yatıyordu, zulüm görüyordu. Darbeler gördü, rüzgârlar gördü, karlar, kışlar gördü ama elhamdülillah pes etmedi. O mücadeleyi Genel Başkanımızın da devralmasıyla HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ Sendikası şaha kalktı elhamdülillah. HAK-İŞ, 1 milyona yakın üyesiyle Türkiye’nin en büyük konfederasyonlarından biri. HİZMET-İŞ de Türkiye’nin parlayan yıldızı olarak binlerce kişiye hizmet ediyor. Kendilerinden Allah razı olsun. Eğer onlar bu sendikayı kurmasalardı, size samimi söylüyorum, bu salonda siz yoktunuz. Sadece ‘Ya, bir sendika bizden aidat alıyor’ diye bakmayın. Bu sendika olmasaydı siz yoktunuz. Niye yoktunuz, biliyor musunuz? Kadrolu var mı burada? Yok. Ben bir belediye şirket işçisiyim, Kayseri Büyükşehir Belediyesinde. Modern köleydik biz. Bizim iznimiz yok, fazla mesaimiz yok, konuşma hakkımız yoktu. Yani normal mafya kılıklı bir şirket geliyor, ihaleyi alıyor, ondan sonra bizim kanımızı emiyor. Sendikalı olma hakkı yok. Yıllarca biz böyle çalıştık. Ama ne yaptı, biliyor musunuz? Bir babayiğit çıktı Türkiye’de. Dedi ki: ‘Arkadaşlar, Türkiye’de kanayan bir yara var. Taşeron işçiler var, milyonlarca. Bunların hiçbir hakkı yok. Bunlar modern köle gibi eziliyor. Şirketler ihaleyi alıyor, öbür sene ben battım diyor, kaçıp gidiyor. Haklarımız da yok, maaşımız da yok.’ Genel Başkan Mahmut Arslan ısrarla dedi ki: ‘Türkiye’de kanayan bir yara var. Bu taşeron problemini çözmemiz lazım. Biz üye yapalım. İnşallah bir yerden başlayalım ama biz sonunda başaracağız’ dedi. O zaman biz sahaya indiğimizde, şimdi sözde adı sendika olanlar var ya, bizimle dalga geçiyorlardı. Dediler ki: ‘Kardeşim, her iş bitti de taşeron mu kaldı? Bir kuyuya taş attınız, dibi bile gözükmüyor.’ Ama elhamdülillah 10 bin, 20 bin, 30 bin derken sendikalı olma hakkını kazandık. Daha sonra mücadele, mücadele kadroyu kazandık ve elhamdülillah en sonunda Genel Başkanımızın sesini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan duydu ve dünyada bir ilk, Türkiye’de taşeron uygulamasını bitirdi. Bizler de Genel Başkanımızın başlattığı bu mücadeleyle bu salonlardaydık. Yoksa biz sendikalı falan değildik, kimse bizi sendikalı da yapmıyordu. Hiçbir belediye başkanı da demedi, ‘Gelin ya, bu şirket işçilerini sendikalı yapın.’ Şirket işçileri de sendikalı olmaya korkuyordu zaten. Çağırıyorduk, amirine dönüyordu, çavuşa bakıyordu, Acaba işten mi atar diye. Ya, o kadar mücadelelerle geldik ve elhamdülillah şimdi salonlarda genel kurullarımızı yapıyoruz. Onun için ben bu salonda var olmamıza sebep olan, bu sendikayı kuran ve bu mücadeleyi başlatan Genel Başkanım Sayın Mahmut Arslan’a ve bunu onaylayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Davanıza ve sendikanıza sahip çıkın. HİZMET-İŞ’e ve HAK-İŞ’e üye olmayan herkesi HİZMET-İŞ’e ve HAK-İŞ’e üye yapmak için mücadele edelim. Onları bu teşkilattan mahrum etmeyelim. Türkiye’de 1 milyon 300 bin ev işçisi var. Peki, bunlarla ilgili herhangi bir sendikadan, ‘ya bu ev işçileri ne olacak?’ diye bir şey duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü onların öyle bir derdi yok. Onların belli işçileri var, belli aidatları var. Kıbrıs’ta otelleri var. Sen aidatı verirsin, onlar da keyfine bakar. Ama HİZMET-İŞ ve HAK-İŞ öyle değil. Biz, insanlık nerede zulme uğrarsa, ülkemiz ne zaman ihtiyaç duyarsa; işçi olsun, emekçi olsun, kim olursa olsun onlar için mücadele ediyoruz. 11 ilimizde bir deprem oldu. Daha üçüncü gün bütün işçilerin hesabına karşılıksız para yatıran bir teşkilatınız var. Bakın, hiçbir karşılık istemeden, haberleri olmadan insanların o sıkıntılı dönemlerinde destek olan bir teşkilatınız var. Deprem bölgesinde 47 bin üyemiz vardı. Türkiye’nin neresine giderse gitsin, giden üyemizi gidip bulup evini tutan, eşyasını alan ve tekrar memleketine dönene kadar her türlü ihtiyacını karşılayan bir sendikanız var. Hepiniz karşılıksız ferdi kaza sigortası kapsamındasınız. Depremde başına iş gelenlere, hasta olanlara, kanser hastası olanlara, başına iş gelen herkese karşılıksız para veren bir teşkilatınız var. Sizin verdiğiniz aidatlar sadece başka yerlere gitmiyor. Sizin verdiğiniz aidatlardan Filistin’e yetimhane yaptırdık, biliyor musunuz? Ama şerefsiz, katil İsrail bombaladı, yıktı. İnşallah yenisini yaptıracağız. Türkiye’nin neresinde olursa olsun, yeter ki bir işçi olsun, yeter ki bir çalışan olsun, biz onlar için mücadele ediyoruz. HİZMET-İŞ Sendikası bu şekilde mücadele veren bir sendika. Dikkat edin, geçenlerde 15 Temmuz’u yaşadık, değil mi? 15 Temmuz’da hiç şehidi olan bir sendika duydunuz mu? HAK-İŞ’in ve HİZMET-İŞ’in şehitleri var. 50’ye yakın gazimiz var. Daha Cumhurbaşkanımız ‘Sokağa çıkın’ demeden HİZMET-İŞ ve HAK-İŞ üyeleri, o beğenmedikleri Şahinler var ya, işçilerimizin bindiği, onlarla meydanlardaydı işte. Şehitlerimiz, gazilerimiz var. Başka sendikalarda bunu duyamazsınız. Onun için ‘önce insan, önce emek’ diyerek başlayan teşkilatımız şimdi her geçen gün büyüyerek devam ediyor. Niye büyüyoruz? Çünkü insanlar öbürlerini gördü. İnsanların şimdi sendikalara bakış açısının bozuk olmasının sebebinde de o sendikalar yatıyor. Geçmişte hak almak değil, topluma zarar vermek, kamuoyuna zarar vermek için mücadele eden ideolojik sendikaların yüzünden şimdi insanlar sendikalara soğuk bakıyor. 1 Mayıs yapmışlar, Taksim’de Atatürk’ün heykeline tırmanmışlar. Yürürken yandaki berberin camını kırmışlar, yolun kenarındaki arabayı ters çevirmişler, adına da 1 Mayıs demişler. İnsanlar, ‘acaba bizim ilimizde 1 Mayıs yapacaklar mı?’ diye korkudan bekliyorlar. Ama şimdi ne oluyor, biliyor musunuz? HAK-İŞ 50 bin kişiyle 1 Mayıs yapıyor, 20 bin kişiyle 1 Mayıs yapıyor. Her 1 Mayıs yaptığımız ilden bize teşekkür geliyor. ‘geldiniz 20-30 bin kişiyle şehrin ekonomisini canlandırdınız’ diyorlar. HAK-İŞ var, HİZMET-İŞ var. HAK-İŞ. Biz kavgacı değiliz. Kesinlikle biz işverenlerimizle, belediye başkanlarımızla masa başında oturup anlaşarak, görüşerek işi bitirmek isteyen bir sendikayız. Ha, alamadık mı? Eylemin kralını yaparız. Hangi siyasi partiden olursa olsun, geçmişte nasıl yaptıysak bundan sonra da yaparız. Başkanımız kendi genel başkanlığı döneminde bir ay Melih Gökçek’e karşı eylem yapmış bir Genel Başkan var. 10 bin kişimizi zorla sendikadan istifa ettirdiler. Yine geri adım atmadı, yine istediği ücreti aldı. Arkadaşlar başka sendikaya gitti ama yine o ücretle gittiler. HİZMET-İŞ, HAK-İŞ sayesinde alacaklarını aldılar ama bizim üyemiz olmadılar. Konya’da Halil Ürün döneminde yaptı, Bursa’da yaptı. Bolu’dan Ankara’ya kadar yürüyen bir sendikayız biz. Biz aidat için değil, insanlık için, emekçiler için, ülkemiz için mücadele ediyoruz. Onun için biz yeri geldiği zaman eylemin en güzelini yaparız. İşçi, işveren, sendika ilişkisini koruyalım. Masa başında bir daha konuşalım, bir daha konuşalım. Müzakere ederek çözelim. Bu ülkede çalışan işçiler, emekçiler, samimi söylüyorum, her şeyin en güzelini hak ediyorlar. Kastamonu’da hangi taşı kaldırsanız sizin alın teriniz var, sizin emeğiniz var. Türkiye’de hangi taşı kaldırsanız sizin emeğiniz var. Türkiye parlayan yıldız oluyorsa sizlerin sayesinde oluyor. İnsanların oturduğu parkı yapan bizleriz. İnsanların gittiği yolu yapan bizleriz. Deprem bölgesinde belediye işçileri var. Çadırlarda, Türkiye’nin her yerinden gelmiş, 15 gündür orada banyo yapmadan çalışıyor. Yiyecek sıkıntısı var. Hiçbir karşılık da istemiyor. Bakın, belediye işçileri bu kadar fedakâr. Geçmişte bir pandemi dönemi geçirdik. Sağlıkçıları her akşam alkışladık. Ya diyorum ki bir akşam da şu belediye işçilerini alkışlasalar. Kimse alkışlamıyor. Gece gündüz belediye işçileri de çalışıyor sokaklarda. Kimse evinden çıkmıyor, ‘Ya virüse yakalanırım, ölürüm’ diye. Belediye işçilerinin haklarının verilmesini istiyoruz. Bu ülkede çifte standart uygulanmasını istemiyoruz ve bunun için de yine HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ Sendikası mücadele ediyor. Artık diyoruz ki şu belediye işçilerinin yaptığı mücadeleyi görün. Bu kadar mücadele yapıyoruz. Siz HAK-İŞ’e ve HİZMET-İŞ Sendikasına güvenin. Hepiniz kadrolu işçisiniz. Bunu kabullenin. Siz belediyenin kendi şirketinde çalışıyorsunuz. Önceden kadrolu işçinin önemi şuydu. Eskiden şirket işçileri 11 ay çalışır, bir ay çıkarılırdı işte. Senelik iznini hak etmesin diye, kıdem tazminatını hak etmesin, hiçbir hakkı olmasın diye. Bizde 11 ay çalışır, bir ay çıkarırlardı. Sendika da yok, sendikal hakkı da yok. Şirket sahibi hak edişini alıyor, sana ne verirse sen de gönlünü ona razı ediyorsun. Şimdi öyle bir şey yok. Şirket işçilerinin hepsi sendikalı. Toplu sözleşme yapabiliyor ve 30 yıllık, 40 yıllık kadrolu işçi hangi haklara sahipse siz de o haklara sahipsiniz. Sizin de o haklarınız var. Sizin tek farkınız toplu sözleşme farkı. Maaşlarınız aynı değil, sosyal haklarınız aynı değil. Ama onların bu maaş ve sosyal hakları 30 yılda bu zamana geldi. Daha sizlerin üçüncü sözleşmesini yapıyoruz. İnşallah göreceksiniz, yakında onu da geçecek. Bakın, çoğunuz 6772 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tediye ikramiyesini alamıyorsunuz. Sağlıkta çalışanlar alıyor, Karayollarında çalışanlar alıyor. Türkiye’de çalışan bütün işçiler alıyor, belediyede çalışan işçiler 6772’den kaynaklanan 52 günlük ikramiyeyi alamıyor. Onun mücadelesini HAK-İŞ yapıyor. Eğer onu da alırsak, şimdi sizin sendikal ikramiyeleriniz var, kimi yerde 20 gün, 30 gün, 40 gün. Onun üzerine bunu da koyarsak en azından 112 gün ikramiyeye çıkarmaya çalışıyoruz biz bunu. Bunu da aldığımız zaman sizin kadroluyla ne farkınız var? Seni de işten atamaz, sen de sendikalısın. Senin de ücretin onunla dengeye gelirse, ikramiyen onunla dengeye gelirse, kıdem tazminatın onunla dengeye gelirse adı kadro olsa ne olur, olmasa ne olur? Yarın hepiniz kadroya geçtiğiniz zaman maaşınız mı artacak? Yok. Yine aynı toplu iş sözleşmesi var. Onun için bizim bu ikramiyeyi çözecek tek sendika yine HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ Sendikasıdır. Bakın, en büyük yaralarımızdan biri vergi dilimi. Biz çalışan işçilerden vergi kesiliyor. Senenin başında aldığımız maaşı beşinci ayda göremiyoruz, dokuzuncu ayda hiç göremiyoruz. Bunun mücadelesini yapan da yine biziz. Senin başında maaşlarımızı örnek veriyorum, 50 bin lira diyoruz. Gidiyorsun marketten bir teneke zeytinyağı alıyorsun, 10 bin lira. Maaşın 50 bin lira. Yedinci ayda gidiyorsun, maaşın düşmüş 35 bin liraya, yağ çıkmış 20 bin liraya. Ya böyle bir çalışma şekli olabilir mi? Maaş düşüyor, alacaklarımız yükseliyor. Neden düşüyor? Vergiden düşüyor. Ama işçiler bu vergiyi hiçbir zaman bilmiyor. Emeklilik sistemiyle ilgili de biz mücadele ediyoruz. Bakın, emeklilik sisteminde de o kadar çarpık bir düzen var ki 2025 yılında emekli olan, 2026 yılında, 2027 yılında emekli olandan yüzde 25, yüzde 30 daha fazla maaş alıyor. Düşünebiliyor musunuz? Hem daha fazla çalışıyorsun, hem daha fazla prim ödüyorsun, hem maaşın düşüyor. Bunun mücadelesini de biz veriyoruz. Diyoruz ki ne kadar çalışıyorsa o kadar olsun. Bunu da biz çözeceğiz. İşçilerin sıkıntısını da biz çözeceğiz. Mazlumların, mağdurların sıkıntısını da HİZMET-İŞ ve HAK-İŞ olarak biz çözeceğiz. Filistin için de biz mücadele edeceğiz. Filistin’deki Müslümanları katil İsrail ve Amerika katlediyor. Çoluk çocuk demeden katlediyor. Türkiye’de sendikaların içerisinde bunun için mücadele eden bir HAK-İŞ var. Hiç kimse duymuyor ama en azından biz maddi, manevi onlar için mücadele ediyoruz. Öyle bir noktaya getirdik ki Genel Başkanımız son Global Sumud Filosu’nda ölümü göze alarak Filistin’e gitti. Bakın, herkes bunu yapamıyor. Her babayiğidin harcı değil. Orada ölüm var, işkence var, her türlü zulüm var. Bunu göze alarak Filistin’e gitti. Genel Başkanımız da sizler adına, bizler adına ölümü göze alarak, ‘Biz mağdurun yanındayız, biz mazlumun yanındayız, biz ezilenin yanındayız’ demek için oraya gitti. Başka bir sendikada bunları göremezsiniz. Onun için inşallah sizlerin desteğiyle HİZMET-İŞ Sendikamızı daha da büyüteceğiz. Belki 280 bin değil de 400 bin olsa daha fazla sözümüz geçecek. Çünkü bir sendikanın ne kadar üyesi varsa o kadar gücü var. HAK-İŞ’in 1 milyon yerine 5 milyon üyesi olsa herkes HAK-İŞ’i konuşacak, herkes HAK-İŞ’i çağıracak. Herkes sendikal hareketin, işçi hareketinin sıkıntılarında HAK-İŞ’i dinleyecek, HAK-İŞ’i toplantılara çağıracak. Onun için sizlerden ricam, bu bölgede örgütlenecek yerimiz çok. Şube Başkanımız ve ekibimizle birlikte yine bütün arkadaşlarımızı HİZMET-İŞ Sendikası çatısı altında toplayalım ve hep beraber mücadele edelim. Herhâlde burada bir aday daha var, değil mi? İki aday mı var? Allah hayırlı, mübarek eylesin. Çünkü delegelerimizin tercihi bizim tercihimiz” diyerek sözlerini tamamladı.

‘Kadın Emeğini Görünür Kıldınız’

HAK-İŞ Konfederasyonu Hizmet-İş Sendikası Batı Karadeniz Şubesi Kadın Komitesi Başkanı Zühre Çemekoğlu ise yaptığı açıklamada, “Benden çok daha tecrübeli, sendikal mücadeleye yıllarını vermiş duayenler varken, elbette sözlerim kifayetsiz kalacaktır. Ancak bugün burada konuşan sadece bir Kadın Komitesi Başkanı değil; yaşadığı değişimi iliklerine kadar hisseden, bu mücadelenin içinde yer almış bir emekçidir. Her zaman, her yerde konuştuğum ve konuşacağım bir durum var, sizlerle paylaşmak istediğim. Bizler bir zamanlar şirket çalışanıydık. Hastanelerde aynı koridorlarda çalışıyor, aynı hastalara hizmet ediyorduk. Ama ne yazık ki aynı değeri görmüyorduk. Doktorlarımız porselen tabaklarda yemek yerken, biz demir tabldotlarda yemek yiyorduk. İsmimizle değil, ‘Pakiş’ diye çağrılıyorduk. ‘Sedye lazım, Pakiş sedye getirsin, şurayı silsin, burayı temizlesin…’ Bir insanın adı, emeği ve onuru yok sayılıyordu. Ama sonra bir lider çıktı. Sadece konuşan değil, mücadele eden Sadece vaat eden değil, sonuç alan. Sadece sendikacılık yapan değil, insan onurunu savunan bir lider… Sayın Genel Başkanımız Mahmut Arslan. Sizin öncülüğünüzde verilen büyük mücadele sayesinde taşeron sisteminin zincirleri kırıldı, kadrolar alındı ve bizler yeniden insan olduğumuzu hissettik. Bugün artık bize; ‘Ahmet Bey, Ayşe Hanım, Fatma Hanım’ diye hitap ediliyor. Belki bir kelime gibi görünüyor ama aslında o hitabın içinde yıllarca özlemini çektiğimiz saygı, değer ve insan onuru var. İşte sendikacılık budur. İşte liderlik budur. İşte emekçinin yanında dimdik durmak budur. Ancak sizin mücadeleniz bununla da sınırlı kalmadı. Kadın emeğini görünür kıldınız. Ev işçilerinin sesi oldunuz. Yıllarca görünmeyen, adı bile anılmayan ev işçilerini sendikal mücadeleyle buluşturdunuz. Mazlum coğrafyalara sırtınızı dönmediniz. Filistin’de akan gözyaşına sessiz kalmadınız. Sumud filosunda sadece bir sendika genel başkanı değil, mazlumların vicdanı oldunuz. İnsan hakları denildiğinde, emek denildiğinde,
adalet denildiğinde, mazlum denildiğinde, ilk akla gelen isimlerden biri oldunuz. Çünkü siz omurgalı duruşunuzdan hiçbir zaman taviz vermediniz. Bizler de Hizmet-İş Sendikası Kadın Komitesi olarak sizin açtığınız bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Sizin bizlere gösterdiğiniz o samimi, babacan, kucaklayıcı yaklaşımı üyelerimize de aynı sevgiyle yansıtacağız. Her gittiğimiz ilde, ilçede,mahallede, her evde… Ev işçilerimize ulaşacağız. 500 bin üyeye değil, inşallah daha da fazlasına ulaşmak için durmadan çalışacağız. Çünkü biliyoruz ki bu dava sadece üye sayısını artırma davası değildir. Bu dava, görünmeyen emeği görünür kılma davasıdır. Bu dava, insan onurunu koruma davasıdır. Bu dava, alın terinin hakkını teslim etme davasıdır” diye konuştu.

‘Bizim Mücadelemiz; Emekçinin Alın Terini, Ekmeğini Ve Geleceğini Koruma Mücadelesidir’

Seçim öncesi açıklamalarda bulunan HAK-İŞ Konfederasyonu Hizmet-İş Sendikası Batı Karadeniz Şubesi Başkanı Mustafa Çağlı ise, “Geçtiğimiz hafta ilimizin sahil ilçelerinde meydana gelen sel felaketinden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, Cenab-ı Allah’tan ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza etmesini niyaz ediyorum. 41 yıl önce çıktığımız bu emek yolculuğunda bugün Batı Karadeniz Şubemizin 2. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Birinci Olağan Genel Kurulumuzda sizlere verdiğimiz sözleri yerine getirmenin huzuruyla huzurlarınızdayız. İş yeri sayımızı ve üye sayımızı yüzde yüz artırarak alnımızın akıyla yeniden karşınıza çıktık ve bir kez daha sizlerin güvenine talip olduk. Bizlere duyduğunuz güveni boşa çıkarmamak için dün olduğu gibi yarın da durmadan, dinlenmeden çalışacağız. Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arslan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda HİZMET-İŞ bayrağını daha da yukarılara taşımaya devam edeceğiz. Genel Başkanımızın büyük önem verdiği ev işçilerinin sendikal örgütlenmesi çalışmalarında Batı Karadeniz Şubesi ve Kadın Komitemiz olarak yaklaşık 7 bin 500 ev işçisini sendikamız çatısı altında buluşturduk. Bu alanda birçok kez Türkiye genelinde birincilik, ikincilik, üçüncülük ve üst sıralarda yer alarak şubemizi gururla temsil ettik. İnşallah bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bizim mücadelemiz makam mücadelesi değil; emekçinin alın terini, ekmeğini ve geleceğini koruma mücadelesidir. Üyelerimizin kazanılmış haklarından asla taviz vermeden onların sesi ve güvencesi olmaya devam edeceğiz. Zorluklar karşısında hiçbir zaman geri adım atmadık, bundan sonra da atmayacağız. Çünkü biz HAK-İŞ ailesiyiz, çünkü biz HİZMET-İŞ ailesiyiz” ifadelerini kullandı.

Genel kurul, dilek ve temennilerin ardından sona erdi.

Özel Haber

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05531914755
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!
WhatsApp İhbar Hattı
05531914755
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!