Kiralık Araç Sayısı Yüzde 21 Azaldı
Bakan Şimşek, kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında alınan önlemlere dikkati çekerek, 'Tasarruf Genelgesi'nin yayımlanmasının ardından, sözleşmesi sona eren kiralık taşıtların yenileme sürecinde kiralık araç sayısını yüzde 21 azalttık.' dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program'ın (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde açıklanmasının ardından soruları yanıtladı.
Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında alınan önlemlere ilişkin bilgi veren Şimşek, yatırımlardan yapılan kesintiyle kamuda tasarruf olduğu algısının doğru olmadığını söyledi.
Şimşek, yatırımların milli gelir içindeki payının 2027 bütçesinde 2026'ya göre düşmediğini belirterek, "Tam aksine yedek ödenekte park ettiğimiz, yatırımların hızlandırılması kapsamında kullanmayı planladığımız ödeneklerle birlikte milli gelire oranla kamu yatırımlarının payında cüzi de olsa bir artış var. Yani yüzde 1,8'e yükseltme gibi bir durum söz konusu. Dolayısıyla 'Tasarrufu yatırımları azaltarak yapıyorsunuz' ifadesi tam gerçeklerle uyuşmuyor." diye konuştu.
Kamuda tasarrufta başarı olduğuna işaret eden Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda güçlü bir iradesi olduğuna dikkati çekti.
Şimşek, 2024'te yayımlanan tasarruf genelgesinde farklı bir çerçeve oluşturulduğunu, güçlü bir izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım çerçevesi oluşturulduğunu hatırlattı. Bakanlığın yaptırım boyutu hariç izleme, denetleme ve raporlama boyutlarında çok güçlü bir fonksiyon ifa ettiğini ve sonuç aldığını aktaran Şimşek, kamunun cari tüketiminin önemli boyutlarının savunma hariç bu kapsamda olduğunu anlattı.
Kamu taşıtları, kamu binaları, haberleşme giderleri, seyahat giderleri, enerji, su, kırtasiye, demirbaşlar gibi alanlarda yapılan tasarruflara değinen Şimşek, "Tasarruf Genelgesi'nden önceki 10 yılda bu kalemlerin bütçe harcamaları içindeki payı yüzde 4,6'ydı. Bugün bu kalemlerin bütçe içindeki payı 2025 sonu itibarıyla yüzde 2,9. Muhtemelen 2026'da da çok fazla değişmeyecek. Cari fiyatlarla baktığınız zaman bu tasarruf 484 milyar liraya tekabül ediyor. Bu da aslında 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir tasarrufa karşılık geliyor. Onun için bunu önemsiyoruz. Mesela en çok vatandaşlarımızın sahada bize ilettiği hususlardan bir tanesi, kamuda taşıt kullanımı. Örneğin, Tasarruf Genelgesi'nin yayımlanmasının ardından, sözleşmesi sona eren kiralık taşıtların yenileme sürecinde kiralık araç sayısını yüzde 21 azalttık. Yani diyelim ki 100 taşıtın kiralama sözleşmesi bitti, yenilerken bunu 79 olarak yenilemişiz. Dolayısıyla burada çok güçlü bir tasarruf var. Yatırımlar boyutuyla bakarsanız sadece ve sadece hizmet bina yapımlarını gözden geçirdik, onları sınırladık." ifadelerini kullandı.
Zorunlu haller dışında hizmet binalarının yenilenmesinde temkinli olduklarının altını çizen Şimşek, özellikle enerji ve su kullanımında ciddi tedbirler alındığını vurguladı.
‘Vergide Adaleti Sağlamak İçin Çok Ciddi Tedbirler Aldık’
Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele ederken gönüllü uyumu önceliklendirdiklerini ve vergiye uyumda sorun yaşayan kesimleri cezalandırma gibi bir yaklaşımları olmadığını dile getirdi. Tespitlerin yapılmasının ardından, denetlemeden önce düzeltme için mükellefler ve temsilcilerle tespitlerin paylaşıldığını bildiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:
“Peki denetim nerede yoğunlaşıyor? Sahada algı farklı ama her 100 büyük şirketin 31'ini denetliyoruz. Yani büyük şirketlerde denetim oranı 2026 yılı için yüzde 31,3. Mesela 2024'te bu yüzde 11 civarıydı. Dolayısıyla büyük şirketlerde üçe katlamışız denetim oranını. Orta ölçekli şirketlerde yüzde 3,6'dan yüzde 7,3'e artırmışız. Toplumda küçük işletmelerde uğraşılıyor gibi bir algı var, öyle bir şey yok. Küçük ölçekli şirketlerde denetim oranı 2024'te yüzde 2,1 iken, bu sene yüzde 1,1'e geriledi. Dolayısıyla gönüllü uyum esas, rehberlik esas ama burada tabii ki büyüklere bir yoğunlaşma var.”
Şimşek, gelir vergisi beyannamesi sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyon gibi rekor bir düzeye ulaştığını vurgulayarak, bu durumun vergi gelirlerine yansıdığına da dikkati çekti. 2022'de vergi gelirlerinin milli gelire oranının yüzde 15,4 iken, 2023'te yüzde 16,6'ya, 2026'da ise 17'nin üzerine çıktığı bilgisini paylaşan, Şimşek, 2027'de tahminin ise yüzde 17,9 olduğunu aktardı.
Dolaylı vergilere de değinen Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Vergide adaleti sağlamak için çok ciddi tedbirler aldık ve bu tedbirler sayesinde dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını azalttık. Bakın, 2023 yılında dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı yüzde 65,5'e kadar çıkmıştı. 2026 için tahminimiz yüzde 60'ın belki biraz altına kadar inebilir yani yüzde 59 küsur yüzde 60 civarı. Bu ciddi bir ilerleme, oran hala yüksek ama ciddi bir ilerleme söz konusu.”
‘Enflasyonunun Kontrolden Çıkmaması Önemliydi’
Şimşek, programların performansının küresel ve içerideki konjonktürle ilişkili olduğuna dikkati çekerek, son birkaç yılda gerek bölgede, gerekse küresel ekonomide çoklu şoklar yaşandığını söyledi. Zor bir coğrafyada, risklerin yüksek olduğu bir dönemden geçildiğini belirten Şimşek, önceki dönemlere göre daha zorlu bir süreçle karşı karşıya olunduğuna vurgu yaptı.
OVP'nin en önemli getirisinin, öngörülebilirlik olduğunu belirten Şimşek, hedeflerin tartışılabiliceğini ama uygulanan programın öngörülebilirliği artırdığını ifade etti. Kural bazlı yaklaşım ve proaktifliğin bu dönemde esas olduğunu ve tamponlar inşa ettiklerini bildiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu zor coğrafyada, bu zor dönemde ekonominin şoklara karşı dayanıklılığında ciddi bir artış var, bu rakamlara da yansıyor. Programın dayanıklılığı artırma noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızdan çok güçlü bir siyasi irade var. Enflasyon böylesine zorlu bir konjonktürde bırakın düşmeyi kontrolden çıkabilirdi, çıkmadı. Evet arzuladığımız noktada değiliz, başlangıçta hedeflerimiz tabii ki iddialıydı. Biz ataleti muhtemelen düşük gördük. Bakın, açık konuşuyorum. Bu zorlu konjonktürde enflasyonun, dış koşulların yanı sıra özellikle 2023’te deprem, KKM ve EYT’nin etkileri de var. Böylesine zorlu bir konjonktürde, enflasyonun kontrolden çıkmaması önemliydi.”
Bakan Şimşek ayrıca, temel mal enflasyonunun yüzde 16'nın altına düştüğünü, kira ve eğitim gibi bazı alanlarda önceki düzenlemelerin etkilerinin bu program dönemine taşındığını ifade etti.
Şimşek, cari açıkta kırılganlığın azalmasının ve yapısal olarak bir bozulma olmamasının çok değerli olduğunu da söyledi.
Gelir dağılımında son 2 yıldır iyileşmenin olduğunu ve daha da iyileşmenin gerektiğine vurgu yapan Şimşek, şunları kaydetti:
“KKM önemli bir koşullu yükümlülüktü, oradan çıkış önemliydi bizim açımızdan. Vatandaşlarımızın bütün bu şoklara rağmen geçmişe oranla döviz talebi ciddi ölçüde azaldı, yani liraya olan güven çok farklı bir noktada. Bütün bunları ben programın kazanımları olarak görüyorum. Yani olayın sadece birkaç hedefin takibi şeklinde olmaması gerektiğine inanıyorum.”
Finansmana erişimi selektif olarak, üretken kapasiteyi destekleyecek nitelikte, çok güçlü bir şekilde ve hiçbir dönemde olmadığı kadar desteklediklerini vurgulayan Şimşek, "KOBİ kredilerinin toplam krediler içerisindeki payı uzun vadeli ortalamalara bakarsanız yüzde 24,6. Son 3 yılda ise yüzde 27. Yani KOBİ'lerin finansmana erişimi artmış. Yani 100 liralık sistemde kredi varsa bunun eskiden 24-25'i KOBİ'lere giderken şimdi 27'si KOBİ'lere gidiyor." diye konuştu.
Şimşek, ihracat kredilerinin toplam krediler içerisindeki payının, uzun vadeli ortalaması yüzde 6,3 iken son 3 yılda neredeyse yüzde 12'ye yükseldiğinin altını çizerek, bunların hiçbirinin tesadüf olmadığını söyledi.
Günlük reeskont kredi limitinin 17 kat arttığına dikkati çeken Şimşek, "Bu, hükümet hakikaten ihracatı ve dolayısıyla sanayi üretimini önceliklendirmiş demektir." ifadesini kullandı.
Şimşek, geçen yıl 956 bin çiftçiye 661 milyar liralık kredi verildiğini ve Hazinenin 182,6 milyar lira faiz desteği verdiğini hatırlattı. Son bir yıl içinde ise faiz desteğinin, 244 milyar liraya ulaştığını bildiren Şimşek, esnaflara verilen sübvansiyonlu kredilerden 258 bin esnafın yararlandığını aktardı.
Sanayinin içinden geçtiği zorlukları aşmak için destekler sağlandığına dikkati çeken Şimşek, yakın zamanda duyurulan imalat sanayisine 250 milyar liralık finansman desteğine yönelik de şunları kaydetti:
“Hazine, aslında imalat sanayisine, işletme sermayesi anlamında kredilerde de enflasyonun altında bir maliyetle kredi sunuyor. Diyebilirsiniz ki bunlar yeterli değil, daha büyük ölçekli yatırımlar için de YTAK devrede. Cumhurbaşkanı Yardımcımız (Cevdet Yılmaz) altını çok net bir şekilde çizdi. Biz sanayicimizin yanındayız, biz üreten kesimlerin yanındayız ve imkanlar çerçevesinde çok güçlü bir şekilde üretimi, istihdamı, ihracatı ve yatırımları desteklemeye devam edeceğiz.”
‘Gıda Fiyatlarında Önümüzdeki Aylarda Normalleşme Bekliyoruz’
Gıda fiyatlarına değinen Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:
“Savaşın başlamasıyla birlikte, gübre ve mazot gibi temel girdilerde fiyat artışları ki mazotta eşel mobil sistemine rağmen yaşanan artışlar, gıda fiyatlarının artmasında etkili oldu. Gıdada, bu sene üretim çok iyi. Tahıldan tutun, meyveye kadar, tarihte üretimin en bol olduğu bir dönemdeyiz. Gıda fiyatlarında önümüzdeki aylarda normalleşme bekliyoruz. Şu anda manşet enflasyonunun birkaç puan üzerinde. Manşete yakınsama olasılığını yüksek görüyoruz.”
Şimşek, 2026'nın ilk yarısında gıda alanındaki fiyat gelişmelerinin, kısmen geçen yıl yaşanan kuraklıkla ilişkili olabileceğini söyledi.
Eğitim konusundaki fiyat artışına dikkati çeken Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
“2023 öncesinde eğitim ücretlerindeki artışlara yüzde 36 düzeyinde fiili bir üst sınır getirilmişti. Fakat, özel okullar özellikle özel üniversiteler fahiş fiyat artışlarına devam ettiler ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile görüştük. Burada düzenleme ihtiyacı ortaya çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan bir düzenlemeyle, kural bazlı bir fiyatlama mekanizması getirildi. Bu kural bazlı fiyatlama mekanizmasına uyup uymadıkları hususu, YÖK'ün denetiminde. Eğitim enflasyonu 2024'te yüzde 92, 2025'te yüzde 66 ve bu sene yüzde 53 olarak gerçekleşti. Burada manşetten ciddi bir kopuş var. Onu mutlaka, ilgili kurum tarafından kurallara uyulup uyulmaması hususunun değerlendirilmesi gerekiyor.”
Şimşek, Milli Eğitim Bakanlığının da yine kural bazlı bir fiyatlamaya geçtiğine işaret ederek, vatandaşların neredeyse yüzde 90'ının çocuklarını devlet okullarına gönderdiğini ve bu okullarda ne harç ne de kitap ücreti olduğunu dile getirdi.
Eğitimdeki enflasyonun daha çok özel okulların ücret artışlarını ifade ettiğinin altını çizen Şimşek, “Mutlaka orada yaptığımız düzenlemelere uyum hususunun takip edilmesi gerekiyor. Ama ilgili kurum Milli Eğitim Bakanlığımız ve YÖK. Eğitim enflasyonunda bu kadar aşırı, yüksek artışları, meşru kılacak hiçbir zemin görmüyoruz. Çok fahiş fiyat artışları olduğu net. Manşet enflasyonu yüzde 31,5 iken, eğer eğitim enflasyonu toplamda yüzde 53'ün üzerindeyse burada bir sorun var demektir.”