Okullar Açılıyor, Psikologlar Aileleri Uyardı

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala çocukların okul sürecine uyumu yeniden gündemde.

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala çocukların okul sürecine uyumu yeniden gündemde. Psikologlar, okul başlangıcının çocuklar açısından yalnızca ders ve sorumlulukların başlaması anlamına gelmediğine dikkat çekerek aileleri kaygı, uyku düzeni ve akademik baskı konusunda uyarıyor.

Okulların açılmasıyla birlikte çocukların günlük düzeni, sorumlulukları, sosyal ilişkileri ve aileleriyle geçirdikleri zaman da değişiyor. Psikologlara göre bu değişim bazı çocuklarda heyecan ve mutluluk yaratırken, bazı çocuklarda ise kaygı, huzursuzluk ve okula gitmek istememe gibi tepkilere neden olabiliyor. Özellikle uzun bir tatil döneminin ardından bozulan uyku ve beslenme düzeni, yeni bir sınıfa veya öğretmene geçiş, arkadaş ilişkileri ve akademik başarı beklentileri çocukların kaygı yaşamasına yol açabiliyor.

Küçük Çocuklarda Farklı, Büyük Çocuklarda Farklı Belirtiler Görülebiliyor

Uzmanlara göre okul kaygısı çocukların yaşlarına göre farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Küçük çocuklarda anne ve babadan ayrılmak istememe, ağlama, karın ağrısı ve okula gitmeyi reddetme gibi belirtiler görülebilirken, daha büyük çocuklarda içe kapanma, öfke, motivasyon düşüklüğü, başarısızlık korkusu ve yoğun sınav kaygısı öne çıkabiliyor.

Psikologlar, çocuğun okul sürecinde yaşadığı her zorlanmanın bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Okula uyum döneminde belirli ölçüde kaygının normal olduğunu vurgulayan uzmanlar, asıl dikkat edilmesi gerekenin kaygının şiddeti, ne kadar sürdüğü ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği olduğunu ifade ediyor.

Tatilden Okula Geçiş Kademeli Olmalı

Uzmanlara göre ailelerin dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri, çocuğu bir anda tatil düzeninden okul düzenine geçirmek yerine bu geçişi kademeli olarak sağlamak. Okul başlamadan birkaç gün önce uyku saatlerinin yavaş yavaş düzenlenmesi, sabah erken kalkma ve kahvaltı gibi rutinlerin yeniden oluşturulması öneriliyor. Çocuğun okul çantasını ve ihtiyaçlarını ailesiyle birlikte hazırlamasının da yeni döneme katılımını ve uyumunu destekleyebileceği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, hazırlık sürecinin çocuk açısından bir "performans projesine" dönüştürülmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Ailelerin çocuklarına "bu sene çok başarılı olmalısın", "notlarını yükseltmelisin" veya "sakın tembellik yapma" gibi mesajlar vermesinin daha okul başlamadan akademik baskı oluşturabileceği belirtiliyor. Bunun yerine çocuklara, "yeni bir dönem başlıyor, birlikte alışacağız" ve "zorlandığın bir şey olursa benimle konuşabilirsin" gibi güven veren mesajların verilmesi öneriliyor.

"Okula Gitmek İstemiyorum" Diyen Çocuğa Nasıl Yaklaşılmalı?

Psikologlar, çocuğun okula ilişkin korku veya kaygısının küçümsenmemesi gerektiğini vurguluyor. "Her çocuk okula gidiyor", "bunda korkacak ne var?" veya "sen artık büyüdün" gibi ifadelerin çocuğun kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olabileceği belirtiliyor.

Uzmanlara göre çocuk "okula gitmek istemiyorum, korkuyorum" dediğinde ebeveynin öncelikle bu duyguyu kabul etmesi gerekiyor. Çocuğa, "korktuğunu görüyorum. Yeni bir dönem olduğu için endişeleniyor olabilirsin. Seni endişelendiren şeyi birlikte konuşabiliriz" şeklinde yaklaşılması öneriliyor. Buradaki amacın çocuğun kaygısını hemen ortadan kaldırmak değil, çocuğa bu duyguyla baş edebileceği ve yalnız olmadığı mesajını vermek olduğu ifade ediliyor.

Çocukları Başka Çocuklarla Kıyaslamayın

Uzmanların ailelere yönelik bir diğer uyarısı ise kıyaslama konusunda. "Bak arkadaşın ne kadar başarılı" veya "kardeşin hiç böyle yapmıyor" gibi ifadelerin çocuğun özdeğerini olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Psikologlara göre çocukların yalnızca aldıkları notlar üzerinden değerlendirilmemesi gerekiyor. Çabanın, sorumluluk almanın, problem çözme becerisinin ve duygularını ifade edebilmenin de desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Ayrıca ebeveynlerin çocuğun yaşadığı her problemi onun yerine çözmeye çalışmasının da doğru olmadığı belirtiliyor. Öğretmenle yaşanan her soruna müdahale etmek veya çocuğun tüm ödevlerini sürekli kontrol etmek yerine, çocuğa yaşadığı sorunlarla baş edebilmesi için alan açılması öneriliyor.

Uzmanlara göre çocuklar zaman zaman okuldan çok ebeveynlerinin okul hakkındaki kaygılarından etkilenebiliyor. "Acaba başarılı olacak mı?", "öğretmeni onu sevecek mi?" veya "arkadaş edinebilecek mi?" gibi endişelerin yoğun şekilde çocuğa yansıtılması, çocuğun da okula ilişkin kaygısının artmasına neden olabiliyor. Bu nedenle ailelerin okul döneminde sakin, tutarlı ve güven veren bir tutum sergilemesinin önemli olduğu belirtiliyor.

Sınav dönemlerinde de hedef ile baskı arasındaki farkın önemine dikkat çeken psikologlar, ailelerin çocuklarına yalnızca sonuç odaklı mesajlar vermemesi gerektiğini söylüyor.

"Bu sınavdan 90 almalısın" demek yerine, "Bu sınava hazırlanırken nasıl daha verimli çalışabileceğini birlikte planlayalım" yaklaşımının çocuğun kontrol duygusunu destekleyebileceği ifade ediliyor. Uzmanlar ayrıca çocukların ders çalışmanın yanı sıra dinlenmeye, oyun oynamaya ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeye de ihtiyaç duyduğunu hatırlatıyor. Çocuğun bütün yaşamının ders ve başarı etrafında şekillendirilmesinin uzun vadede motivasyon kaybına ve tükenmişlik hissine yol açabileceği konusunda aileler uyarılıyor.

Hangi Belirtilerde Destek Alınmalı?

Her çocuğun zaman zaman okula gitmek istemeyebileceğini veya sınav öncesinde heyecan yaşayabileceğini belirten psikologlar, ancak belirtilerin yoğunlaşması ve uzun süre devam etmesi halinde durumun ciddiye alınması gerektiğini ifade ediyor. Sürekli karın veya baş ağrısı şikâyetleri, belirgin uyku problemleri, yoğun ağlama, okula gitmeyi sürekli reddetme, ciddi içe kapanma, aşırı öfke, arkadaş ilişkilerinde belirgin değişiklik ve ders başarısında ani düşüş, dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında gösteriliyor. Çocuğun günlük işlevselliğinin belirgin şekilde bozulması halinde ise ailenin "nasıl olsa geçer" diyerek uzun süre beklememesi; çocukla açıkça konuşması ve ihtiyaç halinde okul rehberlik servisi ya da çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışan bir uzmandan destek alması öneriliyor.

‘Önce Nasıl Hissettiğini Sorun’

Psikologların ailelere okul döneminin başlangıcında verdiği en önemli mesaj ise çocukların yalnızca başarılı olmaya değil, kendilerini güvende, değerli ve anlaşılmış hissetmeye de ihtiyaç duyduğu yönünde. Bu nedenle ailelerin okulun ilk günlerinde yalnızca "bugün kaç aldın?" sorusuna odaklanmaması öneriliyor. Bunun yerine “bugün seni en çok ne mutlu etti?", "seni zorlayan bir şey oldu mu?" ve "okulda kendini nasıl hissettin?" gibi sorularla çocuğun duygusal dünyasına da alan açılması gerektiği belirtiliyor. Uzmanlara göre çocukların her sorununu hemen çözmek yerine onları dinlemek ve kendi çözüm yollarını bulmaları için desteklemek de önemli. 
Psikologlar, okul başarısının önemli olduğunu ancak çocuğun ruhsal dayanıklılığı, özgüveni, sosyal becerileri ve ailesiyle kurduğu güvenli ilişkinin de en az akademik başarı kadar değerli olduğunu vurguluyor. Uzmanlara göre okul döneminin başında çocukların ihtiyacı "mükemmel bir performans" göstermek değil, yeni döneme güvenli bir şekilde uyum sağlayabileceklerini hissetmek.
 

 

Özel Haber

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05531914755
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!
WhatsApp İhbar Hattı
05531914755
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!