• Haberler
  • Eğitim
  • Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 14 Nisan (dün) gerçekleştirilen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olay üzerine Kastamonu'daki tüm eğitim sendikaları 1 gün süreyle iş bırakarak, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 14 Nisan (dün) gerçekleştirilen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olay üzerine Kastamonu'daki tüm eğitim sendikaları 1 gün süreyle iş bırakarak, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Şanlıurfa’da yaşanan olayı kınayarak sözlerine başlayan Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Nedim Afacan; “Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda, öğretmen ve öğrencilerimizin de aralarında bulunduğu 16 vatandaşımızın yaralanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır. Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaralanan eğitimcilerimize, öğrencilerimize, polisimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Şiddet olayları eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesinin ardından çok kısa bir süre içinde yaşanan bu elim olay, eğitim camiamızda zaten var olan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Biz ne ara, öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerin bugün silahla okullara girip öğretmenlerine kurşun sıkabildiği bir noktaya geldik? ‘Eti senin, kemiği benim’ anlayışından; öğretmeni tehdit eden, hatta fiziksel şiddet uygulayan, öğretmeni katleden veli ve öğrenci profiline nasıl ulaştık? Öğrencilerimiz nasıl oldu da çeteleşmenin tuzağına düştü, mafyavari oluşumların içine sürüklendi, bu karanlık düzene teslim oldu? Bakınız; okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur. Her okula güvenlik görevlisi tahsis edilmelidir. Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir. Disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmelidir. Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek’te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik. Okul-aile işbirliği artırılmalıdır. Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur. Tabii ki bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye ilettik. Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut uygulamaların yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur. ‘Güvenlik Zirvesi’ düzenlenmelidir. Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir “Güvenlik Zirvesi” düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Öğretmenin itibarı korunmalıdır. Unutulmamalıdır ki, öğretmenin itibarı, devletimizin ve milletimizin itibarıdır! Bu itibarın sarsılması, toplumumuzun temel değerlerinin yerle yeksan olması anlamına gelir. Eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Eğitimcilerin statülerinin yükseltilmesi, onlara kıymet verilmesi, okul ortamının şiddetten uzak tutulması geleceğimize yapılacak en önemli yatırımdır. Şiddeti sıradanlaştıran yapımlar engellenmelidir. Toplumumuzda çocuklarımıza kötü örnek teşkil edecek her türlü dizi, film ve yayın içerikleri durdurulmalıdır. Yayınlar düzenli olarak titizlikle denetlenmelidir. Çocuklarımızın oynadığı oyunlar, youtube, tiktok gibi platformlardaki içerikler ile sanal medya da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden ve şiddeti sıradanlaştıran yapımların önüne geçilmelidir. Şayet eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas’a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir” ifadelerini kullandı. 

‘Güvenlik, Bizzat Kolluk Kuvvetleri Eliyle Temin Edilmelidir’

Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Orhan Sancaktaroğlu, şiddet olaylarının artık önüne geçilmesi gerektiğini belirterek; “Şiddet olayları toplum içinde yaygınlaşmış, eğitim kurumları şiddet olaylarının sıklıkla yaşandığı alanlara dönüşmüş, eğitim çalışanları şiddetin adeta açık bir hedefi olmuştur. Bu manzara toplumsal değerlerin çöküş göstergesidir. Bu yaşananlar karşısında herkesin başını iki eli arasına alıp nereye bu gidiş sorusunu sormalı, sorumluluğunu düşünmelidir. Öğretmenin itibarsızlaşması da toplumsal değerlerin çöküş alametidir. Bu topraklarda bin yıldır var olan ‘Bir harf öğretene 40 yıl hizmet etmek gerekir’ anlayışı terk edildi. Eğitimciler, her türlü mecra kullanılarak yıpratılan şikayet edilen, darp edilen insanlara dönüştürüldü. Bu yanlış iklimin sonucunda Siverek’te yaşadığımız vahim tablo oluşmuştur. ABD gibi ülkelerde sıklıkla görülen silahlı okul baskının bir benzerinin ülkemizde gerçekleşmesi, bugüne kadar yaşananlar sebebiyle görevleri başında can güvenliğinden endişesi taşıyan eğitim çalışanlarını daha büyük bir endişeye sevk etmektedir. Tüm Türkiye’de bir gün iş bırakarak gösterdiğimiz tepki bu büyük endişenin görülmesini de sağlamak amacı taşımaktadır. Her yıl öğretmenler günü kutlamaları yapılıyor. Öğretmenliğin değerine dair güzel sözler söyleniyor, öğretmenlerle yaşanmış kıymetli hatıralar paylaşılıyor. Ama hemen ertesinde hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Geliştirilen, kurulan mekanizmalar, toplumun üzerine boca edilen haberlerle öğretmenin itibarı yok edilmeye devam ediyor. Biz öğretmene değer her şeye değer derken toplumda öğretmen sahipsizdir vuranın yanına kar kalır düşüncesi hakim olmaktadır. Bu iklimde maalesef öğretmenler öğrencisinden ve velisinden korkar hâle gelmiştir. Bu tablo doğru değildir. Bu tablodan ülkemize fayda gelmez. Yarınlarımız aydınlanmaz. Bu tablodan sevgi saygı çıkmaz. Bu tabloyu kabul etmiyoruz! Yakın zamanda İstanbul’da Fatma Nur Çelik’in şehit edilmesi, Ankara Pursaklar’da bir grubun okula saldırarak öğretmeni darp etmesi ve dün Siverek’te öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, polisimizi ve vatandaşlarımızı hedef alan menfur saldırı bizi 81 ilde iş bırakmaya ve kitlesel eylem kararı almaya sevk etmiştir. Bu saldırılar sadece bireylere değil; eğitime, topluma ve doğrudan geleceğimize yapılmaktadır. Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen saldırı, bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet artık münferit değil, yaygın bir toplumsal sorundur. Bu durum, toplumsal çürümeyi açıkça gözler önüne sermektedir. Bugün daha iyi bir eğitim için müfredatı, pedagojiyi ve geleceği konuşmamız gerekirken; şiddeti konuşmak zorunda kalıyoruz. Bunun sebebi, şiddetin artan toplumsal maliyetine rağmen, çözüm üretmekte yetersiz kalınmasıdır. Artık öyle bir noktadayız ki; eğitim çağındaki çocuklar şiddetin faili hâline gelmekte, silaha erişim kolaylaşmakta ve okullar güvenli alanlar olmaktan uzaklaşmaktadır. Aklı olanın da olmayanın da öğretmene, öğrenciye ve eğitim çalışanına yöneldiği bir zemin oluşmaktadır. Bu gidiş kabul edilemez! Eğitimciye yönelik şiddet, bireysel bir suç olmaktan çıkmış; doğrudan bir iş güvenliği sorunu hâline gelmiştir. Eğitimcilerimize yönelik her saldırı, geleceğimizi karartmakta, eğitim ortamını zehirlemekte ve toplumsal huzuru tehdit etmektedir. Buradan açık ve net söylüyoruz. Yaşanan bu elim hadise, dijital ve fiziki güvenlik açıklarımızı acı bir şekilde yüzümüze vurmuştur. Failin önceden yaptığı tehditlerin zamanında tespit edilerek önlenmesi mümkündü. Sosyal medya platformlarının oto-tespit algoritmaları, belirli toplumsal hassasiyetler dışında adeta körleşmektedir. Cana veya mala yönelik açık tehditler, sistem tarafından anında tespit edilmeli; failin bulunduğu bölgedeki emniyet ve adli mercilere derhâl bildirilmelidir. Akran zorbalığına karşı etkin mücadele şarttır. Öğrenci disiplin yönetmeliği baştan aşağı yenilenmeli; zorbalık eyleminde bulunduğu tespit edilen öğrencilere yönelik, pedagojik gereklere uygun ancak tavizsiz bir disiplin mekanizması işletilmelidir. Akran zorbalığı yapan veya dijital mecralarda şiddet tehdidi savuran çocukların eylemlerinden dolayı veliler de hukuki ve idari yaptırımlara, müteselsil sorumluluk ilkesi çerçevesinde dahil edilmelidir. Aile, çocuğunun şiddet eğilimini görmezden gelemez. Okul polisi uygulaması hayata geçirilmelidir. Okulların güvenliği; yetki ve etki alanı sınırlı özel güvenlik görevlileri yerine, polislerin doğrudan görev alacağı ve okul bünyesinde kurulacak resmî güvenlik birimleri aracılığıyla sağlanmalıdır. Giriş-çıkış noktalarında kesici ve delici aletlere kesinlikle müsaade edilmemelidir. Güvenlik, bizzat kolluk kuvvetleri eliyle temin edilmelidir. Periyodik psikolojik tarama yapılmalıdır. Okullardaki rehberlik servisleri pasif değil, proaktif bir rol üstlenmelidir. Öğrencilere düzenli aralıklarla psikolojik tarama testleri uygulanmalı; potansiyel şiddet eğilimi veya sosyal izolasyon vakaları erken aşamada tespit edilerek önleyici müdahalede bulunulmalıdır. Siber zorbalığın, internet ortamında işlenen suçların ve dijital ayak izinin hukuki sonuçları müfredat kapsamında öğretilmelidir. ‘Sanal dünyada’ yapılanların gerçek ve bağlayıcı adli sonuçları olduğu bilinci öğrencilere kazandırılmalıdır. Bilişim ve çocuk suçlarında adli ihtisaslaşma sağlanmalıdır. İnternet üzerinden okullara veya şahıslara yöneltilen tehditlerin soruşturulmasında, adli süreçler daha etkin ve hızlı işletilmelidir. Bu tür ihbarları değerlendiren uzmanlaşmış birimler kurulmalıdır. Çocukları ve gençleri şiddete özendiren oyunlar ile ahlaki yozlaşmaya sebep olan sosyal medya içeriklerine karşı gerekli tedbirler alınmalı ve bu içeriklerin yaygınlaşması engellenmelidir. Bu önlemleri almadığımız, toplum olarak çocuklarımız ve gençlerimiz adına bir hassasiyet geliştirmediğimiz takdirde yaşanacak her yeni şiddet olayının sorumluluğu, gerekli adımları atmayan yetkililerin, omuzlarında olacaktır! Velilere de açıkça sesleniyoruz Öğretmenler sizlerin en kıymetli varlığınız olan çocuklarınıza hizmet için dişini tırnağına takarak çalışmaktadır. Bu temel gerçeği kabul etmek gerekir. Çok basit konularla şikayet edilmek, okulda derste yaşananların aslını öğrenmeden tepki göstermek ve hedef haline getirmekle hiçbir yere varılamaz! Bizler ülkemizin geleceği için sizin kıymetlileriniz çocuklarınız için buradayız. Öğretmeni değersizleştiren, hedef hâline getiren anlayış en büyük zararını ilk başta çocuklarımıza ve ailelerine vermektedir. Biz bu kötü anlayışın karşısında öğretmenlerimizin itibarını korumak kadar, çocuklarımızı ve ülkemizin yarınlarını korumak içinde duruyoruz. Bugün Siverekli çocuklar için buradayız. Siverekli öğretmenlerimiz için buradayız. Şunu herkes bilmelidir; öğretmene uzanan el, geleceğe uzanmıştır! Öğretmene yapılan saldırı, bu milletin vicdanına yapılmıştır! Bu bir uyarıdır! Eğitimciler sahipsiz değildir! Şiddeti normalleştiren, görmezden gelen ve gerekli tedbirleri almayan herkes bu tablonun sorumlusudur! Artık sabrımız kalmamıştır! Devletin en temel yükümlülüğü, vatandaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Eğitimcilerin ve öğrencilerin güvenliğini sağlamak, okullarda huzurlu bir eğitim ortamı oluşturmak ertelenemez bir sorumluluktur. Eğitimciler; savunmasız, korumasız ve yalnız bırakılmamalıdır. Yaptıkları işin onuruna yakışır güvenlik ve çalışma şartları derhal sağlanmalıdır. Öğretmene sahip çıkmak, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmaktır! Gerekli adımlar atılmazsa, bu sürecin takipçisi olacağımızı ve mücadeleyi her platformda büyüteceğimizi ilan ediyoruz” dedi. 

‘Okul Girişlerinde Kadrolu Güvenlik Görevlisi Görevlendirilmeli’

Eğitim-İş Şube Başkanı Ahmet Tevfik Bal, okullarda güvenlik tedbirlerinin ivedilikle alınması gerektiğini vurgulayarak; “Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor! Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir tesadüf ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Buradan soruyoruz; en güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür! Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır! Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir! 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık ‘münferit’ denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz! Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik; ‘Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!’ Peki ne yapıldı? Hiçbir şey! Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu, Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, ne de eğitim emekçileri korunabildi! Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken, aileleri, çocuklarımız bir sorun yaşamadan sağ salim eve dönebilecek mi diye endişeleniyor. Bu tabloyu yaratanlar bellidir! Eğitimi bilimsellikten, kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır! Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz; okullarda güvenlik bir dilek değildir, devletin asli görevidir! Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, yaşamsal bir ihtiyaçtır! Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir! Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz! İşte bu yüzden buradayız! İşte bu yüzden artık yeter diyoruz! Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz!’ imza kampanyamızın ne kadar haklı ve yerinde bir talep olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Biz, eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik başıboş bırakılamaz! Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir. Taleplerimiz, öğretmenler can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma amacını gütmektedir. Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve Milli Eğitim Bakanlığına çağrı yapıyoruz. Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır. Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır. Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir. Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Bir kez daha söylüyoruz; okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, taleplerimizin takipçisiyiz ve mücadeleden geri adım atmayacağız. Gelin, artık yeter diyelim! Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Eğitim-İş olarak buradayız! Susmayacağız! Alışmayacağız! Normalleştirmeyeceğiz! Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

‘Eğitimde Şiddet Durdurulmalıdır’

Hürriyetçi Eğitim Sen İl Temsilcisi Murat Karaca ise; “Eğitimde şiddet olayları, neredeyse her geçen gün yeni bir vakayla karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Daha geçtiğimiz günlerde, henüz acısı dinmemiş, toprağı kurumamış olan öğretmenimiz Fatma Nur Çelik, eğitim yuvalarımızdaki açık güvenlik zaafiyetlerinin ve alınmayan önleyici tedbirlerin kurbanı olarak menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu acı olaydan ders çıkarılmadığı ortadadır. İhmaller zinciri devam etmiş; bu kez Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde meydana gelen olayda birçok öğrenci ve öğretmen yaralanmıştır. Söz konusu olayda toplam 16 kişi yaralanmış; yaralananların 4'ü öğretmen, 10'u öğrenci, 1'i polis memuru ve 1'i kantin görevlisidir. Herhangi bir can kaybının yaşanmamış olması tek teselli olarak görülse de, bu durum yaşanan vahameti ortadan kaldırmamaktadır. Bu olay, eğitim kurumlarımızın güvenliğinin sağlanamadığını açık ve tartışmasız şekilde ortaya koymuştur. Saldırganın olay öncesinde sosyal medya üzerinden saldırı gerçekleştireceğine dair açık paylaşımlar yaptığı bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması, yalnızca bir eksiklik değil, açık bir ihmal ve sorumluluk zafiyetidir. Risklerin önceden görülmesine rağmen harekete geçilmemiş olması kabul edilemez. Eğitim kurumlarında güvenlik meselesi artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaşmıştır. Okullarda yeterli güvenlik personelinin bulunmaması, giriş-çıkışların kontrol altına alınmaması ve etkin risk analizlerinin yapılmaması; bu tür olayların yaşanmasına doğrudan zemin hazırlamaktadır. Bununla birlikte, öğretmenlik mesleğinin sistematik biçimde itibarsızlaştırılması da şiddeti besleyen temel unsurlardan biridir. Öğretmenin değersizleştirildiği, hedef hâline getirildiği bir ortamda ne eğitim huzuru sağlanabilir ne de güvenli bir okul iklimi oluşturulabilir. Yaşanan bu olayda yaralanan öğrenci ve öğretmenlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyoruz. Ancak temenni yeterli değildir. Bu olayda sorumluluğu bulunan, görevini ihmal eden kişi ve yetkililer hakkında gerekli idari ve hukuki süreçler derhâl başlatılmalı; ihmali bulunan herkes hesap vermelidir. Bu tür ihmallerin cezasız kalması, yeni olayların önünü açacaktır. Artık söz değil, icraat zamanı gelmiştir. Okullarda yeterli sayıda ve sürekli görev yapan güvenlik personeli derhâl görevlendirilmelidir. Giriş-çıkış kontrol sistemleri standart hâle getirilmeli ve tavizsiz şekilde uygulanmalıdır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleyecek caydırıcı ve ağır yaptırımlar içeren yasal düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Okullara yönelik risk analizleri düzenli olarak yapılmalı, tespit edilen eksiklikler gecikmeksizin giderilmelidir. Eğitimde şiddet sıradanlaştırılamaz. Her ihmal, yeni bir felaketin habercisidir. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin can güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir eğitim ortamından söz edilmesi mümkün değildir. Hürriyetçi Eğitim Sen olarak; eğitim kurumlarında güvenlik sağlanana, gerekli tüm önlemler eksiksiz şekilde hayata geçirilene kadar sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz. Artık yeter! Okullar güvenli alanlar olmak zorundadır” dedi.

‘Açıkça Göreve Çağırıyoruz’

Eğitim Gücü Sen İl Temsilcisi Hakan İsgilip, Siverek’te yaşanan olaya değinerek; “Bugün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan silahlı saldırı, ilk belirlemelere göre 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis ve 1 kantin işletmecisi olmak üzere toplam 16 vatandaşımızın yaralanmasına neden olmuş; yaralılarımız Siverek Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştır. Bu menfur saldırı, eğitim camiamızı derinden sarsmış; okullarımızda güvenliğin ne denli hayati ve ertelenemez bir mesele olduğunu bir kez daha acı şekilde hatırlatmıştır. Öncelikle saldırıda yaralanan öğrenci, öğretmen ve tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, acil şifalar diliyoruz. Ancak altını özellikle çizmek isteriz ki; eğitim yuvalarımızın şiddetin, korkunun ve güvensizliğin adresi haline gelmesine asla razı olmayacağız. Okullar; bilginin, huzurun ve geleceğin inşa edildiği yerlerdir ve böyle kalmak zorundadır. Ne yazık ki bu olay, münferit olarak değerlendirilemeyecek kadar tanıdık ve kabul edilemez bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Daha önce de farklı illerimizde öğretmenlerimize yönelik saldırılar, okul çevrelerinde yaşanan güvenlik zaafları ve eğitim çalışanlarını hedef alan şiddet vakaları defalarca yaşanmıştır. Her olaydan sonra yapılan açıklamalar ve geçici tedbirler, kalıcı ve caydırıcı çözümlerin yerini alamamış; sorun adeta kronikleşmiştir. Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki; okullarımızın güvenliği yalnızca temenniyle, geçici önlemlerle ya da kâğıt üzerindeki düzenlemelerle sağlanamaz. Okul giriş-çıkışlarının etkin denetimi, yeterli ve nitelikli güvenlik personeli istihdamı, gerçekçi risk analizleri ve güçlü psikososyal destek mekanizmaları artık bir tercih değil, açık bir zorunluluktur. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin can güvenliği, hiçbir idari gecikmeye, hiçbir ihmale ve hiçbir gerekçeye kurban edilemez. Bu nedenle yetkilileri, benzer acıların tekrar yaşanmaması adına sorumluluk almaya; daha kararlı, daha hızlı ve daha somut adımlar atmaya davet etmiyor, açıkça göreve çağırıyoruz! Unutulmamalıdır ki öğretmenin kendini güvende hissetmediği, öğrencinin korkuyla eğitim gördüğü bir ortamda nitelikli eğitimden söz etmek mümkün değildir. Güvenliğin sağlanamadığı bir eğitim ortamı, sürdürülebilir değildir. Eğitim Gücü Sen İl Başkanlığı olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı; olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, ihmali bulunanların ortaya çıkarılması ve gerekli kalıcı önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” şeklinde konuştu.

‘Okullarda Can Güvenliği Yok’

TEÇ-SEN Genel Başkan Yardımcısı Erol Kaçakoğlu, okullardaki güvenliğe dikkat çekerek; “Henüz yüreğimizde Fatma Nur Çelik öğretmenimizin acısı tazeliğini korurken, Şanlıurfa Siverek’te bulunan bir okulumuzda gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu çok sayıda eğitim çalışanı ve öğrencimizin yaralanması, eğitim kurumlarımızın nasıl büyük bir güvenlik zaafiyeti ve tehdidi altında olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Dün yaşanan elim olayla birlikte çok açık bir şekilde anlaşılmıştır ki; bu şiddet olayları artık ne bir tesadüf ne de münferit vakalar olarak değerlendirilebilir. Bu yaşananlar, yıllardır görmezden gelinen ve okullarımızda derinleşen güvenlik sorununun açık ve doğrudan sonucudur. Bu ülkede eğitim çalışanlarına ve öğrencilerimize yönelik şiddet; yalnızca dün yaşanan olayla sınırlı değildir. Sayısını artık hatırlayamadığımız kadar birçok olayda eğitim çalışanlarımız, darp edilmiş, yaralanmış, hatta hayatını kaybetmiştir. Aynı şekilde öğrencilerimiz de okul içinde ve okul dışında şiddetin hedefi haline gelmekte; güvenli olması gereken eğitim ortamları, giderek riskli alanlara dönüşmektedir. Ancak yaşanan her olaydan sonra aynı cümleler kurulmuş, aynı sözler verilmiş; ancak kalıcı ve caydırıcı önlemler alınmadığı için aynı acılar tekrar tekrar yaşanmıştır. Bu acı olay bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda güvenlik sorunu artık ertelenemez; ivedilikle çözülmesi gereken hayati bir sorun haline gelmiştir. Elimizdeki verilere göre, bugün özel okullar hariç yaklaşık 64 bin okul ve kurumumuzda kadrolu güvenlik görevlisi bulunmamaktadır. Devlet okullarında güvenlik personeli olmaması, kabul edilemez bir zafiyet değil; doğrudan bir ihmal haline bürünmüştür. Bugün bir kişi elinde silahla bir okula girebiliyorsa; burada sorun bireysel değil, sistemin kendisidir. Yıllardır dile getirdiğimiz; Okullarda kalıcı ve profesyonel güvenlik personeli istihdam edilmemesi, Okul giriş-çıkışlarının kontrol altına alınmaması, Riskli birey ve durumlara ilişkin erken uyarı ve önleme mekanizmalarının işletilmemesi, yalnızca eğitim çalışanlarını değil, öğrencilerimizi de doğrudan tehdit eden bir güvenlik zafiyeti oluşturmaktadır. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin can güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir eğitim-öğretim sürecinden söz etmek mümkün değildir. Buradan açık ve net şekilde bir kez daha ifade ediyoruz. Tüm okullarda derhal kadrolu ve yetkili güvenlik görevlisi istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. Okul girişlerinde fiziki güvenlik önlemleri eksiksiz uygulanmalıdır. Eğitim çalışanlarına ve öğrencilere yönelik şiddet, ayrı ve ağır yaptırımlarla düzenlenmeli; cezalar ertelenemez ve indirim sağlanamaz hale getirilmelidir. Güvenlik güçlerince, okul içi ve çevresinde oluşabilecek risklere karşı önleyici, izleyici ve müdahale edici sistemler kurulmalıdır. Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilerek, şiddet oluşmadan önce engellenmelidir. Tüm bu gerekçeler ile Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası olarak; eğitimde artan şiddete karşı sesimizi yükseltmek, güvenli okul talebimizi güçlü bir şekilde haykırmak için 15-16 Nisan 2026 tarihlerinde Türkiye genelinde 2 gün süreyle iş bırakıyoruz. Yetkilileri derhal somut, kalıcı ve caydırıcı adımlar atmaya davet ediyoruz. Açık, net ve son kez bir defa daha ifade ediyoruz ki; artık susmayacağız!!! Eğitimde yaşanan şiddet olaylarına karşı verilen cılız seslilik artık bugün sona ermiştir. Gerekli önlemler alınana kadar da geri adım atmayacağız! Eğitim çalışanları da öğrenciler de sahipsiz değil, devletine emanettir. Emanete sahip çıkması gerekenler derhal sorumluluklarını yerine getirmelidir” ifadelerine yer verdi.

‘Okullarda Şiddete Hayır!’

Son olarak söz alan Eğitim Sen Şube Başkanı Mirati Madak; “Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırının ardından yaşamına son verdiği, saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, öğrenciler ve kamu görevlileri dâhil 16 kişinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır. Tek başına bir ‘şiddet vakası’ olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir. Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır. Eğitim Sen olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilere acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Eğitim Sen olarak, bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel, laiklik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” dedi. 

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

Şiddete Karşı Tek Ses Oldular: 'Okullar Güvenli Hale Getirilsin'

 

Özel Haber

Bakmadan Geçme