Adli Yıl Açılışı Gerçekleştirildi
2026-2027 Adli Yıl Açılışı dolayısıyla Kastamonu'da çelenk sunma töreni gerçekleştirildi. Törende, Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı ve Kastamonu Barosu tarafından Atatürk Anıtı'na çelenk sunuldu.
2026-2027 Adli Yıl Açılışı dolayısıyla Kastamonu’da çelenk sunma töreni gerçekleştirildi. Törende, Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı ve Kastamonu Barosu tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu.
Programda Kastamonu Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Hatipoğlu ile Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür Demir tarafından açılış konuşmaları gerçekleştirildi. Yeni adli yılın tüm hukukçular, adalet emekçileri ve ülke için hukuk ve adaletin daha da güçlendiği bir dönem olması temennisinde bulunuldu.
Açıklamalarda bulunan Kastamonu Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Hatipoğlu, “Adaletin tecellisi anlamında hâkim, savcı ve personelimizle birlikte var gücümüzle çalıştık, çalışmaya da devam edeceğiz. Bu sebeple tüm meslektaşlarıma, adliye personelimize ayrıca teşekkür ediyorum. Uyum içerisinde aynı şekilde adaletin tecellisi için çalışmalarından dolayı avukat meslektaşlarıma da teşekkür ediyorum. Mutlaka farklı sebeplerden dolayı gecikmeler, aksamalar olabilir. Ancak adalet su gibidir. Mutlaka akacak ve yolunu bulacaktır. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’in imzasıyla bu yıl itibarıyla Yargının Etkinliğini Artırma Bürosu, Komisyon Başkanlığımız bünyesinde faaliyete geçmiştir. Bunu da duyurmak istiyorum. Büromuz, Alo Adalet Hattı’ndan gelecek bildirimlerle birlikte avukatlarımızın, vatandaşlarımızın kendi dosyalarıyla alakalı müstakil ya da genel işleyişle alakalı görmüş oldukları aksamaları bildirecekleri bir bürodur. Büromuz, savcılıklarımız ve mahkemelerimizle yapılan bildirimlerle ilgili olarak görüşmeler yapıp sonucuna ilişkin olarak başvuru sahibine yazılı bildirimlerde bulunacaktır. Hususu da hatırlatmış olayım. Tekrardan yeni adli yılın hepimize hayırlı olmasını, adaletin tecelli ettiği, güzel çalışmaların olacağı bir yıl olmasını diliyorum” diye konuştu.
‘Sinekleri Öldürmek Yerine Bataklığı Kurutmayı Hedeflemeliyiz’
Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür Demir ise yaptığı açıklamada, “Bugün 2026-2027 adli yılının ilk günü. Umudumuzu ayakta tutan bir dönemin başlangıcı olması dileğiyle yeni yıl, yeni adli yılınızı kalpten kutluyorum. Sizleri, hukukun üstünlüğünün yılmaz savunucusu, 100 yılı aşkın tarihe sahip Kastamonu Barosu adına saygıyla selamlarım. Günümüze kadarki hemen hemen tüm adli yıl açılış konuşmalarında ve yayımlanan metinlerde hukukun üstünlüğüne ve yargı bağımsızlığına yönelen tehditlere dikkat çekilmiş, bu tehditlerin ortadan kaldırılması için atılması gereken adımlar kapsamlı biçimde tartışılmıştır. Ancak zaman içerisinde görülmüştür ki hukuk devletinin gerektirdiği ideal düzene ulaşmak yalnızca hukukçuların ve yargı mensuplarının çabasıyla mümkün olmamıştır. Meseleye bu açıdan bakıldığında hukukun üstünlüğünün, adalet anlayışının ve yargı bağımsızlığının toplum tarafından benimsenmesinin ne kadar hayati olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü toplumun vicdanında ve ortak değerlerinde karşılık bulmayan bir anlayışın devlet düzenine ve hukuk sistemine kalıcı biçimde hâkim olması beklenemez. Hukuk devleti ancak yurttaşın hukuku, hukukçulardan da iyi savunması, adaleti bir ihtiyaç ve ortak değer olarak görmesi ve bağımsız yargının önemini içselleştirmesiyle mümkün olur. Nedir bu içselleştirme? Hukukun üstünlüğü ve adalet yalnızca ihtiyaç duyulduğunda başvurulan ve ihtiyaç duyanın yüksek sesle ifade ettiği kavramlar olarak kalmamalıdır. Daha çocukluk çağından başlayarak, hatta aile hayatının ilk dönemlerinden itibaren birlikte yaşamanın temel şartının adalet olduğu, hukukun üstünlüğünün toplumların ve devletlerin varlığını sürdürebilmesinin vazgeçilmez bir güvencesi olduğu bilinci, hayatın her alanında her bireye kazandırılmalıdır. İnsanlara kısa vadeli çıkarları her şeyin önüne koyan anlayışın yalnızca başkalarına değil, zaman içerisinde bireyin kendisine, ailesine ve topluma zarar verdiğinin samimi biçimde anlatılması gerekmektedir. Ancak bu anlayış yerleştiğinde adalet ve hukuk devletinin yalnızca hukukçuların savunduğu ilkeler olmaktan çıkıp toplumun ortak hedefi hâline gelmesi mümkün olacaktır. Kanaatimizce bugün toplumun farklı alanlarında karşı karşıya olduğumuz derin yozlaşmanın temelinde adalet, hukuk ve ortak yaşam değerlerinin ve bu arada Cumhuriyetimizin ilke ve amaçlarının gerektiği ölçüde benimsenmemiş olması yatmaktadır. Mücadelemiz, ortaya çıkan sorunları tek tek ortadan kaldırmakla sınırlı kalmamalı. Bu sorunları sürekli üreten zeminin ortadan kaldırılmasına yönelmelidir. Sinekleri öldürmek yerine bataklığı kurutmayı hedeflemeliyiz. Hukukun üstünlüğü idealinin toplumun huzurunu, devletin düzenini ve gelecek kuşakların güvenliğini sağlayan en güçlü dayanaklarımızdan biri olduğu yeni nesillere doğru ve etkili biçimde anlatılmalıdır. Bu anlayış doğrultusunda Kastamonu Barosu olarak önümüzdeki adli yıl döneminde okullarımızda hukukun üstünlüğü bilincini güçlendirmeye dönük bir projeyi hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatacağımızı buradan ifade etmek istiyorum. Geleceğin hukuk kültürünü bugünün çocuk ve gençleriyle birlikte inşa etmek, baromuzun öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır” ifadelerini kullandı.
‘Yargıya Duyulan Güven Yeterince Güçlendirilmiyor’
Son dönemde hukuk, adalet ve yargı alanında gerçekleştirilen düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, “Geride bıraktığımız 2025-2026 adli yılında hukuk ve yargı alanında önemli sayıda düzenleme hayata geçirilmiştir. Mevzuatı itibarıyla 10. düzenleme tarihi itibarıyla 11. ve 12. yargı paketleriyle ceza ve infaz sisteminden icra hukukuna, infazla alternatif yöntemler geliştirilmiş, elektronik yargı uygulamaları artırılmış, bilişim ve örgütlü suçlarla mücadelede yeni araçlar oluşturulmuş, icra ve iflas süreçlerinin hızlandırılması için çeşitli araçlar ortaya konmuştur. Bu düzenlemelerin bazı yargılama ve infaz süreçlerinin hızlandırılması, özel ihtiyaçları bulunan hükümlüler bakımından alternatif infaz yöntemlerinin genişletilmesi ve özellikle bilişim suçlarıyla mücadelede günün şartlarına uygun mekanizmalar oluşturulması bakımından olumlu sonuçlar doğuracağı açıktır. Ancak yargı reformunun yalnızca yeni kanunlar çıkarmakla sınırlı kalmaması gerektiği de unutulmamalıdır. Sık aralıklarla yapılan ve birbirini takip eden kanun değişiklikleri hukuk güvenliği ve öngörülebilirlik bakımından sorun doğurabilmektedir. İnfaz alanındaki sık değişiklikler eşitlik tartışmalarını beraberinde getirirken yargının iş yükünü azaltmaya yönelik düzenlemelerin yanında savunmanın güçlendirilmesi, avukatların bilgi ve belgelere erişimlerinin kolaylaştırılması ve makul sürede yargılanma hakkının gerçekten güvence altına alınması büyük ölçüde önem taşımaktadır. Hiç kuşkusuz somut durumda yargı bağımsızlığı ve yargıya duyulan güven meselesi önemli başlıklardan biridir. Ne yazık ki uzun yıllardır adli yıl açılışlarında aynı sorunu dile getiriyor, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin tartışmaların toplumun yargıya duyduğu güveni yeterince güçlendirmediğini üzülerek gözlemliyoruz. Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı bakımından uluslararası ölçütlerde ülkemizin bulunduğu yer de bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Her adli yılın başında bu tabloyla yeniden yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Ancak bunun değişebileceğine dair umudumuz hâlen ayaktadır. İşte tam da bu noktada mesleğimizin her kuşağına önemli görevler düşmektedir. Özellikle genç avukat, hâkim ve savcılarımızın enerjisi ve dinamizmiyle tecrübeli meslektaşlarımızın birikim ve rehberliğinin buluşması, ihtiyaç duyduğumuz değişimin en güçlü dayanağı olacaktır. Hukukun üstünlüğünü ve adalet duygusunu merkez alan bir anlayışın yargı sistemimize daha güçlü biçimde yerleşmesi, andığım meslektaşlarımızın cesareti, emeği ve kararlılığıyla mümkün olabilecektir. Kendilerinden büyük beklentilerimiz olduğunu ifade etmek isterim. Çünkü biliyoruz ki umut en son ölümdür. Konuşmanın sonunda, çağdaş ve demokratik kurumlarımızın varlık sebebinin Cumhuriyetimizin temel değerleri olduğunu unutmadan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimizin kurucu kadrosunun ortaya koyduğu ilke ve değerlere kararlılıkla sahip çıktığımız, hukukun üstünlüğünü ve adaleti bu anlayışın ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz sürece yukarıda ifade ettiğimiz meselelerin tamamında çözüme ulaşacağımıza olan inancımızı vurgulamak istiyorum. Bu inançla Cumhuriyetimizin sonsuzluğa uzanan yolculuğunda yargı bağımsızlığını ve adalete olan güveni daha da güçlendireceğimiz bir adliye yılı olmasını temenni ediyorum. Her fırsatta ifade ettiğimiz üzere barolar, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünün, yargı bağımsızlığının ve insan haklarının güvencesi olmayı sürdürecektir. Bu sorumluluğun bilinciyle adalet ve hukuk mücadelesinden hiçbir koşulda geri adım atmayacağımızı bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum. Yeni adli yılın ülkemize, yargı camiamıza ve tüm meslektaşlarımıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.