Ata'nın Yaşattığı Gurur Unutulmadı

Kastamonu halkının İstiklal Savaşı'ndaki fedakârlıklarını anmak ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kastamonu ziyaretlerinin 101'inci yılı kapsamında gerçekleştirilen anma programı Arkeoloji Müzesi bahçesinde yapıldı.

Kastamonu halkının İstiklal Savaşı’ndaki fedakârlıklarını anmak ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kastamonu ziyaretlerinin 101’inci yılı kapsamında gerçekleştirilen anma programı Arkeoloji Müzesi bahçesinde yapıldı.

Vali Meftun Dallı’nın katılımlarıyla birlikte; İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından düzenlenen programda, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın anlam ve önemine vurgu yapıldı. Törene katılanlar, Büyük Zafer’in 104. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle andı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kastamonu’ya Gelişinin 101’inci yılı dolayısıyla düzenlenen anma programında, Atatürk’ün Kastamonu ziyareti, kent halkının Millî Mücadele dönemindeki fedakârlıkları ve Atatürk’ün Kastamonu’da yaptığı konuşmalardan bölümler aktarıldı.

Programda yapılan konuşmada, Atatürk’ün 1922 yılının Temmuz ayında Çankaya Köşkü’nde İsmail Habip’i kabul ettiği ve gerçekleştirilen görüşmede sohbetin Kastamonu üzerine yoğunlaştığı belirtildi. İsmail Habip’in ziyaretinin asıl amacının Gazi Mustafa Kemal’i Kastamonu’ya davet etmek olduğu ifade edildi. Atatürk’ün, Kastamonu halkının Millî Mücadele’nin başlangıcından itibaren gösterdiği fedakârlıkları yakından takip ettiği ve özellikle Sakarya Savaşı sırasında asker ve nakliyat alanında verilen desteğe büyük önem verdiği aktarıldı. 

‘Gözüm Dumlupınar’da, Sakarya’da, Kulağım İnebolu’da’

Kastamonu halkının İstiklal Savaşı’ndaki destansı fedakârlıklarını “Gözüm Dumlupınar’da, Sakarya’da, kulağım İnebolu’da” sözleriyle ölümsüzleştiren ve Kastamonu’ya büyük önem atfeden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kastamonuluların yoğun daveti üzerine 23 Ağustos 1925 günü tarihî ziyaretlerini gerçekleştirir.
Kastamonuluların yoğun daveti üzerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu’ya geldiği, 31 Ağustos 1925’e kadar devam eden ziyaretleri kapsamında İstiklal Yolu güzergâhındaki Küre, Seydiler, İnebolu ve Devrekani’nin yanı sıra Taşköprü ve Daday ilçelerini de ziyaret ettiği hatırlatıldı. Atatürk’ün Kastamonu ziyaretleri sırasında yaptığı konuşmalardan da bölümler aktarılan programda, Kastamonu halkının eğitim, medeniyet ve yenilik konusundaki yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerine yer verildi.

Ziyaretleri boyunca şahit olduklarını Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu sözlerle ifade etmiştir: “Efendiler, gördüklerimin en kıymetli kısmı, bu güzel mıntıkanın samimi halkının çok münevver, çok geniş ve yüksek bir zihniyet sahibi olmalarıdır. İtiraf etmeliyim ki bu seyahatimden evvelki malumatım, meşhuratımın hâsıl ettiği kanaatlerden çok başkaydı. Muhterem mebuslarınız Ali Rıza Bey, Mehmet Fuat Bey gibi kişiler olmasaydı, sizi mümkün olduğu kadar olduğunuzun aksine tanıtmak için çalışanlar kim bilir ne kadar ileri gitmeye muvaffak olacaklardı. Şüphe yok, bu havalinin muhterem halkı esasen medeni tekâmülün silsile-i tabiiyesi üzerinde ilerlemekteydi ve ilerlemektedir. Arkadaşlar, milletimizin sağlam bir şuura malik olduğuna, kahramanı olduğu büyük hadisattan sonra kimsenin şüphe etmeye hakkı kalmamıştır. Şuur daima ileri ve yeniliğe götürür. Ricat kabul etmez bir haslet olduğuna göre Türkiye Cumhuriyeti halkı ileriye ve yeniliğe büyük adımlarla yürümeye devam edecektir.”

Atatürk’ün, Türk milletinin sağlam bir şuura sahip olduğunu belirterek Türkiye Cumhuriyeti halkının ileriye ve yeniliğe büyük adımlarla yürümeye devam edeceğine ilişkin sözleri de programda katılımcılarla paylaşıldı. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İstiklal Savaşı’nı zaferle taçlandıran kahraman milletimizle birlikte yürümenin cumhuriyetimizi daha ileriye taşıyacağına inanmış ve bu inancını şu sözleriyle dile getirmiştir: “Efendiler, milletin davranışına aykırı düşüncelerle hareket edenlere iltifat etmedik. Bununla bilhassa bugün çok müsterihim. Bundaki sırrı, isabeti izah için derhal arz etmeliyim ki bizim ilham menbaımız doğrudan doğruya bütün Türk milletinin vicdanı olmuştur. Ve daima olacaktır. Bütün harareti, feyzi, kuvveti vicdan-ı millîden aldıkça, bu teşebbüslerimizde milletin hiss-i selimini rehber edindikçe, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da milleti doğru hedeflere ulaştıracağımıza imanımız kâfidir. Efendiler, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen asri ve bütün mana ve eşkaliyle bedeni bir heyet hâline irsal etmektir. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir. Huzurunuzda yüz yüze bulunarak bu büyük millete teşekkür ederken hissettiğim ve gördüğüm hususatı olduğu gibi söylemeyi tarih ve vicdan karşısında vazife bilirim.”

Kadınların toplumdaki konumuna ilişkin sözlerine de yer verilen Atatürk’ün, toplumun erkek ve kadın olmak üzere iki cinsten oluştuğunu belirterek kalkınma ve ilerleme adımlarının her iki cins tarafından birlikte atılması gerektiğine yönelik değerlendirmeleri aktarıldı. 

Kahraman milletimizin daha ileriye emin adımlarla yürümesini ve üzerinde yaşadığımız kutlu toprakların en güzel şekilde imar edilmesini arzulayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu arzusunu şu sözlerle dile getirmiştir: “Arkadaşlar, Türk milleti çok büyük vakalarla ispat etti ki müceddit ve inkılapçı bir millettir. Son senelerden önce de milletimiz teceddüt yolları üzerinde yürümeye teşebbüs etmiştir. Fakat hakiki semereler görülemedi. Bunun sebebini araştırdınız mı? Bence işin esasından, temelinden başlanmamış olmasıdır. Bu hususta açık söyleyeyim. Bir heyet-i içtimaiye, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki kitlenin bir parçasını terakki ettirelim, diğerini müsamaha edelim de kitlenin heyet-i umumiyesi mahzar-ı terakki olabilsin. Mümkün müdür ki bir camianın yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı semalara yükselebilsin? Şüphe yok, terakki adımları dediğim iki cins tarafından birlikte katî merahil edilmelidir. Böyle olursa inkılap müttehit muvaffakiyet olur. Memnuniyetle müşahede etmekteyiz ki bugünkü inkişafımız hakiki icaba takarrup etmektedir. Herhâlde daha cesur olmak lüzumu aşikârdır.”

Programda ayrıca Kastamonu halkı adına konuşan Cemal Koral’ın, Atatürk’ün ziyaretinden duyulan memnuniyeti ve Kastamonuluların Gazi’ye olan sevgisini dile getirdiği belirtildi.

Atatürk’ün Kastamonu’dan ayrılırken kendisini uğurlayan vatandaşlara yönelik sözleri de anma programında aktarıldı. Kastamonuluların Gazi’ye duymuş oldukları sevgi ve ondan ayrılmanın hüznünü duygu dolu, özlem dolu cümlelerle anlatan Cemal Koral’ın konuşmasından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kendisini yaşlı gözlerle uğurlamaya gelen Kastamonululara şu sözlerle veda etmiştir: “Arkadaşlar, çok yerde büyük tezahürata şahit oldum. İtiraf edeyim ki burada tezahüratın samimi şiddetini çok yüksek gördüm. Buna özellikle teşekkür ederim. Bu samimiyet kitlesi karşısında söylemek istediklerimi dile getirmek çok güçtür. Biliyorsunuz ki samimiyetin lisanı yoktur. Samimiyeti ifade etmek mümkün değildir. O gözlerden ve yüzlerden anlaşılabilir. İşte size yüzümü, gözlerimi çeviriyorum. Bakınız, görünüz. Oradan anlayacaksınız ki kalbim çok şiddetli bir muhabbetle çarpmaktadır. Hepinize derin bir muhabbetle veda ediyorum.”

Özel Haber

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05531914755
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!
WhatsApp İhbar Hattı
05531914755
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!