Ebedi Zaferin 104'üncü Yılı Kutlandı
30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl dönümü düzenlenen tören ve etkinliklerle kutlandı.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü düzenlenen tören ve etkinliklerle kutlandı.
Kutlama programı, Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma töreni ile başladı. Tören kapsamında Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Anıtı’na çelenkler sunuldu. Programın devamında Kastamonu Valiliği’nde tebriklerin kabulü gerçekleştirildi. Vali Meftun Dallı, Garnizon Komutanı ve Belediye Başkanı ile birlikte tebrikleri kabul etti.
Kutlamalar Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenle devam etti. Törende günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapılırken, öğrenciler tarafından şiirler okundu. Mehteran gösterisi, halk oyunları ve Kastamonu Jandarma Komando Eğitim Merkez Komutanlığı Gösteri Birliğinin gösterileri izleyenlerden ilgi gördü.
Kutlama töreninde günün anlam ve önemine dair konuşma yapan Personel Binbaşı Hamdi Erkin Yılmaz, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına temel teşkil eden, 30 Ağustos 1922’de kazandığımız büyük zaferin 104. yılını ulusça kutlamanın haklı gurur ve heyecanını yaşıyoruz. Asil Türk milleti, kahraman Türk ordusuyla birlikte varlığına ve vatanına kast edenlere karşı 104 yıl önce bugün, kahramanlık ve şeref dolu tarihinden aldığı kudretiyle yeniden dirilerek topyekûn bir varoluş mücadelesi sonucunda, eşine tarihte az rastlanır bir zafer kazanmıştır. Aziz yurduna ve bağımsızlığına kasteden işgal kuvvetleri karşısında Türk ordusunun ortaya koyduğu eşsiz bir eser olan bu zaferin her safhası tek tek düşünülmüş, hazırlanmış ve yönetilmiştir. İşgal güçleri, girdikleri her yerde adeta tarihi kinlerini kusarcasına dünyada eşine az rastlanır işkence, zulüm ve hakaretlerde bulunmuşlardır. İşte böylesine umutsuz görünen, üzerimizde kara bulutların dolaştığı bir ortamda Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları bağımsızlık meşalesini yakarak, ‘Ya istiklal ya ölüm’ parolasıyla aydınlığa giden yolu aralamışlardır. Bu bağımsızlık ve aydınlık mücadelesinin ilk hedefi, son neferine kadar düşmanı güzel ve kutsal vatanımızdan atmak olarak belirlenmiştir. Artık dünyanın en kahraman, en savaşçı milletine düşen görev, düşmana son darbeyi vurmak olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığı altında Türk kuvvetleri, düşmana beklemediği bir yerden taarruza geçerek düşmanı aldatmayı başarmıştır. Avrupalıların beş ayda geçilmez dediği Afyon mevzilerini üç günde geçerek 30 Ağustos’a gelindiğinde düşman kuvvetlerinin önemli bir bölümünü imha etmiştir. Bu büyük zafer ile düşmana son darbe de vurulmuştur. Ardından icra edilen takip harekâtıyla da 9 Eylül’de düşman İzmir’de denize dökülmüştür. Dünya tarihçileri Büyük Taarruz için şu ifadeyi kullanmışlardır: ‘Türkler, Mohaç Meydan Muharebesi’nden yüzyıllar sonra yine parlak bir meydan muharebesi kazandılar.’ Bu muharebelerde Türk ordusu, çok kısa bir sürede kendisinden üstün düşman kuvvetlerinin büyük bölümünü imha ve esir etmiştir. 30 Ağustos’un gerçek anlamını ve önemini, Büyük Taarruz’un ikinci yıl dönümünde Dumlupınar’ın Çal Tepesi’nde yapılan törende Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle görürüz: ‘Hiç şüphe edilmemelidir ki yeni Türk devletinin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır.’ Harpler yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Meydan muharebesi, milletlerin bütün varlığıyla, ilim ve fen alanlarındaki yükselmeleriyle, ahlaklarıyla, kültürleriyle, kısaca bütün maddi ve manevi kudretleriyle çarpıştığı bir imtihan meydanıdır. İşte kazanılan zaferi muhteşem kılan unsur, harbin kadın, çocuk, yaşlı demeden milletçe topyekûn bir savaş olarak icra edilmiş olmasıdır. Türk ulusu bu meydandan da ulu önderinin liderliğinde alnının akıyla çıkmayı başarmıştır. Türk tarihine altın harflerle yazılan bu zaferin günümüze kadar yansıyan çok önemli siyasi ve askerî sonuçları olmuştur. Bu zaferle Türk ordusunun son neferine kadar yok edilmedikçe Türk’ün istiklalinin elinden alınamayacağı, Türklerin yalnız askeriyle değil, milletiyle topyekûn savaştıkları bir kere daha ispatlanmıştır. 30 Ağustos Zaferi, Türk ordusuna Silahlı Kuvvetler Günü olarak armağan edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin huzur ve bekasını sağlamak, bölgemizde ve dünyada sürekli barışın tesisine katkıda bulunmak için tarihinden ve milletinden aldığı güçle; modern harp silah ve teçhizatıyla, güçlü ve dinamik personeliyle, ulaştığı yüksek eğitim seviyesiyle, azimli ve kararlı komuta kademesiyle dostlarının ve ülkemizin güvencesi, düşmanlarımızın korkulu rüyası olmaya devam etmektedir. Dünyanın sayılı askerî güçlerinden birisi olan Silahlı Kuvvetlerimiz, her zaman, her yerde ve her şartta verilecek görevleri ifaya hazırdır. Millî güvenlik, millî şuur ve tam bağımsızlık esasına dayanan Atatürk ilkeleri, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Türk Silahlı Kuvvetlerimize rehber olmaya devam edecektir. Bu kutsal ve tarihî gün vesilesiyle ulusça, başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimiz ile ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.
Kutlama programı, bando eşliğinde gerçekleştirilen tören geçişi ile sona erdi. Bayrak ve flamalar, gaziler, öğrenciler, okullar ve Jandarma Komando Eğitim Merkezi personelinin katıldığı geçişte 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusu yaşandı.