Bir Zamanlar Şifa Dağıtıyordu
Kastamonu'nun en eski tarihî eserleri arasında yer alan Yılanlı Külliyesi, yaklaşık 8 asırlık geçmişiyle kentin önemli kültürel mirasları arasında bulunuyor.
Kastamonu’nun en eski tarihî eserleri arasında yer alan Yılanlı Külliyesi, yaklaşık 8 asırlık geçmişiyle kentin önemli kültürel mirasları arasında bulunuyor.
Pervaneoğulları Beyliği döneminde, 1273 yılında inşa edilen Yılanlı Külliyesi’nin mülkiyeti Abdulfettah Camii ve Müştemilatı Vakfı’na ait. Günümüzde darüşşifa kapısı, cami, türbe ve şadırvanlardan oluşan külliyenin geçmişte çok daha geniş bir alana yayıldığı biliniyor.
1824 yılına ait şehir haritasında külliyenin geniş bir alanı kapladığı görülürken, külliyeye ait kütüphane, imaret ve darüşşifa bölümleri günümüze ulaşamadı. Farklı dönemlerde çeşitli onarımlardan geçirilen külliye, 1827 yılında büyük bir yangın geçirdi. Yılanlı Külliyesi, son olarak 2006 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi.
Darüşşifadan Günümüze Sadece Kapı Kaldı
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde uygulamalı tıp eğitiminin verildiği önemli müesseselerden biri olan Darüşşifa, 1273 yılında Pervaneoğulları Hükümdarı Ali oğlu Süleyman oğlu Ali tarafından yaptırıldı.
Darüşşifanın mimarının, Pervaneoğulları Beyliği’nin baş mimarı olan yüksek mühendis Küherbaş olduğu belirtiliyor. 1837 yılında çıkan yangında tamamen yanan darüşşifadan günümüze yalnızca Medhal olarak adlandırılan giriş kapısı ulaşabildi.
Yangının izleri ise bugün hâlâ tarihî kapı üzerinde görülebiliyor.
Türbede 25 Sanduka Bulunuyor
Yılanlı Külliyesi içerisinde yer alan türbede toplam 25 sanduka bulunuyor. Mihrabın hemen önünde ve cami tarafında yer alan, diğerlerinden daha büyük şekilde yapılmış bakır mahfaza içerisindeki sandukanın Abdulfettah-ı Velî Hazretleri’ne ait olduğu belirtiliyor.
Abdulfettah-ı Velî Hazretleri’nin, Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin torunu olduğu aktarılırken, diğer sandukaların ise ikisi hariç olmak üzere çocukları ve torunlarına ait olduğu ifade ediliyor.
Yangının Ardından Yeniden Yapıldı
Darüşşifa ile aynı tarihlerde inşa edildiği belirtilen Yılanlı Camii, 1837 yılındaki yangının ardından yeniden yaptırıldı.
Cami, 1953-54 yıllarında Hasip Yılanlıoğlu tarafından satın alındı. Sonraki yıllarda ise yeniden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi.
Şadırvanlar Bitki Motifleriyle Dikkat Çekiyor
Külliyenin diğer bölümleriyle aynı tarihlerde yapıldığı tahmin edilen iki şadırvan da günümüzde külliyenin önemli unsurları arasında yer alıyor.
Üzerlerindeki bitki motifi süslemeleriyle dikkat çeken şadırvanlar, Yılanlı Külliyesi’nin tarihî ve mimari dokusunu tamamlayan yapılar arasında bulunuyor.
Yaklaşık 8 asırlık geçmişiyle Yılanlı Külliyesi, Kastamonu’nun Selçuklu ve Beylikler döneminden günümüze ulaşan önemli tarihî miraslarından biri olma özelliğini sürdürüyor.
Yılanlı Adının Hikâyesi
Yılanlı Külliyesi’nin adının ortaya çıkışına ilişkin ise günümüze kadar ulaşan çeşitli rivayetler bulunuyor.
Külliyenin kapısında yer alan “Her şeye şifa arayın ancak ölüm müstesnadır.” yazısıyla bilindiği ve Döneminde Anadolu’daki 9 darüşşifadan biri olduğu belirtilen yapı, Kastamonu’nun en eski eserleri arasında gösteriliyor.
Rivayete göre, Muzaffettin Yavlak Arslan’ın ordusunda çok sayıda yaralı bulunması üzerine savaşın ardından bir şifahane aranıyor. Bunun üzerine Pervaneoğulları tarafından Kastamonu’ya bir şifacı ve bir mimar gönderilerek şifahane yapılması isteniyor.
Kastamonu’ya gelen şifacıya bataklık bir alan veriliyor. Rivayete göre şifacı, bölgede bulunan yılan ve böcekleri toplayarak dereye bırakıyor. Bu durumu gören halk, şifacının özel biri olduğunu düşünerek kendisine başka bir yer vermek istiyor. Ancak şifacı, kendisine gösterilen yerde şifahane yapacağını belirterek bölgede bulunan şifalı ot ve suları araştırıyor ve birçok hastalığa şifa olduğu anlatılan çalışmalar gerçekleştiriyor.
Yılanlı Külliyesi hakkında anlatılan bir diğer rivayete göre ise bölge, geçmişte Kastamonu’nun içerisinden geçen çayın kenarında bulunan metruk bir alan olarak biliniyor. Şeyh Abdülkadir Geylani’nin torunlarından, bazı kaynaklarda ise oğlu olarak geçen Abdülfettah-ı Veli’nin buraya geldiği ve Kastamonu halkının kendisinden hoşlanmaması nedeniyle bu metruk alanın kendisine verildiği anlatılıyor.
Yılanların yoğun olduğu bölgede yaşamaya başlayan Abdülfettah-ı Veli’nin, yılanları toplayarak bir bohçayla bugün İmam Hatip Lisesi’nin bulunduğu bölgede yer alan Kayıplar Deresi olarak bilinen yere götürdüğü ve burada yılanlara “Kaybolun” dediği rivayet ediliyor.
Rivayete göre yılanların kaybolmasının ardından dereye Kayıplar Deresi, şeyhin bulunduğu ve üzerine cami, darüşşifa ile türbenin yaptırıldığı külliyeye ise Yılanlı Camii adı veriliyor.
Asırlardır ayakta kalan Yılanlı Külliyesi, bünyesinde barındırdığı cami, darüşşifa, türbe ve diğer yapılarıyla Kastamonu’nun tarihi ve kültürel mirasının önemli parçalarından biri olmayı sürdürüyor.