Kastamonu Yılanlı Camii'nin Adı Nereden Geliyor?
Kastamonu'nun en dikkat çekici tarihi yapılarından biri olan Yılanlı Camii, adını yalnızca bir halk hikayesinden değil, geçmişte burada bulunan şifahane ve yapının üzerindeki yılan figüründen alan farklı anlatımlarla günümüze ulaştı.
Kastamonu’nun en dikkat çekici tarihî yapılarından biri olan Yılanlı Camii, adını yalnızca bir halk hikayesinden değil, geçmişte burada bulunan şifahane ve yapının üzerindeki yılan figüründen alan farklı anlatımlarla günümüze ulaştı. Ancak yapının neden “Yılanlı” olarak anıldığı konusunda kaynaklarda birden fazla görüş bulunuyor.
Kastamonu merkezde, Hepkebirler Mahallesi’ndeki Yılanlı Cami Sokak’ta bulunan yapı, aslında tek başına bir camiden çok daha büyük bir tarihî külliyenin günümüze ulaşan parçalarından biri. Yılanlı Külliyesi; cami, darüşşifa, türbe ve şadırvanlardan oluşan bir yapı topluluğu olarak biliniyor. Külliyenin geçmişi ise 13. yüzyıla kadar uzanıyor.
Yılanlı Camii Neden Bu İsimle Anılıyor?
Yapının ismiyle ilgili en dikkat çekici ayrıntılardan biri, eski darüşşifanın taç kapısında bulunan yılan figürü.
DergiPark’ta yayımlanan “Kastamonu Yılanlı Darüşşifa Taç Kapısının Korunma Sorunları ve Mevcut Durum Tespiti” başlıklı akademik çalışmada, taç kapının sağ destek duvarındaki mermer taş üzerinde yılan figürlerinin bulunduğu ve bu figürlerin külliyeye adını veren unsur olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Aynı çalışmada, geçmişte bu taşın kazınarak elde edilen tozunun suya karıştırılıp içilmesiyle hastalıklara şifa bulunacağına inanıldığı da aktarılıyor.
Türk Tıp Tarihi Kongresi bildirilerinde de benzer bir bilgi yer alıyor. Kastamonu’daki yapı, “Ali bin Süleyman Maristanı” adıyla 1272-1273 tarihli bir darüşşifa olarak ele alınıyor ve halk arasında, cephesindeki devşirme bir lahit parçası üzerindeki şeklin yılan olarak görülmesi nedeniyle “Yılanlı Darüşşifa” adıyla tanındığı ifade ediliyor.
Yani yapının adına ilişkin en somut açıklamalardan biri, şifahanenin cephesindeki yılan şeklindeki figürle bağlantılı.
Bir Başka İhtimal: 'Mar' Kelimesi
Yılanlı adının kökeni bununla da sınırlı değil. Kastamonu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde hazırlanan yüksek lisans tezinde, Yılanlı Külliyesi’nin adıyla ilgili farklı görüşler bir arada ele alınıyor. Çalışmada, şifahanenin “Bimâristan” veya “Mâristan” olarak anılması ve eski dilde “mâr” kelimesinin yılan anlamına gelmesi nedeniyle “Yılanlı” adının ortaya çıkmış olabileceği aktarılıyor.
Bu nedenle Yılanlı isminin, yapının sağlık işleviyle bağlantılı eski adlandırmalardan etkilenmiş olabileceği görüşü de bulunuyor.
Yılanların Bulunduğu Yer Olduğuna Dair Bir Rivayet De Var
Kastamonu’da Yılanlı Camii’nin adıyla ilgili anlatılan en bilinen hikâyelerden biri ise Abdülfettah-ı Veli’ye bağlanıyor. Rivayete göre Abdülfettah-ı Veli Kastamonu’ya geldiğinde kendisine yerleşmesi için bataklık ve yılanların bulunduğu bir bölge gösteriliyor. Burada yaşamaya başlayan Abdülfettah-ı Veli’nin yılanları topladığı ve onları başka bir bölgeye götürerek uzaklaştırdığı anlatılıyor. Bu olayın ardından bölgenin ve daha sonra burada kurulan külliyenin “Yılanlı” adıyla anıldığı aktarılıyor.
Kastamonu Belediyesi de külliyenin tarihçesinde bu rivayete yer veriyor. Belediyenin aktardığı anlatıma göre yılanların götürüldüğü yer daha sonra “Kayıplar Deresi” olarak anılırken, şeyhin bulunduğu ve cami, darüşşifa ile türbenin yer aldığı bölge Yılanlı olarak adlandırılıyor. Ancak bu anlatımın bir rivayet olduğu, tarihî bir belgeyle kesinleştirilmiş bilgi olmadığı göz önünde bulundurulmalı.
Kastamonu Üniversitesi’nde hazırlanan başka bir akademik çalışmada da aynı anlatı “halk ağzından günümüze ulaşan rivayet” olarak aktarılıyor. Çalışmada ayrıca Yılanlı adının “Geylanlı” kelimesinin zaman içerisinde değişime uğramasıyla ortaya çıktığı yönündeki görüşe de yer veriliyor.
Yılanlı Camii’nin Geçmişi De Adından Daha Eski
Yılanlı Camii’nin bugün görülen hali, yapının ilk dönemindeki görünümünden farklı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı, caminin Abdülfettah-ı Veli tarafından 1271 yılında yaptırıldığını ve 1827 ile 1837 yıllarında onarımlar geçirdiğini belirtiyor. Kastamonu Belediyesi ise yapının 1272 civarında inşa edildiğini ve 19. yüzyıldaki yangının ardından yeniden yapıldığını aktarıyor.
Külliyenin en önemli bölümlerinden biri olan darüşşifa ise 1272-1273 yıllarında Pervaneoğulları döneminde inşa edildi. Günümüzde bu yapının tamamı ayakta değil; tarihî darüşşifadan günümüze özellikle görkemli giriş bölümü, yani taç kapı ulaştı. Kültür Portalı da yapının darüşşifa bölümünü ayrı bir kültür varlığı olarak kayıt altına alıyor.
Darüşşifanın geçmişte yalnızca hastaların tedavi edildiği bir yer olmadığı, tıp eğitimiyle de bağlantılı olduğu çeşitli kaynaklarda belirtiliyor. Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yayınında da külliyenin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde “Darüşşifa” olarak kullanıldığı ve tıp eğitimiyle ilişkilendirildiği aktarılıyor.
Peki Yılanlı Camii’nin Adı Kesin Olarak Nereden Geliyor?
Bir tarafta darüşşifanın taç kapısındaki yılan figürü, diğer tarafta şifahanenin Mâristan/Bimâristan olarak anılması, ayrıca Abdülfettah-ı Veli’nin yılanları uzaklaştırdığına dair halk rivayeti ve “Geylanlı” kelimesinin zamanla Yılanlı’ya dönüşmüş olabileceği görüşü bulunuyor. Akademik çalışmalarda da bu açıklamalar birbirinden ayrılarak aktarılıyor.
Bu nedenle bugün için en temkinli ifadeyle, Yılanlı adının yapının tarihî şifahane kimliği ve yılan figürüyle güçlü bir bağlantısının bulunduğu; bunun yanında halk arasında farklı rivayetlerin de yüzyıllardır anlatıldığı söylenebilir.
Kastamonu’nun merkezindeki bu yapı, böylece yalnızca ibadet edilen tarihî bir cami değil, aynı zamanda Anadolu’nun Selçuklu döneminden kalan sağlık mirasının da önemli izlerini taşıyor. Yılanlı Camii’nin hemen yanında bugün hâlâ görülebilen darüşşifa taç kapısı ve Abdülfettah-ı Veli Türbesi, bu uzun geçmişin günümüze ulaşan en dikkat çekici parçaları arasında yer alıyor.