Kurşunlu Han Avukatlarından Cevap
Karadeniz Otelcilik ve Seyahat Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Vekilleri Av. Osman Can Başdemir ve Av. Berna Berfin Kaya Kurşunlu Han haberleriyle ilgili açıklamalarda bulundular.
Karadeniz Otelcilik ve Seyahat Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Vekilleri Av. Osman Can Başdemir ve Av. Berna Berfin Kaya; Kurşunlu Han haberleriyle ilgili açıklamalarda bulundular.
Karadeniz Otelcilik ve Seyahat Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Vekilleri Av. Osman Can Başdemir ve Av. Berna Berfin Kaya tarafından yapılan açıklamada; “2 Mart 2026 Pazartesi günü çeşitli haber ajansları ile medya kuruluşlarında yer alan haberlerde, Vakıflar Genel Müdürlüğünün Kastamonu ilinde bulunan Kurşunlu Han’a ilişkin kamuoyundaki haberler üzerine yazılı açıklama yaptığı belirtilmektedir. Açıklamada Kastamonu Valiliğine tahliye işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla resmî başvuruda bulunulmasının gerekçesi, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin süresinin sona erdiği ve müvekkil şirketin, Kurşunlu Han’ı anılan sözleşmeye aykırı şekilde kullandığı iddialarına dayandırılmaktadır. Bu iki iddia, hukuk alanında birbirinden farklı hüküm ve sonuçlar doğuracağı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Haberlerde yer alan iddialardan ilki, sözleşme süresinin bitmesidir. Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü de esasen sözleşme süresinin bittiğinden ve müvekkil şirketin fuzuli şagil olduğundan bahisle, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesi gereği Kurşunlu Han’ın tahliyesi için Valilikten talepte bulunmuştur. Oysa Bölge Müdürlüğü, henüz sözleşme süresi sona ermeden sözleşmeye aykırılık iddiasıyla sözleşmeyi feshetmiştir. Bu sebeple yerleşik Danıştay içtihadı da dikkate alınarak somut uyuşmazlıkta anılan Kanun hükmünün uygulama alanı bulması mümkün değildir. Kaldı ki 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 77. maddesinde düzenlenen ‘Vakıf kültür varlıklarının, restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemleri, ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tâbi değildir’ hükmü gereği, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen ve müvekkil şirketçe restorasyon karşılığı kiralanan Kurşunlu Han yönünden bahsi geçen tahliye hükmünün uygulanması söz konusu olamaz. Haberlerdeki ikinci iddia ise, Kurşunlu Han’da alkollü içki satışı yapıldığından bahisle müvekkil şirketin kira sözleşmesi hükümlerine aykırı davrandığıdır. Bir defa, yapılan ihale neticesinde taraflar arasında 1 Temmuz 2004 tarihinde Restore Et - İşlet - Devret Modeli’nin benimsendiği kira sözleşmesi imzalanmış ve Kurşunlu Han otel ve turistik tesis olarak işletilmek üzere müvekkil şirkete kiralanmıştır. Ardından sözleşme gereklerinin tam olarak yerine getirilmesinden dolayı Vakıflar Genel Müdürlüğü, müvekkil şirketle yeni bir sözleşme yapmayı uygun görmüş ve taraflar arasında 3 Haziran 2024 tarihinde kira sözleşmesi imzalanmış, müvekkil şirket de anılan tarihten bu yana turistik otel ve restoran hizmeti sunduğu taşınmazda kiracılık sıfatını devam ettirmiştir. Turizm işletme belgesi ve açık alkollü içki satış belgesi bulunan Kurşunlu Han Otel işletmesi kapsamında müvekkil şirket, Kurşunlu Han’ı sözleşmeye uygun şekilde restore etmiş, işletmiş, yerli ve yabancı turistlerin istifadesine sunmuş ve yüksek meblağlı yatırımlar yapmıştır. Kaldı ki sözleşmeye aykırılık iddiasının inceleneceği merciler, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığı çözmekle görevli adli yargı mercileridir. Kamuoyunda yer alan haberler Kurşunlu Han Otel’e sahip çıkılmasına ilişkin olmasına karşın, Vakıflar Genel
Müdürlüğünce yapıldığı belirtilen açıklama Kurşunlu Han’ın kapatılmayacağına ilişkindir. Kurşunlu Han kapatılmayacak ise de, Kurşunlu Han’ın yüzyıllara dayanan mirasını koruyan, yaşatan ve tanıtan işletme açıkça hukuka aykırı şekilde Valilik vasıtasıyla zorla tahliye edilmek istenmektedir. Oysa iddiaların incelenmesi gereken merci, adli yargı; bu davanın da davacısı Vakıflar Genel Müdürlüğü, davalısı ise müvekkil şirket olmalıdır. İddialar sübut bulursa tahliye gerçekleşir, fakat bu aşamada iddialar sübut bulmuş gibi açıklama yapılması hukuka uygun düşmemiştir. Konuyla ilgili adli yargıda, kiracılık sıfatının tespiti davası; idari yargıda ise, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun geçici 15. maddesi kapsamında kira sözleşmesi yapılması talebinin reddine ilişkin işlemin iptali davası ile Kastamonu Valiliğinin tahliye işleminin iptali davası derdesttir. Adalete etkili olmamak amacıyla derdest davalarla ilgili açıklama yapılmayacak olup, gerekli iddia ve savunmalar mahkemelere bildirilmiştir. Haber içeriğinde yer alan açıklamalar ve ‘İşletmeci firmanın avukatları aracılığıyla yürütülen yazışmalara rağmen taşınmazın süresi içinde teslim edilmediği’ şeklindeki iddia karşısında müvekkil şirket adına tarafımızca kamuoyu açıklaması yapılması zorunlu hâle gelmiştir” ifadelerine yer verildi.