• Haberler
  • Siyaset
  • Yavuz Ağıralioğlu Kastamonu'da Vatandaşlarla Buluştu

Yavuz Ağıralioğlu Kastamonu'da Vatandaşlarla Buluştu

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Kastamonu'da gerçekleştirilen Halk Buluşması programına katıldı.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Kastamonu’da gerçekleştirilen Halk Buluşması programına katıldı. Vatandaşlarla bir araya gelen Ağıralioğlu, program kapsamında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yoğun katılımın olduğu programda vatandaşlara hitap eden Ağıralioğlu, ülke gündemine dair çeşitli konularda açıklamalar yaptı. Program sonunda vatandaşlarla sohbet eden Ağıralioğlu, esnaf ziyaretiyle Kastamonu turunu sürdürdü.

Kastamonu'da düzenlenen Halk Buluşması programında gündeme dair açıklamalarda bulunan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Kastamonu Teşkilatımızın mimarlarlığında başladığımız memleket yolculuğunun milli mücadele için istiklal yolunda Anadolu'daki varlığımızın ilk başladığı günlerden itibaren buradaki varlık ve irademizin daha başladığı günlerden bu zamanlarına memleket millet mesuliyeti taşıyan her kalbin attığı, her iradenin mutlaka sırtını yasladığı bir şehre geldim, Kastamonu'ya. Memleket, mücadelesi vermeye karar verdiğiniz zaman, istiklal yoluna gözü düşmüş, istiklal yolundan gelen haberleri o arkamda gördüğünüz kalp haklı fotoğrafıyla gözü sakar ya da kulağı Kastamonu'da. Buradan gelecek haberlerde bir planın 100.’ü yılı yüz ikinci yılı yüz üçüncü yılı bir asır geçti. Yeniden memleket, yeniden millet demenin, yeniden mücadeleye koyulabilmenin, yeniden bir daha başlayabilmenin azmini taşıyan kadroların da sırtını, kalbini yaslayacağı yerdir Kastamonu. Halk buluşması diyorlar, aslında biz milletimizle buluşmaya gelmiş oluyoruz. Aslında milletimizi neyle buluşturacağımızı söylemeye gelmiş oluyoruz. Biz aslında halkla buluşmaya değil milletimizi neyle buluşturacağımızı ifade etmek için gece gündüz dolaşıyoruz. Eski zatımız yakından uzaktan organizasyonumuza katılanlarımız her hayırın içinde memleket için daha güçlü yarınları daha zengin bir geleceği inşa edinmek için koşturduğumuz bu gayretler içerisinde bugün bizi burada ağırlıyorlar. Varlıkları varlığımız, duaları kuvvetimiz olan analarımız, vatanımızı ayağa kaldırmak istiyoruz. Biz anamızı vatan, vatanımızı da ana sayarız. O yüzden bu mücadelede sizin varlığınızı kendi kuvvetimiz bilir, sizin varlığınıza kendi varlığımız gibi bakarız" dedi.

'İstanbul'un En Kalabalık Nüfusu Kastamonuludur'

Ağıralioğlu, "İstanbul'un en kalabalık nüfusu Kastamonuludur. İstanbul'da siyasette temsil edilemediği için değerli vardır Kastamonu'nun. Kastamonu'nda da yeteri kadar hizmet göremediği için, Kastamonu'da temsil edilemeyen İstanbul'daki Kastamonullular burada hizmet göremeyenlerle bulaşıp burada temelliye karar verdiler. Biz bir iyilik mücadelesi veriyoruz. Bu siyasetten yorulmuş milletimize yeni bir siyasi kavga kulları inşa etmiyoruz. Bu particilikten canı çıkmış memleketin. Parti etrafında memleketi ayağa kaldıralım diye hemşehri vermiş fedakarlık adına ama yine hissesine bu fakirlik düşmüş milletin yine sinesinde bir parti yeşersin diye uğraşıyoruz. Bu milletin evlatları vardır. Bu milletin cesur evlatları memleketi ayağa kaldırmak için inandıklarını sonuna kadar inanıp bedel diye ödemeye razı olduklarını sonuna kadar ödeyip Türk milletini ayağa kaldırmaya çalıştılar. Sağcılar da öyleydi. Solcular da öyleydi. Her parti memlekete ayağa kaldırmak içindi aslında. Ödedikleri bedellerde nice bedellerle çıktıkları zindanlardan yeniden başlama azmi düştü. Sağdan da, soldan da, dindardan da, muhafazakardan da, milliyetçiden de, sosyal demokrattan da her kesimde insanın daha iyisi mümkündür diye yaptığı planlarla  partileşip memleket için daha iyisi mümkündür, mümkün olsun diye koştuğu ama nihayetinde 2026 karnesinin elimize verdiği bir gerçeklik var. Biz şimdi sözü iradeyi hangi merkeze koyacağız? Anahtar Parti bu muhasebenin partisidir. Şaban-ı Veli'nin huzurunda konuştunuz mu, biraz böyle kalbinize istiklal yolunda konuştunuz mu? Biraz böyle iradenize, milletinize ayırmadan memleketin zor zamanında konuştunuz mu? Memleketin zorluklarında 86 milyonu aile bilme mesuliyetinden ayrılmadan konuşmak zorundasınız. Biz evvela şu sorunun cevabıyız. Bu Türkiye'de 2026 yılında yaşadığımız her şeyi kendi kaderimiz görüp çekileceğiz mi, yoksa bunun muhasebesini yapıp daha iyisi mümkündür iddiasıyla yeniden yola düşeceğiz mi diye sorduk. Daha iyisi mümkündür. Bundan daha fazla zengin olmak, bundan daha güçlü olmak, bundan daha fazla huzurlu ve mutlu olabilmek, bundan daha bereketli günler görebilmek, bundan daha özgür bir ülkede yaşayabilmek, bundan daha kudretli bir devletin sahibi olabilme imkanıyla buluşabilmek için gece gündüz koşturabilmek bizim hissemize yeniden başlıyoruz demeyi düşündü. Yeniden başlıyoruz. Ama biz bu sefer partiye değil. Biz bu sefer millete; biz bu sefer rozeti değil, biz bu sefer ay yıldızla, al bayrağı. Biz bu sefer kaç oya değil, biz bu sefer 86 milyona koşuyoruz. Sandık kuracağız. Sandıkta sandıkları patlatacağız. Rakipleri çatlatacağız falan diye konuşan siyasetin, milleti nefessiz bıraktığı zamanlardayız. 24 yıllık kudretli bir iktidarın elinden memleketi alma hazırlığındayız.  24 yıldır hissesine güvenilmiş, dualarla kendilerine memleket verilmiş, kendilerine verilen memleketi bugün kendilerine verildiği sorunlarla almak zorundayız. Bizi bu mecburiyetle bırakan, bizi bu mecburiyetle karşı karşıya bırakan maharetsizlikle sandıkta hesaplaşmak zorundayız. İlkeyle çıkıyoruz, hak bilerek çıkıyoruz. Ölçüyle yürüyoruz. Terbiyeyle siyaset konuşuyoruz. Siyasi rekabetin parti kavgasına dönüştürmeden memleket kuvvetine çevirmek istiyoruz. Kem söz etmiyoruz. Milletimizin asaletine milletimizin terbiyesine yakışır bir siyasi koordinatta duruyor. Devletimizi, milletimizi güçlü yarımlara taşıyabilmek için günümüze gün, gecemize gece ekliyoruz. Biz terbiyeli siyasetçileriz. Biz hamiyetli memleket evlatlarıyız. Biz memleketin evlatlarıyız. Biz memlekette partimiz ne olacak diyenler değil. Devletimiz, milletimiz ne  olacak diye yeniden başlayanlarız. Herkes susarken konuşan herkes susarken konuşan, herkes korkarken cesaretle ayağa kalkanlarız" ifadelerini kullandı.

‘Seçim Kolluyoruz, Sandık Kolluyoruz’

Ağıralioğlu, "Milletin hissesine bu kadar kudretli bir iktidarın karşısında sessizlik düşmüşken, milletin dertleri adına haykırabilenleriz biz. Kavga etmeden eleştirebilen çözümü içinde barındıran bir iradeyle yürüyebilen memleket siyasette kavgayla değil sevgiyle, parmak sallayarak değil, kucaklaşarak memleket, ölerek değil birleşerek ayağa kalkabilsin diye iktidarla rekabet hattını bayrak yarışına dönüştürenleriz biz. Yapamadıklarınızı niçin yapamadığınızı biliyor, onları yapabilmeye imkan kolluyoruz. Seçim kolluyoruz, sandık kolluyoruz. Milletin iradesiyle iktidar olmaya hazırlanıyoruz. Biz şimdi 24 yıldır ufkumuzda bir adam tutuyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkanı. Belediyeleri vermişler ona. Millet 2002'deki  galibiyetine gelmezden evvel İstanbul Belediyesi'ni vermiş ona. Bizim milletimizin adetidir. Devleti vereceklerinin bazılarını bazı yerlerde sınamak ister, görmek ister. Belediyeyi vermişler. Belediyede bakmak istemişler. Ne yapıyorlar bunlar? Dedikleri gibi yapabiliyorlar mı? Eğer söylediklerini yapabilirlerse belediye verdiklerine sonra devlet imkanı da verebiliyor milletimiz. Hayır, belediyeyi verdiğinde bir de 22,5'la, 23 değildi. O zaman bir sürü şüphenin, bir sürü tereddütün arasında milli görüşün de devletin işleyemez demokrasinin elinde bir takım giyotinlerle bu iradeyi kestiği zamanlarda İstanbul'u milli görüşün alabilmesinin çok mümkün olmadığı zamanlarda hisselerine belediye düştüğü Tayyip Bey milli görüştür. O zaman rüşvet alan da veren de melundur. O zaman ayıran bizden de iyidir. O zaman memleketi benden, senden diye bölen bizden değildir. O zaman kibirli siyaset bizim tercihimiz değildir. O zaman tasarruf kıymetlidir. O zaman hesap vermek şeffaf yönetim kıymetlidir. O zaman bir takım şeyler söylediler. Millet onları gördü. O zaman ortaya konan siyasi performansı millet sinesinde böyle yapabilmeyi kıymetlendirecek şekilde kredilendirdi. 2002'de kendilerine sunulan iktidar imkanının arkasında bu vardı. Buna bir de siyasi hikaye eklendi. Siyasi partilerin liderlerinin siyasi hayatlarındaki duruşları zamanın ruhuyla birleşip kuvvete döner. Tayyip Bey kapatılan bir siyasi partinin geleneği içerisinde devamlı kapatılan bir siyasi parti geleneği içerisinde demokrasinin işlememişliğinden hissesine dert düşmüş bir hareketin mensubu. Demokrasi işlemez, insan hakları, hukuk ihlalleri efendim olağanüstü bir hal şartları memlekette yaşayanların huzurunu kaçırır, evlatlar okuyamaz, okuyamaz hale gelir o zamanın evlatları. Inancından dolayı insanlar itilir, kakılır o zamanın insanları bunlar. Ona şöyle denmiş olur. Sen fakirlik çektin, yönettiğin ülkede kimse fakir kalmaz. Sana memleketi verelim, sen fakirlik çektin, seni yönettiğin ülkede hiç kimse fakir kalmaz. Senin evlatların ya da mensup olduğun ekol itildi, kakıldığı inancından dolayı sana ülkeyi verelim, seni yönettiğin ülkede kimse itilip kakılmaz. Senin çocuklarına parmak sallanmışsa seni yönettiğin memlekette kimsenin çocuğuna parmak sallanmaz. Sana memleketi verelim. Senin eşin, senin çocukların, senin inancın örselenmişse sen hiç kimsenin eşinin inancını çocuklarını örselene sana memleket verelim. Sen israftan muzdaripsen sana tasarruf etme imkanı verelim. Sen yolsuzluğa kızıyorsan sana adaletle memleket yönetme imkanı verelim. Ülkeyi ayağa kaldırmana fırsat verelim. Sen yoksulluğa kızıyorsan, yasaklara kızıyorsan sana özgürlük için fırsat verelim. Seni seçelim biz. Sen yaşadıklarının başımıza gelmeyeceği bize bir ülke kur. Bizi böyle bir memlekette yaşat. Adaletle ülkeyi ayağa kaldır. Millet iradesiyle Tayyip Bey'in 2002'deki muhasebesi aslında doğru kelimelerle buluştu. 2002'de millet denenmişten bıkmış. Daha önce defalarca denediklerinden vazgeçmiş yeni bir yola imkan açmıştı. Tayyip Bey doğru parolayı söyledi. Adaletle ülkeyi ayağa kaldıracağımı sözü verdi. Bir ülke ancak adaletle kalkınabilir diye. Milleti onu fakir sofralarında diz kırmış, o fakirlikten muzdarip olan bir siyasetçi olarak gördü. Makam saltanatına son verecek. Şatafatay lükse harcanan her parayı fakirlere ihanet sebebilecek bir ciddiyetin içerisinde gördü. Gel tasarruf et. Gel ülkeyi adaletle ayağa kaldır. Gel yolsuzluğun, yoksulluğun ve yasakların olmadığı bir memleketi kur. Gel çocuklarımızın hayaline kavuş. Gel sokaklarımızı güvenli hale getir. Gel çetelerin, mafyaların elinden memleketi kurtar. Gel adaleti hızlandır. Gel eğitimi baş tacı yap. Gel bilenlerin baş tacı edildiği bir ülke kur bize. Gel. Gel annelerin duası ol. Gel çocuklarımızın rüyası ol. Gel ihtiyarların emekli olunca yaşamalarına yetecek haysiyetol. Gel üretenin alın terinin hakkı ol. Gel esnafa siftah ol. Gel. Gel seni milletin ufkuna taşıyalım. Böyle davet edildi. Seni milletin ufkuna taşıyalım. Gel liyakatle buluşsun devlet. Gel partizanlığın elinden kurtulsun millet. Gel memleketin ufkuna kurul. Seninle yönetilince senden benden bitsin. Türk milleti diyebilsin diye koca bir milleti yine senin vaat ettiklerinle buluşabilsin diye gel sana iktidar verelim dendi" dedi.

‘Ne Dersem O Da Diyor’

Ağıralioğlu, "24 yıldır bu millet, her seçimde istediğinin daha fazlasını ona vererek Kastamonu da bu dediklerime dahil bu söylediklerimizi ekleyeceğimiz nice beklentiyle Tayyip Bey'den çözüm bekledi. Şimdi görüyor musunuz? Şimdi Anahtar Parti'nin genel başkanıyım ben. Arkadaşlarım var genel başkan yardımcıları, kurucularımız var. Biz ne diyorsak Sayın Cumhurbaşkanı da onları söylüyor. 24 yıldır iktidarda biraz önce söylediklerimin hepsini Tayyip Bey'e davet olarak 2002'de milletin söylediği her şeyi ben şimdi milletime vaat ediyorum partideki arkadaşlarımla beraber. Bu 24 yıl sen bunları yapmak için davetliyken bugün bizimle aynı safta aynı hizada aynı tonlamada Sayın Cumhurbaşkanı bizim düzeltmeye söz verdiklerimize söz veriyor. Peki bunların hesabını kime vermeyi düşünüyorsunuz? Ben enflasyon diyorum Tayyip Bey de diyor. Ben faiz diyorum o da diyor. Ben gençlerimiz işsiz diyorum o da diyor.
Ben tarımla, hayvancılıkla uğraşanların canı çıktı diyorum o da diyor. Ben emekli geçinemiyor diyorum o da diyor. Ne dersem o da diyor. Ne vaat edersem o da vaat etmeye başlar. Aile diyorum, aile diyor, madde bağımlılığının pençesinde evlatlarımız yitip gidiyor diyorum, evlatlarımızı kurtaracağım diyorum. Bahis diyorum, kumat tezgahlarında yitip gidiyor hayallerimiz diyorum o da diyor. Sınır diyorum, güvenlik diyorum, ne diyorsam onu diyor. Anlıyorum ki o da AK Parti'yi beğenmiyor. Tayyip Bey de AK Parti'yi beğenmiyor. Buradan belli oluyor ki Sayın Cumhurbaşkanı da AK Parti'yi beğenmiyor. Bazen böyle latife yapıyorum. Bazıları ciddiye alıyorum ama latifesi şöyle. Konuşmalarından anlıyorum ki siz de beğenmiyorsunuz AK Parti'yi. Anahtar Parti'ye gelin, bu AK Parti'de kurtulalım diyoruz. Benim lafım sözüm boldur. Kalbimde ne varsa dilimde o vardır. Ama ben Tayyip Bey'le böyle güzel sözler söylemek, güzel konuşma yapmak yarışmasına girmem. Bunu ona bırakmamız lazım. Yani siyaset tarihimizde Sayın Cumhurbaşkanı siyaset tarihine şöyle bir payede kendisine kalarak girebilsin. Güzel konuşurdu rahmetli falan. Denilebilsin. Güzel konuşur. Allah rahmet eylesin, güzel konuşur. Şimdi bu Yani siyaseten Allah ömrüne vefa etsin. Siyaset havuzamızda filanca işte Osman Bölükbaşı'yı anarlar, iyi konuşurdu. İhsan Sabri Çağlayan'ı anarlar derler ki efendim şöyle devlet adamıydı, böyle hikmetli sözlere, herkese bir şey derler. Sayın Cumhurbaşkanı'na ömrüne Allah vefa etsin, sağlık sıhhat dilerim. Ama hissesine güzel konuşmak gibi falan bir şey paye varsa bir paye ona düşsün, biz onu örseler diyelim. Bizim hissemize de güzel yapmak düşsün. Güzel konuşmak, ona güzel yapmak bize düşsün. Anahtar parti güzel konuşanların değil, güzel yapanların partisi olsun. Çünkü konuşmak da hani İslam'ın mucizesidir kelam biliyorsunuz. Çünkü Allah kullarına böyle de meydan okumuştur. İslam'ın mucizesidir kelam derler. Peygamber efendimizin mucizesidir kelam derler. Kelam kıymetlidir. Ama Türk milleti için kelamdan çok daha fazlası gereklidir. Çünkü konuşarak artık cebin dolmadığı, konuşarak adaletin hızlanmadığı, konuşarak siftah yapamadığımız, konuşarak aileyi koruyamadığımız, konuşarak hikmetli sözler söyleyerek toplumu ayağa kaldıramadığımız, konuşarak çocuklarımızın hayallerine kavuşamadığımız, konuşarak sokakları güvenli hale getiremediğimiz, güzel konuşmalar yaparak Türk milletini zengin yapamadığımızın ortaya çıktığı zamanlardır. Güzel konuştunuz Allah var. Ama güzel yapamadınız. Siz güzel konuştunuz. Güzel konuşmalar yaptınız ama bizim hissemize güzel bir şey düşmedi. 2026 yılında Türk milletin hissesine bu kadar veciz nutuktan fakirlik düştü. Enflasyon düştü. 20 bin lira emekli aile düştü. Evlat evlendiremez anaların kırgınlığı düştü. Sofra kuramaz anaların bedduası kahrı düştü. Evladına harçlık veremez babaların mahcubiyeti düştü. Siz güzel güzel konuştunuz. İş adamlarının hissesine konkordoto sıraları düştü. Siz güzel konuştunuz. Sokakların ortasında yitip giden evlatlarımızın arkasından anaların feryatları düştü bizim hissemize" şeklinde konuştu.

‘Cama Bakıp Konuştuğunuz İçin Milletinizi Göremediniz’

Ağıralioğlu, "Siz çok güzel konuştunuz. Nutuklar attınız. Okulun ne kadar önemli? Eğitimin ne kadar güvenliği? Çocuklarımızın ne kadar özgür olduğundan bahsettiniz? Bizim hissemize çocuklarımıza 23 Nisan bayramında taziye vermek düştü. Siz güzel güzel konuşmalar yaptınız. Bizim evlatlarımız vuruldu. Siz güzel güzel konuşma yaptınız. Yaptınız konuşmaların sorumluluğunu taşıyamadınız. Ucu terörle müzakereye gitmiş işlerinizi kapatmak için Aslanlar gibi evlatlarımız öldü hendeklerde. Güzel güzel konuştunuz. Vatan dediniz, bayrak dediniz, din dediniz, iman dediniz. Kalkınma dediniz, adalet dediniz, dediniz de dediniz. Siz kalkınma dediniz, bizim hissemize fakirlik düştü. Siz adalet dediniz, bizim hissemize geciken, bir türlü gerçekleşmeyen ve sizin elinizde oyuncağa dönen, siyasallaşan adalet düştü. Siz tasarruf dediniz, israfınızın altında bizim hissemize bütçe açığı düştü. Siz üretim dediniz, sizin hissenizden rahat, milletin hissesine bu kadar yüksek faizle üretmek yolunda kalmak düştü. Siz sadece güzel şeyler söylediniz. Söylediniz, Sonra sözleri tükettiniz. Sözlerinizi tükettiniz. Eskiden kalbinizle konuşuyordunuz. Yolun başında vardı kalbiniz. Sonra kalbiniz size güzel sözler söyletemeyecek hale geldi. Çünkü sözünüzü kirlettiniz. Sonra sizin güzel sözler söyleyemeyen kalbinize prompter cihazı yetiştirdiniz. Prompter cihazı koydunuz. Önünüze bir cam koydular. Uzunca senelerdir milletinize bir camdan seslendiniz. Cama bakıp konuştuğunuz için milletinizi göremediniz. Cama yazdıklarına bakınca orada yazılanları okuyunca milletinizi zengin zannettiniz. Milletinizi huzurlu zannettiniz. Milletinizin her sorunu çözdüğünüzü yazdılar oraya. Siz muhasebe etmeden o kadar lafı sözü prompter cihazına bakarak söyleyebildiniz. Sonra Anahtar Parti geldi karşınıza. Size hiç kimsenin itiraz edemediği, size itiraz etmenin bir takım bedellerinin olduğunu düşünüldüğü zamanlarda karşınıza memleketinde milletinden başka hiç kimsenin önüne eğilmez. Milletinden başka hiç kimseye hesap vermez. Allah'tan gayrı hiç kimseye korkmaz eyvallah etmez. Size dendi ki milletinizle aranızdaki camı kaldırın. Anahtar Parti sizin konuştuğunuz camdan değil, unuttuğunuz candan konuşuyor dedi. Biz candan konuşanlarız.  Camdan konuştuğunuz için görmediğiniz milletin canına kastettiğiniz milletin canından bezdirdiğiniz milletin canı darlanmış evlatları hayal kuramadığı için canını sürümek zorunda bıraktığınız milletin canı olmuş bir kadro olarak konuşuyoruz karşınızdayız. Artık adalet istiyoruz diye bağıran artık çocuklarımıza iş istiyoruz diye bağıran artık soframıza bereket istiyoruz diye bağıran artık ticarette kural istiyoruz diye bağıran artık olağanüstü halle değil artık kanun hükmüde kararnameyle değil kanunla nizamla yönetilmek istiyoruz diyen çığlığa artık liyakat istiyoruz artık sadakat ödüllendirilmesinden bıktık artık particilikten bıktık diyen milletin artık sizin partili partisiz ayrımınızdan bizi münasebetli münasebetsiz tartmanızdan sadakat testine tabi tutmanızdan bıktık derken milletin hizasına kalp ve gönül hizasına göz hizasına anahtar parti geldi. Biz geldik. Biz şimdi parti kavgasına gelmedik. Sizin söyleyip de yemediğiniz söz deyip de tersini söyleyip söylemeye heves etmediğiniz, dost olup düşman olmadığınız, düşman olup dost olmadığınız, bir gün yanınızda bir gün karşınızda olsa umursamadığınız bu siyasi ilkesizlik hakkına anahtar parti geldi, ilke geldi, ölçü geldi, nezaket geldi, terbiye geldi, ciddiyet geldi. Dün öyle derim, bugün böyle derim şımarıklığınıza her zaman milletimin hakkında her zaman doğru söylerim diyen bir irade geldi, anahtar parti geldi. Ittifaklar kurdunuz, ittifaklarla memleketi yine kendi yönetiminizde tuttunuz. Her zaman kendinize yol arkadaşı olarak bir farklı partner bulabildiniz. Ona imkan buldunuz. Ama bu arada fark etmediniz. Kazanmak için her yolu mübah gören siyasetiniz siyasetçi olan güveni kaybettirdi. Sövdüklerinizle dost oldunuz, dost olduklarınıza sövdünüz. Devletin gücünü kendi gücünüz zannettiniz, kendinizi devlet zannettiniz. Sizden olanları koruyup, rakiplerinizi cezalandırmaya siyaset dediniz. Belediye başkanlarının başka partilere, milletvekillerinin başka partilere geçenlerine ilkesiz dediniz. Sizin partinize geçenlere milletin huzurunda hiç mahcubiyet duymadan yaptıklarına bakmadan rozet takabildiniz. Siz yapınca bir hikmeti var, rakipleriniz yapınca onlara ilke hatırlatabildiniz. Kendinizden olan belediyeleri dinlendirdiniz. Yolsuzluk ithamlarını siz yapmış olmanıza rağmen rakiplerinizi yolsuzluk ithamlarıyla cezalandırmayı cezalandırma mekanizmasını da adaleti siyasetin gölgesinde töhmet altında bırakacak şekilde çalıştırmaktan utanmadınız. Şimdi Anahtar Parti var" ifadelerini kullandı.

‘Kendinizi Devlet Zannettiniz’

Ağıralioğlu, "İttifaklar kurdunuz. İttifaklarla memleketi yine kendi yönetiminizde tuttunuz. Her zaman kendinize yol arkadaşı olarak bir farklı partner bulabildiniz. Ona imkan buldunuz. Ama bu arada fark etmediniz. Kazanmak için her yolu mübah gören siyasetiniz siyasetçi olan güveni kaybettirdi. Sövdüklerinizle dost oldunuz. Dost olduklarınıza sövdünüz. Devletin gücünü kendi gücünüz zannettiniz. Kendinizi devlet zannettiniz. Sizden olanları koruyu rakiplerinizi cezalandırmaya siyaset dediniz. Belediye başkanlarının başka partilere, milletvekillerinin başka partilere geçenlerine ilkesiz dediniz. Sizin partinize geçenlere milletin huzurunda hiç mahcubiyet duymadan, yaptıklarına bakmadan rozet takabildiniz. Siz yapınca bir hikmeti var. Rakipleriniz yapınca onlara ilke hatırlatabildiniz. Kendinizden olan belediyeleri dinlendirdiniz. Yolsuzluk ithamlarını siz yapmış olmanıza rağmen rakiplerinizi yolsuzluk ithamlarıyla cezalandırmayı, cezalandırma mekanizmasını da adaleti siyasetin gölgesinde, töhmet altında bırakacak şekilde çalıştırmaktan utanmadınız. Şimdi Anahtar Parti var. Anahtar Parti memleketi normalleşmeye, memleketi fabrika ayarlarına, memleketi bu olağanüstü hal şartlarından çıkarmaya, memleketi bu partili, partisiz ayrımından kurtarmaya, memleketi bu israf, yolsuzluk, yoksulluk batağından kurtarmaya, memleketi yeniden bilenlerin baş tacı edildiği, yürütmenin her yaptığının hesabını verebildiği, yasamanın milleti temsil edebildiği, adaletin de herkesin sığınacağı liman olabildiği bir iklimle buluşturmak için var. Anahtar parti sizin adeta babanızın tarlasına çevirdiğiniz memleketi milletin devletine dönüştürme iradesi için var. O yüzden Kastamonu'dan da sözümüzün, Kastamonu'dan da irademizin milletin ufkuna düşmesini istiyoruz. Kastamonu'da hangi hassasiyetle bulunduğumuz, hangi hassasiyeti taşıdığımız, İstiklal Yolu derseniz öyle, Şaban-ı Veli derseniz öyle, bu toprakların milliyetçi mukaddesatçı duruşudur derseniz öyle, en çok şehit veren topraklardayız derseniz öyle. Ne derseniz buradan memleket mücadelenize kuvvet devşirirsiniz. Ben altılı masadan kalktım. Cumhurbaşkanlığı makamı bölücülerin şantajına maruz kalmasın. Bölücülüğün gölgesi cumhurbaşkanlığı makamına düşmesin diye gölgeye razı olmadım. Şimdi diyorlar ki, gölgeye razı olmadım. Anahtar Parti şöyle yapacak, Anahtar Parti böyle yapacak. Anahtar Parti öngörülebilir bir partidir. Gölgesine razı olmadım. Teröristin kendi burada. Burayla ilgili bizim üstümüzde gölge oluşturmaya kalkıyorlar. Teröristin kendi burada. Bu sefer ifade edebiliyor muyum? Ben gölgesine razı olmadım. Teröristin kendinin kurucu önder olarak tarif edildiği yerle ilgili irademizi kirletmeye çalışıyorlar Bizim üstümüze terörün gölgesi düşmesin diye kalktım. Bu Anahtar Parti milletten başka hiçbir gölgenin altına sığınmasın diye kuruldu. Ay yıldızlı al bayrağın gölgesinden başka bir gölge tanımadığı için yola koyuldu. Böyle hassasiyeti olan partiyi birtım ikbal hesaplarıyla töhmet altında bırakmaya çalışanların özür dileyeceği zamanlar gelecektir" dedi.

‘Partimiz Önümüzdeki Dönemin Namzetidir’

Ağıralioğlu, "Anahtar Parti lekeli sözleriyle lekeleyebileceğiniz, kem sözlerle iftiralarınızla kirletebileceğiniz bir parti değildir. Vatanını bilip vatan gibi koruyabilenlerin, milletinden başka hiç kimseye eyvallah etmeyenlerin, ay yıldızda, al bayraktan başka bayrak tanımayanların, bayrağın yanına bir bayrak eklemeye, dilin yanına bir dil demeye, inancın yanına memlekette inanç dayatma asabiyesine siyaset demeye, memlekette siyasi taassubu, devleti kendini zannetme şımarıklığına dönüştürenlere karşı haddini bilen, hududunda duran, milletinin vekili olduğunu unutmayan bir terbiyenin partisidir. Dolayısıyla emsalsizdir. Önümüzdeki dönemin de namzetidir. Şimdi Öcalan'a statü tartışmalarının içerisinde kurucu önder diye PKK'nın İmralı'da cezasını çekmekte olan canisine kurucu önder diye lafların edildiği zamanların. Yasin Börü dahil 37 kişinin ölümünde eskiden siyasetin Cumhur İttifakı tarafında böyle ağzı dolu dolu küfürlerin konusu olmuş. Şimdi de iktidar ortaklarının özgürlük vadettiği insanların konuşulduğu zamanlardayız. Öyle zamanlardayız. Sanki geçen seçim Önce alana bizi seçerseniz hürriyet vereceğiz demiş de öyle kazanmışlar gibi. Sanki geçen seçim bizi seçerseniz PKK ile masaya otururuz bu işi çözeriz diye icazet almışlar. Sanki yetkiyi böyle almışlar gibi konuşanların karşısında bir milim oynamadan duruyoruz. Biz millet evlatlarıyız. Milletinize milletinize soracaksınız. Milletinize soracaksınız. Partimiz önümüzdeki dönemin namzetidir. Bu parti dediğiniz bizim partimiz de dahil ekmeği büyütmüyorsa, sofraya kavuşmuyorsa, çocukların işi aşı olmuyorsa, esnafın siftaha olmuyorsa, beklediğiniz hizmeti size kavuşturmuyorsa, ilçeleriniz var, yollar, yollar yapılamıyorsa, söz verip de demir yoluyla memleket kavuşmuyorsa, gidenine de gelenine de sahip çıkılmıyorsa, burası bir emekliler şehri olmuşsa, bunlar sorunlarınız biliyorum. Bu memlekette gençlerin gittiği ihtiyarların yaşamak yaşamak zorunda kaldığı için burada kaldığı güzel bir şehir ama fakirliğe düşürdüğünüz bir şehir, unuttuğunuz bir şehir. Siyaset bunlara kavuşmuyorsa partinin ne anlamı var? Biz vekalet veriyoruz siyasetçilere. Siyasetçilerin vazifesi bize hamasi nutuklar atmak değildir. Siyaseti doğru yere çekiyoruz. Siyaset şöyle yapacak bilesiniz. Biz ne yapacağını bilenleriz. Bu kadar elinde iktidar bulundurmuş kadronun elinden memleketi 2002'deki dertlerle almaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

‘Biz Her Şeyi Yapamayız’

Ağıralioğlu, "Vadettiğimiz şeyler şunlardır. Biz her şeyi yapamayız diyoruz. Elimizde sihirli değnek yok. Her şeyi yapamayız. Ama bu partili cumhurbaşkanlığından memleketi kurtarırız. Efendim biz her şeyi yapamayız. Tamam, haddimizi bilelim. Her şeyi yapamayız biz. Ama bakanları meclise sorumlu tutacak bir sistem kurarız. Efendim her şeyi yapamayız. Doğrudur. Meclise bütçe ve gen hakkı verebiliriz. Bunu yapabiliriz efendim. Her şeyi yapamayız biz. Doğrudur. Her şeyi yapamayız. Ama israfı, yolsuzluğu engelleyecek, harcadığı her kuruşun hesabını verecek bir mekanizma kurarız. Efendim her şeyi yapamayız ama Sayişt raporlarını yargıya açarız. Efendim her şeyi yapamayız ama kamu ihale kanunu değiştiririz. Efendim her şeyi yapamayız. Devlet Planlama Teşkilatını kurarız kardeşim. Her şeyi yapamayız ama bunu yaparız. Efendim sizin gibi 8 yıldır enflasyonu düşüreceğiz diye konuşmayız. 8 çeyrekte enflasyonu tek haneli rakama indiremezse bir hükümet 90 gün içinde seçime gider. Anayasa anayasaya yazarız mesela. yazarız efendim. Her şeyi yapamayız. Doğrudur. Biz her şeyi yapamayız. Mülakat adaletsizliğine son veririz. Kaldırırız mülakatı. Biz her şeyi yapamayız. Devlette nepotizme son veririz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama makam araba saltanatına son veririz. Mesela biz her şeyi yapamayız. Partiler kanun değiştiririz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama ceza davalarını 2 yıl, hukuk davalarını bir yılda sonlandıracak bir mekanizma kurarız mesela. Efendim biz her şeyi yapamayız. Biz her şeyi yapamayız. Doğru. Biz her şeyi yapamayız. Faize verdiğiniz 756 milya doları vermenize sebep olan savurganlığın önüne geçer. Bu harcadığınız paraları millete veririz. Mesela biz her şeyi yapamayız. Biz her şeyi yapamayız. 20.000 lirayla yaşattığınız emeklilere biz 40.000 lira veririz. Mesela biz her şeyi yapamayız. Doğru. Biz her şeyi yapamayız. Ama yurt dışına gitmiş 165.000 evladımızın her birini devleti tutar gibi, bayrağı tutar gibi, vatanı tutar gibi tutar, memleketlerin de hayal kurabilecekleri imkanla buluştururuz. Memlekette misafir ettiklerimiz de vatanlarında huzurla buluştururuz. Her şeyi yapamayız. Biz her şeyi yapamayız. Biz her şeyi yapamayız. Biz mesela partili cumhurbaşkanlığının dilinize düşürdüğü benden senden ayrımına son verebiliriz mesela. Doğrudur. Her şeyi yapamayız. Biz her şeyi yapamayız. Ama biz bu memlekette teftiş kurullarını aktif hale getirir, yürütmeyi hesap verebilir hale getiririz. Biz her şeyi yapamayız. Doğrudur. Biz bu HSK'nın Anayasa Mahkemesinin üstündeki siyaset gölgesini kaldırırız. Mesela biz her şeyi yapamayız. Çocuklarımıza gıda yardımı veririz. Mesela 3 yaşındaki çocuklar açlık yüzünden zeka, zihin bodurlaşması yaşıyorsa onun önüne geçeriz. Mesela her şeyi yapamayız. Biz kreş açarız mesela. Biz her şeyi yapamayız. Çetelerin, mafyaların canına okuruz mesela. Doğru. Biz her şeyi yapamayız. Biz sizin yaptıklarınızı sayıyoruz. Bu bizim yapamayız dediklerimizin hepsini siz yaparsınız. Yaptınız. Biz her şeyi yapamayız diye söylediklerimizin hepsini yaptınız. Biz mesela Öcalan'a kurucu önder diyemeyiz mesela ama cezasını çekmesini sağlarız. Yaparız. Biz her şeyi yapamayız. Doğrudur. Biz memleketin kaynaklarını 100 milyar dolar kur korumalı mevduata veremeyiz. Mesela 853.000 kişiye verdiğiniz parayı biz milletimize veririz mesela. Doğrudur. Biz her şeyi yapamayız. Doğrudur. Biz enflasyonla mücadele edeceğiz diye TÜK'e talimat vermeyiz. Mesela dünyanın en güvenli istatistik kurumunu kurarız. Mesela doğru hesaplarız. Enflasyonu doğru hesaplarız ki alım gücü ne kadar bozulmuşsa telafisini yürütme doğru yapabilsin diye doğru ölçeriz. Mesela biz enflasyonla mücadele etmek için mesela sizin yaptığınızı söylüyorum. Hükümetin yaptığını bakan değiştirerek, rakam değiştirerek enflasyonla mücadele etmeyiz. Enflasyonla mücadele programını dar gelirli asgari ücretinin omuzlarına yüklemeyiz. Mesela yapabileceklerimiz var. Yapabileceklerimizi söylüyoruz. Bu yapabileceklerimizi yaptığımızda memleketin tek sorununun siz olduğu ortaya çıkacak. Mesela ben şimdi bunları yüzlerce ekliyorum. Ne çıkıyor biliyor musunuz? Büyük bir ilüzyon var. Büyük bir ilüzyon. Memlekette büyük bir siyasi adeta sihirbazlık var. Sayın Cumhurbaşkanını hiç hafife almayalım. Hiç hafife almayalım. O, o güçlü bir siyasetçi. 24 yıldır memleket yönetiyor. Sebep olduğu, maharetsizlikten sebep olduğu bu kadar sorunun başımıza Cumhuriyet Halk Partisi tarafından getirildiğine bizi inandırabiliyor. Büyük bir siyasettir. yüzde 5 oy alamaz bu karne. Bu karneye yüzde 50 alabiliyor. Normalde AK Parti'nin bu karnesi normal şartlarda bir memlekette seçmenden %5 ağlamaz. Ama Tayyip Bey büyük bir siyasetçidir. Bu %5 alamaz karneye 52 alıyor. Anahtar partiden önce. Anahtar partiden önce hafife almayalım. Şöyle hafife almayalım. Memlekette bu kadar sorun var. Bu sorunları kendileri yapmış oldukları halde, kendileri bu sorunları çözmek zorunda oldukları halde çözemeyişlerini dış güçlere, savaşa, depreme, oraya buraya bağlaya bağlaya ömrümüzü yediler. Biz mesela bunu yapamayız" şeklinde konuştu.

‘Tayyip Bey Çok Maharetli Bir İnsandır Falan Diye Konuşulan Tılsımını Bozacağız’

Ağıralioğlu, "2023 diyorlardı. Hatırlıyor musunuz? 2023'te kısa hedef ne? Şu 500 milyar dolar ihracat, 25 bin dolar milli gelir, işte 2 trilyon dolar gayri safi milli hasıla, zekat verilecek insanın kalmadığı bir memleket, işine aşına kavuşulmuş gençler, alın terinin hakkını alabilmiş üreticiler dünyayla rekabet imkanı yakalamış girişimciler falan. Hayaller böyle 2002. Şimdi şimdi diyorlar ki hedefler biraz şaştı. Allah'ın günü mü biter? 2053 Allah kerimdir. Bu da Devlet Bey'den bulaştı. Tayyip Bey bu kadar uzun aralıklarla konuşmuyordu. Yani 2023'ü birkaç sene revize ediyordu. Devlet Bey'in böyle rakamları 100'e, 1000'e denk getirme, siyasi konuşma ritmi Tayyip Bey'in dilini de bozdu. O da şimdi şöyle demeye başladı. 53 olması 71. Yani bunlar birbirinizi kesin olarak gömecekler. Kesin olarak. Bizden ömür Allah'tan 200 sene falan değil. Yoksa bizi 2071'e de razı edecekler. Ha şimdi geçen gün ben böyle konuşuyorum. Bir arkadaşım bana dedi ki sana bir kötü haberim var. Ruslar dedi bu uzun yaşamanın şeyini çözdüler. Nasıl dedim ya bayağı dedi çözdüler. Ruslar dedi bu uzun yaşamayı çözdüler. Ömür dedi 150 sene oluyormuş. Ben doğal olarak şöyle bir refleks olarak yani eyvah dedim. Dedi ki ne oldu? Dedim ki bu 2071'e razı edecekler bunlar bizi. Bunlar belki de onu biliyorlar. Ya Allah kerim dedi 23 olmazsa 53, 53 yetmezse 71. Bu memlekette iktidara doğru soruları soracağız. sandık geliyor. Bu sandık gelince, tarih gelince bu iktidara cevaplamak istediğim, cevaplamasını istediğim çok güzel sorular soracağım millet adına. Bu siyasetin tılsımını elinde bulunduruyor. Tayyip Bey çok maharetli bir insandır falan diye konuşulan tılsımını bozacağız. Nasıl bozacağız biliyor musunuz? Bu Cumhuriyet Halk Partisi adeta iktidarın tahtara valisi olmuş. Adeta iktidarın iktidar potası olmuş. Cumhuriyet Halk Partisi'nin varlığı AK Parti'nin bunca maharetsizliğine rağmen iktidarda kalabilme imkanı olmuş. Buna dönüştürülmüş. Hep aynı şeyi tekrarlayan başarısızlık beraberinde AK Parti'yi tembelleştirmiş, nasıl olsa seçimi kazanıyorum diye ne adaya özenmiş, ne programa özenmiş, ne yaptığının hesabını vermiş. Üstüne bir de Devlet Bey eklenmiş bunun. Devlet Bey de hudutsuz, sınırsız destek vermiş. Nasıl olsa iktidardayız diye millet unutulmuş, dertler unutulmuş. İktidarda kalmayı, memleketin sorunlarını çözme fırsatı olduğu unutulmuş. İktidarda kalmaktan ibaret zannedilmiş devlet olmak. Tayyip Bey şöyle bir girdaba kapılmış. Her seçim CHP'yi yeniyorum ya demiş. Mesela tesellisi bu olmuş. Bir seçim yenmiş. Millet demiş ki ona, "Memleketin sorunlarını yiyen reis." Öbür seçim tekrar gelmiş. CHP'yi bir daha yenmiş. Millet biraz daha tonlamayı yükseltmiş. Demiş ki, "Memleketin sorunlarını çözün reisler. Ne diyorsalar işte artık bir daha gelmiş. Sonra memlekette sorun çözmek zorunda olduğu halde CHP'yi bir daha yendim diye Tayyip Bey bir daha gelmiş. 2002'den beri CHP'yi devamlı yenmiş. Memleketin sorunlarını yenememiş. Her seçimde CHP'yi yenmiş, enflasyonu yenememiş. Her seçimde Cumhuriyet Halk Partisi'nin muhalefeti yenmiş ama enflasyonu, faizi, yolsuzluğu, yoksulluğu yenememiş. Planlama kabiliyetiyle milleti buluşturamış. Dolayısıyla şimdi anahtar Parti seçim meydanlarında iktidarı bekliyor. İktidarı nasıl bekliyor? Saygıyla. Ama umutla duayla verdiklerimizden hissesine dert düşürdükleriyle. Şimdi yeni partiler için bu kadar iddialı çıkışlar zordur. Bizim iddiamızın arkasında ne var? Kocaman bir memleket. Herkes partisine yaslanıyor. Oyuna mezhebine, meşrebine, aidiyetine yaslanıyor. Biz Türk milletine yaslanıyoruz. Şimdi Tayyip Bey'e sormaya hazırlandığımız soru şu. 2023'ü aldın. Daha önceki seçimi de almıştın, ondan öncekileri de almıştın. 2023'te aldığın yetkide ne eksik ki? 2028'de alınca bugün yapamadıklarını yapacaksın. Hesabını vereceğin soru bu. Seni bir daha seçerse bu millet, diyelim ki bir daha seçti seni bu millet. Şu anda yaptıklarından neyin eksik ki 28'de yapacağını vaadediyorsun? AK Parti'nin ihtiyacı artık seçim galibiyeti değildir. Şimdi çözün kardeşim enflasyonu şimdi indirin. Faiz şimdi indirin. Çocuklarımızın aşına işte şimdi kavuşun. Aileyi şimdi kurtarın. Emekliye şimdi emekliyi şimdi duyun. Asgari ücretliyi şimdi ayağa kaldırın. Mazotu şimdi indirin. Şimdi indirin. Görelim sizi. Elinizde her şeyi yapma kudreti var. Yapmıyorsunuz. Şimdi yapamadığınız şeyi 2028'de nasıl yapacağınızı vaadediyorsunuz. Biz sizin elinizden memleketi şöyle alacağız. Artık memlekette AK Parti'nin galibiyetine ihtiyacımız yok. Artık bir partinin seçim galibiyetine ihtiyacımız varsa en son parti AK Parti'dir. Niçin? Çünkü sizin derdiniz seçimden galip çıkmak değil. Sizin derdiniz ciddiyetle iş yapmak, planlı, programlı iş yapmak. Yaptığınız hedef diye koyduğunuz hedeflere ulaşmak, yapamadıklarınızın hesabını verme mesuliyetini taşımak. Siz buradan bağlantıyı koparmışsınız. Artık ne yaparsanız olmaz. Memleketi 24 yıldır elinizde tutuyorsunuz. Kürsülerinizi evlatlarınız konuşarak doldurmaya başladı. Memleketi 24 yıldır elinizde tutuyorsunuz. Artık sizin adınıza evlatlarınız da hüküm vermeye başladılar. akrabaydı, eşti, dosttu. Bunlara sitem ediyorduk. Evlatlarınızla siyaset yaptırıyorsunuz partililerinize. Umarım umarım bu sadece birkaç kişinin hevesinden ibaret bir şeydir. Umarım bu plan değildir. Yani bir yere kadar particilik konuşuyorsunuz. Bir yerden sonra asalet konuşursunuz. Bir yere kadar siyaset konuşursunuz. Bir yerden sonra siyasi ciddiyet ve terbiye konuşursunuz. Bir yere kadar konuşursunuz. Bu yapıp ettikleriniz, bağlı olduğunuz değerler dünyasının da kendisine bağlı olduğunuz hikmet hattının da güya her seferinde söylediğiniz liyakatle memleket yönetme mesuliyetinin de ilzam edilmesidir. Dolayısıyla anahtar partinin varlığı sizin elinizden bir memleket almanın değil aslında. Anahtar partinin varlığı devleti milletle, milleti hakikatle, hakikati adaletle, adaleti merhametle buluşturacak olan yönetim maharetinin, iradesinin tecellisidir. Anahtar parti odur" dedi.

‘Anahtar Parti Milletin Partisidir’

Ağıralioğlu, "Anahtar Parti 161. parti olarak kuruldu. Şu anda ilk beş. Önümüzdeki günler baraj problemimizin olmadığı bir siyasal iklimin anahtar partiye açtığı alanda Türk milletinin ufkuna ne kazandıracağımızın görüleceği günlerdir. Biz belediye başkanları gitsin o partiye, bu partiye. Kendilerine belediye verilmiş ama şahsi kariyer hesap planları içerisinde memleketin kaynakları ezilmiş. Efendim o bunu demiş, bu bunu yemiş, o rüşvete bulaşmış, bu harama bulaşmış, bu talan etmiş, bu akraba kayırmış. Bu rezaletlerin içerisinde ihmal ettiğiniz milletin hukukunu savunacak parti Anahtar Parti'dir. Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy veren, Cumhuriyeti çocuklarımız için nimet görenlerin de adresi Anahtar Parti'dir. Milliyetçiliğin karnesini mahcubiyeti sayan ülkücülerin de partisi Anahtar Parti'dir. 57 yıllık ülkücü hareketin hissesine Öcalan'a kurucu önder demek düşmüşse, Erbakan hocayı da sayarsanız yarım asrı bulan muhafazakarlığın, dindarlığın, iktidar iddiasının 24 yıllık kudretli iktidarında bu kadar sorun dinimizin ahlakıyla yakışmaz, bir araya gelmez bu kadar sorun varsa dindarlığın bu karnesinden zayıf olan muhafazakarların da adresi Anahtar Parti'dir. Aleviyseler bize verirler şımarıklığına, tapulu seçmen kabulüne itirazı vardır Anahtar Parti'nin. Aleviler CHP'ye, Kürtler HDP'ye, milliyetçiler MHP'ye, dindarlar muhafazakarlar AK Parti'ye diye güya bir parsellenmiş, oluşturulmuş, tapılanmış alan vardır. Bunu alt üst edecek parti Anahtar Parti'dir. Ay yıldızlı albayrağa bağlı herkesin rahatlıkla gelebileceği, oy vereceği parti Anahtar Parti'dir. O yüzden Anahtar Parti şimdi Allah nasip ederse inşallah milletimizin teveccühüyle bunları göstereceğiz. Önümüzdeki dönemin iktidar namzetidir. Devletin partisidir. Anahtar Parti milletin partisidir. Anahtar Parti her rengiyle 86 milyonun partisidir. Anahtar Parti Kürt'ün de, Türkmenin de, Alevinin de, Sünin de, dindarın da, modernin de, sağcının da, solcunun da bu topraklara kalbiyle bağlı buraya vatanım diyen, ben bu topraklarda doğdum burada öleceğim diyen vatanımızın her karışı kutsal, vatanımızda her yaşayan bu milletin evladı diyen herkesin partisidir. Anahtar parti, siyaseti çirkin sözlerle yapanlara inat nezaketin partisidir. Anahtar Parti ilkeli, ölçülü duran, ne yapacağı öngörülebilen, her durduğu yerde durduğunun, her söylediği sözün hesabını verenlerin partisidir. O yüzden bizi bir gün öyle bir gün böyle derken milletimiz görmeyecektir. Bir gün dediğinin tersine söz söylemek zorunda kalırsa partide özür dahil, istifa mekanizmaları dahil, bir gün vaadettiğinin altında kalırsa sorumluluk üstüne alıp işgal ettiği makamı bırakmayı milletine verilmiş sözü sayanların partisidir. Utanmanın partisidir. Mahcubiyetin partisidir. Hammaset girdabından memleketi alıp çıkaracak memleketi vadettiği vadettiği gerçeklikle, zenginlikle, bollukla buluşturacak olan planın, programın partisidir. Ben Bilecik'te 32 sene önce de bunları söylüyordum. Yani Kürt Türkmen kardeştir, Apo leştir diye siyaset yapıp Kürt Türkmen kardeştir Apo da kurucu önderidir demedim. Devletin düşmanlarına düşman dedim. Dostuna dost. Milletin hafızasında dostum lafını hak etmemiş hiç kimseye dostum denmesini meşru görmedim. Sayın Cumhurbaşkanı dilini ağzını böyle çok kolay alıştırdı. Türk'ün devletinin başında oldunuz mu? Kime dostum, kime düşmanım diyeceğinizi belirleyeceksiniz. Eğer siz Türk milletinin devletinin başıysanız dostum dediğiniz de düşmanım dediğiniz de mühimdir. Türkle uğraşmaz. Böyle bir şey vardır. O yüzden Türk Cumhuriyeti'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin başı kime dostum diyorsa dikkat edecek. Trump'a dostum diyor Sayın Cumhurbaşkanı. Senin bu dostum dediğin adam, Sayın Cumhurbaşkanı, Gazze'deki yüz binleri bulan katliamların silah tedarikçisidir. Senin bu dostum dediğin adam Suriye'de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başına evlatlarımıza kurulan pusulara silah yetiştirmektedir. PKK'lara. Senin bu dostum dediğin adam İsrail'in Ortadoğu planlarının imkanı, fırsatı, zırhı olmaktadır. Senin bu dostum dediğin adam dünyanın huzurunu kaçırmaktadır. Senin bu dostum dediğin adam İran'a vurmakta, İran'da çoluk çocuk demeden herkesin vurulmasını güya nükleer mücadele diye sunmaktadır. Senin dostun buysa senin düşmanın kimdir? Sayın Cumhurbaşkanı, o yüzden bizi böyle derken de görmezsiniz. Bizi böyle derken de görmezsiniz. Allah'ın izniyle biz devletin, milletin dostunu dost, devletin, milletin düşmanlarını düşman biliriz. Biz bir gün haram dediğimize ertesi gün helal, bir gün dost dediğimize ertesi gün düşman demeyiz. Bir gün doğru dediğimizde ertesi gün yanlış demeyiz. İlkeli ölçülü siyaset yapmayı millet borcu biliriz. Methederken de zemmederken de terbiyeli bir hatta duruyoruz. Yarın bu peygamber nasihat dost olduklarınızda düşman, düşman olduklarınızla dost olabilirsiniz" diye konuştu.

‘Önümüzdeki Dönem Anahtar Parti İçin En Kuvvetli, Kudretli İktidar Namzeti Olma Alametidir’

Ağıralioğlu, "Anahtar Parti sizin kuvvetiniz olsun. Anahtar Parti'nin saflarında mayalamaya çalıştığımız bu bu siyasi sorumluluk, bu plan kabiliyeti, bu önümüzdeki döneme hazırlık ciddiyeti Türk milleti için, yarınlarınız için biz varız. Endişe etmeyin, biz buradayız. Yarınlarınız adına kaygı, biz yaparız. İddiamızın varlığına alamettir. O yüzden Anahtar Parti'nin kuruluşu, kuruluşundan bugüne millet sinesinde bulduğu karşılık ve her geçen gün aldığı kuvvetin artması bundandır. Türk milletinin sinesinde artık yarınımızla ilgili kaygımız yoktur. anahtar parti vardır. Buna alamet bir teveccüh, tebessüm görülmektedir. Ben Kastamonu konvoyumuzun yapıldığı yerden salona kadar gelirken milletin teveccühünden, tebessümünden, yoldan geçen insanların el sallarken gözlerinden aldığım varsınız. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Önümüzdeki dönem Anahtar Parti için en kuvvetli, kudretli iktidar namzeti olma alametidir. Siyasetçiye kahır çoktur. Siyasetçiye kahır çoktur. Böyle zamanda bizim hissemize düşeni gördünüz mü? Tebessüm. Siyasetçiye ilgi alaka yoktur böyle zamanda. Bizim hissemize düşeni gördünüz mü? Her yere giriyoruz güvenle. Her yerden uğurlanıyoruz duayla. İster oy verir ister oy vermez. Seçmen bilir ama seçmenin gözünde ne yapacağı öngörülebilir bir parti olarak duruyoruz. Şimdi biraz bu Anadolu Ajansı'nın mikrofonu önümüzde. Belki onlar haber çekmek isterler diye sizin de varlığınızda birkaç şey söylemem lazım. Bu önümüzdeki dönem ittifaklarla ilgili. Türkiye'de bir 50+1 bu tecrübe ettiğimiz sistemle ilgili partimize de çok soruluyor bu işler. Efendim siz hangi ittifakta olacaksınız? Millet ittifakında mı? Cumhur ittifakı diyorum ki efendim Millet İttifakı geçen seçim hem mağlup oldu hem masa dağıldı. Millet ittifakı dağıldı. Cumhur ittifakı dediğiniz bir ittifak vardı. Onların da millet nezdindeki meşruiyet kolonları yıkıldı. Geçen seçimi Öcalan'ın canına okuyacağız diye kazandılar. Bu seçim Öcalan'la yol yürümeye karar verdiler. Cumhur ittifakı da yok, Millet ittifakı da yok. Millet var, biz varız. Efendim kararsızlar var. Teşkilatlarımıza çok soruluyor. Bize de soruluyor. Vesilesiyle Kastamonu'dan bir daha söyleyeyim. En büyük parti kararsızlar deniyor. Kararsızların kararı anahtar parti olsun diye yürüyoruz. Bu gördüğünüz baraj sınırına gelmiş oy oranlarımız iktidarın kararsız hale getirdiği seçmenlerin anahtar parti ile birleşim oranlarıdır. Artarak devam eden şey iktidar memnuniyetsizliğin kararsızlara dönmüş oyu anahtar parti ile kararlı hale gelmekte anahtar parti iktidar namzeti yapacak kadar yükseltmektedir. Önümüzdeki dönem iktidarın parolası kararsızlarla kararını buluşturacak anahtardadır. Efendim kiminle ittifak yapacaksın? İstediğin kadar sen söyle Yavuz Ailoğlu. Tamam şimdi anladık güzel dedin ama sen kiminle ittifak yapacaksın? O kadar siyaset bu konuda şehvetli hale gelmiş ki illa bir şey söyletecekler. Ben de diyorum ki ittifak yapmaya çok hevesliyseniz anahtar parti yürüyecek lokomotifi olduğu yerde koordinat çizecek size. Koordinatları tutturan gelsin bizle ittifak yapsın. Gelin şimdi şimdi anahtar parti ile ittifak yapma koordinatlarından bahsedelim. Herkes hizaya girsin. Devletini devlet bilenler, vatanını vatan bilenler, teröriste terörist diyebilenler, resmi dildi, üniter yapıydı koruyabilenler, ana yasadan taviz vermeyenler, memlekette devleti kendi malı zannetmeyenler, haram yemeyenler, yalan demeyenler, ittifak koordinatları, bölücülere selam vermeyenler, bölücüleri ağırlayıp uğurlamayanlar devletin imkanlarına  namusu gibi bakabilenler kamunun kaynaklarını koruyabilenler sınırlarımızı bekleyebilenler sınırlarımızı sınırlarımızı kevgire çeviren sonra da çocuklarımızın hayatlarını kabusa çeviren bu uyuşturucu uyuşturucu trafiğine engel olabilenler demografi imizi yönetebilenler, aileyi koruyabilenler, adaleti tecelli ettirebilenler, ittifak koordinatları, tutturanlar gelsinler Anahtar Parti'ye İttifak koordinatlarını sayıyorum. Bizim bazen sanki varmış gibi soruyorlar. Ben de yokmuş gibi söylüyorum. Terörün gölgesi düştü diye. Teröristlerin gölgesi geziyor burada diye. Teröristlerin lafı ediliyor diye. Ben kendi partimden, İyi Parti'den o zaman ayrıldım. Benim gibi düşünüyorlar. Benim gibi derler. Genel başkanından en hücra köşesindeki ferdine kadar hepsi benim gibi düşünüyorlar ama benim gibi davranamayacak hale getirdiniz onları. Dedim partimi de korudum. CHP'ye de kem söz etmedim. İlkeli mücadele etmeniz lazım dedim iktidara karşı. Hendek diyorsanız, hendek çukurlarında evlatlarımız yitip gitti diyorsanız Atatürk'ün partisini bölücülere değdirmeyin dedim. İkaz ettim. Kalktım gölgesine razı olmadım. Şimdi ima şu. Diyorlar ki sen acaba Cumhur İttifakıyla beraber olur musun? E adamlar Öcalan'la yürüyorlar. Nasıl beraber olacağız onlarla? Ben Selahattin Demirtaş çıkacak diye Kemal Bey o zaman konuşuyordu. Selahattin Demirtaş çıkacak. Ben gelince ben de diyordum ki efendim siyasetçiler adalete böyle emreder gibi konuşamaz. Adalet tecelli eder. Ben gelince çıkacak demekle ben burada durduğum müddetçe kalacak demek arasında bir fark yoktur. Böyle şeyler söylenmez medeni ülkelerde. Adaletin tecelli etmesine imkan verirsiniz. Adalet çalışır. Bey gelince çıkacak demeyin. Böyle derseniz teröristler cesaretlenir. Bölücüler buradan kendilerine yol bulur diyordum. Bu tarafı ikaz ediyordum. Şimdi bu taraf diyor ki teröristler cesaretlensin. Şöyle teröriste bir statü verelim başladı bu tarafa. Şimdi tarafının hepsinin, o tarafının bu tarafının birbirine girdiği, komisyonla meclisin, meclisle İmralının, İmralıyla efendim meclisteki siyasi temsilin siyasi vakarımızı örselediği bu berbat iklimde, siyasetin liyakat dengesinin, adalet terasinin bozulduğu bu berbat iklimde, iktidarda olanların iktidarı, yerel yönetimlerde iktidarda olanların da yerel yönetim iktidarını kirlettiği böyle bir zamanda anahtar Parti milletle ittifak yapacak kardeşim. Ha sonra bakacağız. Sonra neye bakacağız? Sonra bir tek şeye bakacağız. Ay yıldızlı al bayrağa bakacağız. Sonra bir tek şeye bakacağız biz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığına bakacağız. Sonra bir tek şeye bakacağız. Önümüzdeki süreçte Anahtar Parti bunlara bakacak. Üniter yapıyı halaldar etmeyecek. Lozanı delmeyecek. Anayasada vatandaşlık tarifi üzerinden gevşetilecek bir mekanizmanın toplum beraberliğine, millet beraberliğine halel getirmeyecek koordinatlarına bakacak. Anahtar Parti devlete bakacak. Anahtar Parti çocuklarına bakacak. Anahtar Parti emeklilerine bakacak. Dar gelirlere bakacak. Çiftçisine bakacak. Anahtar Parti yurdu terk etmek için fırsat kollayan çocuklarımızın hayallerini bu topraklara bağlamaya bakacak. Anahtar Parti işine bakacak. Bu koordinatlarda gözü bizimle aynı ufka dönen, kalbi bizimle aynı hassasiyetlerde çarpabilen, ben de burada bu koordinatlarda duruyorum diyebilen herkes anahtar parti ile gelip ittifak yapabilir. Biz de ittifak yapabiliriz. Lokomotifin bizim olduğumuz denklem. Bu saydıklarımdan parti kalmadı artık. Bu saydıklarımdan parti kalmadı doğru dürüst. O yüzden Aahtar Parti milletle ittifakta. O yüzden ben gelin ittifak yapacaksanız bizle ittifak yapabilirsiniz. Şu yüzden söylüyorum. Siz milletinizle ittifak yapmaktan vazgeçtiğiniz için, milleti unuttuğunuz için iktidarda kalmak adına kendinize iktidar imkanı sunacak avantaj kolluyorsunuz. Anahtar parti millet avantajı kolluyor. Anahtar Parti milleti kolluyor. O yüzden efendim 1inci tur, ikinci tur falan diye konuşmalar başladı. Bu birinci tur, ikinci tur konuşmalarını erken buluyorum. Bu turdu, birinci turdu. Konuşacaktı, katılacaktı. Herkes eteğindeki taşı bir döksün bakalım. Tayyip Bey aday olabilecek mi? Bir görelim. AK Parti kime kalacak? Bir konuşsunlar, bir planlasınlar, bir görelim. Efendim, ittifaklar var mı? Cumhur ittifakı hala devam ediyor mu? Millet ittifakı diye bir şey vardır. Ruhundan ne çıkacak? Ne çıkarmaya çalışacaklar? Bakalım. CHP hangi koordinatlarda neye heves edecek bakalım. Bu zamana kadar anahtar partinin tek hassasiyeti şu. Hangi koordinatlarda durduğumuzu milletimiz bilsin. Biz lokomotifinin kendimiz olduğu, şemsiyesini bizim açacağımız, hedefinin millet olduğu, altında ilkeli, ölçülü bir siyaset pratiği olan bir yol üzerindeyiz. Bu yol üzerinde kalbi, sözü, iradesi bize benzeyenler bizim şemsiyemiz altına gelebilirler" diye konuştu.

‘Anahtar Parti Devletin Başında Ne Olacak Planlamasının Partisidir’

Ağıralioğlu, "Devletin başına adalet gelsin. Yavuz gelmesin. Devletin başına nezaket gelsin. Ciddiyet gelsin, terbiye gelsin. Devletin başına merhamet gelsin kardeşim. Devletin başına ayırmadan 86 milyonu saracak, sarmalayacak asalet gelsin. Devletin başına bu gelsin. Devletin başına o gelsin. Kim gelirse gelsin. O yüzden devletin başı, devletin başı Türk milletinin övündüğü dönemlerde devletinin başında kimin olduğunun değil, devletinin başında neyin olduğunun önemi vardır. Anahtar Parti devletin başında kim olacak tartışmasının değil, Anahtar Parti devletin başında ne olacak planlamasının partisidir. Biz devletin başına oturacak iradenin vasıflarını söyleye söyleye siyaset yapacağız. Devletin başına oturacak olan iradenin hangi sınır ve koordinatlarda, hangi ciddiyet ve efendim noktalarda milletiyle buluşacağını, ne yapacağını, ne yapmayacağını belirleyelim. Ondan sonra karar vereceğiz. millete karar verdireceğiz. İktidarın bizi şu bataklığa çekmesine razı olmadığım için söylüyorum. Biz Cumhurbaşkanı kim olacak tartışmasının içinde olmayacağız. Cumhurbaşkanının ne olması lazım planlamasının içinde olacağız. Tayyip Bey çok sever ben mi o mu demeyi. İktidarın çok avantajlıdır. Milliyetçi Hareket Partisi zaten adayını açıkladı. Henüz Tayyip Bey açıklamadı. MHP Tayyip Bey'den önce onu açıkladı. Yani Tayyip Bey henüz adaylığını açıklamadı ama Milliyetçi Hareket Partisi Tayyip Bey'in adaylığını açıkladı. Onların da değişik bir beraberlikleri var. Allah herkese Devlet Bey gibi ortak nasip etsin. Hiçbir şey istemeden öyle. Siyaseten önümüzdeki dönemi bilin. Bizim ihtiyarlarımız yaşlandılar, yaş aldılar. Allah ömür versin. Sağlıklarını, sağlıklarını dileyelim. Kem söz etmeyelim. Ama rahmetli Süleyman Demirelilerle aralarında 22 yaş farkı vardı. Tayyip Bey bu yaş farkını doğal olarak biz de öyleyiz. Bizim de onlarla aramızda 20-25 sene var. O 20-25 sene memleket hizmetidir. 20-25 senelik memleket hizmeti nöbet değişimidir. Yani Tayyip beyler Demirelilerden öyle aldılar. Biz de onlardan onların Demirelilerden aldığı gibi alacağız. Biz de memleketi 20-25 sene Allah ömür verirse, ömrümüze vefa ederse, ses gitti, taşıyabileceğiz. Şunu bilin. Önümüzdeki dönem anahtar partinin siyasi koordinatları devletin, milletin yarınları adına yürüyen iradesinin partisi adına değil 86 milyon adına korumak zorunda olduğu iradesinin partisidir. Allah ömrümüze vefa eder sıralı ölüm verirse 20 sene devletimizi taşıyacağız milletimizi taşıyacağız güzel günlerimiz ve acı günlerimizle beraber olacağız demektir bu bereket olsun partimiz O bolluk olsun diye koşturacağız. Ayırmayacağız, kayırmayacağız. Söz veriyoruz. Bizim partilimiz, sizin partiliniz demeyeceğiz. Söz veriyoruz. O partiydi, bu partiydi, bizdendi, sizdendi demeyeceğiz. Milletimizdendi diye saracağız, sarmalayacağız. Söz veriyoruz. Bilenleri baş tccih edeceğiz. Bilenlere soracağız, söz veriyoruz. Liyakat kurumunu müesseseleştireceğiz, söz veriyoruz. Üniversitelerin siyasetin gölgesinden kurtulacağı, adaletin siyasetin gölgesinden kurtulacağı, mülki idarenin siyasetin gölgesinden kurtulacağı, üretimin, sanayicinin, siyasetçilerden korkmadığı bir siyasal iklime söz veriyoruz. Gürül gürül bir memlekete söz veriyoruz. Bolluk, bereket içinde bir memlekete söz veriyoruz. Parmak sallayan değil, terbiyeli siyasete söz veriyoruz. Milletine bağıran buyuran değil, milletini duyan, dinleyen siyasete söz veriyoruz. Önümüzdeki dönem eğer Anahtar Parti'yi bu koordinatlarda milletin tebessümüyle, teveccühüyle buluşturursak önümüzdeki dönemin en kuvvetli namzeti olup millet hizmetine koşacağımıza söz veriyoruz" ifadelerini kullandı.

Halk Buluşması programının ardından Ağıralioğlu, il parti binasının açılışını yapmak üzere salondan ayrıldı.
 

Özel Haber

Bakmadan Geçme