Elleri Duygularını İşliyor
Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Elif Doğan, çocukluk yıllarında başlayan çizim tutkusunu karakalemle güçlü bir ifade biçimine dönüştürerek, çizimi yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline getirdi.
Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Elif Doğan, çocukluk yıllarında başlayan çizim tutkusunu karakalemle güçlü bir ifade biçimine dönüştürerek, çizimi yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline getirdi.
Çizimle çocukluk yıllarında başlayan ve zamanla güçlü bir tutkuya dönüşen yolculuğunu anlatan, Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Elif Doğan; “Uzun zamandır karakalem resim çalışmaları yapıyordum. Karakalem çizim yapmaya nasıl başladım? Aslında bunun bir zamanı yok. Kendimi bildiğim bileli elimde hep kâğıt kalem oldu. Yazı yazmak, çizim yapmak; bunların hepsi benim sanki doğuştan var olan özelliklerim gibiydi. İlkokul yıllarından beri tabii ki resim çiziyorum ama profesyonel olarak herhangi bir girişimim olmadı şimdiye kadar. Sadece aldığım küçük küçük resim kursları var. Ama çizim yapmak çok sevdiğim için, yani kendimi çizimle çok iyi ifade ettiğim için, sürekli yaptığım bir şey. Her boş vaktimde mutlaka yaptığım bir şey. Yani çizim yapmaya başladığım sürecin nasıl başladığını bilmiyorum ama çok güzel ilerlediğini en azından bilebiliyorum. Akademisyenim, veteriner fakültesinde görev yapıyorum. Çizim, akademisyenlikle birlikte aslında rahat gidiyor. Yani akademisyenlikten önce de vardı çizim yapmak. Şu an ikisi eş zamanlı da gidebiliyor. Sonradan gelişen bir şey değil, zaten var olan bir şeydi ama geliştirilen bir şey oldu benim için. İlk çizdiğim şeyi çok net hatırlamıyorum aslında. Ama ilkokulda yaptığım resimleri annem hâlâ saklıyor. Ortaokul ve lisede yaptığım resimleri de saklıyorlar. Birkaç tanesini ben aldım. Evde var. Ama annem onları kendi göz bebeği gibi saklıyor. Çünkü orada sadece karakalem yok. Renkli çalışmalarım da vardı özellikle. Onları tablo gibi duvarda hâlâ kullanıyor” dedi.
‘Çizimlerimi Kendi Evimde Yapıyorum’
Prof. Dr. Elif Doğan çizim sürecini tamamen içinden geldiği gibi, özgür ve doğal bir biçimde sürdürdüğünü söyleyerek; “Çizimlerimi kendi evimde yapıyorum. Farklı bir atölyem yok ama evimin bir köşesini atölye hâline getirdim. Bütün malzemelerim evimin salonunda bir köşede duruyor. Zaman zaman çizim yapmak istediğimde bunları çıkarıyorum ve salonu atölye gibi kullanarak çizimlerimi yapıyorum. Zaman konusunda da aslında herhangi bir zamanım yok. Canım ne zaman isterse o zaman çizim yapıyorum. Yani çok yoğun bir günün ardından çizim yapmak istiyorsam gelip yapıyorum. Kendime ‘çok yorgunum, şu an yapmamalıyım’ gibi bir kısıtlamaya sokmuyorum. Her zaman çizim yapabilirim. Bazen hiçbir işim olmadığında, günü boş geçirdiğimde çizim yapmak istemezsem yapmıyorum. Bu, tamamıyla içimden ne zaman gelirse o zaman yaptığım bir şey. Zaten öyle olduğu zaman güzel oluyor. Yani zoraki ‘illa çizmeliyim’ diye düşünürsem o zaman ortaya güzel bir şey çıkmıyor. İçimden geldiği zaman çiziyorum. Bazen gece yarısı uyanıp çizim yaptığım da oluyor. O an, bilmiyorum, uykumda da canım istiyor herhalde. Kalkıp bir anda bir şeyler çizmeye de başlıyorum. Yazı yazmaya başlıyorum. Bununla ilgili herhangi bir saatim yok. Herhangi bir zamanım da yok” ifadelerine yer verdi.
‘Karakalemin Beni Daha İyi Yansıttığını Düşünüyorum’
Yoğun akademik ve klinik çalışma temposuna rağmen sanatı hayatından hiç koparmadığını vurgulayan Doğan; “Akademik çalışmalarım yoğun gidiyor. Hayvan hastanesinde hekim olarak çalışıyorum ve yoğunluğumuz var. Ama çizime zaman ayırmak için özellikle bir çabam yok. Çünkü dediğim gibi canım ne zaman isterse o zaman çizim yapabiliyorum. O kadar yoğun iş temposunun arasında on dakika vakit bulduğumda canım resim çizmek isterse, o anda elime geçirdiğim kâğıda da hemen çizim yapabiliyorum. O yüzden herhangi bir zaman ayırmakla ilgili bir derdim yok. Karakalemi daha çok seviyorum. Renkli çalışmalarım da oluyor zaman zaman ama karakalem daha hoşuma gidiyor. Karakalemin beni daha iyi yansıttığını düşünüyorum. Benim için bir hobi şeklinde başladı tabii ki. Ama sonrasında açtığımız bir sergi ile profesyonellik adına küçük bir adım atmış oldum. Şu an hâlâ tabii ki kendimi amatör olarak görürüm. Ama çalışmalarım devam ettikçe daha da profesyonelleşiyor. Çok ciddi büyük işler yapmıyorum karakalemle ilgili ama sürekli yaptığım için kendi kendine de gelişen bir süreç oluyor benim için. Çizim yaparken kendimi gerçekten çok iyi hissediyorum. Kafamda ne varsa boşaltıyorum. Düşünmem gereken şeyler varsa onları bir süreliğine askıya alıyorum. Herhangi bir şeyle uğraşmak zorunda kalmıyorum. Sadece o çizime odaklanıyorum ve gerçekten insanın zihnini boşaltan çok güzel bir etkinlik oluyor” diye konuştu.
‘Beni Çizimlerde Etkileyen Tema Yaşadığımız Hayat’
Çizimi bir terapi yöntemi olarak gördüğünü dile getiren Elif Doğan; “Moralim bozuksa bir saat çizim yaparsam, o bir saatin sonunda terapiye gitmiş gibi rahatlıyorum. Kafamda çok yoğun düşünceleri bir kenara bırakabildiğim için zihnimi rahatlatıyorum. Ve sonrasında varsa çözmem gereken bir şeye daha kolay çözüm bulmuş oluyorum. Bana çok fazla etkisi oluyor, çok olumlu etkisi oluyor. Çok iyi de hissettiriyor. Hangi konuları çizmeyi seviyorum ve tercih ettiğim herhangi bir konu yok aslında. Çünkü tercih ettiğim özel bir konum yok. O an içimden ne geliyorsa onu yapıyorum. Eğer dünyada hayvanlarla ilgili bir problem yaşanıyorsa, gündemde o varsa bir hayvan resmi çiziyorum. Çocuklarla ilgili bir sıkıntımız varsa çocuk ya da başka bir şey çizmeye çalışıyorum. Aslında benim hissettiğim şeyleri kâğıda dökme şeklim oluyor. Yani dedik ya, ellerim duygularımı işliyor diye; duygum neyse aslında elimden de o çıkıyor. Yani özel bir tercihim olmuyor ama içimden gelen o oluyor. Beni etkileyen bir tema var aslında. Beni çizimlerde etkileyen tema yaşadığımız hayat. Yaşadığımız gündem. Bunlardan etkileniyorum ve bende bir duygu oluştuğu zaman kesinlikle o kâğıda dökülmüş oluyor. İlhamımı da aslında buralardan almış oluyorum. Mesleğim veteriner hekimlik olduğu için biraz daha hayvan ağırlıklı çizimlerim oluyor. Çünkü hayatımın her anlamında hayvanlardan çok fazla ilham alıyorum. Onların yaşayışını kendi hayatımda değerlendiriyorum. Benim her anımda hayvanlar olduğu için tabii en büyük ilham kaynağım bizim hayvan dostlarımız oluyor. Dolayısıyla onlarla birlikte yaşayınca, onlarla birlikte çıkan ürünler de ortaya çıkabiliyor tabii ki” dedi.
‘Bilimsel Düşünceniz Bir Gerçekliği İspatlamaya Çalıştığınızda Da Sanatla Kesişebiliyor’
Elif Doğan, bilimsel düşünce ile sanat arasındaki güçlü bağa dikkat çekerek; “Bilimsel düşünce ile sanat arasında bir bağ arasında kesişen noktalar var. Aslında şöyle: İkisi de zaman zaman kesişen konular. Bilimsel düşünceniz bir gerçekliği ispatlamaya çalıştığınızda da sanatla kesişebiliyor. Bilimsel düşüncenizi sanatla da ifade edebiliyorsunuz. Dolayısıyla sanat benim artık yaşamımın önemli bir parçası olduğu için mesleğimde de, bilimsel kariyerimde de, akademik hayatımda da sanatın çok büyük olumlu etkileri oluyor. Akademisyenlik çizimde bir disiplin kazandırıyor. Çünkü akademisyenlik gerçekten kuralları olan bir iş. Bir disiplin gerektiren bir olgu. Dolayısıyla o disiplini zaten hayatıma büyük oranda kattığım için çizimlerime de yansıyor. Belli bir çalışma düzeni içerisinde, belli bir zamanda daha düzenli bir iş yapmamı sağlıyor akademisyenlik. Mesela yarım bıraktığım ya da olumsuz giden bir süreci toparlamaya çalıştığım şeyler akademisyenlikte olduğu gibi sanatta da ortaya çıkıyor. Ama o disiplin artık hayatımda bir kural hâline geldiği için zorluk çekmiyorum. Onların da üstesinden bu şekilde gelebiliyorum tabii ki” değerlendirmesinde bulundu.
‘Stresimi Çok Önemli Oranda Azaltıyor’
Elif Doğan, Sanatın stresle baş etmede ve ruhsal dengeyi sağlamada önemli bir araç olduğunu söyleyerek; “Stresimi çok önemli oranda azaltıyor. Yaşadığımız hayatı stresle kabul etmek lazım. Birden fazla olumsuz şey yaşıyoruz. Ama kendimize alan açmak için ben çizimi tercih ediyorum. Stresimi büyük oranda azaltıyor ve gerçekten çok rahatlatıyor. O yüzden de ömrümün sonuna kadar elimden geldiğince, elim kalem tuttuğunca muhtemelen çizime devam edeceğim. Çünkü yaşamımı güzelleştiriyor. Çizimlerimi çevremle paylaşıyorum. Instagram hesabımda da paylaşıyorum. Arkadaşlarıma da gösteriyorum. Çünkü olumlu ya da olumsuz eleştiri almayı seviyorum. Birisinin ‘ne kadar güzel çizmişsin’ demesi de çok hoşuma gidiyor, ‘şurada bir hata var, buraya dikkat etmelisin’ demesi de hoşuma gidiyor. Çünkü bunların hepsi insanı geliştiren bir süreç. Mutlaka fikir almayı seviyorum. Yaptığım işin beğenilip beğenilmeyeceğini, benim duygumun çizimden insanlara geçip geçmediğini merak ediyorum. Sonrasında mutlaka sohbetler yapıyoruz ve çevremle paylaşıyorum. Öğrencilerim ve meslektaşlarım da bu yönümü biliyor. Çünkü paylaşıyorum, gösteriyorum ve yorumlarını bekliyorum. Herkes bu yönümü öğrendi. Ama öğrencilerimin bana söyledikleri şeyler de çok hoşuma gidiyor. Çünkü onlar sadece bir hoca görmek istemiyorlar. Evet, kurallarımız var, bir disiplin içerisinde yaşıyoruz okul hayatını. Ama hayat ondan ibaret değil. Bu yönümü öğrencilere gösterdiğim zaman öğrencilerin hoşuna gidiyor. Hocasından farklı bir şey görmek öğrencinin her zaman hoşuna gider. Çünkü o alanda da sohbet konusu açıyorsunuz öğrenciyle” dedi.
‘Geri Dönüşleri Önemsiyorum’
Öğrencileriyle kurduğu güçlü bağın ve sanatı eğitim sürecinin bir parçası haline getirmenin önemine dikkat çeken Elif Doğan; “Bu şekilde bir iş yapan bir öğrencim varsa ona destek olmaya çalışıyorum. Çizimlerini yapıp bana gösterebilir, karşılıklı bununla ilgili konuşmalar yapabiliriz. Her alanda ortak bir konu bulmak hem hoca için hem de öğrenci için çok faydalı. Bu durum tabii ki okuldaki başarıyı da etkiliyor. Öğrencinin sınavlardaki ya da dersteki durumuna da olumlu bir düşünce katıyor. O anlamda öğrencilerden gelen geri dönüşleri de önemsiyorum. Çok güzel yorumlar aldım ama bir tanesini seçemem. Ancak belli bir zaman önce yaptığımız resim sergisinde gelen yorumlar çok iyiydi. Resimler çok beğenildi. Böyle bir şeye cesaret ettiğimiz için tebrik edildik. Bunlar benim çok hoşuma gitti. Uzun zamandan sonra resim sergisi yaptığımız gün, sabahtan akşama kadar sadece mutluluk duyduğum çok nadir bir gündü. O anlamda da bana çok iyi geldi. Arkadaşlarım çok destek oldu, sağ olsunlar. Resim sergisini Neyno Kültür Yayın Evi çatısı altında yaptık. Yayın evi sahibimiz de o anlamda çok destek oldu. Hayallerim vardı, resim sergisi açmak da bunlardan bir tanesiydi. Gerçekleştiği için gerçekten çok mutluyum. O gün aldığım yorumların hepsi çok güzeldi. O günü geriye dönüp baktığımda sevgiyle anıyorum” bilgisini paylaştı.
‘Yaptığım Çizimler Bende Bir Tutkuya Dönüştü’
Sanatı bir tutkuya dönüştüren ve çizimlerini sergiye taşıyarak hayalini gerçeğe dönüştüren Elif Doğan; “Sergiye dönüştürmeyi düşünmüştüm. Hayalini kurmuştum. Gerçekleştirdim, çok şükür. Sonrasında ilerleyen zamanda bir sergi daha olur mu diye düşünüyorum. Neden olmasın? Olabilir, olmayabilir. Olmazsa üzülmem. Çünkü onu bir kere yaptık ve o hayali gerçekleştirdik. Olursa tabii ki daha da mutlu oluruz. Belki daha konseptli bir sergi, belki renkli çalışmalardan oluşan bir sergi düşünülebilir. Bu yaptığım çizimler bende bir tutkuya dönüştü. Daha profesyonel bir alana taşımak isterim. Bununla ilgili çok güzel eğitimler var. Bunları da almak isterim. Daha profesyonel bir şekilde çalışmak isterim. Ama buna zaman bulabilir miyim bilmiyorum. Çünkü farklı yönlerim var. Çok fazla şeyle ilgileniyorum. Birbiriyle bağlantısı olmayan farklı alanlarda çalışmalarım var. Profesyonel olarak düşünürüm ama bununla ilgili şu an bir planım yok. Karşıma bir fırsat çıkarsa asla kaçırmak istemem. Öğrencilerimle de sürekli konuştuğum şeyi söylemek isterim: Denemeden hiçbir şeyi bilemezsiniz. Bana ‘ne güzel çizim yapıyorsun, bende böyle bir yetenek yok’ denildiğinde ben de aynı şeyi soruyorum: Denedin mi? Denemediysen bilemezsin. Denedin ve yapamıyorsan sorun değil, başka bir alanda yeteneğin vardır. Benim tek farkım her şeyi denemem. Yapabildiğim şeylere devam ediyorum, yapamadıklarımı bırakıyorum. İnsanlar bu yüzden beni her şeyi yapabiliyormuş gibi görüyor. Aslında öyle değil. Yapamadığım bir sürü şey var ama onları yapmıyorum. Yapabildiklerime ise ısrarla devam ediyorum” şeklinde konuştu.
‘Sanat Gerçekten İnsanın Ruhundan Gelen Bir Şey’
Sanatın insan ruhunu besleyen, duyguları dönüştüren ve yaşam kalitesini artıran evrensel bir güç olduğunu vurgulayan Elif Doğan; “Sanat gerçekten insanın ruhundan gelen bir şey. Sanatın her dalına önem vermeliyiz. Sanatla uğraşmalıyız. Çünkü içimizde yaşadığımız her şeyi bir kalem ve bir kâğıtla çok kolay bir şekilde aktarabiliriz. Bu bir sanata dönüşebilir. Kendimizi dönüştürebiliriz. Sanatla uğraşan insanların, duygularını ifade edecek bir alanları olduğu için, başka bir insan hakkında kötü düşünmeye ya da bir kötülük yapmaya zamanları kalmaz. Çünkü duygularına daha bağlıdırlar. O yüzden de başkalarıyla uğraşmazlar. Sanat mutlaka hayatımızın içinde olmalı. Kendi hayatımızı daha güzel ve kaliteli yaşamanın bir yolu olarak görüyorum. Sanatı mutlaka hayatımıza entegre etmeliyiz. Çizimlerimi yaparken resim kalemlerini kullanıyorum. Resim kalemlerim farklı kalınlıklarda ve farklı markalarda. Normal kurşun kalem kullandığımda istediğim sonucu alamıyorum. Resim kalemiyle beyaz fon üzerinde çalışırken kâğıdın minik gözenekleri oluyor. Bu gözeneklerin doldurulması gerekiyor ki resim bütünlük kazansın. Bunun için farklı boyutlarda, kâğıttan oluşturulmuş kalemler kullanıyorum. Bu kâğıt kalemlerle fonu düzeltiyor, gözenekleri dolduruyor ve üzerine tekrar resim kalemiyle geçerek üç boyut kazandırıyorum. Beyaz fon üzerine çok fazla çalışmam var. Siyah fon üzerine beyaz kalemlerle yaptığım çalışmalar ise ayrı bir derinlik kazanıyor. Görsel olarak çok daha şık duruyor. Sert kalemlerle keskin çizgiler elde ediliyor. Yumuşak kalemler ise daha duygusal ve derin geçişler sağlıyor. Bu yüzden farklı renklerde, boyutlarda ve markalarda kalemler kullanıyorum. Silgi olarak hamur silgiler kullanıyorum. Bu silgiler kâğıdı yıpratmıyor ve derinliği kontrol etmeyi sağlıyor. Zaman zaman fon kâğıtlarında zımpara da kullanıyorum. Zımparalarla çalışmaya farklı derinlikler kazandırıyorum. Bunun benim için bir kuralı yok. Gözüme uygun gelen noktaya kadar çalışıyorum. Elimdeki materyallerle gözümde ulaşmak istediğim noktaya gelene kadar uğraşıyorum. Bazen beyaz fon üzerinde kömür kalemler de kullanıyorum. Bunlar bildiğimiz kömürler ama karakalem çalışmalarında rahatlıkla kullanılabiliyor. Sadece kömürle yaptığım çalışmalar da var. Kömürlerin siyahı, kahverengisi ve beyazı oluyor. Farklı renk fonlar üzerinde kullanarak da güzel sonuçlar elde ediyorum” ifadelerine yer verdi.