• Haberler
  • Genel
  • Gal Arısı Arıcıyı Vurdu, Kestane Toplayıcısını Da Vurdu

Gal Arısı Arıcıyı Vurdu, Kestane Toplayıcısını Da Vurdu

Başar, arıcıların ağır ekonomik yük altında olduğunu vurgulayarak kamu kurumlarına acil destek çağrısında bulundu.

Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cem Başar, 2020-2021 yıllarında 500-600 ton olan kestane balı üretiminin 2025 itibarıyla 100 tona kadar gerilediğini belirterek, zararlının 2025 yılında en yüksek seviyeye ulaştığını, 2030’lu yıllardan sonra ise normale dönüş beklendiğini söyledi.

Başar, arıcıların ağır ekonomik yük altında olduğunu vurgulayarak kamu kurumlarına acil destek çağrısında bulundu.

Gal arısı zararlısı hakkında bilgi veren, Kastamonu Arı İli Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cem Başar; “Gal arısı, kestane ağaçlarına ciddi zarar veren bir sinek türüdür. Her ne kadar adı ‘gal arısı” olarak anılsa da, aslında kestane ağaçlarının gövdesine, dallarına yerleşerek çiçeklenmeyi ve dolayısıyla gelişimi engelleyen zararlı bir sinek türüdür. Kastamonu’da ilk olarak 2021 yılında görülmüştür. Yıllar içerisinde hızla yayılmıştır. Cide ilçemiz Beltepe bölgelerinde tespit edilmiştir. Beş yıllık süreçte sürekli artış göstermiş ve günümüzde Kastamonu genelindeki tüm kestane ormanlarına yayılmıştır. 2022 yılından itibaren bu zararlıya karşı mücadele başlatılmıştır. Gal arısından önce, 2020-2021 yıllarında kestane balı üretimi 500-600 ton seviyesindeydi. Ancak 2025 yılına gelindiğinde, zararlının yayılımının artması nedeniyle üretim yaklaşık 100 tona kadar düşmüştür. Bu düşüşün temel nedeni gal arısıdır. Bunun yanı sıra son yıllarda yaşanan iklim değişikliği, hava koşullarındaki dengesizlik ve mevsim kaymaları da üretimi olumsuz etkilemiştir. 2025 yılında ilk gal arısı zararlısının ilk görüldüğü bölgelerde bazı ağaçlarda çiçeklenme görülse de maalesef nektar salgısı olmamıştır. Bunun nedenleri arasında küresel iklim değişikliği, olumsuz hava şartları sayılsa da asıl ana etken gal arısıdır” dedi.

‘2030’lu Yıllardan Sonra Normal Seviyelere Dönülmesini Bekliyoruz’

Cem Başar, kestane ağaçlarına büyük zarar veren gal arısının 2025 yılında en yüksek seviyeye ulaştığını belirterek; “2025 yılında gal arısının en yüksek zarar seviyesine ulaştığını tahmin ediyoruz. Artık zararın zirve noktasına ulaşıldığını düşünüyoruz. 2026 yılından itibaren, özellikle yararlı böcek olan Torymus sinensis salımı yapılan bölgelerde kısmi düzelme bekliyoruz. Bu böceğin etkisiyle zararlının yavaş yavaş azalacağını ve kestane ormanlarının eski sağlığına kavuşmasının 4-5 yıl süreceğini öngörüyoruz. Orman Bölge Müdürlüğü tarafından planlanan mücadele süreci toplamda 10 yıllık bir dönem olarak belirlenmiştir. Bu nedenle 2030’lu yıllardan sonra normal seviyelere dönülmesini bekliyoruz. Kestane balı üretimindeki bu büyük düşüş, arıcılarımızı ciddi şekilde etkilemiştir. Birliğimize kayıtlı 500-600 üretici doğrudan kestane balı üretimi yapmaktadır. Bunun yanı sıra farklı ilçelerden gelip kestane bölgelerinde üretim yapan yaklaşık 100 arıcımız daha bulunmaktadır. Kayıtlı olmayan üreticilerle birlikte bu sayının yaklaşık bin işletmeye ulaştığını tahmin ediyoruz. Bölgede 40–50 bin civarında kovanla üretim yapılmaktadır. Ancak son 3-4 yılda ciddi gelir kayıpları yaşanmıştır. Normal şartlarda kovan başına 10–12 kilogram bal alınırken, bu rakam 2 kilograma kadar düşmüştür” ifadelerine yer verdi.

Gal Arısı Arıcıyı Vurdu, Kestane Toplayıcısını Da Vurdu

‘Geçim Kaynağı Olan Kestane Toplayıcılığı Da Büyük Zarar Görmüştür’

Bölgede önemli bir geçim kaynağı olan kestane toplayıcılığının büyük zarar gördüğünü söyleyen, Arı İli Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cem Başar; “Bunun yanında, bölgede önemli bir geçim kaynağı olan kestane toplayıcılığı da büyük zarar görmüştür. Geçmişte dört kişilik bir aile, sezonda yaklaşık 1 ton kestane toplayarak kışlık geçimini sağlayabiliyordu. Ancak son 4-5 yıldır bu gelir kaynağı da neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. Zaten genç nüfusun köylerde azalmasıyla birlikte, bu durum göçü daha da hızlandırmıştır. Gal arısının etkisiyle arıcılığa olan ilgi de azalmıştır. Son yıllarda yaklaşık 50-60 işletme faaliyetlerini tamamen durdurmuş, birçok işletme ise kapasitesini düşürmüştür. Yeni arıcı sayısı ciddi oranda azalmış, mevcut işletmeler küçülmeye gitmiştir. Bu da bölgenin ekonomik yapısını olumsuz etkilemiştir. Üretimdeki düşüş, tüketiciye de yansımıştır. Kestane çiçeklerinin yeterince açmaması ve nektar salgılamaması nedeniyle kestane balının kendine özgü aroması ve acımsı tadı zayıflamıştır. Bu durum, ürün kalitesinde hissedilir bir düşüşe yol açmıştır. Gal arısı ile mücadelede iki temel yöntem uygulanmaktadır. Bunlardan ilki, Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen biyolojik mücadeledir. Bu kapsamda gal arısının doğal düşmanı olan Torymus sinensis isimli yararlı böcek doğaya salınmaktadır. Bu böcek, zararlıyı yiyerek popülasyonunu azaltmaktadır. Ancak zararlı böcek çok hızlı ürerken, yararlı böceğin çoğalma hızı oldukça yavaştır. Bu nedenle daha fazla sayıda yararlı böceğin doğaya salınması gerekmektedir” bilgisini paylaştı.

‘Sarı Tuzaklar Sayesinde Gal Arısı Canlı Olarak Yakalanmaktadır’

Cem Başar, gal arısı ile mücadelede biyolojik yöntemin önemine dikkat çekerek; “İkinci yöntem ise yine Orman Bölge Müdürlüğümüz tarafından dağıtılan sarı tuzaklardır. Yaz aylarında kullanılan sarı tuzaklar sayesinde gal arısı canlı olarak yakalanmaktadır. Ancak zararlının artık tüm bölgeye yayılmış olması nedeniyle, asıl ağırlığın biyolojik mücadeleye verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 2022 yılından itibaren yapılan bu mücadelede belirli bir seviyeye gelmiş olsak da üretici mağdur durumdadır. Arıcılık tarımsal faaliyetlerin içinde doğa ile yüzde 100 ilişkili bir sektördür ve üreticinin kontrolü dışında birçok faktöre bağlıdır. Böyle bir üretim modelinde arıcı arkadaşlarımızın 10 yıl boyunca düşük bir verimde üretim yapması maalesef mümkün değildir. Birçok arıcımız tarımsal kredilerle faaliyetlerini sürdürmektedir. Bir de bunun üzerine bankaların kredi şartlarını zorlaştırması ve kredilerin ekonomik değerinin azalması da üreticinin işlerini oldukça zorlaştırmaktadır. Bu süreçte üreticilerin artık sabredecek gücü maalesef kalmamıştır. Üretimin sürdürülebilmesi açısından Kamu kurum ve kuruluşların biran önce bölge üreticilerine destek projeleri geliştirilmesi elzemdir. Çünkü bu 10 yıllık sürecin ekonomik yükünü arıcıların tek başına taşıması mümkün değildir. Üreticiler kredi ile ayakta durmaya çalışmakta ve ciddi finansal zorluklar yaşamaktadır. Arıcılık yapan üreticilerimizin sadece kendilerine arı ürünleri ürettiği düşünülmemeli aynı zaman da arıların tozlaşmadaki rolü de düşünülerek tarımsal üretimin devamı için arıcılarımızın sesine kulak verilmelidir” şeklinde konuştu.

Özel Haber

Bakmadan Geçme