Gaziler İçin Anlamlı Program Düzenlendi
19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla Kastamonu'da anma programı gerçekleştirildi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen program, Halk Eğitimi Merkezi'nde gerçekleştirildi.
19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla Kastamonu’da anma programı gerçekleştirildi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen program, Halk Eğitimi Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapan Türkiye Muharip Gaziler Derneği Kastamonu Şube Başkanı Hüseyin Mahmutoğlu, “Bugün burada yalnızca bir günü kutlamak için değil; bir emaneti hatırlamak, bir vefayı göstermek, tarihin yaşayan kahramanlarına şükranlarımızı sunmak için bir aradayız. Gaziler Günümüz kutlu olsun. Türk milleti, tarih boyunca bağımsızlığından asla taviz vermemiştir. Çünkü bizim için vatan, yaşadığımız bir toprak parçasından ibaret değildir. Vatan; uğruna can verilen topraktır. Bayrak; uğruna şehit olunan, uğruna gazilik mertebesine erişilen kutsal emanettir. Bağımsızlık ise bu milletin karakteridir. Mehmet Akif Ersoy’un dizeleriyle; ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!’ Çünkü bastığımız bu toprakların altında yalnızca tarih değil; bir milletin hatırası, şehitlerin emaneti, gazilerin fedakârlığı vardır. Bu nedenle Türk tarihine baktığımızda karşımıza yalnızca savaşlar ve zaferler çıkmaz. Karşımıza fedakârlık çıkar. Cesaret çıkar. İman çıkar. Vatan sevgisi çıkar. Ve bütün bunların en büyük temsilcileri; şehitlerimiz ve gazilerimizdir. Şehitlerimiz canlarını bu vatan için feda ederek ebediyete yürüdüler. Gazilerimiz ise aynı mücadelenin izlerini bedenlerinde ve yüreklerinde taşıyarak aramızda kaldılar. Bugün bir gazimizin bedenindeki her yara izi, aslında bu milletin tarihinden kopup gelen bir sayfadır. O izlerde Çanakkale vardır. O izlerde Sakarya vardır. O izlerde Büyük Taarruz vardır. O izlerde Kore vardır. O izlerde Kıbrıs vardır. O izlerde terörle mücadele vardır. O izlerde 15 Temmuz gecesi vardır. Ve o izlerde; Türk milletinin hiçbir zaman esaret altında yaşamayacağının mührü vardır. Çanakkale’de Mehmetçiğin kanıyla yazılan bu destanı, Necmettin Halil Onan’ın dizeleri bugün hâlâ anlatmaktadır: ‘Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.’ Evet… Bu topraklar bir devrin battığı; ama bir milletin yeniden doğduğu topraklardır. Değerli gazilerimiz, sizler; ‘Ölürsem şehit, kalırsam gazi’ diyerek yola çıkan bir anlayışın temsilcilerisiniz. Sizler için vatan savunması bir görevden öte, bir namus meselesidir. Kimi zaman evladınızdan… Kimi zaman annenizden… Kimi zaman eşinizden… Kimi zaman sevdiklerinizden ayrıldınız. Ama hiçbir zaman vatanınızdan ayrılmadınız. Çünkü sizler biliyordunuz ki; vatan varsa biz varız! Bayrak varsa biz varız! Bağımsızlık varsa biz varız! İşte bu anlayış; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Kurtuluş Savaşı’ndan Kıbrıs Barış Harekâtı’na, terörle mücadeleden 15 Temmuz’a kadar değişmeden devam eden Türk askerinin ruhudur. Günümüzde ise; silahlar değişti. Savaşların şekli değişti. Ama Türk askerinin vatan sevgisi hiç değişmedi. Çünkü bu milletin tarihinde; vatan için fedakârlık vardır. Bayrak için mücadele vardır. Hürriyet için ölümü göze almak vardır. Ve Mehmet Akif’in o unutulmaz mısrası, bu ruhu tek başına anlatır: ‘Bir hilâl uğruna, Yâ Rab, ne güneşler batıyor!’ Sayın Valim, bugün bizleri bir araya getiren bu anlamlı günün, milletimiz ve gazilerimiz açısından çok daha derin bir anlamı vardır. Çünkü gazilik denildiğinde aklımıza yalnızca bir unvan gelmez. Gazilik; vatan için bedel ödemektir. Gazilik; millet için gerektiğinde kendi hayatından vazgeçebilmektir. Gazilik; bayrağın yere düşmemesi için kendini siper etmektir. Ve bu şerefli makamın en büyük temsilcilerinden biri; milletimizin bağımsızlık mücadelesine önderlik eden, Türk Ordusunun Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu… Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. O da bu milletin evlatları gibi cepheden cepheye koştu. Çanakkale’de milletinin önünde yürüdü. Sakarya’da ordusunun başında savaştı. Büyük Taarruz’da Türk milletinin kaderini değiştiren o büyük yürüyüşü başlattı. Ve bu mücadelenin sonunda milletimiz tarafından kendisine Gazi ve Mareşal unvanları tevcih edildi. Bu nedenle Gazi Mustafa Kemal Atatürk; yalnızca bir başkomutan değil, gazilik makamının Türk milleti nezdindeki anlamını, şerefini ve onurunu en yüce şekilde temsil eden eşsiz bir şahsiyettir” dedi.
'Bir Milletin Geçmişine Sahip Çıkması, Geleceğine Sahip Çıkmasıdır'
Konuşmasına devam eden Mahmutoğlu, “Bizlerin en önemli sorumluluklarından biri de sahip olduğumuz bu büyük mirası gelecek nesillere doğru şekilde aktarmaktır. Bu nedenle şimdi, geleceğimizin teminatı olan gençlerimize seslenmek istiyorum. Gençler… Şunu hiçbir zaman unutmayın: Bugün özgürce yaşadığınız bu toprakların her karışında, bir şehidin kanı, bir gazinin alın teri, bir annenin gözyaşı vardır. Sizlere düşen görev; bu emaneti tanımak, korumak ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye olarak bırakmaktır. Biz gaziler bugün buradayız. Ama yarın; bu emaneti sizler taşıyacaksınız. İşte bu yüzden sizden tek bir şey istiyoruz: Bayrağınıza, vatanınıza, Cumhuriyetinize sahip çıkın. Ve unutmayın; bir milletin geçmişine sahip çıkması, geleceğine sahip çıkmasıdır. Biz inanıyoruz ki; ay yıldızlı bayrağımız göklerde dalgalanmaya, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşamaya, Türk milleti hür ve bağımsız olarak var olmaya devam edecektir. Çünkü bizim tarihimizde esaret yoktur. Bizim karakterimizde teslimiyet yoktur. Ve bunun adı; Türk milletidir! Değerli gazilerimiz, bugün sizlere baktığımızda yalnızca geçmişi görmüyoruz. Biz sizlerde; Çanakkale’yi, Sakarya’yı, Kıbrıs’ı, terörle mücadeleyi, 15 Temmuz’u ve bu milletin binlerce yıllık mücadele ruhunu görüyoruz. Sizler; bu milletin yaşayan tarihi. Bu milletin hafızasısınız. Bu milletin şeref madalyasısınız. Ve bilin ki; Türk milleti sizi asla unutmayacaktır. Ve bizler de biliyoruz ki; bu bayrak göklerde dalgalandıkça, bu topraklarda Türk milleti var olacaktır. Bu millet, şehitlerinin emanetine, gazilerinin fedakârlığına sonuna kadar sahip çıkacaktır. Çünkü bizim için bayrak yalnızca bir kumaş değildir. O; şehidin kanıdır, gazinin yarasıdır, annenin duasıdır, milletin namusudur. Ve biz bu emaneti gelecek nesillere taşıyacağız. Sözlerimi, bayrağımızı bir milletin ruhu gibi anlatan büyük şair Arif Nihat Asya’nın dizeleriyle tamamlamak istiyorum: ‘Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder… Gölgende bana da, bana da yer ver.’ İşte bizim duamız budur. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor; hayatta olan kahraman gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Gaziler Günü’müz kutlu olsun. Ne mutlu bu vatan için mücadele edenlere! Ne mutlu bayrağın gölgesinde özgürce yaşayanlara! Ne mutlu Türk’üm diyene!” diyerek sözlerini tamamladı.
Programda 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından şiirler okundu. Gazilerin anlatıldığı video gösteriminin de yapıldığı etkinlikte öğrenciler tarafından oratoryo gösterisi sunuldu.
Anma programı, 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi öğrencilerinin gerçekleştirdiği müzik dinletisinin ardından sona erdi.
