Hattat Muhiddin Tanır, Kabri Başında Anıldı

Kastamonu'nun önemli hat sanatçılarından Hattat Muhiddin Tanır, mezar kitabesinin konulmasının ardından düzenlenen törenle kabri başında dualarla anıldı.

Kastamonu’nun önemli hat sanatçılarından Hattat Muhiddin Tanır, mezar kitabesinin konulmasının ardından düzenlenen törenle kabri başında dualarla anıldı. Kastamonu Kültür ve Edebiyat Derneği tarafından düzenlenen program kapsamında, Hattat Muhiddin Tanır’ın Gümüşlüce Mezarlığı’ndaki kabrine hazırlanan mezar kitabesi yerleştirildi. Ardından merhum hattat için anma töreni gerçekleştirildi.

Törene hattatlar Mahmut Şahin, Altan Yılmaz, Ceyhun Oydem, Hasan Derviş, Reyhan Esen ve Seydi Kurtuluş katıldı. Katılımcılar, merhum hattatın kabri başında Kur’an-ı Kerim okuyarak dua etti. Mezar kitabesinin yerleştirilmesiyle birlikte Muhiddin Tanır’ın hat sanatındaki mirasının gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekildi.

Açıklamalarda bulunan Kültür ve Edebiyat Derneği Başkanı Hamdi Nalbant, “Muhittin Tanır, Osmanlı’nın son döneminde yaşamış ve Cumhuriyet dönemine de yetişmiş Kastamonulu hattatlardan biridir. 1876 yılında Kastamonu’nun Karamoğla Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Kastamonu’da önemli hizmetlerde bulunmuş, birçok camide eserleri yer almıştır. Ayrıca pek çok koleksiyonerin elinde de eserleri bulunmaktadır. Biz uzun yıllar Muhittin Tanır’ın kabrini Kastamonu’da aradık. Daha sonra 2022 yılında araştırmacı arkadaşımız Mahmut İslamoğlu mezarın yerini tespit etti. Biz de kendi imkânlarımızla mezarı ihya ederek yeniden yaptırdık. Ben de bir tarih manzumesi kaleme aldım. Bu tarih kıtasında hem merhumun vefat tarihini hem de mezarın bulunup ihya edildiği tarihi ifade ettik. Geçtiğimiz aylarda düzenlediğimiz Emrullah Demirkaya Hüsn-i Hat Sergisi için Kastamonu’ya gelen Hattat Mahmut Şahin Hocamız, kabri ziyaret ettiğinde mezar kitabesinin bilgisayar yazısıyla hazırlandığını gördü. Muhittin Tanır gibi önemli bir hattatın mezar kitabesinin bu şekilde olmasının uygun olmayacağını belirterek kitabeyi yazma görevini üstlendi. Sağ olsun, hazırladığımız tarih metnini büyük bir özenle kaleme aldı. Daha sonra İstanbul’da mermer üzerine oyularak işlendi ve altın varak uygulaması yapıldı. Bugün de kendileri Kastamonu’ya teşrif ederek bu çalışmanın yerine yerleştirilmesine vesile oldular. Böylece hem merhum Muhittin Tanır’ı anmış olduk hem de mezar taşını yerine koyduk. Güzel bir program oldu. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. İnşallah Kastamonu’nun hattatları, ilim adamları, sanatkârları ve edebiyatçıları başta olmak üzere şehrimizin değerleri için bu tür vefa programlarını yapmaya devam edeceğiz. Planlarımız arasında birkaç büyüğümüzün daha mezar taşı ve kabir düzenlemelerini gerçekleştirmek de bulunuyor. İnşallah önümüzdeki dönemde onları da hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

Yerleştirilen mezar taşındaki hitabenin detaylarından bahseden Nalbant, “Şiir dört mısradan oluşuyor ve içerisinde iki ayrı tarih bulunuyor. İlk tarih Muhittin Tanır’ın vefat tarihini, ikinci tarih ise mezarın bulunup ihya edildiği tarihi veriyor. Şiir şu şekilde:
‘Elem düştü tarihe, veda etti dünyaya
Hattat Muhittin Tanır erdi dâr-ı cinâna’ 
Burada ‘Elem düştü tarihe’ ifadesiyle, Muhittin Tanır’ın vefatıyla birlikte tarihe bir hüzün düştüğü, bir kaybın yaşandığı anlatılıyor. Ancak bu ifadenin ikinci bir anlamı daha var. Muhittin Tanır bir hattat olduğu için ‘elem’ kelimesi aynı zamanda Elif, Lam ve Mim harflerine işaret ediyor. Hattatlar bu harfleri yazan sanatkârlardır. Dolayısıyla ‘elem düştü tarihe’ ifadesi hem mecazi hem de ebced hesabına dayalı bir anlam taşıyor. İkinci mısrada yer alan ‘Hattat Muhittin Tanır erdi dâr-ı cinâna’ ifadesi, onun cennetler yurduna kavuştuğunu anlatıyor. Bu mısra ebced hesabıyla Hicri 1375 tarihini, yani Muhittin Tanır’ın vefat tarihini veriyor. Ayrıca ilk mısradaki Elif, Lam ve Mim harflerinin ebced değerleri de ikinci mısradan çıkarıldığında yine aynı tarih elde ediliyor. Şiirin üçüncü mısrası ise şöyledir: ‘İş ziyade Mahmud oldu, sunduk hamdi Mevlâ’ya’ Burada mezarın aranması, bulunması, ihya edilmesi, mezar kitabesinin hazırlanması ve gerçekleştirilen tören anlatılıyor. ‘İş ziyade Mahmud oldu’ ifadesi, yapılan işin çok güzel ve hayırlı olduğunu ifade ediyor. Mahmud kelimesi zaten ‘övülmüş, güzel’ anlamına geliyor. Aynı zamanda burada Mahmud adına da gönderme bulunuyor. Mezarın bulunmasında büyük emeği olan Mahmut İslamoğlu’na ve mezar kitabesini yazan Hattat Mahmut Şahin’e işaret ediliyor. Böylece ‘Mahmud’ kelimesi birden fazla anlamı karşılıyor. ‘Sunduk hamdi Mevlâ’ya’ ifadesiyle de yapılan güzel işin ardından Allah’a hamd edildiği anlatılıyor. Ayrıca şiirin yazarı olan Hamdi’nin mahlası da bu mısrada yer alıyor. Son mısrada ise: ‘İhya edince olma berî, dua ettik mevtâya’ denilerek kabrin ihya edilmesinin ardından merhum için dualar edildiği ifade ediliyor. Kabir başında gerçekleştirilen anma programında Yasin-i Şerif okunması ve yapılan dualar da bu mısrada anlatılıyor. Bu son mısra ebced hesabıyla Hicri 1444 tarihini veriyor. Ancak burada da bir incelik bulunuyor. Bir önceki mısrada geçen ‘Mahmud’ kelimesinin ebced değeri olan 98 sayısı, son mısranın verdiği tarihten çıkarıldığında mezarın bulunup ihya edildiği tarih olan Hicri 1444 yılı elde ediliyor. Dolayısıyla şiir, hem Muhittin Tanır’ın vefat tarihini hem de mezarının bulunarak ihya edildiği tarihi içinde barındıran, ebced hesaplarıyla örülmüş çok katmanlı bir tarih manzumesi niteliği taşıyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Anma programının ardından Kültür ve Edebiyat Derneği’nde hattatların katılımıyla sohbet ve hasbihal programı gerçekleştirildi. Katılımcılar, Muhiddin Tanır’ın sanat anlayışı ve eserleri üzerine görüş alışverişinde bulundu.

Kültür ve sanat camiasının önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Hattat Muhiddin Tanır, düzenlenen törenle bir kez daha rahmet ve minnetle yad edildi.

Özel Haber

Bakmadan Geçme