Hepkebirler Trafik Yüküyle Boğuşuyor

Hepkebirler Mahallesi Muhtarı Ramis Küçüktarakcı, 3 dönemdir sürdürdüğü muhtarlık görevi ve yaklaşık 30 yıllık esnaflık tecrübesiyle mahallenin sorunlarını yakından takip ettiğini belirtti.

Hepkebirler Mahallesi Muhtarı Ramis Küçüktarakcı, 3 dönemdir sürdürdüğü muhtarlık görevi ve yaklaşık 30 yıllık esnaflık tecrübesiyle mahallenin sorunlarını yakından takip ettiğini belirtti. Küçüktarakcı, mahallenin başta trafik ve otopark olmak üzere, sit alanları, metruk yapılar, park eksikliği ve turizm sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. 

Kastamonu’nun tarihi mahallelerinden Hepkebirler Mahallesi, sahip olduğu tarihi yapılar ve manevi değerleriyle dikkat çekerken, eskiyen ve atıl durumdaki binalar nedeniyle çeşitli sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Hepkebirler Mahallesi Muhtarı Ramis Küçüktarakcı, mahallenin geçmişten günümüze yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini anlattı.

‘Burada Ticaretin Bitmesinin Sebebi De Park Sorunundan Dolayı’

Mahallenin en önemli sorunlarının başında trafik geldiğini belirten Küçüktarakcı, “Mahallemizin gerçekten trafik sorunu çok büyük. Yetkililere, bazen telefon açıyoruz. Hala çözüm bulunamadı. Ben esnaflara da aslında seslenmek istiyorum. Yani genelde bir mahallemizin trafik yoğunluğunu esnaflar da arttırıyor. Sabah işe geliyor, genelde Nasrullah çevresi, yani buralar park olmayacak yerler. Ki esnaflarımızın biraz da düşünceli olması lazım. Sabah iş için geliyor, çekiyor bu yollara arabayı. Gece kaçta kapatırsa dükkanını, o saatlere kadar arabası burada kalıyor, yani yer işgal ediyor aslında. Burada yoğunluk oluyor. Buralarda ticaretin bitmesinin sebebi de park sorunundan dolayı baktığınızda. Evet, otoparklarımız var ama otoparklarımız aslında boş, dolmuyor. Hani otopark sorunu demeyelim biz ona. Maddi sorundan kaynaklı bir durum. Otoparkın ücreti şu anda bildiğim kadarıyla giriş 120 lira ile 150 lira arası bu çevrede. Vatandaşımız bu parayı vermek istemiyor. Kendi işi bitene kadar, verecek vatandaş geldiği zaman 1 saat, işine gidecek ama buna biz fırsat vermiyoruz. Bu bölgeyi, Nasrullah çevresinin esnafları, biraz daraltıyor diyebiliriz. Küçük kıraathaneler var. Adam oyun oynamaya arabasıyla geliyor. Sabahleyin bir geliyor, bir daha ne zaman ayrılırsa artık oradan. O vatandaşın daha bilinçli olması gerekiyor. Belki senin sabahtan akşama kadar araba çektiğin yere bir yabancı arabasıyla da gelecek. Belki çarşıyı gezecek, esnaflarımızı ziyaret edecek. Yani turistler arabalarını çekecek yer bulamıyor. Bir dönemler şöyle bir şey vardı, ben talep de bulundum aslında. Yoğun bölgelere zabıtalar görevlendirilmişti. Sonra kaldırıldı. O düzen aslında işe yarıyordu, çünkü zabıta memuru kontrol ediyordu ve düzeni sağlıyordu. Sabit arabalara kesinlikle bir çözüm bulmamız lazım. Zaten sokaklarımız dar ve okullarımız var. Okullarda minibüsler, taşımalı bir sistem var. Minibüsler sokaklardan geçemiyor, çok büyük geliyor bu sokaklar için.  O minibüs şoförleri, yani muhtar olarak bizden de talepte bulunuyor. Belki belediyelerinden bulunmuştur, belki diğer yetkililerden de bulunmuştur. Biz de yetkililere, kim olursa olsun, iletiyoruz. ‘ Çözüm bulunacak, şöyle olacak, böyle olacak’ denildi ama bu döneme kadar, sizler de görüyorsunuz sokakların halini. Benim anlatmama da gerek yok. Benim bulunduğum konumdaki yolda çift şerit park var. Çok mantıksızlık. Bunu çeken vatandaşımız da yani çekmemesi gerekiyor aslında. Ani bir şey olsa yol tıkanıyor. Bir yangın olsa, itfaiye gelse, buradan geçemiyor. Büyük arabalarımız geçemiyor. Onun için zaten binalarımız çoğu ahşap binalar” dedi.

‘Kaldırımlarda Araçların Bulunması Hoş Bir Görüntü Oluşturmuyor’

Özellikle 75. Yıl Cumhuriyet Sokak’taki park sorununun çözülmesi gerektiğini söyleyen Küçüktarakcı, “75. Yıl Cumhuriyet Sokak, Arnavut kaldırımlı bir sokak. Burada kaldırımlar var ve bunların belirli bir ölçüsü bulunuyor. Yerden yüksekliği de olması gerektiği şekilde yapılmış. Ancak şu anda andezit taşı kaldırımlar evlere sıfır durumda ve kaldırımlar tamamen araç park yeri olarak kullanılıyor. O yolumuz normalde çift şeritli. Hepkebirler Mahallesi’ne giren tek yolumuz aslında orası, Sinan Bey tarafından giriş sağlanıyor. Biz bu konuda dilekçelerimizi de emniyete verdik ve yolun çift şeritli olması gerektiğini belirttik. Aslında çözüm bulunabilir. Fotoğraf çekmek için de çok uygun bir sokak orası. Gittiğiniz zaman yolun tek şeride çevrildiğini görüyorsunuz ancak kaldırımların tamamına araçlar park ediyor. Polisimiz de geliyor, belediye de bunu görüyor. Araçlar andezit taşla yapılan kaldırımların üzerine çıkıyor. Oraya emek verildi, kaldırımlar düzgün bir şekilde yapıldı. Biz burayı turistik açıdan da düşünüyoruz. Bu bölgeye turist geldiği zaman kaldırımların üzerinde araçların bulunması hoş bir görüntü oluşturmuyor. Ben o sokakta yolun çift şerit olmasını istiyorum ancak bizim sözümüz geçmedi. Şu anda yol tek şerit hâline getirildi. İncelendiğinde, tek şeritli yolda yine karşılıklı geliş ve gidiş olduğunu görüyorsunuz. Bu nedenle zaman zaman tartışmalar ve kavgalar yaşanıyor. Bir taraf, ‘tek şerit, sen niye geliyorsun?’ diyor. Diğer taraf ise, ‘ben nereden gideyim?’ diye karşılık veriyor. Gerçekten de insanların gidecek başka bir yeri yok. Bu yolun çift şerit olması gerekiyor. Kavgaları, tartışmaları duyuyoruz ve üzülüyoruz. Ancak bu durumu yetkililere de söyledik. Aslında çözümü var. Ben oranın yeniden çift şeritli hâle getirilmesini talep ediyorum. Kaldırım talebi geliyor ama gördüğüm kadarıyla vatandaşımız kaldırımdan yürümüyor. Bu araba bolluğunda da kaldırımın geniş olmasını da tasvip etmiyorum şahsım olarak. Çünkü kaldırımlar geniş yapılmış ama yine daracık yolda, yolun içinden yürüyor vatandaşımız. Yani kaldırım atıl kalıyor bu sefer de. Öyle bir duruma geldik maalesef. O yüzden kaldırım talebi pek olmuyor diyebilirim” diye konuştu.

‘Çocukların Ve Vatandaşların Vakit Geçirebileceği Alana İhtiyacımız Var’

Hepkebirler Mahallesi’nde çocukların ve vatandaşların vakit geçirebileceği alan bulunmadığını ifade eden Küçüktarakcı, “Mahallemde çocukların eğlenebileceği ve vatandaşımızın vakit geçirebileceği bir alana ihtiyacımız var. Çok büyük ihtiyaç var ama işte yerimiz yok. Eski mahalle olduğu için belediyeye ait herhangi bir arsa yok. Olan arsalar da sit alanı olduğu için konak varmış örneğin. Daha sonra bu konaklar yıkılmış ama yerine hiçbir şey yapamıyoruz. Ben talep ediyorum. Yani şu yıkılan konaklar yerine çocuk parkı yapabiliriz aslında. Şu anda benim Hepkebirler Mahallesi içerisinde bir tane parkım yok. Okul bahçeleri iyi kötü var diyebiliriz. Ben yine de söylüyorum, kurulun biraz esnek olması gerekiyor. Yıkılan konakların yerine konak yapılmıyor, yapmıyor. Belediyemiz de yapmıyor, şahıs da yapmıyor. Yıkıyor, sadece yerleri atıl kalıyor. Ve atıl otopark haline geliyor orası, araba çekiliyor. Bu bölgeler güzel bir parka dönüştürürse, kurul duruma müsaade etse keşke. Ama ben söylediğim zaman etmiyor deniliyor. Bizler bir şekilde mücadele edelim. Bunlara bir müsaade edilsin ki çocuklarımıza, vatandaşlarımıza güzel park alanları doğsun. Başka türlü belediyenin normal yerleri yok. Öyle bir sorunumuz da var maalesef. Bence bu toplumsal bir sorun. Sadece belediyenin işi değil yani herkesin işi. Onun için bu sit alanından, bu mahallelerin çıkartılması gerekiyor diye düşünüyorum. Tamam, böyle duran binalar dursun ama yapılmayacak yerler de bir şekilde değerlendirilsin istiyorum. Yani yıkılmasın, göçmesin, çürümesin. Bir iş yapalım. Ama işte yıkılmış, zamanına bakılmamış, gerçekten çok yerler var. Bu da bize bir külfet getiriyor. Sonuçta hep belediyemiz yıkıyor. Evet, belki bir tarihimiz yok oluyor ama belediyenin de yapacağı bir şey yok. Burada yıkmak zorunda, göçüyor. Vatandaş diyor ki, ‘kafaya kiremit düşecek’ veya birisinin üstüne bir parça düşecek. Yıkılma tehlikesi var. Ne yapılacak? Genelde hep böyle bizim mahallemizdeki yerler, bu tür yerler mirasçı. Çok mirasçı. Bu durum yıllardır böyle. Örneğin İnönü Caddesi’nde 38 tane mirasçı var. Yıllardan beri arabaların üzerine yukarıdan tahta parçaları düştü, kiremit düştü. O 38 kişi ilgilenmiyor. Burada devletimize ve belediyemize çok yük düşüyor. Bu tür mirasçı yerlerin sorunu çözülmesi gerekiyor, mirasçılığın giderilmesi lazım. Belediye tarafından satın alınabilir. Ortaklığa gidemezsin, bir kişinin payını alırsın. Dava açılabilir, onları değerlendirebilirler. Ama 38 kişi yan yana gelmeyince, aşağı yukarı 15 senedir, konak diyelim ama konaklığı da kalmadı. Yıktıracağız diye biz emek verdik yani. Bu emeğin karşılığında da yoruluyorsun. Vatandaş geliyor ki, ‘Ya muhtarım, şuradan birisinin üzerine bir şey düşecek. Niye bu duruyor?’ Bir anda da oluvermiyor. Resmiyet farklı işliyor, geç işliyor biraz yani. Hızlı bir şekilde çözüm sağlanabilir aslında. Normal bir vatandaş gözüyle veyahut da resmiyet gözü çok farklı. Şahıs olsak adam bir günde yıkar, geçer, yeri düzeltir ama resmi işler biraz, prosedürü çok olabilir. Çok uzun sürüyor maalesef” ifadelerini kullandı. 

Özellikle gece saatlerinde tarihi mahallelerin sessizliğe büründüğünü belirten Küçüktarakcı, “Burada pansiyonların yapılması lazım. Madem bina yapılmıyor, yüksek katlı binalar yapılmıyor, o zaman bu gelen turistlere bizim konaklama yerleri açmamız lazım. Tamam, otellerimiz var ama otellerimizin fiyatları da yüksek. Halbuki burada pansiyonlarımız olsa, gece sokağımız da hareket olacak. Ben her gece aşağı yukarı dükkânımı kapatınca gece 10 gibi sokağa çıkıyorum, geziyorum mahallemi, bir eksiği var mı diye bakıyorum. Bir lambası patlak mı? O konuda hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Arza kaydı oluşturduğumuz an geliyor. Anında sokak aydınlatmaları yapılıyor. Orada bir sorunumuz yok. Nasrullah çevresi Kastamonu’nun en merkezi bir yeridir. Gerçekten üzülüyorum. Gece saat 10 civarı bir tane Allah’ın kulu yok. Sokaklar ve meydan bomboş. Ama bir Kuzeykent’e bakın, ben kıskanıyorum açıkçası. Kuzeykent’e gittiğin zaman orada hareketlilik var. Niye bizim bu kadar maneviyatı yüksek mahallelerimiz, bu kadar atıl hale geldi? Yani güzel hizmet var. İşte o taşlar döşendi. Ruhani bir şey var, hava var orada, atmosfer var. Ama vatandaşlarımızı hareketlendirecek bir şeylerin de olması gerekiyor. Yani bu da benim gördüğüm işte pansiyonlar olursa bu bölgelerde bir hareketlilik olur diye düşünüyorum. Esnaf da geç kapatır böylelikle. Esnafımız fazla iş olmadığı için erken kapatıyor. Ne yapacak başka? Turistlerimiz var, görüyorum. Gece insan nerede çay içebilir veya nerede yemek yiyebilir. Böyle bir durumda o adam bir daha gelir mi? Gece yemek yiyecek yer yok, çay içebilecek veya soğuk bir şey içebilecek yerimiz yok. Her yer kapalı. Gelen insan, ‘Ya Kastamonu’ya gece geldiğimiz zaman aç kaldık veya bir şey içemedik’ der, bir daha gelmeyebilir. Ama bahsettiğim durumlar olsa, yapılsa böyle bir yerler, yani gece 12’ye kadar, yaz döneminde gece 1’e kadar her yer açık olur, sokaklar ve meydanlar hareketli olur diye düşünüyorum. Yani amacım, inşallah böyle yerler yaptırabilmek. Yetkililerimizden de bu konuda bir hareket bekliyoruz. Umutluyum, umudumu hiçbir zaman yitirmedim” dedi.

‘Turisti Mahalleye Sokmak Lazım’

Cumhuriyet Meydanı’ndaki bazı yol düzenlemelerinin yeniden değerlendirilmesini isteyen Küçüktarakcı, “Genelde bizim mahallemize giriş Olukbaşı tarafından oluyor, bu bölgeye giriyor. Cumhuriyet Meydanı’nda eskiden benim mahalleme, Adalet Çarşısı’ndan giriş vardı. Maalesef kapatıldı o yol. Kapatıldığı zaman mesela yabancılar, eski mahalleye girecek nokta bulamıyor. Burayı gezemiyor, görmüyor. Ben genelde tatile gittiğim zaman, şehrin göbeğine inerim. Şöyle iki yana bakarım, yabancı bir yere gittiğim zaman hangi yol açıksa, varsa giderim. Ama bizim bunlara giriş noktasını kapattılar. Dolayısıyla yabancılar da sıkıntı yaşıyor. Trafik sıkışık, en sıkışık bölgelerden birisi bu bölge. Bu mahallelere girmiyorlar veya hatta işte görmek istemiyorlar. ‘Ya ben kaçırdım bu bölgeleri, geri dönmeye gerek yok artık’ deyip çekip gidiyorlar. Bir ara şelale yapıldı meydandaki kavşağın olduğu yere. Bu şelale yıkıldı. ‘Oh’ dedim, ‘yıkıldı, yol açılacak’ diye bir beklentim vardı. Ama hala daha o yol açılmadı. Mantık olarak ben hani mahallemin problemlerini anlatıyorum. Gördüğümü söylüyorum. Yetkililerden ben buranın açılmasını talep ediyorum. Açılsın ki gelen yabancılar bu mahallelere girsin. Yine diyorum, madem turistten kazanacağız, turisti mahalleye sokmak lazım. Gelip de aşağıda AVM’nin önüne yönlendirmememiz lazım veya Kuzeykent’e yönlendirmemek, zorlaştırmamak lazım. Bence çok önemli trafik sorunu. Ben mesela Adalet Caddesi’ni geziyorum. Esnaflar gerçekten kan ağlıyor. Yani yolun ters dönmesiyle o kadar işlerimiz düştü ki, yani diyor ki vatandaş, ‘Çıkış sadece burası.’ Çıkışta ne alsın ki? Yani girecek ki alacak. Esnaflarımız da bu durumdan çok şikayetçi, ticaretimiz bitti resmen. Ufak esnaf ayakta dursun. Ben ufak esnaf düşünen bir insanım. Büyük esnaf nasıl olsa bir şekilde parasını kazanıyor. Yani kapanmaya başladıysa bu esnaflar gerçekten de çok üzücü. Bir bölgeyi esnaf hareketlendiriyor. Bazen mahalle kültürü yaşıyor. Yani bir kapının önüne oturup tabii çay demleyip komşuların sohbet ettiği akşamları olsun, gündüzleri olsun durumları görüyorum, ben seviniyorum. Yani daha lüks mahallelerde bu olay yoktur. Apartman, apartmandakini tanımıyor. Yani komşuluk ilişkileri yok. Ama bizim kültürümüz, komşu komşuya her zaman muhtaçtır. Burada öyle bir yardımlaşma da var yani mahallemde. Yani mağdur bir komşusu varsa vatandaş duyarlı. Bir şekilde ya bizlere ulaşıyor, ya hayır kurumlarına uğraşıyor. Onun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Ama tahminime göre lüks mahallelerde böyle bir şey olmadığını tahmin ediyorum yani. Oturanlar şanslı, genelde herkese memnun komşuluk açısından. Ama binaların eski, atıl olmasından tabii kimse memnun değil. Bir yenilenmesi gerekiyor. Bir kentsel dönüşüm gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘Muhtarlara Biraz Yetki Verilmesi Gerekiyor’

Önümüzdeki dönemde de muhtarlığa devam etme niyetinde olduğunu belirten Küçüktarakcı, “Ben burada esnafım. Yani bu muhtarlığı yapmak zorundayım. Muhtar olmasam dahi ben yine muhtarlık yapıyordum, yapıyorum. Çünkü ben dükkanımı sabahın 7’sinde açıyorum, gecenin 12’sine kadar ben bu mahalledeyim. Yani sadece mahallem değil. Kastamonu’nun genelde bütün sorunlarını az çok tahmin ediyorum ve biliyorum da. Esnaf ruhlu bir insanım. Hep iyilik yapmayı isterim, severim. Ben muhtar olmasam yine ben bazı şeylerde, konularda muhtar gibi davranacağım. Ben muhtar olmadan önce de zaten vatandaşın uğrak noktası durumundaydım. Yani iş yerimin bulunduğu konum köşe başı olmasından dolayı. Dolayısıyla büyük ihtimalle muhtarlığa önümüzdeki dönemde de devam niyetim olacak, öyle görünüyor. Ama ben bazen böyle açık konuştuğum için de belki severler, sevmezler bilmiyorum ama kurumlarımızın bizim yanımızda olması lazım. Kurumlar olmayınca fazla bir iş başarılı olamayınca biraz uzaklaşıyorsun muhtarlıktan. Yani bir işin oluyor, yapılmayınca bir yapılmıyor, iki yapılmıyor. Tabii bu, yapılmayan şahsi iş demiyorum, vatandaşın talebi doğrultusunda. Sallayıp, ertelenince azim kalmıyor açıkcası. Azim kalmayınca da ‘Ben niye muhtar olayım o zaman, bir iş yaptıramıyorum’ düşüncesine kapılıyorsunuz. Ben belediye de olsun, devletin kurumları da olsun, hiçbir zaman olumsuz bir şey istemem. İstemedim de zaten. Önceki belediye yönetimi de bilir, şimdiki de bilir. Diğer devletin kurumları da bilir. Mantık çerçevesinde ne olması gerekirken bu tür istekler yapılmadığı zaman ben biraz ince düşünüyorum herhalde. Bir kırılmalar yaşıyorum şahsım adına. Yaşayınca da kendime zarar veriyorum. Kafaya takıyorum açıkçası, ‘neden olmadı, ne olmadı, niye yapılmadı?’ diye sürekli düşünürüm. Sonuçta ama insandır. Bir yerde kaldıramayacağı yük yüklenirse, bize işler beceremezsek, yapamazsak diye düşüncelere kapılabiliriz. İnşallah devletimiz güçlü olsun, belediyemiz güçlü olsun. Bizim elimizde sihirli bir değnek yok. Biz resmî kurumlar ne kadar güçlüyse biz o kadar başarılı oluyoruz. Belediyemiz ne kadar hizmet verirse, biz o kadar ayakta durabiliyoruz. Belediyemiz bize hizmet ederse biz mutlu oluyoruz. Diğer kurumlarımız hizmet ederse mutlu oluyoruz. Ama hizmet etmedikleri an biraz etkileniyoruz bu durumdan. Ayrıca, muhtarlığa da düzgün insanlar seçilmesi gerekiyor. Ben insanları küçümsemiyorum. Mesela muhtarlığımız bazı kurumlarda çok değerliydi. Şu anda bir diğerinin kalmadığını görüyorum. Benim şahsi görüşüm. Yani oturaklı insanların olması gerekiyor bu işte. İşi bilen insanların olması gerekiyor. Ama bazen dengesiz arkadaşlarımız oluyor. Yani bir toplantılarda vesaire değişik konuşmalar yapıyor. Kurumlarda bence muhtarlığın bir değeri kalmadı. Ama ben üçüncü dönemde de, birinci dönemde de, ikinci dönemde de çok güzel muhtarlıklar yaptık. Ama şu dönemde böyle herkes kabuğuna çekilip, yani sanki ne bileyim bir şey bekliyormuş durumuna düştük.  O yüzden muhtarlara biraz yetkiler verilmesi gerekiyor. Yani heyecan yaratılması gerekiyor. Şu anda sönük bir muhtarlık dönemindeyim. Her şeyi açık, net bir şekilde anlatıyorum. Şu anda mahallemiz kalkınmıyor, mahallemiz göç veriyor. Mahallemiz dibe batıyor. İşte yetkililerimiz ne yapabilir, bunu oturup konuşmamız lazım” diyerek sözlerini tamamladı. 
 

 

Özel Haber

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05531914755
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!
WhatsApp İhbar Hattı
05531914755
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!