Misafir

Bir Öfke Kaç Hayat?

Misafir

İnsan, öfkesinin sonunu hiç düşünür mü? Bir gün haklı çıkmak uğruna verdiği mücadelenin, yıllar sonra geride yalnızca pişmanlıklar ve yarım kalmış hayatlar bırakabileceğini hesap eder mi? Yoksa insan, kendi acısına öylesine kapılır ki başkasının yaşayacağı acıyı göremez mi? Bazen bir düşmanlık, yıllar önce söylenmiş bir sözle başlar. Zaman geçer, insanlar değişir ama kin değişmez. Aksine, anlatıldıkça büyür, hatırlandıkça kök salar. Bir zamanlar iki insanın arasında kalan mesele, gün gelir ailelerin meselesi olur. Sonra o ailelerin çocukları büyür, geçmişin hikâyelerini dinler ve belki de hiç yaşamadıkları bir düşmanlığın tarafı hâline gelirler. Peki, bir husumet kaç hayat alır?

İnsanların hayatını kaybettiği bir olayın ardından bu soruyu sormamak mümkün mü? Bir baba, kardeşi ve oğulları… Birbirinden farklı hayatlar, ortak hatıralar ve yarım kalanlar. Her birinin dönmeyi beklediği bir evi, kendisini bekleyen insanları vardı. Belki sıradan bir iş günün ardından eve dönmeyi, sevdikleriyle aynı sofraya oturmayı düşünüyorlardı. Fakat artık o evlerde bazı sesler bir daha duyulmayacak. Asıl acı, geride kalanların hayatına bakınca daha da derinleşiyor. Bir eş, hayatını paylaştığı insanın yokluğuyla baş başa kalıyor. Bir çocuk, büyürken yanında olmasını beklediği babasının eksikliğini taşıyor. Belki henüz dünyaya gelmemiş bir bebek, babasını yalnızca başkalarının anlattığı hatıralardan tanıyacak. Bir gün diğer çocuklar babalarının ellerinden tutarak yürürken o, babasının nasıl güldüğünü, sesinin nasıl olduğunu, kendisine nasıl sesleneceğini merak edecek. Bazen bir ölüm, yalnızca geride kalan bir boşluk değil; yaşanması mümkün olan bütün günlerin de eksilmesidir. Bir çocuğun ilk okul günü, bir doğum günü, ailece kurulacak bir sofra… Hayatın sıradan görünen bütün ayrıntıları, bir anda ulaşılması mümkün olmayan hayallere dönüşebilir.

Üstelik bütün bunlar, belki de yıllar önce başlayan bir husumetin sonucudur. Peki, geriye kalan acı kimin haklı olduğunu değiştirebilir mi? Bir insanın kaybı, başka bir insanın kaybıyla telafi edilebilir mi? İntikam, eksilen bir hayatı geri getirebilir mi?

Hayır. Öfke, insana bazen haklılığın her şeyi meşru kıldığı yanılgısını yaşatır. Oysa haklı olduğunu düşünmek, başkasının hayatı üzerinde hüküm verme hakkı değildir. Bir anlaşmazlığın çözümü, yeni acılar yaratmak olamaz. Adaletin amacı da intikam almak değil, gerçeği ortaya çıkarmak ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesini sağlamaktır. Ne yazık ki bazı düşmanlıklar, yaşayanlardan daha uzun ömürlüdür. İnsanlar gider, yıllar geçer, fakat kin bir sonraki kuşağa aktarılabilir. Böylece çocuklar, kendilerinin başlatmadığı bir hikâyenin yükünü taşırlar. Oysa hiçbir çocuk, doğduğu dünyada kimin düşmanı olması gerektiğini öğrenmek zorunda kalmamalıdır. Hiçbir aile, geçmişten kalan bir öfkenin geleceğini belirlemesine mecbur bırakılmamalıdır. Asıl cesaret, yıllardır süren bir husumeti devam ettirmekte değil, onu sona erdirecek adımı atabilmektedir. Geçmişte yaşananları unutmak zorunda değiliz; fakat geçmişin acısını yeni insanların kaderine dönüştürmek zorunda da değiliz

Bir gün şehirde hayat yeniden olağan akışına dönecek. Sabahlar aydınlanacak, sokaklardan insanlar geçecek, çocuklar büyüyecek. Fakat bazı evlerde eksilen insanlar her zaman hatırlanacak. Bazı sorular cevapsız, bazı özlemler karşılıksız kalacak. Ve belki de yıllar sonra biri, bütün bunların neden yaşandığını anlamaya çalışacak. Bir anlaşmazlığın nasıl olup da insanların hayatına mal olduğunu, bir öfkenin nasıl bu kadar büyüyebildiğini soracak. O zaman verilecek en zor cevap şu olabilir: İnsanlar bazen haklı çıkmayı, birbirlerini anlamaktan daha önemli gördüler.

Oysa hayat, kimin son sözü söylediğini hatırlamak için değil, birlikte yaşanabilecek güzel günler için var. Bir öfkenin kazananı olduğunu düşünenler olabilir; fakat geride gözü yaşlı çocuklar, yarım kalmış hayatlar ve eksilen aileler varsa gerçekten kazanılmış ne vardır?

Belki de asıl soru, bir öfkenin kaç hayat aldığı değil; kaç hayat daha eksilmeden sona erdirilebileceğidir.

Ezgi Uysal

Bir Öfke Kaç Hayat?

Yazarın Diğer Yazıları