• Haberler
  • Genel
  • Mescid-i Aksa'ya Özgürlük Yürüyüşü Yapıldı

Mescid-i Aksa'ya Özgürlük Yürüyüşü Yapıldı

İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından Kışla Parkı'ndan Cumhuriyet Meydanı'na kadar Mescid-i Aksa'ya Özgürlük Yürüyüşü gerçekleştirildi.

İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından Kışla Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar Mescid-i Aksa’ya Özgürlük Yürüyüşü gerçekleştirildi.

Cumhuriyet Meydanı’nda son bulan yürüyüş sonrası açıklamada bulunan İHH İnsani Yardım Vakfı İl Temsilcisi İdris Güler; “Önümüzdeki hafta İspanya’dan Gazze’ye 200’ye yakın gemi hareket edecek. Ayrıca karadan da hareket bir hareket başlatmayı planlıyorlar. Bizden de Kastamonu olarak bir gemi almamızı istediler. Fakat Şerife Bacı’nın torunları olarak bir gemi alamadık. Bizim ecdadımız yoklukta İstiklal Mücadelesinde malını, canını feda ederek bu vatanın kurtulmasına vesile oldu. Bizde bu şuurda hareket ederek, bir de gemi alarak ve içine birde temsilci bindireceğiz. Bu konuda desteklerinizi bekliyoruz” dedi.

‘Abluka İnsan Yapımı Kıtlık, Kontrollü Ve Stratejik Aç Bırakmaktır’

Gazze’ye değinerek açıklamalarına devam eden Güler; “Gazze’de yaşanan insani felaket artık kriz değildir. Sistematik, yok ediş ve soykırımdır. Aylar boyunca süren abluka, kapalı sınırlar, engellenen yardımlar, hedef alınan sağlık altyapısı ve sivillere yönelik ağır ihlaller Filistin halkının yaşam hakkını bilinçli ve planlı bir biçimde ortadan kaldırmaktadır. Uluslararası hukuk askıya alınmış, temel insani normlar işlevsiz hale getirilmiştir. Gazze’de Filistin halkına yönelik sürmekte olan İsrail soykırımı 78 yıldır devam eden yok etme siyasetinden, mülksüzleştirme ve temel hakları inkarın üzerine kurulu sömürgeci düzenden bağımsız ele alınmaz. Filistin’den bakıldığında uluslararası sistem 1948’den bu yana başarısız olmuştur. Bugünde bu başarısızlık sürmektedir. Bu durum sadece normların uygulanmamasıyla açıklanamaz, Filistinlilerin maruz kaldığı yerleşimci sömürge tahakkümü, süreklilik arz eden yapısal bir şiddet rejimidir. Gazze bu rejimin ve ondan türeyen mekanizmaların artık tasfiye edilmesi gerektiğini tüm dünyaya açık bir şekilde göstermektedir. Ateşkes ilanın üzerinden 132 gün geçti. Ancak sahada sükûnet olarak sunulan tablo gerçekte ablukanın devamıyla işletilen sistematik boğma rejimidir. İlk 100 günde ateşkes binden fazla ihlal edilmiş, 477 Filistinli hayatını kaybetmiştir. 7 Ekim’den bu yana 76 bin 230 sivil, çocuk ve kadın öldürülmüş, 174 bin kişi yaralanmıştır. Nüfusun neredeyse tamamı en az bir kez yerinden zorla edilmiştir. Suya erişim yüzde 98 oranında azalmış, uluslararası yardım misyonlarının neredeyse tamamı engellenmiştir. Bu koşullarda ateşkes Filistinliler için bir koruma değil, ölümle, idarisini zamana yayan bir örtüye dönüşmektedir. Çünkü abluka sadece bir güvenlik uygulaması değildir. Abluka insan yapımı kıtlık, kontrollü ve stratejik aç bırakmaktır. Soykırım amaçlı yıkımın temel araçlarından biridir. Bugün karşı karşıya olduğumuz bir diğer tehlike ise ablukayı normal gibi gösteren planlardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararı ile Trump Planı BM mührü alıp hukuki nitelik kazanmıştır. Gazze’ye tamamen bir yabancı vesayeti, bir sömürgeci vesayetinde bir yönetim layık görülmüştür. Gazze’ye fiili bir yabancı vesayet dayatılmakta, Filistin halkı idare edilecek bir nüfus statüsüne indirgenmektedir. İnsani yardımların siyasi ve askeri koşullara bağlanması yardımın tarafsız ve bağımsız niteliğini ortadan kaldıran bir kapı bekçiliği rejimi yaratmaktadır. Bu durum işgalci gücün insani yardımı koşulsuz sağlama yükümlülüğüyle açıkça çelişmektedir. Tamda bu nedenle Filistin halkına izin verildiği kadar yaşama dayatmasını ve bu sömürgeci düzenlemeleri ret ediyor, Gazze’nin manda haline getirilmesini kabul etmiyoruz. Filistin için çözüm lütufçu bir insancılık çerçevesine hapsedilmiş kontrollü yardım mekanizmaları değildir. Çözüm karada ve denizde özgürlük, yaşam hakkıyla birlikte siyasi öznellik ve kendi kaderini tayin hakkını fiilen kullanabilmesidir” ifadelerini kullandı.

‘Global Sumud Filosu’na Türkiye Olarak Katıldığımızı Buradan İlan Ediyoruz’

Güler son olarak; “Özgürlük ve Sumud Filosu bu bağlamda küresel sivil direnişin somut halidir. Bu girişim uluslararası mekanizmaların yetersiz kaldığı bir zeminde ortaya çıkmış, sadece insani yardım değil, ablukanın hukuka aykırılığına karşı küresel ölçekte yükselen barışıl bir sivil itirazdır. 2010 yılında Mavi Marmara ile başlayan bu onurlu yürüyüş, denizlere ve vicdanlara prangalar vurulmayacağını göstermiştir. Bizler, Özgürlük ve Sumud Filosu Türkiye ekibi olarak bu adaletsizliğe sessiz kalmamak için bir araya geldik. Bu küresel halk hareketin yalnızca destekçisi değil, sahada, denizde ve tarihin bu kritik anında tekrar sorumluluk alan fiili bir parçayız. Global Sumud Filosu’na Türkiye olarak katıldığımızı buradan ilan ediyoruz. Gazze’ye yönelik hukuka aykırı ablukayı kırmak, Filistin halkının yaşama hakkını, insan onurunu ve kendi kaderini tayin etme hakkını fiilen savunmak üzere yeniden yola çıkışımızı duyuyoruz. 150’i aşkın ülkeden binlerce katılımcının yer alacağı Global Sumud Filosu 100’ü aşkın gemi ve tekneyle İspanya’dan Akdeniz’e açılacak. Bu sefer tek bir kurumun değil, küresel sivil toplumun ortak iradesidir. Herhangi bir siyasi ajandaya bağlı olmaksızın yalnızca insani erişimi esas alan çok uluslu bir koalisyondur.  Bu filo bir merhamet gösterisi değil, Filistin halkının haysiyetini, özgürlüğünü ve eşitliğini savunan barışıl bir sivil harekettir” diye konuştu.

Özel Haber

Bakmadan Geçme